Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
    1590 research outputs found

    Yaygın din eğitim kurumlarında teknolojinin önemi ve kullanımı

    No full text
    Teknolojik gelişmelerin ivme kazandığı günümüz bilgi çağında, teknoloji kullanımı her alanda vazgeçilmez bir hal almıştır. İnsan hayatının her safhasında var olan teknolojik araç ve gereçlerin insanlara sunduğu fırsatlar ile kişilerin yaşam tarzlarında, bilgiye erişim şekillerinde insanların öğrenme ve öğretme alışkanlıkları vs. üzerinde değişimler yaratmıştır. Bu teknolojik gelişim ile yaşanan değişimler, insana dair en önemli alanlardan biri olan eğitimde de kendini göstermiştir. Çağa uygun olarak modern öğretim araç ve materyallerin eğitim sisteminde kullanılması kaçınılmaz bir durum haline gelmiş; bu sebeple de klasik öğretim metotlarından çağdaş öğretim metotlarına geçişte teknolojinin eğitime entegre edilmesi amaçlanmıştır. Bu durum keza din eğitimi için de geçerlidir. Ancak sadece din eğitiminin verildiği örgün din eğitim kurumlarında değil yaygın din eğitim kurumlarında da teknolojinin eğitime entegre edilmesi mümkün hale getirilmelidir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı; Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı yaygın din eğitim kurumlarında teknolojik materyal kullanımına ve din görevlilerinin yaygın din eğitiminde teknolojik materyal kullanımına ilişkin durumunu belirlemektir. Diğer taraftan genel eğitimde teknolojik altyapıyı iyileştirme amacıyla başlatılan Fatih Projesinin, yaygın din eğitiminde gerekliliği konusunda din görevlilerinin yaklaşımları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nicel araştırma metotlarından tarama modeli kullanılmış ve seçilen çalışma gurubuna anket tekniği uygulanmış, elde edilen bulgular betimlenmiştir

    THE EFFECTS OF TRICHODERMA SPECIES ON SOME PARAMETERS OF THE TULIP (TULIPA GESNERIANA CV. GOLDEN PARADE)

    No full text
    Among the applications that affect some features, especially flowering, in ornamental plants; are the physical growing environment, nutrient or chemical applications, irrigation, light and temperature regimes and organic-inorganic fertilizer applications. With these applications the plant, flower quality and flowering period may change. In this study, effects of some Trichoderma species (Trichoderma virens KB31, T. gamsii VG47, T. harzianum LO52, T. asperellum ÖT1 and T. hamatum ÖT16), on some parameters (plant sprouting rate, flowering start time, number of leaves, leaf length, leaf width, plant height, petal length, flower width and stem thickness) of tulip plant (Tulipa gesneriana cv. “Golden Parade”) are investigated under field conditions. The study was carried out between the years of 2017-2018 in the Application Garden of the Faculty of Agriculture of Siirt University. At the end of the study, the differences between the average values obtained from all the parameters except for the number of leaves, were found to be statistically important (p<0.05). The earliest flowering start time is 80.56 days and the maximum leaf number is 4.01 in T. harzianum LO52 application; application of Trichoderma virens KB31 has the maximum flower width of 55.66 mm; the highest plant height is 272.21 mm, the length of the petal is 61.22 mm and the stem thickness is 7.13 mm are obtained in T. asperellum ÖT1 application; while the highest leaf length is 88.58 mm and the leaf width is 44.24 mm and they are detected in T. gamsii VG47 application. In parcels control and T. hamatum ÖT16 applications are conducted, the flowering rate of tulip plants are found to be lower than other applications

    Taxonomical, morphological, palynological, anatomical and ecological investigations on monotypic genus Pachyphragma from Turkey

    No full text
    The target of this work was to examine the taxonomical, morphological, anatomical, palynological, and ecological features and geographical distribution of the monotypic genus Pachypragma (P. macrophyllum) growing in Turkey. The flowering and fruiting periods of the species were recorded. Sampling was performed at different areas during 2015 to 2016. In the morphological investigation, the description of the genus was updated as a result of comprehensive evaluations of many samples, and distinguishing characteristics of the species. Moreover, micrographs of the seed and pollen surfaces of the species were taken using scanning electron microscope. The seed surface ornamentation was reticulate or alveolate-reticulate. The pollen grains were mostly radially, isopolar, and prolate, with polar axes of 18.36 ± 0.27 µm and equatorial axes of 12.11 ± 0.18 µm, and their outlines were oval in the equatorial axes and elliptical in the polar axes. The pollen grains were mostly tricolpate. The anatomical structures of the stem, root, and leaf were also studied. The geographical dispersion of the taxon is along the borders of Turkey. The physical and chemical features of the soil with live taxa of the studied taxon were ecologically examined. The species risk category was determined in accordance with International Union for Conservation of Nature criteria

    SİİRT İLİNİN HAYVANSAL YAN ÜRÜN KAYNAKLI BİYOGAZ POTANSİYELİNİN BELİRLENMESİ

    No full text
    Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi içerisinde yer alan Siirt ilinin, 2014-2018 yılları arasında büyük ve küçükbaş hayvan sayıları ve işletme büyüklükleri verileri göz önünde bulundurularak, ilin büyükbaş ve küçükbaş sayılarındaki değişim ve işletmelere göre dağılımları belirlenerek, teorik ve reel yan ürün miktarları ve biyogaz üretim potansiyelleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler ve yapılan hesaplamalara göre ilde 2018 Aralık verilerine göre 5094 adet büyükbaş hayvan işletmesinde 27672 adet besi ve süt hayvancılığı yetiştiriciliği yapılırken, 5185 işletmede ise 1064193 adet küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlde 2014 yılında süt üreticiliği yapan hayvan işletme sayısı fazla iken son yıllarda bu sayı tersine dönerek besi işletmelerinin, dolayısıyla besi hayvanı sayısında önemli derecede artışlar görülmüştür. İlde son yıllarda büyükbaş işletme büyüklüğü açısından dağılımın 10-19 hayvan aralığında olduğu görülmektedir. Genel olarak bakıldığında ise ilde büyükbaş hayvan varlığında önemli oranda azalış olduğu görülmüştür. Buna yanında, büyükbaş işletmelerinin yaklaşık %92’sinin 20 baş ve altında olduğu, gübre yönetimine yardımcı olacak hayvancılık mekanizasyon araçlarıyla donatılmış modern ahırların azlığı dolayısıyla, bölge büyükbaş hayvan varlığının olası biyogaz potansiyeline katkısının sınırlı olacağı hesaplanmıştır. Bölgede yapılan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin ekstansif besleme şekilde olduğu mera yetiştiriciliğine dayandığından, hayvansal gübreleri toplama imkanının olmadığı için tüm küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin mevcut potansiyel içinde olamayacağı sonucu ortaya çıkmıştır. Yine de yapılan hesaplamalarda, mevcut hayvan varlığına dayalı olarak yaklaşık, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde yıllık, 277757,70 ton gübre, 9162532 m3 biyogaz ve bundan elde edilebilecek elektrik enerjisi 13,83 GWh olarak hesaplanırken, aynı şekilde küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinden, 314628,66 ton gübre, 11405288,9 m3 biyogaz ve 17,22 GWh elektrik enerjisi üretilebilecektir

    Almanca eserlerde çocuk Haçlı Seferleri

    No full text
    Almancada “Kinderkreuzzüge” olarak adlandırılan Çocuk Haçlı Seferleri, 13. yüzyılda Alman ve Fransız coğrafyasından birçok çocuğun Kudüs’ü Müslümanların elinden kurtarmak için başlattığı siyasi, dini, ekonomik ve sosyal bir harekât olarak bilinmektedir. Haçlı Savaşlarının Avrupa’da oluşturduğu kutsal birlik inancı, Kudüs’ün tekrardan Müslümanların eline geçmesi, Avrupa’da yaşanan ekonomik darlık, Papalık kurumunun birleştirici rolünün zedelenmemesi gibi hususlardan dolayı her dönem devam ettirilmeye çalışılmıştır. Papanın önderliğinde Alman papazlar ve Alman Şövalye Tarikatı gibi kuruluşların dini temsilcileri, Alman coğrafyasındaki bütün kilise ve manastırları gezerek, yapılacak bir Haçlı seferinin önemine değinmişler ve oluşacak olan bir ordu için hem askeri hem de maddi yardıma ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdir. Yapılan bu çağrılara yetişkinlerin yanı sıra çocuklar da kayıtsız kalmamış ve Almanya’nın Köln şehrinde Nikolaus, Fransa’da ise çoban bir çocuk olan Stephan önderliğinde çocuklar birleşerek Kudüs’ü ve Kutsal Kabir’i inanmayanların (Müslümanların) elinden kurtarmak üzere harekâta geçmişlerdir. Savaşmayı dahi bilmeyen bu çocukların büyük bir kısmı yolda açlık ve yorgunluktan telef olmuş, bir kısmı ise denizde boğulmuştur. Geride kalanlar ise esir tüccarların eline düşerek Mısır ve Bağdat’ta köle olarak satılmıştır. Avrupa tarihinin tartışılan hususlarından biri olan Çocuk Haçlılar, kendi döneminde kilise ve siyasi idareciler tarafından sahiplenilmemiş ve hatta bazı bölgelerde Papalık kurumu ile karşı karşıya gelmiştir. Bu nedenle söz konusu durum, Haçlı Savaşlarına yeni bir bakış açısı kazandırmasından ve yaşanan katliamda kimlerin rolü olduğunu göstermesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Almanca eserlerden faydalanılmış, bu bilgiler Fransızca bir eserle de mukayese edilerek Çocuk Haçlılar meselesi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca bahsi geçen seferlerin mevcut olup olmadığı, Alman ve Fransız coğrafyasında nasıl ortaya çıktığı, Kudüs’e ulaşmak için izlenen rotalar, dini ve yerel otoritelerin tutumları ve harekâtın başarıya ulaşıp ulaşmadığı gibi hususlar da yer, zaman ve kişi unsurları göz önüne alınarak aktarılmıştır

    KÜLTÜREL VE EKOLOJİK BİR MİRAS: SİİRT BATTANİYESİ

    No full text
    ..

    Eğitim Bilimler. Alanında Araştırma Makaleleri

    No full text
    Eğitim Bilimleri Alanında Araştırma Makaleler

    Halil Hulki Efendi ve Muktetafu’l-ezhâr fî nazm-i ızhâri’l-esrâr isimli eseri

    No full text
    Çalışmamızın konusunu, Halil Hulki Efendi ve Muktetafu’l-Ezhâr fî nazm-i Izhâri’l-Esrâr adlı eseri oluşturmaktadır. İki bölümde tamamlanan çalışmanın, birinci bölümünde müellifin hayatı ve eserleri incelenmiş, ikinci bölümde ise Muktetafu’l-Ezhâr fî nazm-i Izhâri’l-Esrâr isimli eseri biçim ve içerik yönünden tahlil edilerek Arap Dili ve Belagatı’ndaki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır

    An examination of land use in the amasya development plan through cluster analysis

    No full text
    In this study, existing and future land use patterns were examined in the development plan for Amasya using hierarchical cluster analysis. To this end, the area encompassed by the Amasya development plan was partitioned into grids to examine their proximities and similarities to each other in terms of land use. In addition, linkages among the grids were investigated with respect to the land use patterns. Linkages among land use functions were determined in this research through cluster analysis. After exposing the similarities among the grids, the shortcomings with regard to the necessary social infrastructure within the grids were identified, and the requirements of similar urban development approaches to grids with similar characteristics were described. This paper emphasizes the need for healthy, sustainable development and a planned and balanced distribution of social infrastructure in urban development plans

    0

    full texts

    1,590

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Siirt University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇