Kırşehir Ahi Evran University Institutional Repository
Not a member yet
6557 research outputs found
Sort by
Mu?ammed B. Şâh?ulu Yûsuf U Zelî?â (Review-text-dictionary-facsimile)
Kaynağı İslami temellere dayanan Yûsuf u Zelîhâ kıssası Türk, Fars ve Arap edebiyatlarında oldukça ilgi görmüştür. Kıssa ders çıkarılması gereken, eğitici ve öğretici nitelikli hikâyelerdir. Kıssalar; dinleyenler için anlatılan hâdiselerden ders çıkarma, bilgi edinme, eğlendirme vb. aracı olarak kullanılmıştır. Bu çalışmanın konusu olan eserde, Hz. Yûsuf'un başından geçen hâdiseler işlenirken dini tahkiyeyi desteklemesi açısından pek çok ayet ve hadis dayanak olarak gösterilmiştir. Eserin çoğunluğu mensur olup, diğer kısımlar mesnevi tarzında yazılmıştır. Çalışmanın esasını, gerek muhtevası gerek söz varlığı gibi hususiyetlerden dolayı Eski Anadolu Türkçesi metinlerinden olduğu tespit edilebilen Yûsuf u Zelîhâ hikâyesi oluşturmaktadır. İncelenen eser, Eski Anadolu Türkçesine ait hususiyetleri yansıtması bakımından büyük bir önem arz eder. Dili genel olarak sade ve anlaşılırdır. Motifler açısından oldukça zengindir. Bu motifler geleneğe uygun bir biçimde ele alınmıştır.El yazması olan kaynak, Kayseri ilinin Bünyan ilçesinde Mazhar Hacıpaşaoğlu'na ait özel ev kütüphanesinden temin edilmiş olup, yegâne nüshadır. Giriş bölümünde müellif ve eserin kaynağı hakkında bilgi verilmiş devamında dil ve üslup özellikleri değerlendirilmiştir. Muhteva incelemesinin ardından ses ve şekil özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Transkripsiyonlu metin bölümünde, Arap harfli metin Latin harflerine aktarılmıştır. Okuyucunun metni anlamasını kolaylaştırması bakımından sözlük çalışması ile sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yûsuf Kıssası, Yûsuf ile Zelîhâ, Eski Anadolu TürkçesiThe parable of Yûsuf u Zelî?â, which has Islamic roots, has attracted considerable attention in Turkish, Persian and Arabic literatures. Parables are educational and instructive stories from which lessons should be learned. The parables were used for the listeners to learn lessons from the events narrated, to gain knowledge and to entertain, etc. In this text, which is the subject of this study, many verses and hadiths are cited as a basis to support the religious narrative while the events that happened to Hz. Yûsuf are processed. The majority of the work is in prose and the other parts are written in masnavi style. The basis of the study is the story of Yûsuf u Zelî?â, which can be identified as an Old Anatolian Turkish text due to its content and vocabulary. The analyzed work is of great importance in terms of reflecting the characteristics of Old Anatolian Turkish. Its language is generally simple and comprehensible. It is quite rich in terms of motifs. These motifs are reviewed in accordance with tradition. The source, which is a manuscript, was obtained from the private home library of Mazhar Hacıpaşaoğlu in Bünyan province of Kayseri and it is the only copy. In the introduction, information about the author and the source of the work is given, and then language and stylistic features are evaluated. After the content analysis, the sound and morphological features were revealed. In the transcribed text section, the text in Arabic script has been transferred to Latin script. To enable the reader's understanding of the text, it is concluded with a dictionary study. Keywords: The Parable of Yûsuf, Yûsuf and Zelîhâ, Old Anatolian T
Genleştirilmiş Perlitin Kırşehir Bölgesi Atık Mermer Tozu Tabanlı Hafif Betona Etkisi
Zaman içerisinde endüstride yaşanan gelişmeler beraberinde atık sorununu da
getirmiştir. Atıklar sadece doğayı kirletmekle kalmayıp insan sağlığını da olumsuz yönde
etkilemiştir. Atıkların bertarafı gerek maddi gerekse sağlık açısından çözülmesi zorunlu bir
probleme dönüşmüştür. Atıkların depolama yönteminden çok geri dönüşüm şeklinde
değerlendirilmesi sürdürülebilirlik açısından da oldukça önem arz etmektedir.
Bu çalışmada endüstriyel atıklardan olan atık mermer tozu tabanlı hafif betona
genleştirilmiş perlitin yapmış olduğu etkilerin araştırılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda birim
hacim ağırlığı düşük termal özelliği iyileştirilmiş hafif beton üretimi amaçlanmıştır. Çalışma,
numunelerin temini, referans numunesinin üretimi, katkılı hafif beton üretimi ve numunelere
belirlenen deneylerin uygulanması olmak üzere 4 aşamada gerçekleşmiştir. Üretilen hafif beton
numunelerinin genleştirilmiş perlit:atık mermer tozu %’lik oranları 0:100, 5:95, 10:90, 20:80,
40:60 şeklinde belirlenmiştir. Üretilen numunelere, birim hacim ağırlık, porozite, su emme
(ağırlıkça), ısı iletim katsayısı tayini, özgül ısı kapasitesi, basınç dayanımı ve yarmada çekme
dayanımı deneyleri uygulanmıştır. Çalışmada sonuç olarak, birim hacim ağırlığı düşük, ısı
iletim katsayısı iyileştirilmiş hafif beton numuneleri üretilebileceği görülmüştür. Ayrıca atık
mermer tozunun hafif beton üretiminde kullanımı atık bertarafı ve geri dönüşüm bağlamında
iyi bir çözüm yolu olduğu sonucuna varılmıştır
Psikolojik Danışmanların Yardım Vermeye Yönelik Tutumları İle Sahip Oldukları Özyeterlik Ve Bilişsel Çarpıtmaları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Alanda aktif olarak çalışmakta olan psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları
ile sahip oldukları özyeterlik ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin tespitini amaçlayan bu
çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın
çalışma grubunu Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini kapsayan her bir bölgeden seçilen ikişer ilde
(İstanbul, Bursa, İzmir, Manisa, Antalya, Adana, Ankara, Kayseri, Gaziantep, Şanlıurfa, Trabzon,
Samsun, Erzurum ve Van) aktif olarak çalışmakta olan 412 psikolojik danışman oluşturmaktadır.
Bu çalışmada “Yardım Vermeye Yönelik Tutum Ölçeği”, “Psikolojik Danışma Özyeterlik
Ölçeği”, “Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği” ve ‘Kişisel Bilgi Formu’ kullanılmıştır. Verilerin analizi
için, t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson moment çarpım korelasyon analizi ve regresyon
analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ölçek puanlarına ait Cronbach alfa katsayıları
incelendiğinde; Yardım Vermeye Yönelik Tutum için .91; Psikolojik Danışma Öz Yeterliği için
.96; Bilişsel Çarpıtma için .87 olarak bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre kadın (x̄= 33,45) ve
erkek (x̄= 34,24) psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutum puanlarında anlamlı bir
fark bulunmamıştır (p>.05). Çalışılan kurum değişkenine göre resmi kurum (x̄= 35,21) ve özel
kurum (x̄= 31,96) yardım vermeye yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur
(p<.05). Mesleki kıdem yılı değişkenine göre psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik
tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Psikolojik danışmanların yardım
vermeye yönelik tutumları ile özyeterlikleri arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki
olduğu tespit edilmiştir (r= -,380, p<.01). Analiz sonuçlarına göre psikolojik danışmanların
özyeterlik düzeyleri arttıkça yardım vermeye yönelik tutum düzeylerinin azaldığı
söylenebilmektedir. Psikolojik danışmanların yardım vermeye yönelik tutumları ile bilişsel
çarpıtmaları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=
,116, p<.05). Bu sonuçlara göre bilişsel çarpıtma düzeyleri arttıkça yardım vermeye yönelik
tutumlarının arttığı söylenebilmektedir. Psikolojik danışmanların özyeterlik puanları ile bilişsel
çarpıtma puanları yardım vermeye yönelik tutumlarına ilişkin varyansın % 14,3’ini
açıklamaktadır. Psikolojik danışmanların özyeterlik ile bilişsel çarpıtma puanları yardım vermeye
yönelik tutum düzeylerini anlamlı şekilde açıklamaktadır
Biberiye (Rosmarinus Officinalis L.) Bitkisi İçin Bazı Atıkların Yetiştirme Ortamı Olarak Kullanılması Ve Bitkinin Gelişimi Üzerine Etkileri
Bitkiler sağlıklı büyüyüp gelişmeleri için uygun bir yetiştirme ortamına ihtiyaç duyarlar.
Doğru yetiştirme ortamının seçilmesi, su tutma kapasitesi, köklerin besin maddelerine
erişilebilirliği ve kök gelişimi gibi faktörleri etkileyerek bitkilerin optimal büyümesini
sağlamada kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, 2022 yılında farklı yetiştirme ortamlarının
biberiye (Rosmarinus officinalis) bitkisinin verimi ve verim unsurlarına etkisini incelemek
amacıyla yapılmıştır. Deneme Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Uygulama
Serası’nda kurulmuştur. Çalışma her bir tekerrürde 3 litrelik 6 adet saksı olmak kaydıyla 4
tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Saksıların içerisinde doldurulan tarla toprağına (kontrol grubu
hariç) saksı kapasitesinin %2, %4, %6 ve %8’i olacak şekilde çay atığı, zeytin atığı, mantar
atığı ile karıştırılmıştır. Kontrol grubu %0 doz faktörü olarak sadece tarla toprağından oluşmuş
ve her atık grubunun yanında yer almıştır. Bu çalışma sonucunda biberiye bitkisinde bitki boyu,
gövde çapı, bitkide yan dal sayısı, yaprak boyu, yaprak eni, yaprak sayısı, bitki başına düşen
taze herba verimi, bitki başına düşen kuru herba verimi, bitki başına düşen kuru sap verimi,
bitki başına düşen kuru yaprak verimi gibi parametreler araştırılmıştır. Çalışma sonucunda elde
edilen değerler sırasıyla 14.39-34.99 cm, 2.77-7.76 mm, 1.66-11.25 adet, 17.43-30.00 mm,
1.93-2.44 mm, 134-1998 adet, 3.46-35.58 g, 1.33-19.66 g, 0.52-7.84 g, 0.60-11.82 g aralığında
gerçekleşmiştir. Atık uygulamalarının genel olarak biberiye bitkisinin büyüme ve verimi
üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirlenmiştir. Mantar atığı uygulamasının %6 ve %8 dozları
bitki boyu, yaprak sayısı ve toplam biyokütlede anlamlı artışlar meydana getirmiştir. Ancak,
bazı atık türlerinin olumsuz etkilere yol açtığı gözlemlenmiştir. Zeytin atığı uygulamasının %6
ve %8 dozları asidik özellikler nedeniyle bitki verimi üzerinde negatif etki etmiştir. Sonuç
olarak, biberiye bitkisinin verim ve verim bileşenleri üzerinde farklı atık türlerinin belirgin
etkileri olduğu tespit edilmiştir
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının Gerçekleştirilmesinde Mesleki Ve Teknik Eğitimin Rolü
Bu araştırmanın temel amacı SKA’nın gerçekleştirilmesinde mesleki ve teknik eğitimin
rolünü belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kırşehir ilinde görev yapan 18 teknik
öğretmen ve okul yöneticileri oluşturmaktadır.
Verilerinin toplanmasında “kişisel bilgi formu” ve araştırmacı tarafından oluşturulan
“yarı yapılandırılmış görüşme formu” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda
“mevcut durum, uygulanabilirlik ve ulaşılabilirlik, sürdürülebilirlik ve eğitim” olmak üzere 4
tema ortaya çıkmıştır.
Araştırma bulgularında öğretmen ve yöneticiler meslek lisesindeki öğrencilerin başarılarının
düşük olduğunu belirterek nitelikli eğitimin yapılamadığını ifade etmişlerdir. Öğretmen ve
yöneticiler SKA’larla ilgili gerekli altyapı ve bilgilendirme sağlanırsa uygulanabilir ve
ulaşılabilir olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen ve yöneticiler mesleki eğitimin ekonomik
büyümeye katkı sağladığını, öğrencilerin uygulamalı eğitim imkânı bulmalarının iş yaşamı
öncesi beceri kazandırdığını bu durumun üretken ara insan gücü yetiştirmeye, istihdamı
artırmaya ve ekonomik büyümeye katkı sağladığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte okul-
sektör uyumunun geliştirilmesi halinde ekonomik büyümeye katkının artacağını ifade
etmişlerdir. Öğrencilerin sermaye, tecrübe ve özgüven eksikliği yaşamalarına rağmen istekli
olması ve nitelikli yetiştirilmesi durumunda girişimcilik, yaratıcılık ve yenilikçilik becerilerinin
gelişeceğini ifade etmişlerdir. Öğretmenler bazı alanlarda fiziksel imkânların yetersizliğinin
programın uygulanmasını zorlaştırdığını ifade etmişlerdir
Yabancı Dil Kaygı Düzeyi Üzerinde Birer Yordayıcı Olarak Ortaokul Öğrencilerinin Ders Memnuniyeti, Motivasyonları ve Tutumlarının İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi üzerinde birer
yordayıcı olarak ortaokul öğrencilerinin ders memnuniyeti, motivasyonları ve tutumlarının
ilişkisini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli ile
yapılmıştır. İlişkisel tarama yöntemindeki bu çalışma Kırşehir ilinde bulunan ortaokullarda tabakalı
örnekleme yöntemi ile 450 ortaokul öğrencisinden elde edilmiştir. Araştırmada veriler “Kişisel
Bilgiler Formu”, “Yabancı Dil Kaygı”, “Yabancı Dil Derslerinde Memnuniyet” ve “Yabancı Dil
Derslerinde Motivasyon ve Tutum” ölçekleri ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde normallik
varsayımları kontrol edilmiş ve parametrik testler işe koşulmuştur. Elde edilen sonuçlar,
öğrencilerin orta düzeyde yabancı dil kaygısı yaşadıklarını göstermektedir. En yüksek kaygı düzeyi
olumsuz değerlendirme kaygısında oluşurken, yabancı dil memnuniyetlerinde en yüksek ortalama
öğretim kadrosunda oluşmuştur. Bunun yanında öğrenciler yabancı dil dersini öğrenmeye yönelik
motivasyonları ve tutumları yüksek düzeydedir. Cinsiyet, ebeveyn eğitim düzeyi, özel
ders/dershaneye gitme durumuna göre kaygı, memnuniyet, tutum ve motivasyon anlamlı düzeyde
değişmemektedir. Buna karşın ebeveyn eğitim düzeyi öğrencilerin iletişim kaygısı üzerinde olumlu
bir değişkendir. Bunun yanında öğrencilerin yabancı dil kaygıları üzerinde akademik başarı, tutum
ve öğretim kadrosu memnuniyeti anmalı bir yordayıcıdır. Öğrencilerin tutum ve akademik
başarıları artıkça kaygıları da artarken, öğretim kadrosu memnuniyeti öğrencilerin kaygılarını
azaltan bir etken olduğu saptanmıştır. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda öneriler oluşturulmuştur
Surgical Antimicrobial Prophylaxis Compliance in Turkey: Data from the Prospective, Observational, Multicenter Survey Including 7,978 Surgical Patients
Background: Surgical antimicrobial prophylaxis (SAP) is the peri-operative administration of antimicrobial agents. Compliance rates vary worldwide from 15% to 84.3%, with studies in Turkey not exceeding 35%. The aim of this multicenter study was to determine the rate of appropriate antibiotic class, timing, and duration as well as discharge prescriptions in Turkey. Thus, we aimed to determine the rate of full compliance with SAP procedures in our country Patients and Methods: This multicenter, prospective, observational, descriptive study was conducted in 47 hospitals from 28 provinces in seven different regions of Turkey. Patients over 18 years of age in all surgical units between June 6, 2022, and June 10, 2022, were included in the study. Results: Of the 7,978 patients included in the study, 332 were excluded from further analyses because of pre-existing infection, and SAP compliance analyses were performed on the remaining 7,646 cases. The antibiotic most commonly used for SAP was cefazolin (n = 4,701; 61.5%), followed by third-generation cephalosporins (n = 596; 7.8%). The most common time to start SAP was within 30 minutes before surgery (n = 2,252; 32.5%), followed by 30 to 60 minutes before surgery (n = 1,638; 23.6%). Surgical antimicrobial prophylaxis duration was <24 hours in 3,516 (50.7%) patients and prolonged until discharge in 1,505 (21.7%) patients. Finally, the actual proportion of patients compliant with SAP was 19% (n = 1,452) after omitting 4,458 (58.3%) patients who were prescribed oral antibiotic agents at discharge as part of a prolonged SAP. Conclusions: Surgical antimicrobial prophylaxis compliance rates are still very low in Turkey. Prolonged duration of SAP and especially high rate of antibiotic prescription at discharge are the main reasons for non-compliance with SAP. Copyright 2024, Mary Ann Liebert, Inc., publishers
The decorations of Malatya Battalgazi Grand Mosque and original designs
Taş süslemeciliği, Anadolu Selçuklu Dönemi ve Erken Dönem Osmanlı mimarisinde görülen en önemli kültürel süsleme unsurlarından biri olmuş ve yüzyıllar boyunca önemini korumuştur. Türklerin Anadolu'ya gelişleriyle kullanmaya başladıkları bir yapı malzemesi olan taş, farklı kullanım alanları için inşa edilmiş tüm mimari yapılarda süsleme unsuru olarak da tercih edilmiştir. Bu tercihin ortaya çıkmasındaki en önemli faktör taşın Anadolu'nun jeolojik alt yapısına ilişkili olarak en çok bulunan doğal malzeme olmasıdır. Bu çalışmanın konusu Anadolu Selçuklu sanat tarihinde görülen en önemli kültürel eserlerden biri olan Malatya Battalgazi Ulu Camii'nin süslemeleridir. Malatya Battalgazi Ulu Camii'nin kitabesinden edinilen bilgilere göre; Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında Mansur bin Yakub'un emriyle 1224 yılında yapılmıştır. Caminin duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç resim üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat üslubunu yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde caminin tezyinatında bulunan çoğu desenler ulaşılabilir durumdadır. Taş yüzeyi üzerinde görülen Selçuklu sanatının geometrik üsluplu süslemeleri, düzgün yıldız çokgenler ve çizim kuralları, duvar yüzeylerindeki turkuaz renkler ve desen uyumu, simetri ile oluşturulmuş bordürler, tuğla ve taş işçiliğindeki ustalığın sanata dönüşümü sanatsal açıdan doruk noktasındadır. Bu çalışmada Malatya Battalgazi Ulu Camii süslemelerinin bezeme üslubunun, malzeme ve teknik özellikleri açısından ayrıntılı olarak incelenmesi, tezhip sanatına uygun olan desenlerin seçilip geometrik ve tezyini açıdan analizinin yapılması ve analiz çalışmaları sonucunda çıkarılan desen eskizlerinin, tezhip sanatı ile özgün tasarımların üretilmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu alanda çalışan, araştırmacılara, tasarımcılara sanatçılara ve konuyla ilgili araştırmalara kaynak oluşturması ve alan yazına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışma, alan yazın taraması ve alan araştırması merkezli olmak üzere iki yöntemde yürütülmüştür. Malatya ili Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan Battalgazi Ulu Camii süslemelerinin, tezyinat programında yer alan süslemelerin ve hangi kompozisyonlar kullanılarak oluşturulduğu araştırılmış ve bu çeşitliliğe sahip süslemelerin farklı disiplinlerde kullanmanın mümkün olduğu görülmüştür. Alan yazın taraması sonuncunda caminin süslemeleri üzerine çeşitli çalışmaların yapılmış olduğu belirlenmiştir. Ancak bu çalışma caminin süslemelerinin tezhip sanatının ve tezyinat özelliklerinin ele alınarak süslemelerin yeniden yorumlanması açısından özgündür. Tarihinin ortak mirası olan cami süslemelerinin tezyinî açıdan incelenmesi ve motif analizlerinin yapılması oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bu tür tarihi eserlerin sadece mimari açıdan değil süsleme özelliklerinin de farklı yönlerden incelenmesi, değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma ayrıca, yapılacak koruma ve onarım uygulamalarına rehberlik etme potansiyeli taşıması açısından da oldukça önem taşımaktadır.The decoration of stone has been one of the most significant cultural ornamentation elements seen in Anatolian Seljuk and early Ottoman architecture, maintaining its importance over centuries. Stone, a building material used by the Turks upon their arrival in Anatolia, was also preferred as a decorative element in all architectural structures constructed for different purposes. The most crucial factor leading to this preference is the abundance of stone as a natural material associated with the geological structure of Anatolia. This study focuses on the decorations of the Malatya Battalgazi Grand Mosque, one of the most important cultural monuments in Anatolian Seljuk art history. According to the inscription of the Malatya Battalgazi Grand Mosque, it was built in 1224 under the order of Mansur bin Yakub during the reign of Anatolian Seljuk Sultan I. Alaeddin Keykubad. The tiles used in the wall decorations of the mosque constitute some of the richest examples reflecting the Anatolian Seljuk art style with their intriguing painting styles. Most of the patterns found in the ornamentation of the mosque are accessible today. The geometric style decorations of the Seljuk art on the stone surfaces, regular star polygons, drawing rules, harmony of turquoise colors and patterns on wall surfaces, borders created with symmetry, and the transformation of brick and stone craftsmanship into art represent the peak of artistic perspective. In this study, it is aimed to analyze the ornamentation style, material, and technical features of the decorations of Malatya Battalgazi Grand Mosque in detail, select patterns suitable for illumination art, analyze them geometrically and ornamentally, and produce original designs with illumination art. Additionally, it aims to serve as a source for researchers, designers, artists, and studies related to the field, contributing to the literature. For this purpose, the study was conducted using two methods, literature review, and field research. The decorations of the Battalgazi Grand Mosque located within the borders of Battalgazi district of Malatya province were investigated, and it was observed that it is possible to use these decorations with various compositions. As a result of the literature review, various studies on the decorations of the mosque were determined. However, this study is original in terms of reinterpreting the decorations by considering the illumination art and ornamentation characteristics of the mosque's decorations. It is essential to examine and evaluate historical artifacts like mosque decorations not only from an architectural perspective but also from the perspective of their ornamentation features, as they are a common heritage of history. This study is also crucial in terms of guiding conservation and restoration practices
Hemodiyaliz Hastalarında İntradiyalitik Kor Stabilizasyon Ve Aerobik Egzersizlerin Etkinliklerinin Karşılaştırılması
Bu çalışma intradiyalitik kor stabilizasyon ve aerobik egzersizlerin etkilerini incelemek ve
karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Hemodiyaliz (HD) tedavisi alan 39 birey araştırmaya
dahil edildi. Bireyler randomize olarak, aerobik egzersiz grubu (AE, n=20) ve kor
stabilizasyon egzersiz grubu (KSE, n=19) olarak ikiye ayrıldı. Birinci grup pedal
ergometresi ile aerobik egzersiz yaparken, ikinci grup 4 fazdan oluşturulan kor stabilizasyon
egzersizlerini yaptı. Egzersizler diyalizin ilk iki saatinde 8 hafta boyunca haftanın 3 günü
uygulandı. Tedavi öncesi ve sonrası; fonksiyonel kapasite (Beş Kere Otur Kalk Testi, 10 m
Yürüme Testi, 2 Dk Adım Testi, Tinetti Denge ve Yürüme Testi), yaşam kalitesi (Kidney
Disease Quality of Life 36- KDQOL-36), yorgunluk düzeyi (Piper Yorgunluk Ölçeği-PYÖ),
uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi-PUKİ), anksiyete ve depresyon (Hastane
Anksiyete ve Depresyon-HAD) düzeyi değerlendirildi. Diyaliz yeterliliği hemogram
değerleri tedavi öncesinde, bir ay sonra ve tedavi sonrasında değerlendirildi.
Değerlendirmeler hastaların hangi grupta olduğunu bilmeyen kör bir araştırmacı tarafından
yapıldı. Sekiz haftalık eğitimlerin sonrasında hastalarda fiziksel performans ve yorgunluk
düzeyinde anlamlı bir iyileşme görüldü (p<0,05). Her iki egzersiz grubunda depresyon
anlamlı bir şekilde azalırken (p<0,05), anksiyete düzeyindeki azalma anlamlı değildi
(p>0,05). Uyku kalitesi PUKİ toplam puanı her iki grupta azalırken, Öznel uyku kalitesi ve
xii
uyku bozukluğu sadece KSE grubunda ve gündüz işlev bozukluğu ise sadece AE grubunda
anlamlı bir şekilde azalmıştır (p<0,05). Yaşam kalitesi KDQOL-36’nın alt
parametrelerinden hastalık yükünde her iki grupta iyileşme görülürken; hastalık etkisi sadece
AE gurubunda, mental komponent ise sadece KSE grubunda iyileşme gösterdi (p<0,05).
Ayrıca egzersiz sonrasında glikoz değerinin düştüğü ve sıvı hacminin, sodyum, fosfor ve
kreatinin değerlerinin anlamlı bir şekilde arttığı bulundu (p<0,05). Her iki tedavi grubunda
elde edilen gelişmelerin miktarı karşılaştırıldığında ise sadece KDQOL-36’nin alt
parametrelerinden hastalık yükünde KSE grubunda AE grubuna göre istatistiksel olarak
anlamlı bir artış görüldü (p<0,05). Diyaliz yeterliliği, gerek Kt/V değeri gerekse laboratuvar
verilerinde anlamlı iyileşme bulunmadı (p>0,05). Çalışmanın sonuçlarına göre intradiyalitik
kor stabilizasyon egzersizlerin, HD hastalarında aerobik egzersizlere benzer etkilere sahip
olduğu ve güvenle uygulanabileceği görüldü.
Mart 2024, 123 sayfa
Tavuk ürünlerinin derin öğrenme yardimiyla siniflandirilmasi
Gıda ürünlerinin saklanması, izlennmesi ve tüketilmesi ile ilgili bilgiler insan hayatında kritik öneme sahiptir. İnsanların günlük hayatta en çok tükettiği tavuk ürünleri bu ürünler arasında en önemli gıda ürünü sayılmaktadır. Bu ürünlerin son kullanıcıya ulaşıncaya kadar iyi koşullarda saklanması ve kullanıcıya ulaştırılması gerekir. Otomatik sistemler olmakla birlikte bu sistemlerin kontrolü yine insan tarafından yapılmaktadır. Nesnelerin interneti bunu kolaylaştırmakla birlikte tavuk ürünlerinin gerçek zamanlı sistemler tarafından kontrolü ve izlenimi çok önemlidir. Derin öğrenme, görüntülerin kullanıldığı izleme sistemlerinde sıklıkla kullanılır. Bu çalışmada marketlerde satılan ve sıklıkla tüketilen beş çeşit tavuk ürünü derin öğrenme yöntemiyle sınıflandırılmıştır. Herbir ürün uygun saklama koşullarında saklanarak bir hafta boyunda görüntüleri kaydedilmiştir. Görüntüler derin öğrenme modellerinden Resnet-50 ile gün bazlı olarak sınıf içi sınıflandırılmıştır. Her sınıf için toplanan görüntüler kullanılarak sınıflararası bazda sınıflandırılmıştır. Derin öğrenme kullanılarak tavuk ürünleri gün bazında sınıf içi ve sınıflararası %94'ün üzerinde başarım ile sınıflandırılmıştır.Information regarding the storage, monitoring and consumption of food products is of critical importance in human life. Chicken products, which people consume most in daily life, are considered the most important food product among these products. These products must be stored and delivered in good conditions until they reach the end user. Although there are automatic systems, these systems are still controlled by humans. While the internet of things makes this easier, the control and monitoring of chicken products by real-time systems is very important. Deep learning is frequently used in tracking systems where images are used. In this study, six types of chicken products sold in markets and frequently consumed were classified using the deep learning method. Each product was stored under appropriate storage conditions and sufficient images were recorded for a week. These recorded images were classified in-class on a daily basis with ResNet-50, one of the deep learning models. It is also classified on a class-by-class basis. Chicken products were classified with a deep learning algorithm with over 94% success in inter-class and intra-class classification