Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
    6557 research outputs found

    İkinci El Ürün Alım-Satım Süreçlerinde Pazarlama Karmasının İncelenmesi: E-Ticaret Platformları Üzerine Bir Çalışma

    Full text link
    İkinci el tüketimi gün be gün artış gösteren ve günümüz de oldukça popüler hale gelmiş ve tüketiciler tarafından daha çok satın alınmaya başlamıştır. Özellikle zaman tasarrufu ve kolay erişilebilirlik açısından çoğu dijital tüketici elektronik ticaret platformları üzerinden ikinci el alışverişi yapmayı tercih etmektedir. Bu kapsam da araştırmanın amacı Türkiye’de elektronik ticaret platformları üzerinde ikinci el alım -satım sürecinde pazarlama karmasını incelemektedir. İlk başlarda ikinci el ürünler fiziki mağazalardan alım-satım yapılırken, teknolojinin gelişmesi ile ve internetin hayatımıza girmesiyle ikinci el ürünler elektronik ticaret platformları üzerinden alınmaya ve satılmaya başlanmıştır. Tüketicilerin kullanmadıkları veya kullanmak istemedikleri ürünleri platformlar üzerinden tüketicilere satması ya da tüketicilerin ihtiyacı olan ikinci el ürünleri satın almak için elektronik ticaret platformların önemi artmıştır. Yeni bir sektör olarak görülen ikinci el platformları kullanıcıları ve pazarlama karması unsurları üzerinde gerçekleştirilecek bu araştırmanın konusu ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu amaçla araştırma kapsamında örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak ikinci el satan elektronik ticaret platformları ve pazarlama karması unsurları açısından betimsel ve ilişkisel analizler yapılmıştır ve verilerin görselleştirilmesinde frekans grafikleri ve kod haritaları kullanılmıştır.Ayrıca araştırma sürecinde hazırlanan görüşme soruları yüz yüze 20 katılımcı ile elektronik ticaret platformları üzerinden ikinci el alım-satım yapan tüketicilerden veriler toplanmıştır. Araştırma sonucuna göre kullanılan platformlarda ürün hakkında ürünün yeterli bilgisi, ürün fiyat aralığı ve ürünün görselliği için gerekli fotoğraflar gibi özelliklerin katılımcıların kullandığı platformlarda mevcut olarak bulunduğu tespit edilmiştir. Kullanılan platformlarda yüklenilen ürünlerin kullanım durumlarına göre her ürün satıcısına değişkenlik göstermektedir. İkinci el platformlarında satın alınan ürünlerin ödemesinin nasıl ne şekilde sağlanacağı bilgisinin tüketicilere bilgi verilmesi önemlidir. Kargolama, teslimat ise tüketiciler için önemli olan diğer unsurdur. Tüketiciler satın almış olduğu ürünleri ne zaman, nasıl ve ne şekilde kendilerine ulaştırılacağını bilmek isterler. Dolayısıyla ürünlerin açıklama kısmına bu unsur ile ilgili detaylı bilgi açık olarak ifade edilmelidir

    Green Synthesis of Metal Nanoparticles From Codium Macroalgae for Wastewater Pollutants Removal By Adsorption

    Full text link
    Algae have adsorption properties and reducing agents due to their rich content. In this study, palladium nanoparticles (Pd NP), platinum nanoparticles (Pt NP), and iron oxide nanoparticles (Fe3O4 NP) were prepared from Codium macroalgae using green synthesis. The structure of the synthesized nanoparticles was elucidated by X-ray diffractometry, Fourier transforms infrared spectroscopy, Brunauer–Emmett–Teller analysis, transmission electron microscopy, ultraviolet-visible spectroscopy and scanning electron microscopy-energy dispersive X-ray spectrometry and their use as nanoadsorbents for the removal of pollutants from aqueous media was investigated in detail. Naproxen (NPX), an anti-inflammatory drug, and the dyes methylene blue (MB) and cresol red (CR) were selected as pollutants for this study. Batch adsorption experiments were conducted using both real wastewater obtained from the Organised Industrial Zone of Isparta Province and synthetic water samples prepared with tap water from Burdur Province and pure water. Under optimum adsorption conditions, Pd NP showed significant efficiency in the real wastewater sample, with an adsorption capacity of 37.19 and 50.03 mg g–1 for CR and NPX, respectively, within 150 min. In comparison, Pt NP showed an adsorption capacity of 40.01 mg g–1 for MB within the same timeframe. These findings indicate that while Pd NP showed the highest adsorption capacity for both CR and NPX, Pt NP showed the highest adsorption capacity for MB. The Langmuir model and the pseudo-second-order equation were more suitable to describe the adsorption behavior of CR, MB, and NPX. In addition, studies on the desorption and reusability of the nanoadsorbents were carried out under the same optimum experimental conditions. © 2024 The Authors. Clean – Soil, Air, Water published by Wiley-VCH GmbH

    Gülşehir Karavezir (Seyyid Mehmed Paşa) Camii Kalem İşi Süslemeleri

    Full text link
    XVIII – XIX. yüzyıl evrensel anlamda, sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik ve teknik gelişmelerin meydana geldiği bir dönemi yansıtmaktadır. Bu değişim dünyada, toplumlar ve devletler arasında yayılım alanı bulmuş ve geleneğe bağlı olarak da köklü bir değişim yaşanmasına yol açmıştır. Bu zaman çizelgesinde kendisine yer bulan Osmanlı Devleti de değişen dünyaya sırt çevirmemiş ilk olarak askeri düzende iyileştirmeler için yüzünü Batıya çevirmiştir. Askeri platformda başlayan Batının etki ettiği bu değişim özellikle sanat ve mimaride de etkisini göstermiştir. XVIII – XIX yüzyılda yapılan duvar resimleri Batı etkisi ile gelişen ve değişen Osmanlı kalem işi sanatının en önemli eserlerini oluşturmuştur. Bu eserlerden birisi de Karavezir (Seyyid Mehmed Paşa) Camii'dir. Nevşehir‟in Gülşehir ilçesinde bulunan Karavezir Seyyid Mehmed Paşa Camii, Cumhuriyet Meydanında yer almaktadır. Karavezir Camii, 1778 –1779 yıllarında I. Abdülhamid sadrazamlarından olan Silahtar Karavezir Seyyid Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Geç Dönem Osmanlı mimarisini yansıtan camii, tek kubbeli ve kare planlıdır. Süslemeler genellikle stilize çiçekler, lale motifleri, vazolar, sarmaşık ve madalyon motifinden oluşmaktadır. Süslemeler son cemaat yeri kubbesinde, mihrap önü bölümü, minber ve pencere alınlıklarında yoğunlaşmıştır. Bu araştırmada Karavezir Seyyid Mehmed Paşa Camii'nin, tarihi geçmişinin incelenmesi, iç ve dış mekân süslemelerinin ayrıntılı olarak fotoğraf ve çizimlerle tanıtılması amaçlanmıştır. Cami süsleme açısından zengin olmasına rağmen bu konuda sınırlı sayıda kaynakların olması ve bu kaynaklarda yer alan fotoğrafların çizimlerine yer verilmemesi, bu araştırmanın planlanmasındaki amaçlarından birisidir

    Kronik Boyun Ağrılı Bireylerde Hastalık Şiddeti İle Servikal Propriyosepsiyon, Postür, Kinezyofobi Ve Üst Ekstremite Fonksiyonları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    No full text
    Bu çalışmanın amacı kronik boyun ağrılı bireylerde hastalık şiddeti ile servikal propriyosepsiyon, postür, kineziyofobi ve üst ekstremite fonksiyonları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modelli yapılan çalışma uzman hekim tarafından kronik boyun ağrısı tanısı konmuş 35 hasta ve 35 sağlıklı birey üzerinde yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak ağrı değerlendirmesi için VAS (visual analog skalası); normal eklem hareket açıklığı değerlendirmesi için klinik gonyometre; servikal eklem pozisyon hissi için Lazer imleç yardımlı açı tekrarlama testi (Lİ-YATT); kas kuvveti değerlendirmesi için manuel kas testi kullanılmıştır. Boyun ağrısı ile ilgili genel fonksiyonel durum değerlendirmesi için Boyun Özürlülük Sorgulama Anketi; postür analizi için New York Postür Değerlendirme Testi; kinezyofobi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği; üst ekstremite fonksiyonelliği için DASH (kol, omuz, el sorunları anketi) ve Perdue Pegboard El Beceri Testi kullanılmıştır. Veriler SPSS 23 paket programında analiz edilmiştir. Non parametrik testlerden ikili karşılaştırmalarda Mann Whitney-U; çoklu karşılaştırmalarda ise Kruskal Wallis Testi; değişkenlerin aralarındaki ilişkiye ise Spearman Korelasyon Testi uygulanılmıştır. Araştırmaya katılan kronik boyun ağrısı grubu ve kontrol grupları arasında propriyosepsiyon, postür, kinezyofobi, üst ekstremite fonksiyonelliği, eklem hareket açıklığı, manuel kas değerleri ve boyun özürlülük değerlerinde anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca çalışmanın değişkenleri arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; kronik boyun ağrılı bireylerin boyun ağrısı olmayanlara göre propriyosepsiyon hata, kinezyofobi ve boyun özürlülük değerlerinin daha yüksek; eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, postür analizi değerleri ve üst ekstremite fonksiyonelliği daha düşüktür. Ayrıca hasta bireylerde propriyosepsiyon hata değerleri arttıkça postür, eklem hareket açıklığı, manuel kas testi değerleri ve üst ekstremite fonksiyonelliği azalmaktadır. Ağrı ve boyun özürlülük değerleri arttıkça propriyosepsiyon hata ve kinezyofobi değerleri artmaktadır

    Kırşehir İli Ayçiçeği Üretim Alanlarında Görülen Yabancı Ot Türleri, Yoğunlukları Ve Rastlanma Sıklıklarının Belirlenmesi

    No full text
    Kırşehir ili ayçiçeği üretim alanlarında yayılış gösteren yabancı otların türlerini, yoğunluklarını ve rastlanma sıklıklarını belirlemek için yürütülen bu çalışmada, 2023-2024 üretim sezonlarında surveyler gerçekleştirilmiştir. Kışehir ilinin7 ilçesinde (1 merkez, 6 ilçe) iki farklı üretim sezonunda survey döneminde toplam 77 üretim alanında çalışmalar yürütülmüştür. Çalışmalar sonucunda 26 farklı familya ya dahil olan 70 adet yabancı ot türü tespit edilmiştir. 2023 yılında birim alanda bitki yoğunluğu; Heliotropium europaeum L. (2.60 bitki/m2 ), Centaurea depressa L. (1.97 bitki/m2 ), Chenopodium album L. (1.83 bitki/m2 ), Sinapis arvensis L. (1.22 bitki/m2 ), Convolvulus arvensis L. (0.56 bitki/m2 ) olarak belirlenmiş olup bu yabancı ot türleri en baskın türler olarak belirlenmiştir. 2024 yılı survey sonuçlarına göre ise; Chenopodium album L. (3.02 bitki/m2 ), Heliotropium europaeum L. (1.87 bitki/m2 ), Centaurea depressa L. (1.56 bitki/m2 ), Sinapis arvensis L. (1.31 bitki/m2 ), Convolvulus arvensis L. (1.01 bitki/m2 ) birim alanda tespit edilen yabancı ot türleri en yoğun türlerdir. Yabancı otların rastlanma sıklıklarına birlikte değerlendirildiğinde; 2023 üretim sezonunda Convolvulus arvensis L. (%72.97), Chenopodium album L (%70.27), Heliotropium europaeum L. (%52.94), Amaranthus retroflexus L. (%45.94), Sinapis arvensis L. (%40.54) olarak belirlenirken, 2024 üretim sezonunda Chenopodium album L. (%77.5), Convolvulus arvensis L. (%70), Sinapis arvensis L. (%57.5), Heliotropium europaeum L. (%42.5), Centaurea depressa L. (%37.5) yabancı ot türleri en yaygın türler olarak tespit edilmiştir

    Flavonoid from Hedera helix fruits: A promising new natural sensitizer for DSSCs

    Full text link
    Owing to their lower cost, simplicity of manufacture, environmental friendliness, and accessibility of raw materials, natural dyes emerge as the most viable substitute for dye-sensitized solar cells (DSSCs). However, the photovoltaic performance of DSSCs based on natural dyes stays behind that of their metal-based counterparts. This can be partially overcome when appropriate chemical additives are present in the redox electrolyte employed in DSSCs based on natural dyes. To determine the ideal additives for DSSCs based on natural dye extracted from Hedera helix fruits, including flavonoid pigments, we thoroughly compare the actions of 1-butyl-3-methylimidazolium iodide, guanidinium thiocyanate, and tert-butylpyridine additives in ionic liquid-based redox electrolytes. These additives suppress undesirable charge recombination and parasitic resistance effects, achieving a more significant enhancement of open-circuit voltage (Voc) of 130 mV and fill factor (FF) of 30 % compared to their counterparts. Utilizing prepared electrolyte solutions in DSSCs also presents an outstanding increase in the efficiency of the devices, from 0.75 % to 1.17 % (∼56 % improvement), which outperforms other natural dye sources containing flavonoid pigments as well. The experimental findings provided in this study demonstrate that the development of electrolytes tailored for natural dyes can lead to greater power conversion efficiency. © 2023 Elsevier B.V

    Bozulabilir Gıdaların Taze Depolanması Ve Korunması İçin Ön Soğutma Ve Nemlendirme Koşullandırması: Deneysel Çalışma

    Full text link
    Bozulabilir gıda ürünlerine yetiştirme ve hasat mevsimleri dışında ve ekimin zor olduğu bölgelerde talebin yüksek olması ve bozulabilir gıda ürünlerinin hasat, toplama veya kesim sonrasında muhafaza edilmesi ihtiyacı, depolama ve ön soğutma teknolojisi dahil muhafaza tekniklerine olan ihtiyacı artırmıştır. Ön soğutma, hasat, toplama veya kesimden sonra ve depolanmadan ve pazarlara taşınmadan önce, tarla veya kesim ısısını uzaklaştırmak için gıda ürünlerinin düşük sıcaklıklara soğutulmasını içeren soğutma işleminin ilk adımıdır. Bu çalışmada, geri dönüşüm için kullanılan ikinci bir kanala bağlanan (25-200) mikrometre kalınlığında alüminyum tabaka ile kaplanmış poliüretan malzemeden yapılmış dikdörtgen bir kanalda gerçekleştirilen ön soğutma işlemi sırasında ısı transferi deneysel olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, kapalı hava giriş ve çıkış kapılarıyla hava geri dönüşümünün, hava hızının arttırılmasının ve 4,8m/s yüksek hava akışı hızında nemlendirme kullanılmasının, sarı karpuzun boyutsuz sıcaklığını azaltırken, soğutma katsayısını ve ısı transfer katsayısını arttırdığını göstermiştir. Kırmızı lahana için hava hızı, hava geri dönüşümü ve nemlendirme, boyutsuz sıcaklık değişimi üzerinde benzer bir etkiye sahip olmuş, boyutsuz sıcaklıkta bir azalmaya ve soğutma katsayısı ile ısı transfer katsayısında bir artışa neden olmuş, ancak bu etki sarı karpuzdakinden daha az düzeyde olmuştur. Patlıcan için yüksek hava hızı ters etki yaparak boyutsuz sıcaklık oranını artırırken soğutma ve ısı transfer katsayılarını azaltmıştır. Çıkış kapısının açılması ve hava geri dönüşümüne güvenmemek, boyutsuz sıcaklıkta çok yavaş bir düşüşe neden olurken, hava giriş ve çıkış kapıları kapalıyken en yüksek hızda nemlendirmenin kullanılması, gıda ürünlerinin tazeliğini korurken önemli ölçüde dengeli bir sıcaklık düşüşü sağlamıştır

    Öğretim Elemanlarının Çevrimiçi Öğretime Hazırbulunuşluklarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluklarının belirlenerek çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve hazırbulunuşluğu etkileyen faktörler konusunda öğretim elemanlarının görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda sıralı açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma, 105 öğretim elemanının katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında “Öğretim Elemanlarının Çevrimiçi Öğretime Hazırbulunuşluk Ölçeği” kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-Testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile iki sürekli değişken arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, demografik özelliklerden yaş faktörü açısından öğretim elemanlarının ölçek toplam puanları arasında bir ters ilişki vardır. Mesleki deneyim değişkeni açısından bakıldığında ise, 0-10 yıl deneyime sahip öğretim elemanları ile 11-20 yıl deneyime sahip öğretim elemanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, katılımcıların %79,99’u öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretime hazırlanma sürecinde en çok tercih ettikleri destek türleri sorusuna “Öğretim elemanı/akran danışmanlığı” cevabını vermiş olmalarıdır. Nitel bulgularda ise öğretim elemanının çevrimiçi öğretimde başarılı olabilmesi için “iletişim becerisi”, “pedagojik yetkinlikler” ve “ölçme ve değerlendirme becerisi” sahip olması gereken yeterlilikler arasında vurgulanmıştır. Bununla birlikte, öğretim elemanları “kurumsal destek” ve “teknolojik okuryazarlık” kategorilerine ilişkin çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluğu doğrudan etkilediği yönünde ortak görüş bildirmişlerdir. Son olarak, çevrimiçi öğretime yönelik hazırbulunuşluğun yüksek olmasında “geçmişte alınan eğitimler”, “çevrimiçi öğretim ortamlarındaki deneyimler”, “çevrimiçi öğretime karşı motivasyon ve tutum” ve “teknolojiye yatkınlık” kategorilerinin etkili olduğu görülmektedir

    Kinolon Dırençli Acinetobacter Baumannii İzolatlarında Plazmit Aracılı Kinolon Direnç Genlerinin Araştırılması

    Full text link
    Antibiyotikler, hastane veya toplum kaynaklı enfeksiyonların tedavisinde sıklıkla kullanılan ilaçlardır. Antibiyotiklerin yaygın ve akılcı olmayan kullanımına bağlı olarak meydana gelen direnç, günümüzde özellikle nazokomiyal enfeksiyonlarda morbidite ve mortalitenin artmasına neden olmaktadır. Acinetobacter baumannii (A. baumannii) ülkemizde ve dünyada birçok antibiyotiğe hızlı direnç geliştirmesi dolayısıyla en önemli nazokomiyal etkenlerden biridir. Bu çalışmada, Kırşehir Eğitim-Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji labaratuvarında çeşitli klinik izolatlardan izole edilen ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı kültür koleksiyonunda stoklanan kinolonlara dirençli A. baumannii izolatlarında plazmit aracılı kinolon direnç genlerinin varlığı araştırıldı. İzolatların tamamı siprofloksasin, gentamisin, levofloksasin, gentamisin, amikasine dirençli iken kolistin duyarlı olarak tespit edildi. Çalışmada, A. baumannii izolatlarında plazmid aracılığı ile aktarılabilen kinolon (qnrA, qnrB, qnrC, qnrD, qnrS, qepA, oqxA, oqxB) ve aminoglikozid (aac(6′)-Ib) direnç genleri konvansiyonel PCR yöntemiyle incelendi. Kinolon ve aminoglikozid dirençli A. baumannii İzolatlarının 24 (%82,8)’ünde qnrB, 3 (%10,3)’ünde qnrS, 16 (%55,2)’sında oqxA, 3 (%10,3)’ünde oqxB ve 15 (%51,7)’inde aac(6′)-Ib geni tespit edilirken, plazmid aracılı diğer (qnrA, qnrC, qnrD ve qepA) genlerinin hiçbiri belirlenmedi. PCR sonrası yapılan konjugasyon deneyinde qnrB genine sahip bir xi izolatın konjugatif plazmide sahip olduğu saptandı. Sonuç olarak yapılan bu çalışmada, izolatların büyük çoğunluğunun (%97), incelenen plazmid aracılı direnç genlerinden en az biri bakımından pozitif bulunması ve bir izolatta qnrB geninin konjugatif bir plazmid üzerinde bulunduğu saptanmıştır. Bu durumun, plazmid aracılı kinolon direncinin, nazokomiyal etkenlerde potansiyel olarak kinolon direncinde artışa neden olabileceği ve dolayısıyla daha fazla örneklem ile yeni çalışmaların yapılması gerektiği düşünülmektedir

    Hücre Dışı Dna İzolasyonlarında Belirli Parametrelerin Optimizasyonu

    Full text link
    Hücre dışı DNA (cfDNA), kan dolaşımında veya diğer vücut sıvılarında bulunan parçalanmış DNA moleküllerini ifade eden serbest DNA anlamına gelmektedir. Başta kanser olmak üzere, çeşitli durumlarda artmakla birlikte, anormal veya normal hücrelerden köken alabilmektedir. cfDNA’lar, hücrelerin programlanmış hücre ölümü (apoptoz) veya nekrozu sonucunda kan dolaşımına salınan kısa DNA parçalarından oluşmaktadır. Bu kısa DNA parçalarının vücut sıvılarında serbest halde dolaşması cfDNA analizi gerektiren yöntemler için kolayca erişilebilir olmalarını sağlamaktadır. cfDNA'lar çeşitli tıbbi uygulamalar için girişimsel olmayan bir biyobelirteç olma potansiyeline sahiptir. Kabaca sıvı biyopsi olarak değerlendirilen cfDNA izolasyonları, zor ve riskli olan geleneksel doku biyopsilerine karşı güçlü bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. cfDNA analizi, kanser de dahil olmak üzere çeşitli hastalıkları tespit etme ve izleme konusunda ve prenatal testlerdeki kromozomal anomali taramalarında umut vaat etmektedir. Bu sebeple, izolasyon verimlerinin arttırılması önem taşımaktadır. Bu tezde cfDNA izolasyonunun belirli basamakları optimize edilerek, izolasyon verimliliği spektrofotometrik ve florometrik teknikler ve otomatize elektroforez sistemi ile ölçülmüştür

    3,945

    full texts

    6,557

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇