Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
6557 research outputs found
Sort by
Laboratuvar Uygulamalarının Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Laboratuvar Öz Yeterlik Ve Kaygılarına Etkisi
Bu çalışma fen bilgisi öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarı öz yeterlik ve
biyoloji laboratuvarına yönelik kaygılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma
yönteminin kullanıldığı bu çalışmada ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen
kullanılmıştır. Araştırmada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran
Üniversitesi ve Kırıkkale Üniversitesi'nde eğitim gören Fen Bilgisi öğretmen adaylarıyla
çalışılmıştır. Çalışma deney grubunda 20, kontrol grubunda 20 olmak üzere toplam 40
öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Deney grubu öğretmen adaylarına araştırmacılar tarafından
planlanan laboratuvar etkinlikleri uygulanırken kontrol grubundaki öğretmen adayları 2018
YÖK destekli eğitim programı uygulanmıştır. Öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvar öz
yeterlik ve biyoloji laboratuvarına yönelik kaygılarındaki değişimi ölçmek amacıyla “Biyoloji
Öz Yeterlik Ölçeği” ve “Biyoloji Laboratuvarı Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçeklerin
geneline ait Cronbach-alpha katsayısı araştırmacılar tarafından sırasıyla 0.80 ve 0.81 olarak
hesaplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Araştırma
sonucunda laboratuvar etkinlikleriyle eğitim gören öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarı
öz yeterliklerinde olumlu bir artış görülmüştür. Öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarına
yönelik kaygılarının azaldığı sonucuna varılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçların
ortaokul, lise ve üniversitede fen konulu derslerin işleyişi hakkında farkındalık oluşturduğu,
fen okuryazar bireyler yetiştirme konusunda bilime katkı sağlanacağı öngörülmektedir.
Araştırmada üniversitemiz, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri
(BAP) biriminden destek alınmıştır
Intraoperative assessment of the dorso-ulnar fragment stability with stress fluoroscopy: An observational study
This study aims to investigate the effectiveness of intraoperative stress radiographs in evaluating the stability and fixation adequacy of the dorso-ulnar fragment (DUF) after volar plate application. Sixty-four patients who underwent open reduction and internal fixation due to comminuted distal radius fracture accompanied by DUF between May 2020 and February 2022 were reviewed retrospectively. Two groups were compared, with and without stress radiographs used in addition to routine fluoroscopic imaging during the surgical treatment of distal radius fractures. DUF sizes and fracture classifications were made according to preoperative computed tomography. Displacement of the DUF, dorsal cortex screw penetration, and the number of screws inserted into the DUF were evaluated on immediate postoperative CT scans and direct radiographs. DUF displacement at the patients’ last follow-up was significantly higher in the control group (1.62 mm) than in the additional stress fluoroscopy applied group (0.53 mm). It was observed that the amount of displacement increased as the dorso-volar size of the DUF decreased. No significant difference was observed in dorsal cortex screw penetrations between the 2 groups. In the additional stress fluoroscopy applied group, stabilization rates with at least 1 screw over volar-locking plate for DUF were significantly higher (P < .001). Compared to the stress fluoroscopy group, the change in ulnar variance (P < .001) and volar tilt (P < .001) was significantly higher in the control group in the last follow-up radiography. No significant difference was observed between the implant removal rates of both groups. Evaluation of the stability of the DUF with stress radiographs after fixation is an effective method to reveal the need for additional fi ti D l t di h ll d i l ti f fi ti t th © 2024 Lippincott Williams and Wilkins. All rights reserved
Effect of wind on quadrotor battery consumption
Purpose: The advancements in battery technologies, while trailing behind technological progress, face challenges meeting the soaring energy demands of quadrotors, resulting in flight durations that are far from satisfactory. Hence, this study aims to empirically investigate the impact of wind on battery consumption. Design/methodology/approach: Flight tests were conducted using the Pixhawk 4 along identical flight paths and durations. In these flight tests, the quadrotor was exposed to different wind speeds. Findings: The amount of energy consumed in the flight tests was examined. It has been observed that wind poses a serious threat to battery consumption and thus flight safety. Practical implications: It is predicted that the data obtained from these studies will be useful in the battery and route selection of quadrotors used in many areas in the future. Originality/value: This experimental investigation involved conducting numerous flight trials at diverse wind speeds under genuine atmospheric conditions. The energy consumption data acquired holds significance as it directly mirrors real-world scenarios encountered in practical applications. © 2024, Emerald Publishing Limited
Feed form and perch design do not interact to production performance, gastrointestinal tract traits, behaviour and welfare of laying hens reared in enriched cages
1. It was hypothesised that perch material and design may affect utility and maintenance energy demand in laying hens, affecting their feed form preferences and daily feed consumption. Accordingly, perch design and feed form on hen performance, gastrointestinal tract functions and some behavioural and welfare-related traits were studied in laying hens (ATAK-S) reared in enriched colony cages from 24 to 40 weeks of age. 2. The experiment was a 2 × 2 factorial investigating two perch materials and design (circular steel or mushroom-shaped plastic) and feed form (mash or crumble). A total of 396 hens were randomly assigned to one of the four treatment groups with nine replicates each (11 birds per replicate). 3. Except for feeding behaviour and prevalence of foot pad dermatitis at 40 weeks of age, the modification of the perch design did not have a significant effect on the traits examined. Mushroom-shaped plastic perches reduced feeding behaviour (p < 0.01) and the incidence of foot pad dermatitis at 40 weeks of age (p < 0.001). 4. Performance traits were not affected by feed form. Intake, final body weight and FCR for crumble-fed laying hens were greater than those fed mash (p < 0.01). 5. Hens fed mash had higher (p < 0.01) relative gizzard weights along with lower (p < 0.05) pH values, pancreatic chymotrypsin, amylase and lipase activities (p < 0.05), and duodenal absorption surface areas (p < 0.01). Ultimately, this gave higher protein digestibility (p < 0.05) compared to those receiving crumble. 6. In conclusion, in enriched cage rearing systems, mashed feed was preferred over crumble to efficiently maintain productive performance. Compared to circular steel, plastic mushroom-shaped perches were associated with better footpad health and welfare. © 2024 British Poultry Science Ltd
Spliced Diziler Ve Toplanabilme Metotları
Toplanabilme teorisi matematikte önemli bir yer tutmaktadır. Bu teorinin temel amacı ıraksak bir diziye bir limit karşılık getirmektir. Bu amaçla çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu bağlamda Osikiewicz [13] tarafından 2005 yılında splice dizi kavramı ortaya atılmıştır. Aslında splice dizi kavramı, sınırlı ıraksak bir diziyi toplayabilecek regüler bir matris olup olmadığına ilişkin yeni bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Splice dizi kavramı, dizilerin elemanlarını belirli bir kurala göre kesip parçalara ayırarak yeni bir dizi oluşturma işlemidir. Bu işlem doğal sayıların parçalanışları yardımıyla oluşturulmaktadır. 2014 yılında Ünver ve arkadaşları[21] tarafından topolojik uzaylarda splice dizilerin A−dağılımsal yakınsaklığı çalışılmıştır. 2016 yılında Yurdakadim ve Ünver [24] tarafından splice dizi kavramının bir genişlemesi verilmiş olup toplanabilme matrisleri yardımıyla elde edilen dönüşüm dizisinin çekirdeğine ilişkin ve Lebesgue integrali yardımıyla splice dizilere ilişkin bazı sonuçlar verilmiştir. Diğer taraftan 2015 yılında Bartoszewicz ve arkadaşları[4] noktanın yoğunluğu kavramını tanımlayıp splice dizilerin matris toplanabilmesini incelemiştir. Bu bağlamda 2017, 2019 ve 2020 yıllarında Das ve arkadasları[5], Bose ve arkadaşları[2], [3] tarafından çesitli sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca yakın zamanda splice diziler Yardımcı ve Gülfırat [23] tarafından çalı ̧sılmı ̧stır. Bu tezde topolojik uzaylarda kuvvet serisi anlamında istatistiksel yakınsaklık tanımlanarak elde edilen metot ile splice dizilerin toplanabilmesine ilişkin sonuçlar incelenmiş, matrisin regüler olmasını gerektirmeyen daha genel bir matris sınıfı için splice diziler hakkında bazı sonuçlar verilmiştir. Ayrıca splice dizilerin tanımı ve bu yeni kavramın toplanabilirliği dört boyutlu matrisler kullanılarak verilmiş, toplanabilme teorisinde splice çift dizilerin geçerliliğini gösteren bazı örnekler verilmiş ve çift indisli diziler için noktanın yoğunluğu tanımlanarak bu yeni kavramın bazı özellikleri dört boyutlu matrisler kullanılarak verilmiştir
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Algoritmik Düşünme Becerilerini Geliştirmelerine Yönelik Bir Eylem Araştırması
21. yüzyılda teknolojinin hızla gelişmesi, eğitim alanında köklü değişikliklere yol açmıştır.
Özellikle, günümüz dünyasında bireylerin karmaşık problemleri çözme yeteneği, eğitim sisteminin
en önemli unsurlarından biri haline gelmiştir. Algoritmik düşünmenin önemi erken çocukluk
eğitiminde giderek artmakta ve öğretmen adaylarının bu beceriyi kazanması eğitim kalitesini
yükseltmek açısından kritik bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, araştırma,
öğretmen adaylarının algoritmik düşünme becerilerini sistematik bir şekilde geliştirmek ve bu
süreçte karşılaşılan zorlukları belirleyerek, etkili çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma, 13
öğretmen adayı ile 7 haftalık eğitim planı çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Eylem planı, adayların
teorik bilgilerini pratikte kullanmalarına ve günlük yaşamla bağlantı kurmalarına olanak sağlayan
çeşitli etkinliklerle zenginleştirilmiştir. Bu etkinlikler, öğretmen adaylarının algılarını
genişletmekte ve öğretim süreçlerine aktif katılım sağlamaktadır. Veriler, öğretmen adaylarıyla
yapılan derinlemesine görüşmeler, öğretmen adayı ve araştırmacı günlükleri şeklindedir. Elde
edilen veriler, içerik analiziyle incelenmiş ve bu analiz süreci, öğretmen adaylarının gelişimini daha
iyi anlamaya yönelik derinlemesine bir bakış açısı sunmuştur. Sonuçlar, öğretmen adaylarının
algoritmik düşünme becerilerinin belirgin bir şekilde geliştiğini göstermektedir. Eğitim süreci
boyunca adaylar, problem çözme süreçlerinde daha etkili hale gelmiş, mantıksal düşünme
yeteneklerini güçlendirmiş ve karmaşık durumlarla başa çıkma becerilerini geliştirmiştir. Ayrıca,
eylem planı içerisinde karşılaşılan zorluklar (örneğin zaman yönetimi, katılım eksikliği,
motivasyon) tespit edilmiş ve bu sorunların üstesinden gelmek için eylem planında çeşitli
yenilemeler yapılmıştır. Öğrencilerin genel olarak eylem planına olumlu baktığı ve bu tür
uygulamaların sürdürülmesini istedikleri belirlenmiştir. Çalışma, algoritmik düşünme yaklaşımının
farklı eğitim alanları ve seviyelerine uygulanabilmesi için somut öneriler sunmakta ve böylece
eğitim sisteminin genel başarısını artırma potansiyeline taşımaktadır
Türk Basın Hayatında İktisadiyat Mecmuası
II. Meşrutiyet’in ilanı Türk tarihi açısından dönüm noktası sayılabilecek olayların
başında gelmektedir. Bu dönemde hükümeti elinde bulunduran İttihat ve Terakki ile birlikte
devlet iktisadi, siyasi ve sosyal alanda gözle görülür bir değişim sürecine girmiştir. Örneğin
Kanun-i Esasi tekrardan yürürlüğe girmiş, devlet yönetiminde meclis tekrardan söz sahibi
olmuş, iktisat bir bilim dalı olarak incelenmeye başlanmış ve özellikle basın hayatında ciddi bir
hareketlenme meydana gelmiştir. Bununla birlikte İttihat ve Terakki, devlet yönetimini eline
geçirdiği ilk yıllarda İngiltere menşeili liberal iktisat politikasını benimsemiş ancak Birinci
Dünya Savaşı’nın sebep olduğu koşullar neticesinde bu politikayı terk ederek daha himayeci ve
korumacı olan ve aynı zamanda Cumhuriyet Dönemi’ne yansıması “devletçilik” ilkesi olan
“milli iktisat” politikasını benimsemiştir. İşte bu gelişmelerin bir sonucu olarak yayın hayatına
başlayan İktisadiyat Mecmuası, İttihat ve Terakki’nin yarı resmi yayın organı olarak, milli
iktisat düşüncesinin ilmi esaslarını belirlemek amacıyla yayınlanmıştır. Bu cümleden hareketle
mecmuada iktisadın alt kolları olan sanayi, ziraat ve ticaret alanlarında pek çok makale
yayınlandığı gibi çoğu Avrupa devletinin iktisadi durumu hakkında da bilgiler verilmiştir.
“İlmî ve amelî her nevi iktisadî meselelerden bahseder” sloganını kendisine düstur edinen
mecmua 1916-1917 yılları arasında toplam 69 sayı olarak yayınlanmış ve editörlüğünü Celal
Sahir (Erozan) üstlenmiş, Tekin Alp başta olmak üzere Ziya Gökalp ve Galip Haldun gibi
dönemin önde gelen aydınları ise başyazarlık görevini yerine getirmişlerdir. Bu çalışmada,
İktisadiyat Mecmuası’nda yayımlanan makale ve haberler, telif ve tetkik eserlerin desteğiyle
tetkik edilerek dönemin iktisadi, sosyal ve siyasi durumu yorum ile birlikte incelenmiştir
Chemical profiling and biological activity evaluation of propolis from Çayeli-Rize, Eastern Black Sea Region, Anatolia
The constituents of the aqueous, ethanol, hexane, and methanol extracts of Anatolian propolis collected from the Eastern Black Sea Region (Çayeli-Rize) were investigated by GC–MS, HPLC and AAS. Interestingly, lactulose has been identified. Ten phenolic compounds, namely caffeic acid, ferulic acid, rutin, taxifolin, quercetin, kaempferol, apigenin, silicristin, silibinin and gallic acid were determined. The contents of phenolic acids and flavonoids varied between 17.04–642.59 and 1.18–2749.20 ppm, respectively. Minerals found in propolis were Na, K, Ca, Mg and Zn. The methanol extract had the highest antiproliferative activity against the A549 cell line with an IC50 value of 0.1821 µL/mL. The extracts showed higher antibacterial activity against Gram-negative bacteria compared to Gram-positive bacteria. © 2024 Informa UK Limited, trading as Taylor & Francis Group
Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarındaki Siyasi Coğrafyaya İlişkin Kazanımların Ders Kitaplarına Yansıması
Sosyal bilgiler bireylerin toplumsal, kültürel ve siyasal bilgi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayan
disiplinler arası bir derstir. Bu ders, öğrencilere coğrafi bilgilerin yanı sıra siyasi yapılar ve bunların dünya
üzerindeki etkileri konusunda da önemli kazanımlar sunar. Özellikle siyasi coğrafya, öğrencilerin
dünyadaki siyasi sınırlar, devletler arası ilişkiler, ulusal ve uluslararası politik süreçler hakkında farkındalık
kazanmalarına yardımcı olur. Sosyal bilgiler öğretim programlarında yer alan siyasi coğrafyaya ilişkin
kazanımlar, bireylerin bu konularda derin bir anlayış geliştirmeleri için müfredatta belirli bir yere sahiptir.
Bu kazanımların ders kitaplarına nasıl yansıtıldığı ise, öğrencilerin bu bilgileri ne şekilde öğrendiklerini ve
nasıl yorumladıklarını doğrudan etkileyen önemli bir faktördür.
Bu çalışma, sosyal bilgiler öğretim programlarındaki siyasi coğrafyaya ilişkin kazanımların ders kitaplarına
nasıl yansıtıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. Siyasi coğrafya kazanımlarının ders kitaplarına
yansımasının belirlenmesi amacı ile nitel araştırma yöntemleri uygulanarak bu yansımanın ne düzeyde
olduğunun tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman
incelemesi modeli kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda, siyasi coğrafya kazanımları ve siyasi coğrafyaya ait kavramların 6 . ve 7. sınıf
düzeylerinde benzer sıklıklarda yer aldığı tespit edilmiştir. 5. Sınıf düzeyinde ise diğer sınıf düzleyenlerine
göre kazanımlar daha fazla yer alırken, siyasi coğrafyaya ait kavramlarının daha az yer aldığı tespit
edilmiştir
Uluslararası Siyaset Açısından Daimî Tarafsızlık İlkesinin Bölgesel Barış Ve İstikrarın Sağlanmasındaki Rolü: Türkmenistan Örneği
Uluslararası ilişkilerde barış ve istikrar her zaman ön planda olan konuların başında
gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası örgütlerin artan bir hızla ortaya çıkmaları
devletler arası münasebetlerin derinliğini etkilemiştir. Yüzölçümü daha küçük olan ülkelerdeki
problemler bazı noktalarda uluslararası çatışmalara dönüşebilir. Uluslararası hukuk, devletlere bazı
yükümlülükler getirmektedir fakat bu durumun yetersiz kaldığı durumlarda devletler kendi
çıkarlarını korumak için alternatif yöntemlere başvurmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası hukuk
kurallarına uygun bir şekilde bağımsız politika belirleme bu tarz çatışmaların önüne geçmek için çok
önemlidir. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde yaşanan Soğuk Savaş, çok taraflı diplomasiyi
etkileyerek NATO ve Varşova Paktı gibi örgütlerin kurulmasına sebep olmuştur. Bu dönemde bazı
devletler bağımsızlığını ilan etmiş ve uluslararası örgütlere dahil olmuştur. S.S.C.Birliğinin
dağılması ile birlikte 1991 senesinde bağımsızlığını ilan eden Türkmenistan, 1995 senesinde barışa
dayalı uluslararası iş birlikleri ve ekonomik hedefler doğrultusunda diplomaside “daimî tarafsızlık”
politikasını benimsemiştir. 12 Aralık 1995 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından Türkmenistan’a
“Daimî Tarafsız Ülke” statüsü tanınmıştır. Bu süreçte temelini uluslararası hukukun ilkelerine
dayandıran Türkmenistan, çeşitli ülkeler ile güvenli ilişkiler kurmuş ve ekonomik anlamda olumlu
sonuçlar elde etmiştir. Bu tez çalışmasında, tarafsızlığın uluslararası ilişkilerde barış ve istikrar
sağlama rolünü Türkmenistan örneği ile incelenmiştir. Ayrıca, bu çalışma, tarafsızlık politikasının
uluslararası alanda ne denli etkiye sahip olduğu, tarafsızlık politikasının uluslararası sorunların
çözümünde büyük etkiye sahip olması sebebiyle diğer devletlerin de bu politikaya yönelmesinin
yerinde olup olmayacağı konularını ve Türkmenistan’ı bölgesel anlamda daha güçlü bir konuma
getirip getirmediği ile ilgili konuları ele almaktadır