Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    DİLBİLİM VE EDEBİYATA DAİR KÜLTÜREL MİRAS ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

    Get PDF
    يحاول هذا الكتاب أن يطرح مشروعا يقوم على إجراء مراجعة للتراث العربي والوافد الغربي في مجالي اللغة والاد

    Tanzimat Sonrasında Siverek’teki Vakıflar Ve Mahkemelere Yansıyan Problemleri

    No full text
    Tanzimat sonrasında uygulanmaya başlanan merkezileşme politikaları sonucunda, adem-i merkeziyetin önemli unsurlarından olan vakıfların özerk konumları zayıflasa da, vakıflar toplumun sosyal ve iktisadi hayatındaki önemlerini korumaya devam etmişlerdir. Bu dönemde Siverek’te başta camiler ve diğer ibadet kurumlarına ait olmak üzere hem hayır cihetine hem de evlada şart kılınmış Müslümanlara ve gayrimüslimlere ait birçok vakıf vardır. Bu çalışma merkeziyetçi politikaların uygulandığı dönemde de Siverek’teki vakıfların çeşitliliği ve işlevselliğinden hareketle toplumdaki rollerinin devam ettiğini iddia etmektedir. Bu makale Siverek’te Tanzimat sonrası dönemin sosyal zihniyetinin ipuçlarını veren vakıfları

    Dynamic Panel Data Analysis of Political Economy, Climate Change and Agriculture in Developing Countries

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı poltk ekonomnn referans çerçeves çersnde gelşmekte olan ülkelerde klm değşklğ ve tarım lşksn amprk olarak sınamaktır. Taşkınlar, çölleşme, verml toprakların kaybı, su kıtlığı, kuraklık, denz sevyesnde yükselme gb klm değşklğnden kaynaklı olaylar, nsan yaşamını ekonomk, syasal ve sosyal açıdan olumsuz etklemektedr. Küresel kamusal br mal olan doğal çevrenn korunması amacıyla klm değşklğ le mücadele stratejlernn hayata geçrlmes uluslararası şbrlğ le mümkün görünmektedr. Fakat brçok gelşmekte olan ülkede devlet kapastesnn sınırlılığı bu şbrlğne olanak tanımamaktadır. Bu şbrlğn engelleyen faktörlerden br gelşmekte olan ülkelern üretm yapısıdır. Ntekm gelşmekte olan ülkelern üretm, tüketm ve bölüşüm lşkler çersnde öneml br yer tutan tarım sektörü, doğal kaynak kullanımı le klm değşklğn beslerlerken, kends de bu değşmden etklenmektedr. Tasarım/Metodoloji/Yaklaşım: Çalışmada 2000-2014 yılları arasında GSYİH çnde tarımsal katma değer en yüksek 20 gelşmekte olan ülkeye at karbon emsyonu düzey, tarımsal katma değer, sulanan arazlern oranı, katılımcı demokras, kentleşme, kş başına reel GSYİH, enerj kullanımı ve kent nüfusu verler arasındak lşk Sstem Genelleştrlmş Momentler Yöntem (Sstem GMM) le ncelenmştr. Bulgular: Yapılan amprk analz netcesnde tarımsal katma değer, katılımcı demokras ve enerj kullanımının karbon emsyonu üzernde statstksel olarak anlamlı br etkye sahp olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özgünlük/Değer: Çalışma, tarım ve klm değşklğ lşksn poltk ekonom değşken le sınayan sınırlı sayıdak araştırmadan brdrPurpose: The aim of this study is to test empirically the relationship between climate change and agriculture in developing countries within the frame of the political economy. The extreme events related to climate change such as floods, desertification, loss of fertile soil, water scarcity, drought, rising at sea level negatively affect human life economically, politically and socially. As a global public good, implementations of natural environment protection strategies seem to be possible through international cooperation. However, the limited state capacity of many developing countries’ do not allow this cooperation. One of the factors preventing this cooperation is the production structure of developing countries. As a matter of fact, the agriculture sector, having great importance of the production, consumption and distribution relations of developing countries, feeds climate change with the use of natural resources and effected by these changes too.Design/methodology/approach: In this context, the relationship between carbon emission levels, agricultural value added, irrigated agricultural land, participatory democracy, urbanization, reel GDP percapita and energy use data belonging to twenty developing countries having the highest agricultural value added between 2000-2014 is examined by the System Generalized Moments Method (GMM-sys).Findings: The agricultural value added and participatory democracy and energy use have statistically significant effect on carbon emission.Originality/value: The study is one of the research that tests the relationship between agriculture and climate change with the political economy variable

    قضايا النقد العربي القديم في ضوء آلية إنتاج المعنى وأبعادها الفكرية

    No full text
    ÖZ;Eleştirmenler eski arap siirinin içerdiği kutsallık noktasında ihtilafa düşmüşlerdir. Bunlar tabii medresesi mecazcılar ve bunların dışındakilerdir. bu ihtilaf eleştiri sorununun çıkmasında pay sahibi olmuştur bizde anlam ve üretim mekanizmasından hareket ederek bu sorunu kayıt altın almaya başladık bu sorun 3 şekilde zuhur ediyor: Birinicisi şiir hırsızlığı sorunu: zira tabii medreseliler cahiliye şairlerinin tüm manaları kullandıklarını ve Abbasi dönemi şairlerininde onların anlamlarından anlamlar çıkardıklarının görüşündeler. İkinci zuhur anlam üremesi: Abbasi dönemi şairleri cahiliye şiirine verilen manaya yeni bir mana katmışlardır. Üçüncü zuhur icat’tır: cahiliye şiirinin özelliğine bakarak ve öncekilerin verdiği anlamadan bağımsız yeni bir anlam vermektir

    The History Behind the Wall: Sheikh Mohammed Farisi Zawiyah

    No full text
    2019 yılının Mayıs ayında, Mardin ili Artuklu ilçesi kentsel sit alanı içindeki Gül Mahallesi’nde eski bir istinat duvarı aşırı yağış sonucu yıkılmıştır. Eski Hükümet Konağı’nın kuzeybatısındaki yolun bitişiğinde bulunan duvarın yıkılması ile arkasında saklı kalan bir yapıya ait mimari izler gün yüzüne çıkmıştır. Bu kalıntının hangi yapıya ya da neye ait olduğuna yönelik asıllı asılsız birçok yorum yapılmıştır. Makale, arşiv belgeleri ışığında bu kalıntının hangi yapıya ait olduğunu ispat etmeyi amaçlamaktadır. Verilere göre duvarın önündeki bu alan ve duvarın arkasındaki kalıntılar; mescit, türbe ve çeşmeli eyvandan müteşekkil olan Şeyh Muhammed Farisi Zaviyesi’ne aittir. Kesin olarak hangi tarihte ve hangi sebep ile yıkıldığı anlaşılamayan bu anıtın özellikleri, vakıf bilgileri, hizmet edenleri hakkında önemli verilere ulaşılmıştır. İlk inşa tarihi bilgilerine ulaşılamayan zaviyenin mescidi, on dokuzuncu yüzyılda daha çok Hükümet Konağı’nın memurlarınca aktif olarak kullanılmıştır. Yapı, hükümet konağının resmi mescidi olma görevini Cumhuriyete kadar sürdürmüştür

    Yunus Edib's Sharh of the Shawkat Diwan (analyzing-text: 1-75. pages)

    No full text
    Sebk-i Hindî akımının önemli temsilcilerinden olan ve aynı zamanda Türk edebiyatında yarattığı etkiyle birçok şairin sanatına yön veren Şevket-i Buhârî'nin Yûnus Edîb tarafından kaleme alınan Şerh-i Dîvân-ı Şevket adlı eserinin ilk yetmiş beş varakının yeni Türk alfabesine çevrilmesi ve incelenmesi, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Yûnus Edîb tarafından kaleme alınan Şerh-i Dîvân-ı Şevket ile Şevket-i Buhârî'nin sanatının ana kaynağı olan Dîvân'ının teze konu olan kısımlarının transkribe edilerek anlaşılmaya çalışılması ve şerh geleneği ile şerh yöntemlerinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada hem şerh hem şair hem de şârih ile ilgili literatür taranarak detaylı incelemeler yapılmıştır. Ayrıca Şevket'in Dîvân'ı ile ilgili şerhler ve Yûnus Edîb'in şerhi ile ilgili çalışmalar da tetkik edilmiştir. Yûnus Edîb'in Şerh-i Dîvân-ı Şevket adlı eserinin ilk 75 varakı tüm bu çalışmalar ışığında transkribe edilmiş; şerh, şair ve şârih ile ilgili tahlillerde bulunulmuştur. Şerh metninden elde edilen bulgular çeşitli başlıklar altında tasnif edilmiş, yapılan tasnif ve tahlillerin sonucunda, şerh metni üzerinde kapsamlı bir analiz yapılmıştır. Yapılan tüm çalışmalar birlikte düşünüldüğünde söz konusu şerh metninde Şevket-i Buhârî'nin Dîvân'ınından bir kısmının edebî, dinî, tarihî ve kültürel yönlerden ayrı ayrı ele alındığı ve edebî eserin gerçek değerinin ortaya konulmaya çalışıldığı sonucuna varılmıştır. Bu çalışma ile klasik Türk edebiyatında doğrudan veya dolaylı olarak varlık göstermiş edebî eserlerin, gerçek değerinin anlaşılması ve böylece sanatkârların edebî kimliklerinin ortaya konulması açısından, birer 'beyan' niteliğinde olan şerhlerin, daha fazla önemsenmesi ve şerhlerle ilgili daha çok çalışmanın yapılması için gerekli ilgi ve özenin kazandırılması hedeflenmektedir.Translating and examining the first 75 pages of Sharh-i Diwan-ı Shawkat, which was written by Yunus Edib, and which was be-long to Shawkat-i Bukhari who was one of the important representatives of the Sebk-i Hindi movement and at the same time directed the art of many poet swith the effect he created in Turkish literature, is the subject of this study. The aim is to transcribe and interpret the commentary tradition and commentary methods by transcribing the Diwan, the main source of the art of Shawkat-i Bukhari and Sharh-i Diwan-ı Shawkat written by Yunus Edib. In this study, detailed investigation swere made on the commentaries about Shawkat's Diwan and the studies on Yunus Edib's commentaries by scanning all the literature related to commentary, poet and poetry. Yunus Edib's Sharh-i Diwan-ı Shawkat has been meticulously transcribed in the light of all these studies; In-depth and versatile analyzes have been made on commentary, poet and annotator. The findings obtained from the text of the commentary were classified under various topics, and as a result of the classification and analysis, a comprehensive analysis was made on the commentary text. When all the studies are taken together, it is concluded that the actual value of the literary work in which Shawkat-i Bukhari's Diwan is handled separately from the literary, religious, historical and cultural aspects is tried to be-revealed in this commentary text. With this study, it is aimed to gain the necessary attention and care in order to understand the true values of literary works that have existed directly or indirectly in Classical Turkish Literature and thus to give more attention to the commentaries and to carry out more studies on commentaries which are one each "declaration"

    Anadili Arapça olmayanlara Arapça öğretiminde kültürel boyut

    No full text
    Dil, fonemik, morfolojik ve gramatik sistemiyle ve dört becerisinin bilgisiyle sınırlı kalmaz. Bunun ötesinde tüm iletişimsel durumlara eşlik eden kültürel ve sosyal sisteme geçer. Bu nedenle, dil kültürünü anlamak ve konuşmada onunla etkileşim kurmak ve sosyal bağlamlarını bilmek ikinci dili öğrenmenin bir hedefi haline gelmiştir. Dil kültürünün öğretilmesi, öğrenciyi kültürel yeterliliğe bağlar. Onu iletişimsel durumların meydana getirdiği bağlamlarla, taşıdıkları dilsel ve kültürel işaretlerle ilişkilendirir; ve orijinal konuşmacı olarak konuşmasını sağlar. Bu çalışmada, kültürel bilgi yeterliliğinin ehemmiyeti ve yabancılara Arapça öğretiminde önemi anlatılacaktır. Bunun yanında kültürel diğer unsurların da tanıtılıp bilinmesinin gerekliliğine değinilecek, bu kültüre ulaşmayı gerektiren çalışmalara değinilecektir.The language does not stop at its phonemic, morphological and grammatical system and the knowledge of its four skills, but it also extends to the cultural and social system that accompanies all communicative situations, so understanding the culture of language and interacting with it in speech, and knowing its social contexts has become a goal of learning the second language. Teaching the culture of the language connects the learner to the cultural sufficiency, and makes him related to the contexts in which the communicative situations and their linguistic and cultural references are carried, and enables him to remove the cultural language, speak like the native speaker. This study will show the relationship between language and its culture, the concept of cultural sufficiency and its importance in second language education programs, the dimensions of cultural knowledge and the nature and characteristics of cultural content, and the most prominent activities and strategies through which Arab culture can be taught

    The relationship between consciousness and nothingness in Jean Paul Sartre

    No full text
    Fransız düşünür Jean Paul Sartre, varoluş felsefesini savunmaktadır. Sartre ve diğer varoluşçu filozoflar açısından birey felsefenin merkezinde yer alır. Varoluşçu felsefede olduğu gibi Sartre felsefesinde de ana tema bireyin varoluşudur. Bu çalışmanın amacı, Sartre felsefesinde varoluş sürecinde yer alan bilinç ve hiçlik kavramları arasındaki ilişkiyi açıklamaktır. Sartre'a göre birey olabilmenin yolu bireyin kendi varoluşunu gerçekleştirmesinden geçer. Birey dünyaya atılmışlığını, terk edilmişliğini kavrayarak olumsallığını idrak eder. Olumsallığıyla yüzleşen birey bunu sahip olduğu bilinci aracılığıyla idrak eder. Bilinci sayesinde tamamlanmamış olan birey, bu eksikliği sayesinde özgürdür. Özgür olarak var olan insan kendi varoluşunu kendi kararları ve seçimleri doğrultusunda gerçekleştirir. Bu özgürlük, o varoluşa geldiği andan itibaren ona eşlik ederek onun varlık yapısını oluşturur. Birey, varlığında taşıdığı eksiklik yani hiçlik sayesinde özgürdür. Bilinçli varlık kendi varoluşunu hiçleyerek özgürlüğünü pekiştirir. Bilinçli varlık olarak kendi-için kendi varoluşunu hiçleme aracılığıyla gerçekleştirir. Nitekim özgürlük ve hiçlik bilinçli varlığın yapısına dönüşerek ona varoluş sürecinde eşlik eder. Dolayısıyla hiçlikten bahsederken bilinçten ve bilincin özgürlüğünden bahsetmiş oluruz. Giriş ve iki bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde Sartre'ın ontolojisinde yer alan bilincin kaynakları ele alındı. Sartre ontolojisinde bilincin ana kaynağı olarak hiçlik karşımıza çıkmaktadır. Hiçlik, bilinçli varlığa özgürlüğünü kazandıran ve bu özgürlük sayesinde varoluşuna sınırsız imkânlar sunan yapı olarak karşımıza çıkar. Bilinçli varlık varoluşunda bulundurduğu hiçlik aracılığıyla özgürdür ve bu sayede özgürce seçimlerde bulunur. Böylelikle bilinç de kendi özgür varoluşunu gerçekleştirme serüvenini başlatmış olur. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise bilinçli varlığın kendi varoluş süreci, bilincin hiçleştirme özelliği üzerinden ele alınacaktır. Sartre'a göre bilinçli varlık kendi varoluşunu gerçekleştirme sürecinde kendini hiçler. Bu hiçleme de sahip olduğu özgürlüğü aracılığıyla gerçekleşir. Bilinçli varlık, kendi varlığını hiçleyerek ne ise o olmaktan kurtulur. Böylece daima kendi imkânlarının ötesine geçer ve kendi varoluş sürecini kendini hiçleyerek gerçekleştirir. Bu şekilde bilinçli varlık, kendi gerçekliğini oluşturma olanağına sahip olur.French thinker Jean Paul Sartre, advocates the philosopyh of existence. For Sartre and other existential philosophers, the individual is at the center of philosophy. As in existential philosopyh, the main theme in Sartre's philosopyh is the existence of the individual. The purpose of this study is to explain the relationship between the concepts of consciousness and nothingness in the existence process of the individual in Sartre's philosophy. According to Sartre, the way to become an individual is through the appreciation of one's own existence. The individual realizes his contingency by realized his Being thrown into the world and being abondoned. The individual who confronts his contingency realizes this through his consciousness. The individual who has not been completed by owing to of his conciousness is free by virtue of this deficiency. Human beings who exists freely carries out his own existence. According to his own decisions and choices. This Freedom forms its existence structure by accompanying it from the moment it comes into existence. The individual is free by virtue of the lack, that is nothingness, that he carries in his existence. The conscious being reinforces its Freedom by nihilates its own existence. Being-for-itself as a conscious being realizes its own existence through to nihilation. As a matter of fact, Freedom and nothingness turn into the structure of a conscious being and accompany it in the existence process. Therefore, when we talk about nothingness, we are talking about consciousness and the freedom of consciousness. In the first part of this study, which consists of an introduction and two parts, the sources of consciousness in Sartre's ontology, nothingness appears as the main source of consciousness. Nothingness appears as the structure that gives freedom to the conscious being and offers unlimited possibilities for its existence provider to this freedom. The conscious being is free through the nothingness. The conscious being is free through the nothingness it keeps in its existence and Therefore makes free choices. Thus, consciousness begins the process of realizing its own free existence. In these cond part of our study, the self-existence process of the conscious being will be discussed through the nihilation feature of consciousness. According to Sartre, the conscious being to nihilation itself in its own process of existence. This nihilation happens through the freedom its has. The conscious being ceases to be what it is by negating its own existence. Therefore, he always goes beyond his means and performs his own process of existence by nothingness. In this way, the conscious being has the opportunity to create its own reality

    Sebk-i Hindî Poets' Perspective On Mevlana

    No full text
    ÖZ: Hint üslubu gerek dildeki tasarrufları ve gerekse muhteva bakımından getirdiği yeniliklerle klasik şiir geleneğinde meydana gelen mühim bir kırılmadır. Ancak böyle olmasına rağmen bu üslup etkisindeki şairlerin geleneği bütünüyle reddetmedikleri, kudemaya mensup şairlerden övgüyle bahsettikleri, şiirlerini tanzir ettikleri görülmektedir. En çok övgü alan ve tanzir edilen şairlerin başında Mevlânâ gelir. Bu çalışmada Fars Sebk-i Hindî şairlerinin Mevlânâ'ya bakışları incelenmektedir. ABSTRACT: The Indian style is an important break in the tradition of classical poetry, both with its dispositions on language and its innovations in terms of its content. However, despite this, it is seen that the poets under the influence of this style did not completely reject the tradition; they praised the old masters and replied kindly to their poems in emulations [tanzir]. Rûmi is one of the most praised and emulated poets. In this study, Persian Sebk-i Hindi poets' views on Rûmi will be examined

    Narratives Dispute in Cerh-Ta’dil: Within the Scope of the Narrations of Hammâd b. Seleme from Kays b. Sa’d

    No full text
    Bu çalışmada Hammâd b. Seleme’nin Kays b. Sa‘d’dan naklettiği rivayetler incelenmiştir. Hammâd b. Seleme Hadis münekkitleri tarafından sika kabul edilmiş; ancak onun Kays b. Sa‘d’dan rivayet ettiği hadisler tartışılmış ve bundan olsa gerektir ki, bazı âlimler ondan rivayet etmekten imtina etmiştir. Hadis âlimleri, Hammâd’ın hatasının nedeninin Kays’ın kitabını kaybetmesi ve ezberinden rivayet etmesi olduğunu söylemişlerdir. Bu söyleme binaen de “Hammâd, Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yapmıştır” gibi genel bir yaklaşım benimsenmiş ve bu ifade birçok cerh-ta‘dîl ve ilel eserinde yer almıştır. Biz de bu iddiadan yola çıkarak Hammâd b. Seleme’nin Kays b. Sa‘d’dan rivayet ettiği hadisleri muâraza yöntemiyle ele aldık. Zira bu yöntemle herhangi bir râvinin rivayetini başka râvilerin hadislerine arz ederek söz konusu râvinin zabtı, sika râvilere muhalefeti ve hadiste teferrüdü gibi râvinin cerhine sebep olabilecek durumların tespiti yapılabilmektedir. Hammâd b. Seleme ile ilgili yaptığımız arz neticesinde aslında Hammâd’ın, Kays’tan rivayet ettiği birçok hadiste sika râvilere muhalefet etmediğini, bilakis onun rivayet ettiği hadislerin başka sika râviler tarafından da nakledildiğini tespit ettik. Aynı şeklide Hammâd’ın teferrüd ettiği hadislerin de çok az olduğunu gördük. Bu bağlamda Hammâd b. Seleme’nin Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yaptığını düşünmenin ve hadis ilminde otorite olan bazı âlimlerin ondan rivayette bulunmamasının Hammâd ile ilgili ağır bir tenkit olduğu düşünülebilir. Bazı âlimler de Hammâd’ın ömrünün son döneminde hafıza kaybına maruz kaldığını ve bundan dolayı hata yaptığını ifade etmişlerdir. Bu iddia doğru kabul edilse bile yine Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin terkini gerekli kılmaz. Zira Hammâd ile ilgili olan olumsuz düşünceyi zayıf kılan en önemli delil, Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin sika kabul edilen râvilerin rivayetlerine uygunluk arz etmesidir. Bu gerçeklerden hareketle Hammâd ile ilgili yapılan tenkitlerin pratiğe yani Hammâd’ın rivayetlerine pek de uymadığı söylenebilir. Dolayısıyla Hammâd, Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yapmıştır gibi genel yaklaşımda bulunmak yerine Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin tek tek incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz de çalışmamızda bunu yapmaya çalıştık.In this study, the narrations reported by Hammâd b. Seleme from Kays b. Sa‘d were examined. Hammâd b. Seleme was accepted as reliable by Hadith Critics, but his hadiths narrated from Kays b. Sa‘d were discussed and for this reason, some scholars refrained from narrating from him. Hadith scholars stated that the reason for Hammâd's mistake was that he lost Kays' book and narrated it by heart. Based on this claim of Hadith critics, a general approach such as “Hammâd made a mistake in the hadiths narrated from Kays” was adopted and this statement has taken place in many cerh-ta‘dîl and ilel (special) works. Accordingly, we addressed the hadiths narrated by Hammâd b. Seleme from Kays b. Sa‘d by the method of dispute. Because, through this method, it is possible to determine the situations which may cause the disaffirmation of the narrator such as the relevant narrator's reports, his opposition to reliable narrators and his tafarrud in a hadith by presenting the narration of any narrator to the hadiths of other narrators. As a result of our research on Hammâd b. Seleme, we have determined that Hammâd did not oppose to reliable narrations in many hadiths narrated from Kays, but on the contrary, the hadiths narrated by him were narrated by other reliable narrators. Likewise, we have seen that the hadiths that Hammâd did tafarrud are very few in number. In this context, it can be thought that it is a serious criticism about Hammâd to think that Hammâd b. Seleme made mistakes in all the hadiths he narrated from Kays b. Sa‘d, and that some scholars who had authority in the hadith science did not narrate from him according to this claim. Some scholars have claimed that Hammâd lost his memory in the last period of his life and made mistakes because of this. Even if this claim is accepted to be true, it does not require that the hadiths narrated by Hammâd from Kays are invalidated. The most important evidence that weakens the negative claim regarding Hammâd is that the hadiths narrated by Hammâd from Kays comply with the narrations of the narrators accepted as reliable. Based on these facts, it can be said that the criticisms about Hammâd do not comply with the practice, namely the narrations of Hammâd. Therefore, instead of making a general claim as if Hammâd made mistakes in the hadiths narrated from Kays, we believe that the hadiths narrated by Hammâd from Kays should be examined one by one. In this study, we tried to achieve this

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇