Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    The therapeutic effect of hesperetin on doxorubicin-induced testicular toxicity: Potential roles of the mechanistic target of rapamycin kinase (mTOR) and dynamin-related protein 1 (DRP1)

    No full text
    Clinical utilization of doxorubicin (DOX), which is a commonly used chemotherapeutic, is restricted due to toxic effects on various tissues. Using hesperetin (HST), an antioxidant used in Chinese traditional medicine protects testis against DOX-induced toxicity although the molecular mechanisms are not well-known. The study was aimed to examine the possible role of the mechanistic target of rapamycin kinase (mTOR) and dynamin 1-like dynamin-related protein 1 (DRP1) in the therapeutic effects of HST on the DOX-induced testicular toxicity. Rats were divided into Control, DOX, DOX + HST, and HST groups (n = 7). Single-dose DOX (15 mg/kg) was administered intraperitoneally and HST (50 mg/kg) was administered by oral gavage every other day for 28 days. Total antioxidant status (TAS), histopathological evaluations, immunohistochemistry, and gene expression level detection analyses were performed. Histopathologically, DOX-induced testicular damage was ameliorated by HST treatment. DOX reduced testicular TAS levels and increased oxidative stress markers, 8-Hydroxy-deoxyguanosine (8-OHdG), and 4-Hydroxynonenal (4-HNE). Also, upregulated mTOR and DRP1 expressions with DOX exposure were decreased after HST treatment in the testis (p < 0.05). On the other hand, DOX-administration downregulated miR-150-5p and miR-181b-2-3p miRNAs, targeting mTOR and mRNA levels of beclin 1 (BECN1) and autophagy-related 5 (ATG5), autophagic markers. Furthermore, these levels were nearly similar to control testis samples in the DOX + HST group (p < 0.05). The study demonstrated that HST may have a therapeutic effect on DOX-induced testicular toxicity by removing reactive oxygen species (ROS) and by modulating the mTOR and DRP1 expressions, which have a critical role in regulating the balance of generation/elimination of ROS

    The Theory-Practice Gap in Nursing Education During the Pandemic Period from the Perspective of Stakeholders: A Qualitative Study

    No full text
    Objective: The purpose of this study was to understand the experience of theoretical and practical nursing education carried out by distance education during the COVID-19 pandemic and the theory-practice gap in nursing education in Turkey. Methods: This qualitative study used a descriptive qualitative study. This research was conducted with nursing lecturers and students from two universities in two different geographical regions. Lecturers and undergraduate students participated in the research. The data for the research were collected using the online Zoom program during four focus-group discussions. Results: Three main themes emerged for the categories of theoretical and practical education emerged during the study: strong structural conditions (technological integration and accessibility) both strong and weak structural conditions (asynchronous participation and changing comfort levels/routines) and weak structural conditions (cold contact and inequality of opportunity). Conclusion: This study revealed the strengths and weaknesses in the experience of distance nursing education and will guide future planning of nursing education programs and clinical fields

    The genetic history of the Southern Arc: A bridge between West Asia and Europe

    No full text
    Materials and Methods The materials and methods described here are for the combined study of the population history of the Southern Arc and pertain to the present study (which describe the entire dataset and analytically focuses on the Chalcolithic and Bronze Age periods), and two studies on Neolithic populations and the more recent history of the Southern Arc which employ the same analysis dataset and method

    Bacillus licheniformis sp. İle Sulu Çözeltilerde Kurşun (II) Ağır Metalinin Hızlı ve Ekonomik Biyosorbsiyonu

    Get PDF
    Lead is used in many areas of industry. Considering the prevalence of use, there is an intense lead and heavy metal content in the wastes resulting from these applications, and the toxic pollution caused by these metals affects the nearest water source directly or indirectly. Lead poses a serious threat to all life forms in the ecosystem, even at low concentrations in water. Lead recovery with environmentally friendly methods is both easier and more economical. Bacillus licheniformis sp. type was used as a biosorbent in the study. Nearly 98.4% of lead was removed by using the batch biosorption method, at 25 oC, pH 5.5, with an adsorption capacity of 42.92 in 120 minutes. from the water. The properties of the biosorbent, such as its morphological appearance, were characterized by scanning electron microscopy (SEM). Besides, the functional groups affecting biosorption in the surface structure were investigated by fourier transform Infrared spectroscopy (FT-IR)while its resistance to heat treatment was measured by thermal gravimetric analysis (TGA-DTA). The lead(II) element content in the aqueous solution was also determined by inductively coupled plasma optical emission spectroscopy (ICP-OES).Kurşun endüstrinin birçok alanınında kullanılmaktadır. Kullanım yaygınlığı düşünülürse buna bağlı olarak bu uygulamaların sonucunda ortaya çıkan atıklarda yoğun kurşun ağır metal içeriği bulunmakta ve büyük oranda en yakın su kaynağını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. Suda yüksek konsantrasyonlarda bulunması ile tüm yaşam formları için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bunların çevre dostu yöntemlerle iyileştirilmesi hem daha kolay hem de ekonomiktir. Çalışmamızda Dicle Nehri topraklarından izole edilen Bacillus licheniformis sp. kullanılarak sulardaki kurşun miktarı kesikli biyosorbsiyon yöntemi kullanılarak 25 oC de pH 5.5 da 120 dakikada 42.92 biyosorbsiyon kapasitesiyle % 98.4 oranında önemli ölçüde iyileştirildi. Biyosorbentin taramalı alan mikroskopisi (SEM) kullanılarak morfolojik görünümleri, fourier İnfrared spektroskopisi (FT-IR) dataları ile yüzey yapısında biyosorbsiyona etki eden fonksiyonel gruplar ve ısıl işlem karşısında gösterdiği direnç de termal gravimetrik analiz (TGA-DTA) verileri ile karakterize edildi. Sulu çözeltideki kurşun element içeriği İndüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektroskopisi (ICP-OES) cihazı ile tespit edildi

    MARDİN İLİNDE TIBBİ BİTKİLERİN KULLANIMI İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALARIN, COVİD 19 ÜZERİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

    No full text
    Koronavirüs patojenleri, insanlarda ve hayvanlarda çeşitli hastalıklara yol açarlar. 2019’ un Aralık ayında, ilk olarak Çin’in Hubei eyaletindeki Wuhan şehrinde, yeni koronavirüs salgını ortaya çıkmış, Çin genelinde ve daha sonra tüm dünyaya hızla yayılmış ve vakaların aşırı derecede artması sebebiyle de, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2019 koronavirüs hastalığını tanımlayan “COVID-19” ismini koyarak pandemiyi ilan etmiştir

    19. Yüzyılda Mardin Kadın Vakıfları ve Kadınların Mülkiyet İlişkileri

    Get PDF
    Öz Bu çalışmanın konusu 19. yüzyılda Mardin’de kadınların kurduğu vakıflar, kadınların vakıflar bağlamında iktisadî rolleri ve mülkiyet ilişkileridir. Makalede cevabı aranan temel soru, kadın vakıflarını diğerlerinden ayıran özellikler, kadınların vakıflar aracılığı ile ortaya koydukları sosyal ve iktisadî faaliyetler etrafında gelişen mülkiyet ilişkileridir. Mülk sahibi olarak vakıf kuran, vakıflarda mütevelli ve lehdar olarak kadınların iktisadî ve sosyal rollerinin derecesi çalışmanın temel problemidir. Çalışmada öncelikle Mardin’de kadınların 19. yüzyılda kurdukları vakıflar; vakfiyeler, şer’iyye sicilleri ile arşiv belgeleri temel alınarak tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mardinli kadınların 19. yüzyılda kurdukları vakıfları tanıtarak, Osmanlı toplumunda kadın ve mülkiyet ilişkileri hakkındaki tartışmalara Mardin örneği bağlamında katkı sağlamaktır. Kadın vakıfları ve kadınların mülkiyet ilişkilerine dair literatür taramasına ve alandaki tartışmalara kısaca değinildikten sonra Mardinli kadınların kurdukları vakıflar tespit edilerek özelliklerine değinilmiştir. Makalede, ayrıca vakıf kurucusu, mütevelli ve lehdar olarak kadınların vakıflardaki rolleri ve diğer akrabalarıyla mülkiyet ilişkileri ve mücadeleleri de ortaya konmuştur

    Refik Halit Karay’ın Kadınlar Tekkesi Romanında Hedonist Din Adamı Tipolojisi: Şeyh Baki

    No full text
    Refik Halit Karay’ın Kadınlar Tekkesi (1956) romanı, tekke ve zaviyelerin resmi olarak kapatıldığı 1940’lar Türkiye’sinde din adamı kimliğini, kendisine sağladığı kutsallık özelliğinden faydalanarak, şehevî arzularının tatmini için kullanan Şeyh Baki merkeze alınarak kurgulanan bir eserdir. Geleneksel din adamı tipolojisinden oldukça farklı bir görünüm sergileyen Şeyh Baki modern, lüks giyim kuşamıyla, mükemmel derecedeki Fransızca, İngilizcesiyle ve modernize ettiği tasavvufi görüşleriyle, müritlerini İstanbul’un zengin, sosyete, elit kadınlardan oluşan dar bir çerçeveyle sınırlandırmış, yaşadığı konağı tekke hüviyetine büründürerek cinsel arzularına mekân olarak kullanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyada yaşanan inanç krizlerinin, manevî bunalımların ve anlam arayışlarının Cumhuriyet Türkiye’sinde, tekkeye dönüştürülmüş bir konakta yansıma bulduğu ortam, dinî yozlaşmanın, ahlaki çürümenin ve din istismarının tecessüm ettiği din adamı Şeyh Baki’nin tahlil edilmesini önemli kılmaktadır. Çalışmada, dönemin sosyolojisi ve bireylerin psikolojileri göz önüne alınarak din, maneviyat ve inançlar bağlamında değerlendirmeler, tespitler yapılacaktır

    Survival in Jack London's The Call of The Wild and White Fang

    Get PDF
    Man’s anthropocentric perspective towards nature, which paves way to the destruction of species and natural resoruces in the last instance, stands out as a great drawback for the correction such of contemporary environmental situations. Authored by Jack London during his Klondike Gold Rush adventure, The Call of the Wild (1903) and White Fang (1906), for example, can be counted among the works of eco-criticism that mirrors and criticizes man’s egocentric attitude towards nature and puts the usage of dogs as sled dogs and transitioning their nature by force during the Klondike Gold Rush (1896-1899) into the focal point of the criticism. In his The Call of the Wild (1903), London tries to show us, through the story of the central character Buck, how heartless and disrespectful can man become towards nature when he acts self centeredly. By reflecting the role of environmental factors in easing or aggravating the survival of Buck, and portraying how Buck is forcibly transitioned to a primitive beast from a domestic pet by men, London both criticizes this kind of a touch of men to nature, and implies his inclination towards naturalism in the works mentioned above. In his White Fang (1906), London tells the story of a wild dog, White Fang that has to adapt to the domestic environment to survive. This study aims to analyse Jack London’s The Call of the Wild (1903) and White Fang (1906) in terms of survival examples

    BOR NİTRÜR VE TÜREVLERİNİN BİYOMEDİKAL ALANDA UYGULAMALARI

    No full text
    Bor nitrür (BN), eşit sayıda bor ve nitrojen atomundan oluşan kovalent bir katıdır. Sergilediği olağanüstü özellikler sayesinde oldukça dikkat çekmiş ve çığır açacak yeni uygulamalar için beklentileri artırmıştır. Yapısal olarak karbon sistemine benzeyen BN'ler dört farklı poli kiristal formda bulunur: grafit benzeri altıgen BN (h-BN), eşkenar dörtgen (r-BN), elmas benzeri kübik BN (c-BN) ve wurtzite BN (w-BN) (1-3). Özellikle h-BN, iki boyutlu (2D) katmanlı yapı sunan standart koşullar altında en kararlı BN fazıdır. Bor atomları için sp2 hibridizasyonu gözlemlenir ve B-N-B veya N-B-N arasında beklenen bağ açısı 120˚ olup, grafit gibi mükemmel bir altıgen halka bağ ağı oluştururken, 2D katmanlar zayıf van der Waals kuvvetleri tarafından bir arada tutulur (2,4,5). BN nanomalzemeleri, nanoküreler, nanotüpler (BNNT), nanolifler, nanofulleren (BNFL), kuantumdot (BNQD) nanoşeritler (BNNR), ince filmler ve nanolevhalar (BNNS) gibi tüm morfolojik şekillerde bulunabilir (Şekil 1) (6,7).İlgi çekici kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinden dolayı bor nitrür, bilimsel ve teknolojik topluluklar tarafından büyük ilgi görmüştür (4). BN malzemeleriyle ilgili yayınların sayısı son on yılda çarpıcı bir biçimde arttmıştır (bkz. Şekil 2a). Şekil 2b, 2019'daki BN materyallerinin yayın durumunu göstermektedir: yaklaşık %50'si nanomalzemelerle ilgilidir ve hem BNNT'ler hem de BNNS'ler üzerine yapılan araştırmalar yaklaşık %20'sini oluşturmaktadır. Bu raporlara göre BN sistemleri optoelektronik cihazlar (1,8,9), kuantum yayıcılar (1,10,11), yarı iletkenler (1,12), enerji depolama (1,13), termal iletkenler (1,14), kozmetik ürünler (1,15), su temizleme (1,16,17), fotokatalitik (1,18) ve ayrıca biyomedikal bilimi (1,19) vb. üzerine yapılan çalışmalar ile ilgili verileri içermektedir (1).Bu bölümde, odak noktasının in vivo ve in vitro olduğu, bor nitrürün kedisi, türevleri, bir kaplama malzemesi veya kompozit halinin biyouyumluluğu ve anti-bakteriyel özelliklerinden dolayı biyomedikal uygulamalarda kullanılabilme potansiyelleri araştırılıyor. Bor nitrür, ilaç dağıtımı, görüntüleme ve hücre stimülasyonu gibi tıbbi alanlarda bazı uygulamalar için yeni bir kapı açacaktır (20). Ayrıca, BN nanoparçacıkları van der Waals, hidrofilik, hidrofobik, hidrojen bağı ve π-π etkileşimleri gibi moleküller arası etkileşimlerin yanı sıra kovalent olmayan etkileşimler ile işlevselleştirilebilmesi sayesinde, konakçı sistemlere güçlü bir şekilde bağlanır (4,21). Moleküllerin sahip olduğu bu fiziksel etkileşimlerin (konjuge, yüzey aktif maddeler vb.) avantajlarını kullanarak kontrollü fizikokimyasal özellikleri ile farklı ortamlara homojen bir şekilde dağılırlar (4, 22). Literatürde, selüloz filmler veya lifler (4,23,24), kitosan (4,25), polietilenimin aşılanmış nanoşerit (mikro RNA'nın tanınması için) (4,26), vinil asetat kopolimeri (4,22), oktadesilamin (4,27), glukoz oksidaz biyoalgılama (4,28), poli (etilen glikol) (4,29), DNA (4,30) ve metalik nanopartiküller gibi farklı nanoparçacıkları içeren kovalent ve kovalent olmayan çeşitli işlevselleştirme metodolojileri sunulmuştur (4). Bu bileşiklerin başarısı ve performansı için en önemli konu, her türlü inorganik veya biyolojik sistem için en uygun işlevselleştirme sürecinin (biyo-nanomühendislik) seçimidir (4). Fiziksel-kimyasal modifikasyonlar ve uygulamaları için en önemli adım, nanokompleksin kimyasal olarak kararlı, iyi dağılmış ve ilgili biyolojik ortamla uyumlu olmasıdır. Böylece tanı ve tedavi amaçlı ekolojik paketleme, biyo-robotlar, tümör belirteçleri gibi biyoteknoloji ve biyomedikal alanlarda gelişmiş uygulamalara sahip akıllı nano sistemler üretilebilmektedir (4). Bu bölümde, bor nitrürün işlevselleştirilmesinin ana yöntemleri, bunların biyoteknoloji ve nanotıp alanındaki gelişmeleri ve potansiyel uygulamaları hakkında kısa bir rapor sunuyoruz

    CHILDREN WITH SPECIAL NEEDS AND STIGMA

    No full text
    Doğuştan veya sonradan ortaya çıkan zihinsel ya da fiziksel engellilik, otizm, görme veya işitme engeli, duygusal ve davranışsal problemler, özel yeteneklilik, üstün zekâlılık, öğrenme güçlüğü, kronik veya süreğen hastalıklar çocukların dezavantajlı olmalarına neden olup onların doğal ihtiyaç ve haklarına zarar verebilmektedir. Bu gibi gelişimi farklı olan bireyler için ‘özürlü, engelli vb.’ gibi tanımlar kullanılabilse de günümüzde artık tüm dünyada bu bireylerin etiketlenmeden tanımlanması yapılmakta (özel gereksinimli bireyler, farklı gelişim gösteren çocuklar vb. gibi) ve bu kullanımlar önem taşımaktadır (1). Fakat yine de bu çocuklar dünyanın en çok damgalanan ve dışlanan çocukları arasındadır. Bu damgalama ve dışlama ise bu çocuklarla ilgili sınırlı bilgiden kaynaklanıp, özel gereksinimli çocukların ailelerini de kapsamaktadır. Bu çocuklar ve aileleri okul ve toplum içinde ötekileştirilmektedir. Bu ayrımcılık ve damgalama çocukların sağlıklarını ve eğitimlerini olumsuz olarak etkileyerek, düşük öz saygı, başkalarıyla sınırlı etkileşim ve şiddete maruz kalma olasılıklarını artırır. Sosyal izolasyon, güçsüzlük ve damgalama çocuğu evinde veya bakıma muhtaçsa kaldığı kurum ya da bakım merkezlerinde şiddet ve istismara daha açık hale getirir (2)

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇