Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Investigation of serum ischemic-modified albumin, galectin-3, paraoxonase-1, and myeloperoxidase activity levels in patients with acute brucellosis

    No full text
    Objectives: Infection remains current as an important discussion topic in the etiological factors of atherosclerosis. Ischemic-modified albumin (IMA), galectin-3 (gal-3), paraoxonase-1 (PON-1), and myeloperoxidase (MPO) are biomolecules that play an important role in the pathogenesis of atherosclerosis. Our aim is to investigate serum IMA, gal-3, PON-1, and MPO activity in acute brucellosis infection. Materials and methods: Forty patients with acute brucellosis and 40 healthy individuals were included in the study. Serum IMA, gal-3, PON-1, and MPO activity were analyzed by the ELISA method. Results: In acute brucellosis infection, serum gal-3, IMA, and MPO activities were found to be significantly increased compared to the control group, and PON-1 activity was found to be significantly decreased compared to the control group (p < 0.001). There was a positive correlation between serum IMA, and MPO activity (r = 0.707 p = 0.000) and a negative correlation (r = -0.943, p = 0.000) between PON-1 activity. There was a positive correlation between serum gal-3 and MPO activity (r = 0.683, p = 0.000) and IMA level (r = 0.927, p = 0.000) and a negative correlation between PON-1 activity (r = -0.951, p = 0.000).Conclusion, it was found that serum gal-3, IMA levels and MPO activity increased, while PON-1 activity decreased. These results showed that the oxidant-anti-oxidant balance is impaired in acute brucellosis infection. In addition, these results indicate that brucella infection may be increase the risk of atherosclerosis. Further studies are needed to support our findings

    Etkili Alt Piksel Evrişimli Sinir Ağı Süper Çözünürlük Yaklaşımı

    No full text
    Tek görüntü süper çözünürlüğü, yüksek çözünürlüklü bir görüntüyü karşılık gelen düşük çözünürlüklü görüntüden kurtarmayı amaçlayan görüntü restorasyonundaki önemli içeriklerden biridir. Bu içeriklere örnek olarak kameralı izleme sisteminde insan yüzünün çözünürlüğünün düşük olması nedeniyle bazen bir kişiyi tanımak zordur. Yüz tanıma dışında, süper çözünürlüklü uygulamalar genellikle tıbbi görüntüleme ve uydu görüntüleme gibi alanlarda bulunabilir. Derin sinir ağlarına dayalı modeller tek görüntü süper çözünürlüğü için hem yeniden yapılandırma doğruluğu hem de hesaplama performansı açısından büyük başarı elde etmektedir. Bu yöntemlerde, düşük çözünürlüklü giriş görüntüsü, yeniden yapılandırmadan önce tek bir filtre, genellikle bikübik enterpolasyon kullanılarak yüksek çözünürlüklü alana yükseltilir. Süper çözünürlük işleminin yüksek çözünürlük alanında gerçekleştirildiği anlamına gelir. Bunun optimalin altında olduğunu ve hesaplama karmaşıklığı eklediğini gösteriyoruz. Bu yazıda görüntülerin gerçek zamanlı süper çözünürlük yapabilen evrişimli sinir ağını sunulmaktadır. Bu işlemleri gerçekleştirebilmek için, öznitelik haritalarının düşük çözünürlüklü görüntü uzayında çıkarıldığı yeni bir evrişimli sinir ağı mimarisi önerilmektedir. Ek olarak, son düşük çözünürlük özellik haritalarını yüksek çözünürlük çıktısına yükseltmek için bir dizi yükseltme filtresini öğrenen verimli bir alt piksel evrişim katmanı sunulmaktadı

    Mardin Tarihi Kent Dokusunda Sanal-Uzakta x Fiziksel-Yerinde Yürüme Deneyiminin Algısal Olarak Değerlendirilmesi

    No full text
    Çalışmada kentsel mekânın algısal olarak değerlendirilmesinde, fiziksel-yerinde ve sanal-uzakta yürüme deneyiminin karşılaştırılmalı olarak sorgulaması amaçlanmıştır. Belirli gruplar ile yapılan mekân algısının çözümlemesinde, tarihi kent merkezindeki yürüme deneyiminin rolü çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Örneklem alanı olarak morfolojik, mekânsal ve kültürel değişimler açısından zenginliğe sahip Mardin tarihi kent merkezi seçilmiştir. Tarihi kentsel dokunun farklı bağlamlarda yürüme deneyimiyle algılanmasında yaşanan değişimi incelemek adına iki farklı çalışma grubu belirlenmiştir. Belirlenen çalışma gruplarındaki katılımcılar, Mimarlık ve Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinde eğitimine devam etmekte olan lisans öğrencileridir. Örneklem alanı içerisindeki mekânsal algıyı belirleyen parametrelerin sorgulanması, çalışma alanı çevresinde yaşamakta olan çalışma grubu (ÇG1) ile daha önce alanda hiç bulunmamış ve örneklem alanını deneyimlememiş olan çalışma grubu (ÇG2) üzerinden yapılmıştır. Çalışmanın temel bulgularına göre, fiziksel-yerinde yürüme deneyiminde kentsel mekân iki ve üç boyutlu olarak algılanırken, sanal-uzaktan yürüme deneyiminde iki boyutlu olarak algılanmıştır. Sanal-uzakta yürüme deneyiminin fiziksel-yerinde yürüme deneyimine göre daha kısa sürdüğü tespit edilmiştir. Tarihi dokunun algısal olarak sorgulamasında yürüme deneyiminin fiziksel-yerinde olarak yapılması, kenti deneyimleme ve algılama sürecinde sanal-uzakta yürüme deneyimine göre mekânın çok yönlü algılanmasına imkân tanımıştır. Sanal-uzakta yürüme deneyiminin ise mekânın algılanmasında tek yönlü olarak fiziksel boyutta sınırlı kaldığı saptanmıştır. Bu doğrultuda, çalışmanın tarihi dokulardaki mekânsal algıyı belirleyen parametrelerin saptanmasında ve kentsel dokunun yürüme deneyimi üzerine yapılması planlanan çalışmalarda yeni bir yaklaşım sunması hedeflenmektedir

    En Erken Kayıtlardan Pers Hâkimiyetine Kadar Ana Hatlarıyla Keldâniler

    No full text
    Bu çalışma, Hristiyanlık öncesi tarihleri hakkında Türkiye’de yeterli araştırma bulunmayan Keldani halkının, yazılı kayıtlarda ilk geçmeye başladıkları M.Ö. I. Bin yıl başlarından, Mezopotamya’nın Pers hâkimiyetine girdiği M.Ö. 6. yüzyıla kadarki tarihlerine odaklanmaktadır. Eskiçağda Güney Mezopotamya’da Basra Körfezi’ne yakın bölgelerde yaşayan Keldânilerin, bu coğrafyaya ne zaman ve nereden geldikleri kesin olarak bilinmemektedir. Hakkındaki ilk kayıtlara Asur kroniklerinde rastlanılan bu halkın, Aramiler ve Sutealılarla aynı dönemlerde Mezopotamya tarih sahnesine çıktığı kabul edilmektedir. Eskiçağ Keldâni tarihi incelendiğinde bu halkın, Babil hâkimiyeti için Asur devleti ile sonu gelmez bir mücadele içerisine girdiği görülmektedir. Özellikle Eskiçağ Asur kaynaklarında sıklıkla karşımıza çıkan Keldâniler, Asur krallığı ile yüzyıllar süren mücadeleler sonucunda M.Ö. I. binyılda Babil tahtını ele geçirerek güçlü bir imparatorluk kurmayı başarmışlardır. Tarihsel süreçte Asur’a karşı elde ettikleri başarılar neticesinde Keldâni toplulukları, Basra Körfezi’ne yakın olan anavatanları Kalde’den kuzeye doğru yayılmışlardır. Hıristiyanlığın Mezopotamya’da yayılmaya başlamasıyla daha önceleri Asurî, Aramî ve Keldanî halklarına mensup kişiler, Antakya’yı merkez edinmiş ve dinî bir terim olarak ortaya çıkan “Süryani” ismini almışlardır. Keldânilerin Eskiçağ tarihi hakkındaki mevcut akademik çalışmalar, konuyu derli toplu ve Keldâni halkını merkeze alarak değil daha çok Asur İmparatorluğu’nun Keldânilerle olan ilişkileri üzerinden ele almaktadır. Bu çalışma, Keldânilerin ve anavatanları olan Kalde ülkesinin, en erken yazılı kayıtlardan Babil’in Pers hâkimiyetine girdiği İÖ. 539’a kadarki tarihlerine ışık tutmayı amaçlamaktadır

    Relationship between premature ventricular contractions and cognitive functions

    No full text
    Objective: Arrhythmias impair cerebral blood flow. Cognitive impairment (CI) caused by cerebral hypoperfusion may be aggravated by premature ventricular contractions (PVCs). We aimed to study the relationship between PVC counts on 24-hour ambulatory ECG monitoring (Holter) and cognitive impairment. Methods: A total of 340 individuals, comprising 244 patients and 96 healthy controls were enrolled in the research. All patients had routine blood testing conducted. ECG was conducted. Each subject had a 24- hour Holter ECG performed. ECG parameters and Holter ECG were analyzed. The minimal mental state examination (mini-MSE) test was administered, a validated global cognitive evaluation for detecting CI. Results: The mean age of the study group was 44.84±12.89 years and the 44.56±13.58 years control group. There was no appreciable difference among the groups for hematological and biochemistry blood tests (p>0.05). There was a significant difference between the PVC frequency groups (minimal, occasional, and frequent) and the control group in terms of mini-MSE components (except copying, p=0.145) (p<0.001). There was a significant negative correlation between orientation, registration, attention and calculation, recall, and language from mini-MSE components and both ECG parameters and HRV (except RMSSD and LF/HF) (p<0.001). There was a substantial correlation between LF/HF and language (p<0.05). A significant negative correlation was between copying with QTcd and TpTe/QTc (r = -,139, p<0.05 and r = -150, p<0.001). In univariate and multivariate analysis, there was no statistically significant predictive factor of mini-MSE scores (p>0.05). Conclusion: This study revealed that global cognitive functions decreased as the frequency of PVC increased, especially in orientation and language scores of the mini-MSE

    Critical Approach to Educational Supervision in Turkey: How Should Teacher's Educational Supervision Be?

    No full text
    Dünyada son yıllarda öğretmenleri denetlenme uygulamaları daha yoğun olarak tartışılmakta mevcut eğitimsel denetim uygulamaların etkisizliğinden ve verimsizliğinden hareketle sürekli yeni model önerileri gündeme getirilmektedir. Ülkemizde de, eğitimde sürdürülebilir kaliteyi ve etkili öğrenme ortamlarını yakalayabilmek için uygun denetim modellerinin geliştirilmesi gerekliliği tartışılmaktadır. Eğitim, toplumların varlıklarını sürdürmenin sağlayan araçlardandır. Ülkeler sosyal ve ekonomik refaha, iyi eğitim öğretim görmüş birey ve toplumlar sayesinde ulaşırlar. Devletler ekonomik, teknolojik, sosyal ve politik önceliklerinin belirleyen eğitim politikalarını okullar vasıtasıyla gerçekleştirmekteler. Eğitim, gerekli insan kaynağı sermayesinin üreticisi olarak görülmektedir. Öğretimin niteliği başarıyı etkileyen önemli faktörlerdendir. Öğretimin geliştirilmesi günümüz eğitim etkililiğinin en önemli ihtiyaçlarındandır. Yönetimsel bir zorunluluk olan denetimin amacı, okulun etkililiğini sağlamaktır. Eğitim ve öğretimde etkililiğin sağlanmasında başarıya giden yollardan biri, denetim mekanizmasıdır. Buradan hareketle araştırmanın amacı, Türk eğitim sisteminde ki denetim uygulamalarını eleştirel bir bakış açısıyla ele almak ve bu doğrultuda öneriler geliştirmektir. Bu araştırmada ulaşılan sonuca göre Türkiye’de 2014 ve 2015 yılında denetim sisteminde yapılan değişiklik olumlu bir adım olmasına rağmen, okul müdürleri, öğretimsel denetim rolleri ve yeterlilikleri konusunda söz konusu değişikliğe uygun öğretimsel denetim rollerini yerine getirmeye hazır değillerdir. Okul müdürlerinin öğretmenlerin öğretimsel performansını belirleyecek niteliklere sahip olmadıkları bu araştırmanın sınırlılıkları içinde ifade edilebilir.In recent years, teacher supervision practices in the world have been discussed more intensively, and new model proposals are constantly brought to the agenda, based on the ineffectiveness and inefficiency of existing educational supervision practices. In our country, the necessity of developing appropriate supervision models is discussed in order to achieve sustainable quality and effective learning environments in education. Education is one of the means of sustaining the existence of societies. Countries achieve social and economic prosperity thanks to well-educated individuals and societies. States realize their educational policies, which determine their economic, technological, social and political priorities, through schools. Education is seen as the producer of the necessary human resource capital. The quality of teaching is one of the important factors affecting success. Improving teaching is one of the most important needs of today's educational effectiveness. The purpose of supervision, which is an administrative necessity, is to ensure the effectiveness of the school. One of the ways to success in ensuring effectiveness in education and training is the control mechanism created. From this point of view, the aim of the research is to critically examine the practice of supervision in practice in the Turkish education system and to develop suggestions in this direction. According to the conclusion reached in this research, although the change made in the supervision system in Turkey in 2014 and 2015 was a positive step, school principals were not ready to fulfill their instructional supervision roles in line with the change made in their instructional supervision roles and competencies. It can be stated within the limitations of this research that school

    HIPERKALSEMI

    No full text
    Paratiroid bezleri, insan boynunda tiroid bezi arkasında farklı yerlerde gizlenen küçük dört adet endokrin bezlerdir. Bazı kişilerde altı, sekiz hatta daha fazla paratiroid bezi olabilir. Nadiren paratiroid bezleri tiroid bezinin kendisinde, göğüste ve hatta timusta olabilir. Paratiroid bezi, kandaki ve kemiklerdeki kalsiyum miktarının düzenlenmesinde kilit rol oynayan düşük kan kalsiyumuna yanıt olarak paratiroid hormonu (PTH) üretir ve salgılar. Paratiroid bezleri, tiroid bezine benzer olarak, aynı arterler olan üst tiroid arteri, alt tiroid arteri ile beslemesini, venöz drenajını üst tiroid, orta tiroid ve alt tiroid venleri ile lenfatik drenajını ise pretrakeal, prelaringeal, jugulodigastrik lenfleri ile yapmak tadır. Pratiroid bezinin sinir inervasyomu da, yine tiroid bezinin siniri ile ortak olan orta servikal ganglion, alt servikal gangliondan oluşmaktadır. Gerçek toplam plazma kalsiyum seviyesini he saplama formülü: Düzeltilmiş [Ca] = ölçülen [Ca] + (0,8 × [4,5-albümin düzeyi]). Primer hiperparatiroidizm (PHPT) ve malignite, hiperkalsemi vakalarının %90’ını oluşturur. Yavaş gelişen hafif bir artışı olanlarda tipik olarak hiçbir semptom görülmez. Daha yüksek seviyeli veya hızlı başlangıçlı olanlarda semptomlara yol açar

    Yarı kurak iklim koşullarında bazı nohut (Cicer arietinum L.) hat ve çeşitlerinin verim ve verim unsurlarının belirlenmesi

    No full text
    Araştırma, Mardin ilinde yarı kurak iklim koşullarında sıcaklık stresine karşı toleranslı yetiştirilen bazı nohut hat ve çeşitlerinin verim ve bazı verim unsurlarının belirlenmesi amacıyla yürütürmüştür. 2017-18 ve 2018-19 yetiştirme sezonunda kurak koşullarda yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak 12 nohut hattı ile 3 standart çeşit (Arda, Azkan ve Diyar-95) kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çeşitler ve hatlar arasında çıkış süresi, bitki boyu, ana dal sayısı, ilk bakla yüksekliği, bitkide tane sayısı, yüz tane ağırlığı ve tane verimi bakımından farklılıklar istatiksel olarak önemli bulunmuştur. İki yıllık ortalama sonuçlarına göre; en yüksek tane verimi Arda çeşidinde (226.1 kg da-1) elde edilirken, en düşük verim 4 nolu hattan (118.2 kg da-1) elde edilmiştir. Standart çeşitlerin tane verimleri hatlara göre daha yüksek olmuştur. Sonuç olarak G8, G11 ve G12 nolu hatlar, tane verimi özellikleri bakımında dikkate alınarak ümit var olarak bu çeşitlerin verim denemelerine alınabilir

    Mİ YOK A RDİT

    No full text
    GİRİŞ Miyokardit, öncelikle çocukları ve genç yetişkin- leri etkileyen, nadir görülen, potansiyel olarak ölümcül ve genellikle yetersiz teşhis edilen bir kalp yetmezliği nedenidir. Akut miyokardit insidansı küresel olarak yılda yaklaşık 1,5 milyon vaka olarak tahmin edilmek- tedir (1). Miyokardit, asemptomatik olabileceği gibi kalp nakli gerektirebilecek kadar ileri derecede kalp yetmezliğine neden olabilen çok geniş bir klinik yelpazeye sahiptir. Bu sebeple miyokardit, klinik prezentasyonunun heterojenliği nedeniyle zor bir tanıdır. Miyokarditin kalp yetmezliği (Heart Failu- re-HF) nedeni olarak katkısı, yaşa ve bölgeye göre yaklaşık olarak % 0.5 ila % 4.0 arasında değişir (2). Açıklanamayan non-iskemik dilate kardiyomi- yopatisi (DKM) olan yetişkin hastaların %9-16’sın- dan sorumlu olduğu düşünülmektedir. (3) The Global Burden of Disease çalışmasına göre, 1990 ile 2013 yılları arasında hastaneden taburcu olma belgelerindeki Uluslararası Hasta- lık Sınıflandırması (ICD) kodlarına dayalı olarak Fethullah KAYAN 1 100.000 hasta başına 22 miyokardit vakası in- sidansı bildirmiştir.(4) Hastaların yaklaşık üçte ikisi erkekti ve ortalama yaş erkeklerde 33, kadın- larda 46’dır. Hafif semptomlar ve minimal ventriküler disfonksiyonla başvuran hastalarda miyokardit genellikle özel tedavi olmaksızın spontan olarak iyileşir.(5

    Ameloriate Effect of Glucose Monohydrate on Nicotine Sulfate-induced Toxicity and Teratogenicity in Xenopus embryos: an Experimental Study

    No full text
    It is well documented that nicotine causes low birth weight, preterm birth, pregnancy difficulties, lower fertility, inhibition of spermatogenesis, and decreased steroidogenesis and potassium channels conductance of Xenopus oocytes. Lung cancer is the most well-known adverse impact of nicotine. This work used a 96-hour FETAX test to examine how concurrent administration of glucose monohydrate modifies the effects of exposure to nicotine, nicotine sulfate, and/or glucose on ion channels and membrane potential in Xenopus leavis embryos at an early stage of development. In-vitro fertilised embryos were treated with nicotine and glucose alone or in combination for this aim, and the effects of those treatments were then assessed for potential teratogenic effects. At the conclusion of the FETAX technique, the ratios of healthy, abnormal, and dead embryos were calculated, and the length of embryos in each treatment group was assessed. The ratios of abnormal and dead embryos were considerably higher with nicotine treatment alone compared to controls. Compared to the results of the nicotine-alone treatment group, the ratio of aberrant embryos was marginally reduced by concurrent glucose and nicotine therapy. In contrast, the ratio of normal embryos was raised. Additionally, treatments with glucose, nicotine, and Nic+Glu significantly altered the resting membrane potentials of fertilised oocytes (p < 0.001). Our findings indicated that the simultaneous treatment groups that also received glucose had a protective impact on embryos. Such structured, more sophisticated research is required to confirm these findings

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇