Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi
Not a member yet
    53909 research outputs found

    Producer's and consumer's risk in measurement system analysis: Distributional modeling, process capability and repeated measurement strategies

    No full text
    Ölçüm Sistemleri Analizi, imalat, mühendislik ve genel olarak ölçüm sistemlerinin güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla kullanılan bir yaklaşımdır. Ölçüm sistemleri analizinin temel hedefi, sürecin gerçek varyasyonunu ölçümden kaynaklanan varyasyondan ayırmak ve böylece süreç performansını doğru bir biçimde izleyebilmektir. Ancak ölçüm sisteminden kaynaklanan kalibrasyon bozuklukları, operatörler arası tutarsızlık, ekipman eskimesi veya ortam koşullarındaki dalgalanmalar gibi faktörler, hatalı sınıflandırma riskini beraberinde getirmektedir. Bu riskler içerisinde en çok önem taşıyanlar ise üretici riski ve tüketici riski olarak bilinen hatalı sınıflandırma olasılıklarıdır. Bu tez çalışmasında, ölçüm hatalarından kaynaklanan hatalı sınıflandırma olasılıklarının istatistiksel olarak modellenmesi ve tahmin edilmesi problemi ele alınmıştır. Bu bağlamda, parçaların ve ölçüm hatalarının sırasıyla Weibull ve normal, Üstel ve Laplace, Linear Hazard Rate ve normal, Linear Hazard Rate ve Laplace olduğu durumlar ele alınmıştır. Ardından parçaların ve ölçüm hatasının normal olduğu durumda hatalı sınıflandırma olasılıklarının kapalı form ifadeleri türetilmiştir. Tek operatör kullanılarak elde edilen tekrarlı ek gözlemlerin hatalı sınıflandırma olasılıklarının tahmini üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca, ölçüm sistemleri analizinde kullanılan Taguchi süreç yeterlilik indeksini süreç bağımsız değişkenlerine bağlayan log-doğrusal bir regresyon modeli önerilmiştir. Son olarak üretici riski üzerinde etkisi olan bağımsız değişken düzeyindeki faktörleri açıklamak ve nicelendirmek amacıyla en çok olabilirlik tabanlı bir yöntem önerilmiştir. Bu bağlamda nokta tahmini için en çok olabilirlik yöntemi kullanılmıştır. Linear Hazard Rate-normal durumu ve Linear Hazard Rate-Laplace durumlarında hatalı sınıflandırma olasılıklarının tahmini için EM algoritmaları türetilmiştir. Aralık tahmininde ise yaklaşık güven aralıkları, parametrik olmayan normal bootstrap, temel bootstrap, yüzdelik bootstrap ve yan düzeltilmiş bootstrap güven aralıkları, bayesçi güvenilir ve en yüksek sonsal yoğunluk güven aralıkları kullanılmıştır. Tez çalışmasında ele alınan yöntemlerin performanslarının incelenmesi için kapsamlı Monte Carlo simülasyon çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen bulgular sayısal örnekler kullanılarak desteklenmiştirMeasurement System Analysis is a methodology aimed at assessing the reliability of measurement systems, particularly in fields such as manufacturing and engineering. The main objective of measurement system analysis is to isolate the true variation of the process from the variation caused by measurement, thus enabling accurate monitoring of process performance. However, factors such as calibration errors, inconsistencies between operators, equipment wear, or fluctuations in environmental conditions bring the risk of misclassification. Among these risks, the most critical are the probabilities of misclassification known as producer risk and consumer risk. In this thesis, the problem of statistically modeling and estimating the misclassification probabilities arising from measurement errors is addressed. In this context, cases where the part and measurement errors follow Weibull and normal, exponential and Laplace, linear hazard rate and normal, and linear hazard rate and Laplace distributions, respectively, are examined. Then, closed-form expressions of misclassification probabilities are derived for the case where both the part and the measurement error follow normal distributions. The effect of additional repeated observations obtained using a single operator on the estimation of misclassification probabilities is investigated. Additionally, a log-linear regression model is proposed that links the Taguchi process capability index used in measurement system analysis to process covariates. Finally, a maximum likelihood-based method is proposed to explain and quantify the covariate-level factors affecting the producer risk. In this context, the maximum likelihood method is used for point estimation. EM algorithms are derived for estimating the misclassification probabilities in the linear hazard rate–normal and linear hazard rate–Laplace cases. For interval estimation, approximate confidence intervals, non-parametric normal bootstrap, basic bootstrap, percentile bootstrap, bias-corrected and accelerated bootstrap confidence intervals, Bayesian credible intervals, and highest posterior density intervals are used. Comprehensive Monte Carlo simulation studies are conducted to examine the performance of the methods discussed in the study. The findings are supported by numerical examples

    The formation process and integration of the Turkish diaspora in Germany (1961–2021)

    No full text
    Türklerin Almanya'ya göçü 1961 yılında başlamıştır. Zamanla Avrupa'nın sanayi ülkelerine gelen Türklerin sayısı hızla artsa da en büyük grup Almanya'ya yerleşmiştir. Bugün Avrupa'da yaşayan her üç Türk'ten ikisi Almanya'da bulunmaktadır. Bu durum, Almanya'yı Avrupa'da Türklerin en yoğun göç ettiği ülke hâline getirmiştir. Altmış üç yıl sonra, günümüzde Almanya'da yaklaşık üç milyon Türk yaşamaktadır. Dört nesilden bu yana Almanya'da yaşayan Türkler, Avrupa ve dünyadaki en büyük diasporalardan birini oluşturmaktadır. Başlangıçta kısa bir süre kalıp Türkiye'ye dönmeleri hedeflenen ve "misafir işçi" olarak adlandırılan bu topluluk, sosyologlar için adeta bir laboratuvar hâline gelmiştir. Dört nesil boyunca Almanya'da kalan ve Türk kimliğini korumayı başaran bu üç milyonluk topluluk, kendi içinden çok sayıda sivil toplum örgütü çıkarmıştır. Bu örgütler, Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ilişkileri etkilemeyi de başarmıştır. "Almanya'da Türk Diasporasının Oluşum Süreci ve Uyumu (1961-2021)" başlıklı ve altı bölümden oluşan bu doktora tezinin ilk üç bölümünde "Nazi Almanyası'nın Genel Durumu", "1945-1961 Yılları Arasında Türk-Alman İlişkileri," ve "Türklerin Almanya'ya Göç Süreci ve Almanya'da Kurdukları Sivil Toplum Kuruluşları" ele alınmıştır. Tezin diğer üç bölümünde ise; "Türkiye ve Almanya'nın Türk Diasporasına Yaklaşımları", "Türk Diasporasının Almanya'ya ve Türkiye'ye Katkıları", "Almanya'daki Türklerin 2000 yılından Sonra Sosyal Hayattaki Yeri" bölümlerinden oluşmaktadır. Bu bağlamda, Türk göçmenler ile Alman toplumu arasındaki toplumsal ilişkiler ve değişimler, tarihi seyir içerisinde ve kültürel bir temelde incelenmiştir.The migration of Turks to Germany began in 1961. Over time, although the number of Turks migrating to industrial countries in Europe increased rapidly, the largest group settled in Germany. Today, two out of every three Turks living in Europe reside in Germany. This situation has made Germany the country in Europe with the highest concentration of Turkish migrants. Sixty-three years later, approximately three million Turks live in Germany today. Turks who have lived in Germany for four generations now form one of the largest diasporas in Europe and the world. Initially intended to be a temporary stay with the goal of returning to Turkey, this community, referred to as "guest workers," has become a sort of laboratory for sociologists. This three-million-strong community, which has managed to preserve its Turkish identity over four generations, has also produced numerous civil society organizations. These organizations have succeeded in influencing the bilateral relations between Turkey and Germany. The first three chapters of this doctoral thesis, titled "The Formation Process and Integration of the Turkish Diaspora in Germany (1961-2021)," which consists of six chapters, cover: "The General Situation in Nazi Germany," "Turkish-German Relations between 1945 and 1961," and "The Migration Process of Turks to Germany and the Civil Society Organizations They Established in Germany." The other three chapters of the thesis focus on: "The Approaches of Turkey and Germany towards the Turkish Diaspora," "The Contributions of the Turkish Diaspora to Germany and Turkey," and "The Role of Turks in German Social Life After 2000." In this context, the social relations and changes between Turkish immigrants and German society have been examined both within the historical course and on a cultural basis

    Design and implementation of a collision avoidance system for hot air balloons

    No full text
    Yapılan bu çalışmada sıcak hava balonlarının birbirlerini görememeleri nedeni ile çarpışmaları sonucunda yaşanacak kazaların ve akabinde meydana gelebilecek olası can ve mal kayıplarının önlenmesine yardımcı olacak bir sistem tasarlanmış ve bu kapsamda iki adet prototip üretilmiştir. Her bir prototip için Raspberry Pi-4, 7 inçlik Raspberry Pi dokunmatik ekran, LoRa yayın anteni modülü, BMP180 basınç sensörü, MPU6050 ivme sensörü ve GYGPSV1 NEO-M8N GPS modülünden birer adet kullanılmıştır. Sensörlerden elde edilen irtifa, konum ve hız bilgileri, prototip olarak üretilmiş iki cihaz arasında LoRa modülü aracılığıyla broadcast yayını şeklinde paylaşılmıştır. Ayrıca hem kendi bilgileri hem de 500 m'lik yarıçap içerisinde bulunan intruder balonun bilgileri 7 inçlik ekranda sunulacak şekilde bir arayüz tasarlanmıştır. Tasarım, cihazın bulunduğu balonu merkeze alıp her bir yarıçapı arasında 100'er m mesafeye denk gelen 5 halkadan oluşacak şekilde, uçaklardaki trafik uyarı ve çarpışma önleme sistemi (Traffic Alert and Collision Avoidance System, TCAS) ekranını andıracak biçimde, yani 360 derecelik bir açıya sahip olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Intruder balonun 100-200 m arasındaki bir uzaklıkta bulunması durumunda her iki cihaz trafik uyarısı vermektedir. Bu mesafe 100 m ve altına düştüğünde ise bu defa her iki cihaz çözüm önerisi sunmaktadır. Öneri olarak balonlardan birisine alçalması, diğerine yükselmesi önerilmektedir. Üretilen prototiplerin testleri önce yerde ardından balonda gerçekleştirilmiştir. Yerde yapılan testlerde öncelikle cihazın sağladığı konum bilgileri test edilmiştir. Bu testlerde cihazın 1,297 m'lik kabul edilebilir bir hata ile konumu tespit ettiği görülmüştür. Yer testinin ikinci aşamasında cihazın sağladığı irtifa bilgisinin doğruluğu araştırılmıştır. Yapılan testte cihazın 0,49 m'lik bir hata ile irtifayı tespit ettiği görülmüştür. Testlerin son aşamasında, cihazlar arasındaki iletişimin düzgün çalışıp çalışmadığı ve birbirlerine göre konumlarının gerçek zamanlı olarak güncellenip güncellenmediği test edilmiştir. Tasarlanan cihazlardan bir tanesi test sırasında sabit bırakılıp, diğeri arayüzdeki her bir halka arasında kalacak şekilde belirli bir güzergâhta hareket ettirilmiştir. 6 farklı konumda yapılan testlerde ilgili konumların Google Earth'deki konumları ve bunların sabit cihazın konumuna göre uzaklıkları tespit edilmiş ve ekrandaki intruder balonun konumu karşılaştırılmıştır. Yapılan bu karşılaştırmalarda her iki balonun kendi ekranındaki intruder balonun uzaklığını doğru bir şekilde gösterdiği tespit edilmiştir. Geliştirilen sistemin Ihlara Vadisi'ndeki ticari balon uçuşlarında gerçekleştirilen testinde cihazların sahip olduğu irtifa, konum, balonun kalkış aşaması, yere göre hız bilgisi, trafik uyarısı, CLIMB ve DESCENT şeklindeki çözüm önerileri, radyal bilgileri, intruder balonun yatay uzaklığa bağlı olarak ekranda görüntülenme şekli ve renginin değişimleri detaylı olarak incelenmiştir. Yapılan bu testte cihazların birbirlerine göre göreceli konumlarını gösteren radyal bilgilerinin doğruluğu, 5 farklı uzaklık değeri için cihazlardan elde edilen konum bilgileri ile Google Earth kullanılarak ortaya konulmuştur. Testin başlangıç aşamasında balon yerden 50 ft'lik bir yüksekliğe tırmanıncaya kadar balonun kalkış aşamasında olduğunu gösteren LANDING PROGRESS uyarısının, 50 ft aşıldıktan sonra FLIGHT PROGRESS uyarısına dönüştüğü de gözlemlenmiştir. Sıcak hava balonlarına yönelik gerçekleştirilen ve geliştirilmeye açık olan bu sistemin, balonların birbirine teması sonrasında yaşanabilecek kazaları önlemede büyük bir boşluğu dolduracağı ve sıcak hava balonu sektörüne büyük katkı sağlayacağı öngörülmektedir.In this study, a system was designed to help prevent accidents from collisions between hot air balloons, occurring due to their inability to see one another, and to avert the potential loss of life and property. For each prototype, one Raspberry Pi-4, 7-inch Raspberry Pi touch screen, LoRa broadcast antenna module, BMP180 pressure sensor, MPU6050 acceleration sensor, and GYGPSV1 NEO-M8N GPS module were used. The altitude, location, and speed information obtained from the sensors was shared between two prototype devices via a broadcast via the LoRa module. Furthermore, an interface was designed to display both the device's own data and that of any intruder balloon located within a 500 m radius on the 7-inch screen. The design has been implemented by taking the balloon on which the device is located as the center and forming 5 rings corresponding to 100 m intervals along each radius, in a way that resembles the Traffic Alert and Collision Avoidance System (TCAS) display in aircraft, i.e., having a 360-degree angle. If the intruder balloon is located at a distance between 100 and 200 m, both devices issue a traffic warning. When this distance drops to 100 m or below, both devices then issue a resolution advisory. As a recommendation, it is proposed that one of the balloons descend while the other climbs. Tests of the prototypes were first carried out on the ground and then in the balloon. In the ground tests, the accuracy of the location data provided by the device was initially examined. It was observed that the device determined the location with an acceptable error margin of 1.297 meters. In the second stage of the ground test, the accuracy of the altitude data provided by the device was investigated. The test revealed that the device determined the altitude with an error margin of 0.49 meters. In the last stage of the tests, it was tested whether the communication between the devices was working properly and whether their locations relative to each other were being updated in real-time. One of the designed devices was kept stationary during the test, while the other was moved along a predetermined route so that it remained within each ring of the interface. In the tests conducted at 6 different locations, the locations of the relevant locations on Google Earth and their distances relative to the location of the fixed device were determined and the position of the intruder balloon on the screen was compared. The position of the intruder balloon displayed on the screen was then compared. These comparisons confirmed that each balloon correctly displayed the intruder balloon's distance on its own screen. In the tests of the developed system carried out in commercial balloon flights in Ihlara Valley, the altitude, location, balloon take-off phase, speed information relative to the ground, traffic warning, CLIMB and DESCENT solution suggestions, radial information, the way the intruder balloon is displayed on the screen depending on the horizontal distance and the changes in its color were examined in detail. In this test, the accuracy of the radial information showing the relative positions of the devices to each other was demonstrated using Google Earth with the location information obtained from the devices for 5 different distance values. It was also observed that during the initial phase of the test, the LANDING PROGRESS warning, which indicates that the balloon is in the take-off phase until it climbs to a height of 50 ft above the ground, turns into a FLIGHT PROGRESS warning after 50 ft is exceeded. This system, developed for hot air balloons and open to further improvements, is expected to fill a significant gap in preventing accidents that may occur after balloon contact and to make a substantial contribution to the hot air balloon industry

    Tile sarcophagi made in the Seljuk style in Konya center

    No full text
    Konya 12. yy.'da Anadolu Selçukluların başkent olmuştur. Başkent olmasıyla birlikte yoğun bir imar faaliyetini beraberinde getirdiği gibi sanatı da önemli ölçüde etkilemiştir. Konya merkezde, Anadolu Selçukluları'na ait birçok mimari eser inşa edilmiştir. Bu araştırmada, Konya merkezde bulunan ve Anadolu Selçuklu dönemine tarihlenen Karaarslan Türbesi, Sırçalı Bedreddin Muslih Medresesi, II. Kılıç Arslan Türbesi, Mevlâna Manzumesi Dergâhı, Sahip Ata Türbesi'nde bulunan çini sandukalar ile yine Selçuklu üslubunda yapılmış Osmanlı dönemine tarihlenen Cemal Ali Dede Türbesi'ndeki çini sandukalar ele alınmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, "Giriş" ana başlığı altında "konunun tanımı, amacı ve önemi", "konunun sınırları", "kullanılan materyal ve yöntem" ve "konu ile ilgili literatür özetleri" üzerine genel bilgiler verilmiştir. "Anadolu Selçuklu Devletinde Çini Sanatı" başlığını taşıyan ikinci bölümde "Çininin Tarihçesi ve Anadolu Selçuklularında Kullanımı" alt başlığı altında hammadde, teknik ve desen ile kullanım alanları üzerine bilgi verilmiştir. Ayrıca, "Sandukanın Tanımı" başlığını taşıyan diğer alt başlıkta sanduka terimi üzerinde durulmuştur. "Konya Merkez'deki Selçuklu Üslubunda Yapılmış Çini Sandukalar" başlığını taşıyan üçüncü bölüm, araştırma bulgularının yer aldığı, çalışmanın konusunu belirleyen katalog bölümüdür. Katalog bölümünde, 25 adet çini sanduka Örnek No, İnceleme Tarihi, Eserin Adresi, Eserin Bulunduğu Yer, Tarihi, Fotoğraf No, Çizim No, Tür-Cins, Ölçüleri, Kullanılan Renkler, Kullanılan Motifler, Kullanılan Teknikler, Desen Tasarımı, Günümüzdeki Durumu ve Kompozisyon şeklinde oluşturulan bir gözlem formuna göre oluşturulmuştur. Her bir katalogda, sandukalar bu ölçütlere göre incelenmiş; fotoğraflar ve çizimler ile desteklenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü ise "Değerlendirme ve Sonuç" başlığını taşımaktadır. Bu bölümde sandukalar; yeri, kime ait olduğu, tarihi, türü, formu, malzeme ve teknik, ölçüsü, yazı türü, yazı dili, kullanılan renk, kullanılan motif ve süsleme şeklinde oluşturulan başlıklarla tablolar halinde değerlendirilmiştir.The City of Konya became the capital of the Anatolian Seljuk Empire in the 12th century. Its designation as the capital initiated an intense period of urban development, bringing with it a flourishing of artistic endeavors. Numerous architectural works from the Anatolian Seljuk era were constructed in the city center of Konya. This study focuses on certain structures located in the city center, dated to the Anatolian Seljuk period, such as the Karaarslan Tomb, the Sırçalı Bedreddin Muslih Madrasa, the Tomb of Kilij Arslan II, the Mevlana Complex and Dervish Lodge, and the Sahip Ata Tomb, examining the tile cenotaphs found within. Additionally, the study addresses the tile cenotaphs in the Cemal Ali Dede Tomb, dated to the Ottoman period but constructed in the Seljuk style. The study consists of four main sections: The first section, titled "Introduction", provides general information under the headings "Definition, Purpose, and Importance of the Subject", "Scope of the Study", "Materials and Methods Used" and "Literature Review". The second section, titled "Ceramic Art in the Anatolian Seljuk State", contains a subsection titled "The History of Tiles and Their Use in the Anatolian Seljuks", which elaborates on raw materials, techniques, patterns, and areas of use. Another subsection, "Definition of a Cenotaph", focuses on the term "cenotaph". The third section, titled "Tile Sarcophagi Made in the Seljuk Style in Konya Center", presents the research findings and constitutes the catalog section, which is central to the study. The catalog section examines 25 tile cenotaphs based on a detailed observation form with criteria such as Sample No., Date of Examination, Address of the Artifact, Location, Historical Context, Photograph No., Drawing No., Type-Kind, Dimensions, Colors Used, Motifs Used, Techniques Used, Pattern Design, Current Condition, and Composition. Each cenotaph is analyzed according to these parameters and is supported with photographs and drawings. The fourth section, titled "Evaluation and Conclusion", assesses the cenotaphs based on their location, ownership, historical context, type, form, material, technique, dimensions, type of script, language of the inscriptions, colors used, motifs, and decorations. These evaluations are presented in tabular form under respective headings

    Examination of e-sports attitudes and participation among faculty of sports sciences students (A case study of Selçuk University)

    No full text
    Bu araştırma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin e-spor tutumlarının ve e-spora katılım motivasyonlarının belirlenmesi; demografik değişkenlerine göre e-spor tutumlarının ve e-spora katılım motivasyonlarının farklılaşıp farklılaşmadığının tespit edilmesi; e-spora yönelik tutum ve e-spora katılım motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel taramaya (survey) ve ilişkisel taramaya yönelik yöntemin kullanıldığı araştırma; veri toplama sürecine katılan Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde farklı bölümlerde (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği, Antrenörlük Eğitimi, Rekreasyon) ve farklı sınıflarda (1.Sınıf, 2. Sınıf, 3. Sınıf, 4. Sınıf) öğrenim gören toplam 338 [Kadın(n=174), Erkek(n=164)] üniversite öğrencisi örnekleminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Savaş ve Turan (2023) tarafından geliştirilen "E-Spor Tutum Ölçeği (ESTÖ)"; Öz ve Üstün (2019) tarafından geliştirilen "E-Spor Katılım Motivasyonu Ölçeği (EKMÖ)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin normallik sınaması, çarpıklık (skewness) ve basıklık (kurtosis) değerleri ile test edilmiş; test sonucunda veriler normal dağılım gösterdiğinden dolayı ikili karşılaştırmalar için bağımsız gruplar t Testi ve çoklu karşılaştırmalar için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonucu ortaya çıkan grup farklılıklarının kaynağını belirlemek üzere, varyansların homojen olduğu durumlarda Tukey HSD ve LSD çoklu karşılaştırma testleri; varyansların homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane's T2 çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. İlişki analizinde, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon (r) katsayısı tekniğinden yararlanılmıştır. Yapılan tüm istatistiksel hesaplamalarda temel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda; spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin E-Spor Tutum Ölçeği Bilişsel, Duyuşsal, Davranışsal boyutlarına yönelik tutumlarının ve bu boyutların oluşturduğu E-Spora yönelik genel tutumlarının ORTA düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, E-Spor Tutum Ölçeği alt boyutlarına (Bilişsel, Duyuşsal, Davranışsal) ve geneline ait puan ortalamalarının cinsiyet, öğrenim gördükleri bölüm, baba eğitim düzeyi, anne-baba çalışma durumu (duyuşsal boyut hariç), aylık gelir düzeyi ve günlük oyun oynama süresi değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı; yaş, anne eğitim düzeyi ve anne-baba medeni durumu değişkenine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin, E-Spor Katılım Motivasyonu Ölçeği Taksonomik Alan, Yetkinlik, İlişkisel Benlik, Rekabet ve Başarı, Boş Zaman Değerlendirme boyutlarına ve geneline yönelik e-spora katılım motivasyonlarının ORTA düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, E-Spor Katılım Motivasyonu Ölçeği alt boyutlarına (Taksonomik Alan, Yetkinlik, İlişkisel Benlik, Rekabet ve Başarı, Boş Zaman Değerlendirme) ve geneline ait puan ortalamalarının cinsiyet, öğrenim gördükleri bölüm, baba eğitim düzeyi (ilişkisel benlik boyutu hariç), anne-baba çalışma durumu (rekabet ve başarı boyutu hariç), aylık gelir düzeyi ve günlük oyun oynama süresi değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı; yaş, anne eğitim düzeyi ve anne-baba medeni durumu değişkenine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin e-spora yönelik tutum ve e-spora katılım motivasyonları arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç, öğrencilerin e-spora yönelik tutumlarının artmasına paralel olarak e-spora katılım motivasyonlarının da artacağını/yükseleceğini göstermiştir. Bir başka ifadeyle bu sonuç, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin e-spora katılım motivasyonları arttıkça, e-spora yönelik tutumlarının da olumlu yönde artacağını ortaya koymuştur.This study aimed to determine the attitudes of students in the Faculty of Sport Sciences toward e-sports and their motivations for participating in e-sports. It also examined whether these attitudes and motivations differed based on demographic variables and whether there was a significant relationship between attitudes toward e-sports and participation motivation. A descriptive survey and relational screening model were employed to examine the current state. The sample consisted of 338 undergraduate students (174 females, 164 males) enrolled in various departments (Physical Education and Sports Teaching, Sports Management, Coaching Education, and Recreation) and grade levels (1st through 4th year) within the Faculty of Sport Sciences at Selçuk University. Data collection instruments included the E-Sports Attitude Scale (Savaş & Turan, 2023), the E-Sports Participation Motivation Scale (Öz & Üstün, 2019), and a Personal Information Form developed by the researcher. Normality of the data was assessed using skewness and kurtosis values. Given that the data were normally distributed, independent samples t-tests were used for pairwise comparisons and one-way analysis of variance (ANOVA) for multiple comparisons. Tukey HSD and LSD tests were used for post hoc analyses in cases of homogeneity of variance, while Tamhane's T2 test was applied when variance assumptions were violated. Pearson product-moment correlation coefficients were used to analyze the relationships between variables. The significance level for all statistical analyses was set at .05. Findings indicated that students' attitudes toward e-sports were at a moderate level across the cognitive, affective, and behavioral subdimensions, as well as in the overall scale. Significant differences in attitude scores were found based on gender, academic department, father's educational level, parental employment status (except in the affective dimension), monthly income level, and daily gaming time. No significant differences were found based on age, mother's educational level, or parents' marital status. Similarly, students demonstrated moderate levels of motivation to participate in e-sports across the subdimensions of Taxonomic Domain, Competence, Relational Self, Competition and Achievement, and Leisure Time Evaluation, as well as in the overall motivation scale. Participation motivation scores significantly varied by gender, academic department, father's education level (except for the relational self dimension), parental employment status (except for the competition and achievement dimension), monthly income level, and daily gaming time. No significant differences were identified based on age, mother's education level, or parents' marital status. A strong, positive, and statistically significant correlation was found between students' attitudes toward e-sports and their motivation to participate. These findings suggest that more positive attitudes toward e-sports are associated with higher participation motivation, and vice versa

    Ceramics from trench 21LHS01 at Herakleia on Latmos

    No full text
    Bu çalışma, Karia Bölgesi'ndeki Latmos Herakleiası kentinde 2021-2023 yılları arasında gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan 21LHS01 numaralı sondaj alanındaki yedi mekânlı yapı kompleksinin seramik buluntularını merkeze alarak arkeolojik verilerini bütüncül bir yaklaşımla incelemektedir. Endymion Tapınağı'nın batısında konumlanan bu yapı kompleksi, konut, üretim, işleme, depolama ve ticari faaliyetlerin birlikte yürütüldüğü çok işlevli bir yaşam alanı olarak işlev görmüştür. Toplam 918 adet seramik parçasından 202 tanesi değerlendirmeye uygun bulunarak sistematik olarak kataloglanmıştır. Seramik buluntular, yapının işlevsel karakteri, kullanım evreleri, kronolojik gelişimi ve bölgesel ticari ilişkilerini anlamada yorumlayıcı çerçevenin merkezinde yer almakta ve temel veri grubunu oluşturmaktadır. Hellenistik Dönem seramikleri sınırlı sayıda ve ikincil kontekstte tespit edilirken, Roma Dönemi Doğu Sigillata örnekleri mevcut olmakla birlikte seramik repertuarın büyük bölümünü Geç Roma/Geç Antik Çağ (MS 3.-7. yüzyıl) malzemeleri oluşturmaktadır. Bu evreye ait Afrika Kırmızı Astarlı kaplar (ARSW), Geç Roma C (Phokaia) ve Geç Roma D (Kıbrıs) kırmızı astarlı seramikleri, yerel pişirme kapları, günlük kullanım seramikleri ve yerel-ithal amphora örnekleri yapının en yoğun kullanım dönemini karakterize etmektedir. Seramiklerin mekânsal dağılım analizi yapının çok işlevli karakterini ve kullanım evrelerindeki dönüşümünü somut olarak ortaya koymaktadır. Yerel grup seramikleri ile ithal ürünlerin birlikte kullanımı, yapının hem yerel kaynaklara dayalı üretim kapasitesine hem de geniş coğrafyadaki dış ticaret ağlarına erişimi olduğunu göstermektedir. Balıkçılık araçları ve diğer buluntu kategorileriyle birlikte değerlendirilen seramik veriler, yapının MS 3.-7. yüzyıllarda küçük ölçekli aile işletmesi olarak aktif biçimde işlev gördüğünü ve Geç Roma/Geç Antik Çağ kıyı Kariası'nda gündelik yaşam pratikleri ile yerel üretim ekonomisinin bütünleşik yapısını yansıttığını ortaya koymaktadır.This study examines the archaeological data of a seven-room building complex discovered in excavation area 21LHS01 at the ancient city of Latmos Herakleia in the Caria Region, focusing on ceramic finds through an integrated approach that analyzes the findings from excavations conducted between 2021-2023. Located west of the Endymion Temple, this building complex functioned as a multifunctional living space where residential, production, processing, storage, and commercial activities were conducted together. A total of 202 ceramic fragments were systematically catalogued from 918 ceramic pieces found suitable for evaluation. The ceramic finds constitute the primary data group and serve as the center of the interpretive framework for understanding the building's functional character, usage phases, chronological development, and regional commercial relationships. While Hellenistic Period ceramics were identified in limited numbers and secondary contexts, and Roman Period Eastern Sigillata examples are present, the majority of the ceramic repertoire consists of Late Roman/Late Antique Period (3rd-7th century AD) materials. African Red Slip Ware (ARSW), Late Roman C (Phocaean) and Late Roman D (Cypriot) red-slipped ceramics, local cooking vessels, daily-use ceramics, and local-imported amphora examples belonging to this phase characterize the building's most intensive period of use. Spatial distribution analysis of ceramics concretely reveals the building's multifunctional character and transformation during usage phases. The combined use of local ceramic groups with imported products demonstrates that the building had both local resource-based production capacity and access to extensive geographical external trade networks. Ceramic data evaluated together with fishing tools and other find categories reveals that the building actively functioned as a small-scale family enterprise during the 3rd-7th centuries AD, reflecting the integrated structure of daily life practices and local production economy in Late Roman/Late Antique coastal Caria

    The effect of societal marketing practices on business performance in service enterprises: The fast-food industry example

    No full text
    Artan rekabet ortamında ayakta kalmak isteyen işletmeler, sadece kâr amacıyla değil, aynı zamanda topluma karşı olan sorumluluklarıyla da ön plana çıkmak zorunda kalmıştır. Sadece kâra odaklanan işletmeler zamanla yok olurken, paydaşlarını (müşteriler, çalışanlar, çevre vb.) önemseyen işletmeler sektörde örnek gösterilir hâle gelmiştir. Bu araştırmada, fast-food sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde toplumsal pazarlama uygulamalarının işletme performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı fast-food sektöründe "Toplumsal pazarlama" uygulamalarını incelemek ve bu uygulamaların işletme performansına olan etkisini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda araştırma kapsamında Konya il merkezinde fast food sektöründe faaliyet gösteren işletmeler üzerine bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen işletmelerle yüz yüze ve çevrimiçi anketler yapılmış, elde edilen veriler analiz edilerek çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Toplanan veriler, toplumsal pazarlama uygulamalarına ve bunların işletme performansı üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, toplumsal pazarlama uygulamalarının işletme performansı üzerine olumlu etkisi tespit edilmiştir. Diğer yandan toplumsal pazarlama uygulamalarının alt boyutlarından ekonomik sorumluluk ve sosyo-ekonomik sorumluluk boyutları performansı anlamlı şekilde artırmaktadır. Buna karşın gönüllülük esasına dayalı sorumluluklar performansı olumsuz yönde etkilemektedir. Çevresel uygulamalar ve yasal sorumluluk boyutları ile performans arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.In an increasingly competitive environment, businesses that want to survive have had to come to the forefront not only for profit purposes but also with their responsibilities towards society. While businesses that focus solely on profit have disappeared over time, businesses that care about their stakeholders (customers, employees, the environment, etc.) have become exemplary in the sector. This study examines the impact of societal marketing practices on business performance in businesses operating in the fast-food sector. The aim of the study is to examine "societal marketing" practices in the fast-food sector and to reveal the impact of these practices on business performance. Accordingly, within the context of the research, a field research was conducted on businesses operating in the fast food sector in Konya city center. Face-to-face and online surveys were conducted with businesses selected by convenience sampling method, and the data obtained were analyzed and evaluated within the scope of the study. The data collected focused on societal marketing practices and their impact on company performance. According to the findings, societal marketing practices have a positive effect on business performance. On the other hand, the economic responsibility and socio-economic responsibility dimensions of societal marketing practices significantly increase performance. On the other hand, voluntary responsibilities negatively affect performance. No significant relationship was found between environmental practices, legal responsibility dimensions and performance

    Characterization of domuz ayriği (dactylis spp.) genotypes collected from different regions of Türkiye based on morphological and agricultural traits for plant breeding purposes

    No full text
    Bu araştırma, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde, danışman hocamızın danışmanlığında yürütülmekte olan 113O919 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin farklı ekolojik bölgelerinden toplanan ve morfolojik açıdan tanımlanmış yaklaşık 3000 domuz ayrığı (Dactylis L.) genotipi arasından seçilen 30 farklı genotipin tarımsal özelliklerinin belirlenmesidir. Çok yıllık bir buğdaygil türü olan domuz ayrığında, bitkilerin ilk yıl tam gelişim göstermemesi nedeniyle veriler ikinci yıldan itibaren toplanmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda, 2020–2021 yetiştirme sezonunda araziye şaşırtılan bitkilerden elde edilen veriler kullanılarak çalışmalar yürütülmüştür. Araştırma halen devam eden uzun soluklu bir proje sürecinin parçası olup, hem temel bilimsel bilgi üretimi hem de pratik uygulamalara katkı sağlamayı hedeflenmiştir. Çalışmada değerlendirilen genotipler doğadan toplanmış materyaller olup, çim alan uygulamaları, yem bitkisi üretimi ve çayır-mera ıslahı açısından potansiyelleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, her bir genotip için aşağıda belirtilen morfolojik ve tarımsal özellikler değerlendirilmiştir: çim kalitesi (1–9 skalası), mevsimsel renk değişimi (1–9 skalası), yaprak dokusu (1–9 skalası), yoğunluk (1–9 skalası), salkım oluşturma eğilimi (1–9 skalası), sonbaharda büyüme şekli (1–9 skalası), bitki boyu (cm), yaprak eni (mm), yaprak boyu (cm), ilkbaharda yeniden büyüme zamanı (1–9 skalası), salkım boyu (cm), son boğum uzunluğu (cm), bitki başına tohum verimi (g/bitki) ve 1000 tohum ağırlığı (g).Elde edilen veriler, domuz ayrığı genotiplerinin fenotipik varyasyonlarını ortaya koymakta ve bu türün farklı kullanım amaçları doğrultusunda (örneğin; yem bitkisi, çim alan bitkisi veya mera ıslah materyali) değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.This research was conducted at Selçuk University, Faculty of Agriculture, Department of Field Crops, under the supervision of Prof. Dr. İhsan ÖZKAYNAK, within the scope of the TÜBİTAK project numbered 113O919. The aim of the study is to determine the agronomic characteristics of 30 selected genotypes from approximately 3000 Dactylis (Dactylis L.) genotypes that were morphologically characterized and collected from different ecological regions of Turkey. Since Dactylis is a perennial grass species, data collection began in the second year due to insufficient plant development in the first year. Accordingly, the data obtained from plants transplanted to the field during the 2020–2021 growing season were used in this study. As part of an ongoing, long-term research project, the study aims to contribute both to the generation of fundamental scientific knowledge and to practical applications. The genotypes evaluated in this research consist of wild-collected materials, and their potential use in turf applications, forage production, and pasture improvement was assessed. In this context, the following morphological and agronomic traits were evaluated for each genotype: turf quality (1–9 scale), seasonal color variation (1–9 scale), leaf texture (1–9 scale), density (1–9 scale), panicle formation tendency (1–9 scale), autumn growth habit (1–9 scale), plant height (cm), leaf width (mm), leaf length (cm), regrowth time in spring (1–9 scale), panicle length (cm), last internode length (cm), seed yield per plant (g/plant), and thousand seed weight (g). The data obtained revealed the phenotypic variation among Dactylis genotypes and enabled the evaluation of this species for various purposes, such as forage production, turfgrass use, or as pasture improvement material

    Study of aerodynamics behaviours of feathers in traditional Turkish archery

    No full text
    Geleneksel Türk okçuluğunda, oklar atıldıktan sonra uçuş anında yön değiştirmemesi için arka kısmına telek takılır. Bu takılan telekler okun atıldıktan sonra düzgün bir rotada uçmasını sağlarken, havayla olan sürtünmesinden dolayı okun hareketini etkileyen aerodinamik etkenlerin oluşmasına neden olur. Yapılan çalışmada geleneksel Türk okunda bulunan teleklerin geometri parametrelerinin aerodinamik faktörler üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu maksatla deneysel çalışmalarda kullanılmak üzere; Parabolik, Shield ve M1 tipindeki 3 ayrı şekle sahip, 3, 4 ve 5 inç uzunluklarında teleği olan oklar üretilmiştir. Üretilen oklar, bilzek (yüksük, zihgir) kullanılmadan ve bilzek kullanılarak 30 libre gerilim kuvveti yüklenebilen geleneksel yay ile toplamda 54 atış gerçekleştirilmiştir. Her bir atış üçer defa tekrarlanmış ve yapılan atışlardan kronograf yardımı ile okların yaydan ayrılış hız değerlerleri ortalamalarına bağlı tablolar oluşturulmuştur. Bilzek kullanarak ve bilzek kullanmadan yapılan atışların kıyaslanmasında, bilzek kullanılan atışlarda, ok hızını yaklaşık %10 daha fazla olduğu görülmüştür. Ek olarak hesaplamalı akışkanlar dinamiği (Computationel Fluid Dynamics) kullanılarak her bir atış için sürüklenme katsayısı değerlerindeki değişimleri dikkate alan aerodinamik analizler gerçekleştirilmiştir. Akustik güç düzeyi desibel birimi ile modellenerek okların yaydan çıkış performansları değerlendirilmiş ve CFD aracılığıyla varılan sonuçlar kıyaslanmıştır.In traditional Turkish archery, a bow is attached to the back of the arrows to prevent them from changing direction during flight after being shot. While these attached feathers ensure that the arrow flies on a smooth route after being shot, it causes aerodynamic factors that affect the movement of the arrow due to its friction with the air. In the study, the effects of the geometry parameters of the feathers in the traditional Turkish arrow on aerodynamic factors were comparatively examined. To be used in experimental studies for purchasing purposes; Arrows with 3 different shapes, Parabolic, Shield and M1 types, with quills of 3, 4 and 5 inches in length were produced. A total of 54 shots were made with the arrows produced, without using a thumbring (thimble, zihgir) and with a traditional bow that can be loaded with 30 pounds of tension force by using a bracelet. Each shot was repeated three times and tables based on the average speed values of the arrows leaving the bow were created from the shots made with the help of a chronograph. When comparing the shots made with and without using a bracelet, it was seen that the arrow speed was approximately 10% higher in the shots using the bracelet. In addition, aerodynamic analyzes were carried out using computational fluid dynamics, taking into account the changes in drag coefficient values for each shot. The acoustic power level was modeled in decibel units, and the discharge performances of the arrows were evaluated and the results obtained through CFD were compared

    Detection of metal ions and oxidant agents with pillar[5]arene-based fluorescence sensors, imaging in live cells and brain tissue of zebra fish

    No full text
    Bu tez çalışmasında vücut hücrelerinde birikebilen metal iyonları ve oksidan ajanların etkin bir biçimde tespiti floresans temelli makrohalkalar aracılığı ile araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle çoklu sentez basamakları ve farklı saflaştırma teknikleri kullanarak çeşitli ara ürünler ve iki hedef floresans Pillar[5]aren türevi sentezlenmiştir. Floresans karakter kaynağı olarak Bodipy bileşik türevleri tercih edilmiş ve Pillar[5]aren ana gövdelerine kimyasal olarak "click reaksiyon" ile bağlanmışlardır. Burada NMR, FT-IR, kütle spektroskopisi gibi çeşitli karakterizasyon metotları kullanılarak yapılar aydınlatılmıştır. Elde edilen hedef makrohalkalar metal iyonlarının ve oksidan iyonlarının tespiti spektrofotometrik yöntemler aracılığı ile araştırılmıştır. Absorpsiyon ve emisyon grafikleri ve değerleri için Uv-vis ve floresans spektrofotometreleri kullanılmış ve bu tez çalışması için yaklaşık toplam bin üzeri numunenin analizi gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan hedef bileşiklere, makrohalkalı yapıda olmaları nedeniyle özel kısa isimlendirmeler verilmiş ve hedef bileşikler sırasıyla Bodipy-P[5]aren ve 5B-P[5]aren olarak adlandırılmıştır. Spektroskopik ölçümler sonucunda Bodipy-P[5]aren adlı floresans makrohalka MnO4- ve Hg2+ iyonlarına karşı hassas ve seçici davranarak diğer destekleyici analitiksel ölçümlerle beraber bu analitler için sensör olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde 5B-P[5]aren olarak adlandırılan floresans makrohalka ise Cr2O72- ve Hg2+ iyonlarına karşı hassas ve seçici özellik göstermiş diğer destekleyici analitiksel ölçümlerle beraber bu analitler için sensör olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Spektroskopik veriler sonucunda hedef analitler için sensör olarak kullanılabileceğine karar verilen floresans makrohalkaların canlı hücre ve zebra balığı beyin dokusu üzerinde görüntüleme çalışmaları da gerçekleştirilmiştir. Spektrofotometrik cihazlar ile elde edilen sonuçlar canlı hücreler ve zebra balığı beyin dokusu üzerindeki sonuçlarla uyumludur.In this thesis study, the effective detection of metal ions and oxidant agents that can accumulate in body cells was investigated through fluorescence-based macrocycles. For this purpose, various intermediate products and two target fluorescence Pillar[5]arene derivatives were synthesized using multiple synthesis steps and different purification techniques. Bodipy compound derivatives were preferred as the source of fluorescence character and were chemically bonded to the Pillar[5]arene main bodies by a "click reaction". Here, the structures were elucidated using various characterization methods such as NMR, FT-IR, mass spectroscopy. The obtained target macrocycles were investigated by spectrophotometric methods for the detection of metal ions and oxidant ions. UV-vis and fluorescence spectrophotometers were used for absorption and emission graphs and values, and approximately a total of over a thousand samples were analyzed for this thesis study. The prepared target images were given special short names due to their macrocyclic structure, and the target images were named Bodipy-P[5]aren and 5B-P[5]aren, respectively. As a result of spectroscopic measurements, it was concluded that the fluoride macrocycle called Bodipy-P[5]arene is sensitive to MnO4- and Hg2+ ions and can be used as a sensor for these analytes along with other analytical measurements through selective processes. Similarly, the fluorescent macrocycle presented as 5B-P[5]arene showed sensitive and selective properties towards Cr2O72- and Hg2+ ions, and it was concluded that it can be used as a sensor for these analytes along with other analytical measurements. Imaging studies of fluorescence macrocycles, which were determined to be used as sensors for targeted analysis as a result of spectroscopic data, were also carried out on live cells and zebrafish brain tissue. The results obtained with spectrophotometric devices are taken live and are compatible with the results on zebrafish brain tissue.Bu tez çalışması S.Ü. BAP tarafından 23211002 nolu proje ile desteklenmiştir

    0

    full texts

    53,909

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇