Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Akkoyunlu Dönemi Resimli Şehnameleri: İkonografik Bir Değerlendirme
Akkoyunlular (1340-1514) tarih sahnesine bir beylik olarak çıkmışlar ve daha sonra devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde kazandıkları güç sanat üretimini etkilemiş ve üretim Şiraz’da yoğunlaşmıştır. Özellikle Akkoyunların bölgeye hakimiyetlerinden sonra Şiraz’daki yoğun üretim bu dönemde resimli el yazma sayısındaki artışla kendini göstermiştir. Resimli el yazması üretiminde Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411 H./1020 M.) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamelerin ayrı bir yeri olmuştur. Şiraz’da özellikle üzerinde durulan dönemdeki resimli Şehname üretimindeki artış dikkat çekici bir hal almış ve yakın tarihlerde hazırlanmış pek çok nüsha günümüze ulaşmıştır.
Akkoyunlu dönemindeki Şehnamelerin ikonografik özellikleri, bu döneme ait özgün örneklerin ve resimlerinin incelenmesi ile belirlenebilmektedir. Resim-metin ilişkisinde kuvvetli bağ Şehname ikonografisinin belirlenmesin sağlamaktadır. Diğer taraftan nakkaşın yorumu sahnenin şekillenmesini büyük oranda etkilemektedir. Mevcut olan resim üslubunun katkısı da resmin hazırlanması sırasında yerini almaktadır. Bu bağlamda ikonografideki farklılıklar aynı sahnenin farklı nüshalardaki incelenmesi ile ön plana çıkmaktadır
SAĞLIK HİZMETLERİ TÜKETİCİLERİNİN COVID-19’A YÖNELİK AŞI TEREDDÜTLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ
Bu araştırmada Türkiye’deki sağlık hizmetleri tüketicilerinin COVID-19’a yönelik aşı tereddütlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Belirlenen faktörlerin demografik özellikler itibariyle farklılaşma eğiliminde olup olmadığının tespit edilmesi ise araştırmanın ikincil amacını teşkil etmektedir. Araştırma verileri, kolayda örnekleme tekniğine başvurularak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 401 bireyden yüz yüze ve çevrimiçi anket yöntemleri kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Açıklayıcı Faktör Analizi, T-test, ANOVA, post-hoc ve tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; katılımcıların COVID-19’a yönelik aşı tereddütlerini etkileyen faktörlerin “Güven”, “Zaman”, “Fobi”, “Bağışıklık”, “İnanç” ve “Alerji” olduğu desteklenmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşan davranışları tespit edildiğinde ise; “Güven” faktörünün farklı yaş ve meslek, “Zaman” faktörünün farklı yaş ve meslek, “Fobi” faktörünün farklı yaş, meslek, gelir ve coğrafi bölge, “İnanç” faktörünün farklı yaş ve “Alerji” faktörünün ise farklı eğitim seviyesi ve meslek gruplarında bulunan katılımcılarda farklılaştığı (p<0.05), “Bağışıklık” faktörünün ise gruplar arası farklılaşma göstermediği tespit edilmiştir
The Conception Of Love in Nizami Ganjavi’s Khosrow O Shirin And Leyli O Majnun
Dönemi itibariyle yeni bir tür olan Hamse ile edebiyat sahasında muteber bir yere sahip olan Nizâmî-yi Gencevî (ö. 611/1214 [?]), yazmış olduğu beş mesnevi ile uzun yıllar Fars, Türk, Arap ve Batı edebiyatlarında örnek alınan bir isim olmuştur. Şair, kurguladığı hikâyelerde bir dış çerçeveyle birlikte okuyucuya katmanlı bir metin bırakmış, zihnini meşgul eden sorulara bu hikâyelerde cevaplar aramış, okuyucuyu derin kavramlar üzerine düşünmeye sevk etmiştir. Bu kavramlardan biri de aşktır. Nizâmî, aşk mevzuunu iki kahramanlı aşk hikâyeleri olarak isimlendirilen Hüsrev u Şîrîn ve Leylâ vu Mecnûn mesnevilerinde açıklamaya ve bu hikâyelerden yola çıkarak zihnindeki aşk tasavvurunu okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Kendi dönemine kadar tasavvufî aşkı anlatan mesnevilerde sembolik dil kullanılırken Nizâmî, ilk defa gündelik aşkı konu edinen mesnevilerinde Leyla, Kays, Hüsrev, Şirin gibi sıradan karakterleri kullanarak meramını okuyucuya aktarmış ve gelenekteki mesnevilerde hâkim olan mecaz, temsil ve teşbih yolunu tercih etmemiştir. Leylâ vu Mecnûn eserinin bütünlüğüne bakıldığında, birbirine kavuşamayan iki âşığın dünyevî hikayesinden ziyade metafizik güzelliğe ulaşmaya yönelik bir yolculuğun anlatıldığı (seyr u sülûk) malumdur. Bu yönüyle de sembolik anlatımlı birçok mesneviye ilham kaynağı olan Sühreverdî’nin Mûnisu’l Uşşâk eserindeki tekâmül yolculuğu safhalarıyla Mecnun’un Leyla sureti üzerinden tekâmülü arasında bazı benzerlikler görülebilir. Hüsrev u Şîrîn’de ise yine hikâye bütünlüğüne bakıldığında kahramanların ahlâkî tekâmülü üzerine bir kurgu gözlemlenir. Nizâmî beşerî aşkı küçümsemez, aksine onu ahlâkî düzlemde kemâle erdiren bir araç olarak görür. Beşerî aşk bu bağlamda hikâyedeki karakterleri metafizik güzelliğe görünürde eriştirmese de Şirin adeta bu mertebeye erişmiş gibidir. Çalışmada her iki mesneviyi irfânî ya da beşerî gibi keskin sınıflandırmalara tabi tutmadan Nizâmî’nin aşk tasavvuru üzerinde durulmuştur.Nizami Ganjavi (d. 12141 [?]), who had a respected place in the field of
literature with his Khamsa, which was a new genre in his period, has been an
exemplary name in Persian, Turkish, Arabic, and Western literature for many
years with the five mathnawi he wrote. The poet has left a layered text to the
reader with an external framework in the stories he has almost fictionalized,
sought answers to the questions that occupied his mind in these stories, and
encouraged the reader to think about deep concepts. One of these concepts is
love. Nizami tried to explain the subject of love in his two heroic love stories
Khosrow o Shirin and Leyli o Majnun and tried to convey his conception of
love to the reader based on these stories. While symbolic language was used in
mathnawi describing mystical love until his time, Nizami, for the first time in
his mathnawi about everyday love, used ordinary characters such as Layla,
Qays, Khosrow, Shirin to convey his meaning to the reader and did not prefer
metaphor, representation, and simile, which were dominant in the mathnawi of
the tradition. When we look at the whole story in Leyli o Majnun, we see that it
is a journey to reach metaphysical beauty rather than a worldly story of two
lovers who cannot meet each other. In this respect, some similarities can be seen
between the phases of the journey of the evolution in Suhrawardi’s Munisu’l
Ushshak, which is a source of inspiration for many mathnawi with symbolic
narration, and the evolution of Majnun through the image of Layla. In Khosrow
o Shirin, when we look at the integrity of the story, we observe a fiction based
on the moral evolution of the heroes. Nizami does not belittle human love; on
the contrary, he sees it as a means of moral perfection. In this context, although
human love does not seem to bring the characters in the story to metaphysical
beauty, Shirin seems to have like reached this level. In this study, Nizami’s
conception of love is emphasized without subjecting both mathnawi to sharp
classifications such as the mystical or the humanistic
Yok Olmaya Yüz Tutmuş Bir Kültür Mekanı: Dereiçi (Kıllıt) Köyü Örneği
Kültür, tarih boyunca toplum tarafından üretilmiş ve nesilden nesile aktarılan maddi ve manevi özelliklerin bütünüdür. Bir kültürün varlığını devam ettirebilmesi için bir topluluğa, topluluğun da fiziksel bir mekâna ihtiyacı vardır. Bazı mekânlar doğası gereği kozmopolittir;
tarihsel ve sosyolojik nedenlerle çeşitli kültürlere ev sahipliği yapar. Mardin, birçok dinin ve dilin bir arada yaşadığı bir kültür mekânıdır. Savur ilçesine bağlı Dereiçi Köyü bunun mikro örneğidir. Bu araştırmanın amacı, bu kültürel mekânın neden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirlemek için köydeki göç örüntülerini ve göç nedenlerini incelemektir. Nitel bulgular göçün sosyal, politik ve ekonomik birçok nedeni olduğunu ortaya koymuştur. Göçlerin meydana gelmesi ve buna bağlı olarak köy nüfusunun azalmasıyla, kültürel mekânlar yok olma riski altındadır. Ancak bu kültürel mekânların restore edilmesinden sonra köye geçici geri dönüşlerin olduğu gözlemlenmiştir.Culture is the collection of mrterirl rnd spiriturl chrrrcteristics thrt hrve been produced by society throughout the course of history rnd prssed down from generrtion to generrtion. In order for a culture to continue its existence it requires r community, r community need r physicrl sprce. Some sprces rre cosmopolitrn by nrture rnd host r vrriety of cultures due to historicrl rnd sociologicrl rersons. Mrrdin is r culturrl sprce where mrny religions rnd lrngurges coexist. Dereiçi Village in Savur district is a micro-example of this. The purpose of this research is to examine the migration patterns and causes of migration in the village in order to determine why this culturrl sprce is frcing the drnger of extinction. The qurlitrtive findings revealed that migration has multiple social, political, and economic causes. With the occurrence of migrrtions rnd the consequent depopulrtion of the villrge, culturrl sprces rre rt risk of disappearing. However, after the restoration of these culturrl plrces, it wrs observed thrt there were temporrry returns to the villrge
Kültürel Miras ve Müze İlişkisi:Mardin Müzesi
Müzeler sahip olduğu güçlü rolleri ile betimlediği kültürün değerlerini açıklamaya ve aktarmaya yardımcı olurlar. Türkiye’de müzeler sürdürülebilir kültürel miras söylemleri içinde yer almaktadır.Bu açıdan müzeler, kültürel iade biçimlerini ortaya koyan ve geçmişe özgü yorumları aktaran ayrıcalıklı kurumlardır. Müzeler, hafızanın depolanarak geçmiş ve bugün arasında köprü kurulmasını sağlayan ve gelecekle bağ kuran mekanlardır. Bunun yanı sıra ellerinde bulundurdukları otorite ile sahip olunan kültürel geçmişin gücünü kullanarak toplumların birikimlerini ve hafızalarını şekillendirmede öncül kuruluşlardır. Yirmi birinci yüzyılda COVID-19’la tanışan müzelerin kendilerini geliştirmelerinin ve bu amaçla hizmet edebilmelerinin önemli olduğu görülmüştür. Bu çalışma, müzelerin kültürel miras, birikim, hafıza, geçmiş bağlantıları üzerinde durmakta ve konuyu Mardin Müzesi özelinde değerlendirilmektedir
Durum çalışması (Case study)
Bu bölümün temel amacı nitel araştırma yöntemlerinden biri olan du-rum çalışmasının ne olduğu, bir olgunun, bir durumun veya bir olayın du-rum çalışmasıyla nasıl inceleneceği ve raporlaştırılacağını ortaya koymaktır.Bu amaç doğrultusunda öncelikle durum çalışmasının genel bir çerçevesiçizilmiştir. Sonra durum çalışmasının tanımı, amacı, felsefesi, içeriği ve tür-leri açıklanmıştır. Son olarak, durum çalışmasıyla yapılacak bir araştırmanınörneklemini oluşturma, veri toplama, verilerin analiz şekilleri ve raporlaştı-rılması tartışılmıştır
Okul Kantinlerinde Gıda Güvenliği
Gıda güvenliği, son yıllarda büyük önem kazanmış ve tüketicilerin sağlık risklerinden korunması için gıda üretimi, işleme, saklama, dağıtım ve tüketim süreçlerinin kontrol edilmesi ve yönetilmesi ile ilgili bir kavram haline gelmiştir. Gıda güvenliği sorunları ve tüketici endişeleri arttıkça, gıda güvenliği konusunda uluslararası kuruluşlar ve ulusal merkezler daha fazla aktif rol oynamaya başlamıştır. Bununla birlikte teknolojinin ilerlemesi ve COVID-19 salgını, gıda güvenliği konusunu daha da önemli hale getirmiştir. Gıda güvenliği ve beslenme, insan sağlığı için hayati bir faktördür, özellikle çocuklarda doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşır. Çocukların gıda seçimleri ve beslenme alışkanlıklarını etkileyen faktörler arasında aile, arkadaşlar, alışkanlıklar, sosyokültürel ve fiziksel çevre, medya ve reklamlar, sosyo-ekonomik durum, fiziksel aktivite durumu ve eğitim gibi etmenler yer almaktadır. Bunların dışında çocuklarda gıda güvenliğini etkileyen etmenlerin başında okul kantinleri ve okul kantinlerinde sunulan yiyecekler gelmektedir. Bu bölümde, okul kantinlerinin çocukların gıda güvenliği ve beslenme alışkanlıkları üzerindeki önemine odaklanılmakta ve çocukların gıda tüketiminin önemli bir kısmının okul kantinlerinden sağlandığı ve bu nedenle kantinlerin gıda güvenliği bilincini teşvik etmek için önemli bir rol oynadığı belirtilmektedir. Bu doğrultuda; okul kantinlerindeki gıda güvenliği riskleri ve önlemleri, okullarda gerçekleştirilecek etkili gıda güvenliği yönetim ve denetim sistemlerinin sağlık sorunlarının çözümü ve önlenmesindeki gerekliliği, okul kantinlerinde kontrol süreçleri, başta Hayat Bilgisi Öğretim Programı’nda yer alan kazanımlar olmak üzere ilkokul programlarında gıda güvenliği ile öğrencilerin ve personelin bilinçlendirilmesi konu içeriklerine yer verilmiştir
Mesane Tümörü Rezeksiyonunda Karl Storz ve Olympus Bipolar Rezeksiyon Sistemlerinin Karşılaştırılması
Amaç: Kasa invaze olmayan mesane kanserli hastalarda mesane tümörlerinin tedavisinde Olimpus ve Karl Storz bipolar transüretral mesane rezeksiyonunun perioperatif sonuçlarını ve komplikasyonlarını karşılaştırmayı amaçladık. Materyal ve metod: Etik Kurulu onayı (Karar No. 2023/5-17) takibinde, 01 Ocak 2019 ile 28 Şubat 2023 tarihleri arasında Olimpus ve Karl Storz bipolar sistemleri ile transüretral mesane tümörü rezeksiyonu yapılan tüm hastalar değerlendirilmeye alındı. Bulgular: Olimpus grubunda hemoglobin (hbg) değişimi 1,11±0,61 iken Karl Storz grubunda 1,35±0,82 olarak görüldü ve anlamlı istatistiksel fark görülmedi (p= 0,180). Tümör boyutu Olimpus grubunda 3,20±1,55 cm olup Karl Storz grubunda 4,20±2,79 cm olarak değerlendirildi. Benzer şekilde obturator reflex, mesane perforasyon varlığı, kan tranfuzyonu, postoperatif pıhtı retansiyonunda da istatistiksel olarak farklılıklar saptanmadı. Sonuç: Kasa invaze olmayan mesane kanserinin transüretral rezeksiyonunda bipolar teknolojinin kullanımı güvenli ve etkili bir yöntemdir. Her iki tekniktede mesane perforasyon oranı, postoperatif pıhtı retansiyonu, postoperatif hemoglobin düşüşü, obturator reflex oranı benzer bulunmuş olup, istatistiksel olarak fark görülmemiştir
CEM SULTAN’IN FARSÇA DİVANINDA ANÂSIR-I ŞAHNÂME
Doğu ve Fars edebiyatının en büyük ve en önemli epope eseri Ebü’l-
Kasım Firdevsî (ö. 1020-?)’ye ait Şahnâme kabul edilir. Yaklaşık 60 bin
beyitlik2 bu edebi şaheserin konusu Pişdadî, Kiyanî, Eşkanî ve Sasanî gibi
kadim İran coğrafyasındaki dört klan ve krallığın başlangıçtan Arap istilasına
kadarki mitlerini, efsane ve kahramanlık anlatıları ile kısmen tarihini içerir
ve Nöldeke’nin de belirttiği gibi (1379: 68-69) Dakikî-i Tusî (ö. 976)’nin
başlatmış olduğu bir eserin bitirilmiş son hâlidir. İbn-i Esir’in “Acem Kuran’ı”
dediği Şahnâme, Farslar dışındaki Acem tanımı içerisine giren diğer İranî
halklar tarafından da sahiplenilmiş bir eserdir.3 Yazıldığı dönemden sonra
İran sınırlarını aşarak İslam beldelerinin birçok noktasına ulaşmış, Müslüman
olmayan halklar dâhil (Ermeni, Gürcü, Hint) çeşitli coğrafyalarda başta
yönetim sınıfı olmak üzere edebî mahfillerde okunup ezberlenmiştir. Tarihî
süreçte benzerleri kaleme alınmış ya da taklit edilmiş, başka dillere çevrilmiş
ve böylelikle orta çağ ve sonrası çeşitli tarih evrelerinde Şahnâme okuyuculuğu
ya da Şahnâme yazıcılığı gibi önemli bir edebî akımın ortaya çıkmasına
önayak olmuştur. Şahnâme tarihte ilk olarak Eyyûbîler devrinde saray kâtibi
olan tarihçi Kıvâmüddin Feth b. Ali Bündâri (ö.1225) tarafından eserin üçte
ikisini kapsayacak şekilde Arapça nesre çevrilmiş ve Eyyûbîler’in Dımeşk/
Şam kolu hükümdarı el-Melikü’l-Muazzam İsa b. Âdil (1218-1227)’e ithaf
edilmişti
Gebelikte Diğer Endokrin Hastalıkları
Tiroid bezi, erişkinlerde yaklaşık 20 gr ağırlığında olan vücudumuzun en büyük endokrin bezidir. Yerleştiği alan itibariyle boynun ön tarafında, larinksin hemen aşağısında ve trakeanın önünde yer almaktadır. Anatomisine bakıldığında, tiroid bezinin sağında ve solunda loblar ve bu lobları birbirine ortada bağlayan isthmus adı verilen bir parçası bulunmaktadır. Bazen bunlara ek olarak, triglossal duktus’un bir kalıntısı olan piromidal lob da olabilmektedir. Sağ ve sol loblar sternohyoid ve sternotiroid kasları tarafından örtülmektedir. Tiroid bezi, kendi ağırlığının 5 katı kadar yüksek kan akımı sağlayan gelişmiş bir damarlanmaya sahiptir. Tiroid bezi içinde iki tane endokrin organ vardır. Bunlar; tiroid bez ve paratiroid bezdir