Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    3. Uluslararası ACHARAKA Tıp, Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Kongresi

    No full text
    Background: Emergency departments (EDs) are the units where the diagnosis and treatment of acute cases requiring immediate intervention and the ED environment could be chaotic and risky for staff and patients. However, ED overcrowding is a major problem globally and lead to many negative consequences such as long waiting time, reduced satisfaction of patients and healthcare staff, delays in the treatment of patients who most require urgent care, decreased quality of the health care provided, and increased health care costs. The aim of this study is to determine why patients prefer to use the ED, to identify current problems of ED services and to develop solutions to alleviate ED overcrowding and associated problems from the perspectives of ED healthcare staff. Methods: This study utilised a qualitative approach. The participants were ED consultants, ED doctors and ED nurses. Semi-structured interviews were conducted with 22 participants between 20th December 2021 and 18th February 2022. Those who have at least 1 year of experience in ED settings were included in this study. The settings for this study were Diyarbakir Training and Research Hospital (4 ED nurses, 1 ED consultant, and 2 ED doctors), Mardin Training and Research Hospital (3 ED nurses and 2 ED doctors), Midyat Public Hospital (1 ED consultant, 1 ED doctor and 3 ED nurse), Kiziltepe Public Hospital (3 ED nurse), and Ceylanpinar Public Hospital (1 ED nurse and 1 ED doctor). Ethical approval was obtained from Mardin Artuklu University Ethics Committee (Date: 14/12/2021, Ref: E-76272411-900-36850). Findings: Twenty-two ED healthcare staff were interviewed; 16 were male and 6 were female. The participants were aged between 21-30 (n=12), 31-40 (n=6) and 41-50 (n=4). ED staff interviews were conducted with 14 ED nurses, 6 ED doctors, and 2 ED consultants, who had at least 1-year of work experience in the ED, without any consideration of their gender or age. Five main themes emerged: Insufficient healthcare system, patient-related problems, ED advantages, consequences of ED overcrowding, and solutions for ED overcrowding. Conclusion: Insufficient healthcare system, ED advantages, and patients’ perceptions about using healthcare services led patients to use ED and subsequently to the ED overcrowding. There is a need for effective solutions to alleviate ED overcrowding. The precautions to limit non-urgent ED visits are not enough. Many factors need to be considered and all of them should be applied together accordingly

    Is There a Relationship Between First-Trimester Aneuploidy Screening Serum Biomarker Values and Nuchal Translucency Measurements and the Development of Retinopathy of Prematurity (ROP) in Premature Infants?

    Get PDF
    Abstract Purpose The purpose of this study is the evaluation of serum biomarker and nuchal translucency (NT) values measured during first-trimester aneuploidy screening in terms of the development of retinopathy of prematurity (ROP) in premature infants and investigation of whether the development of ROP is associated with these parameters. Methods In this retrospective cohort study, 3,750 premature infants who underwent ROP screening from 2016 to 2021 were identified from the hospital medical record system. Among 2,130 premature babies screened for firsttrimester aneuploidy, 166 babies whose mothers had single pregnancies were screened by the same method and showed the same clinical course in both eyes were included in the study. The infants were divided into two groups according to the presence of ROP, and those with ROP were further evaluated in two groups according to the presence of proliferation. The groups were compared in terms of the serum values of human chorionic gonadotropin and pregnancy-associated plasma protein A, among aneuploidy screening biomarkers, and NT measurements. Results There was no significant difference in the evaluated serum biomarker values and NT measurements between the ROP and non-ROP groups or between the proliferative ROP, non-proliferative ROP, and non-ROP groups. Conclusion Our results showed that first-trimester aneuploidy screening serum biomarker values and NT measurements were not associated with the development of ROP in premature infants

    Postpartum Anorektal Hastalık Sıklığında Gebelikte Alınan Kilo Etkili midir?

    Get PDF
    GİRİŞ: Tromboze eksternal hemoroid (TEH) ve anal fissür gebelik sırasında ve postpartum dönemde hayat kalitesini ciddi şekilde bozan benign anorektal hastalıklardandır. Bu lezyonların toplumdaki gerçek insidansı ve gebelikle progrese olması arasındaki ilişki yeterince bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı gebeliğin son trimesterı ile postpartum birinci aya kadar gelişen TEH ve anal fissür insidansını saptamak ve bu durumun gebelik boyunca alınan kilo, yenidoğan ağırlığı ve doğumun ikinci fazındaki süre ile olan ilişkisini ortaya koyabilmektir. MATERIAL VE METHOD: 25 Temmuz 2021- 25 Ekim 2021 tarihleri arasında kadın doğum ve genel cerrahi polikliniğine başvuran gebe hastalar içinden üçüncü trimester ve postpartum birinci ayda TEH ve anal fissür görülen, kayıtları tam olan hastalar prospektif takip edilip retrospektif analiz edildi. Üçüncü trimesterda olan hastaların kilo artışı yüzde olarak hesaplandı. Tüm üçüncü trimester hamile hastalar asemptomatik iken ve postpartum ilk ayda, kadın doğum uzmanı veya genel cerrah tarafından en az üç kez muayene edildiler. Daha önceden hemoroidal hastalık nedeniyle operasyon öyküsü olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. BULGULAR: TEH gelişen hastalarda; gebelik sırasında kilo artışı, bebek doğum ağırlığı, doğumun ikinci fazının uzaması risk faktörleri olarak saptandı (sırası ile p=0,003 p<0,001 p<0,001 p<0,001). Anal fissür risk faktörleri arasında ise gebelikte kilo artışı, bebek doğum ağırlığı, doğumun ikinci fazının uzaması saptandı (sırası ile p=0,003 p<0,001 p<0,001 p<0,001). İlk doğumun normal spontan vajinal doğum olması ve gebelik öncesi kilo fazlalığının TEH ve anal fissür sıklığında bir artışa neden olmadığı gözlemlendi. Sonuç: Gebelikte kilo alımı, bebek doğum ağırlığı ve doğumun ikinci fazının uzaması TEH ve anal fissür gibi Anorektal hastalıkların gelişimi açısından risk faktörü olarak sayılabilir

    Investigation of the effect of acute facilitation on balance performance in women swimmers

    Get PDF
    Bu çalışma kadın sporcularda maksimal tüketici bir egzersiz sonrası oluşan akut yorgunluğun denge performansı üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunuz Bingöl Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin Antrenörlük eğitimi bölümündeki 4. sınıf yüzme uzmanlık kadın (n=12) öğrencilerinden oluşturulmuştur. Araştırmada zayıf deneysel araştırma modeli (ön test-son test) tercih edilmiştir. Yüzücülerin denge performanslarını belirlemek için Stabilometrik platform, akut yorgunluk oluşturmak içinse koşu bandı üzerinde Bruce protokolü uygulanmıştır. Yüzücülerden alınan ön test ile son test verilerini değerlendirilmesi SPSS 23 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yüzücülerin hem gözleri açık hem de gözleri kapalı ön test ve son test statik denge sağa-sola standart sapma, öne-arkaya standart sapma, sağa-sola salınım hızı, öne arkaya salınım hızı, basınç merkezi çizim analizi ve salınım alanı değerleri karşılaştırıldığında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sonuç olarak, kadın yüzücülere uygulanan tüketici bir egzersiz protokolü sonrası oluşan akut kas yorgunluğunun vücut denge performans değerleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar görülmese de denge performansını üzerinde olumsuz etkisinin olduğu görülmüştür

    Yeşil Kalkınma Göstergeleri Bakımından Türkiye ve Avrupa Birliği'nin Performansının Karşılaştırılması

    No full text
    2008 yılında küresel krizin ülke ekonomilerini etkilemesi sonucunda yeşil ekonomi kavramı OECD, BM Çevre Programı (UNEP) ve G20 uluslararası kuruluşlarında kullanılmaya başlanmıştır

    Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Orman Ve Yarı Doğal Alanların Zamansal Ve Mekânsal Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Belirlenmesi

    No full text
    Artan nüfus ile birlikte görülen göç hareketleri ve beraberinde gelişen olumsuz beşeri etkiler doğal kaynaklar ve arazi örtüsü üzerindeki baskıyı arttırmaktadır (Arslan ve Örücü, 2019). Bu olumsuz etkilerin sonucunda biyolojik çeşitlik zarar görürken, canlıların yaşam alanlarında değişimler meydana gelmektedir (Sarı ve Özşahin, 2016). Doğal kaynakların en önemlilerinden birisi orman ve yarı doğal alanlardır. Bu alanların insanlar için sosyal, ekonomik ve ekolojik birçok faydası varken, diğer pek çok canlının ise yaşam alanlarını oluşturmaktadır (Yılmaz vd., 2006). Son yıllarda etkisi belirgin bir şekilde görülen küresel ısınma canlıların termal konfor unsurlarını tehdit ederken yapılan çalışmalar yeşil alanların boş arazilere göre nispeten daha düşük yer yüzey sıcaklığına sahip olduğunu göstermektedir (Mercan, 2020). Doğal kaynaklar sınırlı olduğundan bu alanlar dikkatli bir şekilde yönetilmelidir Bundan ötürü doğal kaynakların mevcut durumlarının rasyonel bir şekilde belirlenip zamansal ve mekânsal değişimlerinin ortaya konulması arazi planlama çalışmaları açısından oldukça kritikti

    Modeling Automobile Sales in Turkiye with Regression-Based Machine Learning Algorithms

    No full text
    The automobile sector is the locomotive of industrialized countries. The employment opportunities it creates are of great value because of its interconnectedness with other industries and the value it adds. Demand forecasting studies in such an important sector are one of the main drivers for the provision of raw materials and services needed in the future. In this study, 10 independent variables are used that directly or indirectly affect the level of car sales, which is our dependent variable. These variables are gross domestic product, real sector confidence index, capital expenditures, household consumption expenditures, inflation rate, consumer confidence index, percentage of one-year term deposits, and oil barrel, gold, and dollar prices. The dataset used consists of annual data between 2000 and 2021. To examine the sales forecast model, two variables that affect minimum sales are first extracted from the model using the least squares method. Linear Regression, Decision Tree, Random Forest, Ridge, AdaBoost, Elastic-net, and Lasso Regression algorithms are applied to build a predictive model with these variables. The Mean Squared Error (MSE), Mean Absolute Error (MAE), and coefficient of determination (R2) are used to compare the performance of the predictive models. This study proposes an approach for sectors affected directly or indirectly by automotive sales to gain foresight on this issue

    Agronomic and Quality Parameters and Yield Interactions of Various Safflower (Carthamus tinctorius L.) Cultivars at Different Sowing Dates

    No full text
    Safflower (Carthamus tinctorius L.) is cultivated across numerous nations for its oilseed and flower, as well as its fabric and food coloring properties. In the plain circumstances of Mardin Province (Türkiye), this study was conducted to determine the best date to sow six different safflower cultivars in the vegetation years of 2018 and 2019. Six safflower cultivars (Asol, Balcı, Dinçer, Linas, Olas, and Remzibey-05) were planted in the main plots on four different sowing dates (February 06, February 16, February 26, and March 05), located in the sub-plots. Safflower characteristics, including plant height, first branch height, number of branches, number of heads, head diameter, seed yield, protein ratio, oil ratio, and oil yield, were examined in the study. The first sowing date of the Remzibey-05 cultivar yielded the most seeds (4118 kg ha-1), and the second sowing date of the Remzibey-05 yielded the most oil (1197 kg ha-1). The Asol cultivar exhibited the highest protein content, however, no discernible pattern of increase or decrease was observed with respect to sowing dates. Early sowing enhanced seed production, and as sowing time was delayed, yield significantly decreased (on average by 30%). Further comprehensive research is required to tackle the deficiencies in vegetable and oil materials, not only in this locality but also in areas expressing equivalent weather and ecological features

    Yarı kurak iklim şartlarında ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinde verim ve bazı kalite unsurlarının belirlenmesi

    No full text
    Bu araştırma, Mardin ili ve çevresinde yaygın olarak yetiştirilen 10 ekmeklik buğday çeşidinin verim unsurları, tane verimi ve bazı kalite faktörlerinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Mardin-Kızıltepe koşullarında 2019-20 ve 2020-21 yetiştirme sezonlarında yağışa dayalı şartlarda Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Varyans analiz sonuçlarına göre; bitki boyu 83.7- 102.0 cm; başak uzunluğu 11.0-14.2 cm; başakta tane sayısı; yüz tane ağırlığı 30.5-38.8 g; biyolojik verim 582.5-644.1; hasat indeksi %30.1-38.9; hektolitre 72.2-80.4 kg/hl; protein oranı %13.1-15.8 ve tane verimi 176.9-247.7 kg da-1 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Çeşitlerin incelen özellikleri bakımından önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Tane verimi ve yüz tane ağırlığı bakımından en yüksek değerler Ceyhan-99 çeşidinde elde edilirken, protein oranı ve hektolitre değerleri bakımından Dinç çeşidi üstün çıkmıştır. Bu çalışmada Ceyhan 99, Pehlivan ve Sgittario çeşitleri tane verimi için Mardin ili ve çevresine önerilebilir

    Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk-Arap İlişkilerinde Psikolojik Faktörler

    No full text
    Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı sürecinde yaşadığı en travmatik olaylardan birisi hiç şüphesiz 1916 yılında Şerif Hüseyni’nin başlattığı isyandır. Osmanlı’nın var olma mücadelesi verdiği bu süreçte Şerif ve ona yakın bazı unsurların, İngiltere ile işbirliği halinde devlete isyan etmeleri Türkiye’de “Arap İhaneti” algısına, ruhsal ve fiziksel bütünlüğü derinden etkileyen bir travmaya yol açmıştır. Cumhuriyeti kuran kadronun, ülkenin geleceğini kurgulamak ve yeni rejimin seküler ve Batı yanlısı ideolojisini kökleştirmek için bu travmayı etkili bir biçimde kullanmış olması da Araplara karşı “kalıp yargıların” pekişmesini sağlamıştır. 2000’li yılların başlarından itibaren Türk güvenlik ve dış politikasında Orta Doğu bölgesinin öncelikli bir alan olarak ön plana çıkmasıyla Türk-Arap ilişkileri yeniden gündeme gelmeye başlamıştır. Son dönemde Arap ülkeleri ile Türkiye arasındaki ilişkilerin seviyesi önemli ölçüde ilerlemiş olsa da ikili ilişkiler toplumlar ve devletler arası kurumsal ilişki düzeyinden ziyade liderlerin kişiliklilerinde ortaya çıkan “liderler arası ilişkiler” düzeyinde kalmaya devam etmektedir. İlişkilerin toplumlar ve devletler arası ilişkiler seviyesine doğru derinleşememesi önemli ölçüde Şerif Hüseyin isyanının yol açtığı travma ve Cumhuriyet elitlerinin bu travmayı ülkenin geleceğini kurgulamak için kullanmış olmalarından kaynaklanmaktadır

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇