Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
    6557 research outputs found

    Digital and traditional political participation of high school students just before the 2023 presidential election in Turkey

    No full text
    The youth population rate in Turkey is quite high compared to other European countries. According to official figures, there are 13 million people between the ages of 15 and 24 in Turkey. In the presidential election on 14 May 2023, 5 million young people will vote for the first time. This is a high number considering the total number of voters. In this article, we focus on political participation of high school students. This study has two main aims. First, it aims to determine the digital and traditional political participation of high school students ahead of the presidential elections in May 2023. Secondly, it aims to examine the relationship between digital and political participation. Exploratory sequential design, one of the mixed-method designs, was used in the study. Quantitative data were collected from 682 young people aged between 16 and 20 using the ‘Digital and Traditional Political Participation (DTPP)’ scale. In order to better understand the quantitative results, face-to-face interviews were conducted with fifteen young people. Multiple regression and correlation analysis techniques were used to analyse the quantitative data. Qualitative data were analysed using content analysis, according to Milbrath’s (1965) classification of political participation theoretical framework. The results of the research show that young people’s political participation is low and at the level of spectator activities. Students mostly prefer to follow politics in digital environments through social media and young people do not prefer to participate in political transitional and gladiatorial activities, either traditionally or digitally. © 2024 Intellect Ltd Article

    Rüzgar enerjı?sı? tahminı? yöntemleri: Uzun kısa sürelı? bellek modeli (LSTM) örneği

    No full text
    Bu tez, rüzgâr enerjisi tahmininin alanını ilerletmeyi ve sürdürülebilir enerji yönetimini teşvik etmeyi amaçlayarak üç ayrı araştırma bileşeninden elde edilen bulguları sentezlemektedir. İlk çalışma, Long Short-Term Memory (LSTM) ve diğer metodolojileri kullanarak rüzgâr enerjisi tahminini araştırır. Araştırma, rüzgâr hızı verilerine dayalı güç üretimini öngörme odaklıdır ve eksik değerler ve mevsimsel desenlere yönelik zorlukları ele alır. İlk analizlerden elde edilen sonuçlar, ARIMA modelleri ve rüzgâr hızı ile güç üretimi arasındaki korelasyon değerlendirmelerini içerir ve özellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında güç üretiminde belirgin zirvelerin olduğunu, bunun rüzgâr hızı dalgalanmaları ile uyumlu olduğunu ortaya koyar. Çalışma, 2.5 metrenin üzerindeki rüzgâr hızlarının güç üretimini başlattığını, 8 m/s civarında zirve yaptığını ve grafiksel temsillerin rüzgâr hızı ile güç üretimi arasında bir sigmoid ilişkiyi gösterdiğini belirledi. Ardından, SARIMA modelinin başarısızlığının ardından alternatif modelleme yaklaşımları keşfedildi. XG Boost, Random Forest Regressor ve LSTM, görselleştirme ve istatistiksel analiz yoluyla veri setinin özelliklerinin detaylı bir incelemesi ile birlikte değerlendirildi. Eksik hücrelerin yaygınlığı, titiz veri işleme öneminin vurgulanmasına neden oldu. Veri genel bakışı ve ön işleme aşaması, veri ithalatı sürecini, tarih sütununun tanınmasını, yinelenen girişlerin işlenmesini ve Pandas profillemesi ile boxplot keşfini detaylandırdı. "Active Power" ve "Ambient Temperature" gibi temel değişkenler ele alındı, eksik değerlerin zorluğu ve gereksiz değişkenlerin tanımlanmasıyla ilgili olarak vurgulandı. Son aşama, kullanılan yöntemi kapsayan, doğru analiz için eksik veri noktalarına ve anormalliklere odaklanan bir yöntemdir. Titiz temizlik süreci, model seçimi (SARIMA, XG Boost, Random Forest Regressor, LSTM) ve bunların performansı tartışıldı. Ayrıca, veri doğruluğunun önemi, rüzgâr hızının güç üretimine etkisi ve rüzgâr enerjisi dinamiklerini etkili bir şekilde yakalamak için çeşitli modelleme yöntemlerinin gerekliliği vurgulandı. Bu bulgulara dayanarak, rüzgâr enerjisi tahminini ve sürdürülebilir yönetimi ilerletmeye yönelik bir dizi öneri getirildi. Veri seti kalitesini ve güvenilirliğini artırmak için eksik değerlerin, aykırı değerlerin ve gürültünün işlenmesini içeren gelişmiş veri ön işleme yöntemleri önerildi. Daha doğru tahminler için klasik istatistik metodolojilerini ve makine öğrenimi algoritmalarını birleştiren hibrit modelleme teknolojileri önerildi. Rüzgâr enerjisi tahminine etki eden meteorolojik ve coğrafi unsurların özellik mühendisliği metodolojilerine eklenmesi, güç üretimini daha iyi anlamak için önerildi. İlgili değişkenlerle rüzgâr enerjisi üretimi arasındaki ilişkiyi anlamak için daha yorumlanabilir modeller geliştirmek, bilinçli kararlar için vurgulandı. Model ortalaması ve yığma gibi ensemble öğrenme yöntemleri, model kusurlarını en aza indirerek tahmin doğruluğunu artırmak amacıyla önerildi. Dinamik hava durumu desenlerini ve çevresel koşulları yakalamak için gerçek zamanlı veri akışları ve gelişmiş izleme sistemlerinin kullanımı, uyarlanabilir tahmin modelleri için teşvik edildi. Tahmin modelinin parametre ayarlarıile ilgili hassasiyet çalışması, rüzgâr enerjisi üretimini etkileyen en ilgili değişkenleri belirlemek amacıyla önerildi. Farklı coğrafi konumlar ve çevresel koşullar arasında tahmin modellerinin güvenilirliği ve genelleme yeteneğinin sağlanması, kapsamlı geriye dönük test ve çeşitli veri setlerinde doğrulama dahil olmak üzere, sıkı model doğrulama ve doğrulama ile vurgulandı. Değişen iklim dinamikleri ve küresel enerji talepleri karşısında sürdürülebilir enerji altyapısı planlamak için uzun vadeli rüzgâr enerjisi üretimi tahmin çalışmaları önerildi. Son olarak, akademik kurumlar, endüstri paydaşları ve devlet kurumlarının iş birliği yaparak dünya genelinde rüzgâr enerjisi tahmin teknolojileri ve sürdürülebilir enerji uygulamaları için bilgi, veri ve yenilikçi çözümleri paylaşmaları teşvik edildi. Bu kapsamlı yaklaşım, rüzgâr enerjisi tahmininin ilerlemesine katkıda bulunmayı ve sürdürülebilir enerji yönetimi uygulamalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.This thesis synthesizes findings from three distinct research components, aiming to advance the field of wind energy prediction and promote sustainable energy management. The initial study explores wind energy prediction utilizing Long Short-Term Memory (LSTM) and other methodologies. The investigation focuses on forecasting power output based on wind speed data, addressing challenges related to missing values and seasonal patterns. Results from initial analyses, including ARIMA models and correlation assessments between wind speed and power output, revealed distinct peaks in power output during specific months, notably July, August, and September, corresponding with wind speed fluctuations. The study identified that wind speeds above 2.5 meters per second initiate power generation, peaking around 8 m/s, with graphical representations indicating a sigmoid relationship between wind speed and power output. Subsequently, alternative modeling approaches were explored after the failure of the SARIMA model. XG Boost, Random Forest Regressor, and LSTM were considered, with a detailed examination of the dataset's properties through visualization and statistical analysis. The prevalence of missing cells underscored the importance of meticulous data handling. The data overview and preprocessing phase detailed the process of data importation, recognition of the date column, handling of duplicate entries, and exploration through Pandas profiling and boxplots. Key variables such as "Active Power" and "Ambient Temperature" were discussed, along with the challenge of missing values and the identification of redundant variables. The final phase encapsulated the methodology used, emphasizing the importance of addressing missing data points and anomalies for accurate analysis. The rigorous cleaning process, model selection (SARIMA, XG Boost, Random Forest Regressor, LSTM), and their respective performance were discussed. Furthermore, the significance of data accuracy, the impact of wind speed on power output, and the necessity for varied modeling methods to capture wind energy dynamics effectively were highlighted. Building on these findings, several recommendations for advancing wind energy prediction and sustainable management were proposed. Advanced data pre-processing methods were suggested to enhance dataset quality and dependability, including the handling of missing values, outliers, and noise. Hybrid modeling technologies that combine classical statistical methodologies and machine learning algorithms were recommended for more accurate predictions. Incorporating meteorological and geographical elements into feature engineering methodologies was suggested to better understand power output. Developing more interpretable models to comprehend the relationship between relevant variables and wind energy generation was emphasized for informed decision-making. Ensemble learning methods, such as model averaging and stacking, were proposed to increase prediction accuracy by minimizing model flaws. The utilization of real-time data streams and advanced monitoring systems for dynamic weather patterns and environmental conditions was encouraged for adaptive forecasting models. A rigorous sensitivity study was suggested to assess forecasting model robustness to parameter adjustments, identifying the most relevant variables affecting wind energy generation. Ensuring the reliability and generalizability of forecasting models across different geographical locations and environmental conditions was emphasized through rigorous model validation and verification. Long-term wind energy generation forecasting studies were proposed to plan sustainable energy infrastructure in the face of changing climate dynamics and global energy demands. Finally, collaboration between academic institutions, industry stakeholders, and government agencies was encouraged to share knowledge, data, and innovative solutions for wind energy forecasting technologies and sustainable energy practices worldwide. This comprehensive approach aims to contribute to the advancement of wind energy prediction and foster sustainable energy management practice

    Rat brain and testicular tissue effects of radiofrequency radiation exposure: Histopathological, DNA damage of brain and qRT-PCR analysis

    Full text link
    Background: The Background: We evaluate the effects of radiofrequency electromagnetic field (RF-EMF) on rat brain and testicular tissue using histopathology, comet assay, and real-time quantitative PCR techniques. Materials and Methods: Two equal groups of fourteen rats one for sham-control and the other for exposure (n = seven) were created. For a duration of 14 days, the exposure group (2100 MHz, testicular tissue SAR values of 163 mW/kg for 10 g, brain tissue SAR values of 292 mW/kg on average) was subjected to five hours of exposure per day. Evaluations were conducted on tissue gene expression levels, histopathology, and DNA damage to brain tissue. Results: The histological examination of brain tissue from the exposed group revealed vascular alterations and significant edema (p 0.05). Conclusion: These findings suggest that it may cause some histopathological and cellular damage in brain and testis tissue. © 2024 Novin Medical Radiation Institute. All rights reserved

    Iraklı Annelerin Çocukluk Dönemi Hastalıklarında Uyguladığı Geleneksel Yöntemlerin Belirlenmesi

    Full text link
    Irak çok uluslu toplumsal yapıya sahip geleneksel bir Ortadoğu ülkesidir. Çocuk ve kadın nüfusunun fazla olması ve eyalet sisteminin getirdiği bölgesel farklılıklar ve az gelişmişlik nedeni ile geleneneksel uygulamaların anne ve çocuklarda sık uygulandığı tahmin edilmektedir. Bu nedenle çalışma, Iraklı annelerin çocukluk dönemi hastalıklarında uyguladığı geleneksel yöntemlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Diyala Valiliği'nde bulunan Al-Batool Kadın ve Çocuk Eğitim Hastanesi'nde acil servisler ve yatan hasta servislerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evren ve örneklemi Diyala merkezine kayıtlı ve bu hastanelere başvuran kadınları içerecek şekilde planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Diyala şehir merkezindeki 20 ila 49 yaşları arasındaki 360 kadından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacının literatüre göre oluşturduğu veri toplama formu ile toplanmıştır. Anneye ait bazı demografik bilgiler ve çocuklarda sık görülen rahatsızlıklara yönelik 10 sorunun, çoktan seçmeli ve açık uçlu yanıtlarının yüzde ve sayı olarak değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin %33’ünün yaşı 35 yaş üzerinde, %75,4’ünün medeni halinin evli, %68,6’sının kent merkezinde yaşadığı, %7,6’sının 1 veya 2 çocuğunun öldüğü, %5,8’inin daha önce düşük yaptığı, %42,7’sinin 3 ve üzerinde yaşayan çocuğu olduğu saptanmıştır. Iraklı annelerin kullandığı geleneksel yöntemlere bakıldığında; Annelerin çoğunluğunun "Çocuğunuzun ateşi yükseldiğinde ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%44.4) "bitkisel bir karışım kullanmak" olduğunu göstermektedir. Ayrıca annelerin çoğunluğunun, "Çocuğunuz ağrı çektiğinde ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%30.00) "Bitkisel bir karışım kullanmak" ve ‘Ağrılı bölgeye masaj yapmak veya yağlarla masaj yapmak’ (%27.78) olduğu, "Çocuğunuz kabızlık çekerse ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın ‘Çocuğa özel yiyecek veya karışım vermek’ (% 31.67) olduğu, "Çocuğunuz ishal olduğunda ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın ‘En yakın sağlık merkezini veya hastaneyi ziyaret etmek’ (%30.56) olduğu, "Çocuğunuzun diş çıkarması gecikirse ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%30) "çocuğa hurma, şeker veya bal vermek" seçeneği olduğu, "Çocuk nezle olursa ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%11.94) "çocuğu iyi bir şekilde ısıtmak" seçeneği olduğu ix görülmüştür. Annelerin çoğunluğunun, "Çocuk öksürük çekerse ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%30) "sıcak sıvılar içirmek" olduğu ve annelerin "Çocuk sarılık olursa ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın (%41.4) ‘Çocuğa şekerli su vermek’ (%31.11) ve ‘Çocuğu ışığa ve güneş ışığına maruz bırakmak’ (%22.5) olduğu, "Çocuk kulak enfeksiyonu geçirirse ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtın, (%42.1) "soğuk veya sıcak kompresler kullanmak" olduğu görülmüştür. Son olarak, annelerin "Çocuk göz enfeksiyonu geçirirse ne yaparsınız?" sorusuna verdikleri yanıtların çoğunluğunu Gözün dışını sabun ve ılık suyla silmek (%30.56) Göze sürme sürmek (%23.61) ve Bitkisel bir karışım kullanmak (%30.28) seçeneğinin oluşturduğu görülmüştür. Katılımcıların çoğunun bitkisel karışımları geleneksel tedavi için kullandığı görülmüştür. Anneler tarafından adaçayı (%10.56), fesleğen (%7.5), pekmez (%8.86), soğan (%5.00) söğüt ağacı yaprağı ve zencefil-bal-limon karışımı (%11.67), okaliptus yağı (%2.22), kurtboğanı bitkisi (%7.78), gülsuyu ve çay (%15.28) bitkileri tercih edilmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda hemşirelik bakımında kanıta dayalı uygulamaların öneminin vurgulanması ve annelerin geleneklerin bilgeliğini modern tıbbın faydaları ile birleştirerek, kültürel ve tıbbi standartları karşılayan kapsamlı bir bakım sunulması önerilir

    Selekte Edilmiş İleri Kademelerde Çerezlik Kabak (Cucurbita Pepo L.) Hatlarının Tuz Stresine Toleranslarının Belirlenmesi

    No full text
    Küresel bir problem olan tuzluluk bitkilerde morfolojik yapının yanı sıra, fizyolojik ve biyokimyasal olayları da olumsuz etkileyerek, tarımsal üretimi gün geçtikçe sürdürülemez hale getirmektedir. Tuzluluk ile mücadelede birçok yöntem uygulanabilse de, tuza tolerant anaç veya çeşit ıslahı bu konuda en etkili strateji olarak tercih edilmektedir. Bu çalışma, morfolojik karakterizasyonu yapılmış S4 kademesindeki çerezlik kabak hatları içerisinden seçilen, tohum verimi ve çerezlik olarak kullanılabilme potansiyeli yüksek kabuklu ve kabuksuz 25 adet çerezlik kabak hatlarının tuza tolerans seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bitkiler 136 L‟lik saksılarda havalandırmalı durgun su kültürü tekniği kullanılarak, kontrol ve 10 dS/m tuz stresi koşullarında 28 gün boyunca büyütülmüştür. Güncellenen morfolojik ve fizyolojik parametrelere göre çerezlik kabak hatlarının tuz stresine tolerans seviyeleri belirlenmiştir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde 8 ve 13 nolu hatlar tüm çerezlik kabak hatları içerisinde tuz stresine en hassas hatlar olarak tespit edilmiştir. Kabuksuz hatlar içerisinden özellikle 2, 6 ve 18 nolu, kabuklu hatlar içerisinde ise 24 ve 25 nolu hatlar diğerlerine kıyasla tuzlu koşullara daha fazla tolerans göstermişlerdir. Tuz stresi koşullarında yetiştirilen, çerezlik kabak hatlarının biomass ve fizyolojik özelliklerine dayalı hatların sınıflandırılması için temel bileşen analizi (TBA) uygulanmıştır. Analize göre, toplam varyasyonun yaklaşık %99‟unu iki temel bileşen (PC 1: %98.56 ve PC 2: %0.91) oluşturmuştur. Ayrıca korelasyon analizi yapılarak incelenen parametreler arasındaki ilişkinin yönü ve gücü belirlenmiştir. Belirlenen tuz stresine toleransı yüksek çerezlik kabak hatları doğrudan tuzluluk problemi yaşanan bölgelere yetiştiricilik için önerilebileceği gibi, çerezlik kabak sektörünün en büyük eksiği olan hibrit çeşitlerin geliştirilmesi amacıyla yapılacak ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere nitelikli gen havuzlarının oluşturulmasına da katkı sağlayacaktır

    The relationship between transformational leadership characteristics of school masters and teachers' organizational commitment with motivation levels

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, yöneticilerin dönüşümcü liderlik özellikleri ve öğretmenlerin örgütsel bağlılığı ile motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Nicel araştırma türünde olan bu araştırmada ilişkisel tarama yöntemine başvurulmuştur. Araştırmanın evreninde Kırşehir ili Mucur ilçesinde görev yapan 234 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın örneklemi, bu öğretmenler arasından basit seçkisiz yöntem ile belirlenen 163 öğretmeni kapsamaktadır. Veri toplama sürecinde, "Dönüşümcü Liderlik, Örgütsel Bağlılık ve Motivasyon" ölçeklerinden faydalanılmıştır. Verilerin analiz edilmesi sürecinde; betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maximum), ilişkisiz örneklemler t-testi, One Way Anova, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Çoklu Doğrusal Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Veri analiz sürecinde, IBM SPSS yazılımı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; yöneticilerin dönüşümcü liderlik düzeylerinin yüksek olduğu, katılımcıların motivasyon düzeylerinin orta seviyede olduğu, örgütsel bağlılık düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Yöneticilerin dönüşümcü liderlik özellikleri, öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermezken, eğitim durumuna, kıdem yılına ve okul türüne göre farklılık göstermektedir. Verilerin analizi sonucunda; yöneticilerin dönüşümcü liderlik özellikleri ile örgütsel bağlılık seviyeleri arasında olumlu, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Yöneticilerin dönüşümcü liderlik özellikleri ve motivasyon düzeyleri arasında pozitif, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Motivasyon düzeyleri ile örgütsel bağlılık seviyeleri arasında pozitif, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Araştırma neticesinde; bahsi geçen iki değişkenin beraber, öğretmen motivasyonundaki toplam varyansın yaklaşık %64'ünü açıkladığı görülmüştür. Araştırma sonucunda ulaşılan veriler, alan yazın çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü liderlik, motivasyon, örgütsel bağlılıkThis research was conducted to determine the realationship between the transformational leadership characteristics of school masters and teachers' organizational commitment with motivation levels. In this research which is a quantitive research type, the relational screening method was used. The population of research consists of 234 teachers at public schools in Mucur district of Kırşehir province. The sample of the research consists of 163 teachers selected by a simple random method among these teachers. During the date collection process, "Transformational Leadership-Organizational Commitment ve Motivation" scales were used. On the analysis of collected data; descriptive statistics (mean, standart deviation, minimum, maximum), independent t-test, One Way Anova, Pearson moments multiplication correlation coefficient were assessed. Multiple linear regression analysis was used. IBM SPSS software was used during the data analysis process. As a result of the data process; it was determined that the transformational leadership level of school masters was high, the motivation levels of teachers were at a medium level and teachers' organizational commitment levels were high. While the transformational leadership characteristics of school masters, organizational commitment and motivation levels don't differentiate significantly according to teachers' gender, they differentiate according to educational status, years of senority and school type. As a result of the analysis of the data, there appears to be a positive, high and significant relationship between the transformational leadership characteristics of school masters and teachers' organizational commitment levels. There appears to be a positive, high and significant relationship between the transformational leadership characteristics of school masters and teachers' motivation levels. There appears to be a positive, high and significant relationship between the teachers' organizational commitment levels and teachers' motivation levels. As a result of the research, it is considered that the two variables mentioned together explain approxtimately %64 of the total variance in teachers' motivation. The data obtained as a result of the research was discussed within the framework in the literature. Keywords: Motivation, organizational commitment, transformational leadershi

    The effect of creative writing practices on the creative writing skills of primary school students

    No full text
    Bu araştırma, ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde uygulanacak yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin yaratıcı yazma becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deneme desenlerinden ön test- son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Çalışmanın evreni Kırşehir il merkezindeki 4. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise Kırşehir il merkezinde amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen 2 deney ve 1 kontrol grubundaki toplam 76 öğrenciden oluşmaktadır. Bu gruplardan hangisinin deney 1, hangisinin deney 2 ve hangisinin kontrol grubu olacağı kura ile belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin yaratıcı yazma becerilerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "hikâye haritası" ve "hikâye tamamlama" teknikleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Veriler deney ve kontrol gruplarındaki öğrenciler tarafından ön test ve son test olarak yazılan hikâyelerin "Yaratıcı Yazma Ürünlerini Değerlendirme Ölçeği (YARYÜDO)" aracılığıyla değerlendirilmesi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde özel bir istatistik programı aracılığı ile mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, bağımlı (ilişkili) ve bağımsız (ilişkisiz) t testi ve tek yönlü ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaratıcı yazma tekniklerinden olan hikâye haritası ve hikâye tamamlama tekniğinin öğrencilerin yaratıcı yazmaları üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu ancak hikâye haritası tekniğinin uygulandığı deney 1 grubundaki öğrencilerin yazma puanları ile hikâye tamamlama tekniğinin uygulandığı deney 2 grubundaki öğrencilerin yazma puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yazma, Yaratıcı Yazma, Hikâye Tamamlama Tekniği, Hikâye Haritası TekniğiThis research was conducted to determine the creative writing skills of applied creative writing practices in the fourth grade primary school Turkish course. In the research, a pretest-posttest group controlled model, one of the best research methods and experimental designs, was used. The population of the study consists of 4th grade students in Kırşehir city center. The rules of the study consist of a total of 76 students, consisting of 2 experimental and 1 control groups, recorded by the purposive finger method in Kırşehir city center. Which of these groups would be experiment 1, which would be experiment 2, and which would be the control group was determined by lottery. "Story map" and "story completion" techniques developed by the researchers were prepared as pre-test and post-test to determine creative writing skills in the developments in experiments and controls. The data were obtained by evaluating the stories written as pre-test and post-test, and by evaluating the "Creative Writing Products Evaluation Scale (YARYÜDO)" in the experimental and control phases. Mode, median, arithmetic mean, standard deviation, frequency, dependent (related) and independent (unrelated) t test and one-way ANOVA tests were used to analyze the data with a special statistical program. Comprehensive scientific writings of story and story completion technology, which are completely creative writing techniques, vary differently, but there is a permanent difference between the writing scores in the 1st interval of the experiment in which the presented stories are run and the 2-year writing scores of the technical experiment in which the information is completed. Key Words: Writing, Creative Writing, Story Completion Technique, Story Map Techniqu

    Makine Öğrenme Tekniklerinin Mühendislik Uygulamalarında Kullanılması

    Full text link
    Tezde makine öğrenimi nedir, neden önemlidir nerelerde kullanılır, nasıl çalışır ve avantajları dezavantajları gibi konulara değinildi. Makine öğreniminin teknikleriyle beraber konuya giriş yapıldı. Tezde makine öğrenim tekniklerinin neler olduğu, öğrenme gruplarının nasıl işlediği incelendi. Yüzey pürüzlülüğünün makine öğreniminde nasıl çalıştığı tekniklerin pürüzlülükle bağlantılı kısımları hangi parametrelerle karşımıza çıktığı analiz edildi. Yüzey pürüzlülük değerlerinin makine öğrenimindeki etkilerini ortaya çıkan verilerin makine öğreniminde ve kullanılmasında neden olacak sonuçlar bakımından etkileri araştırıldı. Yüzey pürüzlülüğü hesaplamaları; Elde bulunulan malzemenin yüzeyinin düzgün olup olmamasını inceleyen ölçümlerdir. Makine öğrenim algoritmalarının pürüzlülükte kullanım amaçları endüstriyel bakımdan önemli bir konudur. İmalat ve birçok yerde önem arz eden bir yapı olan yüzey pürüzlülüğü ürünün önemli bir sorunudur. Bu yüzden yüzey pürüzlülüğünün hesaplanmasında değindiğimiz modeller ile pürüzlülükten doğan olumsuz sonuçların en aza indirilmesi hedeflenmiştir. Yüzey pürüzlülüğü genel olarak yüzeyde oluşan yükseklik ve yüzeyde oluşan dalgalanmaların istatistiksel olarak karakterize edilmesidir. Bu analizler ise bazı parametreler aracılığı ile yapılırlar. Bu parametrelere örnek verecek olursak Ra (ortalama yüzey pürüzlülüğü), Rz (maksimum yüzey pürüzlülüğü), Rq (kök ortalama Kare yüksekliği) gibi konulara değinildi. Sonuçta yapılan tezde, iki farklı yüzey pürüzlülük ölçüm makinesi ile incelemiş olan üç farklı malzemenin pürüzlülük değerleri ile kullanılan materyaller incelendi. Yapılan deney ölçüm cihazları ve veriler kullanılarak sonuçlar elde edildi

    Öğretmen Adaylarının Pandemi Sonrası Fen Öğretimi Ve Çevrimiçi Öğrenme Yeterlik İnançlarının İncelenmesi

    Full text link
    Öğretmenlerin çevrimiçi kaynaklar oluşturma ve yönetme yeterlikleri onların aynı zamanda sanal deneyler yürütme ve öğrenmeyi geliştirmek için dijital araçları kullanma yeterliklerini ve bu durumun bir sonucu olarak genel fen öğretimi öz yeterliliklerini olumlu yönde etkileyebilir. Bu çalışma öğretmen adaylarının fen öğretimi ve çevrim içi öğrenme yeterlik düzeylerini incelemeyi amaçlamıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama araştırma modelinin kullanıldığı çalışmalarda, çalışma evrenini temsil etmenin en etkili yolu çalışma grubunu basit seçkisiz olarak belirlemektir. Bu nedenle 472 öğretmen adayı basit seçkisiz olarak araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde (i) kişisel bilgi formu, (ii) fen öğretimi yeterlik inanç ölçeği ve (iii) çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçları beşli likert olarak hazırlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde parametrik ve non- parametrik testler birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik yeterlik inançlarının cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterdiği ve bu farkın istatistiki olarak kadınlar lehine anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, iyi düzeyde bilgisayar kullanan öğretmen adaylarının, çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik inanç skorlarının betimsel olarak daha yüksektir. Çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik inançları cinsiyete göre incelendiğinde ise erkekler lehine bir farkın anlamlı olduğu görülmüştür. Fen öğretimi ve çevrimiçi öğrenme özyeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlara göre yüksek çevrimiçi öğrenme öz yeterliliği genellikle öğretmenlerin teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma, öğrencileri dahil etme ve öğretim stratejilerini uyarlama becerilerini geliştirerek fen öğretim öz yeterliliğini destekleteceği ve geliştireceği söylenebilir. Tersine, çevrimiçi öğrenme öz yeterliliğindeki zorluklar bir öğretmenin fen öğretim yeteneklerine olan güvenini olumsuz etkileyecektir

    Epilepsi Tanılı Çocuklarda Hastalık Ve Hemşire Algısına Yönelik Resim Yorumlama

    Full text link
    Epilepsi, beklenmedik ve ani doğası nedeniyle çocuk üzerinde fizyolojik, psikolojik, sosyal ve duygusal etkilere sahiptir. Epilepsinin çocuklarda duygusal ve sosyal etkileri göz önüne alındığında, çizim eyleminin epilepsinin çocuklar üzerindeki etkilerini ve duygularını aktarmada yardımcı olacağı düşünülmektedir. Çalışmada, çizimlere dayalı olarak epilepsi tanılı çocukların epilepsiye ve hemşireye ilişkin algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Görsel fenomenoloji yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın örneklemini 7-12 yaş aralığındaki 20 epilepsi tanılı çocuk oluşturmuştur. Veriler 15.01.2023-15.07.2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Niteliksel araştırma raporlama için birleştirilmiş kriterler (COREQ) kontrol listesi kullanılmıştır. ‘‘Tanıtıcı Bilgi Formu’’, “Yarı Yapılandırılmış Çocuk Görüşme Formu” ve çocukların ‘‘Bana Bir Hemşire Çiz, Bana Hastalığını Çiz’’ yönergeleri ile çizilen resimlerin biçim, renk ve kompozisyon açısından değerlendirilmesiyle elde edilmiştir. Kodlar incelenmiş hastalık algısı üç tema (epilepsi tanılı çocuğun yaşamındaki kaos, epilepsi tanılı çocuğun gereksinimleri, epilepsi tanılı çocukta gelişim) ve on alt tema (duygusal durum, geçmiş ve geleceğe yönelik düşünceler, hastane döngüsü, fiziksel etkiler, ihtiyaç ve istek, arayış ve bağımlılık, iletişim, iyileşme ve gelecek umudu, kişilik, resim yeteneği) altında gruplandırılmıştır. Hastalık algısı ise iki tema (epilepsi tanılı çocuğun yaşamında olumlu hemşire, epilepsi tanılı çocuğun yaşamında olumsuz hemşire) ve dokuz alt tema (bakım verici, yetkinlik, duygusal destek ve empati, iletişim ve ilişki kurma, rol model, mesleki güven ve yeterlilik, negatif deneyim/ olumsuz duygusal algılar, iletişim engelleri, hastalığı yönetim tarzı) altında gruplandırılmıştır. Sonuç olarak, çocukların çoğunlukla özgüven eksikliği, benlik algısında düşüklük, değersizlik duygusu, yalnızlık ve iletişim problemi yaşadıkları tespit edilmiştir

    3,945

    full texts

    6,557

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇