Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
SEZAİ KARAKOÇ’UN “BALKON” ŞİİRİNİN HERMENÖTİK KURAM BAĞLAMINDA YENİDEN OKUNMASI
Bu çalışmada İkinci Yeni şairlerinden Sezai Karakoç’un
Türk edebiyatında ayrıcalıklı bir yer edinen Balkon şiirinin
hermenötiksel bakış açısıyla art anlam alanlarına
ulaşılmaya çalışılmıştır. Dilin işlenmiş olması, imgesel ve
devrik anlatımın ön planda olması şiirin daha doğru
anlaşılması için özel bir çabayı gerekli kılmıştır. Söz konusu
bu çalışma bu gerekliliğin bir sonucudur.
Çalışmanın girişinde Osmanlıdan günümüze mimari
değişimin sebep ve sonuçlarına değinilirken aynı zamanda
hermenötik kuramının kavramsal tarihine değinilerek
geçirmiş olduğu anlam ve yöntem değişikliklerine kısaca
değinilmiştir. Çalışmanın sentez kısmını oluşturan şiirin
yorumlanma kısmında ise şiir hem Schleiermacher’in
geliştirdiği “gramatik ve alegorik yönden hem de J.
Cassinuss’un geliştirdiği kelimenin dört temel anlamı
prensibine göre incelenmiştir. Çalışmanın nihayetinde bazı
kavramların alegorik anlamlarının da ötesinde anagojik
(yüksek anlam) anlamda kullanıldığı tespit edild
The Relationship of Social Media Use with Depression and Loneliness in Adolescent: A Descriptive Study
Objective: The purpose of this study is to determine the relationship of social media use with depression and loneliness in ado- lescents. Material and Methods: The sample of the descriptive study was determined as 599 students by power analysis and the students were selected by simple random method. To collect the data of the study Descriptive Characteristics Form, Social Media Addiction Scale for Adolescents, UCLA Loneliness Scale, and Reynolds Adolescent De- pression Scale were used. In the analyses of the data percentage, mean and the linear regression analysis were used. Results: Social media ad- diction total score average of adolescents was 6.21±2.50 (moderate), depression total score average 67.60±15.59 (moderate), loneliness total score average 58.65±9.90 (moderate). In the study, it was determined that adolescents' social media addiction has statistical significance in explaining depression and loneliness (p<0.05). Social media addiction explains depression with 8% and loneliness with 3%. Conclusion: It was determined that social media addiction has been found to affect depression and loneliness in adolescents.Bu araştırmanın amacı, adölesanlarda sosyal medya kul- lanımının depresyon ve yalnızlık ile ilişkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı türde yapılan araştırmanın örneklemi yapılan güç analizi ile 599 öğrenci olarak belirlendi ve öğrenciler basit rastgele yöntemiyle seçilmiştir. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı Özellikler Formu, Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Reynolds Ergenlerde Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Veri- lerin analizinde yüzdelik dağılım, ortalama ve linear regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Adölesanların sosyal medya bağımlılığı top- lam puan ortalaması 6,21±2,50 (orta düzey), depresyon toplam puan ortalaması 67,60±15,59 (orta düzey), yalnızlık toplam puan ortalaması 58,65±9,90 (orta düzey) olarak saptanmıştır. Araştırmada adölesanların sosyal medya bağımlılığının depresyon ve yalnızlığı açıklamada ista- tistiksel öneme sahip olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sosyal medya ba- ğımlılığı depresyonu %8, yalnızlığı ise %3 oranında açıklamaktadır. Sonuç: Sosyal medya bağımlılığının adölesanlarda depresyon ve yal- nızlığı etkilediği belirlenmiştir
COVID-19 Sürecinde Önleyici Davranışlar ile Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
COVID-19 pandemisini önlemek amacıyla önleyici tedbirlerin (sosyal mesafe, sokağa çıkmama, elleri yıkamak gibi hijyen kurallarına uyma) insanların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, virüsün bulaşmasını önlemek amacıyla önleyici davranışlara uyma düzeyi ile insanların yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Mardin Artuklu Üniversitesi 11.04.2020 tarih ve 34233153-050.04.04 sayı kararı ile etik açıdan uygun bulunduktan sonra çalışmanın verileri toplanmaya başlanmıştır. Araştırma, Türkiye’nin yedi bölgesinden 18-64 yaş aralığında toplam 1308 katılımcıyla yürütülmüştür. Araştırma sonuçları, (a) katılımcıların önleyici davranışlara uyma düzeylerinin cinsiyet gibi bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiğini, (b) genel anlamda önleyici davranışlara uyma düzeyinin yüksek olduğunu, (c) yaşam kalitesinin coğrafi bölge, cinsiyet ve sosyoekonomik düzeye göre anlamlı düzeyde farklılaştığını, (d) yaşam kalitesi düzeyinin önleyici davranışlarla ilişkili olduğunu, ve (e) el yıkama ve sosyal ortamdan uzak durmanın yaşam kalitesini pozitif; evde kalma ve maske/eldiven kullanmanın ise yaşam kalitesini negatif yordadığını ortaya koymuştur. Elde edilen bu sonuçlar, COVID-19 pandemisi döneminde medikal sonuçlarla birlikte psikolojik, sosyal ve çevresel sonuçların da göz önünde bulundurulması gerektiğini işaret etmektedir
Pre-Study for Red Lentil Landraces (Lens culinaris Medik.) of Midyat Province
Bu çalışma geçmişi yüzyıllara dayanan, tat, aroma bakımından üstün özellikler taşıması dolayısıyla Mardin ili ve çevresinde yaşayan tüketicilerce en çok tercih edilen Midyat Kırmızı Mercimek Yerel çeşidinin bazı tarımsal karakterler ve kalite özellikleri bakımından karakterize edilmesi amacıyla yapılmıştır. Deneme 2020-21 yetiştirme sezonunda Kızıltepe ilçesi çiftçi tarlasında 2 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Varyans analiz sonuçlarına göre incelenen tüm özellikler için genotipler arasındaki fark istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Tane verimi bakımından Fırat-87 çeşidi 250 kg/da ilk sırada yer alırken ve Midyat-1 populasyonu ise 220 kg/da ile diğer standart çeşitlere yakın değere sahip olmuştur. Yerel popülasyonlar standart çeşitlere göre geç çiçeklenme ve olgunlaşma özelliklerine sahip olurken, ilk bakla yüksekliği, bitki boyu bakımından standart çeşitlerden daha düşük değerlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Midyat- 1 populasyonu kuru ağırlık (5.05 g), Midyat-2 populasyonu yaş ağırlık (9.55 g) , Midyat-3 populasyonu kuru hacim (58.0 ml) ve yaş hacim (112.5 ml) özellikleri bakımından tüm standart çeşitlerden daha yüksek değerlere sahip olmuşlardır. Elde edilen sonuçlar, Midyat yerel kırmızı mercimek çeşidinin kaliteli kırmızı mercimek çeşitlerinin geliştirilmesi için büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve ıslah çalışmalarında direk olarak veya genitör olarak kullanılabilecek değerli bir genetik kaynak olduğunu göstermiştir
CYPRINUS CARPIO GONAT DOKUSU YAĞ ASIDI IÇERIĞININ MEVSIMSEL DEĞIŞIMİ
Cyprinus carpio, dünyada hemen hemen her yerde bulunan hızlı büyüyen ve üreme yeteneği iyi olan, eti lezzetli tatlısu balığıdır. Sazan balığı
göllerde, kanallarda ve sakin akan sularda yaşar. Hayvansal ve bitkisel besinlerle beslenir. 3-30 o
C sıcaklıkta yaşarlar. Kışın toplu olarak kendilerini
çamura gömerler ve kış uykusuna yatarlar. Nisan-haziran ayları arasında
yumurtlarlar (Geldiay ve Balık 1996).
Kimyasal yapısı itibariyle, balık eti mükemmel bir gıdadır. Esansiyel
amino asitlerini dengeli bir şekilde bulundurması, vitamin ve mineral bakımından zengin olması, kolesterol içeriğinin düşük olması, balık etinin
önemini artırmaktadır. Bununla birlikte beslenme açısından balık etinin
önemini artıran en önemli özellik; balık yağının yağ asidi içeriği özellikle
de omega-3’ten kaynaklanmaktadır (Ackman ve Ratnayake 1989). Balık yağlarında bulunan omega-3 serisi yağ asitlerinin, kalp ve damar, depresyon,
hipertansiyon, mafsal iltihabı ve kanser gibi bazı önemli rahatsızlıklarda
faydalı olduğunun anlaşılmasından sonra balıkların yağ asitleri kompozisyonuna olan ilgi son yıllarda giderek artmıştır.
Balıklar, lipitleri yağ dokusunda depo eden memelilerin aksine, daha
çok iskelet kası ve karaciğer dokusunda depo ederler (Neuhaus ve Halver
1969). Balıklarda depolanan bu lipitlerin bir kısmı hayvanın fizyolojik durumu ve çevre koşullarında meydana gelen değişmelere göre gereksinim
duyulan kısımlara nakledilir (Johansson ve ark. 2000).
Balıkların yağ asidi bileşimindeki mevsimsel değişim; besin, sıcaklık
gibi birçok faktörle ilgili olmasına rağmen en belirgin değişim üreme döneminde görülmektedir. Gamet oluşumu ve gelişimi için kullanılacak lipidin büyük kısmı üreme evresinden önce balık türüne göre kas, karaciğer ve
karın gibi yerlerde depo edilmektedir (Kiessling ve ark. 1989).
Üreme, adaptasyon, büyüme ve gelişme gibi besleme ve balık biyolojisi ile ilgili konular üzerine çalışırken de balığın yağ asidi bileşimini
bilmek oldukça önemlidir.
Bu çalışmada Atatürk Baraj Gölü’nden toplanan C. carpio’nun gonat
dokusu total lipit, fosfolipit (PL) ve triaçilgliserol (TAG) yağ asitleri içeriğinin mevsimsel değişimlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır
The Role of Tourists Gender and Age in the Perception of Tourist Guides Communication Skills
Turist rehberlerinin iletişim becerisi turistlerin tur deneyimleri ve tur memnuniyetleri açısından oldukça önemli bir faktör
olarak görülmektedir. Turist rehberlerinin iletişim becerilerinin turistler tarafından algılanmasında aşamasında turistlerin yaş
ve cinsiyetlerinin değişkenlik göstermesi rehberlerin iletişim becerilerini sergilerken bu değişkenleri dikkate almasına imkân
verebilmektedir. Turist rehberlerinin iletişim becerilerinde turistlerin yaş ve cinsiyet değişkenlerinin beraber yer aldığı bir
çalışmanın alanyazında oluşturduğu boşluk tespit edilmiştir. Mevcut çalışma ile bu boşluğun giderilmesine katkı sağlanması
amaçlanmaktadır. Alanyazında turist rehberlerinin iletişim becerisine ilişkin çalışmalar yer almaktadır. Ancak bu
çalışmalarda turist rehberlerinin iletişim becerilerini ölçme noktasında çok boyutlu bir yaklaşım benimsenmemiştir. Aynı
zamanda araştırmanın temel amacı turist rehberlerinin iletişim becerilerini algılamada turistlerin yaş ve cinsiyet
değişkenlerinin farklılık oluşturup oluşturmadığını ortaya koymaktır. Araştırma verileri İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan
Kapadokya’nın Nevşehir ilini ziyaret eden yabancı turistlerden anket aracılığıyla toplanmıştır. Nevşehir ilinde rehberli turlara
katılan yabancı turistlerden 300 anket elde edilmiştir. SPSS paket programı aracılığıyla 297 anket analize dahil edilmiştir.
Verilerin analizlerine göre, turistlerin hem cinsiyet hem de yaş faktörlerinin turist rehberlerinin iletişim becerilerinin
algılanmasında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştırThe communication skill of the tourist guide is seen as a very important factor in terms of the tour experience and tour satisfaction of the tourists. At the point of perceiving the communication skills of the tourist guide, the variability of the age groups and the differentiation of the genders of the visitors in the tour group necessitate the tourist guide to display a behavior by reviewing his communication competence. The gap created in the literature by a study in which the age and gender elements of the tourists are included in the communication skill of the tourist guide has been identified. The present study aims to contribute to the elimination of this gap. The main purpose of the research is to reveal whether the age and gender variables of tourists make a difference in perceiving the communication skills of the tourist guide. Research data were collected from foreign tourists visiting Nevşehir province of the Cappadocia Region through a questionnaire. According to the analysis of the data obtained from 300 people, it was concluded that both the gender and age factors of the tourists did not make any significant difference in the perception of the tourist guide's communication skills
Sosyal Sınıf Sembolü Olarak Rekreasyon
Rekreasyon, son zamanlarda sosyal teoride sıklıkla karşılaşılan
önemli kavramlardan biridir. Kavramın önemli olmasının başlıca
nedeni sosyoloji, eğitim, turizm, ekonomi ve sağlık gibi birçok
bilim dalıyla olan ilişkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir
(Dawson, 1988; Harris, 2005: 119; Öztürk, 2018; Meriç ve Bozkurt,
2017; McDonough, 2013; Uyrun, 2020; Uyrun ve Ceylan,
2020; 168). Gerçekten de, rekreasyonun gündelik yaşamda bireylerin
veya sosyal toplulukların sosyal sınıf yapılarına özgü aktivite
veya etkinlik biçimlerini yansıtması, onun sosyoloji açısından
önemini gösterir. Nitekim sosyologlar her sosyal sınıfın; kültürel
yapıları, yaşam tarzları ve sosyal ilişkileri arasında benzer özellikler
gösterdiğinin önemine dikkat çeker (Arslan, 2012: 70; Bourdieu,
2014: 194; Dawson, 1988; Yıldırım, 2016: 93-94). Çünkü
sosyologlar, sosyal sınıf yapılarına odaklanarak hem sosyal toplulukların
hem de toplumsal yapıların analiz edilebileceğini varsayarlar. Ancak sosyolojik teorilerde sosyal sınıf tanımlamaları farklılaşmaktadır
ve bu nedenle rekreasyon kavramına yönelik bakış
açılarında da farklılık görülebileceğini söylemek mümkündür. Bu
durum, sosyolojik teorilerin hem sınıf kavramına yükledikleri anlamlardan
hem de toplumu analiz etme yöntemlerinden kaynaklanmaktadır.
Bu anlamda, sosyolojide sosyal sınıf yaklaşımları
rekreasyonla ilişkilendirildiğinde, rekreasyonun sosyolojik teorilerde
önemli bir konuma sahip olduğunu gösterir.
Bu bölümün amacı, rekreasyonu sosyolojik teorilerde sosyal
sınıf tanımlamalarıyla ilişkilendirerek yorumlamak ve analiz etmektir.
Söz konusu amaç, sosyal sınıf kavramını genel hatlarıyla
açıklamayı gerektirmektedir. Ancak, sosyal sınıf tanımlamaları
sosyolojik teorilerde bir bütünlük göstermez ve bu durum rekreasyon
kavramını tüm teorilerle ilişkilendirmeyi ve açıklamayı zorlaştırmaktadır.
Bu zorluk, sosyolojik teoride öne çıkan Marx, Weblen,
Weber ve Bourdieu’nun sınıf teorilerine odaklanarak aşılmaya
çalışılmıştır. Şunu da ifade etmek gerekir ki, çalışmada bu sınıf
teorilerinin analizinden ziyade, teorilerin temel sınıf varsayımlarından
hareketle rekreasyon etkinlikleri arasındaki ilişkiye dikkat
çekmeye çalışmaktır. Bu kapsamda, bireylerin sosyal sınıf yapıları
ile rekreasyon aktiviteleri arasındaki ilişki, dört teorik perspektif
bağlamında incelenmiştir
Pandemi Sürecinde Ev: Gündelik Pratikler ve Yeni Kamusallığın Deneyimi
Ev, içinde konumlandığımız hallerimizle birlikte sürekli değiştirdiğimiz; en fazla değişimin kendisini konuşmamız gereken bir kamusallığa işaret eder. Bu değişim, zamanı da vurgulamayı gerektirir; gündelik zaman, toplumsal süreçler, kırılma anları vb. Bir kırılma, aynı zamanda “ortaklaşma” durumlarından biri, dünyada milyonlarca insanı “evde kalmaya” zorlayan Co- vid-19 pandemisi olmuştur. Pratiklerimizin değiştiği ve yenilerinin eve girdiği bu süreçte, or- tak bir sorunsalın içinden geçen bireyler olarak evi nasıl dönüştürdük ve yeni kamusallığı nasıl deneyimledik? Farklı deneyimleri ortaya koymak, genelleştirme eğiliminin baskın olduğu her durumda olduğu gibi, gündelik hayatın eve sığdığı-sığamadığının tartışıldığı bu süreçte de önemlidir. Gündelik değişimi anlayabilmek açısından, çalışma ortamını eve taşıyabilen, Tür- kiye’de farklı şehirlerde yaşayan yedi kadınla çevrimiçi/görüntülü görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmeler sonucunda bazı meselelerin ön plana çıktığı, farklı şekillerde tekrarlandığı görül- müştür: pratiklerin ve mekânın dönüşümü, mekândan farklı istifade etme yollarının aranması, boş zamana yabancılaşma, kişinin gündelik ritmiyle, toplumsal ritmin uzlaşamama hali ve ka- musal alan eksikliğinin deneyimlenme halleri. Bu çalışmada pandemi durumuyla çatışma/uz- laşma kaygısı taşımadan, meseleye gündelik pratiklerin ve yeni kamusallığın deneyimi açısın- dan eleştirel yaklaşmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda, görüşme yapılan öznelerin gündelik ha- yat anlatıları Henri Lefebvre’nin boş zaman, yabancılaşma, ritim kavramları üzerinden tartı- şılmıştır
Effects of ecological factors on spring Barley genotypes
Late spring frosts and drought are the most important abiotic stress factors that definite the yield and quality performance of spring barley genotypes in breeding programs. For this purpose, a total of 25 spring barley genotypes were used in the study, including 20 advanced line and 5 standard varieties. The 2013/14 growing season, in which the late spring frosts were effective, and the 2012/13 growing season were compared with the biplot technique in terms of yield, quality and other features. Depending on the late spring frosts, significant differences were determined between the genotypes in terms of grain yield, quality parameters and other characteristics between the two growing seasons. Late spring frosts caused a significant reducing in grain yield (GY) by 26.2%, hectoliter weight (HW) by 6.3%, and in thousand grain weight (TGW) by 18.6%, while increasing protein content (PC) by 18.3%. It has been determined that the early spiked spring barley genotypes are more affected than the late spiked genotypes from late spring frosts, in terms of GY, TW, TGW and PC. The GGE biplot analysis showed that four distinct groups of traits were occured in the 2012/2013 and five in 2013/2014 growing seasons, respectively. The result of GGE biplot indicated that G14, G19, G21 and Samyeli variety were stable and ideal genotypes for all of the traits in the 2012/2013 season, and G3, G4, G7 and G8 were stable and ideal for the 2013/2014 season. On the other hand; G3 was the best genotype against late spring frost based on GY. In addition, results from the AMMI (Additive Main Effects and Multiplicative Interaction) analysis revealed that genotypes G7, G8, and G22 were more stable and higher yielding, compared to the other genotypes
Highly improved solar cell efficiency of Mn-doped amine groups-functionalized magnetic Fe3O4@SiO2 nanomaterial
Herein, magnetic Fe3O4@SiO2 nanomaterial functionalized with amine groups (Fe3O4@SiO2@IPA) doped with manganese (Mn) was prepared, characterized and used for solar cell application. Fe3O4@SiO2@IPA-Mn was prepared via the co-precipitation and sol-gel techniques. Energy-dispersive X-ray (EDX), Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR) and X-ray diffraction (XRD) measurements were performed to examine the structure of Fe3O4, Fe3O4@SiO2, Fe3O4@SiO2@IPA and Fe3O4@SiO2@IPA-Mn. General morphology and textural properties of the prepared magnetic nanomaterials were clarified by Brunauer-Emmett-Teller (BET) and scanning electron microscopy (SEM). In addition, Ultraviolet-visible (UV-Vis) spectroscopy and thermal gravimetric analysis (TGA) were used to have a knowledge about the energy band gap and thermal behavior of the prepared magnetic nanomaterials. The energy band gap of Fe3O4@SiO2@IPA with spinel structure was determined as approximately 2.48 eV. It was understood that Fe3O4, Fe3O4@SiO2 and Fe3O4@SiO2@IPA showed type IV-H3 hysteresis cycle according to IUPAC. From the BET data, it was determined that the specific surface areas of Fe3O4, Fe3O4@SiO2 and Fe3O4@SiO2@IPA were 60.85, 28.99 and 40.41 m(2)/g, respectively. The pore size distributions of Fe3O4, Fe3O4@SiO2 and Fe3O4@SiO2@IPA were calculated as 8.55, 1.53 and 1.70 nm, respectively, by the BJH method. Also, it was observed that the dominant pore widths of Fe3O4, Fe3O4@SiO2 and Fe3O4@SiO2@IPA were calculated similar to 5.58, similar to 0.88 and similar to 17.92 nm, respectively, by the DFT method. Au/CuO/Fe3O4@SiO2@IPA-Mn/ZnO/SnO2: F solar cell device was created using existing Fe3O4@SiO2@IPA-Mn as a buffer layer. The power conversion efficiency (%) of Fe3O4@SiO2@IPA-Mn based solar cell device was calculated as 2.054. This finding suggest that Fe3O4@SiO2@IPA-Mn can be used as a promising sensitizer in solar cell technology. Moreover, in this study, the effectiveness of the modification of manganese (one of the transition metals, which is cheap and easily available) with magnetic nanomaterials in the use of solar cell technology was demonstrated for the first time