İzmir Kavram Vocational School Institutional Repository
Not a member yet
582 research outputs found
Sort by
Turkish cuisine from tent to palace
Demirg�l, Furkan (�zmir Kavram Meslek Y�ksekokulu)Türkler Orta Asya’dan göç ederken gittikleri yerlere geleneklerini de götürmüşlerdir. Anadolu’ya yerleşen Türkler, eski beslenme alışkanlıklarını muhafaza etmekle birlikte, yeni yemek kültürleriyle de karşılaşmış ve bunlardan etkilenmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin imparatorluk özelliklerinden dolayı pek çok farklı etnik ve dini grubu bünyesinde bulundurmuş olmaları Türk Mutfağı’nın zenginliğini sağlayan önemli unsurlardır. Yaygın görüşe göre Türk Mutfağı, dünyanın en iyi mutfaklarından birisidir. Sentez bir özellik taşıyan modern Türk Mutfağı’nın beslendiği kaynakların belirlenebilmesi için, Türkler’in Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan yolculuğunun aydınlatılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Türk Mutfağı’nın geçirdiği tarihsel süreçler üzerine yapılmış olan çalışmaları inceleyerek modern Türk Mutfağı’nın daha iyi anlaşılabilmesine katkıda bulunmaktır. Ayrıca, bu süreç içerisinde unutulan yemek kültürünün ortaya çıkarılarak kültürel belleğin tazelenmesine katkıda bulunmak da çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışmanın amaçlarını sağlayabilmek için konuyla ilgili yazın derinlemesine taranarak incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda modern Türk Mutfağı’nın beslendiği kaynaklar incelenmiş olup, tarihsel süreç içerisinde zamanla tamamen veya kısmen unutulmuş olan bazı yemek ve mutfak uygulamaları belirlenmiştir. Unutulan yemek ve mutfak uygulamalarının yeniden canlandırılması ile Türk Mutfağı’nın zenginliğinin daha iyi yansıtılacağı düşünülmektedir.While the Turks emigrated from Central Asia, they also took their traditions to wherever they go. After Turks settled in Anatolia, they preserved their old eating habits and were also affected by new cuisine cultures. The imperial characteristics of the Seljuk and Ottoman states, which have many different ethnic and religious groups, are important elements of the richness of the Turkish Cuisine. According to the popular belief, Turkish Cuisine is one of the best cuisines in the world. In order to determine the sources that fed the modern Turkish Cuisine, which has a synthesis characteristic, it is necessary to illuminate the journey of Turks from Central Asia to Anatolia. The aim of this study is to contribute to the better understanding of the modern Turkish Cuisine by examining the studies on the historical processes of the Turkish Cuisine. In addition, it is another purpose of the study to contribute to the refreshing of the cultural memory by uncovering the forgotten food culture during this process. In order to provide the objectives of the study, the related literature has been examined in depth. As a result of the study, the sources that feed modern Turkish Cuisine were examined and some food or culinary applications which have been completely or partially forgotten in the historical process were determined. It is thought that the richness of Turkish Cuisine will be reflected better by the revitalization of forgotten food and culinary applications
Investigation of prevenional approaches used by preschool teachers
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin okul öncesi eğitim ortamında kullandıkları önlemsel yaklaşım biçimlerinin belirli boyutlarda (kuralların işleyişi, fiziksel ortamın düzenlenmesi, günlük eğitim akışının planlanması /uygulanması ve olumlu bir sınıf atmosferinin oluşturulması) incelenmesi ve öğretmenlerin önleyici yaklaşıma yönelik farkındalık düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırma, durum çalışması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu oluşturulurken maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmış ve bu doğrultuda İzmir ili sınırları içerisinde bulunan Bornova ve Karşıyaka ilçelerine bağlı düşük-orta-yüksek sosyo-kültürel düzeyde olan üç bağımsız anaokulunda 18 okulöncesi öğretmeni ve 5-6 yaş sınıflarındaki toplamda 90 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada, verilerin toplanması amacıyla görüşme ve gözlem tekniğinden yararlanılmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen verilerin analizinde içerik analizine; gözlem yoluyla elde edilen verilerin analizinde ise betimsel istatistik ile yüzde hesaplamasına başvurulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda, öğretmenlerin kuralların işleyişi, fiziksel ortamın düzenlenmesi, günlük eğitim akışının planlanması /uygulanması ve olumlu bir sınıf atmosferinin oluşturulması ile ilgili önleyici yaklaşıma yönelik uygulamalarda donanımlarının geliştirilmesine gereksinim olduğu gözlenmiştir. Bu kapsamda araştırma sonunda, öğretmenlerin sınıf ortamında önlemsel yaklaşımları uygulayabilmelerini destekleyecek öneriler sunulmuştur.The purpose of this research is to examine the precautionary approaches that teachers use in the pre-school educational environment (the process of the rules, the regulation of the physical environment, the planning / implementation of the daily routine flow and the constitute of a positive classroom atmosphere) and the determination of the awareness levels of teachers for preventive approach. The research was conducted by using case study design. The maximum variation sampling method was used when the study group was constituted and in this direction, the study was conducted with 18 pre-school teachers and children in 5-6 age classes in a total of 90 children in 3 independent kindergartens with low-middle-high socio-cultural level in Bornova and Karşıyaka counties within the boundaries of Izmir. In the study, in order to collect the data interview and observation techniques were used to. Content analysis was conducted in the analysis of the data collected by the interview and in the analysis of data collected through observation, descriptive statistics and percentage calculation were applied. According to the results obtained from the study, teachers need to develop their equipment in practice for the prevention the process of the rules, the regulation of the physical environment, the planning / implementation of the daily routine flow and the constitute of a positive classroom atmosphere. In this context, at the end of the research, suggestions were presented to support the teachers to apply preventive approaches in the classroom environment
A comparison of medical imaging techniques for 3d printed biomodel
Erdo�u�, Hakan Bur�in (�zmir Kavram Meslek Y�ksekokulu)Hızlı prototipleme veya diğer bir ifadeyle katmanlı üretim teknolojisi, uzay ve havacılık sektörü için üretilmesi hedeflenen parçaların seri imalat öncesinde test edilmesi amacıyla yirminci yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlanmıştı. Katmanlı üretim teknolojisi, günümüzde başta medikal uygulamalar olmak üzere mimari, ayakkabıcılık, kuyumculuk, eğitim ve otomotiv gibi her alanında varlığını genişleterek sürdürmektedir. Medikal alanda, katmanlı üretim yöntemiyle cerrahi müdahale öncesi planlama yapabilmek için oluşturulan üç boyutlu biyomodel sayesinde başarılı ameliyatlar gerçekleştiği gibi, hastanın anatomik yapısına uygun implant veya operasyonel cihaz tasarımında ve cerrahi eğitimlerde de sıklıkla kullanılmaktadır. Medikal görüntüleme, katmanlı üretim teknolojisi yardımıyla anatomik model yapımının ilk basamağını oluşturmaktadır. Görsel verinin başarıyla işlenebilmesi ve biyomodel elde edilebilmesi için uygun görüntüleme tekniğinin seçilmesi önemli bir unsurdur. Bununla beraber, anormal veya patolojik yapısal görüntü kümesinin üç boyutlu model oluşumuna en uygun biçimde imkân sağlaması gerekmektedir. Bu çalışmada, medikal görüntülemeden üç boyutlu biyomodel üretimine kadar geçen sürecin aşamaları irdelenmiştir. Ayrıca, çene ve yüz kemikleri ve kalp-damar cerrahisi uygulamalarında üç boyutlu biyomodel oluşturabilmek için kullanılan medikal görüntüleme teknikleri araştırılmıştır ve uygulamaya özgü faktörler dikkate alınarak karşılaştırma yapılmıştır.At the end of the twentieth century, rapid prototyping or in other words additive manufacturing technology was used to test parts intended for production in aerospace industry before mass production. Additive manufacturing technology continues to expand its presence in all areas of architecture, shoemaking, jewelry, education and automotive, especially medical applications. Thanks to the three-dimensional biomodel designed to make planning before the surgical intervention with the medical field, additive manufacturing method has been used frequently in the design of implant or patient-specific device design that is suitable for anatomical structure and surgical training as well as successful operations. Medical imaging is the first step to building anatomic models with the aid of additive manufacturing technology. It is important to select the suitable imaging technique so that visualization can be successfully processed and the biomodel can be obtained. However, an abnormal or pathological structural data set must be provided in a way that is most appropriate for the three-dimensional model modality. In this study, stages of process were examined from medical imaging to three-dimensional biomodel production. In addition, medical imaging techniques used to create three-dimensional biomodels were investigated in maxillofacial and cardiovascular applications, and comparison was made taking into account the application-specific factors
Mediator effect of self-efficacy for managing work-family conflict in the relationship between quantitative job demands and burnout
G�ran, Rahile (�zmir Kavram Meslek Y�ksekokulu)Giderek ağırlaşan çalışma koşullarında çalışanlar kısıtlı zamanda yerine getirilmesi gereken birçok iş ve görev ile karşı karşıya kalmaktadır. Kısa zaman içinde yerine getirilmesi gereken iş çokluğu ve aile talepleri bireyin yaşamında zaman açısından çatışmalara neden olmaktadır. Bu çalışma, gün geçtikçe gelişen psiko-sosyal risk yazını doğrultusunda özellikle nicel iş taleplerine odaklanmaktadır. İş Talepleri ve Kaynakları (JDR) yazınından yararlanılarak, işyerindeki nicel taleplerin tükenmişlik üzerindeki etkisi çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, bireyin iş-özel yaşam dengesini sağlamaya dair öz-yeterliğin bu ilişkideki rolü üzerinde de durulmaktadır. Mesleki tükenmişlik üzerinde en fazla etkili olduğu düşünülen İş Talepleri ve Kaynakları (JDR) Modelinin iş yükü ve zaman baskısı iş taleplerinin, psiko-sosyal riskleri ölçmeye yarayan COPSOQ (Kopenhag Psikososyal Anketi) ölçeğinde işin nicel talepleri olarak ayrıntılandırılması, iş yükü ve zaman baskısı boyutlarına odaklanmamızda etkili olmuştur.In the increasingly aggravated working conditions, employees are faced many work that needs jobs and tasks that must be fulfilled in limited time. The workload and family demands that must be fulfilled in a short time are caused conflict in terms of time in the individual's life. In this study, in the direction of psychosocial risk literature that day by day developing are focused on specifically quantitative job demands. Utilizing the literature on Job Demands and Resources (JDR), the impact of quantitative demands at work on burnout constitutes the main topic of work. In this context, it also focuses on the role of self-efficacy in achieving the work-family life balance of the individual. The workload and time pressure of the Job Demands and Resources (JDR) model, which is thought to be most influential on occupational burnout, are elaborated as quantitative demands of work on the COPSOQ (Copenhagen Psychosocial Questionnaire) scale for measuring psycho-social risks, when we focus on workload and time pressure dimensions it has been effective
Evaluation of awareness levels of five year old children on social gender equality
The researches on the understanding of social gender stereotypes among children has so far been mainly focused on professions, game, toys and colors, which leaves out a wide range of fields of focus that could be studied. In this context, this research aims to examine whether 5-year-olds have social gender stereotypes in terms of professions, hobbies, games, toys, colors, emotions and tasks/chores and explore in which dimensions these stereotypes are more frequently observed. The participant group of this research consists of 91 children who attend an independent kindergarten in Izmir province. We choose
to conduct our study in line with descriptive survey method; and for data collection, we utilize “Gender Stereotype Measurement Tool” designed by Şıvgın and “Gender Stereotype Child Interview Form” which was created by researched working in the field. The result indicated that children have stereotypical perceptions about gender regarding professions, roles, hobbies, emotions, attributions, colors, game and toys
Tasarıma Dair Güncel Söylemler
Bu çalışma, binaların erken tasarım evreleri için kamu kullanımına açık belediye binalarının iç mekânlarının VGA (Visual Graph Analysis) yöntemi ile kamusallık düzeylerinin belirlenmesini kapsamaktadır.
Tasarım aşaması ve sonrasında kullanıcılar ile mekânlar ve içindeki yaşantı üzerinden bir etkileşim ortamı olan bina, özellikle kamu yapılarında ayrıcalıklı bir duruş sergiler. İşlevsel ve biçimsel olgunluk, kamusal binaların iç mekânlarının sahip olması gereken kamusallığın temsili, iç mekân ortamının oluşturulması için tek başına yeterli değildir. Kamu yapılarının işlevsel varlıklarını ve kimliklerini yansıtabilmeleri, toplum ile iletişim kurması ve bu bağlamda kullanışlı, geçirgen ve erişilebilir olmaları ideal olarak beklenmektedir. Kamu binaları aynı zamanda herkes için eşit bir şekilde kapalı toplumsal alanlar olarak belirli bir kişi, grup veya vakfa ait olmayan olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda kamu kullanımı ve potansiyeli, toplum ve kullanıcılar açısından önemli bir hale gelmektedir. Kamu binalarının ortak alanları ve iç mekânlarına ait kamusallık performansını anlamak ve değerlendirmek birçok bakımdan giderek önemli bir konu olmaktadır. Bu bakımdan herkese ait olan mekânların kamusallık düzeyi bağlamında nasıl performansa sahip olduğu önemlidir. Bu bağlamda şu sorular ortaya çıkmaktadır:
- Kamusal iç mekânların kullanım performansı nasıl ölçülebilir?
- Binalarda kamusallık düzeyinin ölçebilmek adına, özellikle erken tasarım aşamaları için, kullanıcılardan gelen geribildirimler dışında başka yöntem(ler) kullanılabilir mi?
Kamu binalarının elde edilmesi için açılan yarışmalar, kurum ve yönetim yapılarında kamusal yapıyı, devletin kimliğini ve toplumun ideolojik duruşunu yansıtırlar
Use of integrated marketing communication in digital content marketing: Turkey’s clothing sector investigation
Günümüz pazar koşullarında markalar hedef kitlelerine ulaşabilmek için dijital ortamlarda daha aktif bir şekilde yer almanın önemini anlamışlardır. Bu nedenle hedef kitleyi harekete geçirecek ve marka ile olan iletişimini aktifleştirecek dijital içerik stratejileri daha da önemli hale gelmeye başlamıştır. Son yıllarda dijital platformlarda gerçekleştirilen içerik pazarlaması çalışmalarının önemi artarken, markaların bu doğrultuda yaratıcı içerik çalışmalarına yer verdiği görülmüştür. Özellikle geleneksel ortamda gerçekleşen pazarlama iletişimi çalışmaları, günümüz pazar koşulları doğrultusunda sosyal ağlardaki içerik çalışmalarına entegre edilmeye başlanmıştır. Bu çalışma, her geçen gün daha fazla gelişip değişen sosyal ağlardaki içerik pazarlaması çalışmalarının incelenmesi ve dijital içerik pazarlamasında bütünleşik pazarlama iletişimi unsurlarının kullanılması temeline dayandırılmıştır. Bu bağlamda ise, bütünleşik pazarlama iletişimi ve dijital içerik pazarlaması kavramlarına yer verilerek, Türkiye giyim sektöründe yer alan markaların
2015 ve 2016 yılları Facebook ve Twitter’deki içerikleri incelenmiş; ayrıca bütünleşik pazarlama iletişimi unsurlarının kapsamı doğrultusunda değerlendirilmiştir.They are aware of the importance of being more active in digital media in order to reach brand target groups in today's market conditions. For this reason, the target audience will move and the digital content strategies that will activate the communication with the brand have become more important. Nowadays, as content marketing activities on digital platforms are becoming more important, it has been seen that brands have included creative content in this direction. In particular, marketing communication activities in the traditional environment have begun to be integrated into the content works of social networks in line with the current market conditions. This study is based on the study of content marketing studies in more and more developing social networks and the use of integrated marketing communication elements in digital content marketing. In this context, the concepts of integrated marketing communication and digital content marketing are covered in detail and the contents of Facebook and Twitter in 2015 and 2016 brands of clothing sector in Turkey are examined; also evaluation has been made in the direction of integrated marketing communication elements
A candidate for UNESCO world heritage list: Mardin province
Mardin province, located in Southeastern Anatolia region and included in UNESCO World Heritage Tentative List, is an ancient settlement that steps forward with especially its "Cultural Landscape" values. Although the origins of the foundation of Mardin at the stage of history is unclear, its urban history, dating back to B.C. 4500's, still maintains its authentic wealth that has a nested structure composed of Assyrians, Armenians, and Muslims. The values that Mardin owns vary from singular structure scale to urban texture, choice of material, color, tradition, military and religious buildings, bazaars and public spaces, at a diverse spectrum. Along with a transcultural importance and "collective memory" resulted by the tangible and intangible heritages, the city also possesses an "Outstanding Universal Value", which makes the town a candidate for UNESCO World Heritage list. With reference to this situation, criteria for becoming a World Heritage Site and the related process of progression are discussed in this article. Then, the tangible and intangible heritages of Mardin are analyzed, the nomination process of the town for UNESCO World Heritage List and the importance of eliminating the potential risks are elaborated
Digital user labor in the context of social media economy
Medyanın dijitalleşmesiyle yeni dünya düzeninin terminolojisini oluşturan kavramların içeriklerine farklı boyutlar eklenmiş ve ekonomi olgusunun dijital ortamlara yansımasının değerlendirilmesi ilgi çekici bir hal almıştır. Kapitalizme farklı bir boyut kazandıran ve sürecin 'bilişsel kapitalizm adı altında yeniden değerlendirilmesini gerekli kılan dijitalleşme uygulamaları, dünyada yeni bir üst düzeni oluşturmakta ve medyanın ulaştığı teknik koşullar nedeniyle kapitalizm fikrinin daha da kökleşmesine imkan tanımaktadır. Bu çalışmada, bilişsel kapitalizmin yeniden tanımladığı emek kavramı, "kullanıcı emeği" ya da "dijital emek" kavramına dönüşüm süreci, iletişim teknolojisi ve sosyal medya bağıntısıyla ele alınmaktadır. Sosyal medya kullanıcıları tarafından üretilen dijital kullanıcı emeğinin değerlendirilmesini amaçlayan çalışmada, emek kavramı, kullanıcıların bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Çalışmada, sosyal medya iletişim ağları için üretilen içeriğin paylaşılarak görünür hale getiriliyor olma durumlarının ekonomik anlamda nasıl değerlendirildiği, dijital kullanıcıların sosyal medya iletişim ekonomisi konusundaki farkındalıklarının ne olduğu ya da olabileceği sorunsalı değerlendirilmektedir. Çalışma evreni sosyal iletişim ağları olmakla birlikte, sosyal medya iletişim ağları arasından Facebook, Instagram ve Twitter örnek/em ortamı olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri, örneklemde sınırlı tutulan sosyal medya kullanıcıları arasından rastlantısal örnek/em yoluyla seçilen toplamda 30 kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Dijital ortamda ortaya çıkan kullanıcı emeğinin sosyal medya iletişim ekonomisi açısından kullanıcıların bakış açılarıyla yansıtılacağı bu çalışmada, Facebook, Instagram ve Twitter kullanıcılarının "emek" kavramına bakış açıları değerlendirilerek sonuca yansıtılmaktadır. Çalışma, literatürdeki hakim görüşe farklı bir bakış açısı kazandırması ve sosyal medya dijital iletişim kanallarında oluşturulan kullanıcı emeği konusunda sağlayacağı farkındalık açısından önem taşımaktadır.Different dimensions have been added to the contents of the concepts that constitııte the terminology of the new world order with the digitalization of the media, and it has become interesting to evalııatc tize reflection of the phenoınenon of economics on digital media. Tlıe applications of digitalization, whiclı give a different dimensioız ta capitalism aııd whiclı need to be re-evaluated un der the term 'cogııitive capitalism ', constitııte a new upper order in the world and allow t/ıe further rooting of tlıe idea of capitalisııı due to the technical conditions tlıat tlıe media has reaclıed. In this stııdy, the notion of labor, whiclı is redefined by cognitive capitalisın, is discııssed by the colıesion of t/ıe trmısformatioıı of the coııcept of "ııser labor" or "digital labor", conıınımication tec/ınology and social ınedia. Tlıe study aiıns to evaluate digital user labor produced by social media users, and t/ıe concept of labor was evalııated from tire point of view of users. In the study, the problenıatic of how the content produced for social media networks is shared and ınade visible is benefitted econonıically and what the awareııess of digital nıedia ıısers about social media coııımunicatioıı economics is or can be are evaluated. Altlıouglı tlıe populatioıı of tlıe study was defiııed as the social nıedia coınmunication networks, tlıe Facebook, tlıe lnstagram and tlıe Twitter were detcrınined as tlıe sampling environnıent. Tire researclı data was obtained by ıısing senıi-structured interview teclıniqııe with a total of 30 people selected tlırouglı accidental sampling aınong social nıedia users who were limited in tlıe sample. This stııdy will reflect the user labor, which has eınerged in the digital eııvironnıent, witlı tlıe perspectives of ıısers in terms of social nıedia coınnıuııication econonıy, aııd the points of view of Facebook, Iııstagranı and Twitter ıısers to tlıe coııcept of "labor" were evaluated and rejlected tlıe result. The study is important iıı the sense of briııgiııg a differeııt perspective to the dominant view iıı tlıe literature aııd providiııg awareness regarding the user labor created in social media digital conımunicatioıı channels
The role and importance of nonrenewable and renewable energy resources In the solution of the energy problem
Günümüz dünyasında ülkelerin toplumsal refahı ve sürdürülebilir kalkınmalarının
en önemli yapı taşı enerjidir. Enerjinin bu konumu gereği, ülkeler arasında kıyasıya bir rekabet vardır. Dolayısıyla ülkelerin birbirleriyle her boyuttaki ilişkilerinin en önemli belirleyicisi enerji kaynakları ve enerji ihtiyacıdır. Enerji üretimi ve tüketiminde petrol ve türevi enerji kaynakları dünyada birinci sıradadır. 20. yüzyılın ikinci yarısındaki teknolojik gelişmeler, nükleer enerjinin kullanımına da olanak sağlamıştır; ancak petrol ve türevleri, günümüzde birincil enerji kaynağı olarak konumunu korumaktadır. Diğer taraftan yapılan araştırmalar ve analizlere göre petrol rezervleri, doğal gaz rezervleri, kömür rezervleri gibi fosil yakıt rezervlerinin gün geçtikçe kısmen azaldığı ve sürekli
artan enerji talebini çok uzun süre için karşılamayabileceği ileri sürülmektedir. Öngörülere göre, 2040 yılına kadar fosil yakıt rezervleri azalsa da fosil yakıtlar hala dominant rolünü sürdürecek; fakat yenilenebilir kaynakların yüzdesi ise hızla yükselmeye devam edecektir.
Enerji ihtiyaçlarının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanabilmesi,
geleneksel enerji kaynaklarının zararlı ve zehirli gaz salınımı nedeniyle ozon tabakasına zarar vermesi gibi küresel sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı dünyada gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu kaynaklarının kullanım alanlarının artması, dışa bağımlılığın azaltılmasına, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesine, iklim değişikliği ile mücadeleye, dünya barışına ve güvenliğine önemli katkılarda bulunacaktır. Diğer taraftan insanlığın fosil yakıtlara olan ihtiyacının kısmen azalacak olması, günümüz dünyasındaki neredeyse tüm savaşların nedeni olan petrol ve petrol kaynaklı anlaşmazlıkların azalmasında önemli bir etken olacaktır.In today’s world energy is the most important element of social welfare and sustainable development for countries. Because of its importance there is a harsh competition for energy resources among countries. Accordingly, energy resources and the need for energy are the most significant determinants of relationships in every dimensions among countries. In energy production and consumption petroleum and petroleum-derived energy sources rank first around the globe. In the second half of the 20th century further technological developments paved the way for the use of nuclear energy however petroleum currently maintains its place as the primary energy source. On the other hand, researches and analyses indicate that fossil fuel reserves such as petroleum, natural gas and coal reserves are partially decreasing day by day and might not satisfy increasing energy demand in the future. According to predictions, owever fossil fuel reserves are reduced by 2040, fossil fuels will still be dominant but the percentage of renewable resources will continue to rise rapidly Satisfying energy needs by renewable energy sources will help solving global problems arising from damaging the ozone layer by harmful and poisonous gas emissions caused by the use of traditional energy sources. The use of renewable energy sources is becoming increasingly widespread around the world. Increasing the fields of the use of these sources will make significant contribution to decrease in dependency on foreign sources, relieving the burden of the energy costs on the economy, fighting climate change and the world peace and security. On the other hand, the fact that humanity’s need for fossil fuels is to be reduced will be an important factor in the reduction of petroleum- based disputes, which is almost the cause of all wars in today’s world