Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Platon’un Çocuk ve Çocuk Eğitimi Üzerindeki Görüşlerinin P4C Açısından Değerlendirilmesi
Platon’un başta Devlet eserinde çocuk ve çocuk eğitimi üzerine ayrıntılı bir tartışma ve analiz
yapılmıştır. Buradaki temel amaç devlet için sıkı tedbirleri hayata geçirmek ve sonraki süreci bu
doğrultuda sürdürebilmektir. Bundan ötürü Devlet’teki çocuk eğitimi çoğu zaman katı kurallarla
donatılmış ideal bir düzeni arkasına almakla birlikte gerçekte pratik bir amaç peşindedir. Nitekim
burada son derece zorlu bir çocuk eğitimi söz konusudur. Platon çocuk yaşta temel eğitimin bir
parçası olarak devlet veya devlet yönetimiyle ilişkili eğitimin verilmesi gerektiğini öne çıkarmıştır.
Dolayısıyla sadece bu işi yapacak çocukların eğitiminden söz edilmiş ve bu süreç aşama aşama
ortaya konulmuştur. Platon’un çocuk üzerindeki görüşlerinde, zaman içinde, bazı değişimler söz
konusu olmuştur. Nitekim Yasalar’daki çocuk eğitiminin daha esnek tutulduğu söylense de bu
durumun gerçeği yansıtmadığını ifade etmek gerekir. Görülebileceği gibi çocuk ve çocuk eğitimi
üzerine yapılan tartışmalar felsefede önem görmüştür ve bu durum Platon’dan beri devam eden bir
konudur. Günümüzde ise Çocuklarla Felsefe veya Çocuklar için Felsefe (P4C) etkinliğinde çocuk için
öngörülen eğitim ve nihayetinde çocuğun kendini ifade etmesine olanak sağlayan imkânlar artarak
etkisini göstermektedir. P4C yöntemi ile birlikte çocuğun yeteneklerini açığa çıkarması
hedeflenmektedir. Bu sayede çocuğun yaşama ve topluma yaklaşımında da değişimler yaşanması
beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Platon’un Devlet ve Yasalar eserlerinde tartıştığı çocuk ve
çocuk eğitiminin P4C açısından incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Platon’un çocuk konusundaki
görüşlerinin ve çocuk eğitiminde belirlediği ve uyguladığı ilkelerin P4C etkinliğiyle olan
benzerliğinin veya karşıt olabilecek yönlerinin olup olmadığını tartışmak konumuz açısından önem
arz etmektedirA detailed discussion and analysis was made on children and child education, especially
in Plato’s Republic. The main purpose here is to implement strict measures for the state and
continue the next process in this direction. For this reason, although child education in the Republic
is often based on an ideal order equipped with strict rules, it pursues a practical purpose. There is
an extremely difficult child education here. Plato emphasized that education related to the state or
state administration should be given as a part of basic education at a young age. Therefore, only the
education of children who will do this job is mentioned and this process is revealed step by step.
There have been some changes in Plato’s views on children over time. Although it is said that child
education is kept more flexible in the Laws, it must be stated that this situation does not reflect the
truth. As can be seen, discussions on child and child education have been important in philosophy,
and this has been an ongoing issue since Plato. Today, the education envisaged for the child in the
Philosophy with Children or Philosophy for Children (P4C) activity and ultimately the opportunities
that allow the child to express himself are increasingly effective. The P4C method is aimed at
revealing the child’s talents. In this way, changes are expected in the child’s approach to life and
society. This study examines and evaluates children and child education, which Plato discussed in
his works The Republic and Laws, in terms of P4C. Our topic needs to discuss whether Plato’s views
on children and the principles he determined and applied in child education are similar or
contradictory to the P4C activity
ANALYSIS OF FIXED CAPACITOR THRISTOR CONTROLLED REACTOR
Sabit kondansatörlü, tristör kontrollü reaktor (FC-TCR) tipi kompanzasyon hızlı ve duyarlı kompanzasyon gereken sanayi tesislerinde kullanılır. Sistem sabit kondansatörlere paralel bağlanmış tetikleme açısı ile kontrol edilen ve değeri değiştiribilen bir reaktörden oluşur. Reaktörlere bağlanmış ristörlerin tetikleme açılarının değiştirilmesi sonucunda reaktör akımının temel bileşeni değiştirilir. Bunun sonucunda endüktif reaktif güç büyüklüğünü kontrol edilir. Reaktif gücün hızlı değişim gösterdiği ark ocakları ve demiryolu şebekeleri gibi yüksek güç sistemlerinde FC-TCR kullanılırlar. Ek olarak güç iletim sistemlerinde güç faktörünü düzeltmek ve yükü dengelemek amacı ilede kullanılırlar. Bunun sonucunda güç tesisinde gercekleştirilen kompanzasyonda hız ve hassasiyeti artar Tristörlü reaktörün endüktif yükün ayarlanarak kompanzasyon sisteminin güç faktörü kontrol edilir. Kontrol işleminde mikrodenetleyiciler kullanılır. Güç sisteminde oluşacak değişikliklere FCTCK'nın en çok 10 ms de cevap vermesi gerekir. Bu kompanzasyon sistemde transient oluşmaz yannız harmonik bileşenler üretilir
INVESTIGATION OF THE EFFECT OF EARTHQUAKE ANXIETY OF NURSES ON STRESS LEVEL
Bu araştırmanın amacı hemşirelerde deprem sonrası oluşan travmanın stres düzeyine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 430 hemşire oluşturmaktadır. Örneklemi ise, araştırmanın içleme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 248 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için; Birey Tanıtıcı Bilgi Formu, Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme Ölçeği (DSTDBÖ) ve Hemşire Stres Ölçeği (HSÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerden ve parametrik olan ve parametrik olmayan verilerde kullanıma uygun korelasyon tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 29.93±6.36 (Min-Max=21-60) olup, %62.5’i kadındır. Hemşirelerin %59.3’ü depreme mesai saatinde denk gelmiş olup %71.8’i deprem anında ne yapılması gerektiğini bildiğini belirtmiştir fakat sadece %10.1’i deprem anında ne yapması gerektiğini açıkça ifade etmiştir. HSÖ’den alınan toplam puan ortalaması= 83.84±18.50’dir (Min-Max=38-136) ve DSTDBÖ’dan alınan toplam puan ortalaması= 59.14±13.80 (Min-Max=26-92) olarak hesaplanmıştır. Hemşirelerde deprem kaygısı ile stres düzeyi arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.319). Ayrıca hemşirelerin %63.3’ü en az bir depremzedeye bakım verdiğini belirtip, %62.1’i hastanın depremzede olmasından kaynaklı bakımlarının etkilendiğini belirtmiştir. Hemşirelerin %36.7’si depremde en az bir kayıp yaşadığını, 60.1’’i korku nedeniyle deprem bölgesinde çalışmak istemediğini belirtmiştir. Öte yandan hemşirelerin %61.7’si eğitim hayatında, %43.1’i meslek hayatında doğal afetlerle ilgili eğitim aldığını belirtmiş olup, sadece %0.8’i deprem anında soğuk kanlılığını koruyabildiğini bildirmiştir. Hemşirelerin %96’sında mevcut durumda doğal afetlerle ilgili eğitim almak isteği saptanmıştır.
Normal şartlarda mesleğini sürdürürken birçok stres faktörüyle mücadele eden hemşireler deprem sonrasında; depremzede oldukları halde insani ve mesleki değerler doğrultusunda diğer depremzedelere bakım vermiş ve yakınlarını kaybetme sonrası yas süreçlerini ertelemişlerdir. Bu durum sonucunda, hemşirelerin fiziksel ve ruhsal travma düzeylerindeki artışın stres düzeylerini etkilemesi kaçınılmaz bir sonuçtur
Adölesan erkek hentbolcularda müsabaka süresince kan laktat ve bazı performans özelliklerindeki değişimlerin incelenmesi
Yüksek yoğunluklu egzersizlerdeki yüksek laktik asit seviyeleri, sporcuların performansının düşmesine neden olabilir. Bu çalışmanın amacı, bir maç sırasında laktik asit (LA), baskın el kavrama kuvveti (BEKK), 20 m sürat koşusu ve dikey sıçrama (DS) özelliklerinin değişiminin incelenmesidir. Çalışmada ölçümler deneklerden, maç başlamadan önce yapılan ısınma sonunda, ilk yarı sonunda ve maç bitiminde olmak üzere toplam üç kez alınan kan laktatı, baskın el kavrama kuvveti, dikey sıçrama ve 20 m sprint değerleri tespit edilerek gerçekleştirildi. Bu araştırmaya 2022-2023 yılı Türkiye U 16 Hentbol Ligi’nde oynayan 12-14 yaş grubu 22 erkek hentbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalamalarının 14,09±0,86 yıl, antrenman yaşlarının ortalaması ise 4,04±0,84 yıldır. Farkı analiz etmek için Tek Yönlü ANOVA yapıldı. Çalışmada LA ölçümü ile BEKK ölçümleri analiz sonuçlarına bakıldığında müsabaka öncesi ölçüm (MÖ) ve devre arası ölçüm (DA), müsabaka öncesi ölçüm ve müsabaka sonrası ölçüm (MS), DA ve MS ölçüm sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (P<0,05). Ayrıca DS ölçümü analiz sonuçlarına bakıldığında MÖ ve MS, DA ve MS sonuçları arasında, 20 m sürat testinde ise MÖ ve DA, MÖ ve MS sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (P<0,05). Sonuç olarak; adölesan hentbolcularda müsabaka süresince laktik asit düzeyinde artış olduğu bunun da sporcuların performanslarını olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.High lactic acid levels in high-configuration exercises can lead to a decrease in the performance of athletes. The
aim of this study is to examine the changes in the characteristics of lactic acid (LA), dominant hand grip strength
(DHGS), 20 m sprint and vertical jump (VJ) during the a match. In the study, blood lactate, dominant hand
power, vertical power and 20 m sprint values were determined from the subjects, which were taken three times
in total, at the end of the warm-up, before the start of the match, at the end of the first half and end of the match.
22 male handball players aged 12-14, playing in the U16 Handball League in 2022-2023, voluntarily participated
in this research. The mean age of the subjects was 14,09±0,86 years, and the mean age of sports was 4,04±0,84
years. One-Way ANOVA was performed to analyze the difference. In our study, when the analysis results of
lactic acid measurement and DHGS measurements are examined, it is seen that there is a statistically significant
difference between pre-competition measurement (PrCM) and half-time measurement (HTM), PrCM and postcompetition
measurement (PoCM), HTM and PrCM (P <0.05). In addition, when the VJ measurement analysis
results are examined, there is a statistically significant difference between PrCM and PoCM, HTM and PoCM
results, and between PrCM and HTM, PrCM and PoCM results in the 20 m sprint test (P<0.05). There is an
increase in the level of lactic acid in adolescent handball players during the competition, which negatively affects
the performance of the athletes
Play in Children with Special Needs
Özel gereksinimli çocuklar, akranlarına göre daha yavaş öğrenen ve çabuk unutabilen, sınıf içi etkinliklerde çabuk sıkılabilen ve yönergeleri kavramakta zorluklar yaşayan bir yapıya sahiptirler. Bu sebeple özel gereksinimli çocukların akademik ve sosyal yaşantılarında oyun etkinliklerinin çok önemli bir yeri vardır. Bu çalışmada oyun etkinliklerinin teorik ve uygulama bütünlüğünde sunacağı katkılar detaylı olarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Böylece oyun etkinliklerinin sınıf içi etkinliklerde kullanılarak özel gereksinimli çocukların öğrenmelerine ve kavramakta zorlandıkları yönergeleri izlemede faydası olacağı düşünülmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada ifade edilen oyun etkinliklerinin özel gereksinimli bireylerin akademik ve sosyal yaşantılarını kolaylaştırmaya katkı sunması beklenmektedir
The Vanishing Cultural Heritage: Mardin Muzafferiye Madrasah
Farklı medeniyetlerin iz bıraktığı Mardin’de on ikinci yüzyıldan on beşinci yüzyılın başına kadar hüküm süren Artuklu Beyliği; cami, medrese, hamam, köprü, külliye vb. eserler yaparak şehri bayındır hale getirmiştir. Muzafferiye Medresesi, Artukluların on üçüncü yüzyılın son çeyreğinde inşa ettiği önemli anıtsal eserlerin başında gelmekteydi. Kendinden sonra inşa edilen Artuklu ve Akkoyunlu medreselerine (Zinciriye, Kasımiye gibi) ilham verdiği düşünülen Muzafferiye Medresesi, on dokuzuncu yüzyılın sonunda yıkılarak yerine, günümüzde Mardin Olgunlaşma Enstitüsü olarak kullanılan okul binası inşa edilmiştir. Makale, arşiv belgelerinden faydalanarak medrese hakkında önemli verilere ulaşmıştır. Artuklu Beyliği dönemi yapıları ile analoji yapılarak Muzafferiye Medresesi’nin mimarisi hakkında güncel yorumlar getirmiştir
Efecto estacional sobre la composición de ácidos grasos de fosfolípidos y triacilgliceroles de machos de Capoeta umbla
The seasonal changes in muscle tissue, total lipids and fatty acid composition of phospholipids (PL), triacylglycerol (TAG), and phospholipid classes of male Capoeta umbla were investigated in this study. Phosphatidylcholine (PC), phosphatidylethanolamine (PE), phosphatidylinositol (PI), and phosphatidylserine (PS) were identified as the major phospholipids (PLs) in the muscle tissue (PS). Triacylglycerols showed high contents of MUFA, 14:0, 16:1n-7, 18:1n-9, 18:2n-6, and 18:3n-3; while phospholipids presented high contents of AA, DHA, and 18:0. Myristic acid, 16:1n-7, 18:1n-9, monounsaturated fatty acids (MUFA), linoleic acid (18:2n-6), and linolenic acid (18:3n-3) were shown to be present in larger concentrations in TAG than in PL classes. In PL classes, 16:0, 18:0, arachidonic acid (20:4n-6) (AA), eicosapentaenoic acid (EPA) (20:5n-3), docosahexaenoic acid (DHA) (22:6n-3) and polyunsaturated fatty acid (ΣPUFA) were higher than the TAG fraction. The fatty acid composition of total lipid and lipid classes (TAG and PL) were affected by the seasonal variations and lipid fraction.Efecto estacional sobre la composición de ácidos grasos de fosfolípidos y triacilgliceroles de machos de Capoeta umbla.En este estudio se investigaron los cambios estacionales en el tejido muscular, la composición total de lípidos y ácidos grasos de fosfo-lípidos (PL), triacilglicerol (TAG) y clases de fosfolípidos de Capoeta umbla machos. Fosfatidilcolina (PC), fosfatidiletanolamina (PE), fosfatidilinositol (PI) y fosfatidilserina (PS) se identificaron como los principales fosfolípidos (PL) en el tejido muscular (PS). Los triacil-gliceroles tenían un alto contenido de 14:0, de los MUFA 16:1n-7 y 18:1n-9 y de poliinsaturados 18:2n-6 y 18:3n-3, mientras que los fos-folípidos tenían un alto contenido de araquidónico (20:4n-6) (AA), docosahexaenoico (22:6n-3) (DHA) y 18:0. Se demostró que el ácido mirístico, los monoinsaturados (MUFA) 16:1n-7 y 18:1n-9, el ácido linoleico (18:2n-6) y el ácido linolénico (18:3n-3), están presentes en concentraciones superiores en TAG que en los PL. En las diferentes clases de PL, los ácidos 16:0, 18:0, AA, eicosapentaenoico (20:5n-3)(EPA), DHA y la suma de ácidos grasos poliinsaturados (ΣPUFA) fueron más altos que la fracción TAG. La composición de ácidosgrasos de los lípidos totales y las clases de lípidos (TAG y PL) se vieron afectados por las variaciones estacionales y la fracción lipídica
The usability of some spectral reflection instruments to determine yield and quality traits in bread wheat genotypes in semi-arid conditions
Tarımsal ürünler insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. Bu tarım ürünleri içerisinde buğday dünyada ve ülkemizde temel besin kaynağı olarak stratejik öneme sahip bir bitkidir. Spektral yansıma aletleri, bitki gelişiminin takip edilmesinde ve yapılacak işlemlerle ilgili ekonomik çözümler sunan güvenilir aletlerdir. Teknolojik gelişmeler paralelinde araştırmacılar tarafından spektral yansıma aletleri buğday bitkisinin gelişim dönemlerinin izlenmesinin yanı sıra verim ve kalite özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemede tercih edilmektedir. Bu araştırma, yarı kurak koşullarda yetiştirilen ekmeklik buğday genotiplerinin farklı gelişim dönemlerinde (Sapa Kalkma, Başaklanma, Çiçeklenme ve Süt Olum) SPAD metre, GreenSeeker (NDVI) ve CM 1000 klorofil metre yardımıyla ölçülen değerler ile verim unsurları ve kalite özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla 2021-2022 üretim sezonu boyunca Diyarbakır ekolojik şartlarında 8 adet ticari ekmeklik buğday çeşidi ve 14 adet ileri kademe ekmeklik buğday genotipi olmak üzere 22 ekmeklik buğday genotipi tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada incelenen özelliklerden yalnızca başaklanma döneminde ölçülen SPAD ve NDVI ile süt olum döneminde ölçülen CM 1000 değerleri istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Korelâsyon ve biplot analizine göre sapa kalkma, çiçeklenme ve süt olum döneminde ölçülen SPAD değerleri ile verim ve kalite özellikleri arasında pozitif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Sapa kalkma, çiçeklenme ve süt olum döneminde ölçülen NDVI değerleri ile verim unsurları arasında pozitif yönlü önemli ilişki ve başaklanma döneminde ölçülen CM 1000 değeri ile tane verimi arasında pozitif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre yarı kurak koşullarda ekmeklik buğday bitkisinin verim ve kalite özelliklerini belirlemede SPAD metrenin, tane verimini belirlemede GreenSeeker ve CM 1000 klorofil metrenin kullanılabilir olduğu; aynı zamanda bu spektral yansıma aletlerini kullanarak yapılacak ıslah çalışmalarında bitki gelişim dönemi de gözönüne alındığında seleksiyon aracı olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.Agricultural products are of great importance in human life. Wheat, one of these agricultural products, is a strategically important plant as the main food source in the world and in our country. Spectral reflection instruments are reliable instruments that provide cost-effective solutions for monitoring plant growth and processes. In parallel with technological advancements, researchers prefer spectral reflection instruments for monitoring the developmental stages of wheat plants and determining the relationship between yield and quality characteristics. This study was conducted to determine the relationship between yield components and quality characteristics measured by SPAD meter, GreenSeeker (NDVI), and CM 1000 chlorophyll meter at different growing stages (Stem elongation, Heading, Anthesis and Milk stage) of bread wheat genotypes grown under semiarid conditions. 22 bread wheat genotypes, including 8 commercial bread wheat varieties and 14 advanced bread wheat genotypes, were established in Diyarbakir ecological conditions during the 2021-2022 production season using a randomized complete block design with 4 replications. Among the characteristics examined in the study, only SPAD and NDVI values measured in the heading stage and CM 1000 values measured in the milk stage were found to be statistically insignificant. According to the correlation and biplot analysis, a significant positive correlation was found between the SPAD values measured in the stem elongation, anthesis and milk stage and yield and quality characteristics. Significant positive correlations were found between the NDVI values at the stem elongation, anthesis, and milk stages and the yield components, and between the CM 1000 value at the heading stage and the grain yield. According to the results of the research, SPAD meter can be used to determine yield and quality characteristics, and GreenSeeker and CM 1000 chlorophyll meters can be used to determine grain yield of bread wheat plants in semi-arid conditions; At the same time, it has been concluded that it can be used as a selection tool in breeding studies using these spectral reflection tools, considering the plant development period
The Importance of Frontal QRS-T Angle in Predicting the Effectiveness and Success of Thrombolytic Therapy in Patients With Acute Pulmonary Embolism
Objective: The frontal QRS-T angle (fQRS-T) is associated with myocardial ischemia and ventricular
arrhythmias. On the other hand, acute pulmonary embolism (APE) is a major risk factor for cardiac adverse
events. This research aimed to determine whether the fQRS-T, a marker of ventricular heterogeneity, can be
used to predict successful thrombolytic therapy in patients with APE.
Methods: This was a retrospective observational study. Patients diagnosed with APE and hospitalized in the
intensive care unit between 2020 and 2022 were included in the research. A total of 136 individuals with
APEs were enrolled in this research. The patients were divided into two groups: thrombolytic-treated (n=64)
and non-treated (moderate to severe risk, n=72). An ECG was conducted for each patient, and
echocardiography was performed.
Results: The mean age of the thrombolytic group was 58.2±17.6 years, with 35 females (55.1% of the group)
and 29 males (44.9%). The non-thrombolytic group had a mean age of 63.1±16.2, with 41 females (56.5%)
and 31 males (43.5%). Respiratory rate, heart rate, and fQRS-T were higher in the thrombolytic group, and
oxygen saturation ratio and systolic and diastolic blood pressure were higher in the non-thrombolytic group
(p=0.006, p<0.001, p=0.021; p<0.001, p=0.015, p<0.001, respectively). In the thrombolytic therapy group,
comparing pre- and post-treatment ECG data revealed a statistically significant change in the fQRS-T value
(p=0.019).
Conclusion: The fQRS-T may provide important clues for the successful treatment of APE
Two religions, one kitchen: The case of Midyat
Bu araştırma, Mardin ili Midyat ilçesinde farklı dini inançlara sahip insanların mutfak kültürlerinin etkileşimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada genel olarak komşuluk ilişkileri, sosyal etkileşim ve ikram/yiyecek alışverişi olmak üzere üç ana tema belirlenmiştir. Komşuluk ilişkileri; hoşgörü ve yardımseverlik alt temalarına ayrılırken sosyal etkileşim; saygı ve eşitlikçilik alt temaları altında incelenmiştir. İkram/yiyecek alışverişi ise kültürel zenginlik, hijyen ve sağlık alt temalarıyla analiz edilmiştir. Araştırmaya katılanların hoşgörüyle ilgili düşüncelerinin dini inançlara ve yaşam tarzına hoşgörü gösterme şeklinde olduğu, yardımseverlikle ilgili düşüncelerinin ise dini bayramlar ve festivallerde birbirlerine yardımcı olma şeklinde tezahür ettiği belirlenmiştir. Katılımcıların saygı ve eşitlikçilikle ilgili düşünceleri ise dini ritüellerin uygulanmasında birbirlerine saygı gösterdikleri yönünde ortaya çıkmıştır. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde araştırmanın problemi, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve sorunları ele alınmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde gastronomi ve gurme kavramlarıyla birlikte gastronominin semavi dinlerle ilişkisi açıklanmıştır. Ayrıca, Midyat ilçesinin tarihi, coğrafyası, sosyal ve kültürel yapısı, nüfusu, ekonomik yapısı ve farklı inançlara sahip toplumların mutfak kültürleri hakkında bilgi verilmiştir. Yöntem bölümünde ise araştırmada kullanılan yöntem, araştırma sahası ve çalışma grubu, veri toplama araçları, teknikleri ve verilerin analiz süreci açıklanmıştır. Son bölümde ise elde edilen bulgular ve bu bulguların analizleriyle yapılan yorumlar sunulmuşturThis research aims to examine the interactions of people with different religious beliefs in terms of their culinary cultures in the Midyat district of Mardin province, Türkiye The study identifies three main themes: neighborhood relationships, social interaction, and food exchange/offering. Neighborhood relationships are divided into sub-themes of tolerance and helpfulness, while social interaction is explored under the sub-themes of respect and equality. Food exchange/offering is analyzed through the sub-themes of cultural richness, hygiene, and health. The participants' thoughts on tolerance were found to manifest as showing tolerance towards religious beliefs and lifestyles, while their thoughts on helpfulness were expressed as assisting each other during religious holidays and festivals. The participants' thoughts on respect and equality emerged as showing respect for each other during the practice of religious rituals. The research consists of four sections: The introduction section addresses the research problem, objectives, significance, assumptions, limitations, and issues. The conceptual framework section explains the concepts of gastronomy and gourmet, as well as the relationship between gastronomy and Abrahamic religions. Additionally, information is provided about the history, geography, social and cultural structure, population, economic structure, and culinary cultures of communities with different beliefs in the Midyat district. The methodology section describes the research method, study area and participants, data collection tools, techniques, and the process of data analysis. The final section presents the findings, analysis of these findings, and interpretations made based on them