Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
SCAPING AND WITHSTANDING THE REALITY THROUGH ART IN EMILY ST. JOHN MANDEL’S STATION ELEVEN
Having been an ever-present part of Western culture, end of time speculations, namely apocalypse scenarios, are largely originated in biblical ending scenarios and have always appealed to and intrigued the scholars in a wide range of fields, including the literati. These apocalypse and post-apocalypse scenarios have found a dominating place in literature as part of ecocriticism, which in general terms, puts nature and the themes focusing on ecology in the focal point. Covering dystopian, apocalyptic and post-apocalyptic narratives as genres, ecocriticism includes a broad range of literary and artistic studies and critical theories that emphasize nature and environment-relevant problems. Emily St. John Mandel’s Station Eleven (2014) is a distinctive example for dystopian and post-apocalyptic narratives describing the beginning of a global epidemic, Georgia Flu, and life twenty years after the catastrophe, because it both tries to explore man’s potential to create and sustain meaning through art, story and sharing in an ambitious and versatile way, and scrutinizes whether the ethical and cultural values still exist in a post-apocalyptic world, and the likely ways people live together, which is of the set of ideas suggested by post-apocalyptic literature. In this study, we argue that in Station Eleven (2014), Emily St. John Mandel considers art as an intrinsic need for humanity and the real survivor even after a probable apocalypse, and becomes a source of endurance against harsh realities of life, functioning like a home that shelters humans to which they escape
YÜKSEKÖĞRETİMDE BİR FİNANSMAN POLİTİKASI
Kıt kaynaklar söz konusu olduğunda, eğitim yatırımları ile diğer yatırımlar arasındaki dengenin
belirlenmesi, yükseköğretim hizmetinin pahalı ve talebinin yüksek olması kaynakların son
derece dikkatli kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir. Özellikle kamu kaynaklarından
yükseköğretimin finanse edilip edilmeyeceği, devletin sübvansiyon sağlayıp sağlamayacağı ve
finansman yükünün toplum ile hizmetten doğrudan yararlananlar arasında nasıl paylaşılacağı
gibi soruların cevaplandırılması önem taşımaktadır. Bu sorular, kamusal finansman politikası
yerine öğrenim ücreti ve kredi/burs uygulamaları yoluyla maliyet paylaşımını sağlayacak bir
finansman politikası ile cevaplandırılabilir. Böyle bir finansman politikası yoluyla hem iktisadi
etkinlik sağlanabilecek, hem de alt gelir grubuna ait öğrencilerin bir yükseköğretim kurumunda
eğitim görebilmeleri garanti altına alınabilecektir.
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretim seviyesindeki kamu harcamalarının bütçeye olan ağır
maliyetini hafifletme yöntemlerinden olan öğrenim ücreti ve kredi/burs sistemi hakkında teknik
bir çerçeve sunmaktır. Bazı OECD ülkelerinde ve Türkiye’de yükseköğretim harcamaları (en
yüksek GSYH’ye oranı, kamu: %1,4, özel: %0,4), yükseköğretimde kayıtlı öğrenci sayıları (en
yüksek, kamu: %100, özel: %80), öğrenim ücretleri (en yüksek, kamu: 11.866 ), öğrencilerin kredi/burs imkânları (en yüksek, kamu bursu alanlar: %58, almayanlar: %92)
ve borçlanma sistemleri (çoğunlukla gelir şartına bağlı ödeme) verilerle analiz edilmiştir. Bu
analizin sonucunda, yükseköğretimin özel finansmana müsait olduğu, maliyetlerin
karşılanmasının kamu kaynaklarından ailelere kaydırılması gerektiği, birinci derecede
yararlanan öğrencilerin aile gelirine veya ileride elde edeceği gelire göre harcamalara
katılmasını sağlayacak bir finansman politikası olarak öğrenim ücretleri ile kredi/burs
sistemlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir.The fact that high investment service is expensive and the demand is high requires the resources
to be used extensivevely. It si especially important to answer questions such as whether higher
education from public sources will be financed whether the state will provide subsidies, and
how the burden of financing will be shared between the community and those who benefit
directly from the service. These questions can be answered with a financing policy that will
enable cost sharing through tuition fees and credit / scholarship applications instead of public
financing policy. Such a financing policy will be able to provide both economic efficiency and
guarantee that students belonging to the lower income group can study in a higher education
institution. The aim of this study is to provide a technical framework on the tuition fee and
credit/scholarship system, which is one of the methods of reducing the heavy cost of public
expenditures at higher education level to the budget. Some OECD countries and in Turkey,
higher education spending (the highest ratio to GDP, public: 1.4%, private: 0.4%), higher
education, number of students enrolled (the highest public: 100%, special: 80%), tuition fees
(highest, public: 29.478), students' loan/scholarship opportunities (highest,
public scholarship recipients: 58%, non-recipients: 92%) and borrowing systems (most incomebased
payment) has been analyzed. As a result of this analysis, it was stated that higher
education is eligible for private financing, that the costs should be shifted from public sources
to families, education fees and loan/scholarship methods can be applied to enable students who
benefit from the first degree to participate in expenses according to family income or future
income
Papalık ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun Balkanlardaki Dini ve Siyasi Rekabeti Işığında Bulgarların Hristiyanlaşma Süreci
Bu bildiri, 5-6 Mart 2020 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Güneydoğu Avrupa Araştırma Merkezi tarafından düzenlenecek olan Güneydoğu Avrupa'da Kültürel Etkileşimler adlı sempozyumda sunulacaktır
Determining the Education Levels and Proficiency Perception Status of the last class First and Emergency Aid Program Students
Giriş ve Amaç: Son sınıf ilk ve acil yardım programı öğrencilerinin mesleki uygulama yapma sayıları, pratik
yeterlilikleri ve teorik bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırma bir devlet üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı 2. sınıfta aktif öğrenim gören 96 öğrenci ile yapıldı. Katılımcıların mesleki konularda eğitim alıp almadıkları (17 soru), uygulama yapıp yapmadıkları (11 soru), kendilerini yeterli görüp görmedikleri (16 soru) ve bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik (11 soru) toplam 45 soru yüz yüze anket yöntemiyle çalışıldı. Veriler SPSS 26.0 istatistik paket programı kullanılarak sayı ve yüzde şeklinde belirtildi. Mesleki derslerin laboratuvar ortamında uygulama sayıları ile yeterliliklerini karşılaştırma da ki-kare testi kullanıldı. İstatistiksel önemlilik için p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Paramedik öğrencilerinin aldıkları eğitimlerle ilgili uygulama sayılarının analizinde öğrencilerin %63,5’i entübasyon, %41,7 defibrilatör, %38,5’ kırık stabilizasyonu ve %37,5’inin doğum eylemi uygulamasını hiç yapmadıkları tespit edildi. %78,1 kardiyopulmoner resusitasyon, %58,3 defibrilatör, %36,5 entübasyon, %62,5 doğum eylemi ve %85,5’i kardiyak arrest uygulamasını en az bir kere yaptıkları tespit edildi. Entübasyon konusunda yeterlilik algısı ile uygulama sayısı arasında anlamlı bir fark bulundu (p˂ 0,05).
Sonuç: Öğrencilerin mesleki konularda uygulama yapmalarının yeterlilik algıları ve beceri düzeylerinin artmasına olumlu katkısının olduğu sonucuna varıldı.Objective: It is aimed to evaluate the professional practice numbers, practical competencies and theoric knowledge levels of the first and emergency aid students.
Materials and Methods: The population of the descriptive study was composed of 96 students who are active in the 2nd grade of a public university First and Emergency Aid Program. A total of 45 questions were conducted through face-to-face questionnaire, whether the participants received training on professional issues (17 questions), whether they practiced (11 questions), whether they considered themselves sufficient (16 questions), and to determine their level of knowledge (11 questions). The data are specified as frequency and percentage using SPSS 26 statistical software. The chi-square test was used to compare the number of applications of vocational courses in the laboratory environment and their sufficiency. For statistical significance p < 0.05 value was considered significant.
Results: In the analysis of the number of applications related to the training received by paramedic students, it was determined that %63.5 of the students did not perform intubation, %41.7 defibrillator, %38.5 fracture stabilization and %37.5 never performed labor. It was determined that they performed %78.1 Cardiopulmonary resuscitation,%58.3 defibrillators, %36.5 intubation, %62.5 labor and %85.5 cardiac arrest at least once. A significant difference was found between the perception of competence in intubation and the number of applications.
Conclusion: It was concluded that students' practicing on professional issues had a positive effect on their perception of competence and skill levels
AİLE EĞİTİMİNDE GÜNCEL KONULAR
Aile katılımı, günümüzde bilgiyi paylaşma ve iletişim kurmayı gerektiren bir
işleyiştir; çocukların öğretmen ve anne baba ile iç dünyaları arasında güvenli
bir bağ oluşturur. Anne babalar, çocuklarıyla ilgili bilgi alış verişini öğretmen
ile yaptıklarında, çocuklarının gelişimleri ile ilgili öneriler alıp destek aldıklarında
eğitim süreci daha verimli sonuçlar doğurur. Erken çocukluk döneminde
aile katılımı iyi sağlandığı zaman eğitimciler; çocuklar ve aileleri hakkında
geniş bir bakış açısına sahip olacaklarından, çocukların ihtiyaçlarına psikolojik
durumlarına göre daha temkinli davranıp, çocuk merkezli aktif bir eğitim ortamı
hazırlamış olacaklardır. Eğitim sürecinde aile desteği alan çocuklar; aileleri
ve çevreleri ile problem yaşamadan etkileşim kurabilmektedir, yabancı bir dili
daha iyi öğrenmektedirler, temel haklar ile ilgili daha bilinçlidirler, sosyal veya
eğitim yaşantılarında ortaya çıkabilecek problemleri başarı ile çözebilmektedirler,
duygusal beceriler kazanabilmekte, özbakım, sağlık ve beslenme konusunda
bilgi sahibi olabilmektedirler
Mardin İl Merkezinde Toplu Taşıma Aracı Kullanan Şoförlerin İlk Yardım Bilgi Düzeylerinin Araştırılması
Bu araştırmanın amacı, Mardin il merkezinde toplu taşıma aracını kullanan şoförlerin ilk yardım bilgi ve beceri düzeyinin araştırılmasıdır. Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın evrenini 200 şoför oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 100 şoför oluşturmaktadır. İşleri gereği vardiyalı sistemde çalışmaları ve sürekli yerlerinin değişken olmasından dolayı tüm şoförlere ulaşılamamıştır. Verilerin toplanmasında Demografik veriler ve İlk Yardım sorularından oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmaya katılanların % 44’ü ilk yardım eğitimi aldığını, % 56’sı ise eğitim almadığını belirtmiştir. Acil tıbbi bir durumda aranacak telefon numarası sorusuna eğitim alanların % 100’ü ve eğitim almayanların ise % 98.2’si doğru cevap vermiştir. Eğitim alanların en fazla doğru cevap verdiği diğer soru ise elektrik çarpması sırasında ilk olarak yapılacak müdahaleyi, en fazla yanlış cevap verdikleri soru kalbi duran bir kişiye dakikada en az kaç kez kalp masajı yapılmalıdır sorusu olmuştur. Eğitim almayanların en fazla doğru cevapladığı diğer soru ise elektrik çarpması sırasında ilk olarak yapılacak uygulama sorusu olmuştur. Eğitim almayanların en fazla yanlış cevapladığı soru burun kanaması olan kişiye yapılacak uygulama sorusu olmuştur. Sorulara verilen cevaplara baktığımızda ilk yardım bilgi düzeyinin eğitim alan ve eğitim almayanlarda yetersiz olduğu belirlenmiştir. Bu eksikliklerin gerekli ilk yardım eğitimlerinin düzenlenerek giderilmesi gerektiği önerilmektedir
Eğitim Şimdi ve Burada: Uzaktan Eğitim İle İlgili Görüş ve Öneriler
Koronavirüs salgını süreci ulusal ve uluslararası düzeylerde eğitimin nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme taşımaktadır. Bu kapsamda ortaya çıkan uzaktan eğitim tartışmalarında sorunlar mevcut eğitim durumunu tehdit eden bir gerçek olarak görülmektedir. Bu çalışmada ise ilgili ampirik veriler ve son yayınların tarandığı bir yöntem içerisinde çözüm odaklı yaklaşım tercih edilerek geliştirilen düşünceler ve öneriler doğrultusunda “Eğitim Şimdi ve Burada” kavramsallaştırmasıyla uzaktan eğitimin okulların kurumsal varlığından eşitsizliklere, öğretmenlerin malzeme sorunundan yeni nesil öğrenme modellerine geçişe kadar geniş bir yelpazede bir imkan olarak durduğu açıklanmıştır. Sonuç olarak uzaktan eğitim bir sorun olarak değil, bir fırsat olarak değerlendirilip çözümlenmiştir
MARDİN KOŞULLARINDA KIRMIZI MERCİMEK (Lens culinaris Medik.) GENOTİPLERİNİN VERİM VE VERİM ÖĞELERİNİN BELİRLENMESİ
Bu çalışma 2015-2016 yetiştirme dönemlerinde kışlık olarak yürütülmüştür. Bu çalışma ile Mardin
koşullarında uygun yüksek verimli kırmızı mercimek genotiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır.
ICARDA kökenli ve Güneydoğu Anadolu bölgesi kökenli 20 kışlık genotip ve beş kontrol mercimek
çeşidi (Altıntoprak, Çağıl, Fırat-87, Seyrani-96 ve Yerli Kırmızı) kullanılmıştır. Deneme tesadüf
blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırmada incelen tüm özellikler
istatiksel olarak önemli çıkmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; çiçeklenme gün sayısı 143.7-158.8 gün,
olgunlaşma gün sayısı 187.5-198.9 gün, bitki boyu 26.7-49.6 cm, ilk bakla yüksekliği 13.4-34.1 cm,
bitkide dal 1.96-3.33 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 14.7-29.0 adat/bakla, bitkide tane sayısı 16.9-
33.5 adet/bitki, bitki tane verimi 0.29-0.75 g, 100 tane ağırlığı 31.8-37.7 g ve tane verimi bakımından
ise 144-5-216.4 kg/da arasında değişmiştir. Araştırmada en yüksek tane verimi G2 (211.1 kg/da) ve
G5 (207.0 kg/da)’ten elde edilirken, Fırat-89 çeşidinde ise 216.4 kg/da olarak elde edilmiştir.
Çalışmada tane verimi yönünden iki genotip (G2 ve G5) bölgemizde bir ileri generasyona
aktarılmıştı
Öğretmenlerin Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Öğrencilere Yönelik Yeterlikleri, Öz Yeterlik Kaynakları ve Pozitif Öğretmenlik Becerileri Arasındaki İlişki
Günümüzde öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların eğitimi, toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Türkiye’de de bu konu ile ilgili yapılan araştırmalar sınırlı düzeydedir. Bu çalışmada, öğretmenlerin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilere yönelik yeterlikleri, öz yeterlik kaynakları ve pozitif öğretmenlik becerileri arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma olarak tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, tesadüfen seçilen 25 resmi ilkokul ve 10 özel ilkokulda görev yapan toplam 317 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Öğrencilere Yönelik Öğretmen Yeterlilikleri Ölçeği, Pozitif Öğretmen Ölçeği ve Öz Yeterlik Kaynakları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimleyici istatistikler ve Pearson Korelasyon katsayıları kullanılmıştır. Sonuçta; öğretmenlerin derste akış yaşatmak ile dikkate alma, güdüleme, derse odaklanma, dikkat toplama ve olumlu tutum arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır
Türkiye’de İşletme Tarihinin Görünümü ve Gelişimi: Yönetim ve Organizasyon Kongre Bildirileri Üzerinden Bir Bakış
Türkiye’de işletme tarihini ayrı bir disiplin olarak nitelendirmek için oldukça erken olmasına rağmen; yakın tarihte dünyada işletme tarihine artan ilgiden etkilenerek bu alan ilgi görmeye başlamıştır. Bu araştırmada işletme tarihinin önce kuramsal çerçevesi ortaya çıkarılmış, daha sonra Google Ngrams istatistikleri aracılığıyla bu alan taranmış̧ ve alanın Türkiye’deki görünümü ve gelişimi 1993 yıllından beri düzenlenen Yönetim ve Organizasyon Kongre bildirileri üzerinden incelenmiştir. Bu çalışmada işletme tarihinin Türkiye’deki yakın bir kesit tanımlaması yapılarak yönetim ve organizasyon yazınına katkı sağlaması beklenmektedir