Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Arketipsel Sembolizm Ekseninde Murathan Mungan’ın “Adana Sıcağında Erguvanlar” Hikâyesi

    No full text
    Roman, hikâye, şiir ve tiyatro türlerinde eserler kaleme alan ve geçmişin, geleneğin belleğini kurguya taşıyan Murathan Mungan, Türk edebiyatında özgün tarzıyla ön plana çıkar. Eserlerinde yaptığı psikolojik tahlillerle kahramanlarının iç dünyalarının neredeyse bütün ayrıntılarını ortaya koyarak sanatında yakaladığı özgünlüğü daha da ileri bir seviyeye taşıyan Mungan, hem geleneksel hem de Batılı kültür öğelerinden faydalanmayı başarır. Ele aldığı konularla Doğulu, eserlerinde kullandığı teknik ve dil ve üslup anlayışı ile de Batılı olarak değerlendirilen yazar, sahip olduğu bu kültürel zenginliği eserlerinin kurgusuna da taşır. Mungan’ın eserlerinde halk kültürüne dair unsurlar kültürel çeşitliliği yansıtıcı bir şekilde ele alınmaktadır. Öte yandan Mungan’ın, Kadından Kentler gibi kimi eserlerinde erkek egemen toplumun hegemonik yapısı sorun sallaştırılarak “eril tahakküm”e maruz kalan kadınların trajikleşen yazgılarına odaklanılmıştır. “Adana Sıcağında Erguvanlar” hikâyesinde de erkek egemen kültürün baskısı karşısında direnç gösteren ya da gösteremeyen kadınların hayat algıları, kültürel durumları ataerkil söylemin eleştirisi üzerinden yansıtılmaktadır. Bu çalışmada, ortak bir geçmişe sahip olan kadın karakterlerin yıllar sonra yeniden yollarının kesişmesi ile geçmişleriyle yüzleşmeleri arketipsel sembolizm bağlamında irdelenecektir

    SABAHATTİN ALİ'NİN HASAN BOĞULDU HİKÂYESİNDE ARKETİPSEL SEMBOLİZM

    No full text
    Edebi metinlerin tahlil yöntemlerinden biri olan Arketipsel Sembolizm, Edebiyat ve Psikoloji bilimlerinin disiplinler arası ilişkileri kullanılarak meydana gelen bir tahlil tekniğidir. Edebi eserlerin çok katmanlı anlam yapılarını ortaya çıkarmaya çalışan bu inceleme tekniğinde, metinde kullanılan sembollerin ne anlama geldiği ve yazar tarafından hangi amaçla kullanıldığı tespit edilmeye çalışılmaktadır. Hem metne hem de okuyucuya farklı bakış açıları ve anlam zenginlikleri kazandırmayı amaçlayan bu teknik sayesinde metin farklı okumalara tabi tutulabilmektedir

    Mardin Enformel Mimarlık Atlası: Mardin’de Kullanıcısı Tarafından Üretilen Mimarlık Ürünlerinin Belgelenmesi ve Mekânsal Taktiklerin Keşfi

    Get PDF
    Mardin’de yıllar boyunca süregelen kentsel doku, tüm organikliğiyle yere özgü nitelikler sergiliyor. Kullanıcıların ihtiyaçlarına göre şekillenen yapı eklerinin belgelenmesini amaçlayan çalışmanın sonunda “Mardin Enformel Mimarlık Atlası”nı oluşturmayı hedefleyen yazarlar, “mevcut yapılarla kurdukları ilişki, mekânsal zenginlikleri, eklemlenme biçimleri, yapım malzemeleri ve yapılış hikayeleri bağlamında son derece özgün” olarak gördükleri ancak ne yazık ki yıkılması planlanan bu eklere yakından bakıyor

    جستاری در «مولود » و بررسی جایگاه آن در ادبیات در آسیای صغیر

    No full text
    Bu makalede mevlit ve mevlidin önemine değinilmiştir

    Mülteci çocuklarda kültürlenme stresi

    No full text
    Göç süreci çocuklar için önemli bir stres kaynağıdır. Bu süreçte çocuklar, ailelerinden vearkadaşlarından ayrılabilmekte, aşina oldukları ortamdan farklı bir ortama geçebilmektedir.Yeni ortamın kültürel açıdan farklılıklar içermesi çocukları zorlayabilmektedir. Özelliklemülteci çocuklar, savaş ve politik sebeplerden dolayı aileleriyle, bazı durumlarda ise tekbaşlarına veya tanıdık bireylerle ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır. Zorunlu göçünsebep olduğu travmatik deneyimlerin yanı sıra bu çocuklar, yerleştikleri yeni ülkede kültürelbir takım zorluklarla karşılaşmaktadır. Göç stresine, kültürlenme stresi eşlik edebilmektedir.Kültürlenme stresi, genel olarak kültürel değişimlerin birey üzerinde yarattığı ruhsal sıkıntılarolarak ifade edilmektedir. Etnik azınlıkların sahip oldukları kültürel yapılar, kültürlerarasıetkileşim sorunları ve kültürel değişiklikler ruh sağlıklarını etkileyebilmektedir.Kültürlenme sürecinde göçmen ve mülteciler, öncelikle hâkim toplum üyeleriyle etkileşimkurmaya çalışır ve buna dair bir stres yaşarlar. Bu stres onların kültürel yönelimlerini belirlerve böylece kültürel değişim başlar. Kültürel değişimle birlikte yeni bir stres yaşanır ve bustres, bireylerin ruh sağlığı ile uyumlarını farklı şekillerde etkiler. Kültürlenmeye dair yaşananbu süreçte göçmen ve mültecilerin öz kültürlerine ilişkin değerleri ve normları ne derecededevam ettireceklerine karar vermeleri gerekmektedir. Hâkim kültürün hangi seviyedebenimseneceği, dolayısıyla yeni kültürlerarası kimliğin nasıl gelişeceği bireylerin sosyal veeğitsel deneyimlerine, bilişsel yeteneklerine, becerilerine, ihtiyaçlarına ve destek sistemlerinebağlı olarak değişmektedir.Kültürlenme sürecinde mülteci çocuklar birtakım sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sorunlar,aile, aynı etnik gruptan arkadaşlar ve öz kültür topluluğundaki diğer bireylerle ilişkiliolabildiği gibi hâkim toplum üyeleriyle olan temasın sıklığı ve niteliğiyle ilgili deolabilmektedir. Göç nedeni, sosyoekonomik statü, bireylerin etnik ve kültürel gruplarınınsaygınlığı veya kabulü, diğer kültürel gruplarla etkileşim fırsatı, yeni kültüre ilişkin var olanön bilgiler gibi çeşitli faktörler, mülteci çocukların kültürlenme stresini etkilemektedir.Kültürlenme stresi, mülteci çocuklarda anksiyete ve depresyon, kimlik karmaşası, aile veokula ilişkin problemler, yalnızlık, izole olma ve psikosomatik semptomların artması gibifarklı sorunlara neden olabilmektedir. Bu nedenle mülteci çocukların yaşadıkları kültürlenmestresini azaltmaya ve bununla etkili bir şekilde başa çıkabilmelerini sağlamaya yönelikmüdahalelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Mülteci çocuklar, psikolojik destek, kültürelyönelim ve dil eğitimine özel olarak ihtiyaç duymaktadır. Bu tür konularda onlara destekolabilecek kurumların başında okullar gelmektedir. Okullardaki öğretmenler ve psikolojikdanışmanlar, mülteci çocuklar için önemli destek kaynaklarıdır. Mülteci çocukların özellikledil engelini aşabilmeleri için desteklenmeleri önemlidir. Hâkim toplumun dilini öğrenmeklebirlikte kendi dillerini ve kültürlerini devam ettirmeleri konusunda desteklenmelerinin,yaşadıkları stresi ve karmaşayı azaltacağı düşünülmektedir. Üzerinde durulması gereken birdiğer önemli nokta da mülteci çocukların ebeveynlerinin dil eğitimidir. Ebeveynlerinçocuklarla eşgüdümlü bir şekilde dil eğitimi almaları sağlanmalıdır. Çocuklar, yetişkinlerekıyasla kültürlenme sürecini daha hızlı yaşamaktadır. Bu durum ebeveynlerin çocukları hâkimtoplumla etkileşim kurma konusunda aracı olarak kullanmalarına neden olabilmektedir. Dolayısıyla mülteci çocuklar, farklı stres kaynaklarına maruz kalabilmektedir. Ebeveynlerinkültürlenme süreçlerine destek sağlamak, mülteci çocukların omuzlarındaki yükü azaltacaktır.Bunların yanı sıra mülteci çocuklar ve aileleriyle çalışan meslek elemanlarının bu bireylerinöz kültürlerini anlamaya ve öğrenmeye çalışmaları, onlarla samimi ve hoşgörüye dayalı biretkileşim kurmalarını sağlayacaktır. Böylece mülteci çocukların ve ailelerinin toplumsalaidiyeti ve uyumları kolaylaşacaktır

    Hizmetin İzinde Bir Ömür: Metropolit Hanna Dolabani

    No full text
    Bir şahsiyeti ele almak göründüğü kadar kolay bir iş değildir. Bu şahsiyet zor zamanlarda zor ve büyük işler yapan Hanna Dolabanî gibi biri olduğunda zorluk düzeyi bir kat daha artar. Elinizdeki çalışmada hem Osmanlı hem de Cumhuriyet tecrübesini yaşamış kadim kentimizin bu güzide metropoliti üzerinden bu topraklarda yaşanan idari dönüşümleri, modernleşme ve yenileşme çabalarını, tanzimatı, ıslahatı, I. ve II. Meşrutiyeti, cihan savaşlarını, edebiyattan felsefeye, din ilimlerinden modern bilimlere kadar entelektüel sahada yaşanan farklı tecrübeler de ele alınıyor ve bunların izi sürülüyor. Merkezden maada bir taşra kentinde yaşanan entelektüel hayatın satır araları da buna dahildir

    Mardin İlinde Satışa Sunulan Endüstriyel ve Geleneksel Yöntemle Üretilen Yoğurtların Kalite Kriterlerinin Araştırılması

    Get PDF
    Bu çalışmada Mardin ilinde satışa sunulan yoğurtların kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada geleneksel yöntemle üretilen 36 adet inek yoğurdu ve 21 adet koyun yoğurdu ile farklı ticari markalara ait 13 adet endüstriyel yoğurt olmak üzere toplam 70 adet yoğurt örneği test materyali olarak kullanılmıştır. Kimyasal analizlerde yoğurtların pH, titrasyon asitliği, kuru madde, yağsız kuru madde, protein ve yağ değerlerinin sırasıyla 3.09-4.81, %0.81-1.98, %11.50-20.93, %7.26-17.13, %3.04-5.61 ve %2.40-5.80 arasında olduğu belirlenmiştir. İncelenen yoğurt örneklerinde nişasta varlığı tespit edilmemiştir. Mikrobiyolojik analizler sonucunda, inek, koyun ve endüstriyel yoğurtlardakiStreptococcusthermophilusile Lactobacillusdelbrueckiisubsp. Bulgaricussayısının sırasıyla 7.39-7.81, 7.63-8.07 ve 8.39-7.42 logkob g-1 olduğu saptanmıştır. İncelenen 10 endüstriyel yoğurt örneğinde maya küf tespit edilmezken, geri kalan 60 yoğurt örneğindeki maya-küf sayısının 2.00-6.21 logkob g-1 arasında olduğu belirlenmiştir. Endüstriyel yoğurt örneklerinde koliform bakteri tespit edilmemekle birlikte 24 geleneksel yoğurt örneğinde tespit edilen koliform bakteri sayının Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliği’nde belirtilen değerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Mardin’de satışa sunulan yoğurtların büyük bir bölümünün Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliği’nde belirtilen asitlik, spesifik mikroorganizma sayısı ve koliform bakteri sayısı limitlerine ve endüstriyel yoğurtların etiketlerinde belirtilen değerlere uygun olmadığı belirlenmiştir

    YEREL GÜÇ DENGELERİ ARASINDA BİR OSMANLI ŞEHRİ: MARDİN

    Get PDF
    Osmanlı şehir tarihi araştırmalarının, bazı istisnalara rağmen, göze çarpan en önemli özellikleri belli bir şablon çerçevesinde olmalarıdır. Osmanlı dönemiyle sınırlı şehir tarihi çalışmalarının üzerine oturduğu bu şablonun, coğrafi, etnik, sosyal, dini, mimari, ekonomik vs. birçok açıdan farklı şehirler üzerinde uygulanması birbiriyle neredeyse tıpatıp benzer Osmanlı şehirleri ortaya çıkarmıştır. Bu şablona göre Osmanlı şehri fiziksel açıdan, kale etrafındaki idari yapılar, resmen tanımlanmış mahalleler, dini, sosyal ve ekonomik yapılardan; idari açıdan, merkezîn tanımladığı idarecilerden, sosyal açıdan Erkân-ı Erbaa (veya anasır-ı erbaa) ve millet sisteminin öngördüğü sınıflardan, ekonomik olarak ise aynı şekilde resmen vergilendirilmiş değerlerden ibaret, kurgulanmış bir birimdir

    Türkiye'de Vernaküler Söylemler

    No full text
    Although vernacular architecture is one of the most popular fields of discourse production in Turkey, no practice of literature exists in this field that is as productive and varied. Thus, this paper primarily intends to analyze the writings of a group of researchers regarded to be the representatives of the early period of this field, through a set of arising questions. An overview of the vernacular discourse which is dealt with in the first part of the article demonstratres that different writers have similar discoursesrecurring over the years. These discourses, and their linguistic and theoretical characteristics, are defined as “essentialism” oriented in the article, for they intend to draw boundaries particularly by assigning appellations for the houses, identify the main components, and determine origins. The essentialism oriented vernacular discourses create the perception that traditional houses have specific values and associate the societal values of "true" and "real" with these houses. However, those who attach certain values to structures and societies are obviously the people themselves who generate these discourses. To shed light onto the ideological nature of essentialism oriented vernacular discourses, the second part of the article analyzes the Turkish discourse on vernacular through the “unspoken” rather than the already spoken. To this end, it questions the subconscious of the vernacular rather than reads it for direct meaning. With this psychoanalytical reading, it aims to deal with both the spoken and unspoken aspects of Turkish vernacular discourse

    The effect of different phosphorus doses on agronomic and quality characteristics of coriander (Coriandrum sativum L.)

    No full text
    In a two-year study, under the environmental conditions of the plains of Mardin province in Turkey, the effects of different doses of phosphorus (0, 30, 60, 90, 120 kg ha-1) on the yield and quality characteristics of the coriander (Coriandrum sativum L.) were examined. Plant characteristics such as plant height, number of branches, number of umbels, thousand seed weight and seed yield were examined, besides quality characteristics such as essential oil rate and composition. The essential oil was isolated with a Clevenger apparatus from mature fruits. Essential oil components were determined with Gas chromatography–mass spectrometry (GC-MS). The results revealed that phosphorus doses affect the plant characteristics of coriander including plant height, number of branches, number of umbels and thousand fruit weight with positive significance. Fruit yield was not affected significantly. Phosphorus doses had a significant positive effect on essential oil rate. Increasing phosphorus doses affected rates of α-pinene, geranyl acetate and camphor positively. However, Linalool and γ-terpinene were not affected by phosphorus doses significantly. The application of 120 kg phosphorus per hectare, which had the highest essential oil rate in both years, can be recommended in coriander farming.Mardin Artuklu Üniversitesi: MAÜ-BAP-16-KMYO-1

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇