Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Continuity of Social Practices Producing the Space: A Tailor In The Mardin Bazaar

    No full text
    Toplumsal pratiklerle yeniden üretilen mekân, zamandan bağımsız değildir. Mekânın ve zamanın birbirine göreli olduğu düşünüldüğünde mekânı üreten toplumsal pratiklerin de sürekliliğinden söz etmek gerekir. Bu yaklaşımla mekân, tarihsel perspektiften ele alınmalıdır. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle mekân ve zaman kavramları toplumsal pratikler bağlamında incelenmiş, daha sonra mekânın toplumsal pratiklerle üretimi bir toplumsal tarih anlatısı ile örneklendirilmiştir. Şehirlerdeki toplumsal üretimin en yoğun yaşandığı yerlerden birinin ticaret mekânları olduğu düşüncesiyle araştırma alanı olarak yüzyıllardan beri canlılığını korumuş Mardin Çarşısı seçilmiştir. Bugün de söz konusu çarşıda tarihsel geçmişin izleri mimari ve sosyal yaşam pratiklerinde görülebilmektedir. Bu bağlamda, Mardin Çarşısı'nda bir terzi ile görüşme yapılarak, terzinin iş yerinde nasıl bir yaşam geçirdiğiyle ilgili anıları toplanmaya çalışılmıştır. Bunun yanında terzihanenin geleneksel yöntemlerle mevcut mimari özellikleri belgelenmiş ve güncel fotoğrafları çekilmiştir. Yapılan bu çalışmada mekânın toplumsal üretimini görmeye çalışmak için, Mardin Çarşısı'nda bir terzi örneğinde mekânın fizikselliğinin gündelik yaşamla kesiştiği bölge üzerinde durmak amaçlanmıştır

    Art from Art Production and Its Reflections to Art of Jewellery

    No full text
    Uyarlama teriminin daha çok edebiyat, tiyatro ve sinema sanat dalları ile doğrudan ilintili olduğu söylenebilir. Bu terim asıl ait olduğu sanat dallarında, birbirine adapte edilmiş ve bir ahenk ile dengeli bir şekilde birbirine uydurulmuş yazınları ve performansları karşılamaktadır. Başka disiplinlerde de karşılaşılan uyarlama olgusu plastik ve geleneksel sanatların neredeyse tamamında sanatsal üretimlerin konusu olabilmektedir. Böyle bir tablonun oluşmasında sanatsal üretimlere aracılık edecek birtakım harekete geçirici dürtülerin sanatçı tarafından araştırılması/kurcalanması kuşkusuz önemli bir rol oynamaktadır. Son yıllarda lisansüstü eğitim programlarında oldukça fazla görülen disiplinler arası ve multidisipliner yaklaşımların mevcudiyeti, aslında bir şekilde sanat dalları arasında uyarlamaları teşvik ettiği, ortak çalışma alanları oluşturduğu sonucunu doğurmaktadır. Bu alanla ilgili olarak üretim yapmadan önce kavramsal olarak bu terimin doğru yere oturtulması gerekmektedir çünkü ilham (esin), öykünme (taklit), kopya, yorumlama, aktarım ve analoji sanatsal üretimler yorumlanırken sıklıkla kullanılan terimlerdir. Hangi isimlendirmenin tercih edildiğinden bağımsız olarak, bu alandaki tüm eylemler sanattan sanat yapma yöntemi olarak kabul edilebilir. Bir romanın tiyatro veya sinemaya uyarlanması zaten bilinen ve göz önünde olan bir sanatsal üretimdir. Bunun yanı sıra plastik ve geleneksel sanatların birçoğunda olduğu gibi takı sanatı alanında da bazı uyarlamalar tespit edilmiştir. Bu uyarlamalarda neyin nasıl adapte edildiği analiz edilecektir. Araştırmanın sonunda ise sanatta uyarlama temasına uygun farklı sanat dallarından takı sanatına uyarlamalar yapılacaktır. Araştırmanın çerçevesini sırasıyla, uyarlamanın düşünce sistematiği yani kuramsal çerçeve, mevcut eserlere ait veri toplama ve gözlem, son olarak da geleneksel üretim teknikleri kullanılarak sanatsal çıktılar (takı formları) elde edilecektir. Metodolojik olarak bu çalışma betimsel modele dayalı nitel bir araştırma örneğidir

    Çağdaş Şairin Gözünden Klasik Şiire Bakış: Ebubekir Eroğlu’nun Gelenek Algısı ve “Aldı Nevi” Şiirinin Zemin Şiirle Mukayesesi

    No full text
    19. yüzyılın ortalarından itibaren Türk edebiyatçıları, değişen dünyaya uyum sağlamak amacıyla yeni bir edebiyat arayışına girerek divan şiiri ve nesriyle bağlarını koparma sürecini başlatmışlardır ve bu kopuş süreci 1950’lere kadar devam etmiştir. 1950’lerden sonra Behçet Necatigil, Sezai Karakoç, Hilmi Yavuz gibi şairler, Türk edebiyatının kökenlerinin divan edebiyatına dayandığını düşünerek söz konusu edebiyattan kopmak yerine geleneğin estetik gücünden yararlanmayı tercih etmişlerdir. Günümüz şairlerinden Ebubekir Eroğlu, bu estetik güçten beslenen bir şair olarak divan şiirinden sadece yararlanmakla kalmaz, geleneği yeniden üreterek divan şairlerinin çağdaş anlamdaki sesi olur. Ebubekir Eroğlu, “Aldılar” başlıklı şiirleriyle divan şairlerine çağdaş anlamda nazireler yazmıştır. Metinlerarasılık bağlamında değerlendirilecek bu şiirler, geleneğin günümüz dünyasında yeniden üretilmiş şekli gibidir. Söz konusu şiirlerin mukayeseli bir şekilde incelenmesi hem geleneğin hem de bu şiirlerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmada, Eroğlu’nun genel olarak divan şiirinin anlam dünyasından nasıl beslendiği açıklandıktan sonra sanatkârın “Aldı Nevi” başlıklı şiiri, Nevi’nin “gice” redifli gazeliyle mukayeseli bir şekilde incelenecektir

    Morphological and physiological variation in drought tolerance of wheat landraces originated from southeast Türkiye

    No full text
    Drought stress, which is the most important abiotic stress factor affecting arable land in the world, causes serious crop losses. These crop losses reach up to 70% in some agricultural plants. Understanding the complex drought stress response is very important to develop a strategy against this form of stress. Although some progress has been achieved with the previous studies, the desired targets have not been reached up to now. Therefore, using resistant varieties in environmental conditions has become a widely used strategy in combating drought stress today. In this study, a total of 23 cultivars (16-landraces and 7 modern wheat cultivars) were used. The aim of this study was to reveal the drought tolerance degrees of 16 landraces by comparing them to 7 modern wheat cultivars. For this purpose, 23 cultivars were exposed to drought stress for seven days by withholding watering. After that, stem length, MDA and proline content of cultivars were determined and compared. According to our results, MDA and proline contents of sensitive modern cultivars were found to be high, while tolerant cultivars were found to be low. It has also been determined that some of the landraces exhibit a similar profile to the cultivars known to be tolerant. Among these cultivars, especially 88, 90 and 108 cultivars have low MDA and proline content under stress, which may indicate that these cultivars are potentially drought tolerant

    Urartian Cult of the Stelae and New Discoveries at Aznavurtepe and Yesilalic (Ashotakert)

    No full text
    The Urartian Kingdom is recognized for its idiosyncratic religious architecture and ritual practices. Tower-temples (susi) at the peak of citadels, dedicated to the "national" god Haldi constitute the most essential element of religious architecture. Additionally, cult areas with an altar and uninscribed stelae on pedestals, best known from Erzincan/Altuitepe, demonstrate that there were different types of sanctuaries in the Urartian world. Veneration of stelae is also known from depictions in seal-impressions. Recent discoveries of an open-air sanctuary with stelae at Varto/Kayandere and uninscribed stelae at Aznavurtepe and Yesilalic bear witness to the wide distribution of this cult. Although discoveries at Altintepe and Varto/Kayandere led to an association of stelae with funerary cults, inscriptions that speak of Haldi worship in front of stelae (pulusi) strongly suggest that stelae sanctuaries on the slopes of citadels must be related with the Haldi cult, in whose name susi and temple complexes (E.BARA) were built in citadels

    Kur'an-ı Kerim'de tembih metodları (Nahiv ve belağat açısından inceleme)

    Get PDF
    Bu inceleme, okuyucunun dikkatini çeken ve onu gaflet uykusundan uyandıran dilsel üslupların açıklanmasını hedeflemektedir. Bu hedef, "Kur'ân-ı Kerîm'deki uyarı üslupları" incelenerek gerçekleştirilecektir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Arapçadaki en yüksek, en fasih ve en beliğ metindir. Bu inceleme, kendisinden sık sık bahsedilen dilsel bir görev olması itibarı ile dikkatleri bu uyarıya çekmeye çalışmaktadır. Bu görevin, pek çok üslup ile bağlantısı vardır. Nahve (gramere) ve belagate dair üsluplar bu sayılan üslüplar içerisinde yer almaktadır. Belagate dair uyarı, eş değeri olan nahve dair üsluptan daha çok ilgi çekmiştir. Bunun sebebi, uyarı görevini yerine getiren belagat üsluplarının çok, bu konuda söylenen sözün ise az olmasıdır. Nahve dair üslup ise bunun tam tersi olup, içlerinden birinin Kur'ân-ı Kerîm'de bulunmadığı birkaç araçla sınırlı olmasına rağmen hakkında çok söz söylenmiştir. Belagatlı uyarı iki çeşit üzere gelmiştir; direkt ve indirekt. Direkt olanı "talebî inşâ" (isteme ânında mevcut olmayan bir şeyi gerektiren istek), indirekt olanı ise "udûl" (dildeki yerleşik tarzı bırakarak daha etkili yeni bir ifade tarzına geçmek) temsil etmektedir. Bu inceleme, talebî inşânın, Kur'ân-ı Kerîm'deki uyarma konusu ile bağlantı açısından en sağlam ve en güvenilir üslup olduğu sonucuna varmıştır. Çünkü onda "istek" anlamı ve üzerinde bu üslupların geldiği bir gövde vardır. Nidâ, "yâ" edâtı ile sınırlıdır. İstifham (soru), üslupları doğrultusunda "hemze"yi kullanmış, bazı harf ve fiillerin yardımıyla tenbih/uyarı edatlarına benzeyen biçemler (kipler) şekillendirmiştir. Emir ve nehiyde (olumsuz emirde), içlerinde yer alan kesin istek anlamının yanı sıra onların pek verimli üslupları ve bunların uyarma hususundaki rollerini güçlendiren bazı biçemlerinin tekrarı gelmiştir. Temennînin (dilemenin) nidâ ile birlikte kullanımının, onun uyarmaya yönelik çekiminde rolü olmuştur. Uyarı/Tenbih, udûl ile, alıcı/okuyucu için beklenen telakkisinin ötesinde, beklenmeyen biçimde oluşan, sürpriz olarak gelişen bir biçimle temsil olunmuştur. Bu udûl, hurûf-u mukatta', Kur'ân âyetlerinin son kelimeleri ve tekrarlama gibi sesli de olabilir; zamirler, sayı ve zamandaki yönelim ile veya sözün parçaları arasında takdîm (öne alma) ve te'hîr (erteleme) yapma ile veya sözün bazı parçalarının hazfedilmesi (gizlenmesi) ile ya da bazı şekillerinin değiştirilmesi ile terkipsel (bileşimsel) de olabilir.This study aimed to show the linguistic methods that attract the attention of the recipient and wake him up from his negligence by studying "Methods of Warning in the Holy Qur'an" because it is the finest, most eloquent and most eloquent text in Arabic. The study tried to draw attention to the alert as a linguistic function that is rarely devoid of words, and this function is related to many methods, including grammatical and rhetorical, and rhetorical alert has a greater share than its grammatical counterpart; Due to the large number of rhetorical methods that perform the evoking function and the lack of talk about them, in contrast to the grammatical system, many talk about it with it being limited to a few tools, one of which was not mentioned in the Holy Qur'an, and the rhetorical warning came in two forms; Direct: represented by the order construction, and indirect: represented by the abandoning. The study concluded that the order composition is the most closely related to the alert in the Holy Qur'an, because of the meaning of the request and the form on which these methods came. The call was limited to the tool "O" and the interrogation occupied the "hamza" half of its methods and formed with some letters and verbs formulas similar to the alert tools, the command and the prohibition besides the meaning of the assertive demand in them came the abundance of their methods and the repetition of some of their formulas reinforcing their role in alerting, and the association of wishful thinking with the call had a role in disbursing the alert. The alert by abandoning is represented by the surprise that occurs to the recipient behind his expected reception other than what he expected, this abandoning may be phonetic, such as the syllable letters, the Qur'anic comma, and repetition, and it may be structural, such as paying attention in pronouns, number and time, or by introducing or delaying between parts of speech, by omitting some parts of speech, or by changing some of its drawings

    Mardin İli Tarım Arazilerinin 1990-2018 Yılı Arasındaki Mekânsal Değişimi

    No full text
    Arazi örtüsü (AÖ) terimi toprak, kaya, bitki örtüsü, buzul, su yüzeyi ve beşeri yapılar gibi dünyanın dış yüzeyini kaplayan bileşenleri ifade ederken, arazi kullanımı (AK) ise insanların arazi örtüsünü yönetme ve kullanma biçimini ifade etmektedir (Comber vd., 2015; Üyük vd., 2020; Demir 2021). Geçmişte bu terimler ayrı ayrı kullanılsa da günümüzde (AKAÖ) beraber kullanılmaktadır (Selçuk vd., 2021). Yer yüzeyi var olduğu günden bu yana sürekli değişmektedir. Bu değişiklik dünya tarihi boyunca doğal süreçler ile çoğunlukla yavaş bir şekilde meydana gelmiş olsa da son dönemlerde gittikçe artan beşeri faktörlerin etkisiyle hızlanmıştır (Sarı ve Özşahin, 2016). İnsanların temel ihtiyaçlarından biri olan beslenmenin sağlanabilmesi için toprağın doğru ve verimli şekilde kullanılması gerekmektedir (Ayyıldız ve Eren, 2020). Hızla artan nüfus ve bununla birlikte görülen kuraklık, küresel iklim değişikliği, çevre kirliliği, çarpık kentleşme, yeşil alanların tahribatı gibi canlıları ve doğal ortamları tehdit eden unsurların her geçen yıl etkisini daha da arttırması, insanların araziyi daha dikkatli ve verimli kullanmasını zorunlu hale getirmiştir (Albek, 2007; Demir, 2009; Karaman ve Gökalp, 2010; Turan, 2018). Bu amaçla mevcut arazi örtüsünün niteliğinin tespit edilmesi ve bunun nasıl kullanıldığının rasyonel bir şekilde ortaya çıkartılması oldukça önemlidir (Bayar ve Karabacak, 2017; 2020; Polat ve Yalçın, 2020). Üretilen sonuçlar ileriye yönelik yapılacak olan havza planlaması çalışmalarında karar vericiler için önemli bir veri kaynağı oluşturmaktadır. Dünyada mevcut arazİ örtüsü varlığının tespit edilip yıllara göre değişiminin ortaya konulabilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmıştır (Çivi vd., 2009). Bu çalışmalardan birisi ise Avrupa Çevre Ajansı (ESA) tarafından belirlenen kriterlere göre çeşitli veri kaynakları, uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojilerinden faydalanılarak üretilen CORINE (Coordination of Information on the Environment) projesidir (Özür ve Ataol, 2018; Üyük vd., 2020). Bu projeye Avrupa Birliği tarafından 1985 yılında arazi örtüsünün niteliği ve değişimi hakkında bilgi edinebilmek amacıyla başlanmıştır (Olğaç ve Doğan, 2020). Yapılan çalışma ile 1990, 2000, 2006, 2012, 2018 yıllarına ait 1/100000 ölçekli arazi örtüsü haritaları üretilmiştir. Türkiye’de CORINE projesi ile ilgili çalışmalara 2001 yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından başlanmış, 2005-2008 yılları arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (2005-2008), 2008 yılından itibaren ise Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde çalışmalar yürütülmüştür (Tarım ve Orman Bakanlığı, 2022). Proje kapsamında üretilen veriler gerek dünyada (García-Álvarez ve Camacho-Olmedo, 2017; Feranec vd., 2010; Gemitzi vd., 2021) ve gerekse de Türkiye’de birçok bilimsel çalışmada kullanılmaktadır (Sandal vd., 2020; Üyük vd., 2020; Demir., 2021; Selçuk vd., 2021). Yapılan çalışmalarda CORINE verilerinin üretildiği uydu görüntülerinin ve hava fotoğraflarının çözünürlüğüne bağlı olarak küçük birimlerde hassas sonuçlar üretemediği belirtilse de (Popovici vd., 2013), projenin devletler tarafından resmi olarak kabul edilmiş bir veri kaynağı olması ve arazi örtüsündeki önemli değişiklikleri hızlı bir şekilde ortaya koyabilmesi bakımından önemlidir (Bayar ve Karabacak, 2017). Mardin ilinin geçmişten bu yana tarımsal üretim için bölgede önemli bir merkez olması, arazi örtüsündeki değişimin ortaya konulması açısından önem arz etmektedir (Mercan ve Arpağ 2020). Yapılan bu çalışma ile, bereketli hilal bölgesinde yer alan Mardin iline ait 1990, 2000, 2006, 2012 ve 2018 yıllarına ait CORINE verilerinin zamana bağlı değişimleri analiz edilmiş ve çeşitli haritalar oluşturulmuştur. Elde edilen veriler yorumlanarak, ilin tarımsal arazi varlığındaki değişimlerin ortaya konulması amaçlanmaktadır

    Analysis of the perseptions of administrators and teachers regarding the administration of schools by values (Kiziltepe sample)

    No full text
    Uzun bir dönem pozitivist bakış açısıyla eğitim yönetiminde yapılan araştırmalarda yeteri kadar önem verilmeyen değerler, toplumsal düzeni sağlayan önemli bir dinamik olsa da ancak 1920'li yıllarda Hawthorne çalışmalarıyla dikkat çekmeye başlamış, toplumsallaşma ve yönetim gibi alanlarda daha sık duyulur olmuştur (Linstead, 2001). Bu araştırmanın amacı da, resmi ve özel ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin okulların değerlere göre yönetilmesi ile ilgili algılarının analizini yapmaktır. Araştırmadaki veriler, karma yöntemle elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyut evrenini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mardin ili Kızıltepe ilçesindeki resmi ve özel ilkokul, ortaokul ve liselerde aktif olarak görev yapan toplam 3338 yönetici ve öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyut örneklemi ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile araştırmaya dâhil olan 340 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmanın nicel analizi için bilgi toplamada Yılmaz (2006) tarafından geliştirilen "Değerlere Göre Yönetim Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel verileri elde etmek için ise altı sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir form kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik tekniğiyle evrenden 10 öğretmen ve 10 yönetici olmak üzere toplam 20 kişilik çalışma grubuyla görüşmeler yapılmıştır. Cinsiyet, görev türü, okul bölgesi ve okul türü değişkenleri için T- Testi; yaş, kıdem ve çalıştıkları kademe değişkenleri için ise ANOVA yapılmıştır. Aralarında anlamlı fark olan değerlerin kaynağını tespit etmek için Post Hoc testlerinden Tukey Testi yapılmıştır. Nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda cinsiyet, yaş, kademe, okul türü, okul bölgesi ve görev türü değişkenleri bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Kıdem değişkeninin 1-5 yıl ile 11-15 yıl çalışma deneyimine sahip gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Nitel verilerin analizi sonucunda katılımcıların çoğunun (N=14) değerlerle yönetimin adalet, eşitlik ve liyakatı çağrıştırdığını, yarısından fazlasının ise (N=13) ise idarecilerin değerlerle yönetim ilkelerine uyduğuyla ilgili olumlu görüşte olduğu tespit edilmiştir.Values, which have not been taken into consideration enough by the studies carried out on the positivist view for a long time, have only gotten attention after Hawthorne studies in 1920s and begun to be heard more often though they are important dynamics in the concepts such as socialisation and management (Linstead, 2001). The purpose of this study is to analyze the perceptions of teachers and administrative staff working in state and private primary, secondary and high schools in Kızıltepe district of Mardin province regarding schools' management by values. The data was collected by a mixed method. The population of the study consists of 3338 administrative staff and teachers actively working in the state and private primary, secondary and high schools in Kızıltepe district of Mardin province during the 2021 and 2022 academic year. The sample of the study for quantitative analysis consists of 340 participants by simple random sampling method. A 'Scale of Management by Values' developed by Yılmaz (2006) was used in data collection for the quantitative analysis. An interview was done with a sample of totally 20 participants, 10 of whom are teachers and 10 are administrative staff by maximum diversity sampling method for the qualitative analysis. T-Test was used for the comparison of groups based on the variables of gender, school type, school region and profession type and ANOVA was used in order to determine the relationship between the variables of age, professional seniority and students' grade. Tukey test of Pos Hoc was used in order to find the source of the figures for the variables which has meaningful difference. Content analysis was used for qualitative data. According to the findings of the study, no significant difference was found within the variables of gender, age, grade, school type, school region and profession type. A signicant difference was found between 1-5 years of experience and 11-15 years of experience in the seniority variable. According to the findings of qualitative analysis, most of the participants (N=14) believe that the management by values evoke justice, equality and merit while it is recorded that more than half of them (N=13) has a positive view that the administration staff follow the principles of management by values

    Erken evlilik Türkyedeki Suriyeli mülteciler için nedenleri ve etkileri (Diyarbakır da Suriyeli mülteci kadın örnekleminde bir saha çalışması)

    No full text
    Erken evlilik olgusu, çoğu toplumda yaygın olan eski toplumsal olgulardan biridir. Son zamanlarda sadece Arap ülkelerinde değil, Batı toplumlarında da dikkatleri üzerine çekmiştir İkincisi, bu fenomeni incelemek için çalışan araştırmacılar tarafından çoğu araştırma denedi Çeşitli hükümetlerde yasaklayan kararlar çıkarmak için bu tür evliliğin zararlarını göstermek. Erken evlilik Suriye toplumunda yaygın bir olguydu, çünkü yasalar bunu yasaklamamıştı ama yapıldı. Son zamanlarda kızların koltuklara katılması için zorunlu çalışma nedeniyle bu fenomenin azaltılmasıştır Ancak bu çalışma kısa sürede Suriye krizi sırasında özellikle sığınma yapılan ülkelerde yayıldı. Ailenin evlenmesi için Suriyelilerin sığındıkları mahalle (Ürdün, Lübnan, Irak ve Türkiye gibi) bu statünün (mülteci) kendilerine dayattığı koşullar nedeniyle kız çocukları erken yaşta.Bu araştırma, kız çocuklarının erken yaşta evlenmesini, nedenlerini ve mülteci kadınlar üzerindeki etkilerini incelemektedir. Türkiye'deki Suriyeli kadınlar, Diyarbakır ilindeki Suriyeli kadın sığınmacılar örneklemi üzerine bir saha araştırmasıdır Diyarbakır, Türkiye Erken yaşta evliliğin aile ve kız çocuğu üzerindeki etkisini ve sonuçlarını araştırmak için, başlangıç sorusuna dayalı olarak, Erken evlilik sağlıklı mı yoksa sağlıksız bir olgu mu? Evliliğin olumlu ya da olumsuz etkileri var mı? Önceden bir algı olmadan, bu olgunun gerçekliğini görmek ve toplum üzerindeki etkisi içindir. Sosyolojinin amacı, sosyal fenomenlerin doğasını ve toplumdaki işlevlerini keşfetmektir. Araştırmanın örneklemi (60) aileden oluşmakta olup, üçünün de cevaplarının eksik olması ve cevap vermeyi reddetmeleri nedeniyle yetindik. Suriye savaşı sırasında erken yaşta evlendirilen 57 kız çocuğu vakası incelenerek, Birçok insan öldürüldü ve birçoğu komşu ülkelere sığındı. O ve dünya ve ben anlaştık Araştırma, anne babaların kızlarını bu yaşta evlendirmeye iten sebepler ve bu sebeplerin araştırmaya katılan kızlar üzerindeki etkisine değinildi. Türkiye. Perspektif bir çalışma yapmadık çünkü bu tür çalışmalar çok sayıda ve dışarıda mevcut. Bu konuda Birleşmiş Milletler resmi istatistikleri, ancak bu araştırmada bir vaka çalışması denedik. Evli kadınların evliliğin incelikleri ve deneyimleri, sorunları ve yararları ve bununla ilgili neler olduğu ,hakkında bilgi edinmeleri. Bu araştırma, kız çocuklarının erken yaşta evlenmesini, nedenlerini ve mülteci kadınlar üzerindeki etkilerini incelemektedir. Türkiye'deki Suriyeli kadınlar,Diyarbakır, ilindeki Suriyeli kadın sığınmacılar örneklemi üzerine bir saha araştırmasıdır Diyarbakır, Türkiye Araştırma, en önemlileri olan birkaç sonuca ulaştı: 1- Suriye'de erken yaşta evlilik sadece kırsal kesimde yaşayanlarla sınırlı kalmamış, kentlilere de yayılmıştır. 2- Anne ve babaların üniversite eğitimleri, kız çocuklarını küçük yaşta evlendirmelerine engel olmamıştır. kendilerine uygulanan sığınma koşulları. 3- Gelenek ve görenekler erken evliliklerin başlıca sebepleri arasındadır. 4-Düşük ekonomik koşullar erken yaşta evliliğe yol açan nedenler arasında yer alıyor. 5- Savaş ve iltica koşulları erken yaşta evlilik nedenleri arasındadır. Erken evlilik isteğe bağlı değildi ve evlenme kararı aile tarafından verildi. 6-Sıklıkla 7 - İyi bir yüzde erken evliliği destekliyor, ancak Tablo 14'te gösterildiği gibi bunun sorumluluk içerdiğini kabul ediyor 8- Erken evlilik, reşit olmayan kız çocuğunun sağlığını hem fiziksel hem de psikolojik olarak olumsuz etkileyerek ona ömür boyu sürecek yükler yükler. Erken (15 yıldan az evliyken bu durumu fark ettik). 9- Erken evlilik kendi başına kızlar üzerinde olumsuz bir etki yaratmadı. Eşlik eden diğer değişkenler, örneğin karı koca arasındaki büyük yaş farkı, yardımcı olmuyor Her iki taraftaki ebeveynler hayatın her detayına müdahale etti. Bazen evin yükü kocaya düşer. Onların sırrı, daha çok Evliliklerinin nedeni bir sorun değildi. 10-Erken evlenen kadınların çoğu Diğer maddi koşullar ve sosyal görünüm ebeveynler tarafından belirlenir. 11- Erken evlilik bazen genç erkekleri ve kadınları günaha düşmekten korur. 12 - Araştırmacı, görüşmeler ve araştırma sonucunda şu sonuca varmıştır: Evlilik için uygun yaş, Yirmili yaşların sınırları, böylece sorunları azaltır, kıza ve delikanlıya bağışıklık kazandırır ve olgunlaşırlar. fikirlerini çevre ve ebeveynlerle uyum sağlayabilecek şekilde ifade eder. 13- Eşler arasındaki yaş farkı ne kadar kısaysa evliliğin sonucunun o kadar yüksek olduğunu buldukThe phenomenon of early marriage is an ancient social phenomenon, prevalent in most societies, not only Arab, but even in Western societies.which has received attention recently by researchers, who have worked to study this phenomenon. Most studies have tried to show the damage of this type of marriage to make decisions to prevent it in different governments. Early marriage was a widespread phenomenon in Syrian society, where it was not prohibited by law, However, this phenomenon has recently been curtailed because of the compulsory enrolment of girls in school, However, it soon spread during the Syrian crisis, especially in neighbouring countries of asylum where Syrians sought refuge (such as Jordan, Lebanon, Iraq and Turkey).Parents therefore marry their girls at an early age because of the circumstances imposed on them by that situation (asylum). This research examines the issue of early marriage of girls, its causes and effects on Syrian refugee women in Turkey, field research on a sample of Syrian women in Diyarbakır. Does marriage have positive or negative effects? Without prejudice, to know the reality of this phenomenon and its impact on society To seek the outcome and impact of early marriage on the family and girls, based on a preliminary question, is early marriage a healthy or unhealthy phenomenon? The research sample consisted of (60 families and due to incomplete three answers and their refusal to answer only analysed 57 cases) of girls married at an early age , During the Syrian War, which abandoned many people, many of them sought refuge in neighbouring countries and the world. This is the aim of sociology, to discover the nature and functions of social phenomena in society. The research examined the reasons why parents married their daughters to this age and its effects on those girls in Turkey. We did not do exploratory research because this type of research exists in abundance and there are official statistics from the United Nations in this regard, but in this research, we have even tried to study the situation of married women in order to see the details and experiences of marriage, its problems, its benefits and the related. The research produced several conclusions, the most important of which were: 1- Early marriage in Syria was not limited to rural people, but also widespread in urban people. 2-Parents' university level of education did not prevent them from marrying girls at an early age due to the conditions of asylum imposed on them. 3-Customs and traditions are among the main causes of early marriage. 4-Low economic conditions are one of the reasons for early marriage. 5-Conditions of war and asylum are causes of early marriage. 6-Early marriage was often not optional, and it was the family that made the decision to marry. 7-A good percentage supports early marriage but admits that it has a responsibility as in table 14 8-Early marriage adversely affects a minor's physical and psychological health, carrying burdens at an early age (when married at less than 15 years we have noted this situation. 9-Early marriage itself did not have a negative impact on girls, but it did have other variables accompanied by, for example, the large age difference between spouses. The husband's failure to help her with the burden of the house, sometimes the parents intervene with all the details of life. 10-The majority of married women are early in marriage, not because of problems in their families, but because of other material circumstances and a social outlook determined by the parents. 11- Early marriage sometimes protects young people and girls from being wrongful 12-Through interviews and research, the researcher found that: The right age for marriage is within the 20s, so that it reduces problems, Their ideas have matured in a way that they can fit in with the environment and people. 13-We found that the difference of age between spouses the less the result of marriage is more stable

    Investigation agricultural traits of barley landraces (Hordeum vulgare L.) originated from Southeast Anatolia

    No full text
    Bu çalışma 2020/21 Arpa yetiştirme sezonunda Diyarbakır ili ve Mardin ili olmak üzere iki lokasyonda da 78 adet yerel arpa genotipi ve 7 adette standart çeşit kullanılarak yürütülmüştür. Augmented deneme desenine göre dizayn edilen denemeler, Diyarbakır ilinde yağışa dayalı şartlarda Mardin ilindeyse sulama yapılarak yürütülmüştür. Bu çalışmada Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin farklı il ve ilçelerinden toplanan yerel arpa genotiplerinin karakterizasyonu amaçlanmıştır. Diyarbakır lokasyonunda yerel arpa genotipleri ve standart çeşitlerden elde edilen veriler sırasıyla tane verimi 150,1 kg/da ve 134,62 kg/da; metrekaredeki başak sayısı 218 adet/m² -174 adet/m²; başakta tane sayısı 25 adet/başak- 34,2 adet/başak; başak boyu 8,6 cm –8,14 cm; bin tane ağırlığı 41,8 gr- 39,5 gr; bitki boyu 67,8 cm- 63,7 cm; 156,9 gün- 154,7 gün olarak tespit edilmiştir. Mardin lokasyonunda ise sulama yapıldığı için tane verimi, bin tane ağırlığı, bitki boyu ve diğer değerler bakımından daha yüksek değerler elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda incelenen özellikler bakımından arpa ıslah programlarında yararlı olabilecek yüksek derecede varyasyonlar tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu yerel arpa genotiplerinin sürdürülebilir tarım faaliyetleri ve gelecekte planlanacak ıslah programları için korunması gerektiği önerisinde bulunulmuştur.This study was carried out using 78 local barley genotypes and 7 standard varieties in two locations, Diyarbakır province and Mardin province, in the 2020/21 barley growing season. The experiments, which were designed according to the augmented trial design, were carried out in Diyarbakir under precipitation-based conditions, and in Mardin with irrigation. In this study, it was aimed to characterize local barley genotypes collected from different provinces and districts of Eastern Anatolia and Southeastern Anatolia regions. The data obtained from local barley genotypes and standard varieties in Diyarbakir location were determined respectively as 150.1 kg/da and 134.62 kg/da; 218 pieces/m² -174 pieces/m² of spikes per square meter; 25 pieces/spike- 34.2 pieces/spike per grains in spike; 8.6 cm –8.14 cm length per spike; 41.8 g- 39.5 grain weight per thousand; 67.8 cm-63.7 cm plant height and 156.9 days-154.7 days for the maturity. In the Mardin location, on the other hand, higher values were obtained due to irrigation in terms of grain yield, the grain weight per thousand, plant height and other values. As a result of this study, a high degree of variation was determined that may be beneficial in barley breeding programs in terms of the examined traits. It is suggested that these local barley genotypes should be preserved for sustainable agricultural activities and future breeding programs

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇