Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Women's political representation in Turkey: Analysis of structural factors
Siyaset ve kadın konuları yüzyıllardır araştırmacıların en çok üzerinde durduğu konular arasında yer almaktadır.Özellikle de kadınların siyasal temsili, kadınların siyasete katılımı ve bunları etkileyen,şekillendiren faktörler araştırmacılar için önemini sürdürmeye devam etmektedir.Yapılan bu çalışmada literatürde var olan siyasal katılım,siyasal temsil,siyaset ve toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki,kadınların sahip olduğu haklar,kadınların siyasal katılımlarının yıllar içinde şekillenmesi ile günümüzdeki mevcut durumu,uluslararası ilişkilerin temelinde kadın ve siyasal temsilinin önemi ve Türkiye'de kadınların siyasal temsili ve kadınların siyasal katılımlarını etkileyen faktörler incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de kadınların siyasal katılımında etkin role sahip olan faktörler incelenmiş olup, bu hususta genel itibariyle hangi faktörlerin daha etkili ve önemli olduğu saptanmaya çalışılmıştır.Literatür araştırmasıyla birlikte Türk tarihinde kadınların siyasal katılımı konusunda bir çok faktörün etkili olduğu ve zaman içinde kadınların siyasete katılımlarını şekillendirdiği görülmüştür.Bu faktörlerin genel hatlarını; geleneklerin, dinsel öğelerin ve sosyoekonomik şartların oluşturduğunu söylemek mümkündür. Rönesans ve reform hareketleri ile başlayan katılım süreçleri sanayi devriminden sonra ivme kazanmıştır.Somut anlamda siyasal temsil ve siyasete katılım adımları ikinci dünya savaşı sonrasında atılmaya başlanmıştır.Kadınların temsilini ve siyasal katılımı etkileyen faktörlerin neredeyse bütün toplumlarda benzer olmasına rağmen bu hususların gelişim süreçlerinin her toplumda farklı bir şekilde meydana geldiği görülmüştür.Özellikle gelişmiş ülkelerde öne çıkan kadın hareketleri Türk toplumunda da etkisini göstermeye başlamıştır.1900'lü yıllarda Türkiye'de de eşitlik ve özgürlük temalı sivil toplum hareketleriyle birlikte kadınların temsili ve siyasal katılımları önem kazanmaya ve toplumun gündemini meşgul etmeye başlamıştır.Zamanla kadınların siyasette daha fazla yer alması için çabalayan sivil toplum kuruluşlarının ve devlet kurumlarının desteğini alan kadınların toplumda daha fazla söz sahibi olmaya çalıştıkları görülmüştür. Bu durumun günümüzde ve daha sonraki yıllarda da devam edebilmesi için kadınların geleneksel rollerinin değişmesi ve ekonomik problemleri aşmaları gerekmektedir.Politics and women's issues are among the topics that researchers mostly have been focusing and examining.The political representation of women,women's participation in politics and the factors that affect and shape them continue to be important for researchers. In this study, political participation, political representation and politics and the relationship between gender, the rights were owned by women, formation of political participation of women over the years and in today's current situation, the importance of women and political representation on the basis of international relations and women's political representation in Turkey and the factors influencing political participation of women were examined In this study factors having an active role in the political participation of women in Turkey were examined and it was aimed to find out which factors are more effective and more important in general terms.It was determined that there is a number of factors which determine the political participation of women in Turkish history and it has been found that these factors are reallyimportant in shaping women's participation in politics. The outline of these factors; traditions, religious elements and socioeconomic conditions. The accession processes that started with the Renaissance and reform movements gained momentum after the industrial revolution. In the concrete sense, the steps of political representation and participation in politics began to be taken after the second world war. Although the factors affecting the representation of women and political participation were similar in almost all societies, it was seen that the development processes of these issues occurred in a different way in every society. Women's movements which are seen especially in developed countries, started to show their influence in Turkish society too. In Turkey, the representation of women and political particiation of women gained great importance with the equality and freedom themed civil society movements in 1900's. Over time, it has been seen that women, who have the support of non-governmental organizations and state institutions, which are striving to make women more involved in politics, are trying to have more voice in society. In order to enable this situation to continue today and in the following years, women's traditional roles need to change and women should overcome the economic problems
Ugliness in the poems of Nizar Kabbani
Nizar Kabbani'nin şiir dünyasının parlak isimlerinden biri olduğu herkesçe kabul edilir. Her ne kadar şiiri ve ona yönelik ahlaki yargılar bağlamında görüş ayrılıkları olsa da adı, Arap edebiyatına ilgi duyanların göz ardı etmediği, şairliği ve edebiyat dünyasındaki etkin varlığı konusunda herkesin mutabık olduğu bir şairdir. Birçok insan şiirlerini okumuştur. Kimileri şiirlerini olumlayıp ilgi gösterirken bazıları ise acımasızca eleştirmiştir. Şairliği ve şiir anlayışı hakkında birçok yazı yazılmış ve geniş tartışmalar yapılmıştır. Bu değerlendirmelerin çoğunda onun şiiri güzellik unsuru yönüyle incelenmiş ve şiirlerinde yer alan "çirkinlik" imgesinin önündeki sis perdesi henüz tam olarak kaldırılamamıştır. "Nizar Kabbani'nin şiirinde çirkinlik" başlığıyla iki bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde: Nizar Kabbani'nin hayatı, şairliği ve özgün şiir yapısının oluşmasında rol oynayan temel etmenler ele alınmıştır. İkinci bölümde ise gasp edilen halklar ve Arap lideriyle özdeşleşen zorba iktidar gibi farklı modeller üzerinden "Nizar Kabbani'nin Şiirinde Çirkinlik" imgesi ortaya konmaya çalışılmıştır Bunun yanı sıra toplumsal imaj ve normlar manzumesi düzleminde aldatan kadın modeli hakkında Kabbani'nin, özellikle İlyas Ebu Şebeke ve şiir divanı (Firdevsin Yılanları) başta olmak üzere çirkinlik tasvirinde başkalarından etkilenmesi açıklanmaya çalışılmış ve kendisini diğerlerinden özgün kılan çirkinlik tasviri çalışma konusu olarak seçilmiştir.Everyone agrees with the fact that Nizar Kabbani is a bright name within the world of poetry. Nizar Kabbani captures the attention, appreciation and consensus of all in regards to his poet identity, and the active existence within the literature world although there are different opinions concerning his poetry and the moral judgements directed to his personality. Many people have read the poems of Nizar Kabbani. Whereas some have praised his poems and expressed increased interest towards them, some others have criticized them ruthlessly. Several articles have been written and a wide range of discussions have been performed about his poet identity and his understanding of poetry. In many of these discussions, his poems have been scrutinized from the perspective and theme of "beauty" while the meaning behind his usage of the theme and image of "ugliness" has not yet been fully clarified. This study which is entitled "Ugliness in the poems of Nizar Kabbani" is made up of two sections. In the first section, Nizar Kabbani's life, poetry and basic elements that helped constitute his original poem structure were evaluated. In the second section, the image of "Ugliness in Nizar Kabbani's poems" is explored in regards to different models such as extorted communities and peoples and the tyrant government associated with Arab leaders. In addition, further exploration is made on the influence of others on Nizar Kabbani concerning the description of ugliness such as Ilyas Ebu Şebeke, Poem Divan (Firdavs' Snakes) and the cheating woman within the context of social image and the norm system. Within this analysis, the description of ugliness which makes Nizar Kabbani's originality and separates him from others is selected as a topic of investigation
Zâhid bin Muhammad's 'Book of Şem?î and Surûrî ?Alâ Dîvân-ı Hâfiz (Review-text: 52A-103B vr.)
Bu çalışmada 16. yüzyıl şerh geleneğinin iki önemli ismi olan Sürûrî ve Şem?î"nin „'Şerh-i Dîvân-ı Hâfız"" adlı eserlerini tertip ederek „Kitâb-ı Şem?î ve Sürûrî ?Alâ Dîvân-ı Hâfız" ismiyle kaleme alan Zâhid bin Muhammed"in eseri „52a-103b Varakları Arası" transkripsiyonlu bir şekilde yazılmış ve metin çeşitli şekillerde incelenmiştir. Giriş bölümünde Türk Edebiyatındaki şerh geleneğine kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde ise şerhin tanımı yapılmış ve şerh geleneğiyle ilgili bilgi verilmiştir. Ayrıca Hâfız"ın hayatı, edebi kişiliği ve eseriyle ilgili bilgi verildikten sonra Türk edebiyatında önemli Hâfız Dîvânı şerhlerine ve şârihlerine yer verilmiştir. Ayrıca 'Kitâb-ı Şem?î ve Sürûri ?Alâ Dîvân-ı Hâfız' adlı eseri kaleme alan mürettip Zâhid bin Muhammed"in hayatı ve eseri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise eserin şekilsel özelliklerine değinilmiş ve eserde iktibâs edilen sözlere yer verilmiştir. Bunun yanı sıra şerh usûllerine bütüncül bir gözle bakılarak bu eserde takip edilen usûle dikkat çekilmiş ve eserin tasavvufi bakımdan değerlendirilmesiyle bu şerhlerin edebiyatımızdaki önemine değinilmiştir. Son olarak ise üçüncü bölümde Zâhid bin Muhammed'in ?Kitâb-ı Şem?î ve Sürûrî ?Alâ Dîvân-ı Hâfız' adlı eserinin 52a-103b varakları arası transkripsiyonlu bir şekilde aktarılmıştır. Şerhi derleyen kişi Zâhid bin Muhammed'dir. Hakkında elimizde bulunan tek bilgi eserin dua ve sebeb-i tertip bölümünde geçen ibarelerdir. Bu ibareler arasında eserin derlendiği tarih olan 'Hicri-1005 şaban' ve mürettibin ismi yer almaktadır. Çalışmamızın esas amacı ise daha önce üzerinde çalışılmamış olan Sürûrî ve Şem?î'nin Hâfız Dîvânı"na yazmış oldukları şerhlerin birleştirilmiş olan nüshasını incelemektir. Bu inceleme neticesinde Divan edebiyatında şerh geleneği, Hâfız'ın eserlerine yazılmış olan şerhler ve incelenmekte olan metnin şekilsel özellikleri ortaya konulmuştur.In this study, Zahid bin Muhammad who wrote 'Book of Şem?î and Surûrî?Alâ Dîvân-ı Hâfız by arranging the works of Şerh-i Dîvân-ı Hâfız Book in of two important names of 16th century commentary tradition, Surûrî and Şem?î. '52a-103b Leaf Between' is written in a transcribed form and the text has been examined in various ways. In the introduction part, the commentary tradition in Turkish Literature is briefly mentioned. In the first chapter, the definition of annotation is made and information about annotation tradition is given. In addition, after giving information about the life, literary personality and work of Hâfız, important commentaries and commentaries of Hâfız Dîvân were included in Turkish literature. In addition, 'Kitâb-ı Şem?î and Surûri?Alâ Dîvân-ı Hâfız was written about the life and work of Zahid bin Muhammad', the crew. In the second part, the formal features of the work are mentioned and the words quoted in the work are mentioned. In addition to this, the methods followed in this work were taken into consideration with a holistic view of the commentary methods and the importance of these commentaries in our literature was mentioned by evaluating the work in terms of Sufism. Finally, in the third chapter, the texts 52a-103b of Zahid bin Muhammad's 'Kitâb-ı Şem?î and Surûrî?Alâ Dîvân-ı Hâfızeser have been transcribed. The commentary is compiled by Zahid bin Muhammad. The only information we have about him is the phrases in the prayer and reason section of the work. These phrases include Hijri History-1005 Şaban and the name of the crew. The main purpose of our study is to examine the unified copies of the commentaries written by Surûrî and Şem?î Hafız Dîvanı, which have not been studied before. As a result of this study, commentary tradition in Divan literature, commentaries written in Hâfız"s works and formal features of the text are examined
The Chronicle of 819
Süryani historiyografisi alanında kendine yer bulmuş olan 819 Yılı Kroniği, Süryani ruhbanlar tarafından yüzyıllar boyunca oluşturulan tarih yazma literatürü alanında kaleme alınmış kroniklerden bir tanesidir. Süryanice yazılan kimi eserler Batıda yabancı dillere tercüme edilmelerine/çalışılmalarına rağmen, Türkiye'de bu alandaki çalışmalar yeni başlamış durumdadır. Bizlerde ilk defa olarak bu kroniği tercüme ederek Türkçeye kazandırmak ve okuyucuların yararına sunmak istedik. Eser, Mesih'in doğumundan başlayarak özelde Antakya Süryani Kilisesi ve genel olarak Suriye ve Mezopotamya'da cereyan eden olayları özet olarak miladi 819 yılına dek aktarmaktadır. Antakya Süryani Kilisesi ve Süryaniler dışında kronik, Bizans/Sasani ve Emevi/Abbasi devletleri ve dönemin dikkat çeken olayları hakkında da bazı özet bilgiler aktarmaktadır. vi Tez çalışmamız "giriş" ve "sonuç" kısımlarıyla birlikte iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında kroniğin önemi, kapsamı, sınırları ve çalışmanın amaçları ile çalışmada kullanılan kaynaklar tanıtılmıştır. "Siyasi, Sosyal ve Dini Arka Plan" başlığını taşıyan Birinci Bölümde, kroniğin yazıldığı dönemdeki siyasi, sosyal ve dini koşullar betimlenmiştir. Bir sonraki aşamada Süryanilerin kimliği, Batı ve Doğu Süryani Kiliseleri ve zımmî hukuku konularında bir özet sunulmuştur. Sonraki kademede ise yazmanın anonim yazarı, kroniğin elyazması ve kronik hakkında yapılan modern bazı çalışmalar aktarılmıştır. İkinci Bölümde, eserin Süryanice metni ve metnin Türkçe tercümesini verdik. Sonuç kısmında da çalışmanın bütünü ele alınarak bir değerlendirme yapılmış ve son safhada kullanılan kaynaklar sıralanmıştır.The Chronicle of 819 is one of the many works produced by Syrian Orthodox clergymen as a contribution in the field of Syriac historiography that comprises many centuries. Although Syriac chronicles have long been translated into Western languages, this sort of studies have only just started in Turkey. Our intention was therefore to produce a translation of this work and bring it to the attention of the reader. This text relates a progression of historical events, particularly from within the Syrian Orthodox Church of Antioch, and also some topics from the larger community of Syria and Mesopotamia in general, in summary fashion, starting with the birth of the Christ up to 819 CE. In addition to topics related with the Church of Antioch and the Syrian Orthodox community, the chronicle presents remarkable information also in summary form about the relations between the Byzantine and the Sasanian Empires and then also concerning the Umayyad and Abbasid realms. viii This thesis consists of an Introduction and a Conclusion, and two chapters. In the Introduction we presented the importance, content, and limits of the chronicle as well as the aim of the thesis and the sources used in its production. In the first chapter, entitled "Political, Social and Religious Background", firstly, an account of the political, social and religious conditions of the period was presented. Secondly, such topics as the identity of the Syrian Orthodox, the churches of the (Syriac) West and the East, and then the legal status of the non-Muslims within the Muslim realms (dhimmi law) were given in summary form. Thirdly, this part of the thesis provides information concerning the anonymous author of the chronicle, the manuscript of the text, and finally the modern studies so far conducted upon this chronicle. The second chapter presents the Syriac text and the Turkish translation of the text of the chronicle. The Conclusion gives a view of this whole study and aims to bring an evaluation. A bibliography is appended to the end
HETÊ CINSÎYETÊ GRAMATÎKÎ RA PÊVERONAYÎŞÊ KIRDKÎ (ZAZAKÎ) Û KURMANCKÎ
Amancê na xebate hetê cinsîyetê gramatîkî ra têvernayîĢê kirdkî (bi taybetî fekê Palî û Çewlîgî) û kurmanckî yo. Na xebate de hem lîteraturê dinya de derheqê fikriyayîĢ û ewnîyayiĢê cinsîyetê gramatîkî ra melumatî ameyî dayene hem zî cinsîyetê gramatîkî yê kirdkî û kurmanckî bi nimûneyan ameyî têvernayene. Xeylêk xebatê cinsîyetê gramatîkî yê kurdkî ameyî cigêrayene. Hem kirdkî ra hem zî kurmanckî ra zaf çîyê ke cinsîyetê gramatîkî nîĢan danî bi hewayêkê têvernayîĢî ameyî cigêrayene û ca bi ca goreyê mintiqayan nimûneyî ameyî dayene. Peynîye de hetê cinsîyetê gramatîkî ra cîyayî (ferqî) û seypêyîyê kirdkî û kurmanckî ameyî tesbîtkerdene.Bu çalıĢmanın amacı gramatik cinsiyet yönünden Zazaca (özellikle Palu ve Bingöl ağzı) ve Kurmanccanın karĢılaĢtırılmasıdır. Bu çalıĢmada hem dünya literatüründeki gramatik cinsiyet bakıĢı ve düĢünüĢü hakkında bilgiler verildi hem de Zazaca ve Kurmanccadaki gramatik cinsiyet örneklerle birlikte karĢılaĢtırıldı. Kürtçedeki gramatik cinsiyet üzerine yapılmıĢ birçok çalıĢma incelendi. Hem Zazaca hem de Kurmanccada gramatik cinsiyeti iĢaret eden birçok Ģey karĢılaĢtırmalı bir metot ile araĢtırıldı ve yer yer bölgelere göre örnekler verildi. Sonuç olarak gramatik cinsiyet bakımından Zazaca ve Kurmanccadaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edildi
5. GENİŞLEME SÜRECİ VE SONRASI AB’YE ÜYE OLAN ÜLKELER İLE TÜRKİYE’NİN EKONOMİK ETKİNLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: VERİ ZARFLAMA ANALİZİ (VZA)
Bu çalışmanın amacı, AB’ye aday konumunda olan Türkiye’nin, 5. Genişleme süreci ve sonrasında AB’ye üye olan ülkeler ile karşılaştırmalı ekonomik etkinliğini tespit etmek ve etkin konumunu belirlemektir. Yapılacak ekonomik performansın ölçümünde yöntem olarak Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılmıştır. Yapılan çalışmada Karar Verme Birimleri (KVB), 5. Genişleme süreci ve sonrasında AB’ye üye olan ülkelerle birlikte aday ülkeler, potansiyel aday ülkeler ve adaylıktan geri çekilen İzlanda dahil olmak üzere toplam sayısı 21’dir. Bu ülkelerin etkinlik sonuçları, girdi odaklı CCR ve BCC metotları ile ölçülmüş olup etkin olmayan ülkeler için istatistiksel olarak potansiyel iyileştirme oranları hesaplanmıştır. CCR-BCC model sonuçlarının tamamında etkin olan ülkelerin: Türkiye, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Karadağ, Kosova ve İzlanda; hiçbirinde etkin olmayan ülkelerin ise: Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Güney Kıbrıs, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya, Sırbistan ve Bosna Hersek olduğu tespit edilmiştir
The Projection of Collaborative Hypertext Dictionaries on the Contents of News Media: The Instance of Ekşi Sözlük
Web 2.0 ile birlikte ortaya çıkan yeni medya ortamlarında oluşturulan kullanıcı türevli içerik, haber istihbaratı niteliği taşımaya, yorum kaynağı olmaya ve habere konu edilen şeyin toplumsal ölçekteki karşılığına dönük fikir edinilebilecek bir yankı evreni işlevi görmeye başlamıştır. Katılımcı hipermetinsel sözlüklerde üretilen içerikler, diğer yeni medya ortamlarındakinden farklı olarak tematik sınıflandırma ve başlıklar altında toplanmaktadır. Toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel ve gündelik herhangi bir gelişme hakkında içerik oluşturulan sözlüklerin; haber medyası çalışanları için takip etmesi ve içerik taraması kolay bir yapısı ve işleyişi bulunmaktadır. Bu durum, sözlüklerdeki içeriği, haber medyasında üretilen içerik ile ilişkisi bağlamında odağa almayı ve bunun dolayımında gazeteciliğin dönüşümüne dair yapılacak bir tartışmayı önemli kılmaktadır. Bu çalışmada, Ekşi Sözlük’te üretilen içeriğin, haber medyası metinlerinin içeriğine nasıl etki ettiği yönündeki temel soruya yanıt aranmıştır. Çalışma evreninin temsil oranı yüksek olması amacıyla Türkiye’deki en yüksek ziyaretçi trafiğine sahip internet haber portalı olan sabah.com.tr, anaakım haber medyasının önemli temsilcilerinden hurriyet.com.tr, muhafazakar bir izlerkitleye hitap eden yenisafak.com ve milliyetçi-Atatürkçü bir yayın çizgisine sahip olan sozcu.com.tr örneklem olarak seçilmiştir. Son üç yıl içerisinde yayımlanan ve içinde Ekşi Sözlük lafzı geçen medya metinlerine tür, konu ve Sözlük içeriği ile ilişki bağlamında içerik çözümlemesi yapılmıştır. Ulaşılan bulgulardan hareketle, Sözlük’teki içeriğin, çözümleme birimi medya metinleri bağlamında hem istihbarat toplamaya hem de eldeki verilere yönelik tarama yapmaya imkan veren yapısının haber medyası çalışanları için onemli bir destekleyici unsur olduğu gorulmuştur. Sonuç olarak, yeni medya ortamlarında uretilen içeriğin haber medyasında kullanılmasının olası nedenleri ve sonuçları ile sahaya gitmeden masabaşında gerçekleşen bu gazetecilik formunun tarihsel arkaplanı ve yapısal zorunlulukları açımlanmıştır.The user-generated content which created in the new media environments that emerged with Web 2.0 has become a source of news intelligence, a source of interpretation, and an echo universe from which opinions can be formed towards the social response of what is reported. Unlike in other new media environments, the contents produced in the collaborative hypertext dictionaries are grouped under the thematic classification and titles. The content about social, political, economic, cultural and daily facts that are created in the dictionaries, have easy structure and operation for following and scanning content for employees of the news media. This situation makes it important that focusing the content of the dictionaries in the context of its relationship with the content produced in the news media, and hereby a discussion on the transformation of journalism. In this study, the answer to the basic question about how does the content produced in Ekşi Sözlük affect the content of the news media texts is sought. For the sake of high representation rate of research universe, as of internet news portals such as sabah.com.tr which has the highest visitor traffic in Turkey, hurriyet.com.tr as being important representative of mainstream news media, yenisafak.com addressing to conservative audience, sozcu.com.tr having a nationalist-Kemalist publishing line have been selected as the sample. The content analysis has been done to the media texts which has been published in the last three years and which have the word of Ekşi Sözlük in the context of the relationship with the content of genre, subject and the content of Sözlük. With reference to findings, the structure of the content of Sözlük which enables both gathering intelligence and screening on available data has been seen an important supportive factor for employees of the news media in the context of media texts which are analysis units. Consequently, the possible reasons and the results of usage of the content which is produced in the new media environments in the news media and the historical background and structural imperatives of this form of journalism scope of which is not field has been explained
EVALUATION OF YIELD TRAITS, QUALITY PARAMETERS AND SEED YIELD STABILITY FOR LENTIL GENOTYPES UNDER DIFFERENT LOCATIONS IN TURKEY
WOS: 000463297500034Lentil is conventionally grown as a rain fed crop, mostly in the Middle East; it's a rich source of protein for human feeding. Yield, seed quality, adaptability and chalky spot syndrome of fifteen lentil genotypes and five lentil cultivars were evaluated in the South-Eastern Anatolia of Turkey. Yield and yield trails as well as seed quality such as protein content, seed rate with chalky spotted and germination rate for of all genotypes were varied significantly. Seed yield were varied from 1337 to 2142 kg/ha among the genotypes. While cultivar 'Sakar' produced the maximum yield and cultivar 'BM 848' produced the minimum seed yield. It was also revealed that genotypes 'ILL10975', 'FLIP2010-94L' and cultivar 'Sakar' was found the most sensitive to cold. Lentil crops with chalky spotted were detected in Adiyaman location and its rate ranged from 42% to 13%. Genotype x environment interaction was significant for seed yield and different stability parameters were computed for genotype adaptability. Ecovalance (W(2)i) and stability variance (sigma(2)i) were low value in genotypes ILL 3375 and Kafkas, but Firat 87 had high values
İKİ MÜLTECİ KAMPI: ÇINAR FİDANLIK VE VİYANA MATTERSBURG
ÖZET
Yüksek Lisans Tezi
İKİ MÜLTECİ KAMPI: ÇINAR FİDANLIK VE VİYANA MATTERSBURG
Tuğba YAŞAR
Mardin Artuklu Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı
2019: 133 Sayfa
Kamp pratiği mekansallık ile insani ve sosyal hallerin birleştiği bir pratiktir. Dünyada uluslararası göç olgusu, göç ve göçmenlik ve bunun mekanla ilişkisi önemli bir problem durumundadır. Göç ve göçmenin ne olduğu çeşitli uluslararası kuruluşlar ve tek tek ülkeler bakımından çeşitli şekillerde tanımlanmakta en önemli sorunlarla ise uygulamada mülteci kampının somutlanışında karşılaşılmaktadır.
Disiplin ve kontrol alanı olarak mülteci kampları, ülkeler arasında hatta aynı ülkedeki kamplar arasında birçok bakımdan farklılıklar içermekte ve önümüze hem göçmenler hem de onları barındıranlar bakımından farklı mültecilik pratikleri koymaktadır. Çınar Fidanlık Kampı ile Viyana’da bulunan Mattersburg Mülteci Kamplarının araştırılması bu pratikleri birçok bakımdan görünür kılmaktadır. Öncelikle göçmenler arasında Avrupa, daha iyi bir gelecek olarak algılanmakta ve bu kamp yaşamına bakışı etkilemektedir. Göçmenliğin başlı başına bir sorun olması yanında her iki kampta da mekansallıkla birlikte hemen tüm maddi olanakların farklı olduğu fakat insani açıdan yetersizlikler içerdiği, özellikle kadın ve çocuklar için daha ağır problemlerin ortaya çıktığı görülmektedir
HANNAH ARENDT’TE POLİTİK ÖZGÜRLÜK
Yirminci yüzyılın korku ve şiddet ortamı üzerine felsefi düşünce hayatını
oluşturan Hannah Arendt, bu yüzyılın olay ve olgularından yola çıkarak siyaset
felsefesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanan filozoflardandır. Bu
çerçevede Arendt siyaset felsefesi kavramlarını kendi bakış açısına göre yeniden
oluşturmuştur. Bu kavramsal çerçevenin merkezine politik özgürlüğü yerleştirerek
bu kavram özelinde totalitarizm, vita activa, şiddet, ölümsüzlük, kamusal alan, özel
alan, çoğulluk ve konuşma olarak kavramsal haritasını oluşturmaktadır. Bu
kavramları insana ait olma ve insanla olan etkileşimleri bağlamında açıklamıştır.
Bununla birlikte bu kavramların siyaset felsefesi bağlamında değerlendirmesini ise
politik olan ile etkileşimi çerçevesinde açıklamaktadır. Bu görüşler çerçevesinde
Arendt konuşma ve eylem üzerinden özgürlüğe bir gerçeklik kazandırmaktadır.
Aynı şekilde kamusal alan ile özel alan arasında yapmış olduğu ayrım sayesinde ise
özgürlüğe bir sınır çizmemizi sağlamıştır.
Bizde çalışmamızda konuşma ve eylem üzerinden özgürlüğe kazandırılan
gerçeklik ve kamusal alan ile özel alan arasındaki ayrım üzerinden de politik
özgürlüğe sınır çizilebilecek olan Arendtçi düşünce üzerinden politik özgürlük
kavramını açıklamaya çalıştık