Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
    1590 research outputs found

    Fuzzy logic applications in horticulture and a sample design for juice volume prediction in pomegranate (Punica Granatuml.)

    No full text
    Fuzzy expert systems search for a solution based on the expertise of people who are experts in a particular field. This could be described as a kind of advisory system edited on computer. The use of natural language on the basis of fuzzy logic and easier understanding of system logs provide this technique to resolve many daily and current problems. In this study, a sample expert system to estimate juice volume in pomegranate was designed, using the fuzzy logic method, which closest to the logic of the human mindset. Recording of data was performed on the private farm of the province of Siirt, Turkey. The Fuzzy Logic Interface of MATLAB Program was used in the designing phase of the system. The evaluation of the model was carried out according to coefficient of determination and coefficient of correlation. The model revealed R2 = 80% coefficient of determination, and r = 0.89 coefficient of correlation. With more informative parameters, the error rate can be decreased. Fuzzy logic seems one of the useful tools with prediction purposes in horticulture

    Prunus cinsi

    No full text
    Bu çalışma melezleme ile elde edilen Prunus cinsine ait bazı anaç adaylarının çelikle üretilebilme olanaklarının araştırılması için Kahramanmaraş Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü seralarında 2018 ile 2019 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada 5 farklı kombinasyonda 134 adet melez klon anaç adayı genotipler ile 2 adet kontrol anacı olmak üzere toplam 136 adet klon anacı kullanılmıştır. Çelikle çoğaltma çalışmaları sonucunda; kontrol anaçları hariç 41 adet genotipte köklenme beklenilen seviyede gerçekleşmemiş, 45 adet genotipte % 25’in altında köklenme gerçekleştiğinden dolayı değerlendirmeye alınmamıştır. 48 adet genotip ve 2 adet kontrol anacı olmak üzere toplam 50 adet anaçta köklenme değerleri ise değerlendirmeye alınmıştır. Ağaçların durgun dönemlerinde 1 yıllık sürgünlerden yaklaşık 20-25 cm boyunda her genotipten 180 adet, kontrol anaçları da dâhil toplam 9.000 adet çelik köklendirmeye alınmıştır. Çelikler 60 gün köklendirme havuzlarında, tam kontrollü seranın içinde bulunan köklendirme havuzlarına, 2500 ppm IBA dozunda hormon uygulanarak köklenmeye alınmıştır. Köklendirme çalışması, tesadüf parselleri deneme deseninde 3 tekerrürlü, her tekerrürde 60 bitki olacak şekilde kurulmuştur. Bu süre sonunda tüm genotiplerde % 0–90 arasında değişen oranlarda köklenme başarısı elde edilmiştir. Odun çelikleriyle köklendirme çalışmalarında köklenme yüzdesi, ortalama kök sayısı, ortalama kök uzunluğu değerleri ölçülmüştür. Değerlendirmeye alınan anaçların köklenme % değerleri % 28.09 ile % 90.88 arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır. En yüksek köklenme oranı % 90.88 ile FG-12 anacında olduğu, bunu FG-69, NG-3, FG-70 ve NGF-14 anaçlarının sırasıyla % 86.45, % 83.90, % 81.40 ve % 80.08 değerleriyle izlediği gözlenmiştir. En düşük köklenme % değerlerinin ise FG-58 (% 28.09) ve FG-24 (%28.85) anaçlarında gerçekleştiği gözlenmiştir. En yüksek kök sayısı değerinin 20 adet ile NG-4 anacında gerçekleştiği tespit edilmiştir, bu anacı FG-48 anacı (18.00 adet) izlemiştir. En yüksek kök uzunluğu değerinin NG-1 anacında (52 mm) olduğu, bunu NG- 4 (43 mm), NG-5 (37 mm) anaçlarının izlediği saptanmıştır. En düşük kök uzunluğu değerinin ise 1.33 mm ile FG-5 anaç adayında olduğu saptanmıştır. Yapılan çalışma sonunda fidan gelişme performansları da dikkate alındığında NG-1, NG-3, NG-4, NG-5, FG-12, FG-48 ve FG 69 anaç adayı genotiplerin çelikle üretim çalışması sonucunda ümitvar oldukları kanaati oluşmuştur.TÜBİTAK - 217O02

    Experimental analysis of current oscillations of barrier discharge by using p and n type semiconductor layers

    No full text
    Yarıiletken malzemelerin kararlılıklarının belirlenmesi için kullanılan yöntemlerden biriside bu malzemelerin değişken kuvvetli elektrik alanı ortamlarında ve farklı frekanslarda sergilediği davranışların incelenmesidir. Bu tez çalışmasında, bariyer boşalması (BB) sisteminde p ve n tipi yarıiletken tabakaların boşalmanın oluşumu ve gelişimi üzerindeki etkisi, düzlemsel elektrot konfigürasyonunda tek ve çift bariyerli olarak incelenmiştir. Deneyler rastgele belirlenen 50 Hz, 100 Hz, 200 Hz, 350 Hz ve 500 Hz frekanslı alternatif gerilim ile vakum, hava ve azot gazı ortamlarında gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan Yarıiletken Bariyer Boşalması (YBB) uygulamalarından elde edilen veriler ile Gerilim-Akım eğrileri oluşturularak boşalmanın akım osilasyonları incelenmiştir. Çalışmada YBB’nin frekans etkisini incelemek amacıyla boşalmanın Frekans-Akım eğrileri oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, elektrotların içinde bulunduğu ortamın basıncı ve gazın cinsi gibi parametrelerin boşalmanın gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. p ve n tipi yarıiletken tabakaların bariyer olarak kullanıldığı uygulamalarda yarıiletken malzemelerin vakum ortamında daha kararlı sonuçlar verdiği görülmüştür. Vakum ortamında n tipi; atmosferik basınçtaki hava ve azot ortamında ise p tipi yarıiletken malzemenin daha kararlı bir davranış göstermiştir. Yapılan uygulamalarda, düşük basınç, düşük gerilim ve düşük frekans koşullarında daha kararlı sonuçlar alınmıştır. Azot gazının genel durumlarda sistemin kararlılığını artırdığı görülmüştür. Vakum, hava ve azot gazı ortamlarında yapılan uygulamalarda frekansın artmasına karşılık, delinme olaylarının daha düşük gerilim değerlerinde meydana geldiği gözlenmiştir. Sisteme uygulanan frekansa bağlı olarak YBB sisteminde bir rezonans noktasının varlığı tespit edilmiştir. Alınan diyagramlardan boşalmaya ait bazı temel parametrelerin hesaplanma yöntemleri belirlenmiştir.ÖN SÖZ İİİ İÇİNDEKİLER İV TABLOLAR LİSTESİ Vİ ŞEKİLLER LİSTESİ Vİİ KISALTMALAR VE SİMGELER LİSTESİ İX ÖZET Xİİİ ABSTRACT XİV 1. GİRİŞ 1 1.1. Gazlarda Elektriksel Boşalmaların Tarihsel Kökleri 2 1.2. Bariyer Boşalmaları ve Gelişim Süreci 4 1.2.1. BB’de elektrot konfigürasyonları 6 1.2.2. BB sisteminde bariyerler 8 1.2.3. Bariyer boşalmasının parametreleri 9 1.2.4. Yarıiletken bariyer boşalması (YBB) sisteminin modellenmesi 13 1.2.4.1. Tek bariyerli iki tabakalı MGYM hücre modeli 13 1.2.4.2. Çift bariyerli üç tabakalı MYGYM hücre modeli 19 1.2.5. BB sisteminde kullanılan güç kaynakları 24 1.2.6. BB’de mikroboşalmalar 26 1.2.7. Paschen eğrisi 29 1.3. BB Sisteminde Boşalma Rejimleri 30 1.3.1. BB’de filamentli çalışma modu 31 1.3.2. Homojen BB’ler 32 1.3.3. Radyo frekansı tabanlı BB’ler 33 1.3.4. BB’de kılcal jet modu 34 1.4. BB Endüstriyel Uygulamaları 35 1.4.1. BB sisteminde ozon üretimi veya gazların işlenmesi 36 1.4.2. BB’ler ile ışık üretimi 38 1.4.3. BB’lerde üretilen plazma ile yüzey modifikasyonları 40 1.4.4. BB’de üretilen plazmanın tıp ve arındırma uygulamaları 41 1.4.5. BB yöntemi ile sıvıların arıtılması 42 2. LİTERATÜR ARAŞTIRMASI 43 3. MATERYAL VE METOT 52 3.1. Materyal 52 3.1.1. Yüksek gerilim transformatörü, güç kaynakları ve ölçüm sistemi 53 3.1.2. Yarıiletken bariyerler 54 3.1.2.1. Yarıiletken silikon tabakaların özellikleri 54 3.1.3. Deneysel çalışmada kullanılan hava ve azot gazlarının özellikleri 58 3.1.3.1. Hava 58 3.1.3.2. Azot 60 3.1.4. Boşalma reaktörü ve elektrot konfigürasyonu 61 3.2. Deney ve Metot 63 4. BULGULAR VE TARTIŞMA 65 4.1. Bariyersiz Düzlemsel Elektrot Sisteminde Elde Edilen Gerilim-Akım Öz Eğrileri 66 4.2. p Tipi Yarıiletken Tabaka ile Oluşturulan Tek Bariyerli YBB Sisteminin Boşalma Deneyi Analizi 71 4.3. p Tipi Yarıiletken Tabaka ile Oluşturulan Tek Bariyerli YBB’nin Gerilim-Akım Öz Eğrileri 76 4.4. n Tipi Yarıiletken Tabaka ile Oluşturulan Tek Bariyerli YBB’nin Gerilim-Akım Öz Eğrileri 82 4.5. p ve n Tipi Yarıiletken Tabakalar ile Oluşturulan Çift Bariyerli YBB’nin Gerilim-Akım Öz Eğrileri 86 4.6. p ve n Tipi Yarıiletken Tabakalar ile Oluşturulan Çift Bariyerli YBB’nin Frekansa Bağlı Akım Değişimi 91 4.7. Bariyersiz, Tek Bariyerli p Tipi, Tek Bariyerli n Tipi ve Çift Bariyerli (p-n tipi) Elektrot Konfigürasyonuyla Vakum Ortamında Yapılan Uygulamaların Karşılaştırılması 97 4.8. Bariyersiz, Tek Bariyerli p Tipi, Tek Bariyerli n Tipi ve Çift Bariyerli (p-n tipi) Elektrot Konfigürasyonuyla Hava Ortamında Yapılan Uygulamaların Karşılaştırılması 100 4.9. Bariyersiz, Tek Bariyerli p Tipi, Tek Bariyerli n Tipi ve Çift Bariyerli (p-n tipi) Elektrot Konfigürasyonuyla Azot Ortamında Yapılan Uygulamaların Karşılaştırılması 103 5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER 106 5.1. Sonuçlar 106 5.2. Öneriler 110 6. KAYNAKLAR 112 ÖZGEÇMİŞ 12

    Yeni ilkokul 4. sınıf Türkçe dersi öğretim programının programın ögeleri bağlamında öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

    No full text
    2017 İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programı’nı proramın ögeleri bağlamında öğretmen görüşlerine göre değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma tarama modeli niteliğindedir. Öğretim programına ilişkin görüşlerin belirlenmesinde; öğretim programının temel ögeleri olan hedef (amaç), içerik, eğitim durumları (öğrenmeöğretme süreci) ve ölçme-değerlendirme ögeleri esas alınmıştır. Araştırma için gerekli veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen "Öğretim Programına İlişkin Öğretmen Görüşleri" başlıklı veri toplama aracı ve yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşturulan görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri; Ordu ili Ünye ilçesindeki resmi ilkokullarda görev yapan 284 sınıf öğretmeninden, ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen 69 öğretmenden elde edilmiştir. Araştırmada görüşme yapılacak 34 öğretmenin belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde frekans (f) ve yüzdelerden (%) yararlanılmış; görüşme yoluyla elde edilen nitel veriler ise betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmada, program hedeflerinin bireye millî, manevi ve evrensel değerleri kazandıracak şekilde, açık ve anlaşılır olarak belirlendiği, ancak hedeflerin Türk Milli Eğitimi’nin genel ve özel amaçlarıyla uyumlu olmadığı; program içeriğinin bireylerin ilgi ve gereksinimleri ile gelişim özelliklerini ve hazırbulunuşluk düzeylerini dikkate aldığı, ancak içeriğin çok yoğun olduğu; öğrenme-öğretme sürecinin uygulamaya dayalı ve çağdaş öğrenme-öğretme yöntem, teknik ve stratejilerine uygun olduğu; ancak öğrenmeöğretme sürecinin, öğrenci merkezli ve bireysel farklılıkları dikkate alarak hazırlanmadığı; programda öngörülen ölçme-değerlendirme anlayış, yöntem ve tekniklerinin, hedeflere ve program içeriğine uygun olduğu, ancak ölçmedeğerlendirme sürecinde bireysel farklılıkların dikkate alınmadığı ve programda belirtilen ölçme-değerlendirme ölçüt, yöntem ve tekniklerinin ders süresi açısından uygulanabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır

    Kur’an ekseninde evrendeki uyumun sosyal barışa yansımaları

    No full text
    Kâinat, hiç kimsenin herhangi bir uyumsuzluk ve düzensizlik tespitinde bulunamayacağı şekilde, muhteşem bir planlama ve mükemmel bir hesaplama ile meydana gelmiştir. Evren, görünüşüyle, bünyesinde barındırdıklarıyla ve tüm mekanizmaların birbiriyle uyumlu olarak çalıştığı sistemiyle bir ihtişam abidesidir. Kâinattaki her şey kendi zıtlarıyla beraber, müthiş planlanmış bir uyumun ortaya çıkardığı ahenkle evreni meydana getirmektedir. Bu uyumun hiçbir zaman bozulmadığı ve hedefinden sapmadığı insanlar tarafından her an için gözlemlenebilen bir olgu olduğu aşikârdır. Zira ne gece gündüzün ne de yer göğün görevini üstlenmeye çalışmadan her varlık kendine tahsisi edilmiş görevi hakkıyla yerine getirmektedir. Diğer bir deyişle evreni oluşturan tüm unsurlar bir çarkın dişlileri misali muhteşem bir uyumla çalışarak birbirlerine yardımcı olmaktadırlar. Hem kâinata nizam veren, hem insanı yaratan hem de vahiy yoluyla insanlara istek ve talimatlarını bildiren Allah, insanı muhatap almış ve ona din olarak seçtiği sistemin adını barış anlamına gelen İslâm koymuştur. Ona yarattığı evrene bakıp ibret almasını, evrende kendisi için pek çok ibret örnekleri olduğunu bildirmiştir. Eğer evrendeki nizam ve intizama tabi olarak yaşarsa insanın mutlu olacağını, aksi takdirde âlemdeki düzenin bozulacağını ve bu bozulmadan kendisinin de etkileneceğini bildirmiştir. Böylece insana yaşadığı süre içinde yeryüzünü imar ederek; orada barışı, huzur ve esenliği tesis etmesini emretmiştir. Bu tebliğde Kur’an ayetleri ekseninde, evrendeki uyum ve düzene dikkat çeken Kur’an’ın göklerden, yerden, denizlerden, orada balık gibi yüzen gemilerden, gökte uçan kuştan ve daha pek çok şeyden ibret almasını insanlığa öğütlemesi ve bu öğütlerin insanoğlunun hem kendisiyle hem de yaşadığı toplumla barışmasına sunacağı katkılar üzerinde durulacaktır. Bunun sonucunda Kur’an’ın bugüne ve tüm zamanlara verdiği barış mesajı ortaya konmaya çalışılacaktır

    Evaluation of some Trichoderma species in biological control of potato dry rot caused by Fusarium sambucinum Fuckel isolates.

    No full text
    Fusarium dry rot of potato is a major disease caused by several Fusarium species, and Fusarium sambucinum Fuckel is considered to be the most aggressive species in worldwide, including Turkey. Biological control based on the use of microorganisms to suppress tuber diseases offers an attractive alternative that has gained great attention due to the significant potential. Several fungal biocontrol agents have been used in plant disease control, and Trichoderma group has been reported as effective against tuber pathogens such as F. sambucinum. This study was carried out under in vitro and in vivo conditions. During in vitro conditions, the effects of fifteen Trichoderma isolates (T. asperellum ÖT1; T. viride VG18; T. viride VG19; T. harzianum TZ16, T. harzianum LO52; T. gamsii VG47; T. gamsii VG48; T. virens KB31; T. strigosum LO43, T. strigosum LO8; T. neokoningii A15; T. atroviride VG3; T. tomentosum VG2; T. Inhamatum KEB12; T. hamatum ÖT16) were studied against three isolates of F. sambucinum (Fs2, Fs3 and Fs4) in PDA medium by using duel culture technique in incubation at 22 ± 24 °C. The most effective isolates were T. virens KB31, T. gamsii VG47, T. hamatum ÖT16, T. asperellum ÖT1, T. harzianum LO52, T. atroviride VG3, respectively. During in vivo conditions, potato tubers, CV. Desire were wounded and inoculated with 1 ml of Trichoderma isolates suspensions (107 spores mL-1), 24 h prior inoculation by F. Sambucinum. Reduction rate of dry rot in tubers was recorded during 5-6 weeks of incubation at 20-24 °C to compare with control treatments. Tuber dry rot was reduced by the antagonistic fungal isolates with different rates. The most effective isolates were T. viride VG18, T. asperellum ÖT1, T. harzianum TZ16, T. virens KB31 and T. inhamatum KEB12, respectively. Potato tubers were also treated with commercial seed fungicides named Celest-Max® (Fludioxonil, SC 100 g/l)] and Quadris® (Azoxystrobin, SC 250 g/l). The results revealed that Fludioxonil treatments were more effective compared to Azoxystrobin treatments and the biological control agents

    γ-Al2O3 supported/Co-Cr-B catalyst for hydrogen evolution via NH3BH3 hydrolysis

    No full text
    This assay investigates the Co-Cr-B catalyst effect supported on γ-Al2O3 to produce hydrogen (HG) from ammonia-borane hydrolysis (ABH). For characterization of this catalyst, SEM-EDX, XRD, FTIR and BET surface area analysis were performed. The maximum hydrogen generation rate (HGR) with this catalyst used for the ABH was 3260 ml min−1 g−1catalyst. The recyclability tests for the Co-Cr-B/γ-AlO3 catalyst on the ABH have maintained an activity of 68% even after four hydrolysis treatments. Also, the activation energy (Ea) obtained using the Co-Cr-B catalyst supported on γ-AlO3 for the ABH was 56.06 kJ/mol

    TÜRKİYE’DEN PROBLEMLİ TAKSON THLASPI STYLOSUM (BRASSICACEAE) ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

    No full text

    Serbest Etkinlik Uygulamalarının Sınıf Öğretmenlerinin Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi

    No full text
    İlkokul 1, 2 ve 3. sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin serbest etkinlikler dersi uygulamasına yönelik görüşlerini almayı amaçlayan bu araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerinde bulunan 206 ilkokulda görev yapan 2804 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi ise 372 öğretmenden elde edilen ölçeklerden oluşmaktadır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. İlkokul öğretmenlerinin serbest etkinlikler dersini uygulama düzeylerinin; cinsiyete, mesleki kıdeme, okutulan sınıf mevcuduna, okutulan sınıf düzeyine, mezun olunan okul ve bölüme, lisansüstü eğitim alıp almama durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri olan bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin serbest etkinlikler dersine yönelik görüşlerinin cinsiyet değişkenine, mesleki kıdemlerine, sınıf düzeyi ve mezun olunan fakülte değişkenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Serbest etkinlikler dersine yönelik öğretmen görüşlerinin sınıf mevcutlarına göre sorunlar boyutunda farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, ilkokullarda uygulanan serbest etkinlik saatlerine ilişkin görüşlerinin lisansüstü eğitim alma durumlarına göre planlama ve uygulama boyutlarında lisansüstü eğitim alan öğretmenlerin lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür

    Some applications of novel numerical methods for differential equations

    No full text

    0

    full texts

    1,590

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Siirt University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇