Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Suriyeli Öğrencilerin Eğitim Süreçlerinde Öğretmenlerin Karşılaştıkları Sorunlar
Savaş ve yıkımın olduğu bölgelerden göç etmek zorunda kalan çocuklarda yeni geldikleri topluma ve okulauyum problemleriyle birlikte birçok sorun yaşanabilmektedir. Bu öğrencilerin eğitimlerine dairöğretmenlerden görüş alınması ve eğitim ortamlarında yaşadıkları sıkıntıların belirlenmesi, bu sıkıntıların enaza indirilerek okula uyumlarının gerçekleştirilebilmesi açısından önemlidir. Bu araştırmada, Suriyeliöğrencilerin eğitiminde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmadamevcut durumu tespit etmek amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mardin İlinde, sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 305 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama amacıyla Çelikkol, Karaibrahimoğlu ve Tokgöz (2018) tarafından hazırlanan 33madde ve 6 alt boyuttan (kültürel farklılık, iletişim, şiddet, eğitim-öğretim, zararlı alışkanlık ve önyargı)oluşan “Okullarında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Öğretmen ve Yöneticilerin Karşılaştıkları SorunlarÖlçeği” kullanılmıştır. Ölçme aracından elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 istatistik programıkullanılarak frekans ve yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyansanalizi (ANOVA) ve tukey testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre sınıfındaSuriyeli öğrenci bulunan öğretmenlerin en fazla karşılaştıkları sorunlar; iletişim ve kültürel farklılık altboyutlarına dayalı sorunlarken en az karşılaşılan sorunlar ise zararlı alışkanlıklar ve ön yargı alt boyutlardakisorunlar olmaktadır. Bununla birlikte araştırma sonuçlarına demografik özellikler açısından bakıldığında,öğretmenlerin cinsiyet, medeni durum, görev yaptıkları yerleşim yeri ve öğrenim durumları bakımındananlamlı derecede farklılık göstermediği ancak yaş durumuna göre 53 yaş üzerindeki katılımcıların zararlıalışkanlıklar ve ön yargı alt boyutlarında diğer yaş gruplarındaki katılımcılara göre anlamlı düzeyde dahafazla sorun yaşadıkları, hizmet yılı bakımından 11-15 yıl arasındaki katılımcıların iletişim alt boyutunda 16-20 hizmet yılı dönemindeki katılımcılara göre anlamlı derecede daha fazla sorun yaşadıkları, öğretmenleringörev yaptıkları okul düzeyi olarak ilkokul öğretmenlerinin ve branşları bakımından sınıf öğretmenlerininşiddet ve ön yargı alt boyutlarında diğer okul düzeyi ve branşlara göre daha fazla sorun yaşadıkları tespitedilmiştir.Children who have to migrate from areas of war and destruction may experience many problems with their new community and school in terms of adaptation. It is important to get opinions from the teachers about these students' education and to identify the problems they experience in educational environments for ensuring their adaption to school by minimizing these problems. İt is aimed to determine the problems teachers who have Syrian students in the classroom and to determine the level of these problems. In the research, surveillance model was used to determine the current situation. The sample group of the study consisted of 305 teachers with Syrian refugee students in their classrooms in Mardin province in 2018-2019 academic year. In the study, the scale "Problems Scale for Teachers and Administrators Who Have Foreign Students in their schools" by Çelikkol, Karaibrahimoğlu and Tokgöz (2018) which consists of 33 items and 6 sub-dimensions (cultural differences, communication, education, violence, harmful habits and prejudicial problems) was used for data collection. In analyzing the data obtained from the survey, the frequency (f), percentage (%), arithmetic mean, independent samples “t” test, one-way analysis of variance (ANOVA) and tukey analysis tests were used by SPSS 22.0 statistics program. According to the findings of the study, the most common problems faced by the teachers who have Syrian refugee students in their classrooms are communication and the cultural differences subdimensions. The least encountered problems are harmful habits and prejudice sub-dimensions. In addition, when the results of the study are examined in terms of demographic characteristics, it was found that the problems experienced by the teachers with Syrian refugee students in their classrooms did not differ significantly in terms of gender, marital status, place of work and education status of the teachers. However, when the age is considered, it was found that participants over 53 years experienced significantly more problems in terms of harmful habits, participants between 11 15 years experience significantly more problems in the communication sub-dimension than the participants, It was determined that primary school teachers had significantly more problems in terms of violence and prejudice sub-dimensions than the other school levels and branches
Determination of the Attitudes of Student Nurses for Safe Use of Cutting and Drilling Medical Appliances
Amaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Yaralar, Kesici alet, Hemşirelik öğrencisi, Sağlık Bakımı Kalite GüvencesiPurpose: The study was carried out descriptively in order to determine the attitudes of the nurses to the safe use of medical instruments. Patients and Methods: In the collection of data, the student information form which contains the introductory features of the students consisting of eight questions was used, and the attitude scale for the safe use of medical tools by the health workers was used. In the evaluation of the data obtained from the study, number, percentage distribution, means, Independent-sample t-test, One-way ANOVA test were used Results: The scores of the affective subscale scores of the students aged 21 and over, the behavioral subscale scores of the females, the cognitive subscale scores of the 4th-grade students, the total scale scores of the students receiving education and the behavioral subscale scores were found to be significantly higher (p <0.05). Conclusion: It was determined that the students whose age and clinical experience increased and received education, increased their attitudes towards safe use of medical instruments. It is advisable to provide training to the students before starting the clinical practice, and to develop and disseminate institutional policies to prevent the use of hospital authorities for stab wounds. Keywords: Wounds, Stab, Nursing Student, Healthcare Quality Assuranc
Kirlilik Emisyonlarının Azaltılmasında Çevre Vergilerinin Rolü: AB Ülkeleri Örneği
Ekonomik literatürde çevre vergileri, kirlilik ve iklim değişikliği gibi çevre sorunlarının azaltılmasında temel araçlardan biri olarak önerilmiştir. Bu tür vergiler ekonomik birimlerin dışsal maliyetlerini içselleştirdiği için teşvik temelli mekanizmalar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu çalışma 21 AB ülkesi için 1995-2017 yılları arasında çevre vergileri ve hava kirliliği ile ilgili seragazı, karbondioksit, sülfür oksit, nitrojen oksit gibi çeşitli kirlilik emisyonları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Panel AMG tahmincisi sonuçları pek çok AB ülkesinde çevre vergilerinin seragazı, karbondioksit, sülfür oksit, nitrojen oksit gibi çevresel kirlilik emisyonlarını azalttığını ortaya koymuştur. Ayrıca, çevre vergisinden seragazı emisyonuna doğru tek yönlü, sülfüroksit emisyonundan çevre vergisine doğru tek yönlü, çevre vergisi ile CO2 emisyonu ve nitrojenoksit emisyonları arasında ise iki yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir
ATATÜRK BARAJ GÖLÜ’NDEKI CYPRINUS CARPIO (LINNAEUS, 1758)’NUN KAS DOKUSU YAĞ ASIDI IÇERIĞININ MEVSIMSEL DEĞIŞIMI,
GİRİŞ
C. carpio, dünyada hemen hemen her yerde bulunan hızlı büyüyen
ve üreme yeteneği iyi olan, eti lezzetli tatlısu balığıdır. Omnivor olup, su
böcekleri, kurtlar ve diğer hayvanlarla beslenir. Üreme dönemi ilkbahar
mevsiminde gerçekleşmektedir (Geldiay ve Balık, 1996). Sazan balığı çeşitli su koşullarına toleranslı bir türdür. 4-30 °C arasındaki su sıcaklık değişimlerine hızlı uyum sağlar (Aydın, 1984).
Kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok hastalık üzerine faydalarından dolayı balık yağlarıyla ilgili çokça çalışmalar yapılmaktadır. Balık
yağının faydaları içerdiği EPA ve DHA adı verilen n-3 yağ asitlerinden
kaynaklanmaktadır. Yapılan çalışmalarda, Eskimolarda kalp krizi riskinin
oldukça düşük olduğu, bunun da besin olarak tüketilen yağlı balıklardan
ileri geldiği bildirilmiştir (Dyerberg, 1990, Sinclair ve O’dea, 1990). Balık
yağlarındaki EPA ve DHA’nın kalp damar hastalıkları, depresyon, romatizma, şeker hastalığı, tansiyon, kanser gibi birçok hastalıktan korunmada
önemli etkisi olduğu görülmüştür (Nettleton, 2000). Genel olarak ω3 yağ
asitlerinin (ALA (Alfa linolenik asit:18:3n-3), EPA ve DHA) özellikle büyüme, gelişme, kan lipitleri ve lipoprotein seviyeleri üzerine yararlı etkileri
olduğu (Siscovick vd., 1995; İmre ve Sağlık, 1998; Tanakol vd., 1999);
eksikliğinde ise cilt hastalıkları, anemi, görme bozuklukları, enfeksiyona yatkınlık gibi rahatsızlıkların ortaya çıktığı bilinmektedir (Steffens ve
Wirth, 2005).
PL, zarların önemli bileşenleridir ve eikosanoid metabolizmasında
öncü işlev görürken, TAG, enerji kaynağı olarak kullanılır (Henderson ve
Tocher, 1987). Bu nedenle, bazı türler arasında karşılaştırma yapmak için
hem TAG hem de PL’deki yağ asidi bileşimi araştırılmalıdır.
C. carpio’nun kas dokusu yağ asidi analizi ile ilgili çeşitli çalışmalar
yapılmıştır (Geri vd., 1995; Rasoarahona vd., 2004; Tokur vd., 2006; Güler
vd., 2008; Yeganeh vd., 2012).
Fakat Atatürk Baraj Gölü’nde dişi ve erkek C. carpio’nun kas dokusu
yağ asidi kompozisyonunun mevsimsel değişikliklerin etkileri hakkında
çalışma yoktur.
Bu çalışmada Atatürk Baraj Gölü’nden toplanan dişi ve erkek C. carpio’nun kas dokusu total lipit, PL ve TAG yağ asitleri içeriğinin mevsimsel
değişimleri ile eşeye bağlı farklılıkların karşılaştırılması amaçlanmıştır
Oyun Temelli Hazırlanan Etkinliklerin Öğrencilerin Matematik Başarılarına ve Öğrendiklerini Hatırda Tutmaya Etkisinin İncelenmesi
Yapılan bu araştırma, öğrenilen kavramların pekiştirilmesi için hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin matematik başarılarına ve öğrendiklerini hatırda tutmaya etkisini incelenmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test – son test deney - kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitimöğretim yılında bir ilinin merkez ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ortaokulun sekizinci sınıflarında öğrenim gören 50 (25 deney ve 25 kontrol) öğrenci oluşturmaktadır. Matematik dersinde, deney grubunda normal müfredat programı ile birlikte Bell (1993) tarafından geliştirilen “Karşıya Geçme Oyunu” adlı etkinlik uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise müfredatta belirtilen program uygulanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve testin güvenirlik katsayısı Kuder-Richardson-20 (KR-20) 0.795 bulunmuştur. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler ve bağımsız t- testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğrenilen kavramların pekiştirilmesi amacıyla hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin matematik başarılarını olumlu yönde artırdığı ve aynı zamanda da öğrencilerin öğrendiklerini hatırda tutmalarını sağladığı söylenebilir
The Effect of Participation in Educational Games Activity on Respiratory Values and Anthropometric Properties in Children
Aim: In this study, it was aimed to examine the anthropometric properties and respiratory parameter values of students between the ages of 10-11 who regularly participate in educational games.
Methods: 34 students studying, İncesu Kızılören Parlaklar Secondary School, voluntarily participated in the study. While the experimental group (n=18) participated in educational game activities three days a week along with physical education lessons for five weeks, the control group (n=16) attended only physical education lessons. They did not participate in the educational game activities. Two measurements were carried out to the students as pre-test and post-test.
Results: While the anthropometric measurements of the students participating in the study were measured with the Tanita measuring device, their respiration values were determined with a spirometer. Data are shown as arithmetic mean and standard deviation. A dependent sample t-test was used to compare independent groups and also paired sample t-test was used to compare dependent groups. The significance level was determined as (p<0.05). In the study, it was seen that there was a significant difference in body fat mass, lean body mass (FFM), total body fluid (ibw) values of the experimental group (p<0.05), while only a significant difference was found in basal metabolic rate (bmh) values in the control group. In the respiratory function values, the forced vital capacity (fvc), the air volume removed in the first second of forced expiration (fev1) of the experimental group. While the difference in peak expiratory flow (pef) and maximum voluntary ventilation (mvv) values were found to be significant, fev1, pef, and mvv values were found to be significant in the control group (p<0.05).
Conclusion: It was seen that educational games had a positive effect on anthropometric measurement and
respiration values in primary school students aged 10-11 years. We think that increasing the time of the physical education lessons and sparing more time to educational games, explaining the importance of educational games to physical education teachers, school administration, and students, and regular educational game competitions will make a significant contribution to the development of children
The relationship between self-effıcacy and life satisfaction in patients with chronic obstructive pulmonary disease
Background This is a descriptive research investigating the relationship between self-efficacy and life satisfaction in chronic obstructive pulmonary disease (COPD).
Methods The population of this research consists of COPD patients in pulmonology clinics of Mardin State Hospital and Kızıltepe State Hospital between March 2018 and August 2018 sampling 127 patients meeting admittance criteria. The required data is collected from patient introduction forms, Satisfaction with Life Scales (SWL), General Self-Efficacy Scales (GSE), and researcher’s face-to-face interviews.
Results Of the interviewers, 62.2% were males, and the average age of patiens was 66.04 ± 13.44. A statistically significant, medium-level and positive relationship is verified between life satisfaction and self-efficacy of patients (p < 0.05, r 0.350). We discovered a negatively bounded and poor relationship between GSE and the ages of participating patients, which was statistically significant (p < 0.05, r –0.27). We determined that the GSE of non-smokers was higher than smokers (p < 0.059).
Conclusions We suggest determining the reasons for the decrease in GSE and SWL of patients as the first step and then to plan
and perform appropriate nursing care accordingl
Thevenin Equivalent of Solar PV Cell Model and Maximum Power Transfer
Photovoltaic (PV) is the conversion of solar energy into DC electrical energy using PV cells. In addition, solar energy is an important renewable energy source. In this study, it is proposed that Thevenin's equivalent PV cell model produces a voltage-current characteristic that is quite representative of the operation of the PV source. Thevenin's elements depend on ambient temperature conditions, so charging is derived and simplified to construct a model that closely predicts and demonstrates adequate PV cell characteristic for different ambient temperature conditions. This method is very useful for estimating the desired performance and also for examining
different Maximum Power Point Tracking (MPPT) algorithms. Theoretically, the simulation was supplemented with test data, then used to develop an equivalent Thevenin model in which the resistance is non-linear and voltage dependent. Thevenin's method and variable pitch is to improve the maximum power transfer to
the load by increasing the performance of the PV cell. These methods were modeled and studied in a simulation program
Establishing A Fair Tax System By Reaching The Ability to Pay: Selected EU Countries Analysis
Kamu hizmetlerinin sunumunun en önemli finansman kaynağı vergilerdir. Vergi hasılatını
sağlamanın en iyi yolu da vergiye karşı direnci minimum seviyede tutmaktır. Vergiye karşı direnci
minimum seviyede tutmanın en iyi yolu da adil bir vergi sistemini inşa etmektir. Adil bir vergi
sistemi aracılığıyla mükelleflerin vergi uyumunun artırılması beklenmektedir. Vergi sistemi
oluşturulurken iki yaklaşıma göre vergilendirme yapılmaktadır. Fayda yaklaşımı ve ödeme gücü
yaklaşımıdır. Ödeme gücünün en önemli göstergesi gelirdir. Diğer ödeme güçleri de gelir üzerinden
ifade edilmektedir. Gelirin tüketime ayrılan kısmına harcama denilirken, tasarrufa ayrılan kısmına
da servet denilmektedir. Dolayısıyla ödeme gücünün göstergeleri; gelir, servet ve harcamadan
oluşmaktadır. Ödeme gücüne ulaşmada da çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Artan oranlı
vergileme, ayırma prensibi ve en az geçim indirimi ödeme gücüne ulaşmada kullanılan
yöntemlerdir. Bu çalışmada ödeme gücüne ulaşmada kullanılan yöntemlerin seçilmiş AB ülkelerinde
nasıl uygulandığı, bunun vergi hasılatına etkisi ve adil vergileme ile ilişkisi üzerinde durulacaktır.
Çalışma kapsamında sistemlerin adil olup olmaması tartışmasından ziyade ödeme gücüne ulaşmada
kullanılan yöntemlere ilişkin veriler kullanılarak ödeme gücünün vergi adaleti ile ilişkisi ortaya
konulacaktır. Çalışmada AB üye ülkelerin verilerinden yararlanılarak literatür taraması ile
verilerin analizi yöntemi uygulanmıştır. Çalışma aracılığıyla; ödeme gücüne ulaşmada uygulanan
yöntemler kullanılarak vergide adalet ve adalet algısı ilişkisini ortaya koyup literatüre katkı
sunulması amaçlanmaktadır. Çalışma sonucunda AB üye ülkelerinde vergi sistemlerinin farklı
olduğu, ödeme gücüne ulaşmada kullanılan yöntemleri farklı şekilde uyguladıkları ve bunun da
genelleme yapılması önünde engel oluşturduğu bulgusuna ulaşılmıştır