Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
An Urartian irrigation canal in the Gürpınar Plain, Van, Eastern Turkey
One of the most remarkable building projects carried out during the reign of the Urartian king Sarduri II (755–730 BC) was the construction of the Sardurihinili (Çavuştepe) fortress, 20 km south of Tushpa, the Urartian capital, in Eastern Turkey. In the Urartian inscription on the Çavustepe Irmushini Temple, there is mention of vineyards and gardens that were irrigated by means of a channel bringing water from the Gugunaini stream. About 3 km south of the Sardurihinili fortress, there are the remains of a large Urartian irrigation system. A canal constructed from the Güzelsu (Hoşap) stream flowed over an artificial bed about 15 km long and was used for irrigation of the 190 km2 Gürpınar Plain. This irrigation system, which was built to increase the agricultural production capacity of the region, could be the channel mentioned in the Çavuştepe inscription. The channel is one of the most remarkable and recently discovered Urartian mastery in water management
Currency and trade wars: The Trump Era
2008 Küresel krizden sonra ticaret politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Bu kriz, devletleri siyasi ve ekonomik politikalarda korumacılığa yöneltmiştir ve böylece korumacı politikalar gündemde belirmeye başlamıştır. Küreselleşen dünyada, git gide önemi artan uluslararası ticaret, devletleri hammadde, mamul mal ve hizmetler açısından birbirine karşı bağımlı kılmıştır. Bu nedenden dolayı devletlerarasında gittikçe artan bir dış ticaret açığı oluşmuştur. Bu noktada devletler korumacı tedbirler dediğimiz ticarete müdahalede bulunmaya başlamıştır. Bu müdahaleler sonucu artan korumacı politikalar ticaret savaşlarını ortaya çıkarmıştır. 2016 yılında ABD Başkanı seçilen Donald Trump Çin'e karşı verilen dış ticaret açığından endişe duyduğunu dile getirmiştir. Buna yönelik başkan olmadan önce "Önce Amerika" sloganıyla, ülkesini daha iyi bir yere getirmek için ithal ürünlere karşı koruyacağını belirterek bu yönde adımlar atmıştır. 2018'in Mart ayında yerli üreticilerini ve endüstrisini korumak amacıyla Çin'e tarifeler uygulaması attığı ilk adım olmuştur. Çin'in bu tarifelere misillemede bulunmasıyla korumacılık bağlamında ticaret savaşları daha belirgin bir hal alarak genişlemiştir. Trump, sadece Çin ile kalmayıp, Meksika, Kanada, Fransa, AB, Türkiye gibi ülkelere karşı da bu savaşı açmıştır. Fakat Trump'ın en çok savaş içerisinde olduğu ülke Çin devleti olmuştur. Bununla beraber son zamanlarda yaşanan ticaret savaşları 21. Yüzyıla damga vuran konuların başında gelmiştir. Çin ve ABD'nin başını çekmekle beraber, birçok devletin ticaret savaşlarından olumsuz etkilendiği ve son yıllardaki verilere bakıldığında, dünya ticaretindeki büyümede bir azalma olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada kur ve ticaret savaşları kapsamında Trump Dönemi ele alınmakta ve bu dönemde ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Trump'ın uyguladığı tarifeler üzerinden incelenmektedir. Bunun yanında kur ve ticaret savaşlarının küresel ekonomiye etkileri ve bu savaşların ne gibi sonuçlar doğuracağı detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.After the 2008 global crisis, trade policies began to differ. This crisis led states to protectionism in political and economic policies, and thus protectionist policies began to appear on the agenda. In the globalizing world, international trade, which is becoming increasingly important, has made states dependent on each other in terms of raw materials, manufactured goods and services. For this reason, an ever-increasing foreign trade deficit has occurred between states. At this point, states have begun to intervene in trade, which we call protectionist measures. Increasing protectionist policies as a result of these interventions have revealed trade wars. Donald Trump, who was elected as the President of the USA in 2016, expressed his concern about the foreign trade deficit with China. Before becoming the president, he took steps in this direction by stating that he would protect his country against imported products in order to bring his country to a better place with the slogan "America First". In March 2018, it was the first step it took to impose tariffs on China in order to protect its domestic producers and industry. With China's retaliation against these tariffs, trade wars in the context of protectionism have become more prominent and expanded. Trump has declared this war not only against China, but also against countries such as Mexico, Canada, France, the EU and Turkey. However, the country with which Trump was at war the most was the Chinese state. However, the recent trade wars have been at the forefront of the issues that marked the 21st century. Although China and the USA lead, many states have been adversely affected by trade wars and when the data in recent years are examined, it has been observed that there has been a decrease in the growth in world trade. In this study, the Trump Era is discussed within the scope of currency and trade wars, and the trade wars between the USA and China in this period are examined through the tariffs applied by Trump. In addition, the effects of currency and trade wars on the global economy and the consequences of these wars are explained in detail
Abdülcelil b. Muhammed el-Kayrevâni'nin İ'ânetü'l-Müciddin fi Tashihi'd-Din Şerhu Ümmi'l-Berâhîn adlı eserinin tahkik ve değerlendirilmesi
Abdülcelîl İbn 'Azzûm el-Kayrevânî'ye ait İ'ânetü'l-müciddîn fi tashihi'd-dîn şerhu Ümmi'l-Berâhîn, Muhammed b. Yusuf es-Senûsî'nin el-'Akîdetü's-Süğrâ olarak şöhret bulan Ümmi'l-Berâhîn'in önemli şerhlerindendir. İbn 'Azzûm eserde akıcı bir üslupla İslam inancına ilişkin kısa bir değerlendirme yapmıştır. Kelam, mantık ve felsefe ilimlerinde otorite olan müellifin, akıcı bir üslup kullanmış olması ve eserde islâmî fırkalar arasında ihtilafa neden olan başta kelam ve dil olmak üzere İslâmî ilimlerden birçok meseleyi eleştirel bir tarzla işlemiş olması önem arz etmektedir. Çalışmada müellifin yaşadığı dönemin siyasi, iktisadi ve ictimaî yapısı ele alınıp bunun müellifin ilmi şahsiyetine etkisi incelenmiştir. Bununla birlikte çalışmada hem İbn 'Azzûm'un hem de Senûsî'nin hayatı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca İbn 'Azzûm'un şerhte izlediği metodunu da temas edilmiştir. Kitabın tahkikinde, tasnifinde, yorumlamasında ve indekslenmesinde hiçbir cabadan kaçınılmamıştır.The book Ianat Al-Mujedden Fi Tashih Eddeen Bisharh Umm Al-Barahin- Supporting the Diligent in Correcting the Religion through Explaining the Source of Proofs- by Abd Al-Jalil Ibn Adhoum Al-Qayrawani is one of the great explanations of the book Umm Al-Barahin- Source of Proofs- known as "The Small Creed", written by Sheikh Muhammad Bin Yusuf Al-Senussi who presented the Islamic faith in a clear style .The importance of the book appears in the accuracy of the author's statement and his long experıence in theology, logic and philosophy, in addition to its inclusion on a number of problematic scientific and linguistic issues which are a cause of disagreement between Islamic sects, as Ibn Adhoum commented on them and explained them, including the issue of the attributes of God Almighty. The research studied the political, economic and social era of the author, and its impact on the formation of his scientific personality translating the author's ideas in addition to the Senussi text. It also revealed the methodology of Ibn Adhoum in his explanation sparing no effort in verifying, controlling, commenting and indexing the book
Administrative and social structure in Hakkari in the first half of the 19th century (1800-1850)
Hakkâri ve çevresinin içinde bulunduğu bölge, Çaldıran Savaşı'nın ardından 1548 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Van Eyaleti'ne bağlı hükûmet sancaklar statüsünde Osmanlı idârî yapısı içerisinde yer almıştır. Daha sonra bölgenin kontrolü Van beylerbeyi aracılığıyla yerel güç unsurlarından Şenbu hanedanına verilmiştir. Şenbu hanedanı, 19. yüzyılın ilk yarısına doğru uygulanmaya çalışılan Tanzimat'ın merkezîleşme politikalarına kadar Hakkâri'nin kontrolünü ellerinde bulundurmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısında başlayan merkezîleşme çabaları, Osmanlı Devleti'nin uç bölgelerindeki yerel beyler/mîrler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Merkezileşme politikalarının ısrarlı bir şekilde uygulanması, devletin uç bölgesinde hâkimiyeti elinde bulunduran mîrlerin isyanına neden olmuş ve bu süreç emirliklerin tasfiye edilmeleriyle sonuçlanmıştır. Emirliklerin lağvedilmesinin hemen ardından 1847 yılında; Diyarbekir, Cizre, Van ve Hakkâri'yi kapsayan bölgede "Kürdistan Eyaleti" kurulmuştur. Eyaletin tesis edilmesiyle birlikte Hakkâri'nin de içinde bulunduğu bölgede Tanzimat uygulanmaya başlanmıştır. 1849 yılında bölgede ikamet eden son Hakkâri Mîri Nurullah Bey'in de sürgüne gönderilmesinin ardından, aşiretli-aşiretsiz Kürt ve Nasturilerin yoğun bulundukları Hakkâri, Kürdistan Eyaleti'nden ayrılarak "Hakkâri Eyaleti" olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Hakkâri Eyaleti'nin kurulmasıyla beraber bölgede Tanzimat'ın uygulanma alanı daha da genişlemiş ve Hakkâri'ye ilk defa merkezden memurlar gönderilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti, memurların "dirayetli ve vukuflu" olmalarına özen göstermiş ve yerel güçleri de Hakkâri yönetimine dahil etmişse de sorunlar/çatışmalar son bulmamış, idârî bir boşluk meydana gelmiştir. Kürt beylerinin/mîrlerinin tasfiye edilmelerinin ardından ortaya çıkan bu idâri boşluk, seyyidler/şeyhler tarafından doldurulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, "19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri"nin idârî ve sosyal yapısı"na odaklanan çalışma, Osmanlı arşiv belgeleri ışığında Tanzimat sonrası merkezileşme politikalarının Hakkâri ve çevresine etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri, tarih disiplini içerisinde şimdiye kadar bir bütün olarak incelenmemiş ve bu yönde bir boşluğun olduğu görülmüştür. Bu yöndeki boşluğu doldurmayı hedefleyen çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Hakkâri Emirliği'nin tarihçesi; ikinci bölümde Tanzimat Fermanı'nın Hakkâri ve çevresinde etkileri ve sonuçları; üçüncü bölümde ise Hakkâri'nin etnik, sosyal ve dini kimliğini oluşturan aşiretler/konfederasyonlar ele alınmıştır.Hakkâri and its vicinity came under Ottoman rule in 1548, a while after Chaldiran War between Ottomans and Safavids. Hakkâri, took its place within Ottoman administrative structure as a "Hukumet (Government) Sanjak" under Van Eyaleti (Ottoman Provincial Administrative Unit). The rule of Hakkari and it vicinity given to one of the local mir families, the Shanboo (Şenbu) dynasty, via Van Beylerbeyi (Governor-General). The Shanboo dynasty ruled Hakkâri until the first half of the 19th century. From the beginning of the 19th century, centralization policies had begun to be applied in the far regions of the state and as a result of reaction of local mirs and bags (local landlords) to these policies some revolts took place in the region. Those insurgencies crushed by Ottoman State and centuries old Kurdish Emirates dissolved and their leaders (Mirs) send to exile. After the abolishment of Emirates, in 1847, a new legal identity, "Kurdistan Eyaleti" was formed in the region containing Diyarbakır, Cizre, Van and Hakkâri. Thus, Hakkâri region that were opposing to the implementation of the Tanzimat rules were included within the Tanzimat jurisdiction. In 1849, Nurullah Bey who was the last Mir of the Hakkâri living still in Hakkari, also send to exile and the same year "Hakkâri Eyaleti" established as an independent Eyalet. The region were populated by tribal and non-tribal Kurds and Nestorians. By the establishment of this Eyalet, the implementation of Tanzimat further expanded and for the first time Ottomans send civil servants of the central government to the Hakkâri. Ottomans were careful about qualities of these civil servants such as knowledge about region and to be skilful. Ottomans also included some local power holders to the administration of the Eyalet. But despite these efforts, the problems and clashes between local powers and central government authorities continued to exist. After the abolishment of Kurdish Emirates, local Seyyids and Sheikhs -who had limited power before- begun to rise and to fill local power gap. This work, titled "Administrative and Social Structure in Hakkâri in the First Half of the 19th Century" focuses on the reflections of centralization policies applied in Hakkâri and its vicinity after the declaration of Tanzimat Ferman (Edict). This work is consisting three chapters. In the first chapter the history of Hakkâri Emirate and its roots, in the second chapter the effects and results of Tanzimat Edict in and around Hakkâri and in the third chapter the tribes who constitutes the ethnic, religious and social identity of Hakkâri, had been analysed
Impact of gastronomic flow experience on new gastronomic experience intent
Tüketiciler, işletmeler tarafından sunulan mal ya da hizmetin değerinin yanı sıra, işletmelerin onların zihinlerinde yaratacakları eğlenceli ve unutulmayacak deneyimlerle de ilgilenmektedirler. İşletmeler sadece turistlerin eğlenmek, dinlenmek gezmek vb. ihtiyacına cevap vermekle kalmamakta, aynı zamanda hizmet ve deneyimle turistin tatillerine dair mutlu, keyifli zaman geçirme vb. birtakım olumlu duygular hissetmelerini sağlamaktadır. Bu tezin amacı, gastronomi etkinliklerine yönelik akış deneyiminin, yeniliğin algılanan özelliklerinin ve tutumun, turistlerin gastronomi etkinliklerine katılma niyetini ne derecede etkilediklerini araştırmaktır. Bu nedenle; akış kuramı, yeniliğin algılanan özellikleri ve davranışa yönelik tutum temel alınarak bir model test edilmiştir. Diyarbakır'ı ziyaret eden 499 yerli turist ile yüz yüze görüşülerek anket yoluyla veriler toplanmıştır. Veri toplamak için kullanılan ölçekler ayrı ayrı doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuş ve araştırma modeli yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, gastronomi etkinliklerine katılma niyeti ile akış deneyimi arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, yeniliğin algılanan özellikleri ve tutum davranışı arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akış deneyimi öz bilinç kaybı boyutunun turistlerin gastronomik akış deneyimi üzerinde etkisinin en yüksek faktör olduğu, en düşük faktörün ise ototelik boyutu olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgulardan yola çıkarak, turistlerin gastronomi etkinliklerine katılmayı yeni olarak kabul ettiği ve olumlu tutum sergilemeye yatkın oldukları ifade edilebilir.In addition to the value of goods or services offered by businesses, consumers are also interested in the fun and unforgettable experiences that businesses will create in their minds. Businesses are just for tourists to have fun, relax, travel, etc. not only to meet the needs of the tourist, but also to have a happy, pleasant time, etc., about the holidays of the tourist with service and experience. It makes them feel some positive emotions. The aim of this thesis is to investigate to what extent the flow experience, perceived characteristics of innovation and attitude towards gastronomic events affect the intention of tourists to participate in gastronomy events. Because; A model was tested based on flow theory, perceived characteristics of innovation, and attitude towards behavior. Data were collected through face-to-face interviews with 499 domestic tourists visiting Diyarbakır. The scales used to collect data were subjected to confirmatory factor analysis separately and the research model was tested with structural equation modeling. As a result of the research, while there was no significant relationship between the intention to participate in gastronomy activities and the flow experience, it was concluded that there was a significant relationship between the perceived characteristics of innovation and attitude behavior. It has been revealed that the flow experience self-consciousness dimension has the highest effect on the gastronomic flow experience of tourists, while the lowest factor is the otothelic dimension. Based on these findings, it can be stated that tourists accept participating in gastronomy activities as new and tend to have a positive attitude
Functional evaluation of Mardin tales
Mezopotamya'nın kuzeyinde bulunan Mardin, tarihte birçok uygarlık ve kavme ev sahipliği yapmış, zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bünyesinde barındırmış olduğu çeşitlilik, Mardin'in sözlü kültürüne, gelenek ve göreneklerine yansımıştır. Sözlü kültürün en önemli türlerinden biri olan masallar da kozmopolit bir yapıya sahip Mardin ilinde geçmişten bugüne farklı dillerde anlatılarak sürdürülmektedir. Kişilere müşterek bir kültürel şuur sunan masallar, evrensel olmakla kalmayıp bir toplumun yaşayışı, inancı, düşüncesi ve yaşam felsefesini yansıtmaktadır. Mardin, son zamanlarda masalla ilişki kurularak "masal şehir, bir masalın ilk cümlesi" şeklinde ifadelerle anılmaktadır. "Peki, masal şehrin masalları nerede?" araştırma sorusuyla başlayan çalışmada, Mardin masalları derlenerek kayıt altına alınmıştır. Analiz edilen elli masalla birlikte çalışmanın kuramsal çerçevesini "İşlevsel Halkbilim Kuramı" oluşturmaktadır. Mardin'den derlenen Süryanice, Kürtçe ve Arapça masallar, Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Aktarılan masallar, "Hoş Vakit Geçirme, Eğlenme ve Eğlendirme İşlevi, Değerlere, Toplum Kurumlarına ve Törelere Destek Verme İşlevi, Eğitim veya Kültürün Gelecek Kuşaklara Aktarılması İşlevi, Toplumsal ve Kişisel Baskılardan Kurtulma İşlevi" olarak bilinen William Bascom'un "folklorun dört işlevi"nin yanı sıra tespit edilen "Halkbilimsel Unsurları Aktarma İşlevi, Dili Koruma ve Dilsel Öğeleri Aktarma İşlevi, Yöre Tanıtımına Katkı Sağlama İşlevi, Bir Araya Gelme İşlevi, Sanala Yaklaşma-Sanaldan Uzaklaşma İşlevi, Bağlam Hakkında Bilgi Verme İşlevi, Anlatıcı Hakkında Bilgi Verme İşlevi, Süreklilik Sağlama İşlevi, Estetik İşlev ve Örtük İşlev" olmak üzere on ayrı işlev açısından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Kültürel anlamda toplumları ve bireyleri yansıtan masalın birden fazla işleve sahip olması, artık geri plana atılmış, unutulmaya yüz tutmuş bu türün sürdürülmesinin önemini göstermektedir.Mardin, located in the north of Mesopotamia, has hosted many civilizations and tribes in history and has a rich folk culture. The diversity it contains is reflected in the oral culture, traditions and customs of Mardin. Tales, one of the most important types of oral culture, have been continued by being told in different languages from past to present in Mardin, which has a cosmopolitan structure. Tales, which present a common cultural consciousness to people, are not only universal, but also reflect the life, belief, thought and philosophy of life of a society. Mardin has recently been associated with fairy tales and has been referred to with expressions such as "tale city, the first sentence of a fairy tale." "Well, where are the fairy tales of the fairy-tale city?" In the study, which started with a research question, Mardin tales were compiled and recorded. The "Functional Folklore Theory" constitutes the theoretical framework of the study together with the fifty tales analyzed. The Syriac, Kurdish and Arabic tales compiled from Mardin were translated into Turkey Turkish. The tales quoted are the four functions of folklore, known as "The Function of Enjoying, Entertaining and Entertaining, Supporting Values, Social Institutions and Customs, Function of Transferring Education or Culture to Future Generations, and Escape from Social and Personal Pressures." as well as "The Function of Transferring Folkloric Elements, the Function of Preserving the Language and Transferring Linguistic Elements, the Function of Contributing to the Promotion of the Region, the Function of Gathering, the Function of Approaching the Virtual and Moving away from the Virtual, the Function of Giving Information about the Context, the Function of Providing Information about the Narrator, the Function of Providing Continuity, the Literary Function It has been examined and evaluated in terms of ten different functions, namely "Implicit Function and Implicit Function". The fact that the fairy tale, which reflects societies and individuals in a cultural sense, has more than one function, shows the importance of maintaining this genre, which is now on the verge of being forgotten
Determinants of refugee employment in foreign trade companies: The case of Gaziantep
Göç, insan ve insan topluluklarının bulundukları yaşam alanlarından geçici veya sürekli olarak farklı bölgelere gitmeleri ve yerleşmeleri suretiyle meydana gelen yer değiştirme hareketi olarak nitelendirilir. Tarihsel süreçte milyonlarca insan, yaşadıkları bölgeleri savaş, yoksulluk, kıtlık, salgın hastalıklar ve insan hakları ihlalleri gibi nedenlerden dolayı terk ederek farklı bölgelere göç etmek durumunda kalmıştır. Yaşanan göç hareketlerinde, asgari geçim koşullarının sağlanması için bireylerin istihdam edilmelerine yönelik politikalar ön plana çıkmaktadır. Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan stratejik bir konumda olması ve Ortadoğu'da yaşanan siyasi çatışmaların yansıması nedeniyle Türkiye, son yıllarda önemli göç hareketlerine maruz kalmıştır. Bu göç hareketlerinde en çok etkilenen illerden biri de Gaziantep'tir. Bu çalışmada Gaziantep ilinde konumlanan dış ticaret firmalarında mülteci istihdamının belirleyicilerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak işverenlerin mülteci istihdamında bulunma veya bulunmama nedenleri saptanmıştır. Genel olarak işverenlerin maliyet avantajı elde etmek için mülteci istihdam ettikleri görülmüştür. Düşük ücret, eğitim ve nitelik mülteci istihdamının olumlu belirleyicileri arasında yer alırken; güvenlik ve yasal prosedürler mülteci istihdamının olumsuz belirleyicileri arasında yer almıştır. Dil, teşvik ve yardımlar, verimlilik/fayda ve sosyokültürel farklılıkların da mülteci istihdamının hem olumlu hem de olumsuz belirleyicileri olduğu tespit edilmiştir.Migration is characterized as a movement of displacement that occurs by the temporary or permanent movement and settlement of people and human communities from their living areas to different regions. In the historical process, millions of people have had to immigrate to different regions by leaving their regions for reasons such as war, poverty, famine, epidemics and human rights violations. In migration movements, policies for the employment of individuals come to the fore in order to provide minimum living conditions. Due to its strategic location connecting Europe and Asia and the reflection of the political conflicts in the Middle East, Turkey has been exposed to significant migration movements in recent years. Gaziantep is one of the provinces most affected by these migration movements. In this study, it is aimed to determine the factors affecting refugee employment in foreign trade companies located in Gaziantep. In this context, semi-structured interview method, which is a qualitative research method, was used. Based on the findings obtained as a result of the interviews, the reasons for employers to employ or not to employ refugees have been determined. In general, it has been observed that employers employ refugees to gain cost advantage. While low wages, education and qualifications are among the positive determinants of refugee employment; security and legal procedures were among the negative determinants of refugee employment. Language, incentives and benefits, productivity/benefit and sociocultural differences were also found to be both positive and negative determinants of refugee employment
The effect of destination image, holistic image and personal normative beliefs on revisiting intention: Siirt city example
Bu araştırmada Siirt ilini ziyaret eden turistler bağlamında destinasyon imajı, bütüncül imaj ve kişisel normatif inançların Siirt destinasyonunu yeniden ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda destinasyon kavramı, destinasyon imajı, bütüncül imaj, kişisel normatif inançlar, yeniden ziyaret etme niyeti ve Siirt iliyle ilgili literatür taraması yapılmıştır. Sonrasında Siirt destinasyonuna ziyarette bulunan 228 yerel turistle anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; destinasyon imajını meydana getiren algısal imaj, duygusal imaj ve davranışsal imaj ile bütüncül imaj ve kişisel normatif inançların Siirt destinasyonunu yeniden ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu bulgusu elde edilmiştir. Yanı sıra, katılımcıların çeşitli demografik özellikleri doğrultusunda araştırma değişkenlerinde anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.In this research, the effect of destination image, holistic image and personel normative beliefs on revisiting intention to Siirt destination is investigated in terms of tourists who visited Siirt city. In this respect, literature review was made on destination concept, destination image, holistic image, personal normative beliefs, revisiting intention and Siirt destination. Then, a survey was made with 228 local tourists who visited Siirt destination. According to the research results, the findings that cognitive image, affective image and behavioural image composing destination image, and also holistic image and personal normative beliefs have significant effect on revisiting intention to Siirt destination. Moreover, the finding that some variables differentiate according to some demographic features of the participants was reached
Sosyal Medyada Dayanışma Örneği Olarak “Dua Acenteliği”
İnsanlar kendileri için dua etmenin yanı sıra başkaları için de dua etmek isterler. Başkası için dua etme istenci sosyal medya platformlarında pek çok farklı şekilde tezahür etse de özetle “Dua isteyen var mı?” şeklindeki içeriklerle kendini göstermektedir. Dua edecek kişiye doğrudan erişme imkânı sunan bu platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, sanal ama devamlılığı da olan bir aracı kurum oluştuğu gözlenmektedir. Bu çalışmada dua eksenli etkileşimin incelenmesinde işlevsel bir çerçeve olarak “dua acenteliği” kavramını teklif ederek, mezkûr kavramın belirli kullanıcılarla dayanışma ve etkileşime olanak sağlamasının psikolojik açıdan temellendirilmesini amaçlamaktadır. Dua acenteliği fenomenini keşfedici ve tanımlayıcı bir şekilde açıklayabilmek için sosyal medya üzerinden dua talep edenler ile dua etmek isteyenlerin iletileri toplanarak kategoriler oluşturulmuş, söz konusu ileti içeriklerinin hangi psikolojik istek ve motivasyonlarla kurgulandığı irdelenmiştir. İçerik analizine tabii tutulan bu veriler, bağlamın Türkiye olması nedeniyle, Türkçe Twitter kullanıcılarının kendi adlarına dua edilebileceğini imleyen iletileri arasından rastgele seçilmiştir
BAZI OECD ÜLKELERİNDE KAMUSAL YÜKSEKÖĞRETİM HARCAMALARI, VERGİLER ve GELİR DAĞILIMI İLİŞKİSİ: PANEL ARDL ANALİZİ
Literatürde, genel olarak yükseköğretim hizmetinden yaralananların çoğunluğunun yüksek gelirli ailelerin çocukları olduğu, düşük gelirli ailelerinin çocuklarının temsil oranının ise düşük olduğu kabul edilmektedir. Özellikle girişin sınav ile olduğu yükseköğretim sistemlerinde yüksek gelirli aileler, hazırlık kursları biçimindeki örtülü fiyat mekanizması yoluyla sınavı kendi lehlerine çevirebilirken, düşük gelirli aileler vergiler yoluyla finansmana katıldığı halde yükseköğretim hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Bu durum, kamusal yükseköğretim harcamaları yoluyla gelirin düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere doğru yeniden dağıtılmasına neden olurken, yüksek gelir gruplarına gizli bir gelir transferi yaratmaktadır. Kaynağın düşük gelir grubunun da dâhil olduğu bütün vergi mükelleflerinden toplanması buradaki temel sorunu oluşturmaktadır.Bu araştırmanın amacı, OECD üyesi ülkelerde 2000-2019 dönemi kamusal yükseköğretim harcamaları, vergiler ve gelir dağılımı ilişkisini panel ARDL testi ile analiz etmektir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin tespiti için eş bütünleşme testi uygulanmış ve değişkenler arasında uzun dönemli ilişki saptanmıştır. Eş bütünleşmenin varlığının ardından Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi yapılmış, kamusal yükseköğretim harcamalarından ve vergilerden gelir dağılımına doğru tek yönlü; vergilerden de kamusal yükseköğretim harcamalarına doğru tek yönlü nedensellik olduğu görülmüştür. Tahmin katsayısını belirlemek için Fixed etkiler modeli uygulanmış, yükseköğretim harcamalarında meydana gelen %1’lik değişimin 1.38 birim, vergilerde meydana gelen %1’lik değişimin de 1.05 birim gelir dağılımı adaletini sağladığı tespit edilmiştir