Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
AMR BI’L-MAʿRŪF NAHY ʿANI’L-MUNKAR AS THE DYNAMICS OF CHANGE AND TRANSFORMATION
Bu makale ilk olarak, kişi, toplum ve devletler için değişim ve dönüşümün gerekliliğini, sonrasında da bu süreçte tek tek bireylerin, toplumun ve devletin rolünü, Kur’ân’da geçen iyiliği emr etme ve kötülükten engelleme ilkesi çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. En genel anlamda, ahlâki ve siyasî olmak üzere iki boyutu olan prensibin uygulanmasında hangi metotların takip edilmesi gerektiği, özellikle siyasî boyut üzerinde durularak aktarılacaktır. Devletin (ya da imamın) gerekliliği ve halka karşı görev ve sorumlulukları, aynı şekilde toplumun da yöneticiye karşı sahip olduğu hak ve sorumluluklar genel Kur’ânî kavram ve ilkelerle birlikte irdelenecektir. Özellikle de toplum (halk)-devlet (siyasî otorite) arasında şiddeti farklı boyutlarda seyredebilecek muhtemel fikrî ayrılıklarda takip edilecek yöntem, “genelde dinin özelde de İslam’ın değiştirici ve dönüştürücü özelliğinden” yola çıkılarak Kelam İlminin verileri ışığında belirlenmeye çalışılacaktır. Elde edilecek bilgiler, bir toplumda istenen yönde bir değişim ve dönüşümün gerçekleşmesi için nelerin gerekli olduğuna dair kuvvetli ipuçları sunacaktır.This article aims to discuss firstly the necessity of change and
transformation for individuals, communities and states, and then the role of
individuals -in person, society and the state in this process within the
framework of the principle of "amr bi-l-maʿrūf nahy ʿani-l-munkar" cited in
the Qur’an. In the overall sense, it focuses on the methods supposed to be
followed for practicing the principle applied where two pillars consisting of
both moral and political aspects lie beneath, with special focus on political
dimension of the subject matter. The necessity of the state (or imam, i.e. the
leader) and its duties and responsibilities towards the public, as well as the
rights and responsibilities of the society against the administrator will be
examined with general concepts and principles of the Qur'an. Particularly,
the method to be followed in the possible divergences between the society
(public) and state (political authority), which may portray different levels of
severity, will be tried to be determined in the light of the data presented
within the literature of Kalam Science by getting inspired from change and
transformative feature of the religion in general and Islam in particular. The
data analysed is expected to reveal strong hints about the prerequisites
needed for a change and transformation towards the desired direction in a
specific society
Investigation of the Effects of Octreotide Agent on Oxidative Stress, 8-Hydroxy Deoxyguanosine in Experimental Hepatic Carcinogenesis Rat Model
INTRODUCTION: 2-AAF and DEN are well-known liver toxicants commonly used to stimulate tumors in laboratory animals. AIM: The aim of this study was to investigate the effect of octreotide on DEN-induced and 2-AAF-supplemented hepatocarcinogenesis in Wistar albino rats. MATERIALS AND METHODS: In this study, 64 Wistar albino rats were divided into 8 groups. DEN (175 mg/kg) initiated and 2-AAF (20 mg/kg) promoted liver carcinogenesis in rats. The tumor growth inhibitor octreotide (300 μg/kg) was used. Rats were sacrificed at the end of experiment and their liver tissues were taken for the study. SOD, GSH-Px, CAT activities, NO and MDA levels were measured spectrophotometrically. Also, Hsp70 and 8-OHdG was measured by the ELISA method. RESULTS: In group 7, MDA, 8-OHdG, and Hsp70 levels were significantly increased. In addition, SOD, GSH-Px activity was significantly reduced in this group. MDA, 8-OHdG and Hsp70 levels were significantly reduced in Group 8, which received octreotide for treatment. CONCLUSION: DEN and 2-AAF cause very serious liver damage. Octreotide protects the liver from carcinogenesis, increases the activity of cellular antioxidant enzymes and helps reduce DNA damage. Therefore, octreotide may be an inhibitor in tumor cells and may reduce oxidative stress. This is an open access article distributed under the terms of the Creative Commons Attribution License (CC BY 4.0), which permits unrestricted use, distribution, and reproduction in any medium, provided the original author and source are credited
Growth and physiological traits of five bread wheat (Triticum aestivum L.) genotypes are influenced by different levels of salinity and drought stress
Turgor maintenance through osmotic adjustment can play a vital role in plant tolerance to drought and salinity. As per the evidence of the previous study, chemical polyethylene glycol (PEG) can create physiological drought under both salinity and water deficit conditions. Therefore, PEG is used for forcefully create osmotic stress to find out drought and salinity resistant crop cultivars at the early stage. Considering the essential role of PEG, the current observation was undertaken for understanding the effects of drought and salinity stress on several bread wheat genotypes at early developmental stage particularly during the seedling stage. Five bread wheat genotypes including four varieties such as 'Tekirdag', 'Ceyhan 99', 'Dinc', 'Empire Plus' and a line 'DZ17-1' were used as seed material. To find out the genotypes which are tolerant to drought and salinity, all wheat genotypes were evaluated in four different concentration of NaCl for salinity stress (i.e., 0, 4, 8 and 12 dS/m) and four different concentration of PEG 6000 (i.e., 0, -0.2, -0.4, -0.6 MPa) for drought stress. All treatments were organised in a completely randomized design (CRD) and repeated three times. After observation, it is revealed that bread wheat cultivars 'Dinc' and 'Ceyhan 99' were found tolerant of both drought and salinity stress at the seedling stage. The study also noticed that understanding of seedlings growth such as mean germination time (MGT), coleoptile length, seedling height, root length and relative water content (RWC) allow the selection of genotypes tolerance to drought and salinity. The information from the study will be helpful for examination of wheat genotypes which are suitable to cultivate under osmotic stress of both drought and salinity stress condition
(بلاغة العرب عند الإمام الفَراهيّ؛ قراءة في كتابه (جمهرة البلاغة
يعيد الإمام الفراهيّ- رحمه الله- البلاغة إلى معينها الأوّل؛ أي إلى حيث كانت العرب تفخر ببيانها، وحيث نزل القرآن ليتحدّى أساطين البلاغة آنذاك ببيانه وبلاغته، وحيث يُدرك أولئك قيمة تلك البلاغة التي تحدّتهم فألجمتهم، وكان قوام تلك البلاغة في عصرها الأوّل- وهو العصر الذي صفا من لوثة العُجمة- على مبادئ الصدق والمناسبة والإصابة؛ لقد أدرك النقّاد والبلاغيون ذلك فجمعوا تلك المبادئ في قوانين أطلقوا على مجموعها اسم (عمود الشعر)، وأمر آخر تقوم عليه تلك البلاغة تجلّى في اشتغال الجاحظ في كتابه (البيان والتبيين) هو البيان الذي يتأسّس على تلك المبادئ المذكور
المرأة الأيوبية
Kadınlar, Eyyubî tarihinde önemli bir yer edinmiş ve bilim ve kültürü önemsediği ve bilim öğrencilerine harcama yapmaları için özel okulların kurulmasını teşvik ettiği tüm siyasi ve sosyal alanlarda önemli katkılarda bulunmuştur
ARAPÇA CÜMLE ÇALIŞMALARI VE METİN DİLBİLİMİ
يحاول هذا البحث أن يكتشف أصولاً للدرس اللساني الحديث في اللتراث النحوي العربي من خلال عملية مقارنة على ثلاث مستويات هي الموضوع والغاية والمنه
سلسلة أبجد لتعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها
إن الاهتمام الشديد بالتعلم و التعليم ووسائل نقل المعرفة والعلوم كانت ولا تزال محط اهتمام لدى الإنسان قديماً وحديثاً، وبما أن اللغة هي الوعاء الذي يحتوي تلك المعارف والعلوم فقد كانت هي الأوْلى بأن تنال حظاً وافراً من اهتمام الإنسان وذلك من خلال تعلمها وتعليمها.
وقد تكونت حركة تعلم اللغات وتعليمها وآلياتها مع مرور الوقت ثم تطورت وازدهرت مع تطور العلوم اللسانية التطبيقية ونظرياتها التي حققت الكثير من التطبيقات والنتائج الجيدة والنافعة في بابها، وتسمى هذه الحركة في وقتنا الحالي بمصطلح (صناعة تدريس اللغات) أو لنقل ( علم تدريس اللغات )، وأدى إلى إنتاجها العديد من العوامل العلمية والسياسية والاجتماعية وغيرها، فانتقلت بهذا الميدان من الممارسات العشوائية التي كانت تمارس في تعليم اللغات إلى التنظيم والتقنين الممول من قبل الدول لتنميتها وتطويرها.
وانطلاقاً مما سبق أجريت دراسة لسلسلة عربية لتعليم اللغة العربية لغير الناطقين بها ( أبجد)، للوقوف على المنهجية والاستراتيجيات التعليمية المتّبعة في تنظيم السلسلة، علّنا نوفق في الوصول إلى تصور واضح للمنهجية الأفضل في تأليف سلاسل تعليم اللغة الثانية بناءً على النتائج الملحوظة والحاصلة من تعليم سلسلة أبجد في مؤسسات تعليم اللغات.
وقد ضمّ هذا البحث مدخلاً ومباحث ثلاثة وخاتمة، أما المدخل فقد جعلته للحديث عن أهمية تحليل المحتوى، وأما المباحث الثلاثة فحوت الوصف العام لسلسلة أبجد فخريطتها اللغوية ثم تحليلاً لمحتوى السلسلة، وأما خاتمة البحث فقد تضمنت أهم النتائج والتوصيات التي نسأل الله أن يُستفاد منها في تصميم المناهج التعليمية المخصصة لتعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها
Osmanlı İmparatorluğunun Bir Arada Yaşama Konusundaki Tutumu ve Azınlıklara Yönelik Politikası
ÖZ :
Entelektüel arena, politika ve akademi birlikte yaşama fikri hakkında farklı tartışmalar biliyor ve birçok çalışma bu konuları farklı perspektiflerden ve İslam tarihinin birçok dönemi boyunca ele aldı. Ancak, Osmanlı döneminde bir arada yaşama sorunu, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Batılı ülkelerinden özgürlüklerini kullanmak için dini azınlıkların yasaklanması yönündeki büyük suçlamalar ışığında araştırmadan payını almadı. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nun bir arada yaşama ve azınlıklara yönelik politikası konusundaki konumunu tartışacağız. Bu konu beş başlıkta ele alınacak:
1-İslamiyet’e girdikten sonra Türklerde bir arada yaşama meselesi
2-Osmanlıların kuruluşundan Konstantinopolis'in fethine kadar bir arada yaşama meselesi.
3-kostantinnopolis’in fethinden sonra Osmanlıların bir arada yaşama sorunu.
4-Bir arada yaşama politikasının Osmanlı toplumunun çeşitli bileşenleri üzerindeki etkisi
5-İstanbul'da ve Kudüs’te bir arada yaşama deneyimi.
6-Osmanlıların bir arada yaşama sorunu ile Avrupalıların bir arada yaşama sorunu arasında
bir karşılaştırmadır
GELİR DAĞILIMI POLİTİKALARININ OLUŞUMUNDA ENFLASYONUN ÖNEMİ
Gelir dağılımı eşitsizliği konusu ile ilgili yapılan kantitatif çalışmalarda gelir eşitsizliği ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen Simon Kuznets'in ve bu ilişkinin "ters-U" şeklinde bir eğri olduğunu iddia eden Kuznets eğrisi hipotezinin akademik yazında yadsınamaz bir önemi vardır. Bu hipotez ekonomik büyüme arttıkça gelir eşitsizliğinin de belirli bir seviyeye kadar artacağını, bu seviyeden sonra tersine dönerek azalmaya başlayacağını iddia etmektedir. Kuznets yapmış olduğu bu çalışma ile gelir eşitsizliğini etkileyen diğer unsurların da ele alınmasına önayak olmuştur. Yapılan araştırmalarda ekonomik büyüme, temel değişkenlerden biri olmakla beraber pek çok değişkenin de gelir eşitsizliği üzerindeki etkisi incelenmektedir. Bunlardan biri de enflasyondur. Başta fiyat istikrarını bozan, öngörülebilirliği ortadan kaldıran, yatırımları engelleyen, yoksullar üzerinde tehlike arz eden ve pek çok olumsuz koşulun ortaya çıkmasının nedeni olarak gösterilen enflasyonun aynı zamanda gelir dağılımını da bozarak eşitsizliği artırdığı sürekli dile getirilmektedir. Literatürdeki genel eğilim de bu yöndedir. Ancak enflasyonun ülkelerin gelişmişlik düzeyine, artış hızına, eşik değerine ve dönem aralığına bağlı olarak gelir eşitsizliğini farklı yönlerde etkileyebileceği; farklı kanallar aracılığıyla geliri yeniden dağıtabileceğini de düşünmek gerekir. Bu doğrultuda yapılan araştırmada, ideal bir gelir dağılımı politikasının oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla gelir dağılımı eşitsizliği üzerinde enflasyon ve diğer makroekonomik faktörlerin varlığı, etkisi ve yönü ampirik olarak analiz edilmiş ve enflasyonun hangi kanallar üzerinden geliri yeniden dağıttığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca enflasyonun dikkate alınması gereken bir unsur olup olmadığına ilişkin analiz bulguları paylaşılmış; gelir eşitsizliği ile enflasyon arasındaki ilişkiyi belirleyen katsayı derecesi ve işareti teorik bilgiler bağlamında irdelenmiş ve yorumlanmıştır
First report of Globisporangium heterothallicum causing root and crown rot of pepper in Turkey
Turkey is the world's third-largest producer of pepper (Capsicum annuum), annually cultivating over 90,000 ha and producing over half a million tonnes of fruit. In 2019, wilting and death of c. 20% of plants were observed in pepper fields in Şanlıurfa province, Turkey (Fig. 1). Severe root and crown rot symptoms with discoloration were observed on affected plants, and necrotic lesions expanded rapidly into the stems which killed the plant (Fig. 2)