Aksaray University Institutional Repository
Not a member yet
8503 research outputs found
Sort by
A Mythologıcal Look At The Khakas Epic Kartaga Mergan
Destanlar milletlerin tarihi, geçmiş yaşantıları ve inanışları hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan edebi türlerdir. Türk destanları da milli kültürü ve Türk halkının değerlerini yansıtan ürünlerin başında gelmektedir. Bu destanlarda yer alan kahramanlar, çeşitli tipler ve bunların belirgin özellikleri destan geleneği içerisinde incelenerek Türk insanının kendisini ve evreni algılayış biçimi hakkında birçok bilgiye ulaşılabilmektedir. Ayrıca destanlarda yer alan motifler, hayvanlar, sayılar ve renkler gibi çeşitli unsurlar destanların barındırdığı mitolojik simgeleri oluşturmaktadır. Bu mitolojik simgelerin çözümlenmesi destanları daha anlamlı hâle getirmektedir. Destanlarla ilgili yapılacak çalışmaların artış göstermesi ve daha önce incelenmemiş olan destanların incelenmesi Türk destanlarının anlaşılma düzeyini artıracaktır. Böylece Türk milletinin inançları, kültürü, değerleri ve millet olma bilinci sonraki nesillere aktarılabilecektir. Türk mitolojisi hakkında edinilen bilgiler sayesinde milli bilincin özü anlaşılabilecektir. Türklerin göçebe bir hayat sürmeleri, birbirinden uzak coğrafyalarda yaşıyor olmaları, birçok Türk boyunun bağımsızlığını kaybetmesi ve mitolojinin din dışı bir unsur olarak görülmesi nedeniyle Türk mitolojisi yakın geçmişe kadar araştırılmamıştır. Bu durum Türk mitolojisinin sistemli bir hale dönüşmesini geciktirmiştir. Türk mitolojisi ve Türk destanlarıyla ilgili yapılan ilk derleme çalışmaları 19. yüzyılda yabancı Türkologlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Rus Türkolog Radloff, Türk destanlarını derleyen ilk araştırmacılar arasındadır. Radloff, Sibirya bölgesine giderek uzun yıllar burada yaşamış ve çeşitli Türk boylarının destanlarını derleme imkânı bulmuştur. Güneydoğu Sibirya’da yaşayan Hakas Türklerinin destan derlemelerini de bu dönemde gerçekleştirmiştir. Hakas Türklerinin oluşturmuş oldukları destanların çok eski zamanlarda ortaya çıkmış olması bu destanlardaki mitolojik unsurların yoğunluğunu artırmıştır. Bulundukları coğrafya itibarıyla dış etkilerden uzak bir hayat yaşamaları da bu mitolojik unsurların büyük oranda korunmasını sağlamıştır. Ayrıca Hakas destanlarında kadın kahramanların sıklıkla yer alması ve Altın Arığ, Ay Huucın gibi bazı kadın kahramanların adlarının destanlara verilmesi Hakas destanlarını diğer Türk destanlarından ayıran özellikler arasındadır. Hakas Türklerinin alıptıh nımah adını verdikleri bu destanlar, yüzyıllar boyunca Hakas destan anlatıcısı olan haycılar tarafından yeni nesillere aktarılmıştır. Bu makalede incelenecek olan Kartaga Mergan Destanı da Radloff’un 1863-1864 yılları arasında derlediği Hakas destanlarından bir tanesidir. Hakas destan geleneği hakkında birçok bilgi vermesi, 1357 mısralık geniş bir hacme sahip olması ve daha önce üzerinde detaylı bir araştırma yapılmaması sebebiyle Kartaga Mergan Destanı incelemeye uygun görülmüştür. Kartaga Mergan Destanı’nda yer alan kahramanın, düşman tiplerin ve yardımcı tiplerin özellikleri Hakas destan geleneği dikkate alınarak incelenmiş, destandaki olağanüstü varlık ve durumlar tespit edilmiştir. Destanda yer alan hayvanlar, sayılar, renkler, madenler ve diğer bazı motifler de taşıdıkları mitolojik özellikler açısından incelemeye tabi tutulmuştur. Kartaga Mergan Destanı incelenirken olay akışında yer alan sıralama dikkate alınmış ve bu şekilde konu bütünlüğü sağlanmıştır. Türk mitolojisine ve Hakas destanlarıyla ilgili yapılan çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır
A survey on privacy perception of university students on Instagram
İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sadece iletişim kurma pratiklerini değiştirmekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal ölçüde de bazı dönüşümlere yol açmaktadır. Bu çalışma kapsamında ele alınan yeni medya ve mahremiyet ilişkisi de bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir konudur. Mahremiyet uzun zamandır sosyal bilimcilerin üzerinde çalıştığı ve farklı bakış açılarıyla tanımladıkları bir konudur. Ancak yeni medyanın ve özellikle sosyal medya araçlarının bireyler tarafından gündelik yaşamdaki kullanım pratikleri, mahremiyet tartışmalarını bu mecralara çekmektedir. Bu noktada özellikle teşhire, dikizlemeye ve merakı giderme gibi ihtiyaçları görsellik üzerinden gideren Instagram ön plana çıkmaktadır. Instagram, herkesin ücretsiz bir şekilde hesap açarak fotoğraflarını ve videolarını çeşitli yollarla paylaşabilmesine olanak sağlamaktadır. Bunun yanı sıra kullanıcıların takip ettiği kişilerin fotoğraflarını ve videolarını görüntüleyebildikleri bir platformdur. Dolayısıyla Instagram’ın bu yapısıyla mahremiyet konusunun merkezinde yer alması şaşırtıcı değildir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin mahremiyet yönelimleri tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim gören tüm bölümlerdeki birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerini kapsayan bir saha araştırması yapılmıştır. Uygulanan 329 anket sonucunda katılımcıların mahremiyet konusunda fikir sahibi oldukları ve Instagram’da mahremiyet kaygısı duydukları anlaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin sahip oldukları kaygıya rağmen, bu mecrada günün önemli bir kısmını geçirdikleri görülmüştür.The developments in communication technologies not only change the communication practices, but also cause some transformations in the social dimension. The new media and privacy relationship discussed in the context of this study should be evaluated within this framework. Privacy is a subject that social scientists have studied and defined from different perspectives. However, the usage of new media and especially social media in daily life draw privacy discussions to these channels. At this point, Instagram, which satisfies needs such as exposure, peeping and curiosity through visuality, comes into prominence. Instagram allows anyone to share their photos and videos in various ways by opening an account for free. It is also a platform where users can view photos and videos of the people they follow. Therefore, it is not surprising that Instagram by this structure is at the centre of privacy issue. In this study, it is aimed to determine the privacy orientations of university students. For this purpose, a field study was conducted in the first and fourth year students of all departments studying at the Faculty of Communication at Selçuk University. As a result of 329 surveys, it was understood that the participants have an idea about privacy, and they are concerned about privacy on Instagram. In addition, despite the concern of the students, it was observed that they spend a significant part of the day in this medium
Akdeniz meyve sineğinin (Ceratitis capitata) akıllı sistemile tespit edilmesi
Nowadays, the most critical agriculture-related problem is the harm caused to fruit, vegetable, nut, and flower crops by harmful pests, particularly the Mediterranean fruit fly, Ceratitis capitata, named Medfly. Medfly's existence in agricultural fields must be monitored systematically for effective combat against it. Special traps are utilised in the field to catch Medflies which will reveal their presence and applying pesticides at the right time will help reduce their population. A technologically supported automated remote monitoring system should eliminate frequent site visits as a more economical solution. This paper develops a deep learning system that can detect Medfly images on a picture and count their numbers. A particular trap equipped with an integrated camera that can take photos of the sticky band where Medflies are caught daily is utilised. Obtained pictures are then transmitted by an electronic circuit containing a SIM card to the central server where the object detection algorithim runs. This study employs a faster region-based convolutional neural network (Faster RCNN) model in identifying trapped Medflies. When Medflies or other insects stick on the trap's sticky band, they spend extraordinary effort trying to release themselves in a panic until they die. Therefore, their shape is badly distorted as their bodies, wings, and legs are buckled. The challenge is that the deep learning system should detect Medflies of distorted shape with high accuracy. Therefore, it is crucial to utilise pictures that contain trapped Medfly images with distorted shapes for training and validation. In this academical study, the success rate in identifying Medflies when other insects are also present is 94.05%, achieved by the deep learning system training process, owing to the considerable amount of purpose-specific photographic data. This rate may be seen as quite favourable when compared to the success rates provided in the literature.Günümüzde tarımla ilgili başlıca sorun, kısaca AMS olarak adlandırılan Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata) başta olmak üzere zararlı haşerelerin meyve, sebze, kabuklu yemiş ve çiçek ürünlerine verdiği zarardır. Bu tehdit ile etkin mücadele edilebilmesi için tarım alanlarındaki AMS varlığının sistematik şekilde izlenmesi gerekir. Bu amaçla sahada özel tuzaklar kullanılarak mevcudiyetleri takip edilerek doğru zamanda pestisit uygulanması yoluyla popülasyonlarının kontrol altında tutulmasına çalışılır. Geleneksel yöntemlerde tuzakların gözlenmesi için sık sık yapılması gereken saha ziyaretleri külfetli ve zor olduğundan günümüzde teknolojik olarak desteklenen otomatik uzaktan izleme sistemlerine ihtiyaç vardır. Bu çalışmada bir resimdeki AMS görüntülerini algılayabilen ve sayısını verebilen bir derin öğrenme sistemi geliştirilmiştir. Günlük olarak tuzağın içindeki yapışkan bandın fotoğrafını çekebilen entegre edilmiş kamera ile donatılmış özel bir tuzak kullanılmaktadır. Çekilen resimler SIM kart içeren bir elektronik devre aracılığıyla nesne algılama algoritmasının çalıştığı merkezi sunucuya iletilir. Bu algoritma fotoğrafta AMS bulunup bulunmadığını, var ise kaç adet olduğu otomatik olarak tespit edilir. Bu çalışmada tuzağa yakalanmış AMS'leri belirlemede daha hızlı bir bölge tabanlı evrişimsel sinir ağı (faster R-CNN) modeli kullanılmıştır. AMS'ler ve diğer haşereler tuzağın yapışkan bandına yapıştıklarında panik içinde kendilerini kurtarmak amacıyla ölene kadar olağanüstü çaba harcarlar. Bu nedenle, vücutları, kanatları ve bacakları evrilip bükülür, şekilleri kötü bir şekilde bozulur. Buradaki zorluk, derin öğrenme sisteminin bu bozuk şekilli AMS'leri yüksek doğrulukla tanıyabilmesi gerektiğidir. Bu nedenle, akıllı sistem eğitimi ve doğrulama aşamalarında tuzağa yakalanmış bozuk şekillere sahip AMS görüntüleri içeren resimlerin kullanılması çok önemlidir. Bu çalışmada oluşturulan derin öğrenme sisteminin eğitilmesi sürecinde çok sayıda amaca yönelik özel fotoğrafın veri olarak kullanılması sayesinde bir fotoğraftaki AMS'lerini tanımlamada %94.05 gibi bir başarı oranı yakalanabilmiştir. Bu oran literatürde bulunan güncel çalışmalardaki başarı oranları ile karşılaştırıldığında oldukça başarılı olduğu söylenebilir
Uçak motorlarının baroskopik incelemesinde derin öğrenme kullanılarak hasar tespiti
Aircraft engine inspection is a key pillar of aviation safety by maintaining adequate performance standards to ensure the airworthiness of an engine. In addition, it is vital for asset value retention. Borescope inspection is currently the most widely used aircraft engine visual inspection method. However, borescope inspection is a time consuming, subjective, and complex process which heavily depends on the experience of the inspector as well as on their concentration level during inspection. On the other hand, cost saving of airlines and maintenance, repair, and overhaul (MRO) centers expose pressure and workload on inspectors. These make an automated system to support damage detection during borescope inspection necessary to avoid potential risks. Deep learning has found very wide application and has proven to be very successful during the last 10-15 years in the image recognition domain. In this research, we suggest a deep learning based automated damage detection framework from aircraft engine borescope inspection images. Faster R-CNN based deep learning model with Inception v2 feature extractor is utilized for the architecture. Due to the limited number of images, data augmentation and other overfitting methods are employed. The framework supports crack, burn, nick and dent damage types across all modules of turbofan engines. It is trained and validated with moderate to complex borescope images obtained from the field. The framework achieves 92.05% accuracy for nick or dent, 92.64% for crack and 81.14% for burn damage classes. Moreover, it achieves 88.61% average accuracy.Uçak motorlarının muayenesi motorun uçuşa elverişlilik için gerekli standardların sağlanmasını garanti etmesi sebebiyle uçuş güvenliğinin temel direklerinden biri sayılır. Ayrıca uçakların değerinin korunmasında da hayati bir öneme sahiptir. Baroskop ile muayene, günümüzde uçak motoru muayenelerinde en sık kullanılan görsel muayene yöntemidir. Ancak baroskopik muayenenin başarısı muayeneyi yapan denetimcilerin tecrübesine ve o anki konstanstrasyonlarına oldukça bağlı, zaman alan, sübjektif ve karmaşık bir işlemdir. Diğer yandan, havayolu şirketleri ve bakım, onarım merkezlerinin tasarruf tedbirleri denetimciler üzerinde baskı ve iş yükü oluşturmaktadır. Bu sebeplerden dolayı, insan faktöründen kaynaklı potansiyel riskleri en aza indirmek için baroskopik incelemelerde hasar tespitine destek olacak otomatik hasar tespit sistemlerine ihtiyaç vardır. Derin öğrenme son 10-15 yıl içerisinde farklı disiplinlerde çok geniş kullanım alanı bulmuş ve özellikle görüntü tanıma alanında oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Bu çalışmada, uçak motorlarının baroskopik incelemelerinden elde edilmiş fotoğraflardan otomatik hasar tespiti yapan, derin öğrenmeye dayalı bir sistem önermekteyiz. Sistem, Faster R-CNN mimarisine dayalı ve Inception v2 öznitelik çıkarıcıya sahip bir model kullanmaktadır. Veri miktarının yetersizliğinden dolayı çalışmada veri çoğaltma ve diğer aşırı uyum önleme yöntemleri kullanılmıştır. Önerilen sistem turbofan motorların her bölümünde çatlak, çentik, oyuk ve yanık hasar türleri tespitini desteklemektedir. Sistem sahadan elde edilmiş, orta ve yüksek seviye karmaşıklıkta görüntülerle eğitilmiş ve test edilmiştir. Önerilen sistem çentik, oyuk hasar sınıfı için %92.05, çatlak için %92.64 ve yanık hasar sınıfı için %81.14 ortalama hassasiyet (doğruluk) değerlerine erişmiştir. Sistemin genel ortalama hassasiyeti ise %88.61'e ulaşmıştır
Examination of Urban Agriculture in The Frame of Deep Ecology
Bu çalışmanın amacı, Derin Ekoloji anlayışını ele alarak bu anlayış içinde tarımın yerini saptamaktır. Çalışmayı ortaya koyarken Derin Ekoloji hakkında kaleme alınan eserler göz önünde bulundurularak kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır ve Derin Ekoloji hakkında bilgi verilmiştir. Sonrasında Sığ Ekoloji, Derin Ekolojiye getirilen eleştiriler ve Derin Ekoloji kapsamında tarımın yerini anlamak için literatür taraması yapılmıştır. Toplanan veriler ve araştırmalar neticesinde Derin Ekoloji anlayışında tarımın yeri saptanmıştır. Sonuç olarak, dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması amacıyla ortaya atılan Derin Ekoloji, kendi içinde anlamlı özellikler barındırmasıyla birlikte günümüz tarım anlayışının farkına varmamız için bir rehber özelliği taşıdığı görülmüştür. Derin Ekoloji, günümüz tarımının doğaya ve diğer canlılara verdiği zararı da göz önünde bulundurarak tarım anlayışında daha çevreci bir yönelişin gerekliliğini vurgulamaktadır. Tarımın daha çevreci bir faaliyet olarak insanların ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için diğer canlıların yaşam alanlarının varlığı kabul etmeli ve bu yaşam alanlarına saygılı olunmalıdır. Ancak bu şekilde daha zararsız, daha Derin Ekoloji düşüncesine uygun ve çevreci bir tarım ortaya çıkabileceği sonucuna ulaşılmıştır.The aim of the study is to evaluate the relationship between Deep Ecology and Urban Agriculture. This
study explains how agricultural production can be in accordance with the understanding of Deep Ecology.
In this direction, Deep Ecology was discussed. Afterwards, the environmental effects of industrial
agriculture were discussed. In this process, the works brought to the literature were reviewed. Finally of
study, the relationship between Urban Agriculture and Deep Ecology is discussed. Finally, the works on
Urban Agriculture were examined. Finally, the suitability of Urban Agriculture to the understanding of
Deep Ecology was discussed. As a result of these evaluations, it was understood that industrial agriculture
was not suitable for the understanding of Deep Ecology. It has been determined that agricultural
production suitable for Deep Ecology can be provided by Urban Agriculture. As a result, it was seen that
industrial agriculture was not suitable for the understanding of Deep Ecology. Industrial agriculture is a
great threat to living life and natural balance. The idea of Deep Ecology emphasizes living life and natural
balance. In this direction, Deep Ecology supports eco-friendly agriculture. Urban agriculture reduces the
negative effects of industrial agriculture and Urban Agriculture is compatible with Deep Ecolog
The Sound of Existence: Modernity and the Art of Living, Adem Ince
İnsan yaratılışı itibariyle hem çevresini etkileyen hem de çevresinden etkilenen bir varlık olmuştur. İnsanın çevresinden etkilenen bir varlık olması hasebiyle içinde yaşadığı ve içerisinden geçtiği dünyanın dönemlerinden de etkilenmesi kaçınılmazdır. Nitekim küreselleşme ile dünyayı etkisi altına alan modernite insanı merkezi bir konuma taşımış fakat bu esnada da insana has özelliklerin yitimine sebep olmuştur. İncelediğimiz kitabımız da insanın bu savruluşunu ele almaktadır. Yazar kitabın ortaya çıkış serüvenini; ‘‘modernite ile şekillenmiş olan geç modern dünyanın hâlihazırdaki sorunları karşında neleri yitirdiğimizi İslâmî bir yaklaşımla yeni bir kavramsallaştırma’’ üzerinden ele alma çalışması olarak ifade etmektedir. Aynı şekilde incelediğimiz kitapta tını kavramının yeni bir analizi yapılarak literatüre katkı sağlanmaktadır. Ayrıca ele alınan konular açıklanırken sık sık benzetmelere yer verilmektedir. Kitabın devamında ise tını yitimine bağlı 10 başlık altında farklı yitimlerden söz edilmektedir. Toplamda 231 sayfadan oluşan kitap açıklayıcı ve konuyu irdeleyici bir üsluba sahiptir. Nispeten kelime tahlillerine çok girilmiş olsa da okuyucuyu kitabın son sayfasına kadar sürüklemektedir
Seasonal variation of chemical content and heavy metal levels in raw milk
Aksaray province is an important raw milk supplier for the dairy industry. In this
respect, it is important to examine the milk quality of the region. In this case, milk was
collected over a nine-month period from 413 cows at seven distinct locations in three
different seasons. The percentages of fat, lactose, protein, dry matter, somatic cells,
and the levels of heavy metals like arsenic, aluminum, cadmium, lead, and nickel were
examined. All of these components and their levels of seasonal variations in milk were
also researched.
Considering the average values of the parameters of the milk collected from all farms
evaluated within the scope of the study, significant changes were detected. Significant
changes were observed for fat, lactose, total solids, somatic cells, arsenic, aluminum,
nickel, cadmium and lead. Only the protein value did not change depending on the
seasons. The details of the changes on the basis of farms are also examined in the study
Examine of the Historical Environmental Awareness of Social Studies Teacher Candidates
Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tarihi çevre farkındalıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. 2021-2022 eğitim öğretim yılında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi sosyal bilgiler Öğretmenliği bölümüne devam eden 82 öğretmen adayıyla yapılan araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine uygun olarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak soru formu kullanılmıştır. Soru formu ile elde edilen veriler betimsel veri analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre sosyal bilgiler öğretmen adaylarının hemen hemen hepsinin tarihi çevre tanımını yapabildikleri ve tarihi çevre tanımına uygun mekânlara gittikleri belirlenmiştir. Öğretmen adayları öğrenim gördükleri Nevşehir ilinde bulunan tarihi çevre kategorisinde bulunan gitmiş oldukları mekânlar içerisinde en çok müze ziyaretleri yer alırken, yeraltı şehirleri, kiliseler ve kaleler gittikleri diğer tarihi çevreler arasındadır. Öğretmen adaylarından çok azı Nevşehir’deki tarihi çevreleri bilmediğini çok az bir kısmı da bildiğini fakat gitmediğini ifade etmiştir. Sosyal bilgiler öğretim programının tarihi çevre açısından rolünün en çok, tarihi bilgi sağlaması açısından önemli olduğuna değinmişlerdir. Tarihi çevre ziyaretinin öğretmen adaylarına tarihi tanıma kazanımı edindikleri belirlenmiştir.In this study, it was aimed to examine the historical environment awareness of pre-service social
studies teachers. The research, which was conducted with 82 pre-service teachers attending the social
studies teaching department of Nevşehir Hacı Bektaş Veli University in the 2021-2022 academic year,
was conducted in accordance with the case study design from qualitative research methods. The
students who participated in the study were selected according to the convenience sampling method.
An open-ended question form was used as a data collection tool. The data obtained with the question
form were analyzed using descriptive data analysis. According to the findings of the study, it was
determined that almost all of the pre-service social studies teachers were able to define the historical
environment and visited places suitable for the definition of historical environment. Among the places
that pre-service teachers have visited in Nevşehir province, museum visits are the most commwhile underground cities, churches and castles are among the other historical environments they have
visited. 3 of the pre-service teachers stated that they did not know the historical environments in
Nevşehir and 4 of them stated that they knew but did not visit. They mentioned that the role of the
social studies curriculum in terms of historical environment is most important in terms of providing
historical information. The historical environment visit provided pre-service teachers with the
acquisition of historical recognition. Suggestions that can be developed in this direction are that
applied travel-observation activities can be carried out within the scope of history courses given to
prospective social studies teachers and promotional activities can be carried out for the cities where
undergraduate students are located
Sekundum Atriyal Septal Defektli Bir Hastada İzole Sağ Ventrikül Miyokard Enfarktüsü: Olgu Sunumu
Right ventricular myocardial infarction is a serious emergency that causes haemodynamic disturbances as a result of sudden right ventricular systolic dysfunction and dilatation. 25% to 50% of inferior wall myocardial infarction cases are accompanied by right ventricular myocardial infarction. Atrial septal defect is a congenital anomaly that causes shunt between the atria and can cause dilatation of the right atrium and ventricle. Right ventricular myocardial infarction has been rarely reported in a patient with atrial septal defect previously. In addition, isolated right ventricular myocardial infarction was not reported in a patient with atrial septal defect. In this article, we present a 56-year-old patient with previously undiagnosed secundum atrial septal defect presenting with isolated right ventricular myocardial infarction.Sağ ventrikül miyokart infarktüsü, ani olarak gelişen sağ ventrikül sistolik işlev bozukluğu ve sağ ventrikül genişlemesinin yol açtığı
hemodinamik bozukluklara neden olan acil bir durumdur. İnferiyor duvar miyokart infarktüslerinin yaklaşık %25 ile %50’sine, sağ ventrikül
miyokart infarktüsü de eşlik etmektedir. Atriyal septal defekt ise; atriyumlar arasında şant oluşturan, sağ atriyum ve sağ ventrikül
genişlemesine neden olabilen doğuştan bir anomalidir. Daha önceden atriyal septal defekti olan bir hastada sağ ventrikül miyokart infarktüsü
nadiren bildirilmiştir. Ancak atriyal septal defekti olan bir hastada izole sağ ventrikül miyokart infarktüsü ise hiç bildirilmemiştir. Bu yazıda;
56 yaşında olan, izole sağ ventrikül miyokart infarktüsü ile başvuran ve daha önce tanı konulmamış sekundum atriyal septal defekti bulunan
bir hastayı sunuyoruz
Comparative genomic characterization of indigenous fat-tailed Akkaraman sheep with local and transboundary sheep breeds
The domestic sheep with over 1200 breeds descended from those early domesticated animals that are bred for a variety of resources such as meat, milk and wool. Akkaraman, a fat-tailed indigenous sheep breed of Turkiye, is widespread throughout Central Anatolia, with the largest indigenous sheep population. Assessing the genetic diversity and genomic structure of animal breeds is among the key contributors to deciphering adaptation to environmental extremes and constructing efficient genetic improvement strategies. Therefore, this study aimed to characterize the genome of Akkaraman breed against various world-renowned transboundary sheep and indigenous sheep with fat and thin tails. Genetic similarities and differences between those breeds have been displayed by estimating and comparing various genetic diversity indices, linkage disequilibrium (LD) estimates and fixation index (FST), runs of homozygosity (ROH) as well as PCA and neighbour-joining tree analysis. Akkaraman sheep were observed to form a cluster alongside Moghani, Karakas, Tibetan and Cyprus Fat Tail sheep, which are primarily the sole representatives of fat-tailed sheep in the study. This clustering was evident in both the PCA and neighbour-joining tree analysis. The Akkaraman sheep was also observed to have the lowest genomic inbreeding and one of the lowest numbers of ROHs, which might also indicate that the breed has not been exposed to historical intensive selection pressure, inbred mating or a massive population bottleneck that might leave strong marks of genomic homozygosity. The results improve our understanding of the genetic diversity in Akkaraman sheep in comparison with certain mainstream sheep breeds as well as those indigenous breeds from around the world. Additionally, findings will also provide valuable insights to perform further GWAS effectively by considering population structure, diversity and LD patterns observed among the breeds while providing practical knowledge that will contribute to designing efficient and successful genome-based selection programmes for worldwide sheep production systems