Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Origin, Taxonomy, and Distribution of Ancient Wheats in Turkey
Ancient wheats “einkorn (Triticum monococcum ssp. monococcum), emmer (T. turgidum ssp. dicoccum) and spelt (T. aestivum L. ssp. spelta),” which are diploid, tetraploid, and hexaploid wheats, respectively, are also known as “ancient wheat (also termed as farro).” Ancient wheats are not only a promising source of many important traits related with biotic and abiotic stresses for modern wheat improvement, but they are also attracting renewed interest for cultivation due to the global efforts in enhancing food diversity. The exploitation of ancient species is seen as a key factor to further drive genetic improvements in wheat breeding programs worldwide. Therefore, it is of utmost importance to have information about the taxonomy of the ancient wheats to design a breeding for tetraploid and hexaploid wheat for the growing population of the world. For designing the breeding program, we need to introgress favorable alleles from these precious ancient wheat genetic resources. Turkey, one of the most important diversity and domestication centers of wheat, harbors frequent distribution of the various diploid and tetraploid ancient wheat species. In this chapter, we tried to summarize the phylogenetic and taxonomic relationship of various ancient wheat species belonging to different ploidy levels and their distribution areas in Turkey
Orta Doğu Güvenlik Mimarisinde Yaşanan Değişimin İsrail Siyasetine Etkileri
İsrail, 2020 sonrası dönemde içeride Filistinlilere karşı baskıyı artıran, dışarıda ise
komşu Arap devletlerine karşı yoğunlaşan saldırgan bir politikaya yönelmiştir. İsrail
iç ve dış politikasında yaşanan bu değişim önemli ölçüde 2000 sonrası dönemde
Orta Doğu güvenlik mimarisinin yaşadığı dönüşümün bir sonucudur. 2003 yılındaki
ABD işgali ile başlayıp 2010 yılındaki Arap Baharı ile devam eden süreç Irak, Mısır
ve Suriye gibi bölgesel aktörlerin zayıflayarak bölgesel siyasetteki ağırlıklarını kaybetmesiyle
sonuçlanmıştır. Arap Baharı sürecinde Filistin meselesine kitlesel destek
ve kamuoyu ilgisi uyandıran Reformcu İslamcılık düşüncesinin zayıflaması da
Arap kamuoyu nezdinde Filistin meselesine olan ilgide bir azalma ortaya çıkarmıştır.
Irak, Suriye ve Mısır gibi güçlü bölgesel aktörlerin zayıfladığı, Reformcu İslamcılık
düşüncesinin itibar kaybettiği bir dönemde ekonomik olarak güçlü olsalar da askeri
açıdan zayıf olan Körfez ülkelerinin Filistin meselesinde liderliğe soyunmaları İsrail’in
elini güçlendirmiştir. Bölgede İsrail’i sınırlama/dengeleme kabiliyetine sahip
aktörlerin pozisyonlarında yaşanan zayıflama İsrail’i iddialı ve revizyonist politikalar
konusunda cesaretlendirmiştir
BATMAN MOR KURYAKOS (DERA QİRA) MANASTIRI 2. ETAP RESTORASYONUNA DAİR GÖZLEMLER
Geçmişten günümüze ışık tutan tarihi yapılar zamanla birçok nedenden dolayı maalesef bozulmalara maruz kalmaktadırlar. Bu yüzden tarihi yapıların günümüzde varlıklarını devam ettirmeleri, yeniden işlevlendirilmeleri için çoğu zaman geçirdikleri veya geçirecekleri restorasyon uygulamaları büyük önem taşımaktadır. Bu uygulamalar, yapının ilk olarak kullanıldığı veya başka amaçla kullanılacağı işlevine göre değişkenlik göstermektedir. Bu bağlamda zamanla birçok tahribata maruz kalmış, dolayısıyla restorasyona ihtiyacı olan tarihi yapılardan biri de Batman Beşiri ilçesinin Ayrancı köyünde bulunan ve yapıldığı dönemde Süryani cemaatine bağlı kilise ve dini eğitimlerin verildiği Mor Kuryakos (Dera Qira) manastırıdır. Çalışma, Mor Kuryakos manastırının günümüzdeki (2022) restorasyon uygulamasına dair gözlemleri içermektedir. Bu gözlemler, yapının geçirdiği restorasyon evrelerini göstermektedir. Yapının günümüzdeki durumunun literatüre kazandırılması çalışmanın amaçlarındandır. Yapının mimari proje aşaması (Rölöve+Restitüsyon+Restorasyon projeleri) 2017 tarihinde bitirilmiş olup restorasyon uygulamalarına ise 2019 yılında başlamıştır. Günümüzde 2. Etap restorasyon uygulamaları devam eden yapının, 2017 yılındaki mevcut halinin fotoğraflarıyla yapıda hangi uygulamaların yapılmış olduğu görülmektedir
ANALYSIS OF THE K- FACTOR IN NONLINEAR LOADED TRANSFORMER
Endüstriyel tesislerde transformatörlere bağlı yüklerin büyük bir kısmı nonlineer
karaktesitiklidir. Bundan dolyı transformatörlerin boyutlandırması yapılırken nonlineer
yüklerin dikkate alınması gerekir. Nonlineer yükleri besleyen transformatörler üzerinden akan yük akımı harmonik bileşenler içermektedir. Güç sisteminde bulunan harmonik bileşenler transformatörün ek yüklenmesine ve sargılarının ısınmasına sebeb olur. Buda transformatörde ek kayıplara ve transformatörün ömrü azalmasına sebeb olur. K faktörü taransformatörün akım ve gerilim değerlerindeki döşüşleri belirler. Harmonik bileşenler taransformatörün kapasite düşüşünün hesaplanmasında kullanılan bir faktördür. Harmonik bileşenler transformatörlerde kayıplara, ısınmaya ve izolasyon sorunlarına neden olurlar. Nonlineer yükleri besleyen transformatörler ya da standart transformatörler için K-faktörü kullanılır. Gene bu bağlamda, transformatörlerde manyetik çekirdek doyuma ulaştığında harmonik bileşenleri üretirler.. Harmonik bileşenler transformatörlerde demir ve bakır kayıplarının
artmasına sebeb olurlar. Bundan dolayı nonlineer yükleri besleyen transformatörlerde K faktörünün dikkate alınması gerekir
Turist Rehberlerinin Destinasyon Yönetimi Kavramına Yaklaşımları: Kelime İlişkilendirme Testi ile Analizi
Destinasyonların kalkınması ortak karar alma mekanizmasının işlemesiyle daha kolay hale gelmektedir. Destinasyon yönetimi kavramı bu bağlamda ön plana çıkmaktadır. Destinasyon yönetimi tüm paydaşların ortak kararı doğrultusunda destinasyona yönelik sürdürebilirliği ve gelişimi sağlamak ile ilişkilidir. Bahsedilen paydaşlar arasında sıklıkla destinasyonları turistlerle ziyaret eden profesyonel turist rehberleri yer almaktadır. Profesyonel turist rehberlerinin destinasyon yönetiminde paydaşlar arasında olmasından dolayı kavrama yönelik bakış açılarını ortaya çıkarmak önemli görülmektedir. Bu çalışmanın amacı destinasyon yönetiminde paydaş olarak nitelendirilen profesyonel turist rehberlerinin “destinasyon yönetimi” kavramına yönelik algılarını kelime ilişkilendirme testi (KİT) ile analiz edip açıklamaktır. KİT ile veri toplanırken destinasyon yönetimi kavramı bir sayfaya 10 kez yazılacak Şekilde sıralanmıştır. Bu sıralamanın sebebi katılımcının zincirleme Şekilde cevap vermesinin önüne geçmektir. Çalışmaya 25 profesyonel turist rehberi katılmıştır. Katılım sağlayan 25 profesyonel turist rehberine KĠT ve çalışma hakkında bilgi verilmiş ve KİT‟in cevaplanması için 30 saniye süre verilmiştir. Katılımcılar 30 saniye içerisinde anahtar kavrama yönelik akla gelen kelimeleri kâğıda aktarmıştır. Sonuç olarak katılım sağlayan 25 profesyonel turist rehberleri toplamda 76 kelime ifade etmişlerdir. Katılımcıların 11‟i bölgesel 14‟ü ülkesel çalışma kartı sahibidir. Bununla birlikte KİT‟e vermiş oldukları cevaplar ile destinasyon yönetimi kavramını en çok; Paydaş (n: 8), sürdürülebilirlik (n: 6), planlama (n: 6), yönetim (n: 5), reklam (n: 5), otel (n: 5) kelimeleri ile ilişkilendirdikleri görülmüştür. Kelimeler değerlendirildiğinde destinasyon yönetimi içerisinde yer alan paydaşların ve sürdürülebilirlik amacının ön plana çıkması profesyonel turist rehberlerinin bu kavrama yönelik bilgi sahibi olduğunu göstermektedir
TOR GRYPUS GONAT DOKUSU YAĞ ASIDI IÇERIĞININ MEVSIMSEL DEĞIŞIMI
Giriş
Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve civarlarında (Dicle ve
Fırat Nehirlerinde) yaşayan ve halk arasında şabut, şabot veya sore ismiyle bilinen şabut balığı (Tor grypus) Fırat Nehri’nin Atatürk Barajı ve mansap sularında görülen, eti sevilerek tüketilen endemik balık türlerden biri
olup, hızlı akan sığ suları sever, avlanması zor, cüsseli bir tatlı su balığı
türüdür. Nisan-mayıs-haziran aylarında yumurta bıraktığı bildirilmektedir
(Geldiay ve Balık, 1996, Epler ve ark., 2001).
İnsan sağlığı açısından, oldukça önemli olan balıkların değişik dokularındaki yağ asitleri değişimlerinin ortaya konulması son derece önemlidir. Balıklarda farklı organların yağ asidi içeriğinin belirlenmesi özellikle
yetiştiricilikte avantaj sağlayacaktır. Örneğin, gonatların yağ asidi profilinin belirlenmesi, damızlıkların diyetlerinde bulunacak yağ asidi kompozisyonu hakkında bilgi vereceği gibi, bu doğrultuda hazırlanan diyetlerde
beslenen damızlıkların yumurta kalitesi üzerine etkileri belirlenebilecektir.
Kas dokusu yağ asidi profili ise balık etinin ω-3 ve ω-6 yağ asitleri bakımından zenginliğini göstereceğinden tercih sebebi olacaktır. Karaciğer ve
adipoz dokusu özellikle yağların dönüşümünde ve depolanmasında önemli
rol oynar (Halver, 1989).
Bu çalışmada Atatürk Baraj Gölü’nden toplanan Tor grypus’un gonat
dokusu total lipit, fosfolipit (PL) ve triaçilgliserol (TAG) yağ asitleri içeriğinin mevsimsel değişimlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır
Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında Dinsel Tipolojiler
Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında Dinsel Tipolojile
AHMED ARİF’İN ŞİİRLERİNDE VAROLUŞÇU DURUMLAR
Ahmed Arif 20.yüzyılın en etkili şairlerin arasında gösterilmiş olup aynı
zamanda Tükiye’deki şairlerden ve belki de dünyadaki diğer şairlerden farklı
kılan bir mizaca sahip olduğu kabul edilmiştir. Onun tek şiir kitabıyla bu başarıyı
yakalaması dünyada örneğine az rastlanır bir durumdur. Elbette onun
başarısı kendisinden ve çevresinden yola çıkarak gerçekçi bir şiir tarzını yakalaması
ve şiirin o kadar kolay yazılmadığının farkına varmasından kaynaklanmıştır.
Çünkü onun sadece bir şiir için yıllarını verdiği bilinmektedir. Bu
konuda söylediği “ben şiirleri çok bekletirim, mesela yirmi yıldır dokunmadığım
şiirim var”1 ifadesi buna örnek gösterilebilir. Çünkü şiir yerini bulmalıdır,
aslına dönüşü yani ait olduğu dünyanın içine girmeyi başarmalıdır ve bu
gerçekleşene kadar bekle(til)melidir. Zira İngiliz şair Percy Bysshe Shelley’nin
şiirin dünyanın gizli kalmış güzelliğinin peçesini kaldıran ve bildik nesneleri
ayıklayan bir güce sahip olduğunu2 ifade etmesi tam da Ahmed Arif’in şiir
anlayışına karşılık gelen bir deyiş olmuştur. İşte bu uzun bekleyiş dünyanın
gizemini çözebilmek veya onu kısmın de olsa anlayabilmek içindir. Şüphesiz
bu bekleyişin başladığı zaman çocukluk çağıdır
ERUCA SATIVA MILL SEEDS OIL ALLEVIATES HYPERLIPIDEMIA AND NON-ALCOHOLIC FATTY LIVER DISEASE IN SYRIAN HAMSTER
The impact of oils rich in long chain monounsaturated fatty acids (LCMUFA) against hyperlipidemia and non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD) has been inadequately described. In addition, the chemical solvents and the high temperature used in vegetable oils extraction process from seeds cause severe loss of many vital compounds. So the goal of this paper was to examine the effect of cold pressed Eruca sativa Mill seeds oil (ESSO), as a source of LCMUFA, on hyperlipidemia and NAFLD in Syrian hamster. The ESSO content of fatty acids was analyzed using chromatographic methods. Fifty two (52) healthy male golden Syrian hamsters used in this experiment were randomly divided into 4 groups (Completely Randomized Design). Negative control group, CHD group, positive control group and ESSO group. This experiment was achieved in two periods. The first period continued 4 weeks, in which hyperlipidemia and NAFLD were induced in CHD, positive control and ESSO groups through feeding on a hyperlipidemic diet. The second period also lasted 4 weeks, in which ESSO was orally gavaged at 2 g/kg of the body weight daily to animals of ESSO group. The levels of total cholesterol (TC), triglycerides, HDL-C and glucose and the activities of ALT, AST, ALP, LDH and CK were analysed in the serum. One way analysis of variance (ANOVA) followed by Duncan's multiple range test was used for statistical analysis. The consumption of hyperlipidemic diet for 4 weeks caused a significant raise (P<0.05) of triglycerides, glucose, ALT, AST, LDH, CK and a significant reduction (P<0.05) of the HDL-C/TC ratio, at the same time created lipid accumulation in liver cells in CHD, positive control and ESSO groups in comparison with negative control group at the end of the first period. These negative influences were alleviated in ESSO group by administration of ESSO at the end of second period. In conclusion, The examined cold pressed ESSO has effective hypolipidemic and hepatoprotective effects in Syrian hamsters with hyperlipidemia and NAFLD