Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    The Kurdish Shepherd

    No full text
    Novel type that is a literary invention of the Modern era, needs folklore’s Treasury. This is why the subject of many of the novels is taken from folklore. Kurdish novelist Arab Shamo, based his literary works on Kurdish folklore. He wrote, "Şivanê Kurmanca" which opened the door for Kurdish literature have led to a new field. Because "Şivanê Kurmanca" is the first Kurdish novel. In this study, the first Kurdish novel that is Arab Shamo’s Şivanê Kurmanca is discussed

    Tüketicilerin Bulgur Tüketim Tercihlerini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

    Get PDF
    This research aims to determine the factors affecting the bulgur consumption preferences of consumers. The research data were obtained by using a face-to-face survey technique from 401 individuals living in the city center of Mardin by convenience sampling. In the analysis of the data, explanatory factor analysis and descriptive statistics were used. According to the research findings, the participants consider food quality, marketing activities, physical properties, and taste-price factors in their bulgur consumption preferences. According to the demographic characteristics of the participants, bulgur consumption preferences differ significantly. These; Taste-price according to a different gender, occupation, and the number of individuals in the household, food quality according to different marital status groups, food quality and marketing activities according to different education levels, marketing activities according to different household income groups. There was no significant difference between the groups according to the age variable.Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin bulgur tüketim tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırma verileri; kolayda örnekleme yöntemiyle Mardin ili merkezinde yaşayan 401 bireyden yüz yüze anket tekniği aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi ve tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre katılımcılar bulgur tüketim tercihlerinde; besin kalitesi, pazarlama faaliyetleri, fiziksel özellikler ve tat-fiyat faktörlerini dikkate almaktadırlar. Katılımcıların demografik özelliklerine göre bulgur tüketim tercihlerinde anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların tercihleri; farklı cinsiyet, meslek ve evdeki birey sayısı gruplarına göre tat-fiyat, farklı medeni durum gruplarına göre besin kalitesi, farklı eğitim seviyelerine göre besin kalitesi ve pazarlama faaliyetleri, farklı hane halkı gelir seviyesi gruplarına göre ise pazarlama faaliyetleri faktörleri bağlamında anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Yaş değişkenine göre ise gruplar arası anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmamıştır

    The Impact of Variety- Seeking Tendency of Domestic Visitors on Destination Loyalty: The Mediating Role of Gastronomy Motivation

    Get PDF
    Bu çalışma, çeşitlilik arayışı eğilimi, gastronomi motivasyonu ve destinasyon sadakati arasındaki ilişkileri araştırmayı amaçlamaktadır. İlişkiler yapısal eşitlik modellemesi ile incelenmiştir. Veriler, Şanlıurfa'yı ziyaret eden yerli turistlerden toplanmıştır (N=406). Bulgular, yerli turistlerin çeşitlilik arayışı eğiliminin gastronomi motivasyonu ve destinasyon sadakati üzerinde pozitif etkisinin bulunduğunu, gastronomi motivasyonunun destinasyon sadakatini pozitif yönde etkilediğini, ayrıca, gastronomi motivasyonunun çeşitlik arayışı eğiliminin destinasyon sadakati üzerindeki etkisine kısmi olarak aracılık ettiğini göstermektedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda teorik ve pratik öneriler sunulmuştur.This study aims to investigate the relationships between variety-seeking tendency, gastronomy motivation and destination loyalty. Relationships were examined by structural equation modeling. Data were collected from domestic tourists visiting Şanlıurfa (N=406). The results indicate that the variety-seeking tendency of domestic tourists has a positive effect on gastronomic motivation and destination loyalty, gastronomic motivation has a positive effect on destination loyalty, and gastronomy motivation partially mediates in the relationship between the variety seeking tendency and destination loyalty. In line with the findings obtained as a result of the research, theoretical and practical suggestions are presented

    THE USE AND FUNCTION OF THE TERMS “ṬARĪQ” IN THE SHĀFI’Ī MADHHAB

    Get PDF
    Şâfiî mezhebinin gelişiminin önemli merhalelerinden biri, hicri dördüncü asır itibariyle ortaya çıkan ve “tarîk” diye isimlendirilen Irak ve Horasan şeklindeki ekolleşmedir. Şâfiî fıkhının daha iyi anlaşılması açısından Şâfiî fakihlerin kullandıkları bu ıstılahlardan tam olarak ne kast ettikleri, oluşan ekolleşmenin ne zaman ve nasıl başladığı, farklı yönlerinin neler olduğu, ne tür sonuçlar doğurduğu, bunları tek çizgide birleştirme çabalarının nasıl geliştiği ve kimler tarafından buna katkı sunulduğu hususlarının incelenip araştırılması büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple “tarîk” kavramı, tarîklerin ortaya çıkışı ve bunlara mensup fakihler, tarîkler arasındaki ihtilafın mahiyeti, bunları telif veya birini tercih ve tercihte kullanılan ifadeler incelenmiştir. Nevevî’nin söylediklerinden anlaşılan tarik ve türevleri, mezhepteki farklı kavil, vecih, tahric ve tercihlerin rivayet ve aktarımı ile ilgili oluşan ihtilafın bir neticesi olarak ortaya çıkan bir kavramlaşmadır. Yani Şafiî fakihlerden biri bir konuda “iki kavil veya iki vecih var” derken diğer biri “bir tek kavil” veya “bir tek vecih var” derse ya da biri bir konuda “mutlak ihtilaf var” derken diğeri “konunun izah gerektirdiğini” söylerse, mezhebin aktarımında tarik manasında bir ihtilaf oluşmuş demektir. Şâfiî fakihlerin ifadelerinden çok sayıda tarikin oluştuğu anlaşılmakla birlikte belirli bir isimle anılmış olup bilinen iki tarik bulunmakta olup bunlar Irak ve Horasan tarikleridir. Nevevî’nin ifade ettiğine göre, Şâfiî’nin açık ifadelerini, mezhebinin kaidelerini ve ilk dönem Şâfiî fakihlerin görüşlerini aktarma noktasında Irak tarikine mensup fakihler, Horasan tarikine mensup fakihlerden daha sağlam ve başarılıdır. Horasanlılar ise genelde aktardıkları bu metinler üzerindeki tasarruf, araştırma, tefrî‘ ve düzenleme hususlarında Iraklılara göre daha başarılı olup bunları daha güzel işlemişlerdir. Şâfiî’nin bıraktığı fıkıh birikimi, onun talebeleri ve sonraki müntesipleri tarafından devam ettirilmiş ve Ebû İshak el-Mervezî’ye kadar mezhep tek çizgi şeklinde gelişimini sürdürmüş, tarik şeklindeki ayrışma ise onun talebeleriyle başlamıştır. Bunlardan Bağdat’ta tedris faaliyetini sürdürmek üzere hocasının yerine geçen Ebu’l-Kâsım ed-Dârekî ile Merv’de ders halkası tesis eden Ebû Zeyd el-Mervezî’ye tariklerin ortaya çıkması nispet edilebilir. Zira Bu iki fakihten sonra gerek Bağdat’ta gerekse Horasan’da iki tarik artık belirginleşmiş ve tarikin imamı olarak nitelenen şahsiyetler ortaya çıkmıştır. Irak tarikinin imamı Ebû Hâmid el-İsferâyînî ve Horasan tarikinin imamı Ebû Bekr el-Kaffâl es-Sağîr kabul edilmektedir. Bunların ardından yaklaşık üç yüz yıl boyunca yetişen fakihlerin çoğu ve onların ortaya koydukları eserler bu iki tarikten biriyle irtibatlı olmuştur. Bunun neticesi, iki tarik arasında, sonraki fukahâyı rahatsız edecek şekilde, çok sayıda ihtilaf noktası ortaya çıkmıştır. Bu ihtilaflar, çeşitli düzeylerde olup, her zaman tam bir zıtlık şeklinde değilse de kimi zaman birinin söylediğinin tam tersini diğeri ifade eder tarzda olmuştur. Bu durum bazı Şafiî fukahâsının, ellerindeki çok sayıda eserde bulunan vecih ve tarikler arasındaki farkları giderme, onları uzlaştırma ameliyesine başvurmalarına sebep olmuştur. Bu manadaki ilk teşebbüs Ebû Ali es-Sincî ile başlamış, Cüveynî, Rûyanî, Gazzâlî, İmranî, Mu‘âfî ve İbnü’s-Salâh ile devam etmiştir. Tarikler arası uzlaştırma çabası içine girip bunu daha ileri bir seviyeye ulaştıran fakihlerden biri Râfiî olup onun faaliyetleri Nevevî’nin bu konudaki çalışmalarına temel teşkil etmiştir. Kendisinden önceki bu uzlaştırma çabalarından da istifade eden Nevevî, Râfiî’den farklı olarak, her iki ekolün dışından ikisine de tarafsız bir bakış açısıyla yaklaşmıştır. Eserlerinde o, Irak ve Horasan ayırımını açık bir şekilde, Irakiyyûn ve Horasaniyyûn ifadelerini sık sık kullanarak ifade etmekte ve bunları telif veya tercih etmektedir. Mezhebin aktarımındaki ihtilafı ifade eden tariklerin arasındaki karşıtlığı dile getirip onları uzlaştırmaya çalışan Râfiî ve Nevevî, mezhepte mutemet olan, tercih edilen görüşü ifade etmek için genelde el-mezhep ıstılahını kullanmışlardır.One of the important stages of the development of Shāfi’ī madhhab is the schooling of Irāq and Khorasān, which emerged as of the hijri fourth century and is called “ ṭarīq”. For a better understanding of Shafi’i fiqh, research for what exactly Shāfi’ī faqeehs mean by these terms, when and how the schooling started, what its different aspects are, what kind of results it has, how the efforts to combine them in a single line developed and who contributed to it will be examined is of great importance. For this reason, the concept of “ṭarīq”, the emergence of ṭarīq and the faqīḥs who belong to them, the nature of the conflict between ṭarīqs, the expressions used in choosing and choosing one or the other were examined. Ṭarīq and its derivatives, understood from what Nawawī said, is a conceptualization that emerged as a result of the conflict that occurred about the narration and transmission of different qawil, wajih, takhrīj and preferences in the madhhab. That is if one of the Shāfi’ī faqīḥs says “there are two qawils or two wajihs” on a subject, and the other says “there is only one qawil” or “only one wajih”, or if one says “there is absolute disagreement” on a subject and the other says “the subject requires explanation” it means that there has been a conflict in the meaning of ṭarīq in the transmission of madhhab. Although it is understood from the statements of Shāfi’ī faqīḥs that there are many ṭarīqs, there are two known ṭarīqs, which are called with a certain name and these are Irāqī and Khorasān ṭarīqs. According to Nawawi, faqīḥs belonging to the Irāqī ṭarīq are more robust and successful than the faqīḥs of the Khorasān ṭarīq in conveying the clear expressions of Shāfi’ī, the principles of madhhab and the views of the early Shāfi’ī faqīḥs. Khorasānians, on the other hand, was more successful than Irāqis in terms of disposition, research, interpretation and arrangement of these texts, and they processed them better. The knowledge of fiqh left by Shāfi’ī was continued by his students and later followers, and the madhhab continued to develop in a single line until Abu Ishaq alMarwazī, and the separation in the form of ṭarīq began with his students. Among these, the emergence of ṭarīqs can be attributed to Ebu al-Qāsim ad-Dārekī, who replaced his teacher to continue his teaching activities in Baghdad, and Abu Zeyd al-Marwazī, who established a teaching circle in Marw. Because, after these two faqīḥs, two ṭarīqs became evident both in Baghdad and Khorasān, and personalities described as the imams of the ṭarīqs emerged. Abū Hāmid sl-Isferāyini’s accepted as the imam of the Irāqī ṭarīq and Abū Bakr al-Qaffāl al-Sageer is accepted as the imam of the Khorasān ṭarīq. After these, most of the faqīḥs who grew up for about three hundred years and the works they produced were related to one of these two ṭarīqs. As a result, many points of disagreement arose between the two ṭarīqs, disturbing the later faqīḥs. These conflicts were at various levels, and although not always in complete opposition, they sometimes expressed the opposite of what one said to the other. This situation caused some Shāfi’ī faqīḥs to reduce the differences between wajihs and ṭarīqs in their many works, and to engage in reconciliation activities. The first attempt on this subject started with Abū Alī al-Sincī and continued with Juwaynī, Rūyani, Ghazzālī, Imrānī, Muāfi and Ibn al-Salāh. One of the faqīḥs who tried to reconcile the ṭarīqs and brought it to a higher level was Rāfi’ī, and his activities formed the basis of Nawawi’s studies on this subject. Benefiting from these reconciliation efforts before him, Nawawī, unlike Rāfi’ī, approached both of them from an impartial point of view from outside of both schools. In his works, he clearly expresses the distinction between Irāq and Khorasān by using the expressions Irāqiyūn and Khorasāniyyūn, and he prefers them. Rāfi’ī and Nawawī, who tried to reconcile and express the opposition between the ṭarīqs expressing the conflict in the transmission of Madhhab, generally used the term al- madhhab to express the preferred view that is the fiduciary in the madhhab

    Evaluation of the Relationship Between Foreign Trade Liberalization and Unemployment within the Framework of the Heterogeneous Firm Model

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, uluslararası ticaretin büyük bir kısmını oluşturan benzer teknoloji, tercih ve maliyet yapılarına sahip ülkeler arasındaki ticareti ifade eden endüstri içi ticaret modellerinden olan Melitz (2003) modelini, işsizlik varsayımı altında ele alarak dış ticaret liberalizasyonun işsizliği nasıl etkilediğini araştırmaktır. Bu çalışmada analiz edilen model etkin ücreti varsayımı ile yeniden modellenmiş ve işsizlik içsel olarak hesaplanmıştır. Model nümerik yöntemle çözülmüştür. Modelde piyasa genişlemesinin ve piyasadaki rekabetin eş anlı olarak ortaya çıktığı varsayılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre piyasa genişlemesinin rekabeti domine etmesi durumunda işsizlik azalırken, rekabetin piyasa genişlemesini domine etmesi halinde işsizlik artmaktadır. Ayrıca yapılan analiz sonucunda piyasa genişlemesinin baskın olması durumunda toplam üretim miktarında, verimlilikte ve işsizlik sigortasında da artış olduğu gözlemlenmiştir. Piyasadaki rekabetin baskın olması durumunda ise toplam üretim miktarında, verimlilik seviyesinde ve işsizlik sigortasında azalma meydana geldiği görülmüştür.This study investigates how foreign trade liberalization affects unemployment by using the Melitz model (2003), which is one of the intra-industry trade models expressing trade between countries with similar technologies, preferences, and cost structures that make up a large part of international trade. The Melitz model (2003) is remodelled by efficiency wage theory to endogenize unemployment. The model is solved by numerical method. It is assumed that market expansion and competition in the market occur simultaneously. The effect of liberalization on unemployment varies depending on which of two factors, market expansion or competition, dominates the other. According to the results, unemployment decreases when market expansion dominates the competition, while unemployment increases if competition dominates market expansion. In addition, it has been observed that there is an increase in the total amount of production, productivity, and unemployment insurance when market expansion is dominant. Also, it has been observed that there is a decrease in the total amount of production, productivity level, and unemployment insurance when competition in the market is dominant

    Evaluation of fatty acids, free fatty acids and textural properties of butter and sadeyag (anhydrous butter fat) produced from ovine and bovine cream and yoghurt

    No full text
    Fatty acids (FAs), free fatty acids (FFAs) and textural characteristics were determined in butter and sadeyag (anhydrous butter fat) manufactured from ovine and bovine cream and yoghurt. The samples made from cream and yoghurt had similar FA and FFA profiles and textural properties. Ovine milk fat products had higher short- and medium-chain saturated fatty acid (SFA) content, while samples made with bovine milk fat had higher long-chain SFA content. Ovine milk fat samples contained higher levels of capric, myristic, stearic and oleic acids and lower levels of butyric and caproic acids than bovine milk samples. Bovine milk fat products had firmer and poorer spreadability, and lower adhesiveness than ovine milk fat products. Polyunsaturated fatty acid (PUFA) content of butter was higher than that of sadeyag. Sadeyag was firmer and less spreadable than butter. Textural characteristics of the milk fat products depended on the FA composition of the samples

    Reşat Nuri Güntekin ve Eğitim

    No full text
    Kitap bölümünde Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece romanı özelinde eğitime ve eğitimciye olan bakışı değerlendirilmiştir

    Göç, Cinsiyet ve İşsizlik Arasındaki Nedensellik İlişkisi: Türkiye’de Gelişme Düzeyine Göre Bölgelerin Kıyaslanması

    No full text
    Göç, insanların dünyanın bir yerinden başka bir yere hareketini ifade eder. Göç kavramı, statik bir olgu olmamakla birlikte zaman üzerinde dinamik etkileri olan ve sebep-sonuç ilişkileri açısından karmaşık özelliklere sahip olan bir kavramdır. Sosyal bilimler alanındaki pek çok kavram gibi göç kavramı da uzun bir tarihsel geçmişe sahiptir. Göç, ekonominin büyüme dönemlerinde ekonomik genişlemeye katkıda bulunmanın bir yolu olabilirken ekonominin durgunluk dönemlerinde ev sahibi ülkelerin işgücü piyasası üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir. Diğer yandan toplumsal cinsiyet eşitliğinin kalkınma, ekonomik büyüme ve yoksulluk gibi pek çok sosyal ve ekonomik göstergeyle etkileşim içinde bulunması son dönemlerde göç ile cinsiyet arasındaki ilişkinin de incelenmesini gerektirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2008-2020 dönemi için bölgeler düzeyinde iç göç hareketleri ile işsizlik göstergeleri arasındaki nedensellik ilişkisinin göç ile cinsiyete göre işsizlik düzeyi ilişkisi de dikkate alınarak araştırılmasıdır. Elde edilen bulgular gelişmiş düzey 2 alt bölgelerinde göç değişkeninden toplam işsizlik, kadın işsizlik ve erkek işsizlik değişkenlerine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, az gelişmiş düzey 2 alt bölgelerinde ise toplam işsizlik, kadın işsizlik ve erkek işsizlik değişkenlerinden göç değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur

    Suriyeli Öğrencilerin Ebeveynlerinin Çocuklarının Eğitimlerine İlişkin Görüşleri

    No full text
    Türkiye’de geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim sistemi içerisinde uyumlu ve etkili bir eğitim görmeleri aynı zamanda bu eğitim sistemi içerisinde karşılaşabilecekleri problemlerin en aza indirilmesi için başta ebeveynleri olmak üzere eğitim paydaşlarının ortak bir şekilde hareket edebilmesi gerekmektedir. Bu sebeple bu araştırmada Suriyeli öğrencilerin eğitimlerine ilişkin olarak ebeveynlerinin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırmada “Suriyeli öğrencilerin eğitimlerine yönelik ebeveynlerinin görüşleri nelerdir?” sorusunun cevabını bulmak için nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mardin İli’nde öğrenim görmekte olan Suriyeli öğrencilerin ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, odak grup görüşmesine uygun olarak araştırmaya katılan ebeveynlerin görüşlerini derinlemesine anlamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu tarafından toplanmıştır. Araştırma süresince 6, 7 ve 5 kişiden oluşan toplamda 3 grup ile odak grup görüş- meleri gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde araştırmanın amacı hakkında bilgi verilerek, tartışma süresince uyulması gereken kurallar belirtilmiş ve görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Görüşmeler 40 dk. ile 50 dk. arasında sürmüş ve araştırmacı tarafından yazıya geçirilmiştir. Görüşmeler gerçekleştirildikten sonra alınan ses kayıtlarının çözümlenmesi için kayıtlar bilgisayar ortamına aktarılmış, daha sonra içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Suriyeli ebeveynlerle yapılan odak grup görüşmesinden elde edilen veriler incelendiğinde; Suriyeli ebeveynlerin çocuklarının eğitimlerine dair olumlu görüşlere sahip olmakla birlikte çeşitli problemler yaşadıkları aynı zamanda çocuklarının eğitimlerine yönelik çeşitli beklentilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda Suriyeli ebeveynlerin çocuklarının eğitimlerine dair yaşadıkları problemler incelendiğinde sırasıyla en fazla; yönetici, diğer öğrenciler ve dil farklığından dolayı kültürel farklılıklar ile eğitim dili, ders kitapları, denetimsizlik ve ders saatlerindeki farklılıklardan kaynaklı eğitim farklılığı kökenli problemler yaşadıkları bununla birlikte çocuklarının eğitimlerinde savaş döneminden kalma etkilerin hala etkili olduğu, Türkiye’deki yaşantı farklılığı ve ekonomik nedenler ile çocukların sınıf düzeyleri ve öğrencilere yönelik gerçekleştirilen yardımlarda çeşitli problemler yaşadıklarını belirtmişlerdir. Araştırmada Suriyeli ebeveynlerin çocuklarının eğitim süreçlerine ilişkin yaşadıkları problemlerle birlikte çocuklarının eğitim süreçlerine yönelik olarak dil problemine, diğer velilere ve okula yönelik birtakım beklentilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda elde edilen bulgular incelendiğinde; Suriyeli ebeveynlerin çocuklarının eğitimlerine dair en çok Türk öğrenciler ile birlikte eğitim almaları, ilgi gösterilmesi, okulda dağıtılan yardımlarda eşitliğin sağlanması, okula yönelik yapısal iyileştirilmelerin sağlanması, dini eğitimin verilmesi ve çocukları- nın yardımcı öğrenciler ile desteklenmeleri, Türkçe kurslarının açılması, Arapça öğretmeni ve tercüman desteği gibi beklentilerinin olduğunu belirtmişlerdir. Bununla birlikte Suriyeli ebeveynlerin veli iş birliği, kaynaşma, veli desteği ve veli toplantılarına yönelik olarak birtakım beklentilerinin de olduğu görülmüştür. Araştırmada son olarak Suriyeli ebeveynlerin çocuklarının eğitimlerine ilişkin olarak genel anlamda memnuniyet duyduklarını, öğrencilere ve eğitime verilen önem ile öğretmenlerin ilgisine yönelik olumlu görüşler belirttikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmada Suriyeli öğrenciler ve ebeveynlerine yönelik destekleyici dil kurslarının verilmesi, öğrenci ve ebeveynler için uyum programlarının hazırlanması, sosyal destek kuruluşlarıyla gerçekleştirilecek koordinasyon ile Suriyeli öğrencilere yönelik gerçekleştirilen yardımların daha verimli bir şekilde karşılanabilmesi son olarak farklı araştırmalarda daha kapsamlı bir şekilde Suriyeli ebeveynlerin görüşlerinin alınması ve bunların eğitim paydaşlarıyla paylaşılması önerilmektedir

    Örgütsel Dedikodu ve Öğretmenler: Tehdit mi Fırsat mı?

    Get PDF
    This research examines teachers‟ perceptions of gossip in schools. The research employed an explanatory approach of mixed methods. Quantitative data were obtained through the “Organizational Gossip Scale” and qualitative data were obtained through the semi-structured interview form. Quantitative data were collected from 302 teachers selected by simple random sampling method in secondary schools in Turkey. Qualitative data were collected from ten teachers chosen by the maximum variation sampling method. The research first revealed that gossip is a frequently used communication mechanism in schools, although participants have different perceptions of gossip. In addition, the results showed that gossip might be seen as an opportunity in school, given its functions of having information and developing relations. However, in terms of harmful effects such as poor performance and burnout in the qualitative results, gossip will be a threat to the school‟s stakeholders. Still, it can also be a threat in terms of organizational harm. In conclusion, gossip‟s significance in informal processes in schools was emphasized. Implications were made to practitioners and researchers that the threat aspect could be turned into an opportunityBu araştırma, öğretmenlerin okullardaki dedikoduya ilişkin algılarını incelemektedir. Araştırmada, karma yöntemin açıklayıcı deseni kullanılmıştır. Nicel veriler “Örgütsel Dedikodu Ölçeği” ile toplanırken, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplanmıştır. Nicel veriler, Türkiye‟deki ortaokullarda basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 302 öğretmenden elde edilmiştir. Nitel veriler ise, maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile seçilen on öğretmenden toplanmıştır. Araştırma bulguları ilk olarak, katılımcıların dedikoduya ilişkin farklı algıları olmasına rağmen, dedikodunun okullarda sıklıkla kullanılan bir iletişim mekanizması olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte bulgular, haberdar olma ve ilişki geliştirme işlevleri göz önüne alındığında, dedikodunun okulda bir fırsat olarak görülebileceğini göstermiştir. Ancak nitel sonuçlarda, düşük performans ve tükenmişlik gibi zararlı etkiler açısından düşünüldüğünde, dedikodu okul paydaşları için bir tehdit oluşturacaktır. Diğer taraftan dedikodu, okullarda örgütsel zarar boyutu açısından da bir tehdit olabilir. Araştırma sonucunda, okullardaki informal süreçlerde dedikodunun önemi vurgulanmıştır. Dedikodunun tehdit boyutunun, okullarda bir fırsata dönüştürülebileceğine ilişkin uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇