Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
1590 research outputs found
Sort by
MULTI-CRITERIA DECISION SYSTEM FOR GREENHOU-SE SITE SELECTION IN GEDIZ BASIN, TURKEY USING GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEMS (GIS)
Fast-growing population, climate change and increase in the residential area are causing a decrease in Turkey's agricultural land. This has led people to find different areas of production or to increase the quantity of products taken from the unit area. The way to continue produc-tion for 12 months is to increase greenhouse areas. In recent years, greenhouse production activities in Turkey have become a preferred agricultural sector, due to the government sup-port and the private companies' interest in this subject. The study covers 4 provinces (Izmir, Mani-sa, Usak and Kutahya) of the Gediz basin. In this study, it has been tried to determine suitable places for greenhouse activities in the study area by using Multi criteria Decision Analysis (MCDA) method and GIS. In the selection of greenhouse location; land use, climate, soil, wind, altitude, slope, aspect and the distances to the geothermal sources are important. A Geog-raphic Information System (GIS) -based Multi-criteria evaluation for greenhouse site selection were applied in 4 provinces (Izmir, Manisa, Usak and Kutahya) of the Gediz basin using these data. The suitable, nonsuitable or partially sui-table areas for greenhouse siting in the basin were determined in terms of GIS, for guidance to producers and researchers in the future. In the study, it is foreseen that, if the geothermal water is used in greenhouse heating, the energy costs of greenhouses and the impact of the geothermal waters on the environment will be reduced
PREDICTION OF INDOOR TEMPERATURE IN A GREENHOUSE: SIIRT SAMPLE
Greenhouses are agricultural structures which allow indoor conditions to be controlled. Food demand is increasing as the population increases. Therefore, creating new areas for food production and making perpetual agricultural production without interruption is a key-stone necessity to meet demands. Increasing the crop production could only be possible with constant cultivation period. Greenhouses are the capital ships of feeding the population and fighting pov-erty. Due to the climate changes and increasing population, greenhouses will gain more and more significance in the years to come. However, greenhouses will cause harms instead of benefits if they are applied in wrong climatic conditions. In this study, in a greenhouse having floor area of 11220 m2, indoor and outdoor temperatures are quantified for two years, after modelling and simulating the energy efficiency, indoor temper-ature values are estimated by artificial neural networks. This study shows that artificial neural networks could accurately estimate the indoor temperature of greenhouses and relative humidi-ty 6 hours in advance, and the temperature could be estimated 3 days in advance
Molecular Characterization of the Some Turkish Persimmon Genotypes based on ITS and cpDNA trnL-F Regions
Bu çalışmada Siirt yöresinde yetişen Trabzon hurması genotiplerinin ITS (Internal transcribed spacer) ve kloroplast DNA’sının trnL-F bölgesine dayalı moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Mesafe temelli yöntemlerden Neighboor joining (NJ) ve Unweighted Pair Group Method with Arithmatic Mean (UPGMA) yöntemleri kullanılarak oluşturulan filogenetik ağaçlar dış grup dahil olmak üzere her iki bölge için de toplam 3 grup oluşturmuştur. ITS bölgesi göz önünde bulundurulduğunda kullanılan yöntem fark etmeksizin elde edilen filogenetik ağaçlar birebir benzerlik göstermektedir. Her iki yöntemde de 9 nolu genotip tek başına bir grup oluştururken diğer genotipler kendi içinde ayrı bir grup oluşturmuşlardır. trnL-F bölgesi kullanılarak oluşturulan filogenetik ağaçlar incelendiğinde oluşan gruplar birbirinden farklılık göstermektedir. Sonuç olarak, en azından çalışmamızda kullandığımız örnekler için ITS bölgesinin daha bilgilendiricidir ve bu bölgeye ait filogenetik ağaçlarda ayrı bir grup oluşturan 9 nolu genotip detaylı şekilde incelenmelidir
İslam hukukunda mehir ve ev eşyasıyla ilgili anlaşmazlıklar ve çözümleri
İslam aile hukukunun en önemli konularından biri mehir ve ev eşyasıyla ilgili anlaşmazlıklar ve bunların çözümüdür. Her ne kadar mutlu ve huzurlu devam eden evliliklerde bu tür anlaşmazlıklar vuku bulmasa da özellikle boşanmanın, karı ile kocadan biri veya her ikisinin ölümü durumunda sıkça vuku bulması muhtemeldir. Her ne şekilde olursa olsun İslâm hukukçuları, mehir ve ev eşyasıyla ilgili vuku bulan anlaşmazlıklara büyük önem vermiş ve bunlara pratik çözüm önerileri getirmişlerdir. Karı ile koca veya onların varisleri arasında mehirle ilgili muhtemel anlaşmazlıklar; mehrin tayin edilip edilmemesi, miktarının ne kadar olduğu, cinsi, nev‘i ve vasfının ne olduğu; artması, eksilmesi veya tamamen telef olması durumunda kimin bunu tazmin edeceği, zevce tarafından teslim alınıp alınmadığı ve zevceye verilen bazı eşyaların mehir sayılıp sayılmayacağı gibi konularla ilgilidir. Ev eşyasıyla (metâu’l-beyt) ilgili muhtemel anlaşmazlıklar ise genellikle evi dayama-döşeme (techi zu’l-beyt) görevinin zevceye mi yoksa kocaya mı ait olduğu ve evde bulunan eşyanın kimin mülkü olduğu hususlarıyla ilgilidir.
Tüm mezheplere göre, karı ile koca arasında zikri geçen konularda anlaşmazlığın vuku bulması durumunda kanıt varsa, kanıta göre hükmedilir. Kanıtın olmaması durumunda ise karı ile koca kendi iddialarının doğru olduğuna dair yemin etmeye davet edilirler. Karı ile kocadan birinin yemin etmesi durumunda, iddiası üzerine yemin eden tarafın iddiasına göre hükmedilir. Her ikisinin yemin etmesi veya etmemesi durumunda ise mezheplerin farklı görüşleri vardır. Karı ile kocadan birinin veya her ikisinin ölümü durumunda, onların varisleri arasında zikri geçen konularda anlaşmazlığın vuku bulması halinde, Hanefi mezhebi hariç diğer üç mezhebe göre karı ile koca sağmış gibi hareket edilir
İlahiyat fakültesi öğrencilerinin tek cinsiyetli eğitim modeline bakışı (Siirt Üniversitesi Örneği)
Bu çalışma Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri üzerine yapılmıştır. Amaç, tek cinsiyetli eğitim modelinin ilahiyat öğrencileri tarafından nasıl görüldüğüdür. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile fakülte öğrencileri arasından rastgele farklı sınıflardan örneklemler alınmıştır. Buna göre Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri çoğunlukla tek cinsiyetli eğitim modelinden yana olduklarını ifade etmişlerdir. Bu modelin fakülte öğrencileri açısından yararları olduğu gibi sınırlılıkları da tespit edilmiştir. Fakat genel görüş, karma eğitimin tek cinsiyetli eğitim modeline göre sınırlılıklarının daha fazla olduğu yönündedir. Tek cinsiyetli eğitim modelinin öğrencilerin akademik, duygusal ve kişilik gelişimine katkısı anlamlı bir veri sunmamakla birlikte öğrencilerin kendilerini bu modelde daha rahat ifade ettikleri bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Tek cinsiyetli veya karma modelin öğrencilerin psiko-sosyal gelişimi ve akademik başarısına katkısını ölçme anlamında Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi örneğinde yapılması alanında özgün sayılabilecek bir çalışma girişimidir. Bu çalışma ile hem Siirt hem de ilahiyat fakültelerinin tek cinsiyetli modele bakış açısı bir ölçüde ortaya konulmaya çalışılmıştır
yok
Araştırma makalesiSait Faik Abasıyanık’ın hikâyeleri, kahramanların niteliği ve niceliği bağlamında üç kate- goride değerlendirilmektedir. İlk dönem hikâyelerinde çok sayıda idealist, hayata bağlı, se- vecen tipler bulunmaktadır. İkinci dönem hikâyelerinde bu tip kahramanların sayıları aza- lır. Üçüncü dönem hikâyelerinde ise bu tip kahramanlar tükenir. Yazar, hayatı ve insanları sevdiği ilk gençlik dönemlerine ait hikâyelerinde kahramanlarının sayısını geniş tutar. Bu dönem hikâyelerinde vaka örgüsünü insan sevgisi üzerine kurgular. Hayatın zorlukları ve insanlar arasındaki menfaat çatışmaları zamanla Sait Faik’i toplumdan uzaklaştırır, yalnız- lığa iter. Dolayısıyla hikâyelerindeki kahramanların niteliğinde ve niceliğinde de değişim ve dönüşüm olur. Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyelerindeki kahramanların niteliği ve niceliği bir anlamda onun hayata bakış açısını ve ruh halini yansıtmaktadır. Bu çalışmada Sait Faik’in hikâyelerindeki kahramanların niteliği ve niceliği yazarın otobiyografisiyle ilişkilendirile- rek incelenmektedir. Araştırmanın temel amacı Sait Faik’in hikâyeciliği hakkında yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır. Araştırmada yazarın üç kategoriye ayrılan hikâye kitapla- rından random tekniğiyle örneklendirmeler seçilmiştir. Araştırma sonucunda Sait Faik’in hikâyelerinde zamanla vaka örgüsünün durağanlaştığı, üslubunun değiştiği, kahraman sayısının azaldığı tespit edilmiştir. Tespit edilen bu bulgular yazarın bohemliğe dönüşen iç dünyasıyla da örtüşmektedir. Hikâyelerdeki ana kahramanlar, Sait Faik’in hayata ve in- sanlara karşı bakış açısını farklı yönleriyle yansıtmaktadır.Siirt Ünv
Hz. İbrâhim’in Tahkîkî İmana Ulaşma Çabaları ve Tebliğ Metodu
Hz. İbrâhim; tebliğ faaliyetine başlamadan önce tahkîkî imana
ulaşmak için aklını kullanmış, bu yolla Allah’ın varlığını ve birliğini
keşfetmeye çalışmıştır. Ardından kalbinin mutmain olması, şeytânî ve
sveselerden kurtulması için rabbine niyazda bulunuş ve bu konuda
onun yardımına muhtaç olduğunu belirtmiştir.
Hz. İbrâhim, akıl yürütme yöntemleriyle rabbini bulduktan ve
mutmain bir kalbe sahip olduktan sonra tebliğ faaliyetine başlamıştır.
Hz. İbrâhim, bildiği, inandığı hakikati insanlara anlatmış ve onları
ebedi saadete davet etmiştir.
Hz. İbrâhim’in davet anlayışı, korku ve şiddete değil; ikna etmeye dayanmaktadır. O, baskılarla ve tahditlerle karşı karşıya kaldığı halde bu tavrını değiştirmemiştir. Hz. İbrâhim, tebliğ faaliyetinde bulunurken kendisini sevdirmiş, işinin ehli olduğunu bildirmiş, muhatabın
aldatıldığını ve onun iyiliğini düşündüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca
ümit ve rmeyi ve Allah’ın gazabını hatırlatmayı da ihmal etmemiştir.
Öte yandan tebliğine olumlu ve ya olumsuz cevap ve ren herkes için
dua etmiş ve onlar için Allah’tan bağışlama dilemiştir.
Bu çalışmada Hz. İbrâhim’in tebliğ faaliyetine başlamadan önce
bu önemli göreve hazır hale gelmek için göstermiş olduğu çabaların
üzerinde durulacak, ardından onun tebliğ metodunun özellikleri ele
alınacaktır
Hz. İbrahim’in tahkîkî imana ulaşma çabaları ve tebliğ metodu
Hz. İbrahim; tebliğ faaliyetine başlamadan önce tahkîkî imana ulaşmak için aklını kullanmış, bu yolla Allah’ın varlığını ve birliğini keşfetmeye çalışmıştır. Ardından kalbinin mutmain olması, şeytânî vesveselerden kurtulması için rabbine niyazda bulunuş ve bu konuda onun yardımına muhtaç olduğunu belirtmiştir.
Hz. İbrahim, akıl yürütme yöntemleriyle rabbini bulduktan ve mutmain bir kalbe sahip olduktan sonra tebliğ faaliyetine başlamıştır. Hz. İbrahim, bildiği, inandığı hakikati insanlara anlatmış ve onları ebedi saadete davet etmiştir.
Hz. İbrahim’in davet anlayışı, korku ve şiddete değil; ikna etmeye dayanmaktadır. O, baskılarla ve tahditlerle karşı karşıya kaldığı halde bu tavrını değiştirmemiştir. Hz. İbrahim, tebliğ faaliyetinde bulunurken kendisini sevdirmiş, işinin ehli olduğunu bildirmiş, muhatabın aldatıldığını ve onun iyiliğini düşündüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca ümit vermeyi ve Allah’ın gazabını hatırlatmayı da ihmal etmemiştir. Öte yandan tebliğine olumlu veya olumsuz cevap veren herkes için dua etmiş ve onlar için Allah’tan bağışlama dilemiştir.
Bu çalışmada Hz. İbrahim’in tebliğ faaliyetine başlamadan önce bu önemli göreve hazır hale gelmek için göstermiş olduğu çabaların üzerinde durulacak, ardından onun tebliğ metodunun özellikleri ele alınacaktır
Novel approach to study dispersion in growth and dissolution rate of crystals from solutions
Growth and dissolution rate dispersion of boric acid single crystal was investigated in supersaturated and undersaturated solution contained in a specially designed cell by in situ examination of crystals mounted at the tip of a needle, rotated between 0° and 360°, and using an image analyzer system. Changes in the behavior of equivalent crystal diameters at different supersaturation and undersaturation and rotation angles were determined by using two new procedures: (1) rotating growing or dissolving crystals by 360° at intervals of 45° (Procedure 1: angular growth/dissolution rates), and scanning individual face at increments of 10° in the 360° range (Procedure 2: point growth/dissolution rates). It was found that: (1) dispersion in angular growth and dissolution rates is a general phenomenon due to different growth and dissolution rates of individual faces of a crystal, but this dispersion is reduced when the average growth and dissolution rates of all faces are taken into account, and (2) the point growth/dissolution rates of single crystal, calculated by procedure 2, are different from point to point
Alternative Tempering of Sugar-Free Dark Chocolates By βv Seeding: Sensorial, Micro-structural, and Some Physical Properties and Volatile Profile
In this study, sugar-free dark chocolate was produced from isomalt and maltitol by βV seeding technique as an alternative to conventional tempering process. The effect of βV seed concentrations on the particle size dis- tribution, textural, rheological and melting properties of the end products was studied, and the results were compared with those of conventional sugar-free dark chocolates. For this aim, conched dark chocolates were melted and crystallized with βV seeds added at different concentrations (0.5, 0.6, 0.7, 0.8, 0.9 and 1.0 %, m/m). Conventional tempering process was performed by using temper machine (47–27–32 °C). Brightness, chroma, whiteness index and tetramethyl pyrazine content (as marker compounds of dark chocolate volatile compound) were not influenced by seeding technique compared to conventional tempering method. The water activity of the dark chocolate samples was substantially affected by βV seed level according to used bulk sweetener. How- ever, all the values were determined below 0.4 which is critical limit for chocolate. Regarding overall acceptabil- ity, sugar-free dark chocolates tempered by βv seeds had very close scores compared with conventional one, implying that sugar-free chocolates can be produced by βv crystals with desired quality characteristics similar to conventional samples. Results of this study showed that it is possible to produce sucrose-free dark chocolates by using βV seeds with desired quality similar to chocolate produced by using conventional tempering