Mardin Artuklu University Institutional Repository
Not a member yet
    5052 research outputs found

    Schools in Germany and Turkey Comparison of Experienced Security Problems

    Full text link
    Bu araştırmanın amacı Türkiye'deki ve Almanya'daki okullarda yaşanan güvenlik sorunlarının karşılaştırılması ve değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’den 13 kadın, 7 erkek olmak üzere 20 öğretmen, Almanya’dan 11 kadın, 7 erkek 18 öğretmen olmak üzere toplam katılımcı sayısı 38 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması amacı ile 6 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın Almanya verileri Almanca diline hâkim öğretmenler tarafından tercüme edilmiş ve veriler analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde içerik analiz yöntemi kullanılmış olup ortaya çıkan katılımcı görüşleri sonucunda tema ve kodlar oluşturulmuştur. Araştırma sonuçları doğrultusunda Türkiye ve Almanya’daki okullarda benzer ve farklı güvenlik sorunlarına ulaşılmıştır. Okul ve okul çevresinde karşılaşılan benzer güvenlik sorunlarının okullarda güvenlik görevlilerinin bulunmaması, okul ve sınıf içindeki eşyaların güvenlikli olarak bulunmaması, yabancı insanların okula girmesi hırsızlık yapması ve tehlike oluşturması, şiddet olaylarının yaşanması, okulun çevresinde tehlikeli insanların bulunması ve okul çevresinde trafik yoğunluklarının yaşanması, trafik, işaret ve levhalarının yeterli düzeyde bulunmaması gibi güvenlik sorunlarına ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya’daki okullarda alınan benzer güvenlik önlemlerinin okul güvenliğine ilişkin bilgilendirme yapılması, güvenlik görevlisi-nöbetçi öğretmen uygulamasının yapılması, kamera sisteminin kullanılması, yabancı insanların giriş çıkışına dikkat edilmesi gibi önlemlerin alındığı sonucuna ulaşılmıştır. Ailelerin okul güvenliğine ilişkin ortak anlayış oluşturma ve öğrencileri okuldan teslim alma gibi katkılarının benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya’daki öğretmenlerin okul güvenliğine ilişkin benzer önerilerinin kaldırım sorunlarının giderilmesi, trafik yoğunluğu azaltılması gibi öneriler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından hareketle okul güvenliğine katkı konusunda ailelerin daha fazla işin içine sokulması, şiddet ile ilgili konularda öğrencilere seminerler verilmesi, öğretmen-veli ve öğrencilere okul güvenliği konusunda bilgilendirici çalışmaların yapılmasının okul güvenliğine katkı sunacağı düşünülmektedir.The purpose of this research is to compare and evaluate the security problems in schools in Turkey and Germany. The case study model, one of the qualitative research methods, was used in the research. The study group of the research consists of 20 teachers, 13 women and 7 men from Turkey, and 18 teachers from Germany, 11 women and 7 men, with a total number of 38 participants. In order to collect the research data, a semistructured interview form consisting of 6 questions was created. The German data of the research were translated by the teachers who have a good command of the German language and the data were analyzed. Content analysis method was used in the analysis of the research data, and themes and codes were created as a result of the participant opinions. In line with the results of the research, similar and different security problems have been reached in schools in Turkey and Germany. Similar security problems encountered in school and around the school are the absence of security guards in schools, the absence of security in the school and the belongings in the classroom, theft by foreign people and their danger, the occurrence of violent incidents, the presence of dangerous people around the school and the traffic density around the school, traffic Security problems such as the lack of sufficient level of signs and plates have been reached. It was concluded that similar security measures were taken in schools in Turkey and Germany, such as informing about school security, applying security guard-teacher on duty, using the camera system, paying attention to the entrance and exit of foreign people. It was concluded that the contributions of families such as creating a common understanding of school safety and picking up students from school were similar. It has been concluded that similar suggestions of teachers in Turkey and Germany regarding school safety are suggestions such as eliminating pavement problems and reducing traffic density. Based on the results of the research, it is thought that involving families more in contributing to school safety, giving seminars to students on issues related to violence, and conducting informative studies on school safety for teachers, parents and students will contribute to school safety

    CPL ile DC Mikro Şebekelerde Gerilim Regülasyonu ve Kontrolü için Öğrenmeye Dayalı Yaklaşımlar

    No full text
    This article introduces a novel approach to voltage regulation in a DC/DC boost converter. The approach leverages two advanced control techniques, including learning-based nonlinear control. By combining the backstepping (BSC) algorithm with artificial neural network (ANN)-based control techniques, the proposed approach aims to achieve accurate voltage tracking. This is accomplished by employing the nonlinear distortion observer (NDO) technique, which enables a fast dynamic response through load power estimation. The process involves training a neural network using data from the BSC controller. The trained network is subsequently utilized in the voltage regulation controller. Extensive simulations are conducted to evaluate the performance of the proposed control strategy, and the results are compared to those obtained using conventional BSC and model predictive control (MPC) controllers. The simulation results clearly demonstrate the effectiveness and superiority of the suggested control strategy over BSC and MPC

    “Çim ile Salon Hokeyi Sporcuların Beslenme Alışkanlıkları ve Beslenme Destek Ürünü Kullanma Durumlarının İncelenmesi”

    No full text
    Kişinin yaşına, cinsiyetine, bulunduğu fizyolojik ortama göre uygun miktar kalite ve çeşitte disiplinli, daima ve iktisadi bir şekilde vücuda alınan besinler; yeterli ve dengeli olarak alınmalı bu da gelişmenin ve büyümenin oluşabilmesi ve sağlığın korunması için gereklidir. Dolayısıyla düzgün ve dengeli beslenme insan sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Sporcu beslenmesi antrenman ve yarışma devreleri dikkate alınarak cinsiyet, günlük fiziksel aktivite ve yapılan spora göre gerekli hesapların yapılarak dengeli ve yeterli olarak besinlerin alınmasıyla sporcu kendisi sağlık açısından koruma altına alması, fiziki açıdan performansını artırabilmesi ve üstün sportif performans sergileyebilmesi için daha ciddi önem taşıyan bir konudur. Farklı beslenme alışkanlıkları ile birlikte en önemli sağlık problemlerinden biri olan dengesiz beslenme; Yetişkinler kadar çocukları da etkiler. Yapılan çalışmalarda çocuklarda yetersiz beslenme alışkanlığı ve beslenme bilgi eksikliği, ileri yaşlarda yüksek tansiyon, kalp hastalıkları başta olmak üzere, obezite diyabet, gibi kronik hastalıklara yakalanma oranını 40’lı yaşlardan 10’lu yaşlara kaymasına neden olmakta, gelecek kuşaklar için de büyük tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle dengeli beslenme ve spor alışkanlıklarının çocukluk çağında başlaması gerekliliği önemli bir konudur. Bu çalışma, Salon Hokeyi ile Çim (Açık Alan) Hokeyi branşı sporcularının beslenme alışkanlıklarının karşılaştırılması beraber bilgi seviyelerinin de incelenmesi ve Bu iki grup arasındaki farkları karşılaştırmak için yapılmıştır. Araştırmaya 39 kadın 76 erkek toplam 115 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Bu çalışmamızda beslenme alışkanlıklarının belirlenebilmesi için daha önce yapılmış bilimsel çalışmalardan yararlanılarak araştırmacı tarafından geliştirilen, 6 kişisel bilgi sorusu, 16 beslenme alışkanlığı sorusu ve 9 beslenme destek ürünü kullanma durumu olmak üzere toplam 31 sorudan oluşan yücel (2017) tarafından geliştirilen ve güvenilirlik oranı 0,737 yani %73,7’ olarak tespit edilen “beslenme alışkanlıkları ve beslenme destek ürünü kullanma” anket formu kullanılmıştır. Google form formatında online olarak hazırlanarak örneklem grubundaki sporculara ulaştırılıp doldurmaları sağlanmıştır. Normallik analizleri Kolmogorov-Smirnov testi ile sınandı. Verilerin analiz edilmesinde İkili değişkenler için "Bağımsız örneklemler t-testi", ikiden fazla değişken için "Tek Yönlü ANOVA" testi kullanıldı. Tüm istatistiksel analizler IBM Statistics (SPSS, version 25.0, Armony, NY) paket programı ile yapılmıştır. Veriler ortalama±standart sapma (x̄±ss) olarak ifade edildi ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi.Sonuç olarak salon hokeyi ile çim hokeyi sporcularının beslenme alışkanlıklarının iyi düzeyde olmadığı; beslenme sorunlarının olduğu görülmektedir. Beslenme bilgisi ve beslenmeye yönelik yapılan bilimsel çalışmalar ile birlikte sporcuların ve antrenörlerin seminerler, kurslar vb. ile beslenme eğitimi konusunda bilinçlendirilmelerinin ve medyada bu önemli konunun sürekli üzerinde durulmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir

    Tribal Relations and a Fluid Nomadic Identity in Siverek and its Vicinity in the 19th and 20th centuries: Karakeçililer

    No full text
    Siverek Karakeçilerine dair ulaşılabilen erken dönem malumat, 15. yüzyılda Akkoyunlu Uzun Hasan adına kaleme alınan Kitab-ı Diyarbekriyye adlı eserden alınmaktadır. Aşirete ve alt kollarına dair iktisadî ve çeşitli kayıtlar, tahrir ve ahkam defterlerinde bulunmaktadır. 16. asırda Milli Aşireti’ne mensub Milli Akkeçili ve Milli Karakeçili olarak tasnif edilmiştir. Sultan II. Abdülhamid döneminde 1903 senesinde basılı bir risaleden Karakeçilerle ilgili yeni bilgilere ulaşılmaktadır. Risalede Özbek diyarından geldikleri belirtilen aşiretin anıldıkları aile adları, meskûn mahalleri, yüklendikleri vazife ve işlevlerle ilgili bilgiler yer almaktadır. Karakeçi Aşireti’nin Urfa kolu ise, 19. ve 20. yüzyıllarda kendisine bağlı birçok kabileyle Siverek Sancağı’nda yaşamaktaydı. Risalede, anılan Özbek Karakeçilerinin Siverek Karakeçileriyle bağlantılarına dair bir bilgi yoktur. Bununla birlikte Siverek Karakeçilerine bağlı kabileler de tarih boyunca Anadolu’nun çeşitli mahallerinden Siverek mıntıkasına gelerek Karakeçi kimliği etrafında birleşmişlerdir. Birlik etrafında oluşan güç temerküzü ve konfor alanı Karakeçilik mensubiyetine doğru akışkan olarak tavsif edilen bir kimliğin benimsenmesini sağlamıştır. Aşiret, 19. yy. sonlarında 45 ve 46 numaralı iki alayla Hamidiye Süvari alaylarına katılmışlardır. Aşiretin Hamidiye devlet zırhına bürünmesiyle çevre aşiretlerle aralarındaki problemler askeri kimlikleriyle girift bir hale dönüşmüştür. Siverek ve çevresindeki asayişin hükümete akseden yönü, mahallin hazineye katkısının kesintiye uğramasının engellenmesidir. Bu sebeple Hükümet, çatışan aşiretler arasında ılımlı bir siyasetle barışçıl çözümler üretmeye çabalamıştır

    TÜRKİYE’DE CARİ İŞLEMLER AÇIĞININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

    No full text
    Bu çalışmanın amacı Türkiye’nin 2008 küresel finans krizi sonrası dönemi için cari işlemler açığının sürdürülebilirliğini incelemektir

    Investigation of the Protective Activity of Baicalein on the Lungs via Regulation of Various Cellular Responses in Rats Exposed to Experimental Sepsis

    No full text
    Backgrounds In the present study, a cecal ligation and puncture (CLP)-induced experimental sepsis rat model was used to explore the effects of baicalein on inflammatory cytokine levels and oxidative stress as well as the possible regulatory role of nuclear factor-kappa B (NF-κB). Methods For that purpose, 42 Wistar albino rats were equally divided into control, sham, sepsis, B50 + S, B100 + S, S + B50, and S + B100 groups. The B50 + S and B100 + S groups received baicalein before the induction of sepsis, while the S + B50 and S + B100 groups received baicalein afterwards. Experimental sepsis in related groups is generated through ligation of cecum and a puncture in cecal wall. Serum samples were used for tumor necrosis factor alpha (TNF-α) and interleukin-6 (IL-6) analyses, and tissue Malondialdehyde (MDA), Superoxide dismutase (SOD), Glutathione (GSH), IL-6, and NF-κB levels were measured. Results Compared to the control group, there were significantly increases in the serum TNF-α, IL-6, tissue MDA, and NF-κB levels and decreases in the tissue SOD and GSH levels in the septic group (P < 0.05). Compared to the septic group, inflammation and oxidative stress were reduced in the baicalein-treated groups. Although all of the pre- and post-treatment protocols alleviated inflammation and oxidative stress to varying degrees, pre-treatment with 100 mg/kg was the most successful. Conclusions Findings of this study indicated that baicalein has the potential to reduce sepsis-related oxidative stress and inflammation in the lungs and that pathological outcomes could be regulated via NF-κB transcription factor activity

    Transradial Approach in Coronary Angiography from Past to Present

    Full text link
    The transradial approach is a novel method for coronary angiography and percutaneous coronary intervention. Its popularity has grown since its initial application and is now a common technique in many facilities. This is because the transradial approach is less invasive than the conventional approach, which requires catheter placement into the coronary arteries. Transradial access is safer than trans-femoral access because it results in fewer complications at the interventional site, requires a shorter hospital stay, enables the patient to be mobilized sooner, provides a higher degree of patient comfort, and carries a lower risk of significant bleeding events. This research examines the advantages of accessing coronary arteries through the radial artery, as well as the suggestions made by the guidelines and the challenges generated by the technique. All these issues were discussed in light of existing studies

    Extremism in Traditional Jewelry: Example of Mursi Women

    No full text
    Takı, hem günümüzde hem de kendi tarihsel sürecinde her toplumun ve geleneğin olmazsa olmazları arasında yer alan olgulardan biridir. Bugün takıda her ne kadar kadın erkek ayrımı olmasa da takı denince kadın çağrışımı kendiliğinden oluşmaktadır hatta literatürde bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Her toplum kendi takı anlayışını yaşam biçimine, inancına ve bulunduğu coğrafyaya göre şekillendirir. Süslenmenin yanı sıra takılar birçok anlam taşır ve bir ifade aracı olarak sözsüz mesaj iletme özelliğine sahiptir. Bu araştırmada takılar, statü belirteci olarak değerlendirmeye alınacaktır. Dünya üzerinde birçok topluluk kullandığı takılar ile bilinmekte ve ayrışmaktadır. Örneğin Etiyopya'nın uzak güneybatısında, Kenya sınırının yaklaşık 100 km kuzeyinde, Omo Nehri vadisinde yaşayan Mursi Kabilesine ait kadınlar kullandıkları takılar sayesinde dünyaca tanınmakta ve ayırt edilmektedirler. Mursi Kadınlarının kendilerine has takı geleneği her kadının kabul edemeyeceği ve kullanmayacağı türden sıra dışı (başka bir deyişle aşırı) takılardır. Bu bağlamda çalışmada geleneksel olarak yüzyıllardır devam eden bir gelenek, Mursi Kadınlarının aşırı olarak nitelendirilebilecek takı kültürü ve dünyada benzer örneklerin varlığı üzerine bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmanın konusu, geleneğinde aşırılık barındıran Mursi Kabilesi olmakla beraber onun dışındaki, diğer coğrafyalardan halklara da değinilecektir. Öte yandan günümüzde moda olarak adlandırılıp uygulanan aşırılık gösteren örneklere de yer verilmiştir. Çalışmanın sosyo-kültürel alanda da bazı tespitleri ve çıktıları olmuştur. Örneğin, maddi olmayan kültürel varlıkların bile metalaştığı günümüzde, Mursi Kabilesi’nin sahip olduğu ve yaşatabildiği kültürel zenginliklerinin 21. yüzyılında neye evrildiği de dikkat çekici bir hal almıştır. Araştırmaya konu olan kültürün Mursi’ler tarafından genetik kodlarında olduğundan dolayı mı ya da tamamen maddi beklentiler nedeniyle mi devam ettirildiği hususunda da bazı sonuçlar elde edilmiştir

    Anti-angiogenic and oxidative effects of sodium benzoate at different concentrations in chorioallantoic membrane model.

    No full text
    Aim: Due to the increased consumption of packaged foods, exposure to food additives is also increasing. Sodium benzoate (SB), a frequently used food additive, is generally used in alcoholic beverages, fruit, and vegetable juices, carbonated soft drinks, canned food, and various sauces. It is used to inhibit the formation of mold, yeast, and bacteria. This study was carried out to investigate the effects of SB exposure on angiogenesis and oxidant-antioxidant balance. Materials & methods: Three different concentrations of SB, bevacizumab, and empty pellets were prepared, placed on chorioallantoic membrane (CAM), and examined for antiangiogenesis. Total antioxidant capacity (TAC) and total oxidant capacity (TOC) measurements were made in the albumen samples, and oxidative stress index (OSI) value was calculated. Results: The control group had no anti-angiogenic effect, but the bevacizumab group had a strong anti-angiogenic effect.10-3 M SB had a weak anti-angiogenic effect, but 10-4 M SB and 10-5 M SB showed no anti-angiogenic effect. TOC levels increased with SB in a dose-dependent manner. TAC levels decreased depending on the dose in the experimental groups with SB application. OSI levels increased depending on the dose increase in SB. Conclusions: SB exposure caused a dose-dependent increase in oxidative stress and antiangiogenic effect in CAM model

    Examining the effect of COVID-19 vaccines on the menstrual cycle: A study from Turkey

    No full text
    Concerns about a possible relationship between vaccination against Coronavirus Disease 2019 (COVID-19) and menstrual disorders have been raised in the media. In addition, different studies have shown that the COVID-19 vaccine may be associated with menstrual changes. This study was conducted to investigate the effects of COVID-19 vaccines on the menstrual cycle in women. This cross-sectional descriptive study was conducted between August 16 and September 17, 2021. Data were collected through a self-administered questionnaire via an online form sent to the participants through social media. Data of 586 women were included in this study. A total of 82.4% (n = 483) of the participants were aged between 31 and 50 years. The BioNTech vaccine (2 doses) was administered to 75.8% (n = 444), Sinovac (3 doses) to 9.0% (n = 53) of the participants. 53.1% (n = 311) of the women experienced changes in their menstrual cycles. The most common menstrual changes after vaccination were delayed menstruation (n = 176; 30.0%) and prolonged menstrual duration (n = 132; 22.5%). Menstrual delay, prolonged menstrual duration, heavy bleeding, and early menstruation were more common in women than prior to receiving the vaccine (P < .05). More than half of the women experienced menstrual cycle changes after receiving the COVID-19 vaccine. Women experienced significantly higher rates of menstruation delay, prolonged menstrual duration, heavy bleeding, and early bleeding compared to before vaccination

    1,567

    full texts

    5,052

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mardin Artuklu University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇