Antalya Bilim University Institutional Repository
Not a member yet
2108 research outputs found
Sort by
A bibliometric analysis of studies on marine tourism using VOSviewer
International Cappadocia Scientific Research Congress (4. : 2023 : Nevşehir, Türkiye)In this study, studies on marine tourism were examined by bibliometric analysis using VOSviewer. In this context, 416 studies were reached as a result of a search in all fields using the keyword "marine tourism" on the Web of Science (WOS) platform on 06.03.2022. According to the years, 272 articles, 123 papers, 16 review articles, 5 book chapters, 4 book reviews and 4 editorial materials were reached from 80 different fields, with the oldest 1990 and the newest 2023. The most publications were conductued in 2020 (79). It was determined that the fields with the highest number of publications on the subject were Environmental Sciences (127), Environmental Studies (86) and Hospitality Leisure Sport Tourism (76), and the researchers who published the most were Carvache-franco M. (7) and Luck M. (7). The most publications were made in Indonesia (81). The most cited publication was Hall (2001) (300 citations). The most commonly used keywords in the studies are marine tourism, eco- tourism and sustainable development.No sponso
Mülteci kadınların ve çocuklarının sağlık ve sosyal sorunları: nitel bir durum çalışması
Giriş: İnsanların bulundukları yerden başka bir yere, özellikle zorunlu olarak göç etmesi, göç ile gelen kişiler üzerinde yeni gelinen yere uyum açısından önemli sorunlar oluşturmaktadır. Amaç: Bu araştırma, mülteci kadınların ve çocuklarının sağlık ve sosyal sorunlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma Aralık 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında, 18-49 yaş arası 19 mülteci kadın ile yürütülmüştür. Göç ile Türkiye’ye gelme, 18-49 yaş arasında olma ve araştırmaya katılmaya gönüllü olma araştırmanın dahil etme kriterleridir. Veri toplamada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve bireysel derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen alıntılar tamamen yazıya aktarıldıktan sonra ana temalar ve alt temalar oluşturulmuştur. Güvenilirliği sağlamak için iki bağımsız dış kodlayıcıdan tema ve alt temaları kodlamaları istenmiş ve sonuçlara göre Kappa analizi yapılmıştır. Kappa analizi 0.87 olarak bulunmuştur. Elde edilen verilerin çözümlemesi yapıldıktan sonra Nvivo 10 programı ile tematik içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için XXX Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan etik onay alınmıştır. Bulgular: Kadınların yaş ortanca değeri 25 (IQR: 7,00) yıl, BKI ortalaması 25,34±4,21’dir. İlk çocuğunu doğurma yaşı ortanca değeri 19 (IQR: 2,50) olmakla birlikte, evde yaşayan kişi sayısı ortanca değeri 6 (IQR: 3,50)’dır. Kadınların %42,1’isi bir sağlık sorunu olduğunu belirtmiştir (Solunum problemi: 1, Anemi: 2, Bacak ağrısı: 1, Baş ağrısı: 3, Mide problemi: 1). Nitel veri analizi ile ortaya çıkan ana temalar (1) Göç sürecinde yaşananlar; (2) Sağlık hizmetleri alımında iletişim; (3) Çocukluk çağı aşılama durumu; (4) Çocuk sahibi olmaya karar verme; (5) Çocuk sayısına karar verme; (6) Aile planlaması yöntem kullanımı; (7) Ailede öncelikli kişi şeklinde sıralanmıştır. Sonuç: Bu araştırma mülteci çocuklarda çocukluk çağı aşılamasının yetersiz olduğunu, mülteci kadınların aile planlaması hakkında bilgisi olmadığını, bilgisi olsa dahi çok sayıda çocuğu olmasını isteme sebebiyle bu yöntemleri kullanmadığını ortaya çıkarmıştır. Araştırmanın tek bir bölgede yapılması ve kadınların ifadeleri ile sınırlı olması çalışmanın önemli sınırlılıklarıdır.No sponso
Stomam ile birlikte yaşamın içinden kaygılarımla kaçıyorum”: nitel bir çalışma
The aim of the study is to determine the perceptions
and lived experiences of persons with a stoma. The
study group of this qualitative study consisted of 14
persons with a stoma (ileostomy and colostomy)
determined with the purposive sampling method. The
data were collected using a semi-structured interview
method and evaluated with the phenomenological
analysis method. Three main themes emerged in the
study; “unmet information needs”, “I am dependent
and anxious”, and “the transition from one life to
another”. Most of the persons with a stoma reported
that preoperative information was not sufficient, and
therefore they encountered difficulties in their later
lives. Some participants think that the stoma has
ended their independence, negatively affects their selfconfidence and is a burden. It is necessary to provide
adequate preoperative information to individuals who
will have a stoma to ensure success in the process.
This study provides comprehensive information about
how a stoma and the physiological problems it causes
affect persons’ lives and is believed to contribute to
the planning and implementation of holistic care.Araştırmanın amacı; stoması olan bireylerin stoma ile yaşamaya ilişkin algı ve deneyimlerini belirlemektir. Nitel türde olan olan araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örneklem yöntemine göre seçilmiş stoması olan (ileostomi ve kolostomi) 14 hasta oluşturdu. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile toplandı ve fenomenolojik analiz yöntemi ile değerlendirildi. Araştırmanın sonucunda “karşılanmayan bilgi gereksinimi”, “bağımlı ve kaygılıyım” ve “bir hayattan bir başkasına geçiş” olmak üzere üç ana tema oluşturuldu. Stoması olan hastaların çoğunluğunun ameliyat öncesi yeterli bilgi alamadıkları, bu nedenle sonraki yaşamlarında zorluklar yaşadıkları belirlendi. Katılımcıların bazılarının stoma nedeniyle yaşamlarındaki bağımsızlıklarının sona erdiğini düşündükleri, stomanın öz güvenlerini olumsuz etkilediği ve stomayı kendilerine bir yük olarak gördükleri saptandı. Stoma açılacak bireylere ameliyat öncesi bireylere yeterli bilginin verilmesi süreç açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada stomanın kendisi ve neden olduğu fizyolojik sorunların hastaların yaşamlarını nasıl etkilediğine ilişkin kapsamlı bilgi edinildi. Bu bilgi bütüncül bakımın planlanması ve gerçekleştirilmesine katkı sağlayacaktır.No sponso
Prospective associations between parenting practices, temperament, and sibling conflict during COVID-19
Parenting styles and practices impact sibling relationship quality and sibling conflict. For instance, authoritative parenting style, parenting practices (such as warmth and rejection), and parental differential treatment were related to sibling closeness and relationship (Kowal & Kramer, 2006; Milevsky et al., 2011). During COVID-19, children and parents spent
more time at home due to lockdowns. Therefore, the influence of parenting skills might be more salient. Due to COVID-19 disruption, exposure to parents' differential treatment increased, sibling relationships may be at risk (Prime et al., 2020), and sibling differences can occur (Browne et al., 2021). The current study aimed to examine the role of parenting practices
(maternal warmth, rejection, and differential treatment) and children's temperament on sibling conflict during COVID-19.
This study is a part of the leading project which aims to understand the role of parenting on the development of children. In January 2020, data collection for the main project started. However, in March 2020, the data collection had to be stopped due to COVID - 19. Between January and March in 2020, data were collected from 350 children and their mothers. After nine months, the same participants were followed during the pandemic. For the analysis, the data were filtered based whether they have siblings (n= 277) and lived with their siblings (n = 223). The mean age of children was 11.74 (SD = 2.60), and 141 were female, while 84 were male.
Children's temperament was measured with parent reported forms: TMCQ, EATQ, and HSC Scales at wave one.
Parenting practices were measured by the Perceptions of Differential Parental Treatment Scale and Parental AcceptanceRejection Questionnaire (PARQ). Children filled these forms at both times. Finally, The Sibling Conflict Scale was filled by children only at wave two. The pandemic influence was measured through contact with others, difficulties with online
education (filled by children), and the COVID-19 experiences of mothers.
Hierarchical regression analysis was run. demographic variables related to both children and their siblings were included in step one, while temperament variables (Overreaction to Stimuli (OS), Depth of Processing (DP), and Negative Affectivity education positively predicted sibling conflict (β = 0.45, p < 0.001). Related to parental practices, differential practices in
negative domains at time one positively predicted conflict (β = 0.78, p < 0.01), showing that children perceiving higher differential treatment in negative domains compared to their siblings experienced more sibling conflict. Finally, increase in maternal rejection from time one to time two positively predicted sibling conflict (β = 0.56, p < 0.01) (see Table 1).
In conclusion, it could be speculated that the COVID-19 lockdown influences the whole family members and the relationships in terms of practices and experiences.No sponso
The effect of high-intensity interval training on pain severity and functionality in non-specific chronic low back pain: a systematic review
Amaç: Bu çalışmanın amacı Nonspesifik Kronik Bel Ağrısında Yüksek
Yoğunluklu İnterval Antrenmanın (HIIT) ağrı şiddeti, fonksiyonellik
üzerindeki etkisini incelemektir.
Yöntem: Literatür, sekiz elektronik veri tabanında bağımsız üç yazar
tarafından, başlık ve özet taranarak seçildi. Başlık ve özette anahtar
kelimeleri içeren ve HIIT’i müdahale protokolü olarak uygulayan
çalışmalar, bağımsız üç yazar tarafından değerlendirerek dahil etme
işlemleri tamamlandı. Dahil edilen randomize kontrollü çalışmaların
yanlılık riski Cochrane Collaboration’s Tool ile aynı üç yazar tarafından
belirlendi. Çalışmaların metodolojik kalitesi EBRO (Evidence-Based
Guideline Development) ile sınıflandırıldı ve ek olarak niteliksel analizleri
Modifiye Bakker’e göre yapıldı.
Sonuçlar: Bu incelemeye toplam 203 katılımcıyla yapılan beş çalışma
dahil edildi. Bütün çalışmalar HIIT’i Orta Yoğunluklu Sürekli Antreman
(MCIT) ile karşılaştırmıştır. Çalışmalar non-spesifik bel ağrısında ağrıyı
azaltma (p < 0,05), ve fonksiyonelliği iyileştirmede (p < 0,05) HIIT’in
etkin olduğunu bildirmiştir. Ancak HIIT ile MCIT karşılaştırıldığında
müdahaleler arasında anlamlı farklılığın olmadığı bildirilmiştir (p>0,05).
Modifiye Bakker’e göre HIIT ve MCIT’nin ağrı ve fonksiyonellik üzerinde
eşit etkiye sahip olduğu kanıt düzeyi yüksek çalışmalarla gösterilmiştir.
Tartışma: Sonuç olarak nonspesifik kronik bel ağrısında HIIT’in MICT
kadar uygulanabilir ve iyi tolere edilebilen bir tedavi yöntemi olduğu
gösterildi ve HIIT’in ağrıyı azaltma ve fonksiyonelliği iyileştirmede MCIT’ye alternatif bir tedavi seçeneği olduğu düşünüldü. Bu sistematik
derleme sonucunda, nonspesifik bel ağrısında HIIT’in ağrıyı azaltma ve
fonksiyonelliği iyileştirme üzerindeki etkileri hakkında daha fazla kanıt
düzeyine ihtiyaç olduğu fikrine varıldı.Purpose: The aim of this study is to investigate the impact of HighIntensity Interval Training(HIIT) on pain severity and functionality in non-specific chronic low back pain. Methods: The literature was systematically reviewed by three independent authors across eight electronic databases, with selection based on title and abstract screening. Studies containing relevant keywords in their titles and abstracts, and implementing HIIT as an intervention protocol, underwent evaluation by the three independent authors for inclusion. The risk of bias in the included randomized controlled trials was assessed using the Cochrane Collaboration’s Tool by the same three authors. The methodological quality of the studies was classified using EBRO(Evidence-Based Guideline Development), and qualitative analyses were performed according to Modified Bakker’s criteria. Results: This review encompassed five studies with a total of 203 participants. All studies compared HIIT with Moderate-Intensity Continuous Training(MICT). The studies reported that HIIT was effective in reducing pain(p0.05). According to Modified Bakker’s criteria, high-level evidence studies demonstrated that HIIT and MICT had equal effects on pain and functionality. Discussion: In conclusion, HIIT appears to be a feasible and welltolerated treatment method for non-specific chronic low back pain, similar to MICT. It is considered an alternative treatment option for reducing pain and improving functionality compared to MICT. Based on this systematic review, it is suggested that further evidence is needed to establish the effects of HIIT on reducing pain and improving functionality in non-specific low back pain.No sponso
Shungite/Poly(vinyl alcohol) hybrid hydrogels: An efficient adsorption material for rare earth metals in aqueous media
Rare earth elements play a pivotal role in modern technologies, therebydriving an escalating demand for their procurement. To effectively extractthese elements from aqueous solutions, it is imperative to explore innovativesorbent materials. In this context, a hydrogel sorbent material was developedby employing poly(vinyl alcohol) (PVA) and shungite—an economical, natu-rally occurring, easily processable, and sustainable material. This was achievedthrough the freezing–thawing method, employing sodium borate as a cross-linking agent. The physicochemical characteristics of the hydrogels were deter-mined through scanning electron microscopy (SEM), transmission electronmicroscopy (TEM), thermogravimetric analysis (TGA), Fourier-transforminfrared spectroscopy (FTIR), Brunauer–Emmett–Teller (BET) analysis, Zetasi-zer analysis, and elemental analysis. The shungite-incorporated PVA hydrogelsdisplayed notable characteristics, including a substantial swelling capacity of61% and a specific surface area of 32.8 m2/g. Most significantly, these hydro-gels exhibited a remarkable affinity for La3+ions, with an uptake ratio of134 mg/g. This was followed by Nd3+,Dy3+, and Er3+ions, which displayeduptake ratios of 79, 74, and 73 mg/g, respectively.No sponso
Ebelerin sürdürülebilir emzirme destek uygulamaları: 2023 ICM teması ışığında 'kanıttan gerçeğe'
No sponso
Talasemide nereden nereye
Ulusal Kan Merkezleri ve Transfüzyon Kongresi (16. : 2023 : Antalya, Türkiye)Bu derlemede dünyada ve ülkemizde “Talasemide nereden nereye” gelindiğini, hem dünya hem ülkemizde önemli
tarihi notlara değinerek özetleyeceğim.
Dünya tarihine baktığımızda, talaseminin yüzyıllık öyküsü şöyledir.
1910 yılında ilk “Orak Hücre Anemi” hastası, Herrick tarafından tanımlanmıştır.
1925’de Prof. Dr. Thomas B Cooley’ de ilk hastasını “Cooley Anemisi’ olarak tanımlamıştır.
1932 yılında Whipple ve Bardford deniz anemisi anlamına gelen “ Thalassanameia” olarak tanımlamışlardır.
1948 yılında Cominopetros hastalığın Mendelian genetik geçişini tanımlamıştır.
1945 yılında İtalya’da Silvestroni ve Bianco “Constitutional Microcytic Anemia”olarak tanımlamışlardır.
1948 yılında İtalya’da Vezzoso Talasemi ile Sıtma hastalığının aynı dağılım olduğunu yayınlamışlardır.
1949 yılında Chini ve Valeri, talasemili hastaların kafa kemiklerinde olan kemik değişiklerinin dünyanın birçok yerinde
olduğunu yayınlamışlardır.
1950 yılında Neel ve İtano ilk defa hemoglobin elektroforezinde anormal hemoglobinleri yayınlamışlardır.
1950-1960 yılları arasında, Aksoy, Chatterja, Chernof, Le-İnjo, Minich, Vella, Vong ve Whetherall ülkemizde ve diğer
ülkelerde TALASEMİ yi tanımlamışlardır.
1960-1980 yılları arasında alfa, beta, delta, gama globinlerin farklı genlerden olduğu böylece Talasemin genetik
heterojenitesi nedeni ile, talasemi sendromları olduğu yayınlanmıştır.
1960 yılında Wolman tarafından talasemi hastasına ilk kan nakli yapılmıştır.
1970 li yıllarda ilk demir atıcı ilaç “Desferrioxamine” kullanıma girmiştir.
1972 yılında Kan ve arkadaşları ilk prenatal tanıyı Orak Hücre anemisinde gerçekleştirmişlerdir.
1980 li yıllarda talaseminin moleküler genetik çalışmaları yayınlanmaya başlanmıştır.
1981 yılında Edward Thomas tarafından İlk kemik iliği nakli gerçekleştirilmiştir ve bu çalışması ile Nobel ödülünü
almıştır.
1990 lı yıllarda ilk oral şelatör “Deferiprone” kullanıma girmiştir.
2000 li yıllarda ikinci oral şelatör “Deferasirox” kullanıma girmiştir.
2000 yıllardan beri hastalarda Kök Hücre nakli ile tam kür sağlanmıştır.
2010 yıllarından itibaren Gen nakli gündeme gelmiş, hastalarda başarılı bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır
Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın önlenmesi konusunda, 1970 li yıllarda Akdeniz Ülkelerinde ‘’Talasemi Önleme
Programını’’ başla ve bu ülkelerde başarılı bir şekilde uygulanmasına karşın, göçler nedeni ile Talasemi tüm dünyanın
sorunu olmaya devam etmektedir. Özellikle başta gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere halen dünyada 300 milyon
civarında Talasemi taşıyıcısı vardır ve her yıl 300.000 civarında Talasemi hastası çocuk doğmaktadır.
Güncel olarak, talasemi ve hemoglobinopatilerin 1866 varyantı tanımlanmış, bir taraftan hastalara gen nakli yapılmaya
başlanmış iken, diğer taraftan yoksul ülkelerde hala her yıl 300.000 hasta çocuk doğmakta ve tüm dünyaya
yayılmaktadır.No sponso
Dynamics of a cancer tumor growth model with a drug term
International Congress on Fundamental and Applied Sciences (10. : 2023 : Istanbul, Turkiye)Here, we investigate Michaelis-Menten type dynamics of phase-space analysis to a mathematical model of tumor growth with an immune responses. We thenexplore the effects of adaptive cellular immunotherapy on the model anddescribe under what circumstances the tumor can be eliminated. The addition of a drug term to the system can move the solution trajectory into a desirable basin of attraction. We show that the solutions of the model with a time-varying drug term approach can be evaluated by a more fruitful way in down to earth style. This is the solutions of the system without drug treatment, in the condition of stimulated immune processes. Mathematical analysis of the Michaelis-Menten type equations, regarding to dissipativity, boundedness of solutions, nature of equilibria, local and global stability have been investigated. We studied some features of behavior of one of three-dimensional tumor growth models with dynamics described in terms of densities of three cells populations: tumor cells, healthy host cells and effector immune cells. We found sufficient conditions, under which trajectories from the positive domain of feasible multipoint initial conditions tend to one of equilibrium points. Here, cases of the small tumor mass, healthy, and “death” equilibrium points have been examined. Biological implications of our results are discussed.No sponso