Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
HEMŞİRELERDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK İLE AHLAKİ ZEKA DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
Hemşireler, hemşirelik bakımını planlayan, uygulayan ve değerlendiren, diğer sağlık ekibi üyeleriyle
işbirliğini sağlayan kişilerdir. Ayrıca hemşireler bilgi yönetimi, kanıta dayalı bakım ve yönetimi, etik
olaylar gibi alanlarda da faaliyet gösterirler. Bu faaliyet başarısını, sadece teorik hemşirelik bilgisiyle
sağlanamayacağı, hemşirelerin aynı zamanda empati, vicdan, güven, doğruluk-dürüstlük, saygı,
adalet değerlerin gelişmiş olmaları ile mümkün olabileceği savunulmaktadır. Bu araştırmanın amacı
Hemşirelerde Psikolojik Sağlamlık ile Ahlaki Zeka Düzeyleri Arasındaki İlişkiyi incelemektir. Bu
araştırmanın örneklemi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir ilinde bulunan iki devlet hastanesinde
çalışan 249 hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgiler Formu, Kısa Psikolojik
Sağlamlık ve Yakut-Ahlaki zeka anketi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; hemşireler toplam
ahlaki zeka düzeyi ortalaması 70,38 ± 13,22 olması ahlaki zeka puanın orta düzeyin üstünde olduğunu
göstermektedir. Psikolojik sağlamlık puan ortalaması 18,36 ± 3,42 olması orta seviyede olduğu
göstermektedir. Ahlaki zeka toplam puan ile psikolojik sağlamlık arasında pozitif anlamlı bir ilişki
bulundu (p=0.028), (p<0,05)
Hatay ilinde havuç üretimi ve kadınların rolü
Bu çalışmanın amacı, Hatay ili havuç üretimini değerlendirmek; üreticilerin ve bu alanda çalışan kadınların sorunlarını inceleyerek sektörel ilerlemeye yönelik çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırmanın ana materyalini Hatay ili havuç üretiminde yer alan üreticiler, tüccarlar ve kadın işçiler oluşturmaktadır. Araştırmada üretici ve tüccarlarla derinlemesine görüşme yapılmış olup, kadın işgücüne yönelik 2020/21 havuç üretim sezonu için anket çalışması yürütülmüştür. Anket çalışması ile elde edilen veriler SPSS paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin güvenilirliği Cronbach’s Alpha katsayısı ile test edilerek yorumlanmıştır. Türkiye’de tarımda istihdam edilen yaklaşık 4.5 milyon kişinin, %40’ı kadındır. Havuç üretiminde de kadın işgücü yoğun olarak kullanılmaktadır. Dereceleme ve paketleme işinde çalışan kadınlara 0.05 ₺/kg işgücü ücreti ödendiği, hem iş hem ev sorumluluğunun yıpratıcı olduğu ve kadınların ciddi ölçüde sırt ağrısı yaşadıkları belirlenmiştir. Bu faaliyetlerde rol oynayan kadınların günlük ₺50-60 arasında (yaklaşık $8) gelire sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kırsal alanlarda kadınların kayıt dışı aile işçisi olarak çalıştığı, sosyal faaliyetlerde bulunamaması kadınlar üzerinde olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Hatay ilinde oluşturulacak havuç işleme ve paketleme tesisinin desteklenmesi ile bölgede kurulabilecek bir tesisin gerekliliğine dikkat çekilmelidir. Bu konuda yürütülecek olan faaliyetler sürdürülebilirlik ve kalkınma açısından da önem arz etmektedir
The role and applications of artificial intelligence (AI) in disaster management
Purpose: Artificial intelligence (AI) technology is an innovative approach that can be developed to enable rapid and effective action in disaster management activities for disaster-affected countries. This study aimed to reveal the role and application methods of artificial intelligence systems in disaster management processes (pre-and post-disaster). It also discussed the adequacy and effectiveness of these roles and methods, especially in Türkiye Study design/methodology/approach: A systematic literature review on the use of AI systems in disaster management was conducted and an inventory on the use of AI in disaster management was developed. This inventory was prepared by considering earthquakes, floods, fires, tsunamis and hurricanes as data sets. These datasets are categorized, compared and evaluated in terms of their application locations, time and duration of use (pre-or post-disaster), developed AI systems and their purposes, methods, scale and final products. Findings: The study revealed that the use of AI systems will be effective in minimizing logistical challenges in the intervention and management of natural disasters. Additionally, the systematic review has observed a frequent focus on earthquakes in AI applications related to disasters, and it was determined that research on the prevention and process management of other potential disasters is limited. Originality/value: This study is highly effective in revealing the role of AI systems in disaster management and identifying their utilization in Türkiye. It is expected to provide preliminary knowledge for future studies by focusing on artificial intelligence studies in disaster management in a holistic manner
Agronomic Characteristics and Yield Values of Sesame (Sesamum indicum L.) Cultivars at Various Sowing Dates
In this study, ten different sesame (Sesamum indicum L.) cultivars registered in Türkiye were investigated for their sowing dates as a second crop in the lowlands of Mardin province, in 2018 and 2019. In this study, ten different sesame cultivars were used; these were Arslanbey, Boydak, Cumhuriyet-99, Hatipoğlu, Muganlı-57, Orhangazi-99, Osmanlı-99, Sarısu, Tan-99, and Tanas. Four different sowing dates (June 5, June 15, June 25, and July 4) were examined for these cultivars. In this study, agricultural parameters such as plant height, number of lateral branches, number of capsules, seed yield, oil ratio, and oil yield of the sesame cultivars were investigated. Different sowing dates were found to have a significant effect on the sesame cultivars. The second sowing date resulted in the highest plant height, number of branches, number of capsules, seed yield, oil content, and oil yield (June 15). In terms of cultivars, the Boydak and Sarısu had the highest seed yield (2184 and 2149 kg ha-1, respectively), the Osmanlı-99 (54.6%) had the highest oil ratio, and the Sarısu and Boydak had the highest oil yield (1075 and 1062 kg ha-1, respectively). The Boydak and Sarısu cultivars are promising for high seed and oil yields in the second crop sowing, and a sowing date of June 15 is advised
RUBİA TİNCTORİA TÜRÜNÜN BİYOLOJİK İÇERİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Rubiacae familyasına ait çoğu türlerin çok eski dönemlere ait olduğunu bilinmektedir. Eski zamanlardan günümüze dek boyamacılıkta kullanıldığı ve bu özelliğinden kaynaklı ‘’Kökboyasıgiller’’ olarak anılmaktadır. Rubiacae familyasına ait olan Rubia tinctorum L. çok yıllı bir bitki türüdür. R. tinctoria türünün köklerinde 20 antrakinon türevi bulunmaktadır. Bu maddeler tekstil alanında kullanılmakla beraber (dokumacılıkta gibi), gıda, kozmetik ve ilaç endüstrilerinde de kullanım alanlarına sahiptir. Bu kullanım alanlarının yanı sıra birçok biyolojik aktivite özelliğinin de olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada R. tinctoria türünün kimyasal ve biyolojik içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. R. tinctoria türünün toplam fenolik-falavonoid ve antioksidan aktiviteleri ile enzim inhibisyon aktiviteleri incelenmiştir. R. tinctoria’nın enzim inhibisyon aktiviteleri incelendiğinde, AChE, tyrosinase, elestase ve collagenase enzimlerine karşı aktivite göstermediği, BChE ve üreaz enzimlerine karşı (sırasıyla % inhibisyon; 41,59±0,89; 6,46±0,01) orta ve düşük seviyede aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, R. tinctoria türünün etanol ekstresini antioksidan aktiviteleri DPPH (IC50: 312,98±2,12 µg/mL), ABTS (IC50: 84,57±1,08 µg/mL) ve CUPRAC (A0,5: 83,98±1,09 µg/mL) olarak bulunmuştur. Bun testlere ek olarak R. tinctoria türünün etanol ekstresini toplam fonolik (30,71±0,32 μg PEs/mg) ve toplam flavonoid (22,91±0,49 μg QEs/mg) içerikleri de çalışılmıştır. Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde türün etanol ekstresini biyolojik aktiviteler açısından yüksek antioksidan ve enzim inhibisyon aktivite göstermediği tespit edilmiştir
Diagnosis of schizophrenia based on transformation from EEG sub-bands to the image with deep learning architecture
Electroencephalogram is a low-cost, non-invasive, and high-entropy signal and thus has huge potential for clinical diagnosis of neurological diseases and brain–computer interface applications. Schizophrenia is one of the most severe diseases that show behavioral manifestations that are easily uncovered by specialists. In this context, the electroencephalogram analysis becomes more important for the automatic diagnosis of schizophrenia disease in the clinical process. In this study, a deep learning architecture, namely ResNet, aims to classify schizophrenia is proposed. The proposed system transforms wavelet sub-bands of the electroencephalogram into two-dimensional image space, which is considered the main unique contribution of the study. Thus, the disease indicators and features included in images could be figured out. Moreover, a discussion on the class activation maps was made to give a wide perspective on the features related to the disease. The proposed system was implemented on a large-scale electroencephalogram database containing records from unhealthy and healthy patients in various phases. The ResNet was implemented in three modes to give a thorough perspective in terms of the metrics of the diagnosis accuracy. The proposed system achieves 92.94% diagnosis accuracy rate, and the result shows that the proposed transformation-based solution is owing to the features related to schizophrenia diseas
TÜRKİYE’NİN MARDİN İLİNDE ORGANİK YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN YAĞ GÜLÜNÜN (Rosa damascena Mill.) UÇUCU YAĞ BİLEŞENLERİ VE METİL ÖJENOL VARLIĞI
Yağ gülü (Rosa damascena Mill.), Rosaceae ailesine ait, kendine özgü bir kokusu olan, çok yıllık aromatik bir bitkidir. Gül yağı, gül suyu, gül konkreti ve gül absolutu dâhil olmak üzere çeşitli ürünler için yetiştirilen en önemli yağ gülü türüdür (Abdel-Hameed et al., 2012; Baser and Arslan, 2014; Baydar et al., 2016; Kovatcheva-Apostolova et al., 2008; Kumar et al., 2009).Dünyada yağ içeren güllerin başlıca üreticileri Türkiye ve Bulgaristan'ın yanı sıra Fas, İran, Mısır, Fransa, Çin ve Hindistan'dır. R. damascena çiçeğinden elde edilen gül yağı, gül oksitleri, linalool, geraniol, sitronellol ve nerol bakımından zengindir (Dobreva et al., 2013; Kumar et al., 2013). Gıda endüstrisinde kullanılan gül suyu, karakteristik aroması ve
bileşenlerinin sentetik yöntemlerle yapılamaması nedeniyle dünyadaki en pahalı bitkisel uçucu yağdır. Gül yağının temel uçucu yağ bileşenleri sitronelol ve geranioldür (Baydar and Baydar, 2005; Farooqi and Srikant, 1990; Izgi, 2022). Küresel pazarda gül yağına yönelik artan bir talep olmasına rağmen, üretim durağan olmaya devam ediyor. Bu nedenle R. damascena' nın yetiştirildiği alanın arttırılması ve üretiminde kullanılan teknolojinin geliştirilmesi esastır (Pal, 2013). Gül sektöründe istihdam edilen kişi sayısı, gelir miktarı ve ihracat oranları dikkate alındığında, gül yetiştiriciliği bölge için önemli bir sektördür. 1 dekarlık bir gül bahçesinden yaklaşık 3,5 ton çiçek hasat edilip taze damıtıldığında sadece 1 kilogram gül yağı üretilir.
Fakat gül yağı kozmetik, ilaç, parfüm ve gıda sanayinde kullanılan en önemli
bir madde olduğu için dünyanın en değerli bitkisel uçucu yağıdır (Baka,
2020).
Yoğun ilaçlama uygulamaları sonucunda güllerdeki kimyasal
kalıntılar tüm dünyada maalesef büyük bir sorun haline gelmiştir. Organik gül
üretiminin gerekliliği ve önemi artmakla birlikte tüketici tercihleri de bu
yönde değişmiştir. Göller Bölgesinde organik yağ gülü tarımı 5000 dekar,
geleneksel yağ gülü tarımı yapılan toplam alan 17.840 dekar alanda üretim
yapılmaktadır. Mardin ilinde ortalama 600 dekar organik gül bahçesi
kurulmuştur. Mardin İlindeki üretim Göller Bölgesindeki organik yağ gülü
üretimine göre yaklaşık 1/8 oranında olduğu görülmüştür. Mardin’de yağ gülü
üretim alanlarının artmasıyla Türkiye’ye gül yağı üretim katkısı olacağı
tahmin edilmektedir.
Dünya piyasalarında organik gül yağına karşı artan talebi
karşılayabilmenin en akılcı ve ekonomik yolu yeni ve bakir toprakların tarıma
açılmasıyla mümkün olabilir. Mardin İli dağlık kesimleri ve çevresinde yüzyıllardır hiç tarım yapılmamış ve kimyasal kalıntılardan uzak on binlerce hektar bakir yeni alanlar mevcuttur. Bu çalışmada Mardin’in Artuklu İlçesine bağlı Yaylabaşı kırsal mahallesinde kurulmuş olan organik bahçelerden alınan çiçeklerin uçucu yağların bileşen analizleri yapılıp sonuçlar değerlendirilmiştir
TARIMDA ARAŞTIRMA KONULARI VE KONSEPTLERİ
Küresel gıda sistemi, büyüyen ve daha varlıklı bir dünya nüfusunun
ihtiyaçlarına cevap vermeye devam etmektedir. Hükümet politikaları ve
müdahaleleri, gıda ve tarım piyasalarının şekillenmesinde önemli bir rol
oynamaktadır, ancak politikalar her zaman gelişen hedeflerle uyumlu değildir.
Kaynakların tükenmesi ve iklim değişikliği, küresel gıda sistemi için büyük
zorluklar oluşturmaktadır, ancak bu zorlukların üstesinden gelinmesine
yardımcı olacak politikalar için fırsatlar mevcuttur. Küresel gıda, tarım ve
balıkçılık sisteminin önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceği, kimsenin geride
kalmamasını sağlamaya yönelik hedeflenen önlemlere bağlı olacaktır. Tarım
ürünlerinin artırılması bu daldaki araştırma ve geliştirmenin üretim
büyümesini geliştiren en önemli altyapılardan biri olarak kabul edilmesi
açısından önem arz etmektedir. Tarımsal üretim yöntemleri, girdiler ve üretim
yöntemleri ile ilgili yeni ve gelişmiş bulgular sağlar, dolayısıyla Ar-Ge
etkinliği artar ve tarım ürünlerinin veriminin artmasına yardımcı olur ve doğal
kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda çiftçi
başına düşen tarım ürünleri, yeni teknoloji uygulamasının etkinliğini
göstermektedir, bu nedenle tarım alanında temel Ar-Ge uygulamaları
gerçekten önemlidir. Temel kavram olarak tarım, toprağı işleme, ürün
yetiştirme ve hayvan yetiştirme sanatı ve bilimidir. Bitkisel ve hayvansal
ürünlerin insanların kullanması için hazırlanmasını ve pazarlara dağıtımını
içerir. Tarımdaki yeni paradigma ise, "daha az kaynaktan daha fazla verim"
elde etmektir. Anahtar konulardan başılacaları tarımsal ticaret; tarım ve çevre;
tarımsal piyasa bilgi sistemleri; tarım politikasının izlenmesi ve
değerlendirilmesi; tarımsal üretkenlik ve yenilik; anti-mikrobiyal direnç ve
tarım; biyolojik çeşitlilik ve ekosistemler; iklim değişikliği ve gıda sistemleri;
çiftlik düzeyinde analiz; balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği; besin zinciri
analizi; gıda güvenliği ve beslenme; küresel değer zincirleri ve tarım; tarımsal
üretkenlik; sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri; risk yönetimi ve
dayanıklılık; tohumlar, traktörler, ormanlar, meyve ve sebzeler için
standartlar; teknoloji ve dijital tarım; su ve tarım sayılabilir. Bu alanlarda
yapılacak daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır
THE PARODY OF UNCAUGHT FISH: A POSTMODERN TAKE ON TROUT FISHING IN AMERICA
Richard Brautigan's novels, including Trout Fishing in America, challenge conventional writing styles and parodies realistic writing norms. His attitude towards fiction is reactive, denaturalizing established forms of writing by creating stories that reveal how we organize human experience and come to terms with it. Richard Brautigan's work Trout Fishing in America, which questions traditional writing conventions and parodies realistic conventions, is a prime example of the author's avant-garde approach to literature. The phrase "Trout Fishing in America" is used in a variety of ways throughout the story to symbolize various individuals, places, and other elements. The book defies classification because of its episodic style, absence of a main plot, and uneven character development. Brautigan uses the story of a narrator searching for perfect spots to go trout fishing as a metaphor to show how materialism and moral decay have destroyed once-beautiful, innocent America. This study aims to analyse how Brautigan uses parody, a postmodern tool, to deconstruct, denaturalize and demythologize the fixed grand narrative of his time in this work
Tekerlekli Sandalye Basketbolcularında Müsabaka Süresince Kan Laktat, Dikkat ve Reaksiyon Sürelerindeki Değişimlerin İncelenmesi
Bu çalışma tekerlekli basketbol (TB) oyuncularının maç esnasında laktik asit (LA), dikkat
(D) ve reaksiyon süresi (RS) düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya
2021-2022 TB 1. Ligi'nde mücadele eden ve Türkiye Mardin Kızıltepe Engelliler Derneği
Spor Kulübü'nde forma giyen 10 TB oyuncusu gönüllü olarak katıldı. Katılımcıların yaş
ortalaması 29,40±5,84 yıl, spor yapma yaşı ortalaması 8,20±3,61 yıl olarak tespit edildi.
Çalışmamızda TB oyuncularının LA ortalaması 3.31 mmol/L olarak müsabaka öncesi 1,75
mmol/L, ilk yarı sonunda 4,21 mmol/L ve maç sonunda 3,99 mmol/L olarak bulunmuş olup
istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlendi (P<0,05). RS müsabaka öncesi
436,80+73 ms, periyotlar arası 347,60+50 ms ve müsabaka sonrası 326,40+32 ms olarak
belirlenmiş olup, D ölçüm değerlerine bakıldığında müsabaka öncesi 815,40+40 ms devre
arasında 729,50+95 ms ve müsabaka sonrasında 659,50+53 ms'dir. LA'da yarışmanın
bölümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu (P<0,05), ayrıca yarışma
sırasında RT ve AT değerlerinde bozulmanın (P<0,05) olduğu görülmektedir.This study was carried out to examine the lactic acid (LA), attention (AT) and reaction
time (RT) levels of wheeled basketball (WB) players during a match. 10 WB players
playing in Turkey Mardin Kızıltepe Disabled Association Sports Club participated
voluntarily in the 2021-2022 WB 1st League. The mean age of the subjects was 29.0±5.84
years, and the mean age of sports was 8.20±3.61 years. In our study, the mean LA average
of the WB players was determined as 3.31 mmol/L and before the competition were
determined as 1.75 mmol/L, 4.21 mmol/L at the end of the first half, and 3.99 mmol/L at
the end of the match and it was determined that there is a statistically significant difference
(P<0.05). The RT was determined as 436.80+73 ms before the competition, 347.60+50 ms
between periods, and 326.40+32 ms after the competition and when looking at AT
measurement values it was 815.40+40 ms before the competition, 729.50+95 ms at
half-time, and 659.50+53 ms after the competition. İt is seen that there is a statistically
significant difference beetween the parts of the competition in LA (P<0.05) also
deterioration in RT and AT values during the competition (P<0.05)