Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
6557 research outputs found
Sort by
Bıldırcın Yemlerine Satureja Spicigera (K. Koch) Boiss Yaprak Tozu İlavesinin Performans, Et Kalitesi, Sekum Mikrobiyolojisi Ve Bağırsak Histolojisi Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi
Bu araştırma, rasyona Satureja spicigera (K. Koch) Boiss yaprak tozu ilavesinin (S0: %0,
S1: %0.25, S2: %0.5, S3: %0.75, S4: %1) Japon bıldırcınlarında performans, et kalitesi, sekum
mikrobiyolojisi ve bağırsak histolojisi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bir
günlük yaşta, toplamda 400 adet bıldırcın (5 muamele, 4 tekerrür, her tekerrürde 20 hayvan)
tesadüfî olarak yer kafeslerinde yetiştirilmiştir. 42. günde her tekerrürden 1 dişi ve 1 erkek
olmak üzere toplamda 40 bıldırcın kesilmiş ve örnekler alınmıştır. Gruplar arasında canlı
ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, iç organ ağırlıkları, et kalite
özellikleri, sekum mikrobiyolojisi, duodenum Lamina muskularis mukoza kalınlığı, duodenum
villi uzunluğunun kript derinliğine oranı, jejunum Lamina muskularis mukoza kalınlığı, ileum
villi uzunluğu ve duyusal kriterler bakımından önemli farklılık görülmezken, kontrol grubuna
göre S1 ve S4 gruplarının et renginin daha açık olduğu (P<0,05), S1 ve S2 gruplarının MDA
düzeylerinin ise önemli düzeyde düşük olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Duodenumda villi
boyu ve kript derinliği S1 grubunda yüksek (P<0.05) bulunmuştur. Jejunumda S3 grubunun villi
boyu yüksek (P<0.01), S4 grubunun kript derinliği düşük (P<0.01), S3 ve S4 grubunun villi boyu
kript derinliği ise S0 ve S1 grubuna göre yüksek bulunmuştur (P<0.05). S3 ve S4 grubunun ileum
kript derinliği diğer gruplara göre artmış (P<0.01), Lamina muskularis mukoza kalınlığı S0
grubunda düşük (P<0.01), S3 grubunun villi boyunun kript derinliğine oranı diğer gruplara göre
düşük bulunmuştur (P<0.01). Rasyona Satureja spicigera ilavesinin, duodenum ve jejunumda
villi boyunu arttırarak bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirdiği, göğüs etlerinde ise MDA’yı
düşürerek antioksidan etki gösterdiği belirlenmiştir
Molecular Detection and Genotyping of Dientamoeba Fragilis and Blastocystis Sp. in Housefly Musca Domestica (Diptera: Muscidae): First Report for Dientamoeba Fragilis
Dientamoeba fragilis and Blastocystis sp. are single-celled protozoan parasites of humans and animals. Although they are found in the intestines of healthy hosts, the pathogenicity of them is still unclear. To date, there is no report on D. fragilis and only two studies (without subtyping) on the occurrence of Blastocystis sp. in Musca domestica. In this study, fly samples were collected from livestock farms and their surroundings in the Kirsehir province (Central Anatolia Region) of Türkiye from May to August 2023. A total of 150 microscopically identified M. domestica samples were analyzed for the detection of D. fragilis and Blastocystis sp. molecularly. The overall prevalence of Blastocystis sp. and D. fragilis in M. domestica was determined to be 3.3% (5/150) and 8.0% (12/150), respectively. The SSU rRNA gene sequences of the isolates indicated genotype 1 of D. fragilis. Eleven isolates were identical and represented a single isolate (KAU-Dfrag1). BLAST analysis of KAU-Dfrag1 indicated identity with the isolates reported from humans, cattle, sheep, and budgerigars. The other isolate (KAU-Dfrag2) was polymorphic at two nucleotides from KAU-Dfrag1 and three nucleotides from known genotypes from GenBank and represented a variant of genotype 1. The Blastocystis sp. isolates were found to be identical and represent a single genotype (KAU-Blast1). BLAST analysis revealed that the KAU-Blast1 genotype belonged to the potentially zoonotic subtype 5 (ST5) and exhibited the highest genetic identity (ranging from 99.4 to 99.6%) with pigs, cattle, and sheep from different countries. Our study provides the first data on the molecular prevalence, epidemiology, and genotypic characterization of D. fragilis and Blastocystis sp. in M. domestica
Reshaping China’s Inclusive and Sustainable Growth Landscape Through Green Energy Innovation in the Digital Era
China faces increasing pressure to obtain inclusive and sustainable growth as it is one of the largest producers of carbon dioxide (CO2) emissions globally. This paper aims to simplify the trend of inclusive and sustainable growth in China by focusing on the impact of green energy technology, financial development, structural transformation, digital economy and public sector corruption as the determining factors. The study adopts a sample period from 1990 to 2018. It employs advanced dynamic autoregressive distributed lag (ARDL) model techniques with counterfactual shocks and a kernel regularized least squares regression machine learning algorithm. The findings reveal that green energy technology positively and significantly affects China’s inclusive and sustainable growth in the long run. However, the short-run coefficient of the dynamic ARDL model reveals an insignificant outcome. In addition, digital economy is found to be adversely affecting inclusive and sustainable growth in both the short run and long run, yet insignificantly. The role of financial development is found to be favorable in the short run, while structural transformation does not have any significant impact on inclusive and sustainable growth in either the short or long-run. Public sector corruption significantly and negatively hurts inclusive and sustainable growth in the short run. Based on the results, policy recommendations are suggested to boost green energy technology and inclusive and sustainable development in China. © The Author(s), under exclusive licence to Springer Nature B.V. 2024
Ampute Futbol Takımı Oyuncularının Somatotip Yapıları İle Relatif Kol Kuvveti Ve Şut Hızı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Bu çalışma, ampute futbol takımı oyuncularının somatotip yapıları ile relatif kol kuvveti ve
şut hızı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu,
Ankara’da yer alan Alves Kablo Ampute Futbol Kulübü ve ODTÜ Teknokent Spor
Kulübü’nde oynayan 23 gönüllü erkek sporcu (yaş 27,96±5,20 yıl, boy uzunluğu
176,26±6,79 cm, vücut ağırlığı 68,22±8,49 kg) oluşturmaktadır. Bu kapsamda erkek
sporcularda somatotip, relatif kol kuvveti ve şut hızı ölçümleri incelenmiştir. Araştırmaya
katılan sporculardan alınan verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 29.0 programı
kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bulguları, boy uzunluğu ile şut hızı arasında
(r=,447, p<0.05) pozitif yönlü zayıf düzeyde, vücut ağırlığı ile şut hızı arasında (r=,614,
p<0.01) ve üst kol kütlesi ile şut hızı arasında (r=,521, p<0.05) pozitif yönlü orta düzeyde,
alt kol kütlesi ile şut hızı arasında (r=,696, p<0.001) ve kol kütle toplamı ile şut hızı arasında
(r=,696, p<0.001) pozitif yönlü orta düzeyde, uyluk kütle toplamı ile şut hızı arasında
(r=,445, p<0.05) ve humerus epikondil ile şut hızı arasında (r=,478, p<0.05) pozitif yönlü
zayıf düzeyde anlamlı ilişkiler mevcuttur. Ancak, relatif kol kuvveti ile şut hızı arasında
anlamlı bir ilişki bulunmamış, somatotip ile şut hızı arasında da anlamlı bir ilişki
saptanmamıştır. Sonuç olarak, ampute futbolcuların bazı fiziksel özelliklerinin şut hızını
etkileyebileceğini fakat relatif kol kuvveti ve somatotip yapıların bu ilişki üzerinde belirgin
bir etkisi olmadığını göstermektedir
Öğretmen Adaylarının Öğretmen Ve Stem Özyeterliklerinin İncelenmesi Ve Karşılaştırılması
Bu çalışma ile öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlikleri ile STEM
uygulamalarına ilişkin özyeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nde öğrenim gören 472 öğretmen adayı
üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılar, fen bilgisi, sosyal bilgiler, türkçe ve sınıf
öğretmenliği bölümlerinde 1. 2. 3. ve 4. sınıfta öğrenim görmektedir. Katılımcılar basit
seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında
“Kişisel Bilgi Formu”, “Öğretmen Özyeterlik Ölçeği” ve “STEM Uygulamaları
Öğretmen Özyeterlik Ölçeği” kullanılmıştır. Öğretmen Özyeterlik Ölçeği 3 faktörden
oluşmuştur. Ölçeğin Öğrenci Katılımına Yönelik Özyeterlik faktörü için Cronbach's
Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,876, Öğretim Stratejilerine Yönelik Özyeterlik
faktörü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,902 ve Sınıf Yönetimine
Yönelik Özyeterlik faktörü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,908
olarak bulunmuştur. “STEM Uygulamaları Öğretmen Özyeterlik Ölçeği” CronbachAlpha değeri 0.970 olarak bulunmuştur ve ölçek tek boyuttan oluşmuştur. Analizler
sonucunda öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlikleri ile STEM uygulamalarına
ilişkin özyeterlilikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki ortaya
çıkmıştır. Bu sonuçlar öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlik inançları ile STEM
uygulamaları öğretmen özyeterlikleri arasında güçlü bir ilişki olduğu sonucu elde
edilmiştir
RTS method kullanarak çok katmanlı duvarların ısı kazancını hesaplamak içın teorik ve deneysel inceleme
Bu çalışma, çok katmanlı duvarlar ve çatılardaki ısı kazanımını hesaplamak için ASHRAE Radyant Zaman Serisi (RTS) yönteminin uygulanmasına derinlemesine odaklanmaktadır. Temel amacı, yaygın olarak kullanılan duvar yapılarının termal performansını değerlendirmek ve binalarda enerji verimliliğini ve termal konforu artırmak için içgörüler sunmaktadır. Çalışma, RTS yönteminin genel bir bakışla başlamakta ve etkili soğutma sistemlerini ve enerji yönetimi stratejilerini değerlendirmedeki önemini vurgulamaktadır. Eleştirel bir literatür taraması, ısı kazanımı hesaplamaları ve çok katmanlı duvar performansı üzerine önceki araştırmaları değerlendirerek, Irak'ın özgün bağlamında daha fazla araştırma ihtiyacını vurgulamaktadır. Bu aşamayı takiben, enerji tasarrufu yoluyla ısı kazancı azaltımına yönelik önemli makalelerin toplandığı, özetlendiği ve seçildiği bulgulara dayanarak bir test düzeneği tasarlanmıştır. Maliyet, etkinlik ve malzeme maliyetleri göz önüne alınarak tasarlanan test düzeneği, boyutları 115 x 100 x 100 cm olan küçük bir odadan oluşmaktadır ve her biri üç katmana sahip üç duvar (A, B ve C), iki katmanlı beton çatı ve çift camlı pencere/kapı içermektedir. Sıcaklık ölçümleri için K-tipi termokupl, veri kaydedici, sensörler, güç kaynağı ve SD-hafıza gibi araçlar kullanılmıştır. Sonraki aşama, çeşitli bina ve yalıtım malzemelerinin ısı kazanımı ve soğutma ihtiyaçlarının analizi, nicelendirilmesi ve test edilmesini içermektedir. Bu testlerden elde edilen sonuçlar derlenmiş, tartışılmış ve anahtar sonuçlar, avantajlar, dezavantajlar ve önleyici tedbirler belirlenmiştir. Yöntem bölümü, teorik çerçeve ve deneysel yaklaşımı detaylandırmış, RTS yöntemini kullanarak ısı kazanımını hesaplamak için MATLAB kodunun geliştirilmesini ve veri toplama için deneysel kurulumu açıklamıştır. Karşılaştırmalı analiz için ASHRAE RTS Prosedürü elektronik tablosu referans olarak kullanılmıştır. Çalışmadan çıkarılan temel sonuçlar şunlardır: Araştırma, güneş enerjisi faktörlerini, olay güneş akısı, güneş-hava sıcaklıkları, iletkenlik ısı kazançları, pencere güneş ısı kazancı ve duvarların genel bina termal verimliliği üzerindeki etkilerini analiz etmiştir. Bulgular, duvar katmanları arasında ısı kazanımı ölçümlerinde önemli farklılıklar olduğunu, güneş radyasyonu maruziyetinin etkilerini ve yalıtımın ısı kazanımını hafifletmedeki önemini vurgulamaktadır. RTS yönteminin çok katmanlı duvarlardaki ısı kazanımını tahmin etmek için güvenilir ve kesin bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır. Çalışmada kullanılan malzemelerin termal özellikleri, ısı kazanımı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İletkenlik, yoğunluk ve özgül ısı, hesaplamalarda hesaba katılmalıdır. Duvarlara düşen güneş radyasyonu, ısı kazanımındaki önemli bir rol oynamaktadır. Bu bilgilerin RTS yöntemine entegre edilmesi, ısı kazanımı tahminlerinin hassasiyetini artırır. Isı kazanımı, çok katmanlı duvarlardaki katmanların düzeni ve kompozisyonu tarafından önemli ölçüde etkilenir. Farklı duvar konfigürasyonları, farklı ısı transfer karakteristiklerine neden olabilir. Ayrıca, çok katmanlı duvarlardaki olay güneş akısının detaylı analizi, termal performansı optimize etmek için anahtar gözlemler sunar. Duvar B, sürekli olarak en yüksek olay akı alır, bu da doğrudan güneşe maruz kalma açısından belirgin bir maruziyeti gösterir. Duvarlar A ve C, olay akı seviyelerini orta seviyede alırlar, benzer güneş radyasyonu maruziyeti anlamına gelir. Çatı, en yüksek olay akısını kaydeder, bu da önemli güneş radyasyonu maruziyetini gösterir. Duvar B, doğuya (güneş doğuşu) baktığı için gün boyunca sürekli olarak en yüksek olay güneş akısını alır, bu da Duvarlar A ve C'ye göre daha yüksek bir güneş radyasyonu ve termal emilim derecesini ima eder. Solar akıdaki değişimler, Duvar B'nin pik saatlerde en yüksek dalgalanmaları yaşadığını, Duvar C'nin ise en az dalgalanmayı gösterdiğini gösterir. Pik güneş akısı zamanı, her duvar için farklıdır, bu da duvarların konumları ve güneş ışınlarının maruziyetindeki farklılıkları vurgular. Çalışma, MATLAB kodu ve ASHRAE elektronik tablosu ile duvar yönlendirmesinin etkisini inceleyerek duvar A'nın güneye baktığında en yüksek ısı kazancının elde edildiğini göstermektedir, bu da öğle saat 12:00 civarında 65 W'a kadar ulaşmaktadır. Bunun aksine, diğer üç yönde daha düşük ısı kazancı elde edilir, en fazla 52 W'a 14:30 civarında ulaşılır. Bu bulgular, olay güneş akısının varyasyonlarının ve duvar yönlendirmesinin ısı kazancı üzerindeki etkilerini dikkate alarak bina tasarımını optimize etme konusunda değerli içgörüler sunar. Çalışma, termal dinamiklerin anlayışımızı artırarak enerji verimli ve konforlu bina ortamlarının geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayanarak çeşitli öneriler ortaya çıkmaktadır. İlk olarak, duvar bileşenlerinin genel oda termal performansındaki önemi, güneş radyasyonu maruziyetini optimize etmek ve ısı kazancını en aza indirmek için yalıtım ve dikkatli yönlendirmenin gerekliliğini vurgular. Pencere tasarımı, hem güneş ısı kazanımı sınırlamalarını hem de yeterli gün ışığı alımını dikkate alarak ele alınmalıdır. Soğutma ihtiyaçlarının analizi, enerji verimli soğutma sistemlerinin uygulanması gerektiğini göstermektedir. Gece boyunca soğutma yükündeki azalış, serin saatlerde doğal soğutmanın kullanımının potansiyelini gösterir, bu da mekanik sistemlere ve enerji tüketimine olan bağımlılığı azaltabilir. Gelecekteki araştırmalar, güneşlik cihazlar, termal kütle ve HVAC sistem verimliliği gibi ısı kazancını etkileyen ek parametreleri ve değişkenleri inceleyerek çok katmanlı duvarların termal performansını daha kapsamlı bir şekilde anlamak için yapılmalıdır. Sonuç olarak, bu çalışma, ASHRAE RTS yönteminin çok katmanlı duvarlardaki ısı kazanımını değerlendirmedeki etkinliğini kapsamlı bir şekilde inceleyerek, Irak'taki binalarda termal performansı optimize etme konusunda pratik sonuçlar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Isı kazanımı, Çok Katmanlı Duvarlar, RTS, ASHRAE, MATLABThis study delves into the application of the ASHRAE Radiant Time Series (RTS) method for calculating heat gain in multilayered walls within the context of Iraq. The primary objective is to assess the thermal performance of commonly used wall constructions, offering insights to enhance energy efficiency and thermal comfort in buildings. Commencing with an overview of the RTS method, the study highlights its significance in evaluating heat gain for effective cooling systems and energy management strategies. A critical literature review evaluates prior research on heat gain calculations and multilayered wall performance, emphasizing the necessity for tailored investigation in Iraq. This was followed by the collection, summarization, and selection of key papers related to energy savings through heat gain reduction. Based on these findings, a test rig was designed, considering cost, effectiveness, and material costs. The test rig, a small room of dimensions 115 x 100 x 100 cm, incorporated three walls (A, B, and C), each with three layers, a concrete roof of two layers, and a double-glazed window/door. Instruments such as K-type thermocouples, a data logger, sensors, a power supply, and SD memory were utilized for temperature measurements. The subsequent stage involved the analysis, quantification, and testing of heat gain and cooling requirements for various building and insulation materials. Results from these tests were compiled, and discussed, and key conclusions, benefits, drawbacks, and preventative measures were defined. The methodology section also detailed the theoretical framework and experimental approach. It introduced the development of a MATLAB code for computing heat gain using the RTS method and explained the experimental setup for data collection. The ASHRAE RTS Procedure spreadsheet served as a reference for comparative analysis. Detailed analysis of incident solar flux on multilayered walls offers key observations for optimizing thermal performance. Wall B consistently receives the highest incident flux, indicating pronounced exposure to direct sunlight. Walls A and C receive moderate levels of incident flux, suggesting comparable solar radiation exposure. The roof records the highest incident flux, signifying substantial solar radiation exposure. Wall B, facing east (sunrise), consistently garners the highest incident solar flux throughout the day, reflecting a higher degree of solar radiation and thermal absorption than Walls A and C. Variations in solar flux reveal Wall B experiences the highest fluctuations during peak hours, while Wall C exhibits the least variation. The time of peak solar flux varies for each wall, highlighting differences in positioning and solar irradiation levels. Further investigation into wall orientation using MATLAB code and ASHRAE spreadsheet indicates that when Wall A faces south, the highest heat gain is achieved, peaking at approximately 65 W around 12:00. In contrast, the other three orientations result in lower heat gain, with a maximum of 52 W at 14:30. These findings provide valuable insights for optimizing building design, considering the impact of incident solar flux variations and wall orientation on heat gain. The study enhances our understanding of thermal dynamics, contributing to the development of energy-efficient and comfortable building environments. The main conclusions drawn from the study are as follows; The research analyzed solar energy factors, including incident solar flux, sol-air temperatures, conduction heat gains, window solar heat gain, and sensible cooling load. The data underwent analysis to understand heat gain patterns in various wall layers and their impact on overall building thermal efficiency. The findings indicated significant differences in heat gain measurements across wall layers, emphasizing the effects of solar radiation exposure and the crucial role of insulation in mitigating heat gain. The RTS method was proven to be a dependable and precise method for estimating heat gain in multilayered walls. The thermal properties of the materials used in multilayered walls significantly impact heat gain. Conductivity, density, and specific heat must be accounted for in calculations. Solar radiation incident on walls plays a substantial role in heat gain. Incorporating solar exposure patterns into the RTS method enhances heat gain forecast precision. Heat gain is significantly influenced by the arrangement and composition of layers in multilayered walls. Different configurations result in varying heat transfer characteristics. There are several recommendations arising from the study. First, the importance of wall components to overall room thermal performance underscores the need for insulation and careful orientation to optimize solar radiation exposure and minimize heat gain. Window design should be approached with caution, considering both solar heat gain limitations and the need for adequate daylighting. The analysis of cooling requirements suggests implementing energyefficient cooling systems. The decreasing trend of the cooling load throughout the night suggests the potential for utilizing natural cooling during cooler hours, reducing reliance on mechanical systems and energy consumption. Future research should explore additional parameters such as external shading devices, thermal mass, and HVAC system efficiency to gain a more complete understanding of multilayered wall thermal performance. In conclusion, this study provides a thorough examination of the ASHRAE RTS method's efficacy in assessing heat gain in multilayered walls, with practical implications for optimizing thermal performance in Iraqi buildings. Key Words: Heat gain, Multilayered Walls, RTS, ASHRAE, MATLAB, Cooling loa
Tailoring the optical and spectroscopic properties of ascorbic acid via solvation with DMSO: A theoretical study using different quantum models
The anti-oxidizing properties and physiological action of ascorbic acid have recently attracted considerable research attention. This study employs dimethyl sulfoxide (DMSO) solvent to examine the interaction of solvent molecules and the resulting structural modifications in ascorbic acid through trial and error with three quantum solvation models (CPCM, IEFPCM, and SMD). DMSO was selected from the models to analyze changes in the optical bandgap and spectroscopic properties using first-principles methods. Geometry optimization was performed at two different levels of theory: Hartree-Fock (HF) and density functional theory (DFT). The DFT method was employed with a 6–311 G/B3LYP basis set to yield the ground-state energy. The electronic orientation was investigated through potential energy mapping, while spectroscopic analysis encompassed ultraviolet (UV–VIS) and nuclear magnetic resonance (NMR) techniques. Additionally, Fourier transform infrared spectroscopy was used to gain a deeper understanding of the chemical structures of the compound. The findings shed light on the DMSO-Ascorbic acid interactions and revealed structure-property correlation. © 2023 The Author(s
Arazi Toplulaştırması İle Tarımsal Mekanizasyon Düzeyi Ölçütleri Üzerindeki Değişiminin Mekânsal Olarak Değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Kırşehir ilinde gerçekleştirilen arazi toplulaştırması
uygulamaları, bu uygulamaların tarımsal mekanizasyon uygulamalarına olan etkilerinin
yanı sıra, mekanizasyon düzeyini belirleyen ölçütlerdeki değişimin değerlendirilmesi
amaçlanmıştır. Köy merkezleri, çiftçi başına düşen parsel sayısı ve parseller arası
mesafeler ele alınmıştır. Parsel şekil analizleri, yol uzunluğu, yol fark analizi ve yol cephe
durumları değerlendirilmiştir.
Yollardaki toplam azalma miktarını belirlemek için, köy merkezinden tüm
parsellere ulaşım için kat edilmesi gereken yol uzunluğu, bilgisayar ortamında
ölçülmüştür. Toplulaştırma sonrasında yola cephesiz parsel sayısı ve şekilsiz parsel
oranının azalıp azalmadığı incelenmiştir. Sonrasında, tarımsal mekanizasyon
uygulamaları için istenilen parsel şekli olan dikdörtgen şeklindeki parsellerin sayısı ve
oranı hesaplanmıştır. Tarımsal mekanizasyon düzeyi kriterlerini oluşturan ölçütler; arazi
toplulaştırılması öncesi ve sonrası olmak üzere hesaplanmasında kullanılan değerler olan,
traktör sayısı, ortalama traktör gücü, arazi büyüklüğü ve tarım alet-makine sayısı verileri
karşılaştırılarak arazi toplulaştırma ile değişimleri mekânsal olarak sorgulamak amacıyla
bir Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı kullanılmıştır
Fuzzy Korovkin Teorisi Ve Toplanabilme Metotları
Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. ̇İlk bölüm giriş kısmına ayrılmıştır. ̇İkinci bölümde, temel tanım ve kavramlar hatırlatılmıştır. Anastassiou tarafından
verilen fuzzy Korovkin teoremi incelenmi ̧stir. Anastassiou ve Gal (Anastassiou & Gal, 2006) tarafından verilen fuzzy trigonometrik Korovkin teoremi incelenmiştir. Ayrıca A-istatistiksel yakınsaklık kullanılarak fuzzy Korovkin teoremi geni ̧sletilmi ̧stir. Üçüncü bölümde, ikinci bölümde elde edilen sonuçlar Shisha-Mond eşitsizliğinin benzeri kullanılarak k-boyutlu durum için genişletilmiş olup orjinal sonuçlar elde edilmiştir. Dördüncü bölüm, sonuç ve önerilere ayrılmıştır. Beşinci bölüm ise, referanslara ayrılmıştır
Manganese(III) complexes with a tetradentate thiosemicarbazone. Structural characterization, electrochemistry, antioxidant capability, molecular docking and dynamics simulation on the potential inhibitory activity of cyclin-dependent kinase 2
Two manganese(III) complexes with the general formula [MnIII(L)X] (where L is a tetradentate thiosemicarbazone; X = Cl (Mn1) or N3 (Mn2 is new) were synthesized and verified the expected structures by experimental and theoretical methods. Electrochemical behavior of the manganese complexes were studied using cyclic voltammetry (CV) and square wave voltammetry (SWV). TEAC and DPPH values were determined and compared with those of ascorbic acid (AA). Further, the correlation between the antioxidant data and redox potentials was discussed. Molecular dynamics (MD) simulations were performed after calculating the binding affinities to cyclin-dependent kinase 2 for Mn1, Mn2, and AA to clarify some information about their thermodynamic and dynamic properties and to validate the molecular docking results. The calculations gave the binding affinities that are −6.0, −8.6 and −9.4 kcal/mol for AA, Mn1 and Mn2, respectively. The experimental and theoretical results revealed that complex Mn2 having azide ion has a better antioxidant performance and also the highest docking score with the protein. The study demonstrated that such manganese complexes are suitable candidates to drug development against diseases caused by oxidative stress. © 2024 Elsevier Lt