Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
SANATA KAÇIŞ
Yaratma eylemi salt bir kültürel eylem midir yoksa insan için bir zorunluluk mudur? Dünyada mevcut olmaktan kaynaklı bir yabancılık duygusunun ve dünyaya sığamama arzusunun yarattığı sonsuz bir kaçış eylemi midir sanat? Bütün sorularda olduğu gibi bir yanı soyut olan bu soruların ipuçlarını sanat yapıtının ontolojisine bakarak hissedebilmemiz mümkün. Yapıtın varlık kazandığı anda varolanın dışında bir kaçış alanı yarattığını, bir başka deyişle yokluk kazandığını söyleyebiliriz. Özne ve nesnenin verili olanın sınırlarından taşmasıyla bir yok-varlık kazanan sanat, aynı zamanda insanın dünya ile arasındaki boşluğu dolduran bir varolandır. Sanat, sürekli bilinemeyene doğru bir tür kaçış, hayat dışı bir hayat değil midir
Öğrenci Hemşirelerin Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının Belirlenmesi
Amaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir
Covid-19 Pandemisinin Enerji ve Çevre Üzerine Etkileri: Türkiye-Avrupa Birliği Ülkelerinin Durumu
Geçmişten günümüze toplumlar çok sayıda pandemiyle karşı karşıya kalmışlardır
The Evaluation of Food Allergy Knowledge and Attitudes of Hotel Service and Kitchen Staff in İzmir
The aim of this study is to determine the knowledge and attitudes of service and kitchen staff about
food allergy working in hotels in Izmir. In this context, data were collected through a questionnaire
from 808 service and kitchen staff who is working in 4 and 5 star hotels in İzmir. Within the scope
of the study, the service and kitchen staff were compared according to their knowledge and
attitudes about food allergies. As a result of the comparison, it was determined that the kitchen
staff had more knowledge about food allergies than the service staff. The majority of the
participants were able to distinguish the main food allergens, but this rate decreased when the
participants knew the difference between food allergy and food intolerance. In particular, it was
revealed within the scope of the research that the participants had a lot of wrong information about
dealing with customers who showed a food allergy reaction. The result show that service and
kitchen staff need a comprehensive food allergy training
Lake Van Basin during the Chalcolithic Period: Yılantaş and other Survey Sites
Makalede, Van Gölü havzasındaki yüzey araştırmamızın Kalkolitik Dönem bulguları vehavzada yapılmış olan diğer araştırmaların sonuçları birlikte değerlendirilmiştir. Doğu Anadolu yüksekyaylasında Kalkolitik Dönem araştırmaları azdır. Kuzeydoğu Anadolu'da Sos VA, Pulur, Alaybeyi ve
Van Gölü'nün güneydoğu kıyısında yer alan Tilkitepe I
III höyüklerinde yapılan kazılarda ve bölgedekiyüzey araştırmalarında
s
ınırlı veri elde edilmiştir. Kalkolitik Döneme ait yerleşimler Van Gölühavzasının batı ve doğusundaki ovalar-nehir vadileri ile gölün doğu kıyısında bulunmuştur. Çanakçömlek özellikleri havzanın saman yüzlü mal bölgesi içinde olduğunu, ayrıca bölgesel bir grup olan boyalı mala (Tilkitepe ware, saman yüzlü) sahip olduğunu gösteri
Mardin İlindeki Bulgur İşletmecilerin Satın Aldıkları Durum Buğdayların Fiziksel ve Kalite Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi
Serin iklim tahılları içinde yer alan buğday ülkemizde ve
dünyada diğer ürünlere göre geniş bir alanda yetiştiriciliği
yapılmakla birlikte insan beslenmesi açısından önemli kalori ve
protein kaynağıdır (Doğan ve Çetiz, 2015). Türkiye’nin Güneydoğu
Bölgesinin içinde bulunduğu verimli hilal olarak bilinen bölgeler
makarnalık ve ekmeklik buğday türlerinin gen merkezi olarak
bilinmektedir (Heun ve ark., 1995). Dünyanın birçok ülkesi ve
Türkiye’de buğday stratejik ürün olmakla beraber temel gıda
maddesidir. Buğday çeşitleri başta ekmek olmak üzere makarna,
bulgur, erişte, kuskus, bisküvi, kraker, gofret, kek, simit, poaça,
kahvaltılık gevrekler, çerez gıdalar, nişasta, vital gluten ve nişasta
bazlı şekerler gibi birçok gıdanın üretiminde kullanılmaktadır.
Buğdayın öğütülmesi sonucunda elde edilen kepek ise, çoğunlukla
yem sanayinde değerlendirilmektedir (Hoseney 1994; Elgün and)
OTOMASYONDA PROGRAMLANABİLİR LOJİK DENETLEYİCİLER KULLANIMI VE PROGRAMLANMASI
aygın olarak kullanılmalarının nedenleri arasında; giriş-çıkış sayılarının fazlalığı, kolay bir şekilde programlana bilirlikleri ve modüler bir yapıya sahip olmaları gösterilebilir. PLC, kullanıcı tarafından yazılan hafızasındaki programın akışı içinde, kontrol edilen sistemden gelen sinyaller veya geri besleme işaretleri okuyup, programda istenilen kontrol işaretlerini çıkışa aktaran bir mikrobilgisayardır. PLC’ler endüstriyel bir ortamda görev yapmak üzere tasarlanmış dijital prensiplere göre çalışan elektronik bir cihazdır. Şekil1’de PLC’ ye ait perspektif resim verilmiştir
Syriac “Harqlean” Four Gospels Manuscript Dated 1177
Dublin Chester Beatty Kütüphanesi’nde Süryani koleksiyonunda Syc 703 numarada kayıtlı bulunan Harklean Dörtlü İncil el yazması makalenin konusunu oluşturmaktadır. El yazmasının şimdiye kadar detaylı monografik bir çalışmada incelenmediği ve yeteri kadar bilinmediği görülmüştür. Bu nedenle eser kodikolojik, paleografik ve sanat-tarihsel yönden incelenmiş, sahip olduğu özellikleri tanıtılmaya çalışılmıştır.
Chester Beatty Kütüphanesi’nin dijital erişime sunmasıyla ulaşılan eser; Eusebios mektubu, 8 kanonun 17 adet tablosu, dekoratif haç motifi, 11 adet litürjik kodeks tabloları, Dörtlü İncil, her dört İncil’in (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) bapları hakkında bilgi sunan “İçindekiler (Qephelaon) bölümü”, Harkelli Toma’nın kendi çalışması hakkında bilgi vermek için yazdığı sonsöz metninin kopyası, kolofon ve sonradan ilave edilmiş bazı bilgi notlarını içermektedir. Eserin Kolofonu ve bilgi notları okunmuş böylece detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Görsellerle donatılmış kanon tablolu ve Harklean versiyonu olan bu Dörtlü İncil el yazması; Isho’bar Romanos ve aile bireyleri tarafından Tell Arsanius bölgesindeki Meryem Ana Kilisesi’nde 1177 yılında yazılmış ve banisi Rahip Ahrun tarafından 1180 yılında Madik Manastırı’ndaki Kırk Şehit Kilisesi’ne vakfedilmişti
Kültürel Mirasa Erişim ve Kültürel İlk Yardım: Türkiye'de Sanal Müzeler
İnsanlığın kültürel mirası doğal afetlerden olabileceği gibi kimi durumda insan eliyle gerçekleşen zararlara maruz bırakılmaktadır.Gelişen dünya ile beraber kültürel miras ile ilgili farkındalık ve koruma ihtiyacı artarken, kültürel acil durumlar biraz daha geri planda kalarak belki de görmezden gelinmektedir. Bu çalışma, kültürel erişim ve yardımın boyutlarını, Türkiye’deki sanal müzelerin 2020-2021 yılları e-ziyaretçi verileri doğrultusunda tartışmaktadır. Sanal müzelerin açılması ile kültürel erişime olan talebi göstermektedir. Kültürel mirasın korunmasında sanal müzelerin rolünün görülmesine ve kültürel erişim hakkına yönelik yaklaşımları aktarmaktadır
Klasik Türk Şiirinin Deyim Dünyasında Teşbîh Sanatının Somutlaştırma İşlevi
Edebiyat, dil malzemesini çeşitli çağrışımlar aracılığıyla dönüşüme tabii tutarak okuyucuya farklı bir
dünyanın kapılarını aralayan bir sanat dalıdır. Edebiyat ailesinin önemli bir üyesi olarak karşımıza çıkan şiirin
yaratılma sürecinde şairler, edebî dili dönüştürürken çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Türk edebiyatının
önemli bir evresi olarak bilinen klasik Türk edebiyatında şairler, yöntem olarak edebî sanatlara başvurarak
kullandıkları dil malzemesi üzerinde estetik olarak anlam çağrışımları yaratmışlardır. Somut ögeleri içinde
barındıran ancak soyut nitelik kazanmış deyimler, klasik Türk şairinin dünyasında çeşitli edebî sanatlar
aracılığıyla hem soyut hem somut anlama gelecek şekilde kullanılmışlardır. Gerçek anlamından uzaklaşarak
mecazî bir boyuta bürünen deyimler, sözcüklerle mantık oyunları kuran klasik şairlerin elinde kinâye, hüsn-i
ta’lîl, teşbîh gibi sanatlar aracılığıyla işlenerek somutlaştırılmışlardır. Klasik Türk şairlerinin deyim
kullanımlarında önemli bir işleve sahip sanatlardan biri olarak nitelendirilebilecek teşbîh sanatı, soyut dünyayı
somutlaştırmada ya da somut dünyayı soyutlaştırmada klasik Türk şairi için önemli bir araç niteliğindedir.
Klasik Türk şairleri teşbîh sanatının benzetme fonksiyonunu kullanarak deyimlerin bünyesinde bulundurduğu
somut anlam ögelerine çağrışım yapmışlardır. Bu çalışmada klasik Türk şiirinin önemli bir malzemesi olan
deyimlerin teşbîh sanatı aracılığıyla somutlaştırılması ve somutlaştırılan unsurların deyimlerle olan bağlantısı
ortaya konmuştur. Söz konusu somutlaştırma ve teşbîh arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için teşbîh
sanatının bütün ögelerini barındıran örnek beyitler seçilerek deyimlerin beyit bağlamında kazandıkları
somutlaştırmalar açıklanmıştır