Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Synthesis and Characterization of Hexagonal Boron Nitride (hBN) for an Effective Removal of Organic Dyes: Kinetic and Equilibrium Studies
In this study, hBN nanostructure was synthesized from boric acid to remove organic dyes from aqueous solution. The characteristic peaks of hBN are obtained using Raman and Fourier Transform Infrared (FT-IR) spectroscopies. However, the morphology and particle size of hBN are determined by scanning electron microscopy (SEM) and transmission electron microscopy (TEM). During the studies, various key factors such as pH of the aqueous dye solution, initial dye concentration, adsorbent dose and contact time are investigated. Additionally, equilibrium isotherm and kinetic models are studied for the removal of anionic and cationic organic dye Metanyl Yellow (MY) and Victoria Blue B (VBB), respectively. Under optimal conditions, it was found that 42.6% Methanyl Yellow (MY) and 90% Victoria Blue B (VBB) were removed from aqueous solution using the hBN nanostructure.
Kızılin Terası Yontmataş Teknolojisi: İlk Sonuçlar
Kızılin Terası yontmataş teknolojisine ilişkin yapılan analiz çalışmaları sonucu elde edilen bulgular deneysel arkeoloji yöntemi ile desteklenmiştir. Arkeolojik seviyeler arasında herhangi bir teknolojik farklılık görülmemiştir. Kızılin'de yoğun bir dilgicik üretiminin varlığı ortaya konmuştur
ANALYSIS OF POWER FACTORATNON-SINUSOIDAL SOURCE & NON-LINEAR LOAD CONDITIONS IN ELECTRICAL CIRCUITS
Günümüzde güç elektroniği tabanlı cihazların kullanımının artması elektrik şebekelerinde harmonik bileşenlerin artmasına neden olmuştur. Çünkü bu cihazlarda kullanılan anahtarlama elemanları non-lineer karakteristiktedir. Harmonikler nedeniyle oluşan gerilim ve akımın dalga biçimindeki bozulmalar, elektrik tesislerine ve bu tesislere bağlı tüketicilere zarar vermekte veya tamamen devre dışı bırakmaktadır. Harmonik bileşenler güç sisteminde güç faktörü değerinin düşmesine neden olur. Böylece güç sistemi veriminin düşmesine neden olur.
Bu çalışmada non-sinüzoidal kaynak ve non-lineer yük durumunda güç faktörü değerinin
analiziyapılmıştır.Elektrik şebekelerinin ve bu şebekelere bağlanan yüklerin arızasız bir
şekilde çalışabilmesi için o sistemdeki dalga şeklinin sinüzoidal ve frekansının 50 Hz olması
gerekir.Lineer olmayan yüklerin, elektrik dağıtım sistemlerinde, gerilim ve akım dalga
biçiminde bozulma meydana getirdikleri uzun yılardır bilinmektedir. Ancak günümüzde;
eskiden beri var olan lineer olmayan yüklere ilaveten, güç elektroniği elemanlarının hızla
yaygınlaşması ise dalga şeklindeki bozulmaya duyarlı elemanların sayısındaki artış, bu
konuda yapılacak çalışmaların önemini artırmıştır
TÜRKİYE’DE KURUMSAL MANTIKLAR
Örgütsel alanda kurumsal değişime neden olan kurumsal mantıklar, dönüşüm ya da gelişim yoluyla ortaya çıkabilir ya da değişebilirler. Örgütler baskın veya çoklu kurumsal mantık yoluyla bireysel tercihleri, örgütsel çıkarları ve davranışları etkilemekte hatta biçimlendirmektedir. Farklı kurumsal mantıkların alan düzeyinde yaptıkları baskılar; yeni örgütsel formlarının ortaya çıkması, alanın değişmesi veya yeni alanların oluşması gibi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Kurumsal mantıklar son yıllarda yönetim alanının üzerinde en fazla durduğu konulardan biridir. Bu çalışmada Türkiye’de çalışılan kurumsal mantıklar 1993 yıllından beri düzenlenen Yönetim ve Organizasyon Kongre bildirilerinin son on yıllı içerik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Türkiye’de en fazla çalışılan kurumsal mantıkların piyasa ve devlet olduğu yapılan incelemede görülmektedir. Çalışmanın bu yönüyle yönetim ve organizasyon yazınına özellikle karşılaştırmalı çalışmalarda katkı sağlaması beklenmektedir
Bafra’nın Geleneksel Ahşap Köy Evleri
Samsun iline bağlı bir ilçe olan Bafra gerek nüfus gerekse yüzölçümü bakımından bazı
illerden daha
büyük bir ilçedir. Bafra’nın tarihsel sürecini milattan önce 5000 yıllarından itibaren takipedebilmekteyiz. İkiztepe yerleşimi bu noktada gerek arkeolojik açıdan gerekse geleneksel ahşapkonutların gelişim aşaması bakımından oldukça önemlidir. Bu yerleşimde yapılan kazı çalışmalarıneticesinde ahşap malzemenin konutlarda kullanımının Bafra özelinde yaklaşık 2500 yıllık bir tarihiserüveni olduğu anlaşılmıştır. Sadece malzeme değil yapım sisteminin de günümüzde hâlâ varlığınısürdürdüğü görülmektedir. Çantı/çandı ve kandil ev olarak da bilinen ahşap evler Bafra’nıngüneyinde, yükseltiye bağlı gelişim gösteren köylerde karşımıza çıkmaktadır. Yapılan araştırmalarsonucunda ahşaptan yapılmış 50 konut tespit edilmiştir. Bu çalışmada, içine girilen ve ölçüsü alınan34 konut incelenecektir. Konutların çoğu günümüzde hâlihazırda kullanılmaktadır. Fakat bukonutların artık terkedilmeye başlandığı, mevcut konutların yanına modern tabir edilen konutlarıninşa edildiği görülmüştür. Ahşap konutlar ise ya kaderine terkedilmiş durumda ya depo olarakkullanılmakta ya da sökülerek yakacak olarak kullanılmaktadır. Ulaşım ağının gelişmesi, ekonomikkoşullardaki iyileşme ise bu süreci ciddi anlamda hızlandırarak geleneksel ahşap konutların hızlayok olmasına neden olmaktadır. Mevcut ahşap konutların birkaç on yıl içerisinde tamamen ortadankaybolabileceği öngörüsü ile oldukça önemsediğimiz bu çalışma
-belki de-
Bafra köylerindeki sonörneklerin ele alındığı bir çalışma olarak kayıtlara geçecekti
BEHAVIOUR, DESIGN AND STRENGTHENING TECHNIQUES OF MASONRY STRUCTURES AGAINST EARTHQUAKE EFFECTS
Turkey, especially in masonry recently
experienced an earthquake of this intensity has been shown in several
instances that they create the overall effects on masonry structures. In
these examples, there are masonry buildings that are not engineered,
especially in rural areas, and the damage of these buildings has been
pointed out. In particular, strengthening techniques that can be applied
to both these damaged buildings and the earthquake-resistant design
of undamaged or newly constructed masonry buildings are presented.
Strengthening techniques stated in terms of applicability are the
results of studies conducted in various universities, and it is known
that these strengthening techniques are supported by laboratory
experimental results
Antropolojik Bir Bulguyla Akıl Yetisini Sosyolojik Olarak Yorumlama İmkânı: Aklın Somut Bir Göstergesi Olarak “Akûle” ve Aklın Rolü
Çalışmanın konusu olan akıl, bilimsel temel kavramlardan biri olduğu gibi, insanın düşünce yetisi ile birlikte ontolojik bir farkla anılmasına da sebep olmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız, aklın sosyal alanda yorumlanmasıyla ilgili olarak somut bir veriden hareketle temel bir başlangıç noktası önermektir. Bu öneri, aklın sosyal yaşamdaki karşılığını/görünürlüğünü ortaya koymak ya da aklın sosyal inşasına yönelik yapılacak olan sorgulamalar açısından da önem arz etmektedir. Ayrıca önerilen yaklaşım, “ağ toplumu” olarak tanımlanan günümüz toplumsal yapının değerlendirilmesinde de önemli görülmektedir. Bu öneri, semantik ve somut değeri ile gündelik yaşamdaki kullanımı birbirine uyan bir araçtan (eşya/alet) hareketle yapılmaktadır. Bu araç, akıl kelimesi ile aynı köke, hatta farksız denilebilecek bir isme sahiptir: Akûle. Rolü itibariyle “akûle”nin, akıl kelimesinin temel anlamı olan “bağlamak” ve “tutmak” mânâlarını doğrudan karşılayan somut bir kullanım biçimi söz konusudur. Akûle; at, katır gibi hayvanlarla taşınan yükün,
onları kavrayan halat vasıtasıyla bağlanmalarına aracılık eden bir araçtır. Ham maddesi meşe ağacıdır, yani odundur. Şekli ise “V ile “U” harflerinin şekilleri arasında değişkenlik gösterebilen iki dişli bir çatal görünümündedir. “Akûle”, anlam değerini, rolü itibariyle almaktadır. Onun temel rolü, kavrayan halat yoluyla yükü bağlamak ve tutmaktır. Bu arada kendisi de bağlanmış olur. Çalışmada da “akûle”nin hem “bağlayan” ve “tutan” hem de soyut bir biçimde “bağlantı kuran” özelliklerinden hareket edilmektedir. Hareket noktası, Arapların ve Süryanilerin kullandıkları deyimlerle de desteklenmektedir. Buna göre aklın temel rolü, insanın bağlantı kurma yetisiyle ilişkilendirilmektedir. Akıl, bağlantı kurulan ilişkilerle bütünleşen ayrılmaz bağı üzerinden değerlendirilmektedir. İnsanın kurduğu bağlantı, aynı zamanda sorumluluk yükünü ve kapasitesini de beraberinde getirmektedir ki insan, bu sorumluluğuna ve ilişkilere bağlanarak sosyal alanda var olur. Başka bir ifadeyle, aklın sosyal yeri ya da sosyal akıl, sosyal ilişkilere
göre belirlilik kazanmaktadır. Dolayısıyla her sosyal ilişkinin içerisinde saklı olan,
yani doğrudan fark edilmeyen bir akıl/akûle alanının ya da aklın olduğunu
söylemek mümkündür. Bu akıl, ilişki ağının varlığını da belirlemektedir
Comparıson Of Advanced Level Bread Wheat (Triticum Aestivum L.) Lınes And Regıstered Varıetıes In Terms Of Agrıcultural Features
Buğday geçmişten günümüze insan beslenmesinde en önemli ürünlerden biridir. Ayrıca, buğdayın farklı ürünlere (un, pasta, büsküvi, makarna vs.) işlenerek tüketilmesi tüketim miktarını artırmaktadır. Ekmeklik buğdayın adaptasyon kabiliyetinin yüksek olması ve toprak seçiciliğinin az olmasından dolayı yetiştiriciliği kolay yapılmaktadır. Güncel çalışma, Türkiyenin Diyarbakır İli koşullarında 2011-2012 yetiştirme sezonunda yağışa dayalı koşullarda yürütülmüştür.Çalışmanın amacı; tane verimi ve kalitesi bakımından çeşitlerden daha üstünhatları belirlemektir. Deneme, 20 ileri hat ve 5 kontrol çeşit ile tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştır-mada, genotipler tek yönlü ANOVA analizine tabi tutulmuştur. Genotip-özellik ilişkisi GGE biplot modeli ile görsel olarak sunulmuştur. Varyans analiz sonuçlarına göre,hektolitre ağırlığı hariç tüm özelliklerde istatistiksel olarak p≤0.01 düzeyinde önemli farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Çalış-mada, tane veriminde; G3, G17, G19, G21 ve G22 protein oranında; G2, G16 ve G17 zeleny sedi-mantasyon miktarında; G17 ve G18’in kontrol çeşitlerden daha üstün olduğu belirlenmiştir.Üstün hatlar farklı ortamlarda test edilmek üzere ıslah programına dahil edilmiştir.Çalışma sonuçlarına göre, özellikle G17’nin tane verimi ve kalitesi yönünden iyi değerlere sahip olması bu genotipin de-taylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.Ayrıca, G17 ıslah programlarında ebe-veyn olarak kullanılabilir. G17 hattınınbiyoinformatik, modern (moleküler) ve klasik ıslahişbirliği ileincelenmesi ıslah programlarına katkıda sağlayacakt
Presence of Biofilm and Adhesin Genes in Staphylococcus aureus Strains Taken from Chronic Wound Infections and their Genotypic and Phenotypic Antimicrobial Sensitivity Patterns
The aim of this study was to investigate some biofilm (icaA, icaD and bap) and some adhesion (clfA, fnbA, cna) genes, and also evaluate the phenotypic and genotypic antimicrobial resistance patterns of Staphylococcus aureus strains isolated from wound samples in Mardin, Turkey. A total of 220 wound samples were studied. The biofilm forming ability and resistance pattern for eleven antimicrobial agents were investigated by conventional and multiplex PCR methods. S. aureus was isolated from 112 (50.9%) of 220 wound samples. Moreover, biofilm production was found in 79 (70.5%) of the 112 S. aureus isolates. 97 (86.6%) strains of all isolates were positive for icaA and icaD, and 15 (13.4%) for bap. The adhesin genes, cna, fnbA and clfA were detected in 98 (87.5%), 87 (77.7%), and 75 (66.9%) strains, respectively. The numbers of MSSA and MRSA carrying antimicrobial resistance genes were 19 (16.96%) and 32 (28.57%) for blaZ, 9 (8.04%) and 17 (15.18%) for tetK, 6 (5.36%) and 14 (12.5%) for ermC, 2 (1.79%) and 7 (6.25%) for tetM, 0 (0%) and 5 (4.46%) for mecA, 2 (1.79%) and 4 (3.57%) for ermA, 1 (0.89%) and 2 (1.79 %) for both tetK and tetM, respectively. Our findings indicate that multiplex PCR is a reliable method for identifying biofilm and adhesin producing S. aureus. Our data also provided a nationwide surveillance of the antimicrobial resistance gene profiles of S. aureus for the accurate treatment of patients and to control the dissemination of the resistance genes
الهوية الثقافية السورية بين (التعايش والصراع) في مرحلة (الثورة-الحرب) 2012-2020
ملخص
يُعد موضوع الهوية الثقافية موضوعاً بكراً في الدراسات الحديثة,فقد أنشغل به الكتاب والمثقفون مع مرحلة العولمة والغزو الثقافي,عبر الاعلام المتعدد الوسائط,وانتشار وسائل التواصل الاجتماعي,لكن مع ثورات الربيع العربي,التي بدأت عام 2011م أصبحت الهوية الثقافية موضع تساؤل كبير,وتحاول هذه الورقة ان تبين علاقة الهوية الثقافية السورية ودينامياتها الاجتماعية في التعايش السلمي والصراع في مرحلة الثورة السورية, وما حصل عليها من تغيير, بتحويلها إلى حرب دمار الشامل, بدأها نظام الأسد, وبمساعدة ايران وروسيا,بهدف تغيير خريطة التوزيع الاجتماعي والثقافي في سوريا,وإعادة رسم الهوية السورية,وتشتيتها لمكونات عرقية ودينية ومذهبية متصارعة,بدلاً من التعايش السلمي السائد لقرون طويلة.Abstract
The thesis of cultural identity is a virgin topic in modern studies, writers and intellectuals have been busy with the stage of globalization and cultural conquest, through multimedia media, and the spread of social media, but with the Arab Spring revolutions, which started in 2011 AD, cultural identity has become a subject of great question, and this is trying The paper should show the relationship of the Syrian cultural identity and its social dynamics in peaceful coexistence and conflict, during the period of the Syrian revolution, and the change that it obtained by converting it into a war of mass destruction, which was started by the Assad regime, and with the help of Iran and Russia, with the aim of changing the map of social and cultural distribution in Syria, Redrawing the Syrian identity, and dispersal of the components of ethnic, religious and sectarian feuding, instead of peaceful coexistence prevailing for centurie