Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Yunus Emre Gördük. Tarihsel ve Metodolojik Açıdan İşârî Tefsir. İstanbul: İnsan Yayınları, 2013, 324 s.
İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, madde âlemine gösterilen ilgi mâna âlemine de gösterilmiştir. Zira insan maddî ve manevî olmak üzere iki yöne sahiptir. Her birey müstakil bir iç âleme ve ruh yapısı-na sahiptir. Maddî ihtiyaçların karşılanmasının zarurîliği kadar manevî ihtiyaçların da karşılanması gerek-mektedir. Her insan, maddî yönden beslenme ihtiyacı hissettiği gibi manevî yönden de ruh dünyasını doyurma ve onu tatmin etme ihtiyacı hissetmektedir. Bu manevî boyut, insanın inanç, vicdan ve ahlâk yönünü oluşturmaktadır. Tarihsel süreçte insanın manevî yönden kemâle ulaşması için ortaya çıkan sis-temlerden biri de tasavvuftur. Mutasavvıflar, Kur'ân’ın sarîh anlamlarını özümseyip uyguladıkları gibi onun âyetlerine işârî mânalar vererek insanın manevî yönden olgunlaşmasına katkı sağlamaya da çalış-mıştır. Tasavvuf kaynaklarında, zühd ve tasavvuf duygusunun İslâm’ın başlangıcından bu yana Müslü-manlar arasında var olduğu ve Kur’ân ile sünnete dayandığı iddia edilmektedir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) zamanında sahâbeden bazı kişilerin zâhit bir hayat yaşadığına dair çeşitli rivayetler de bu görüşe sahip olanların kullandıkları delillerdir. Her şey de olduğu gibi işârî tefsir konusunda da ölçümüz, Kur’ân ve onun ilk tefsiri durumundaki sünnet olmalıdır. Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olan her tasavvufî anlayış makbul, Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olmayan, bu ölçülere ters düşen her tasavvufî anlayış da merduddur. Teknik anlamda adı konulmamış olsa bile tasavvuf anlayışı, sahâbeden itibaren gelişerek çeşitli evrelerden geçmiş ve varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Tasavvuf, İslâm tarihinin başlangı-cından hemen sonra, hicri ikinci asırda Müslümanlar arasında başlamış ve ondan sonraki asırlarda git-tikçe gelişmiştir. İşârî tefsirin de buna paralel bir seyir izlediğini söylemek mümkündür.Since the beginning of human history, the interest shown to the material world has also been shown to the realm of meaning. Because human has two aspects, material and spiritual. Each individual has a separate inner realm and spiritual structure. It is necessary to meet spiritual needs as well as the necessity of meeting material needs. Every human being feels the need to feed and satisfy the spiritual world, as well as the need for nutrition materially. This spiritual dimension constitutes the belief, conscience and moral aspect of man. One of the systems that emerged in the historical process for man to attain spiri-tual perfection is Sufism. Sufis, as well as assimilating and applying the meaning of the Quran, tried to contribute to the maturation of the human spiritually by giving signifying meanings to its verses. In Sufism sources, it is claimed that the feeling of asceticism and sufism has existed among Muslims since the beginning of Islam and is based on the Qur'an and sunnah. Hz. Various rumors stating that some of the companions lived a devout life in the time of Muhammad (pbuh) are also evidences used by those who have this view. As with everything else, our criterion for ishari interpretation should be the Sunnah in the case of the Quran and its first interpretation. Every Sufi understanding that is compatible with the Quran and Sunnah criteria is acceptable, and every Sufi understanding that is incompatible with the Quran and Sunnah criteria and contrary to these criteria is also a ladder. Even though it is not tech-nically named, the understanding of Sufism has developed from the Companions, passed through various phases and has survived until today. Sufism started among Muslims in the second century of the Islamic calendar, right after the beginning of the history of Islam, and graduall
Dimensions of (post-)viral tourism revival: actions and strategies from the perspectives of policymakers in Portugal
This research explores the dimensions of (post-)viral tourism revival from the perspectives of policymakers in Portugal. Accordingly, the data were collected through semi-structured interviews with policymakers representing Portugal’s regional and national level tourism organisations. The findings include six main themes: financial actions, structural and logical strategies, demand-related strategies, workforce aspects and actions, marketing and promoting strategies, and optimization of funds. By providing the necessary actions and strategies, the present study results will be helpful for destinations to develop effective crisis management planning in the (post-)viral tourism to revive. Additionally, this paper is the first to reveal in detail the dimensions of (post-)viral tourism revival from the perspectives of policymakers who are in significant positions of regional and national level tourism organizations. Thence, the findings are original and will contribute to the tourism literature
The Discussion of Radical Evil in the Context of Kant's Idea of Freedom and Adorno's Negative Moral Philosophy
Kant, insanın kötülüğe doğal bir eğilimi olduğunu iddia ederek bu eğilimi
özgürlüğün gerçekleşmesine yönelik bir zemin olarak sunar. Özgür bir varlık olan
insanın ahlak yasasına, dolayısıyla ödev ahlakına uygun eylemlerde bulunmasını
kötülükten kaçınmak için zorunlu görür. Adorno ise mevcut dünyada Kant’ın
varsaydığı türden bir özgürlükten bahsedilemeyeceğini iddia eder. Negatif ahlak
felsefesinden hareket eden Adorno, Kant’ın ödev ahlakının mevcut kötülüğü
meşrulaştırma aracına dönüşebileceğini göstermeye çalışır. Bu makale Kant’ın
özgürlük-kötülük ilişkisi bağlamında radikal kötülük doktrinini nasıl temellendirdiğine ve Adorno’nun Kant’a yönelik itirazlarının negatif ahlak felsefesi bağlamında nasıl ele alınabileceğine odaklanmaktadır.Kant claims that human being has a natural propensity to evil and presents this propensity as a basis for the realization of freedom. He acknowledges
that the person bearing the trait of free existence is bound to act in line with the
moral law, and in that vein also with the deontology in order to avoid the evil.
Adorno, on the other hand, claims that there exists no freedom in the sense Kant
assumes in the today’s world. Extrapolating from negative moral philosophy,
Adorno tries to show that Kantian duty-based ethics can operate as an instrument legitimating the evil available. This article focuses on how Kant grounds
the doctrine of radical evil within the scope of the relationship between freedom
and evil and it elaborates on the way of commentating Adorno’s objections to
Kant within the context of the negative moral philosophy
Trabzon Başmelek Mikhail Kilisesinin Yeniden İşlevlendirilmesi Sürecine Yönelik Bir Değerlendirme
Tarihi binaların yeniden işlevlendirilmesine yönelik gerçekleştirilen uygulama ve müdahale süreçleri, uluslararası mimari koruma arenasında devam eden tartışmalar arasındadır. Yıllar içerisinde çıkarılan koruma tüzük ve bildirgeler ile bu süreçlere yol gösterilmiş ve belirli sınırlar çizilmiştir. Bu çalışma, konumlandığı çevrenin tarihi ve kültürel değerlerini yansıtan Trabzon’un Akçabaat ilçesi Ortamahalle’de bulunan Başmelek Mikhail Kilisesi’nin (Aya Taksiyarhi, St. Micheal) uzun süre bakımsız kalmasının ardından müze olarak yeniden işlevlendirilmesini ve bu süreçte uğradığı müdahaleleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, iz sürme yöntemi kullanılarak yapıya ait literatürdeki mevcut kaynaklar incelenmiş, arşivde yer alan kayıtlara ulaşılmış ve kronolojik olarak dönemler içerisindeki yapısal/strüktürel değişimi tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle kilise yapısının tarihine değinilmiş ve beraberinde mimari özellikleri ele alınmıştır. Devamında, yapının yıllar içerisinde uğradığı değişiklikler arşiv fotoğrafları üzerinden incelenmiş ve günümüzde müze olarak yeniden işlevlendirilmek üzere gerçekleştirilen müdahaleler değerlendirilmiştir. İncelenen kilise yapısının, uzun yıllar işlevsiz kaldığı ve çarpık kentleşme sınırları içerisinde özgün yapısı ile uyumlu olmayan işlevlerde kullanıldığı, bu süreçte geri dönüştürülemeyen müdahalelere maruz kaldığı ve 21.yüzyıl ile yeniden bakımı yapılarak özgün değerlerinin ortaya çıkarılmaya çalışıldığı görülmüştür. Bu durumda, tarihi yapının korunması ve sürekli kullanımı için müze olarak işlevlendirilerek yerel halka kazandırılması; hem sürekli kullanım sayesinde tarihi yapının tekrar harap hale gelmesine engel olacak hem de geçmiş yıllara ait birçok kültürel ve tarihi birikimi barındıran kilise yapısının gelecek nesillere de aktarılmasına katkı sağlanacaktır
HYBRID WORDS IN TURKISH
Hibrit; Türk dilinde iki farklı yapı, tür ve kökenin bir araya gelmesiyle oluşan sözcük olup Arapça melez sözcüğüyle de karşılanabilmektedir. Bu kavram hem fen bilimlerinde hem sosyal bilimlerde kullanılmaktadır. Çıkış yeri biyoloji ve bitki bilimleri olan terim; sosyoloji, müzik, teknoloji, otomotiv ve son zamanlarda eğitim gibi alanlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada hibritleşme Türk dili alanına uyarlanmış, bu minvalde Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’teki iki farklı kökene ait sözcüklerin oluşturduğu birleşik yapıların durumu değerlendirilmiştir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılarak sözlüğün tamamı taranmıştır. Araştırmanın evrenini Türkçedeki tüm hibrit yapılar; örneklemini ise Türkçe Sözlük’te farklı iki dile ait sözcük ve(ya) eklerden oluşmuş bitişik yazılan sözcükler oluşturmaktadır. Bitişik yazılan en az iki sözcükten müteşekkil yapılar ile Türkçe dışındaki eklerle oluşturulmuş türemiş sözcükler fişlenmiştir. Bu yapılar ait oldukları dile ve dizilimlerine göre sınıflandırılmıştır. Türkçe Sözlük’te toplam 1.839 hibrit yapı tespit edilmiştir. Bu yapılar Türkçe + Arapça, Fransızca + Türkçe, Türkçe + İbranice, Yunanca + Soğdca, Rumca + Türkçe, Türkçe + Farsça + Türkçe, Arapça + Arapça + Türkçe biçiminde birbirinden farklı dizilişler göstermektedir. Bazı gruplardaki hibrit yapıların sayısı fazlayken (Türkçe + Arapça = 755) bazıları sınırlıdır (Türkçe + Latince = 1). Bu çalışma; Türkçenin söz varlığında yer alan hibrit yapıları tespit ve tasnif etmek, hibrit sözcüklerin kökenlerini ve kullanım alanlarını belirlemek üzere yapılmıştır.The word hybrid means that two different structures, type and
origins come together. This word can also be met with the Arabic word
melez. This concept is used both in applied sciences and social sciences,
and although its origin is biology and botany, it has also started to be
used in fields such as sociology, music, technology, automotive and,
more recently, education. In this study, hybridization was adapted
to the words of Turkish Language Institution’s Turkish Dictionary.
Structures formed by words belonging to two different origins are
considered as hybrid words. The Turkish Dictionary was scanned, and
the adjacent compound or derivative words formed with attachments
other than Turkish were slipped via quantitative data. These structures
are classified according to the language they belong to. A total of 1.839
hybrid structures have been identified in the Turkish Dictionary. These
structures show different sequences such as Turkish + Arabic, French
+ Turkish, Turkish + Hebrew, Greek + Sogdian, Romaic + Turkish,
Turkish + Persian + Turkish, Arabic + Arabic + Turkish. While the
number of hybrid structures in some arrays is high (Turkish + Arabic
= 755), some of them are limited (Turkish + Latin = 1). In this study;
it was carried out to identify and classify hybrid structures in Turkish
vocabulary, to determine the origins of hybrid words, and to determine
their usage areas
الأبعاد البيانية التداولية في نقد مدرسة الطبع
بدأ الوعي المنهجي بمكانة البيان في الثقافة العربية على نحو واضح في الأفكار التي طرحها الجاحظ في كتابه (البيان والتبيين)، لقد كان البيان الأصل الذي يؤطّر اشتغالات النقّاد والبلاغيّين الأوائل الذوقيّة والمعرفيّة في مقارباتهم النصوص المختلفة التي يتسنّمها النصّ القرآنيّ، وكان لقوانينهم النقدية التي تأثّروا فيها بالدراسات اللغوية النصيبُ الأوفر في التعبير عن الثقافة البيانية التداولية، ونشير هنا تحديدًا إلى مدرسة الطبع وقوانينها المتمثّلة في (عمود الشعر) الذي يقف على صحّة المعنى، وشرفه، والإصابة في الوصف، والمقاربة في التشبيه، والمناسبة في الاستعارة، وهي أمور تتعلّق بالمعنى والإفصاح عنه، وثمّة أمورٌ تتعلّق باللفظ من قبيل: جزالة اللفظ واستقامته، والتحام أجزاء النظم والتئامها على تخيُّر من لذيذ الوزن؛ والمتأمّل يجد أنّ أوصاف اللفظ تنتهي إلى خدمة المعنى وتوصيله بهيئة حسنة، وذلك أنجع بلاغًا، فيظهر أنّ الغاية التي يطمح إليها أنصار الطبع هي الإفهام الذي يمثّل أُولى غايات الدرس التداوليّ الحديث، وهو كامنٌ في المعاني والمضامين.
ركّزت أغلب مؤلفات التراث النقديّ والبلاغيّ على ضرورة التثقيف الأدبيّ (البيان)، حتى لا يقع الشعراء في خطأ التعبير عن المعاني وتصويرها، فنرى إلى جانب ذكر قوانين عمود الشعر عند النقّاد عنايتهم بإيراد أدوات الشاعر كي يكون بليغًا بيانيًّا تداوليًّا، أو رسمهم الطريق أمام الشعراء ليبصروا مواطن الإخطاء في المعاني فيتجنّبوها ومواطن الإصابة فيتبعوها، وكانت أساليب الأقدمين تحدوهم في ذلك.
ممّا تقدّم رأينا أن يكون البحث في مبحثين: أوّلهما في الأبعاد التداولية في نقد مدرسة الطبع من خلال قوانين عمود الشعر، وهي قوانين ذات أبعاد بنائية داخلية، والآخر الأبعاد التداولية في أدوات التثقيف الأدبيّ للشعراء بما يوافق شعر الأوائل، وهو ما يُسمّى عندهم قديمًا الأسلوب، وهو ذو بعد موضوعيّ خارجيّ، وآخر لغويّ داخليّ
A study on pre-service teacher training system
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin hizmet öncesi öğretmen eğitimine ilişkin algılarını çeşitli değişkenler açısından belirlemektir. Nicel araştırma yöntemine dayanan bu çalışmada tarama ve nedensel karşılaştırma modeli kullanılmıştır. Mardin ili Kızıltepe ve Artuklu ilçelerinde farklı okul türlerinde görev yapan 6217 öğretmen araştırma evrenini oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak 750 öğretmenden veri toplanmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve hizmet öncesi öğretmen eğitimi algı ölçeğiyle elde edilmiştir. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi, Welch testi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin hizmet öncesi öğretmen eğitimine ilişkin algılarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin algılarının kıdem değişkenin tüm boyutlarında ve eğitim durumu değişkeninin eğitim ve öğretim mesleki yeterliği ve akademisyenlerin yeterliği boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin % 28.7'si hizmet öncesi dönemde aldıkları eğitimin çağın ihtiyaçlarına cevap verdiğini, % 59.1'i bu eğitimin çağın ihtiyaçlarına kısmen cevap verdiğini; % 12.3'ü ise verilen eğitimin çağın ihtiyaçlarına cevap vermediğini belirtmiştir. Çalışmada hizmet öncesi dönemde öğretmenlere mesleki ve kişisel gelişimleri için gerekli ortam ve fırsatların sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.The purpose of the study is to determine teachers' perceptions of pre-service education they received in terms of different variables. In this study, both descriptive survey and causal-comparative model were used. The research population consists of 6217 teachers who work in different school types in Kızıltepe and Artuklu districts of Mardin. The research sampling, which consists of 750 teachers, was determined by the simple random sampling method. The data were collected by using personal information form and pre-service teacher education perception scale developed by the researcher. Descriptive statistics, independent samples t-test, one-way analysis of variance and Welch test were used for the data analysis. The findings show that teachers' perceptions of pre-service education were at medium level. It was observed that teachers' perceptions differed significantly in all dimensions of the professional seniority variable, in education and training professional competence and academician competence dimensions of the graduation degree variable. Teachers (28.7 %) stated that the education they received meets the needs of this century, 59.1 % of them stated that this education relatively meets the needs of this century, 12.3 % of them stated that this education does not meet the needs of this century. It was concluded that the pre-service education should provide necessary environment and opportunities to teachers for their professional and personal development
Sünnet ışığında hasta Müslümanın davranışı
Hastalığın bu dünyadaki Allah'ın kanunlarından biri olduğu ve yaşayan her insan üzerinde sabit ve geçeren olan gerçeklerden hareketle, bu tez, İslam'da hastalığın evrelerini ve faydalarını gözden geçirerek, davranış ve hastalığın İslami kavramdaki anlamını tanımlamaya geldi. Hasta Müslümanı bilgilendirmeyi ve hastalık halinde onu İslam şeriatının hükümlerine uygun yasal davranışa yönlendirmeyi amaçlayan, Bu tezin hasta Müslümanın meşru davranışlarını böldüğü yer: Vacib Davranışlar, Mustehab Davranışları, Haram davranışları, Mekruh davranışları, ve Mubah davranışları. Peygamber'den gelen sahih hadislere dayanmaktadır. Tanımlayıcı, analitik, tümevarımsal ve ampirik bir yaklaşımla tartışıldı. Bu, Rasûlullah (s.a.v.)'in hidayetini bilmek ve hastalık halinde onun sünnetine uymayı yanı sıra.Proceeding from the fact that sickness is one of God's laws in this world and from its past fixed facts on every living thing, This message came to define the meaning of behavior and disease in the Islamic concept, Indicating the stages of illness in Islam and its benefits, Aiming at informing the sick Muslim and directing him in case of illness to the legal behavior that is in accordance with the provisions of Islamic Sharia. Where this message divided the legitimate behaviors of the sick Muslim into: Obligatory Behaviors, Preferred Behaviors, Forbidden Behaviors, Disliked Behaviors, Permitted Behaviors. This is based on what was narrated from the Prophet, may God bless him and grant him peace, of authentic hadiths and discuss them using a descriptive, analytical, inductive and empirical approach, in order to know the guidance of the Prophet, may God bless him and grant him peace, and to follow his Sunnah in the event of illness
Ta'lîkâtu Ahmet Hilmi el-Koğî 'alâ Elfiyeti İbn Mâlik adlı eserin tahkîk ve tahlîli
Şüphesiz tarih boyunca birçok alim İslami ilimler alanında çalışmalar yapmıştır. Bu alanla ilgili yapılan çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çok geniş bir külliyat ve literatür çıkmıştır. Yapılan bu çalışmaların hemen hemen tümünün Arapça olması bu dile ayrı bir önem verilmesini gerektirmiştir. Bu gelişmelerin neticesinde dil alanında da birçok çalışma yapılmış ve ortaya birçok eser çıkmıştır. Onlar yaptıkları çalışmalar ve ortaya koydukları eserlerle bu ilimde aşırı gidenlerin dini tahrifini, batıl ehlinin fitnelerini ve cahillerin yanlış yorumlarını engellemişlerdir. Dil alanında çalışmalar yapıp eser veren alimlerden biri de Molla Ahmet Hilmî Koği'dîr. O, İbn Mâlik'in Elfiyye adlı eserine bir ta'lîk yazmış, bu ta'lîkte açıklanması gerektiğini düşündüğü yerleri açıklamış ve bu açıklamalarına Kur'an ayetlerini ve dil bilimcilerin sözlerini delil olarak getirmiştir. Biz de bu çalışmamızda Molla Ahmet Hilmi Koğî'ye ait olan bu değerli el yazması eseri ele aldık. Bu eser sarf ve nahiv alanında yazılmış ancak basımı yapılmamıştır. Koği'nin bu çalışması İbn Mâlik'in Elfiyye adlı eseri için yapılmış en önemli çalışmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada giriş bölümünde İbn-i Mâlik ve eserleri ele alınmıştır. Daha sonra Ahmet Hilmi el-Koği'nin hayatı yazılmıştır. Son olarak ise bu ta'lîkte geçen bütün ayet, hadis, şiir ve meselelerin kaynaklarını belirttikten sonra tahkik ve tahlil yapılmıştır. Yine şerhte ismi geçen veya sözlerinden delil getirdiği kişilerin hayatları kısaca verilmiş ve ilgili kaynakları belirtilmiştir. Bununla birlikte bazı yerlerde Elfiyye üzerine yazılmış diğer şerhlerden de alıntılar yapılmıştır.Undoubtedly, many scholars have done researches in the field of Islamic sciences throughout history. As a result of the researches in thu field, a wide range of corpus and literature has emerged. The fact that almost all of these studres ara in Arabic reguired aspecial attention to this language. As a result of these developments many studies have been conducted in the field of language and many works have emerged. With their studies and works, they prevented the religious falsification of those who went too far in this science, the mischief of the superstitious and the wiong interpretation of the ignorant people. One of the scholars who studied and produced works in the tield of language is calligrapher Molla Ahmed Hilmi el-Koği. He wrote a commentary, on İbni Malik's Elfiye, explained the places that he thought should be explained in this commentary, and brought the Quranic verses and linguist's words as evidence to these explanations.In this study, we have discussed this valuable manuscript work of Molla Ahmed Hilmi el-Koği. This work was written in the field of sarf and Nahiv but not published and it has been regarded as one of the most important commentaries written forIbn Malik's work Elfiye. This work is also aValvable work and hasbeen accepted by thev scientific community. I discussed İbn Malik and his works in the İntroduction part of this work, Then I wrote the life of Ahmed Hilmi el-Koği.Finally, after pointing out the sources of all the verses, hadiths, poems and issues mentioned in this commentary I made examinations and analysis when necessary. I also briefly included the lives of the people whom he mentioned in the commentary and brought evidence from their words and Iexplained the relevant sources. However, in some places I also guoted other commentaries an Elfiye
The relationship between economic growth, exports and human capital in Turkey
Bu tezde Türkiye'de ekonomik büyüme ile beşeri sermaye ve ihracat arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 1980-2019 yılları arasındaki dönemde büyümeyi temsilen kişi başına GSYH, beşeri sermayeyi temsilen yükseköğretim mezun sayısı, ihracatı temsilen mal ihracatı tutarları ve nüfusu temsilen işgücü sayısı yıllık verileri üzerinden ARDL sınır testi ile eş bütünleşme sınaması yapılmış ve sonrasında Toda-Yamamoto nedensellik testi uygulanmıştır. Yapılan testler sonucunda değişkenler arasında eş bütünleşme olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Uzun dönem ilişkisi açısından hem ihracatın hem de beşeri sermayenin ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Toda-Yamamoto nedensellik testine göre ise ihracattan ve beşeri sermayeden ekonomik büyümeye doğru nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.In this thesis, it is aimed to examine the relations between economic growth, human capital and exports in Turkey. In the study, cointegration analysis with ARDL boundary test was performed on the annual data of GDP per capita representing growth, number of graduates from higher education representing human capital, export amounts representing goods exports and number of labor force representing the population in the period between 1980-2019, and then the Toda-Yamamoto causality test was applied. As a result of the tests, it was found that there was cointegration between the variables. In terms of long-term relationship, it has been determined that both exports and human capital affect economic growth positively. According to the Toda-Yamamoto causality test, causality was determined from both exports and human capital to economic growth