Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
5052 research outputs found
Sort by
Uyum, Geri Dönüş ve Gelecek: Mardin Artuklu Üniversitesi’ndeki Suriyeli Öğrenciler
Bu bildiri, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde öğrenim gören Suriyeli öğrencilere yönelik durum tespiti yapmak üzere hazırlanan bir projeden üretilmiştir. Projede öğrencilerin gerek akademik alanda gerekse sosyal alanda karşılaştıkları sorunlar; eğitimin niteliği ve işlevselliği; öğrenciler ve akademisyenler arasındaki iletişim, sosyalleşme ve kültürel alışveriş; özellikle öğrencilerin üniversite eğitimi ve sonrasındaki meslekî beklentileri; üniversite, şehir ve genel olarak Türkiye ile ilgili algı ve tutumlarına ilişkin sorun alanlarının tespitini yapmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma tanımlayıcı tipte tasarlanmıştır. Suriye uyruklu 336 öğrenciye Survey Monkey aracılığı ile online anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler tanımlayıcı istatistik metodu ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ise şu
şekilde detaylandırılabilir: Katılımcıların %80.87’sinin (n=296) geçici koruma statüsüne sahip olup %54.9’u (n=201) Mardin ilinde yaşamaktadır. Büyük çoğunluğu Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (%28.1, n=103) ve İşletme (%28.1, n=103) bölümlerinde okuyan öğrencilerin %80.33’ü (n=294) %100 Arapça eğitim veren bölümlerde kayıtlıdır. Eğitim dili %100 Arapça olan bölümleri tercih edenlerin oranı
%47.62 (n=140) şeklinde iken; %58.90’u (n=86) iş fırsatlarının daha da artacağına inandığı için Türkçe eğitim veren bölümleri tercih edebileceğini belirtmiştir. Katılımcıların %32.51’i (n=119), Türkiye’ye gelmeden önce Suriye’de bir üniversitede eğitim aldığını ve eğitiminin yarıda kaldığını ifade etmiştir. Üniversite tercihlerinde belirleyici etkenlerden biri ise, ailenin yaşadığı şehirdir ve bu oran katılımcılar için
%45.36 (n=166)’dır. Öğrencilerin %67.21’inin (n=246) üniversite kayıt sürecinde herhangi bir sorun yaşamadıkları; %39.89’unun (n=146) okudukları bölümlerde başarılı oldukları; %56.56’sının (n=207) üniversite ve okudukları bölüm hakkındaki bilgileri sosyal medya öğrenci gruplarından takip ettikleri; ve %53.83’ünün (n=197) okuduğu bölümden çok memnun oldukları belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bilgiler hem politika yapıcılara hem de sosyal aktörlere, üretecekleri politikalarda başvurabilecekleri bir kaynak potansiyeli taşımakta, ayrıca alanda çalışmakta olan akademisyenler için de ilk elden bir veri oluşturmaktadır
Saat Kuleleri
Medeniyetin gelişim süreci her daim birikimsel bilginin etkin kullanılması ile mümkün olmuştur. Her topluluk kendisinden önce yaşamış olan atalarından miras kalan bilgiyi daha da geliştirerek ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme süreci bazı durumlarda ise yeni bir coğrafyada yeni bir kültür ile karşılaşılması ve kültürlenme ile mümkün olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu topraklarına kadar gelen Türkler hem atalarından miras kalan bilgileri zenginleştirmiş hem de karşılaştıkları toplumların kültürlerinden belirli hususları benimsemişlerdir. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde, Roma İmparatorluğunun mühendislik harikalarını içselleştiren ve devam ettiren Doğu Roma (Bizans) uygarlığının eserleri ile karşılaşmışlardır. Farklı bir kültüre ve inanca ait bu eserlerin bir kısmı günümüze kadar kullanılagelmiştir. Diğer yandan sahip olunan kültür ve inanç doğrultusunda muhteşem eserler üretilmiştir. Bugün kültürel bir zenginlik ve köklerimizin yansıması olarak görülen eserler Türk-İslam kültürünün Anadolu coğrafyasında meydana getirdiği büyük değişimi de geçmişten günümüze taşımaktadır. Özellikle kültür turlarında ön plana çıkan Türk-İslam eserleri büyük bir kültürel zenginliği barındırmaktadır. Bununla birlikte söz konusu değerlerin yaşatılabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için öncelikle ziyaretçilere doğru bir şekilde aktarımı ve yapı (eser) ile kültür arasında bağ kurulması gerekmektedir. Buradan hareketle Anadolu’da görülen Türk-İslam dönemi mimari yapıları bu güzel eserde otuz iki bölüm halinde sunulmuştur
"Military Tarakamahs" in the Hamidian Regiments: Karapapakhs
Karapapak Terekemeleri, 19. yüzyıl sonlarına doğru Osmanlı’nın Kafkas sınırlarına nazır bölgelerden Şarkî vilayetlere doğru göç ettiler. Bunda Osmanlı-Rus devletleri arasında yaşanan savaşların ortaya çıkardığı huzursuzluklar etkili olmuştur. İlk gelen kafileler Erzincan ve Sivas vilayetlerine Bayezid Sancağı’na doğru iskân edildiler. Bilahare Anadolu’nun içlerine doğru Malatya, Çorum, ve Yozgat gibi şehirlere uzandılar. Karapapakların bu göç durumu sebebiyle vesikalarda onlardan muhacir olarak söz edilir. Onların geldiği dönem Osmanlı-Rus ilişkilerinin gerildiği ve Ermeni milliyetçi hareketlerinin hız kazandığı bir evredir. Bu zaman zarfında Osmanlı hükümeti, bölgedeki emniyeti sağlamak üzere aşiretlerden Hamidiye Süvari Alayları tesis etmeye çalışıyordu. Karapapaklar ise binicilik, silahşörlük ve cündîlikte/askerlikte mahir idiler. Onlar bu sürece hemen adapte olarak 6., 7. ve 40. alayları kurdular ve üç alayla bu teşkilata dahil oldular. Bu çalışma, dönemin vesikalarında ve 1895 Salnamesi’nde Karapapakların Hamidiyeliliklerine ilişkin bir izleği takip etmektedir. Hamidiye Teşkilatı’nda yer alan isimler, ünvanlar ve daha birçok bilgi liste halinde ilk defa yayınlanmaktadır
Basra Körfezi Güvenlik Mimarisinde Çin Faktörü
ABD’nin Basra Körfezi güvenlik mimarisindeki rolünü azaltma girişimi ve Arap Baharı sürecinde ortaya çıkan istikrasızlıklar bölgede önemli güvenlik açıklarına yol açmıştır. Bu süreçte, Çin, ekonomik büyümesini sürdürebilmek için Körfez bölgesinden daha fazla enerji ithal etme ve artan üretimi için daha büyük pazarlara erişme poltikasıyla Körfez’e yönelmesi Çin’in bölge güvenliğinde ABD’nin yerini alıp alamayacağı tartışmasını başlatmıştır. Çin’in ekonomik ve askeri kapasitesinin gittikçe güçlenmesi bölge ülkelerinin de Çin ile yakınlaşmak istemelerine yol açmıştır. Bu çalışma, ekonomik faydaya odaklanan ve ekonomik büyümeyi sürdürebilmek için istikrarlı bir uluslararası ve bölgesel ortama ihtiyaç duyan Çin’in, yakın gelecekte Körfez güvenliğinin başat aktörü olmayacağını ortaya koymaktadır. Askeri kapasitesi sınırlı olan ve ABD’yi provoke etmek istemeyen Çin, bölge ülkeleri ile yakın ekonomik işbirlikleri geliştirerek hem kendi hem de bölge ülkelerinin ekonomik kalkınmasını destekleyerek bölge güvenliğine katkı sağlamayı tercih edecektir
Etnik ve Göçmen Azınlıklar ile Anket Çalışmaları: Türkiye Örnekleri Üzerine Yöntembilimsel Bir İnceleme
Türkiye’nin etnik çeşitliliği, yakın coğrafyasındaki insan haraketliliği ve göç alan konumu ile Türkiye’deki etnik ve göçmen azınlıklar üzerine yapılan çalışmalar son on yılda artış göstermiştir. Bu çalışmalar arasında nicel yöntemlere başvuran çalışmaların yaygınlaştığı da gözlenmektedir. Ancak bu çalışmaların ilgili gruplara yönelik etkin politikaların geliştirilmesine dayanak oluşturabilmeleri veri toplama aşamasında kullandıkları yöntemlerin doğru uygulanmasına ve yöntemsel seçimlerin etraflıca raporlanmasına bağlıdır. Bu sebeple bu makale 2000-2019 yılları arasında etnik ve göçmen azınlıklar üzerine anket yöntemi ile yapılan çalışmaları yöntembilimsel ilkeler bağlamında incelemektedir. Veri toplama süreçleri ve sonuçların genellenebilirliği üzerine yapılan incelemede bahse konu çalışmaların azımsanamayacak oranda çalışmanın hedef kitlesini tanımlamadığı, örnekleme yönteminin uygulamasına dair bilgi paylaşmadığı ve/ya örnekleme yöntemiyle uygulama arasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, birçok çalışmanın örnekleminin temsiliyet yeterliliğine sahip olmadığı ve sonuçlarının genellenebilirliğine şüpheyle yaklaşılması gerektiği görülmüştür. Bu makale, son olarak etnik ve göçmen azınlıklarla yürütülen çalışmalarda benzer eksiklikler ve sınırlamaların üstesinden gelebilmeleri için araştırmacılara öneriler sunmaktadır
Emevi Dönemi Arap Şiiri Türlerine ve Şairlerine Genel Bir Bakış
Arap şiiri geçmişten günümüze kadar pek çok merhaleden geçmiştir. Kabul gören görüşe göre bu merhaleler sırasıyla Cahiliye Dönemi, Sadru’l-İslam Dönemi, Emevi Dönemi, Abbasi Dönemi, İnhitat Dönemi ve Yeni Dönem’dir. Dönemlerin belirlenmesinde dini, siyasi, sosyal, toplumsal, coğrafi vb. pek çok faktör gözetilmiştir. Arap toplumu, cahiliye devrinde çöl ikliminin şekillendirdiği, kabileciliğin ve asabiyetin tahakkümünde göçebe bir hayat sürmüştür. Yaşanılan hayat tarzı şiire de yansımış, çöl tasvirlerinin ağırlıkta olduğu, kabile eksenli şiirler söylenmiştir. Zamanın yaygın dini inancının putperestlik olması, ahlaki bozulmayı tetikleyen adet ve geleneklerin yaygınlığı dönemin şiir anlayışında etkili olmuştur. İslamiyet’in zuhuruyla toplumun yaşayış tarzında önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Kabilecilik ve asabiyete, sapkın adet ve geleneklere son verilmiştir. İslamiyet’in getirdiği sınırlamalarla birlikte zevk, eğlence, içki gibi konuları işleyen şiirler azalmıştır. Kabileler arasında zaten var olan savaşlar fetih politikası sonucunda artmış, şairlerin ele aldığı konular daha çok yeni dinin yayılışını hızlandırmaya yönelik olmuştur. Çalışmamızın konusunu teşkil eden Emevi dönemi şiirinin, Sadru’l-İslam dönemini tamamlayıcı nitelikte olması beklenirken tam tersi bir tabloyla karşılaşılmıştır. Hz. Osman döneminde başlayan ilk siyasi karışıklıklar daha sonraları büyük hadiselerin çıkmasına sebebiyet vermiştir. Halkın bu karışıklıklar neticesinde siyasi gruplara ayrılmasıyla cahiliye döneminde yaygın olan kabilecilik ve asabiyet anlayışı tekrar canlanmıştır. Sadru’l-İslam döneminde kavimler arasında hiçbir ayrım yapılmayıp her topluluğa eşit mesafede bir tutum sergilenirken, Emevi döneminde Arapçılık esas alınarak Arap olmayanlara farklı muamelede bulunulmuştur. Gösterilen zafiyetler bununla sınırlı kalmayıp ahlaki boyuta da taşmıştır. Refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte insanlar eğlenceye meyletmiş, birtakım cahiliye adetleri yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır. Diğer bir ifadeyle yaşanılan gelişmeler cahiliyeye dönüş niteliğinde olmuştur. Bahsi geçen değişimlerin şiirde de tesiri olmuş, cahiliyeden beri süregelen şiir türlerine yenileri eklenmiştir. Çalışmamızda Emevi döneminin siyasi, sosyal ve dini yapısına değinilerek bu yapının şiir türlerine etkisi üzerinden bağlantı kurulup dönemin şiir türleri hakkında bilgi verilecektir. Ardından dönem şairlerinin biyografileri ve çalışmaları hakkında malumat verilip dönemin değerlendirilmesi yapılacaktır. Yapacağımız çalışma ile Emevi dönemi Arap şiirinin ana hatlarını çizerek dönemin bir tablosunu ortaya koymayı ve ilim dünyasının istifadesine sunmayı hedeflemekteyiz
Üç Fazlı 24 Darbeli Doğrultucunun Harmonik Analizi ve Tasarımı
Alternatif gerilim transformatörle istenilen düzeye çevrildikten sonra sonra doğrultucu devre ile doğrultulur. Filtre ise bu doğrultulmuş işaretteki dalgalılık oranını azaltır. Çoğu zaman çıkış gerilimindeki dalgalılığı iyileştirmek amacı ileNdüzenleyici katı kullanılır. Doğrultucular yarım ve tam dalga doğrultucular olarakNikiye ayrılırlar. Yarım dalga doğrultucuda çıkış gerilimde çok dalgalılık değeri gözlenir. Uygulamadaki sakıncaları nedeni ile bu şekildeki dalgalanma istenme. Dalgalılık katsayısı (ripple) uygulamada oldukça küçük olması istenir. Tam dalga doğrultucularda dalgalılık katsayısı yarım dalgaya nazaran daha küçüktür. Dalgalılık katsayısını küçültmek için filtre devreler kullanılır. Filtre devreler ile çıkıştaki değişken bileşenlerin değerleri azaltılır. Değişken bileşenleri azaltmanın bir başka yolu çıkıştaki değişken bileşenleri yük üzerinden değil başka bir yoldan akıtmaktır. Bunun için bir kondansatör kullanarak bu işlem gerçekleştirilir
THE OTTOMAN POSITION ON THE RUSSO JAPANESE WAR IN THE FAR EAST 1896-1905
Abstract:
The research aims to shed light on the Ottoman position on the
Russo-Japanese war in the Far East 1904-1905; Where the
Ottoman Empire took an intriguing stance, there was a
discrepancy between the popular stance and the official stance of
the Attic State. The Ottoman people took the stance of open
hostility to the Russians, and supported Japan in its struggle
against Russia, and the people and intellectuals in the Ottoman
Empire showed a great desire for Japan’s victory and defeat.”
Petersburg ". While we find the position of Sultan Abdul Hamid
and the Ottoman Empire in contradiction to the position of the
public towards the people; He adopted the policy of strategic
balance in the conflict between the Japanese and the Russians,
considering that Russia is the largest neighboring country to the
Ottoman Empire, and it still poses a great danger to the property
of the Ottoman Empire that must be avoided. Therefore, the
Ottoman Sultan followed a completely different plan and policy to
the trends of public opinion. He was keen to support Japan, and
at the same time avoided angering the European countries that
supported the Russians and the possibility of confronting Russia,
which is the strongest and most dangerous neighbor to
him. Therefore, Sultan Abdul Hamid II adopted many other
strategies, and followed a neutral policy towards Russia and
Japan, went in the direction of the policy called the policy of
balances. We also discussed in this research the development of
Ottoman- Japanese relations before the Russo-Japanese war, and
focused on the causes of the conflict between the Japanese and
Russian states, and its repercussions on the balance of power in
the region. And the international position on this conflict, We
dealt with the American endeavors to end the war between the two
parties under the Port Smouth Agreement, and discussed the
effects of the Japanese victory over Russia and its repercussions
on the peoples of the East
Zeytinliada Meryem Ana Manastırı Mezar Tipleri
Zeytinliada kazılarından ele geçen mezar tiplerinin değerlendirilmesi