Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Öğretim Programları Yetkinlik Alanlarının Değerlendirilmesi Öğretmen Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Bu araştırmanın amacı öğretim programlarında yer alan sekiz anahtar yetkinliğin
ölçülmesi için geçerli ve güvenilir ölçek geliştirmektir. Araştırma Mardin ili ve ilçelerinde
görevli ortaokul öğretmenleri ile betimleyici tarama yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Sekiz
yetkinlik alanı ve 86 maddeden oluşan beşli likert tipi ölçek için uzman kanısından
yararlanılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini test etmek için 444 veriye açımlayıcı faktör analizi
uygulanmıştır ve varimax döndürme yöntemi kullanılarak iki madde elenmiştir. Elde edilen
yapının doğruluğunu test etmek amacıyla 640 veriye birinci düzey doğrulayıcı faktör analizi
uygulanmıştır ve ortaya çıkan model uyum indeksleri incelenmiştir. Yapılan incelemeler
sonucunda model uyum indekslerinin mükemmel uyum ile kabul edilebilir uyum düzeylerinde
oldukları görülmüştür. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için yetkinlik alanlarının Cronbach
Alpha güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan tüm analizler sonucunda, bu çalışma
öğretim programlarında yer alan sekiz anahtar yetkinliğin ölçülmesi açısından 8 farklı ölçek
olarak yeterli derecede geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu alana ilişkin
yapılacak çalışmalarda ölçeklerin kullanılabileceği önerilmişti
Diyarbekir Vilayet Gazetesi’ne Göre Ergani ve Çevresi
Osmanlı Devleti’nde 18. yüzyılın sonlarından itibaren önem kazanan devletin
modernleştirilmesi düşüncesi ve devam eden süreçteki yenileşme hamlesinin topluma
takdim edilmesi, kanun ve nizamnamelerin genel çerçevelerinin memurlarca takip
edilebilmesinin yanında hem ülke dışından hem de ülke içinden haberlerin
yaygınlaştırılması için resmî bir gazetenin bastırılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Ayrıca
1828’de Mısır’da çıkarılmaya başlanan Vakayi-i Mısriyye’den de ilhamla 1831’de
İstanbul’da Takvim-i Vekayi adında resmî bir gazetenin çıkarılmasına başlanmıştır.
Osmanlı taşrasında gazetelerin çıkarılması ise daha geç bir dönemde 1864 Vilayet
Nizamnamesi’nden sonra mümkün olabilmiştir. Nizamnamenin yedinci maddesi her
vilayette bir matbaanın kurulmasını, buradaki işleri yürütmesi için de mektupçuluk
kurumunun ihdasını mümkün kılmıştır. Bu nizamname ile oluşturulan hukuki altyapı ve
Kurt İsmail Paşa’nın çabaları sonucunda Diyarbekir Vilayet Matbaası 1869 yılından
itibaren faaliyetlerine başlamıştır. Matbaanın faaliyete geçmesinden çok kısa bir süre
sonra 1869 yılının ağustos ayında Diyarbekir Vilayet Gazetesi’nin de ilk sayısı
yayınlanmıştır. Bazı dönemlerde sekteye uğramakla beraber sivil kişilere satıldığı 1931
yılına kadar yayın hayatına devam etmiş, bu yönüyle Anadolu’daki en uzun soluklu
gazetelerden birisi olmuştur. Diyarbekir Vilayet Gazetesi’nde merkezden gelen resmî
yazılar dışında farklı başlıklar altında birçok konu ele alınmıştır. Bu başlıklardan birisi de
Diyarbekir ve mülhakatındaki yerler ile ilgili haberlerin verildiği “vaka-yı vilayet”
kısımlarıdır. Bu kısımda vilayet genelinde meydana gelen çeşitli meselelerin yanında
imar faaliyetleri, afet ve doğa olayları, güvenlik meseleleri gibi konularda pek çok haber
yayınlanmıştır. Bu çalışmada Diyarbekir Vilayet Gazetesi’nde özellikle vaka-yı vilayet
başlığı altında çıkan haberlerden hareketle 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında
Ergani ve çevresinin durumuna odaklanılmıştır. Bu amaca matuf olarak gazetenin elde
bulunan yaklaşık beş yüz yetmiş sayısı incelenmiş, konumuz ile ilgili olan haberler
tasniflenerek bir bağlam içerisinde açıklanmaya çalışılmıştır
MARDİN İLİNDE TARIMI YAPILAN BİTKİLERİN ETNOBOTANİK KULLANIMI
Türkiye, jeolojik, coğrafik ve iklimsel çeşitliliğinin verdiği
avantajla dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerden biridir.
Türkiye'nin florasında yaklaşık 12.000 bitki türü bulunmaktadır (Güner
ve ark., 2012). Avrupa’nın tamamında yaklaşık olarak 12.000 bitki türü
mevcuttur (Tutin ve ark., 1980). Avrupa‘daki bu türlerin yaklaşık olarak
2.750 tanesi endemiktir. Türkiye’deki endemik tür sayısı ise 4.000 civarı
olarak rapor edilmiştir (Güner ve ark, 2012).
Mardin, coğrafi konumu, topografik yapısı ve ekolojik faktörlerle
ilişkilendirilen zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Türkiye florası
kayıtlarına göre, Mardin'de 60’ı endemik tür olmak üzere toplamda 620
bitki taksonu yetişmektedir (Davis, 1988)
Nohut (Cicer arietinum L.) Çeşitlerinin Mardin-Kızıltepe ve Şanlıurfa-Bozova Koşullarında Verim ve Verim Unsurları Bakımından Değerlendirilmesi
Bu çalışma 2019-2020 yetiştirme yılında Mardin-Kızıltepe ve Şanlıurfa-Bozova lokasyonlarında kuru
şartlarda yapılmıştır. Çalışmada tescil edilmiş 12 nohut (Seçkin, Caner, Sezgin, İnci, Onur, Arda, Hasanbey, Azkan, Diyar-95, Aksu, Aslanbey ve Çağatay) çeşidi kullanılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Varyans analiz sonuçlarına göre incelenen özellikler bakımından çeşitler, lokasyonlar arasında ve çeşit x lokasyon interaksiyonlarında istatistiki açıdan %1 ve %5 düzeyinde önemli farklılıklar oluşmuştur. Araştırma sonunda farklı lokasyonlardan elde edilen ortalama sonuçlara göre; çıkış gün sayısı 19.2-25.3 (gün), çiçeklenme gün sayısı 115.8-125.0 (gün), bitki boyu 50.2-70.7 (cm), ilk bakla yüksekliği 20.6-
36.8 (cm), dal sayısı 3.0-4.3 (adet/bitki), bakla sayısı 21.3-38.9 (adet/bitki), tane sayısı 22.8-45.2 (adet/bitki), 100 tane ağırlığı 34.6-47.5 (g), tane verimi 176.1-292.1 (kg/da), biyolojik verim 470.9-695.6 (kg/da), hasat indeksi % 36.5-41.5 ve protein oranı %17.9-23.3 arasında değişmiştir. Elde edilen sonuçlara göre tane verimi bakımından Hasanbey çeşidi, protein oranı bakımından Arda çeşidi ön plana çıkmıştır
Examining the Self-Efficacy of Classroom Teachers in Terms of Various Variables
oluşmasına ve öğrencilerin akademik performansına olumlu etkide bulunmaktadır. Yapılan bu araştırma sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançlarının ne düzeyde olduğu ve sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançlarının bazı değişkenler açısından incelenip değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla belirlenen alt problemlere yanıtlar aranmıştır. Araştırmanın yapılmasında nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama araştırma yöntemi kullanılmış olup örneklem seçiminde basit seçkisiz örneklem yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 67’si kadın 84’ü erkek olmak üzere 151 sınıf öğretmeninden oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Öğretmen Öz Yeterlilik Ölçeğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde SPSS paket programından faydalanılmıştır. Kullanılan SPSS programı sonucunda yapılan analizlerde ortalama, frekans, yüzde analizleri ile parametrik testlerden t-testi, ANOVA ve Tukey testleri; non-parametrik testlerden Man-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançlarının “oldukça yeterli” düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançlarının cinsiyet, medeni durum, mezuniyet durumu ve yaş değişkenine göre ölçeğin genel ve tüm alt boyutlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Hizmet durumu değişkenine göre ölçeğin genel boyutu, öğretim stratejisi ve öğrenci katılım alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamış sadece sınıf yönetimi alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırma sonuçlarından hareketle öğretmenlere öz yeterlilik konusunda hizmet içi eğitimlerin verilmesi, öz yeterlilik ölçen ölçeklerin güncellenmesinin öğretmenlerin öz yeterliliklerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.The high level of self-efficacy of the classroom teacher has a positive effect on the formation of a positive classroom climate in the school and the academic performance of the students. This research was carried out in order to examine and evaluate the level of self-efficacy beliefs of classroom teachers and the self-efficacy beliefs of classroom teachers in terms of some variables. For this purpose, answers were sought to the sub-problems determined. Scanning research method, which is one of the quantitative research methods, was used in the research, and simple random sampling method was used in the selection of the sample. The sample of the study consists of 151 primary school teachers, 67 of whom are female and 84 are male. Teacher Self-Efficacy Scale was used to collect research data. SPSS package program was used to analyze the data of the research. In the analyzes made as a result of the SPSS program used, average, frequency, percentage analyzes and t-test, ANOVA and Tukey tests from parametric tests; Man-Whitney U test, one of the non-parametric tests, was used. In the study, it was concluded that the self-efficacy beliefs of the classroom teachers were at a "quite sufficient" level. There was no statistically significant difference in the general and all sub-dimensions of the scale according to the gender, marital status, graduation status and age variable of the self-efficacy beliefs of the classroom teachers. According to the service status variable, there was no statistically significant difference in the general dimension, teaching strategy and student participation sub-dimensions of the scale, but a statistically significant difference was found only in the classroom management sub-dimension. Based on the results of the research, it is thought that providing in-service training to teachers on self-efficacy and updating the scales measuring self-efficacy will contribute to teachers' self-efficacy
EXPECTATIONS OF SYRIAN REFUGEE PARENTS FROM PRE-SCHOOL EDUCATION AND THEIR VIEWS ON MEETING THESE EXPECTATIONS (MARDIN PROVINCE EXAMPLE)
Çalıma, Suriyeli mülteci ebeveynlerin okul öncesi eğitimden beklentilerini ve bu beklentilerin
karşılanmasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel
araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Araştırmadaki çalışma
grubunu belirlemek için ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu
Mardin ili Midyat ilçe merkezinde yaşayan, mülteci statüsünde bulunan ve çocukları 2022-
2023 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 18 ebeveyn
oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı
yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi
kullanılmıştır. Veri analizinde ilk olarak ebeveyn görüşleri yazılı olarak bilgisayara
aktarılmıştır. Sonraki süreçte veriler birçok kez okunarak kodlanmıştır. Araştırma içerisinde
sık sık katılımcıların görüşlerine doğrudan alıntılar ile yer verilmiştir. Bununla birlikte analiz
edilen verilerin güvenilirliğini arttırmak için bağımsız bir araştırmacı tarafından da
incelenmesi sağlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ebeveynlerin çocuklarının Türkçe
öğrenmelerine, Türkiye’ye uyum sağlamalarına, iyi alışkanlık kazanmalarına, ilkokula
hazırlanmalarına ilişkin beklentileri olduğunu ve bu beklentilerin büyük oranda karşılandığını
görmekteyiz. Ayrıca okulun eve yakın olması, mevcut okula yönelik tavsiyeler, diğer
çocuklarının da bu okula gelmeleri ve okulu beğenmeleri ebeveynleri mevcut kurumu
seçmelerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar
doğrultusunda mülteci çocukların eğitiminde ailenin sürece dâhil edilmesi ve bu çocuklara
yönelik planlanacak okul öncesi eğitim programlarında ailenin beklentilerinin dikkate
alınması önerilebilir. Son olarak benzer çalışmaların öğretmenler ve okul idarecileriyle de
yapılması önerilebilir.The study was carried out to determine the expectations of Syrian refugee parents from preschool education and their views on meeting these expectations. The research was designed as a case study, one of the qualitative research methods. Criterion sampling method was used to determine the study group in the research. The study group of the research consists of 18 parents who live in Midyat district center of Mardin province, have refugee status, and whose children are attending a pre-school education institution in the 2022-2023 academic year. The data of the study were collected with a semi-structured interview form prepared by the researchers. Content analysis method was used to analyze the data. In data analysis, firstly, parents' opinions were transferred to the computer in written form. In the following process, the data was read and coded many times. The opinions of the participants are frequently included in the research with direct quotations. In addition, in order to increase the reliability of the analyzed data, it was also examined by an independent researcher. According to the research results, we see that parents have expectations for their children to learn Turkish, adapt to Turkey, acquire good habits, and prepare for primary school, and these expectations are largely met. In addition, it was concluded that the proximity of the school to home, the recommendations for the current school, the fact that their other children also come to this school and that they liked the school were effective in choosing the current institution. In line with the results obtained from the research, it can be recommended to include the family in the education of refugee children and to take the family's expectations into account in the preschool education programs planned for these children. Finally, it may be recommended to conduct similar studies with teachers and school administrators
Modal Foundationalism in Brandom´s Interpretation of Hegel
Brandom’s reading of Hegel’s metaphysics offers an excitingly rich inter-pretation within the context of contemporary modal metaphysics. Brandom reads Hegel’s determinate negation in the way that the concepts of material incompatibility and ma-terial consequence relations operate. Brandom recognizes incompatibility as a modal concept and places it as a primitive in the foundation of Hegel’s metaphysics. This paper examines of Brandom’s modal foundationalist claim in comparison to how Hegel conceives of moda-lity in his Logic. Upon this examination, the paper suggests that Brandom’s interpretation remains problematically indifferent to the anti-foundationalist aspect of Hegel’s Logic and Hegel’s understanding of modality
The Importance of Syriac Culinary Culture and Syriac Wine in The Field of Gastronomy in Terms of Mardin Tourism
The objective of this study is to assess the significance of Syriac cuisine and wine in the context of Mardin tourism, specifically in relation to local gastronomy and geographical indications. The fundamental constituents of the tourism product encompass transportation, lodging, and food and beverage services. Throughout history, theculture surrounding food and beverage consumption has undergone significant evolution and enrichment. Mardin, as an urban center, is situated within a locale that possesses a notable abundance of historical, natural, and cultural heritage. The present study focuses on Syriac wine, which holds a significant place in the distinctive eating and drinking culture of Mardin. The existence of distinct Syriac cuisine and Syriac wine in Mardin, which has been officially recognized as a geographical indication, is believed to have the potential to elevate the region's status as a significant gastronomic and wine tourism destination. Therefore, it is anticipated that this will make a contribution to the tourism industry in the Mardin region. Simultaneously, this studyholds significance as a motivational research endeavor for the recognition of geographical indication for Syriac cuisine and Syriac wine found in Mardin
Effect of Late Sowing on Physiological, Quality and Yield Traits of DurumWheat (Triticum Durum L.) Genotypes
İnsan beslenmesinde önemli bir yere sahip olan makarnalık buğday küresel
gıda güvenliği bakımından stratejik bir bitkidir. Bu çalışma makarnalık buğdayın
fizyolojik, kalite ve verim özelliklerinin incelenmesi ve bölgeye uygun
genotiplerin belirlenmesi amacıyla Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür.
ICARDA’dan temin edilen 7 ileri hat ve 3 standart çeşit tesadüf blokları deneme
desenine göre yürütülen araştırmada; SPAD, NDVI, bitki boyu, tane verimi, bin
dane ağırlığı, protein, nişasta, yağ oranı, parlaklık L ve renk b* parametreleri
incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; tane verimi ve yağ içeriği
özelliği hariç genotipler arasında önemli farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
Korelasyon analizine göre Bitki boyu özelliği ile tane verimi ve bin dane ağırlığı
özellikleri arasında negatif yönden önemli ilişki olduğu görülürken bin dane
özelliği ile L ve b* değerleri arasında pozitif yönden önemli ilişki olduğu
belirlenmiştir. Biplot analizine göre Seçkin 21 incelenen tüm özellikler yönünden
en stabil genotip olmuştur. Tane verimi için 53DSN-7099 genotipi ön plana
çıktığı görülmüştür. Korelasyon analizi ve biplot analizine göre başaklanma
dönemine ölçülen SPAD ve NDVI değerleri ile tane ve kalite özellikleri arasında
ilişkinin bulunmaması geç ekim çalışmalarında bu aletlerin seleksiyonda
kullanılamayacağı kanaati oluşmuştur
Arap Baharı Sürecinde Suudi Arabistan’da Güvenlik ve Dış Politika
Geleneksel olarak dış politikasında yumuşak güç unsurlarına başvuran, bölgesel
rakipleri ile askeri karşıtlıklardan kaçınan, çatışan taraflar arasında arabuluculuğu
önceleyen, maruz kaldığı tehditleri önlemek için ABD güvenlik garantilerine yaslanan
İbn Suud rejiminin, Arap Baharı sürecinde bu geleneksel dış politikasından radikal bir
şekilde uzaklaştığı gözlemlenmiştir. Bu süreçte rejimin dış politikasında yaşanan radikal
değişim küresel, bölgesel ve ulusal düzlemde yaşanan gelişmeler ile bağlantılıdır.
ABD’nin rejime sağladığı güvenlik garantilerinde yaşanan azalma, bölgesel aktörlerin
rejimi tehdit eden politikaları ve rejimin gücünde meydana gelen nispi artış İbn Suud
rejimini Arap Baharı sürecinde iddialı bir dış politikaya yönelmesine yol açmıştır. Rejim,
bu süreçte bölgesel rakiplerinden kaynaklı tehditleri tırmandırmayı seçerek doğrudan
askeri müdahalesi için bir gerekçe oluşturmuş, bölgesel çıkarlarını genişletmek
için askeri güce başvurmayı da içeren çatışmacı bir dış politikaya yönelmiştir. Yeni
dönemde geliştirdiği doğrudan askeri müdahaleye dayanan dış politikasını devam
ettirebilmek için bölgesel aktörler arasında askeri oluşumlara liderlik etmeye,
güvenliğini çeşitlendirmeye ve askeri/endüstriyel kapasitesini mümkün olduğunca
arttırmaya çalışmıştır. İbn Suud rejimi, Arap Baharı sürecinde takip ettiği bu iddialı
dış politika ile rejimine yönelik tehdide yol açan devletleri ve devlet dışı aktörleri
dengelemeyi ve bölge genelinde oluşan güç boşluklarından da yararlanarak jeopolitik
nüfuzunu genişleterek Ortadoğu bölgesinde liderlik rolü oynamayı hedeflemişti