Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
DEĞİŞKEN FREKANSLI SÜRÜCÜ SİSTEMİ KULLANARAK ÜÇ FAZLI ASENKKRON HIZ KONTROLÜ VE HARMONİK ANALİZİ
Asenkron motorların yapılarının basit olması, alternetif gerilimde çalışmaları, arıza yapmamaları ve ucuz olmalarından dolayı endüstride yoğun bir şekilde kullanım alanı bulmaktadırlar. Asenkron makinalarda rotor hızı döner manyetik alan hızından
küçüktür. Bu motorların hızının senkron hıza yaklaşması ancak boşta çalışmada mümkündür. Motor milindeki sürtünmeden dolayı boşta çalışmada bile rotor hızı senkron hızdan devamlı düşüktür
Köprüler
Medeniyetin gelişim süreci her daim birikimsel bilginin etkin kullanılması ile mümkün olmuştur. Her topluluk kendisinden önce yaşamış olan atalarından miras kalan bilgiyi daha da geliştirerek ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme süreci bazı durumlarda ise yeni bir coğrafyada yeni bir kültür ile karşılaşılması ve kültürlenme ile mümkün olmuştur. Orta Asya'dan Anadolu topraklarına kadar gelen Türkler hem atalarından miras alan bilgileri zenginleştirmiş hem de karşılaştıkları toplumların kültürlerinden belirli hususları benimsemişlerdir. Türkler Anadolu'ya geldiklerinde, Roma İmparatorluğunun mühendislik harikalarını içselleştiren ve devam ettiren Doğu Roma (Bizans) uygarlığının eserleri ile karşılaşmışlardır. Farklı bir kültüre ve inanca ait bu eserlerin bir kısmı günümüze kadar kullanılagelmiştir. Diğer yandan sahip olunan kültür ve inanç doğrultusunda muhteşem eserler üretilmiştir. Bugün kültüre bir zenginlik ve köklerimizin yansıması olarak görülen eserler Türk-İslam kültürünün Anadolu coğrafyasında meydana getirdiği büyük değişimi de geçmişten günümüze taşımaktadır. Özellikle kültür turlarında ön plana çıkan Türk-İslam eserleri büyük bir kültürel zenginliği barındırmaktadır. Bununla birlikte söz konusu değerlerin yaşatılabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için öncelikle ziyaretçilere doğru bir şekilde aktarımı ve yapı (eser) ile kültür arasında bağ kurulması gerekmektedir. Buradan hareketle Anadolu'da görülen Türk-İslam dönemi mimari yapıları bu güzel eserde otuz iki bölüm halinde sunulmuştur
Grief Without Touch and Inability to Share the Pain in Pandemic
Death is one of the most difficult experiences in interpersonal relationships. The loss of a beloved one indeed causes grief and mourning. The aim of this study is to explore traumatic grief experiences together at the time of the COVID-19 pandemic. A traumatic loss adds another layer to the experience of mourning and grief while making this experience more difficult to cope with. The sudden or unexpected occurrence of a loss or as a result of a disease can also be linked to how it is described traumatic. The mourning process is one of the most difficult traumatic experiences to talk about. Feeling the grief at home and without physical contact makes this experience even more challenging. As the world is facing with an unprecedented kind of pandemic, the relatives of the people losing their lives during this period are not only confronting a sudden death but also changing practices of funeral rituals. The fact that funeral rituals cannot be done by observing religious and traditional rules as in the previous periods due to the contagious nature of the COVID-19 people cannot share their grief and sufferings with their beloved ones. Furthermore, failure to perform funeral rituals including funeral ceremonies, condolences and farewells observed at the places of worship at mosques, churches, synagogues or cemevis due to their closure has had and will continue to have severe psychological consequences. It should be kept in mind that mourning and grief experienced after the loss of a beloved one during the COVID-19 pandemic does not change the uniqueness of this experience and the intense feelings that individuals encounter. Accordingly, autoethnographic storytelling method based on the uniqueness of the experience is a very useful method to make sense of this process, and to conduct research on this subject. Through online meetings by using this method, this research is based on the experiences of a participant who lost a beloved one due to the complications of the COVID-19 together with other members of the group. These individuals explained their loss and mourning experiences, and particularly how they experience the mourning process without physical contact during the pandemic. The evaluations made over these experiences demonstrate the significance of physical contact, the chance to say goodbye to the person died and funeral rituals. Keywords: Death, mourning, traumatic grief, Covid-19, autoethnograph
Turist Rehberlerinin Destinasyon Yönetimi Kavramına Yaklaşımları: Kelime İlişkilendirme Testi ile Analizi
..
GASTRONOMİ TEMALI FESTİVALLERİN DESTİNASYONA KATKISI: MALATYA ÖRNEĞİ
Tüketicilerin beslenme rejimlerinde geçmişten bugüne kadar farklı tercihler ortaya çıkmıştır.
Bunlar hızlı yemek, yavaş yemek, organik tarım ile üretilen ürünlerle beslenme, kan gruplarına
göre beslenme, çiğ yemek, vejetaryen beslenme yöntemi gibi tercihleri içerisinde
barındırmaktadır.
Vejetaryen beslenme tercihinde; vegan tipi beslenmede tamamen bitkisel ürünler tüketilirken,
vejeteryanlığın diğer tiplerinde hayvansal kökenli gıdaların sınırlı tüketildiği görülmektedir.
Vejetaryen beslenme şeklini; bir yaşam şekli, hayata bakış açısı ve bir duruş olarak
tanımlamadan onu bir beslenme rejimi olarak tanımlamak yeterli olmamaktadır.
Bu çalışma ile vejetaryen beslenme rejimini tercih eden bireylerin tercihlerini etkileyen
faktörler ile bu beslenme yönteminin seyahat edecekleri destinasyon ile konaklama ve yiyecek
içecek işletmesi seçimlerinde etkili olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma nicel
araştırma tekniklerinden tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı
olarak anket formu kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Vejetaryen beslenmeye ilişkin gruplar
ve dernekler aracılığı ile Google anket formu kullanılarak toplamda 420 kişiye ulaşılmış, 402
kişinin verileri değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; katılanların %58,2’si
vegan, % 41,8’i ise diğer vejetaryen beslenme tiplerini tercih etmektedir. Katılımcıların
vejetaryen beslenme rejimini tercihlerinde etkili faktörlerin başında % 99,3 ile sağlıklı olması
ile % 89,0 oranında hayvan hakları yanında bir duruş olması gelmektedir. Katılımcılar (%69,2
si seyahat tercihlerini yaparken destinasyonda vejetaryen menü sunan restoran bulunmasını, %
62,2’side kendilerine yönelik hizmet sunan konaklama işletmesi bulunmasının tercihlerinde
etkili olduğunu belirtmiştir. Çevre bilinci ile insan ve hayvan hakları konusundaki
hassasiyetlerin her geçen gün artması, yoğun rekabetin yaşandığı hizmet sektöründeki
işletmeleri de bu hassasiyetlere uygun hizmet vermeye yöneltmektedir. Vejetaryen beslenme
tercihi de felsefi yaklaşımı ile birlikte artan bir trende sahip olduğundan işletmelerin vejetaryen
beslenmeyi tercih eden bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet çeşitliliklerini
artırmaları önem arz etmektedir
KÜLTÜR VARLIKLARINA İLİŞKİN DİĞER ÜLKELERDEKİ DÜZENLEME VE UYGULAMALAR
Kültürel Miras (Kültür Varlıkları) Hukuk
Suriyeli Öğretmenler: Eğitimdeki Rolleri ve Karşılaştıkları Sorunlar
2011 yılında Suriye’de yaşanan iç savaş sonrasında Türkiye’ye sığınan ve okul çağında olan Suriyelilerin eğitimi, gönüllü Suriyeli öğretmenler tarafından Arapça müfredata bağlı olarak Geçici Eğitim Merkezlerinde yürütülmekteydi. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı 2016 yılında, uyumu ertelediği ve eğitim kalitesinin denetlenebilir olmadığı gibi nedenlerle Geçici Eğitim Merkezlerini aşamalı olarak kapatma kararı almıştır. Bu karar sonrasında Suriyeli öğrenciler Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara transfer edilirken, uyumlarını kolaylaştırması amacıyla Suriyeli öğretmenler de kendilerine eşlik ederek okullarda görevlendirilmiştir. Bu çalışma; Suriyeli öğretmenlerin okullarda üstlendiği görevi, bu görevden memnuniyet düzeyini, yüzleştiği sorunları ve son tahlilde Suriyeli öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecine dair değerlendirmesini ele almaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntem ve teknikleri izlenerek Mardin’de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev alan 20 Suriyeli öğretmene, kişisel ağlar ve kartopu yöntemiyle ulaşılmış ve öğretmenlerle derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu veriye göre Suriyeli öğretmenlerin, teorik düzeydeki rolüyle uygulamadaki rolünün farklılaştığı, memnuniyet düzeyinin farklı okul türlerinde değişkenlik gösterdiği, kronik sorunlarla mücadele ettiği ve Suriyeli öğrencilerin uyum noktasında önemli bir mesafe kat ettiği anlaşılmaktadır
The Concept of War in "The Red Badge of Courage" and "A Farewell to Arms"
The American Civil War and bloody First World War resulted in the deaths of ten million people, twenty millions disabled people, and destruction of the values such as freedom, democracy and equality. The two wars caused important changes in the world of arts and ideas, created their own literature, and as a result, many writers produced war literature. Among the modernist authors who wrote novels about war are Stephen Crane and Ernest Hemingway, who are the subjects of this study. Wars enabled the concepts of patriotism, nationalism, and heroism to prevail in the war novel genre. Stephen Crane’s "The Red Badge of Courage" (1895) and Ernest Hemingway’s "A Farewell to Arms" (1929) are studied in terms of human nature, realism, and romanticism. Crane describes a young soldier Henry Fleming’s psychological development, and the harsh atmosphere of war. In the novel, thesis-antithesis is shown such as idealism-instinction, romanticism-realism, and cowardice-courage. Hemingway maps the psychological complexity of Frederic Henry who does not know the violence in wars and serves voluntarily in the ambulance corps of the Italian army. Hemingway suggests that war is the dark side of a world that refuses to preserve true love. Crane and Hemingway deal with human nature, romanticism, and realism. Although the characters are volunteers for war due to abstract values of courage and heroism, they cannot bear the harsh reality of war when they experience it. This study demonstrates the effects of the brutal and harsh atmosphere of war on human beings
Covid-19 sürecinde Mardin Eski ve Yeni Kent Merkezindeki Barınma Deneyimi Üzerine Bir Deneme
Covid 19 süreci, özellikle sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında, en yakın yaşam çevremiz olan evlerimizin temel insani ihtiyaçlara cevap verme ve bu doğrultuda konforlu bir yaşam üretme konusunda yeterliliğinin
sınandığı bir sürece dönüştü. Bu süreçte evlerimizin mekansal kullanım, doğal kaynaklara dolaysız erişim ve sosyo-ekonomik anlamda ürettiği çeşitli kısıtlar, konut mekanlarının yeniden değerlendirilmesi ve
dönüştürülmesi gereğini ortaya koydu. 1980 sonrası neoliberal kentleşme dinamikleri, kentsel rantı yükseltecek şekilde ‘yer’den ve yere ait bilgiden kopuk, tip projelerle şekillenmiş kentler üretti. Kendi
kendine yeterli yaşam ve mekan, yerini kentsel altyapılara bağımlı bir yaşam biçimine bıraktı. 21. yüzyılda yükselen iklim krizi gibi diğer krizlerin devamında Covid 19 krizi, krizlerin belirsizliği ile baş edebilecek ölçüde toleranslı, sürdürülebilir ve kendi kendine yeterli kent ve konut alanlarının üretiminin önemini göstermektedir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, Mardin eski ve yeni kent merkezindeki Covid-19 karantina dönemlerinde farklılaşan deneyimler üzerinden, krizin ortaya çıkardığı sorunları mekansal ve sosyo-ekonomik olarak tartışmaya açmaktır.Mardin Artuklu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğ
Siverek Köprülerinin Tarihi ve Mimari Özellikleri
MEZOPOTAMYA ve ANADOLU’NUN KAVŞAĞINDA BİR KENT: SİVERE