Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Investigation of building certification systems in terms of sustainable preservation: the case of Mardin city in Turkey
The global threats that arise due to the changing needs as a result of the advancement of technology cause the rapid depletion of natural resources. This situation necessitates studies to protect resources and reduce energy consumption. Recent studies have particularly emphasized the concept of “sustainability”. Today, as a result of the emergence of sustainability in buildings, certification systems have been developed in which the features of buildings are revealed. In this study, 4 certificate systems frequently used in different countries were discussed. First of all, these systems were examined, and their current data were revealed. The study aims to reveal the sustainability of a historical building located in an important historical city in Turkey according to criteria of the determined certification system. For this aim, the Old Government House in Mardin was discussed as a study area. The historical features of the building and plan features were included in the study area. In the findings of the study, the features of the historical building were determined according to the criteria of certification systems. In the evaluation of the features revealed, suggestions were made especially for the use of energy and water. At this point, to use simple renewable energy sources and systems will support the efficient and recycling of water in the building. This situation will contribute to the sustainable use of the faculty to a great extent. As a result, the sustainable preservation of historical buildings can be achieved in the long term by producing its own energy and using recyclable systems
The Effect of Lumbar Disc Hernia Operations in Prone Position on Endotracheal Cuff Pressure and Tracheal Morbidity
Background: When the cuffs of endotracheal tubes are inflated with high pressure, serious morbidities are
encountered. The aim of our study is to monitor the values of endotracheal tube cuff pressure, which can change in
different positions, during the operation and to investigate its effects on tracheal morbidity.
Materials and Methods: Prospective observational study. The age at which general anesthesia with endotracheal
intubation was applied to the study; Sixty randomly selected patients in the ASA 1-2 group, 18-80 years old, and
Mallampati class 1-2 were included between July 2016 and July 2017. Thirty patients with lumbar disc herniation
surgery were divided into 2 groups as group 1 in the prone position, and group 2 in the supine position of 30 patients
with lower or upper extremity surgery. After the patients in both groups were intubated in the supine position, the pilot
balloon was inflated with an endotracheal cuff manometer between 28-30 cmH2O. Endotracheal tube cuff pressure
was continuously monitored throughout the entire operation and recorded every 5 minutes. The patients were
evaluated in terms of cough, dysphonia and sore throat at 1, 8 and 24 hours postoperatively.
Results: Hemodynamic and respiratory parameters and temperature values of the groups were recorded during the
operation. Cuff pressures, postoperative cough, hoarseness and sore throat were statistically significantly higher in
group 1 (p:0.0001).
Conclusion: In order to minimize tracheal morbidity and related complications that may develop due to endotracheal
intubation, it was concluded that cuff pressure monitoring should become standard and continuous measurement is
required, especially in operations in the prone position
Examining Teachers' Levels of Organizational Stress and Job Alienation
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin örgütsel stres ile işe yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma, nicel araştırma metotlarından ilişkisel tarama modeliyle tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2022-2023 öğretim yılında Mardin’de kamuya ait ilkokul ve ortaokullarda tabakalı örnekleme metoduyla belirlenen 408 öğretmenden oluşmaktadır. İncelemede veri toplama aracı olarak Yıldırım, Taşmektepligil ve Üzüm’ün (2011) Türkçe ’ye uyarlanan “Örgütsel Stres Ölçeği”, Elma’nın (2003) geliştirdiği “İşe Yabancılaşma Ölçeği” ile katılımcılara ait demografik bilgiler formu kullanılmıştır. Ulaşılan bilgiler doğrultusunda, SPSS programı ile yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. İki kategorili değişkenler arasında anlamlı farkın olup olmadığını tespit etmek için Bağımsız Gruplar t-Testi, ikiden fazla kategorili değişkenleri karşılaştırmak için Anova, yapılmıştır. Anlamlı fark olan grupların belirlenebilmesi için Post-Hoc (Tukey- LSD) testi, değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması için de pearson korelasyon analizi ve Regresyon analizi yapılmıştır. İncelemeden elde edilen verilere göre öğretmenlerin örgütsel stres düzeyleri, iş yükü, beceri, karar verme ve sosyal destek boyutlarında alt boyutlarında yüksek seviyededir. Örgütsel stres algı düzeyleri yüksek seviyededir. Örgütsel stresin cinsiyet, branş, öğretmenlik Hizmet süresi değişkenlerine göre anlamlı değişiklikler göstermediği saptanmıştır. İnceleme sonucuna göre öğretmenlerin işe yabancılaşmaları güçsüzlük, anlamsızlık ve yalıtılmışlık alt boyutlarında düşük, okula yabancılaşma alt boyutunda yüksek düzeyedir. Öğretmenlerin toplam işe yabancılaşmaları ise düşük düzeydedir. İşe yabancılaşma düzeyinin; cinsiyet, branş, öğretmenlik Hizmet süresine göre anlamlı bir değişiklik göstermediği tespit edilmiştir. Örgütsel stres ile işe yabancılaşma arasında negatif doğrultuda anlamlı bir korelasyon ilişkisi saptanmıştır. Bulgulara göre öğretmenlerin işe yabancılaşmasının %24’ü örgütsel stresin boyutları tarafından açıklanmaktadır.The purpose of this study is to determine the relationship between teachers' levels of organizational
stress and job alienation. The research was designed using the relational survey model, one of the
quantitative research methods. The participants of the study consisted of 408 teachers selected
through stratified sampling method from public primary and secondary schools in Mardin during
the 2022-2023 academic year. Yıldırım, Taşmektepligil, and Üzüm’s (2011) "Organizational Stress
Scale" adapted into Turkish and Elma's (2003) "Job Alienation Scale" were used as data collection
tools in the study. Percentage, frequency, arithmetic mean, and standard deviation values were
calculated using the SPSS program based on the obtained information. T-test was applied to
determine whether there is a significant difference between binary variables, and ANOVA test was
used to compare variables with more than two categories. Post-hoc (Tukey-LSD) test was used to
determine the groups with significant differences, and correlation and regression analysis were
performed to reveal the relationship between variables. According to the results of the study,
teachers' levels of organizational stress are high in the sub-dimensions of workload, skill, decisionmaking, and social support dimensions. Teachers' perceptions of organizational stress are also high.
The level of organizational stress does not differ significantly according to gender, branch, and
length of service. As for job alienation, teachers' levels of alienation are low in the sub-dimensions
of powerlessness, meaninglessness, and isolation and high in the sub-dimension of alienation to the
school. Teachers' total perceptions of job alienation are low. The level of job alienation does not
show a significant difference according to gender, branch, and length of service. It has been found
that there is a significant negative correlation between organizational stress and job alienation.
According to the results of the study, teachers' perceptions of organizational stress predict their
levels of job alienation. In other words, teachers' perceptions of organizational stress affect their
perceptions of job alienation. Finally, various recommendations have been made based on the results
obtained in the study
ATTİTUDES TOWARDS SCHOOL EXPERİENCE PRACTİCES OF CHİLD DEVELOPMENT PROGRAM STUDENTS
Eğitim ortamlarında yer alacak olan bireylerin eğitsel etkinlikleri daha etkili biçimde yerine
getirebilmelerinin koşullarından biri eğitim uygulamalarına yönelik tutumlarının olumlu yönde
olmasıdır. Eğitsel alanlarda öğrenim görmekte olan öğrencilerin eğitim ortamlarındaki
uygulamalara karşı tutumlarının belirlenmesi, öğrencilerin eğitimi sürecinde ne tür
yaklaşımların izlenmesi gerektiği konusunda bilgi verecektir. Bu sebeple araştırmada, eğitim
alanlarında aktif olarak yer alan çocuk gelişimi programı öğrencilerinin okul deneyimi
uygulamalarına yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada mevcut durumu
tespit etmek amacıyla tarama modeli kullanılarak çocuk gelişimi programında öğrenim gören
504 öğrenciye, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Çocuk Gelişimi Programı Öğrencilerinin
Okul Deneyimi Uygulamasına Yönelik Tutum Ölçeği” uygulanmıştır. Ölçek, 39 madde ve 3
alt boyuttan (uygulamanın faydaları, uygulamalardan kaçınma ve uygulamaları reddetme)
oluşmaktadır ve Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0.91 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen
verilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmış olup frekans ve yüzde,
aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testlerinden
yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çocuk gelişimi programı öğrencilerinin okul
deneyimi uygulamalarına yönelik olumlu bir tutuma sahip oldukları, öğrencilerin okul
deneyimi uygulamalarını faydalı buldukları, uygulamalardan kaçınmadıkları ve uygulamaları
reddetmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, öğrenciler "uygulamanın faydaları" alt
boyutunda en sık; okul deneyimi uygulamalarındaki derslerde çocuklara faydalı olmanın
kendilerini mutlu ettiği, uygulamalara katılmanın öğretmenlik mesleğini yapabilmek için
gerekli olduğuna inandıkları, okul deneyimi uygulamalarında başarılı olmayı önemsedikleri,
uygulamaların kendilerine tecrübe kazandırdığı, onları öğretmenlik mesleğine hazırladığı ve
okul deneyimi uygulamalarını öğretmenlik mesleğini tanıyabilme açısından önemli buldukları
şeklinde görüş bildirmişlerdir. "Uygulamalardan kaçınma" alt boyutunda ise; okul deneyimi
uygulamalarını yapmak için yaptıkları ve kendilerine bir faydasının olmayacağı, uygulamanın
sıkıcı olduğu ve uygulamaya katılmak istemedikleri görüşlerine katılmadıklarını ifade
etmişlerdir. "Uygulamaları reddetme" alt boyutunda ise; okul deneyimi uygulamalarının
kendileri için zaman kaybı olmadığı, uygulamanın kaldırılmasının daha faydalı olmayacağını
düşündükleri ve uygulama için gittikleri okulda üzgün hissetmedikleri yönünde görüş
bildirmişlerdir. Araştırma sonuçlarına demografik özellikler açısından bakıldığında;
öğrencilerin cinsiyet, yaş, mezun olunan okul türü ve öğrenim türü bakımından anlamlı farklılık
göstermediği, ancak bölüm memnuniyeti değişkenine göre çocuk gelişimi programından
memnun olanların kısmen memnun olanlara göre okul deneyimi uygulamalarına yönelik
olumlu tutum bakımından anlamlı derecede farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin okul deneyimi uygulamalarına yönelik tutumlarına dair elde edilen
bulguların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.One of the conditions for individuals who will take part in educational environments to carry
out educational activities more effectively is that they have positive attitudes towards
educational practices. Determining the attitudes of students studying in educational fields
towards the practices in educational environments will provide information about what kind of
approaches should be followed in the education process of students. For this reason, the research
aimed to determine the attitudes of child development department students, who are actively
involved in education, towards school experience practices. The study utilized a survey model,
and a School Experience Attitude Scale, developed by the researchers, was administered to 504
students enrolled in the child development program to determine their attitudes towards school
experience applications. The scale consisted of 39 items and three sub-dimensions (benefits of
application, avoidance of applications, and rejection of applications), with a Cronbach's Alpha
reliability coefficient of 0.91. The data obtained were analyzed using SPSS 22.0 statistical
software, and descriptive statistics such as frequency, percentage, mean, and standard deviation
were calculated. Additionally, Mann-Whitney U and Kruskal-Wallis tests were utilized.
According to the research findings, students in the child development program exhibited a
positive attitude towards school experience applications. They found the applications beneficial
and did not avoid or reject them. Notably, in the sub-dimension "benefits of application,"
students expressed that they found it fulfilling to be helpful to children in school experience
applications, believed that participation in these applications was necessary to pursue a career
in teaching, emphasized the importance of succeeding in these applications, viewed them as
opportunities to gain experience and prepare for a teaching profession, and considered them
essential for familiarizing themselves with the teaching profession. Regarding the subdimension "avoidance of applications," students disagreed with the statements that the
applications would not be beneficial to them, were boring, and that they did not want to
participate in them. Regarding the sub-dimension "rejection of applications," students
expressed their opinions that school experience applications were not a waste of time for them,
that eliminating these applications would not be more beneficial, and that they did not feel sad
at the school where the applications took place. Demographic characteristics of the students,
including gender, age, type of previous school attended, and type of education, did not show
significant differences in their attitudes towards school experience applications. However,
concerning department satisfaction, students who were satisfied with the child development
program exhibited a significantly more positive attitude than those who were partially satisfied.
The findings of this research are expected to contribute to the literature on students' attitudes
towards school experience applications
PRETERM EYLEM
Gebelik, yaşamın normal bir evresi olarak kabul edilir. Gebelikte oluşabilecek komplikasyonların annenin ve yenidoğanın sağlığını tehdit etmeden kontrol altına alınabilmesi, ana-çocuk sağlığı hizmetlerinin başarı göstergesidir. Bu hizmetlerde sağlık profesyonellerinin rolü, risk durumlarının gebeliğe getireceği zararları önlemek için riski en erken evrede tanılamak ve alınabilecek tedbirlerle maternal-fetal sağlığı korumak olmalıdır. Sağlık profesyonelleri antenatal dönemde bakım sunarken, risklere ilişkin bilgileri tanımlayabilmeli, değerlendirebilmeli ve uygun yöntemleri planlayabilmelidi
Cumhuriyet Dönemi’nde Mardin (1923-1960)
Türkiye’de modern devletin ve modern toplumun yaratılmasına yönelik çalışmalar her ne kadar 1920’li
yıllarda başlasa da asıl olarak 1930’ların başından itibaren yoğunlaşmaya başlamıştır. Cumhuriyet’in
kuruluşundan 1930’lu yılların başına kadar Mardin’de kent yaşamının modernleşmesiyle ilgili büyük dönüşüm gerçekleşmemiştir. Modernleşme sürecinin yavaş ilerlemesine neden olan en önemli sorun bütçe yetersizliğiydi. Bu yıllarda öncelik verilen konuların başında sınırdaki kaçakçılık sorunu, bulaşıcı hastalıkların yaygınlığı ve susuzluk gelmekteydi. Mardin’e su tesisatlarının döşenmesi ancak 1950’lerin sonuna kadar aşamalı ve farklı tarihlerde mümkün olabilmişti.
Mardin bölgesinde hayvan yetiştiriciliği ve üretimi çok fazla olması sebebiyle, bulaşıcı hastalıkların
Türkiye’ye yayılması mümkündü. Hastalıklara anında müdahale edilmesi için 1926 yılında Mardin Serum
Laboratuvarı kurulmuştu. Ayrıca Suriye ile yapılan anlaşmalara, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi konusunda maddeler de eklenmişti. Böylece Türkiye geneline yayılması muhtemel olan salgınların önüne geçilmişti.
Mardin şehri, sınır ve güvenlik merkezi olması sebebiyle, devlet otoritesinin ve kontrolünün yoğun
biçimde uygulandığı bir alandı. Valilerinin bir bölümü aynı zamanda belediye başkanlığı görevini üstlenmişti. Valiler, sınır güvenliğinin sağlanması ve kaçakçılığın önlenmesi konularında bir araya gelen Türkiye-Suriye ve Türkiye-Irak Komisyonlarında görev alma yetkisine sahiptiler. Valiler ayrıca halkın okur-yazarlık seviyesinin yükseltilmesi amacıyla Millet Mektepleri, Türk Ocakları, Halkevleri ve Türk Dilini Yayma Cemiyetleri’nin çalışmalarına destek vermekteydiler.
Mardin’in üretim ve ihracat kapasitesinde en fazla etkili olan sektörler, tarım ve hayvancılık idi. Ülke
ekonomisine önemli katkısı olan bu üretimlere devlet desteği verilmekte ve burada yapılan faaliyetler Ankara tarafından denetlenmekteydi. Dokumacılık, kuyumculuk, telkâri (gümüş işlemeciliği), taş oymacılığı vb. alanlarda da üretim yapılmaktaydı. Mardin şehrinde 1930’lu yıllarda başlayan modernleşme ve üretim
hareketleri asıl olarak 1950’lerden itibaren etkili olabilmiştir.In spite of the fact that the endeavors for the establishment of the modern state and modern society in Türkiye started in the 1920s, they started to intensify mainly by the early 1930s. Since the foundation of the Republic until the early 1930s, no major transformation was available in Mardin regarding the modernization of urban life. The most substantial setback that caused the modernization process to proceed slowly was the insufficiency of budget. The most important issues in these years have been the problem of smuggling at the border, the prevalence of infectious diseases and thirst. The installation of waterworks in Mardin was only incrementally possible until the late 1950s and at various dates.
Due to the high number of livestock raising and husbandry in the Mardin region, it was possible for infectious diseases to spread across Türkiye. Mardin Serum Laboratory has been established in 1926 for the purpose of responding to diseases immediately. Moreover, articles on the prevention of infectious diseases were included to the conventions concluded with Syria. Thus, epidemics that would have been spread throughout Türkiye have been prevented accordingly.
Since the province of Mardin has served as a border and security center, it was a region where state authority and control have intensively been executed. Some of its governors also served as mayors. The governors had the authority to take seat in the Türkiye-Syria and Türkiye-Iraq Commissions convening on the matters such as border security and prevention of smuggling. The governors have also supported the endeavors of the National Schools, Turkish Hearths, Community Centers and Societies for the Dissemination of the Turkish Language for the purpose of increasing the literacy level of the people.
The sectors that had the most impact on Mardin's production and export capacity were agriculture, livestock raising and husbandry. These productions, having a significant contribution to the country's economy, have been provided with the state support and the activities performed there have been supervised by Ankara. Productions have also been carried out in the fields of weaving, jewelry, filigree (silver embroidery), stone carving, etc. The modernization and production movements started in the 1930s in the province of Mardin have been effective as of the 1950s
Hastaların ve Hemşirelerin Algıladığı Bakım Davranışları ve Bakım Memnuniyeti
Amaç: Hemşirelerin, kendi bakım davranışlarını değerlendirmesi ve aynı bakım davranışlarının hastalar tarafından nasıl değerlendirildiğini anlaması oldukça önemlidir. Bu araştırma, hastaların ve hemşirelerin algıladığı bakım davranışları ve bakım memnuniyeti arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı olarak yapılan bu araştırma, iç hastalıkları ve cerrahi kliniklerinde çalışan 119 hemşire ve bakım verdikleri 100 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, hastalar ve hemşireler için ayrı veri toplama formları kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veri toplama formları; bireyin tanıtıcı özellikleri formu, Vizüel Analog Skala ve Bakım Davranışları Değerlendirme Ölçeği-Kısa Formundan oluşmuştur. Bulgular: Algılanan bakım davranışları toplam puan ortalaması, hastalarda ve hemşirelerde sırasıyla; 88,50 (SS=23,14) ve 111,44 (SS=16,52) olarak bulunmuştur. Bakım memnuniyeti puan ortalaması, hastalarda ve hemşirelerde sırasıyla; 6,66 (SS=2,07) ve 7,42 (SS=2,12) olup hemşirelerin algıladığı bakım davranışları (p<0,001) ve memnuniyet düzeyleri (p<0,01) hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksek saptanmıştır. Hastaların ve hemşirelerin algıladığı bakım davranışları puanı ile memnuniyet puanı arasında istatistiksel olarak olumlu yönde ilişki bulunmuştur (sırasıyla 0,591; 0,316; p<0,01). Sonuç: Hastaların ve hemşirelerin algıladığı bakım davranışları ve bakım memnuniyetinin orta düzeyin üzerinde olduğu ve algılanan bakım davranış düzeyi arttıkça bakım memnuniyetinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, hastalar tarafından algılanan bakım davranışlarını ve memnuniyet düzeyini arttırmak için uygulanabilecek yaklaşımlar ile ilgili araştırmalar yapılmalı ve stratejiler geliştirilmelidir
Midwifery Department Students' Metaphors for the Concepts of "Midwife" and "Midwifery Profession"
Amaç: Ebelik, hayatın en kritik anlarında bilim, sanat ve etik değerleri bütünleştiren bir meslektir. Ebe ve ebelik mesleği kavramının geleceğin sağlık profesyonelleri tarafından nasıl anlaşıldığı önemlidir. Bu bağlamda,
araştırmanın amacı ebelik bölümü öğrencilerinin “ebe” ve “ebelik mesleği” kavramına ilişkin sahip oldukları
algıları ve anlam dünyasında nerede durduğunun metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır.
Materyal ve metod: Araştırma nitel araştırma yöntemi ve olgu bilim deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın
çalışma grubunu 2021-2022 öğretim yılının bahar döneminde öğrenim gören Mardin Artuklu Üniversitesi Ebelik bölümü öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri her öğrencinin, “Ebe, Ebelik mesleği/ ... gibidir/benzemektedir. Çünkü,...” cümlesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Araştırmaya 89 gönüllü öğrenci katılmıştır.
Veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir.
Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre öğrenciler ebe kavramına yönelik 39, ebe mesleğine yönelik 53 farklı
metafor üretmişlerdir. Ebe metaforları “kutsal”, “ailenin bir üyesi”, “rehber”, “güçlü”, “yardımcı”, “çok yönlü”
şeklinde altı kavramsal tema altında toplanmıştır. Ebelik mesleği ise “yol gösteren”, “spiritüel”, “ihtiyaç duyulan”, “kadim”, “çok yönlü” yönetici ve koruyucu” ve “gelecek vadeden” şeklinde yedi tema altında açıklanmıştır.
Sonuç: Ebelik mesleği anne ve bebek sağlığını geliştirmede temel bir disiplin olduğu için öğrencilerin ebe ve
ebelik mesleği algıları oldukça önemlidir.
Anahtar Kelimeler: Metafor, Ebe, Ebelik, Ebelik öğrencile
Inbred Line Improvement with Doubled Haploid Technology in Maize Breeding
Klasik mısır ıslahında ıslah süresinin uzun olması, yüksek mali finans ve iş
gücü gerektirmesi yeni hibrit çeşit geliştirmede özellikle küçük ve orta ölçekli
ıslah kuruluşlarının mısır ıslahı yapmasını güçleştirmektedir. Bu bariyeri kırmak
için son yıllarda uygulamaya konan in vivo haploidi tekniği yukarıda sayılan
avantajlarının yanısıra seleksiyon etkinliğini artırmakta, tam homozigotluk
sağlamakta, moleküler marker tekniklerinin uygulanması için uygun saflık
sağlamaktadır. Bu çalışmada induser kullanarak in vivo maternal haploid bitki
elde etme yönteminin mısır ıslahında kullanılma potansiyeli araştırılmıştır.
Çalışmada kendilenmiş hat elde etmek için Karadeniz Bölgesi yerel mısır
popülasyonları ve haploid bitki elde edilmesinde tozlayıcı olarak RWS ve
RWK-76 induser (indirgeyici) genotipleri materyal olarak kullanılmıştır.
Çalışmanın kromozom katlama, tohum çoğaltımı ve bitki yetiştirme işlemleri
Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvar, sera ve
deneme arazisinde 2016, 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. DH hatlar 3
adet ticari hibrit çeşidiyle melezlenmiş ve bu melezleme sonucunda 9 melezde
tekerrürlü deneme kuracak kadar tohum elde edilmiştir. 2018 yılında DH
hatlardan elde edilen test melezleri 3 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme
desenine göre ekilerek yetiştirilmiş ve bazı tarımsal özellikler yönünden
değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre başta tane verimi olmak üzere
bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, gövde çapı, yaprak eni ve SPAD, koçan
ağırlığı, koçan boyu, koçan çapı, koçanda sıra sayısı, koçan sırasında tane sayısı
ve uç boşluk uzunluğu, sömek çapı, koçanda tane ağırlığı özellikleri yönünden
standart çeşitleri aşan DH melez kombinasyonları saptanmıştır. İn vivo haploid
bitki elde etme yönteminde başarıyı en çok düşüren aşamanın DH bitkilerin
kendilenmesi aşaması olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada mısır ıslahında bir
bütün olarak başarıyla kullanılabileceği ortaya konmuştur. Yerel mısır
çeşitlerimizin hem bu yöntemin uygulanmasına uygun olduğu hem de ıslahta
doğrudan anaç olarak kullanmak için uygun genotipik potansiyele sahip olduğu
belirlenmiştir. DZ-M-13 x Gariz, DZ-M-56 x Elioso, DZ-M-67 x Elioso-1 ve
DZ-M-67 x Excel-1 DH melezleri tane verimi bakımından öne çıkan genotipler
olmuşlardır. Ayrıca test melezlerinde incelenen özellikler arasında tane verimi
ile bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, koçanda tane sayısı ve koçan ağırlığı
arasında pozitif ve önemli korelasyon ilişkileri saptanmıştır
A Netnography Approach On The Guided Pub Crawls Experiences Of Tourists: The Case Of Istanbul
The purpose of this research is to examine and understand the experiences of tourists who participate in a guided pub crawls experience in Istanbul. By analyzing tourist reviews, this study used a qualitative case study approach to user-generated content. The data obtained from TripAdvisor, which is the most prominent travel site for tourists, collected from tourist reviews (n:1845) between 18 September and 22 November 2022. The guided pub crawls experience findings are diverse and based on components of guide attributes, memorable experience, safety, satisfaction, recommendation, and revisit intention, value/price, socialization/meet people, and servicescape. Since there are no empirical studies on tourists' guided pub crawls experiences in the tourism literature, it is expected that this study will make a substantial contribution to the existing body of knowledge and fill the gap. Furthermore, from a management perspective, this research gives a thorough insight of the pub crawls experience in tourist destinations