Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Hükümdarların Kitabı Şehname ve Türkmen Dönemindeki Sahipleri
Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411/1020) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamenin hükümdarlar için yapılmış resimli nüshaları ve 1470-1500 yılları arasında hazırlanan örneklerinin değişen sahipleri bu çalışmanın konusunu oluşturur.
Şehnamenin büyük bir kısmını, İran’ın İslamiyet öncesi milletlerinin hükümdarlarının ve kahramanlarının savaşları anlatan hikâyeler oluşturmaktadır. Bu hikâyelerin temelinde İran ve Turan arasındaki mücadeleler ve bu mücadeleye bağlı yaşanmış olaylar görülür. Bu sebepten Şehname için “kahramanlık destanı” ifadesi kullanılmaktadır. Destan, zaman içerisinde görsel kültür içinde de karşılık bulmuştur. Böylece eser İran edebiyatının en sevilen ve en çok resimlenen el yazmaları arasına girmiştir. En erken örnekleri 14. yüzyıla ait olan, çok sayıda resimli nüshası hazırlanmıştır. Bu örneklerden bazılarının doğrudan güçlü bir hükümdar için yapılmış olması, bilinçli bir tercihin varlığına işaret etmektedir. Bu doğrultuda, hükümdarlık ve kahramanlık olaylarının vurgulandığı Şehname, özellikle İran coğrafyasında var olmaya çalışan hükümdarlar için gücün ve hükümdarlığın ifade edilmesinde bir sembol haline gelmiştir. Günümüze ulaşan örnekler arasında Büyük Moğol Şehnamesi ve Celayirli Şehnamesinin doğrudan bir hükümdar için yapıldığını söylemek mümkün olmasa da resim programlarındaki seçimler, bu eserin güçlü hamilere ait olduğuna dair görüşü desteklemektedir. Timurlular döneminde (1370-1507) durum biraz değişmiş ve Şehname nüshaları doğrudan hanedan üyeleri için hazırlanmıştır. Türkmen dönemini olarak bilinen Karakoyunlular (1351-1469) ve Akkoyunlular (1340-1517) dönemlerinde ise resimli kitapların sayı olarak artması ve sahipleri hakkındaki bilginin bulunmayışı, Şehnamenin hükümdarlar veya güçlü sanat patronları için yapılma fikrinin değiştiğini göstergesi olmuştur.
Resimli Şehnamelerin el yazması üretiminde her zaman ayrı bir yeri olmuştur. Hazırlanan kitapların birçoğunun hükümdarlar için yapıldığının fikri veya doğrudan onlar için yapılmış olması, bu eserlerin belirli bir amaca hizmet ettiğini göstermiştir. Günümüze kadar ulaşan bazı örneklerin bu amaçla yapılmış ancak ilerleyen zaman içerisinde bu fikrin değiştiği anlaşılmıştır
TODAY’S JEWELRY ART AND THE INTERPRETATION OF TRADITION IN JEWELRY: EMBROİDERY CANVAS
Süslenme, dini, ritüel, sembol, mesaj iletme vb. kaygılarla vücudun herhangi bir yerine giyilen ya da giysiye
takılan her obje takı olarak adlandırılabilir. Takı, insanlıkla eşdeğer bir geçmişe sahip olmakla beraber çok sık değişime
uğramış bir kavramdır. Bu değişim takıların antik çağlarda büyü ve dini inanç gereği, orta çağda güç ve statü
göstergesi, 19. ve 20. yüzyıllarda sembolik ve kültür göstergesi günümüzde ise sanatsal bir ifade aracı olarak
kullanılmasından anlaşılmaktadır. Takının tarihsel gelişim süreci ve bu süreçte oluşan değişimler bugünün takı
anlayışını oluşturan en önemli etmendir. 21. yüzyıl takı anlamında bir Rönesans (yeniden doğuş) olarak adlandırılabilir.
Çoğunlukla zanaatın ve endüstrinin bir parçası olan ve süslenme objesinden ileri gidemeyen takı kavramı bu çağla sanat
alanında yer edinmiş, önceleri değeri belirleyen malzeme ve teknik ya bir anlatım aracı ya da anlatımı güçlü kılan unsur
olmuştur. Günümüz takılarının, geleneksel tekniklerin kalıplarından sıyrılarak yeni ve eklektik oluşumlara öncülük
ettiği gözlemlenmiştir. Önceki yüzyıllarda değerli malzeme ile yapılan takı mücevher tanımına oturtulurken günümüzde
tasarımı ve anlatımı iyi olan her takı mücevher olarak değerlendirilebilmektedir.
Çağdaş kavramının günlük hayatımızda sık sık kullanılmasının ardından geleneksel kavramı önemini yitirmeye
başlamıştır. Teknolojinin ilerlemesi, popüler kültür ve hızlı tüketim bu durumu tetiklemektedir. Ötelenen ve artık
önemini yitiren birçok gelenek aslında bizi biz yapan önemli unsurlardır. Bu bağlamda geleneğin bugün bakış açısı ile
yeniden ele alınması birçok sanat dalında olduğu gibi takı sanatı için de önemlidir. Çalışmada ise günümüz takı anlayışı
araştırılmış olup kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel süsleme tekniklerden biri olan kanaviçenin günümüz takı sanatında
yeniden yorumlanması kişisel çalışmalardan örnekler verilerek açıklanmıştır
Barriers to Access Dental Care Services
Sağlık hizmetleri devletlerin toplumlarına sunması gereken temel bir haktır. Ağız-diş sağlığı hizmetleri de sağlık
hizmetlerinin kapsamındadır. Ancak bazı noktalarda sağlık hizmetlerinden ayrışmış olduğu (sigorta kapsamları,
kamunun hizmetlerde ağırlığı vb.) ve bu durumun hizmetlere erişimde engeller oluşturduğu görülmektedir. Ülkelerin,
sağlık hizmetlerine ve özellikle ağız-diş sağlığı hizmetlerine erişiminin toplumun tüm kesimlerine herhangi bir
engelle karşılaşmayacakları şekilde sunabilmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı ağız ve diş sağlığı hizmetlerine
erişimdeki engellerin ve problemlerin literatür taraması yoluyla belirlenmesidir. Bu amaçla araştırmanın evrenini,
Web of Science veri tabanında 25.06.2021 tarihinde yapılan tarama ile, makale başlığında "barrier OR problem OR
lack" AND "access" AND “dental care” kelime gruplarının yer aldığı 18 makale oluşturmuştur. İki makalenin tam
metnine ulaşılamadığından 16 makale incelemeye alınmıştır. İncelenen makalelerin çoğunun Amerika Birleşik
Devletleri’nde (ABD) yapıldığı, en sık belirtilen engellerin; diş hekimlerinin isteksiz davranışları, hizmetlerin
maliyeti ve özel hizmet ihtiyacı olan bireylerle ilgili engeller olduğu görülmüştür. Daha sonra sırasıyla; sigorta ile
ilgili engeller, ulaşım, hizmet sağlayıcı bulamama, uzun bekleme süreleri, kalitesiz hizmet algısı, gelir düşüklüğü,
dental kaygı, ihtiyacın algılanamaması, iletişim problemleri, ırksal ayrımcılıklar, geçmiş deneyimler ve sağlık
personelinin eksikliği olduğu belirlenmiştir. Çözüm önerileri olarak, toplumda ağız-diş sağlığı hizmetlerine erişimde
engeller yaşayan kesimler olduğunun bilincinde olarak hükümetlerin bu engelleri en aza indirecek sağlık politikaları
oluşturmaları, sağlık sigorta kapsamlarının en azından dezavantajlı bireyler için yükseltilmesi, hizmet sunan
kurumların coğrafi dağılımının erişimi engellemeyecek şekilde planlanması, diş hekimlerine ve ağız-diş sağlığı sağlık
profesyonellerine özel hizmet gereksinimi olan bireyler ve bunlara nasıl yaklaşılması, nasıl tedavi verilmesini
içerecek kurs/eğitimlerin verilmesi önerilebilir.Health service is a fundamental right that states should provide to their communities. Oral and dental care services
are also within the scope of health services. However, it is separated from health services at some points and this
situation creates barriers in accessing services. The aim of this study is to identify the barriers and problems in
accessing dental care services by reviewing the literature. For this purpose, the research was carried out by searching
the database of Web of Science on 25.06.2021 and this brings up 18 articles containing the foloowing terms group
"barrier OR problem OR lack" AND "access" AND "dental care" in the title of the articles, and 16 articles were
included in the review. Most of the articles reviewed were conducted in the USA, the most frequently cited barriers;
dentists' reluctant behaviour, the cost of services, and barriers to individuals with special service needs. As solution
suggestions, governments should create health policies that minimize these barriers, being aware of the fact that there
are sections in the society who experience barriers in accessing oral and dental health services, increasing health
insurance coverage at least for disadvantaged individuals, planning the geographical distribution of service delivery
institutions in a way that does not hinder access, providing dentists and dental care services. It can be suggested that
oral and dental health professionals should be given courses/trainings that will include individuals with special service
needs, how to approach them and how to treat them
The Port of İzmir From a Legal Perspective During the 1929 World Economic Crisis Period
Bu çalışmanın amacı, Atatürk Dönemi’nde İzmir Limanı’nın devlet idaresi altına alınmasında rol oynayan hukuki ve ekonomik etkenleri incelemek ve değerlendirmektir. Çalışmada ayrıca, Atatürk Dönemi’nde hükümet ile yabancı sermaye arasındaki ilişkiler, İzmir Limanı’nın millileştirilmesi örneği üzerinden incelenecektir. Araştırma sonunda elde edilen bulgulardan biri, limanın hukuki durumunun değişmesinde, bir dış etken olarak Büyük Buhran’ın rol oynadığı yönündedir. Şöyle ki, Ekim 1929’da ABD’de başlayan ve hızla Avrupa’ya yayılan 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin etkisiyle Türkiye’de tarım ürünü fiyatları düşmüş ve dış ticaret faaliyetleri azalmıştı. İzmir Limanı ise, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ülkenin en önemli ihracat merkezlerinden biriydi ve limandan çoğunlukla tarım ürünleri ihraç edilmekteydi. Dolayısıyla ekonomik kriz nedeniyle limandaki ihracat faaliyetlerinde düşüş yaşanmıştı. Bunun üzerine hükümet liman ile ilgili sorunları çözmek için harekete geçmişti. Dolayısıyla Büyük Buhran’ın, İzmir Limanı’nın hukuki durumunu etkilediği görülmektedir. Diğer yandan çalışma ile, İzmir Limanı’ndaki ihracat faaliyetlerine zarar veren iç etkenlerin, limanı yöneten şirketlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, limandaki yükleme-boşaltma faaliyetlerinden Türk sermayeli İzmir Liman ve Körfez Şirketi sorumluyken, rıhtımın yönetimi ise Fransız sermayeli İzmir Rıhtımı Anonim Şirketinin elindeydi. Türk şirketin uyguladığı yükleme-boşaltma ücretleri ve Fransız şirketin ihracattan aldığı rıhtım vergisi, tüccarın maliyetini yükseltmekteydi. Bu da İzmir Limanı’ndaki ihracat faaliyetlerine zarar vermekteydi. Ayrıca Fransız şirketin karıştığı bir yolsuzluk olayı da mevcuttu. Çalışma sonucunda, 1929 Krizi’nin yanı sıra bu etkenlerin de limanın hukuki durumunda yaşanan değişimde rol oynadığı tespit edilmiştir. Bu değişim ise, hükümet tarafından Fransız şirketin yönetimindeki rıhtıma el konulması, Türk şirketin tasfiye edilmesi ve İzmir Limanı’nın bir devlet idaresi altına alınması şeklinde gerçekleşmişti. Ayrıca çalışma ile, İzmir Limanı’nın millileştirilmesinin bir yabancı sermaye karşıtlığından değil, kamu yararının gözetilmesi amacından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır
PROCAVIIDAE (HYRACOIDEA: MAMMALIA) FROM THE MIDDLE PLEISTOCENE INFILLINGS OF KARAIN CAVE, ANTALYA, TURKEY: BIOGEOGRAPHIC AND PALAEOCLIMATIC IMPLICATIONS
Abundant procaviid fossils from archaeological contexts at Karain Cave, Antalya, Turkey, comprise the first record of this extant family of Hyracoidea outside Afro-Arabia. The relatively large body dimensions of the remains, which are attributed to Procavia capensis (the rock hyrax) indicate that the climate was relatively cool and humid, more so than the region where the nearest extant neighbours survive, the subspecies Procavia capensis syriaca, which is a smaller animal living in Syria, Lebanon, Jordan and Israel
KÜRESELLEŞME VE YENİ TÜKETİM MEKÂNLARI OLARAK KAHVE DÜKKÂNLARI: DİYARBAKIR ÖRNEĞİ
Küreselleşme, teknoloji ve sermaye hayatımızın her alanında karşımıza çıkan kavramlar olup ve aslında
bakıldığında hayatımızın bunların etrafında şekillendiği görülmektedir. Küreselleşmenin hızı, çoğu
zaman teknolojik gelişmelere bağlı olarak değerlendirilebilmektedir. Küreselleşmeyle beraber sürekli
devinim içinde olan sermaye de piyasa güçleri tarafından her defasında yeniden yapılandırılır. Bu
yüzden küreselleşmenin ülkeler tarafından değil, büyük şirketler tarafından yürütüldüğünü söylemek
çok ta yanlış olmasa gerek. Bunun sonucu olarak, küresel şirketlerin pazara sundukları tüketim
mallarının ulusal, yerel kültürler üzerindeki etkisi artmaktadır.
Küreselleşmede hedef kitlelerin "farklı" toplumlar olması ve bu toplumlardaki "kültürlerin" birbirine
geçişini sağlamanın stratejilerinden biri de mekânları "aynılaştırmadır". Tüketici topluma, farklı
yerlerde aynı içeceklerin, yiyeceklerin sunumu bu amaca hizmet etmektedir. Küreselleşmenin "yeni
dünyadaki" "aynılaşma" politikasında uygun metalardan biri de kahvedir demek mümkündür.
Bu bağlamda çalışma kapsamına dünyanın birçok yerinde şubeleri olan mekânlardan olan kahve
dükkânlarının (Starbucks, Roberts Coffee vb.) Diyarbakır’daki temsilleri ile yerel kahve dükkânları ele
alınmıştır. Bu bağlamda çalışmada, kahve ile ilgili genel bilgiler de (kökeni, kahvehaneler vb.) verilmiş
olup "Metropol" kent olarak değerlendirilen Diyarbakır'da gün geçtikçe sayıları artmakta olan küresel,
ulusal ve yerel kahve dükkânlarında “aynılaşma” politikası üzerinde bir inceleme ve değerlendirme
yapılmıştır.
Bu değerlendirmenin sonucu olarak, Diyarbakır’da küresel ve yerel kahve dükkânları ile ilgili yapılan
araştırmada; küresel ve yerel olan kahve dükkânlarının birbirinden ne kadar farklı olsalar da
birbirlerinden etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca küresel olanların bulundukları yerdeki topluma göre
kendilerini şekillendirebildikleri de izlenilmiştir
REKREASYON LİDERLİĞİ VE TURİST REHBERLİĞİ
Günümüzde rekreatif faaliyetlere olan talebin artması ile beraber turizm
çalışanlarına da farklı rol ve sorumluluklar yüklenmiştir. Bu sorumluluğun
yüklendiği sektör çalışanlarının başında turist rehberleri gelmektedir. Turist
rehberleri tur boyunca ziyaretçiler ile ilgilenen ve iletişim halinde olan turizm
çalışanları olmaları sebebiyle rekreatif faaliyetlerin gerçekleştiği esnada da
çeşitli rol ve sorumluluklar mesleklerine atfedilmektedir. Bu bağlamda rekreatif
faaliyetlerin doğru ve etkili ilerleyebilmesi bir yol gösterici ile mümkün
olmaktadır. Rekreasyonel liderlik kavramı bu noktada turist rehberliği ile
ilişkilendirilmiştir. Turist rehberlerinin tur boyunca liderlik yaptığı göz önünde
bulundurulduğunda rehberlik mesleği açısından önemi yadsınamaz nitelikte
önemli sektör çalışanlarıdır.
Rekreasyonel liderlik ve turist rehberlerinin liderliklerini anlamak için
öncelikle her birine atfedilen özellikleri rolleri ve sorumlulukları belirlemek
önem arz etmektedir. Bu bölüm kapsamında rekreasyonel liderlik ve turist
rehberlerine ilişkin sorumluluk ve rollerin çerçevesi belirlenerek rekreasyonel
liderlerin ve turist rehberlerinin mesleki açıdan birbirleriyle bir bütün içinde
gelişim gösterdiklerini açıklamak amaçlanmaktadır.
Turist rehberleri onlara atfedilen rollerin yanında açık ve kapalı rekreatif
etkinlikler ile rekreasyonel liderlik de yapmaktadırlar. Bu bağlamda
rekreasyonel liderliğin gerektirdiği rolleri ve sorumlulukları da üstelenmeleri
gerekmektedir. Turist rehberlerinin rollerinin rekreasyonel liderlerin
rollerinden farklılaştığı noktalar bulunmasına karşın ortak pek çok faktörün
olması bu liderlerin aynı amaçlar doğrultusunda hareket etmelerinin
gerekliliğini ortaya koymaktadır. Böylelikle boş zaman yaratan bireyler
rekreatif etkinliklerde, turistler ise tur gruplarında ziyaretleri esnasında motive
şekilde ve tatmin olmuş biçimde destinasyondan ayrılacaklar bunun yanı sıra
doğa ve çevreyi koruma odaklı hareket eden liderler kültürel mirasın ve
ekolojik dengenin bozulmaması adına da ortak bir paydada buluşmuş
olabileceklerdir
The Expression Game in Deleuze’s Theory of Meaning: Inverting and Forming Paradoxes
In this article, which deals with the contribution of the game in expressing the meaning, the ontological aspect and logical dimension of the meaning are examined in terms of Deleuze’s philosophy. Meaning is not the beings pointed out by proposition and words, nor is the result evidenced by cause and effect relationships. Meaning is far from being the belief expressed by the subject. According to Deleuze, meaning is the expressed event. Events are the degrees of motion emanating from objects. To be event makes it non-existent and away from to be pointed out. Since events are in infinitive form, they are indifferent to modes such as positivity-negativity, universalism-particularity, contingency-necessity, and relations such as cause and effect. Approaching propositions with a game of thought allows meaning to be expressed indifferent to modes and relationships. Inverting and forming paradoxes are among the practices of this game for Deleuze. The simulacres that remain outside of thought in Platonism because they do not take part from the models become the subject of the demand for understanding thanks to inversion game. Paradoxes, on the other hand, cause meaning to appear in propositions in a state of indifference.
Key Words: Deleuze, Meaning, Expression Game, Inversion, Paradoxe
1. Cengiz, Yunus, “Manâ Teorisi”, İslam Düşüncesinde Teoriler I Meta-Fizik 2.
Cengiz, Yunus, “Manâ Teorisi”, İslam Düşüncesinde Teoriler I Meta-Fizik 2
Çeper Hanı: Çevresi ve Yapımı
Çeper Hanı: Çevresi ve Yapımı isimli bu çalışma ile tarih öncesi çağlardan beri kullanılan Bingöl-Diyarbakır istikametindeki yolun önemli duraklarından birisi olan Çeper Köyü’ndeki eserler kaleme alınmıştır. Köyün hemen kuzeyindeki Birkleyn mağaralarındaki Asur Kabartmaları da yolun ne derece önemli olduğunu gösteren unsurlardan birisidir. Çeper Köyü, konumu itibariyle Harput-Diyarbakır istikametindeki ana ticari yola bağlanan ve Hani-Dibni istikametinden gelen tali yolun, Bingöl istikametine giden yola bağlandığı kavşak noktasındadır. Tüm bu nedenlerden ötürü köyde, Bingöl istikametindeki yolu kontrol edecek şekilde inşa edilmiş bir Osmanlı kalesi, Hani istikametinden gelen tali yol üzerinde de bir han inşa edilmiştir. Her iki yapının üzerinde inşa tarihlerini gösteren bir kitabe bulunmamaktadır. Her iki yapı ile alakalı yayınlarda gerek kale, gerekse hanın Osmanlı Sultanı IV. Murat devrinde inşa edildiğine dair bir genel kabul vardır. Hanın plan şeması itibariyle tarihleri belli olan hanlara benzemesi nedeniyle de XVII. yy’a tarihlendirilmektedir. “Çeper Hanı: Çevresi ve Yapımı” isimli bu araştırma sonucunda gerek kale gerekse hanın iddia edildiğinin tersine daha erken dönemlerde inşa edildiği arşiv belgeleri ile ortaya konulmuştur