Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
Not a member yet
    8560 research outputs found

    Arap Edebiyatında Kalem ve Diğer Yazı Araç ve Gereçleri

    Full text link
    İnsanın varlığıyla birlikte sözün de ortaya çıktığı ve sözün insanlık kadar eski olduğu bilinmektedir. İnsanların duygu ve düşüncelerini aktarırken, zaman ve zemin açısından yayma kapasitesi hep sınırlı kalmıştır. Ancak yazının icadıyla, istek ve düşüncelerini çağlar ötesine iletebilmişlerdir. Yazı öncesi dönemde insanlar, kültürel değerleri, sözlü iletimle kuşaktan kuşağa veya bir yerden başka bir yere aktarabilmiştir. Ancak bu mesajların göndericiden alıcıya ulaştığında unutkanlık gibi nedenlerle sağlıklı bir şekilde varılamamıştır. Yazı söz konusu tahrifatların önüne geçtiği gibi kuşaklar ile mesafeler arasında doğru bir şekilde mesajların aktarımını da sağlamıştır. Eski dönemlerde insanoğlu mesajları, mağara duvarlarına ve taşlara resmetmek üzere iletilebilmiştir. Bu durumun gelişerek yazı sistemlerine evrildiği tahmin edilmektedir. Çalışmada Arap yazısındaki tarihsel süreçte, matbaanın icat edilmesi ve modern araçların kullanılmasına kadar olan dönemde kullanılan araç ve gereçler, detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yazma aracı olarak kullanılan aletler ve üzerine yazılan malzemeler incelenerek tanıtılmıştır. Özellikle kaleme ayrı bir önem verilmiş ve Arap literatüründe kaleme dair beyitlere ve güzel sözlere yer verilmiştir. Bununla beraber kalem-kılıç çerçevesinde söylenen güzel sözlerin de Arap edebiyatında yer aldıkları belirtilerek aktarılmıştır. Farklı başlıklar altında konu detaylı bir şekilde araştırılmış ve elde edilen bilgi ve bulgular ışığında analizler ve yorumlamalar yapılarak çalışma bitirilmiştir

    The effect of local food service quality on behavioral intentions and the mediating role of satisfaction: Nevşehir case

    No full text
    Yerel gıdalar bulundukları bölgelere çeşitli faydalar sağlamaktadır. Yerel gıdalar turistleri duygusal olarak etkileyerek onların zevklerine hitap eder ve ziyaret ettikleri destinasyonun marka değerini arttırır. Literatürde yerel yemeklerin kültürel değerlerin korunması, yerel üretimin desteklenmesi gibi sosyal ve ekonomik avantajlarından bahsedilmiştir. Aynı şekilde temel olarak tüketicinin umduğu ile bulduğunun birbiri ile uyumu anlamına gelen kaliteli hizmet ise gıda işletmelerine müşteri sadakati, rekabette üstünlük ve maliyetleri azaltma gibi birçok fayda sağlamaktadır. Cronin ve Taylor (2012), kaliteli hizmetin müşteri memnuniyetinin öncüsü olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda yapılan araştırmada, Nevşehir'deki yerel yemeklerin hizmet kalitesi ile tüketicilerin davranışsal niyetleri arasındaki ilişkinin ve tüketicilerin memnuniyet seviyelerinin bu ilişkideki aracı rolünü ölçmek amaç olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda toplam 4 adet hipotez kurulmuş ve bu hipotezler istatisksel analiz programları yardımıyla test edilmiştir. Araştırmada IBM SPSS ve AMOS'tan faydalanılmıştır. Tez kapsamında kullanılan üç ölçek ise sırasıyla şu şekildedir: Hizmet kalitesi için SERVQUAL ölçeğinin geliştirilmesi ile oluşturulan 5 boyut ve 29 ifade ile DINESERV ölçeği (Stevens vd., 1995), İlban vd.'nin (2016) uyarladığı tek boyut ve 5 ifadeden oluşan davranışsal niyetler ölçeği, Voss vd'nin (1998) geliştirdiği tek boyut ve 3 ifadeden oluşan memnuniyet ölçeği. Çalışma sonucunda yerel yemek hizmet kalitesinin davranışsal niyetler ve memnuniyeti pozitif yönde etkilediği, memnuniyet ölçeği aracı olarak ele alındığında ise bu ilişkideki anlamlılık seviyesinin önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Memnuniyet ölçeğinin tam aracı rolü bulunduğu ve dolayısıyla müşterilerin davranışsal niyetleri memnuniyet seviyelerinin bir sonucu olarak belirlenmiştir.Local foods provide various benefits to the regions where they are found. Local foods affect tourists emotionally, appeal to their tastes and increase the brand value of their destination. Social and economic benefits of local dishes, such as preserving cultural values and supporting local production, are mentioned in the literature. Likewise, quality service, which basically means the harmony between what the consumer expects and what he finds, provides food businesses with many advantages such as customer loyalty, competitive advantage and reducing costs. Cronin and Taylor (2012) stated that quality service is the precursor of customer satisfaction. In this context, the aim of the research was to measure the relationship between the service quality of local dishes in Nevşehir and the behavioral intentions of consumers and the mediating role of consumers' satisfaction levels in this relationship. In line with the purpose of the study, a total of 4 hypotheses were established and these hypotheses were tested with the help of statistical analysis programs. IBM SPSS and AMOS were used in the research. The three scales used within the scope of the thesis are as follows, respectively: the DINESERV scale with 5 dimensions and 29 expressions created by the development of the SERVQUAL scale for service quality (Stevens et al., 1995); the behavioral scale consisting of a single dimension and 5 expressions adapted by İlban et al. (2016) intentions scale; the satisfaction scale developed by Voss et al. (1998) consisting of a single dimension and 3 statements. As a result of the study, it was seen that local food service quality positively affected behavioral intentions and satisfaction, and when the satisfaction scale was considered as a mediator, the significance level in this relationship decreased significantly. It has been determined that the satisfaction scale has a full mediating role and therefore customers' behavioral intentions are a result of their satisfaction levels

    Danışman: Prof. Dr. Bayram Durbilmez

    Full text link
    Kökeni kam-şamanlara kadar dayandırılan ve sosyokültürel bir değişim süreci geçiren ozanlık geleneği zamanla yerini âşık edebiyatı geleneğine bırakmıştır. Âşık edebiyatı geleneği ve temsilcileri Türk kültür hazinesinin en önemli parçasıdır. Bugüne değin söz konusu kültürel hazinenin korunması için pek çok çalışma yapılmıştır. Hazırlanan bu çalışma da adı şimdiye kadar pek duyulmamış olan ancak 18. yüzyıl âşık tarzı Türk şiirinin Kayseri merkez/ Erkilet yöresi çevresindeki usta âşıklarından kabul edilen Erkiletli Âşık Hasan üzerine oluşturulmuştur. Çalışma âşığın hayatını, sosyokültürel çevresini bir bütün şeklinde ele alıp şiir varlığını ortaya koyarak kültürel değerlerin yaşatılmasına katkı sağlama amacı taşımaktadır. Âşık Hasan bugün dahi elektronik kültür ortamlarında pek çok sanatçı tarafından seslendirilen “Erkilet Güzeli” türküsünün icracısı olmasına karşın türkü, kayıtlarda hâlâ anonim olarak yer almaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi ve türkünün aslının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Ayrıca bölgedeki âşık edebiyatı geleneklerinin ve âşığın şiir varlığından hareketle bu gelenekler içindeki yerinin tespit edilmesi gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Çalışmada bu alanda şimdiye kadar uygulanan yöntemlerin yanı sıra henüz âşık edebiyatı araştırmalarında uygulamasına pek rastlanamayan ancak daha net sonuçlara ulaşabilmek ve daha isabetli yorumlar yapabilmek amacıyla ortaya koyulan “istatistiksel yöntem” kullanılmıştır. Dolayısıyla çalışmanın diğer bir amacı da bu yöntemi yaygınlaştırmak ve alanda yeni çalışmalar yapacak olan araştırmacılara ulaştırmaktır denilebilir. Bu yöntem ile yurt genelinde âşık edebiyatı geleneklerinin yaşatılma düzeyleri tespit edilebilerek gelenekteki yozlaşmalar ve değerlerin korunması net verilerle ortaya koyulabilir. Ayrıca şiirler birer metin özelliği göstermesi yönüyle incelenme kısmında metin merkezli inceleme yöntemi olan “sistematik tahlil yöntemi”ne de başvurulmuştur. Çalışma hazırlanırken çoğunlukla yazma eserlerden ve basılı kaynaklardan yararlanılmıştır. Özellikle Millî Kütüphane’nin yazma eserler bölümünün ve Rasim Deniz’in şahsi kütüphanesinde bulunan cönk ve mecmuaların taranması ile tespit edilen yazma eserlerin/ cönklerin incelenmesi ve okunması sonucunda yeni şiirler elde edilmiştir. Toplamda 160 şiir ve çeşitlenmeleri bir araya getirilerek âşığın şiir varlığı zenginleştirilmiştir. Elde edilen çeşitlenmelerden hareketle eserin orijinal halini tahmin etme yöntemine “edisyon kritik” adı verilmektedir. Metinler kısmında tespit edilebilen tüm çeşitlenmeler bir araya getirilerek metin tamiri yoluyla şiirlerin vii en doğru hali ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Ayrıca yapılan okumalardan hareketle metin kısmında Osmanlı Türkçesi dil ve alfabe özellikleri gereği ses değerleri dikkate alınarak uzatmalar kullanılmıştır. Ancak değerlendirme kısmında Türk Dil Kurumunun yazım kuralları esas alınmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda Erkiletli Âşık Hasan’ın hem sözlü hem yazılı kültürde kendine yer bulduğu tespit edilmiştir. Döneminin özellikle cinas ustası olarak kabul edilen ve dar ayaklı şiirleri ile dikkat çeken temsilcisi Âşık Hasan’ın günümüzde dahi dilden dile dolaştığı ve âşık meclislerinde anıldığı görülmektedir

    Partial purification of L-amino acid oxidase enzyme from the venoms of vipers Montivipera wagneri and M. raddei

    No full text
    Yılan zehrinin bir bileşeni olan L-amino asit oksidaz (LAAO), L-amino asidin α-keto aside oksidatif deaminasyonunu katalize ederek hidrojen peroksit (H2O2) üreten bir flavoenzimdir. L-amino asit oksidaz, apoptoz indüksiyonu, trombosit agregasyonu, kanama, hemostaz ile etkileşim, ödem oluşumu, antitümör, antiparazit, antienflamatuvar, antimikrobiyal, anti-HIV, antilayşmanyaz ve zehirlenme toksisitesi gibi çok çeşitli biyolojik aktivitelere sahiptir. Bu aktiviteleri, kanser ve AIDS gibi bazı hastalıklarda terapötik ajan olarak kullanılma potansiyeline gündeme getirmiştir. Bu tez kapsamında yapılan çalışmada Montivipera wagneri ve M. raddei zehirlerinden LAAO enziminin kısmi saflaştırılması gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla jel filtrasyon kromatografisi ile fraksiyonlama yapılmıştır. Her bir fraksiyonun enzim aktivitesi substrat olarak L-lösin kullanılarak gerçekleştirilen spektrofotometrik ölçüm ile test edilmiş ve LAAO enziminin aktif olduğu fraksiyon belirlenmiştir. Ayrıca SDS-PAGE yöntemi ile iki tür için LAAO enzim aktivitesi belirlenen fraksiyonlardaki proteinlerin indirgenmiş ve indirgenmemiş olarak molekül ağırlıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak M. wagneri ve M. raddei türlerinin zehrinde belirgin aktiviteye sahip LAAO enzimi bulunduğu tespit edilmiş, kısmi saflaştırılması gerçekleştirilerek enzimin yapısı ve aktivitesi hakkında bilgi edinilmiştir. Mevcut tez bu amaçla gerçekleştirilmiş ilk çalışmadır. Bu çalışma ile M. raddei ve endemik tür olan M. wagneri zehirlerinden LAAO saflaştırılması ve karakterizasyonunun yapılarak enzimin biyoteknolojik açıdan değerlendirilmesi için önemli bir adım atılmıştır.L-amino acid oxidase (LAAO), a component of snake venom, is a flavoenzyme that catalyzes the oxidative deamination of L-amino acid to α-keto acid, producing hydrogen peroxide (H2O2). L-amino acid oxidase has a wide range of biological activities such as induction of apoptosis, platelet aggregation, hemorrhage, interference with hemostasis, edema formation, anti-tumor, anti-parasitic, anti-inflammatory, anti-microbial, anti-HIV, leishmanicidal and contribution to the toxicity. These activities have raised their potential to be used as therapeutic agents in some diseases such as cancer and AIDS. In this thesis, partial purification of LAAO enzyme from Montivipera wagneri and M. raddei venoms was carried out. For this aim, fractionation was performed by gel filtration chromatography. The enzyme activities of each fraction were tested by spectrophotometric measurement using L-leucine as substrate and the fractions with the LAAO enzyme activity have been determined. In addition, the reduced and unreduced molecular weights of the proteins in the active fractions of each species were determined by the SDS-PAGE method. As a result, it was determined that the venom of M. wagneri and M. raddei species contained LAAO enzyme with significant activity, and information about the structure and activity of the enzyme was obtained by partial purification. The present thesis is the first study carried out for this purpose. With this study, an important step has been taken for the biotechnological evaluation of the LAAO enzyme found in the venoms of M. raddei and the endemic species M. wagneri by its purification and characterization from these venoms

    Türkü metinleri: Yozgat Sürmelisi

    No full text
    Türk’e özgü, Türk’e mahsus anlamlarına gelen “türkü” kavramı, Türk ezgisi demektir. 2 Altay Türkleri “kojon”, Azerbaycan Türkleri “mahnı”, Başkurdistan Türkleri “yır, halk yırı”, “Çuvaşistan Türkleri “yurri”, Doğu Türkistan / Uygur Türkleri “nahşa, koça nahşisi”, Hakas Türkleri “tahpah”, Karaçay Türkleri “cır”, Kazakistan Türkleri “Türik halık eni, türki”, Kırgızistan Türkleri “eldik ır, türki”, Kumuk Türkleri “yır”, Özbekistan Türkleri, “türki, halk koşiği, koşık”, Tatar Türkleri “halık cırı”, Türkmenistan Türkleri “halk aydımı” terimlerini kullanır (Kaya, 2014, s. 798-799). Bu terimlerden “cır”, “eldik ır, “halık cırı”, “halk yırı”, “ır”, “yır” ve “yurri” manzum sözlerin ezgilerini öne çıkaran ve bir çalgı aleti eşliğinde söylendiklerini, ezgili oluşlarını vurgulayan terimlerdir. Türkü karşılığında kullanılan terimlerden “halk koşiği”, “koça nahşisi”, “kojon”, “koşık”, “tahpah” ise ezgi ile birlikte ezgiye koşulan manzum söz birlikteliğini ifade eden adlandırmalardır

    Distance education and remote literacy ınstruction: Experiences and opinions of first-grade teachers during the covid-19 pandemic

    Full text link
    First-grade students, their parents, and teachers met distance education (DE) and remote literacy instruction (RLI) as a result of the quarantine measures and rigorous regulations implemented to stop the spread of COVID-19. The aim of this study was to investigate first-grade teachers’ experiences and opinions on RLI in DE during the COVID-19 pandemic. Qualitative research paradigm and case study design were used to gather the data. Focus group interviews using a semi-structured interview form were carried out as a data collection method. The study group included 15 first-grade teachers working in public primary schools in Istanbul. Data were collected online, and content analysis was applied. The findings revealed that the teachers perceived DE as a crisis because they were more fatigued mentally. They could not communicate with their parents properly. They could not teach values. They could not manage the classroom. DE was also an opportunity because the teachers were less fatigued physically. They could develop professionally. While teaching online, teachers used various materials. They could apply different activities and instructional methods. They achieved student-student interaction as well as student-teacher interaction. Teachers could assess both reading comprehension and writing not only during the course but also after the course. They had some expectations and plans about school life after DE although they predicted to have some problems. They thought they could teach literacy online if they had to. The results highlighted the need for a sense of belonging, collaboration, and positive relationship among teachers, students and parents in RLI

    Klinoptilolit katkılı hidroksiapatitin sentezi ve karakterizasyonu

    Full text link
    Kemik dokusunun temel inorganik bileşeni olan kalsiyum fosfat temelli hidroksiapatit (HA) bileşiği, yüksek biyouyumluluğu ve biyomimetik yapısı sayesinde kemik doku onarımında skafold ve dolgu malzemesi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak saf HA’nın yüksek stabilitesi nedeniyle vücutta çözünürlüğünün düşük olması dokuların iyileşme sürecini uzatmaktadır. Bu nedenle, hidroksiapatiti farklı iyonik katkılarla ya da minerallerle zenginleştirme yönünde çeşitli araştırmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada silisyum bakımından zengin bir zeolit türü olan klinoptilolit (CLP) mineralinin saf HA’ya katkı olarak stokiyometrik HA’nın sol-jel yöntemiyle üretimi sırasında eklendiği bileşimler araştırılmıştır. %5 oranında CLP katkılı HA’nın sentezi araştırılarak saf HA ve doğal CLP ile karşılaştırmalı olarak karakterize edilmiştir. Biyomimetik iyon içerikli HA+%5 CLP bileşikleri biyoapatit yapısına benzer nano-çubuk şekilde poroz bir morfolojide elde edilmiştir. HA’ya CLP katkısı ortalama partikül boyutunu ve porozite miktarını bir miktar düşürmüştür. Biyolojik testler, tüm numunelerin Saos-2 hücresi ile biyouyumlu olduğunu ve CLP katkılı HA bileşiğinin en yüksek biyouyumluluğa sahip olduğu göstermiştir. Sol-jel yöntemi ile üretilen nanoçubuksu şekli, içeriği ve poroz yapısı nedeniyle biyomimetik HA+%5CLP bileşiminin, ileriki çalışmalarla desteklenebilecek, kemik yenilenmesini teşvik edici potansiyel bir kemik dolgu malzemesi olabileceği düşünülmektedir.Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğ

    Bor karbürün yapısı, özellikleri ve biyomedikal uygulamalarının araştırılması

    No full text
    Önemli yeraltı kaynaklarından olan bor madeni rezervinin yaklaşık %70’i ülkemizde bulunmaktadır. Doğal ve yarı işlem görmüş bor ürünlerinden 200 kadar bileşik üretilmektedir. Bu bileşiklerden amorf bor, boranlar, kristal bor, bor nitrür, bor hidrür, bor karbür en çok kullanılan ileri teknoloji bor bileşikleridir. Bor karbür (B₄C), bor ve karbon atomlarından oluşan, yüksek sertlik ve aşınma direncine sahip dünyadaki en kararlı bileşiklerden birisidir. Yüksek mukavemeti, yüksek erime ve kaynama noktası, düşük yoğunluğu vb. özellikleri sayesinde modern sanayi teknolojilerinde kritik bir malzeme olarak ön plana çıkmaktadır. B₄C düşük yoğunlukla uzay endüstrisi ve havacılık sektöründe, askeri alanlarda balistik zırhlarda, yüksek sertlik ve aşındırıcı özelliği ile metal işleme endüstrisinde zımpara ve taşlama makinelerinde kullanılmaktadır. B₄C yarı iletken özelliği sayesinde yüksek sıcaklık aralığında çalışan elektronik cihazlarda ve mükemmel nötron emebilme kapasitesi sebebiyle ise nükleer alanda kullanılır. B₄C antibakteriyel özellikleri ile endüstriyel boyaların bozulmasında fotokatalizör etkinliği sayesinde atık su arıtma sistemlerinde kullanılmaktadır. B₄C’ün biyomedikal alanlarda kullanımı sınırlı olsa da son yıllarda bu alandaki çalışmalar ivme kazanmıştır. B₄C’ün en heyecan verici uygulamalarından birisi kanser tedavisinde bor nötron yakalama terapisidir. Bor karbür nanopartikülleri biyosensörlerde biyolojik moleküllerin teşhisinde, ilaç salınımında ve hücrelerle etkileşim göstererek hedef hücre ve dokuların bölgesel tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca, bor karbürün bildirilen biyouyumluluğu, hücre proliferasyonunu ve yara iyileşmesini teşvik etme kabiliyeti onun doku mühendisliğinde kullanım potansiyeline dikkat çekmektedir

    Nâbî's Tahmis to the ghazals of Mawlânâ, hâfız, jâmî, Sâ'ı̇b-ı̇ Tebrîzî, Nazîrî and Meylî

    No full text
    Nâbî (ö. 1712), on yedinci yüzyılın önde gelen isimlerinden ve hikemî tarzın büyük öncülerindendir. Manzum ve mensur pek çok eserin sahibi olan Nâbî, aynı konuları ve aynı mazmunları işleyen pek çok şairin arasında seçkin bir yere sahiptir. Yazdığı eserlerde dile olan hakimiyeti, üslubu, duygudan çok düşünceyi önceleyen tarzı Nâbî’ye özel bir değer katmaktadır. Eserlerinde çoğunlukla yaşadığı dönemin olaylarını, sıkıntı ve zorluklarını dile getirmiş fakat bunları yaparken ümitsizlik ve isyandan ziyade kanaatkâr görünmüştür. Nâbî, Farsça Divançesinde Molla Câmî (ö.1492), Mevlânâ (ö.1273), Hâfız (ö.1390), Sultan Selim (ö.1520), Sâib-i Tebrîzî (ö.1676), Feyzî-i Hindî (ö.1595), Kelîm (ö. 1651), Nazîrî (ö.1612), Şifâyî (ö. ?), Örfî (ö.1591), Meylî (ö.1577), Şevket (ö. ?), Garibî (ö. ?) ve Tâlib (ö.1626) gibi Farsça yazan ünlü şairlerin gazellerine 20 tahmis yazmıştır. Şair, Farsça tahmislerinde, nazire oluşturduğu şairlerin şiirlerinin konusundan hareket ederek konuyu kendi zevki doğrultusunda detaylandırıp geliştirmeye çalışmıştır. Bunu yaparken özellikle zemin şiirleri kaleme alan şairlere derin sevgisini her fırsatta dile getirerek sanatsal başarılarını takdir etmiştir. Ancak kendi şiir kabiliyetinin de onlardan aşağı kalmayacağını kimi zaman açık açık söylemiş kimi zaman da yazdığı tahmisler üzerinden bunu göstermeye çalışmıştır. Bu çalışmada, Nâbî’nin Mevlânâ, Hâfız, Câmî, Sâ’ib-i Tebrîzî, Nazîrî ve Meylî’nin gazellerine yazdığı Farsça tahmisleri üzerine genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sadece bu şairlere yazılan tahmislerin seçilmiş olmasının en önemli sebebi, Nâbî’nin Farsça şiirlerinde özellikle bu kişileri kendisine örnek alması ve çoğunlukla kendisini bu kişilerle kıyaslamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmada, nazire tanımı ve geleneğinden kısaca söz edildikten sonra klasik Türk şiirinde tahmis kavramı üzerinde durulmuştur. Ardından Farsça tahmislerin transkripsiyonlu metinlerine ve dipnotlarda Türkçe tercümelerine yer verilmiştir. İlâveten Nâbî’nin söz konusu Farsça tahmislerini kaleme alırken kullandığı zemin şiirler üzerinden tahmislerini oluşturma biçimi değerlendirilmiştir. Böylece Nâbî’nin, Farsça tahmislerindeki üslubunun ve zemin metinlere yaklaşımının, gazelleri yorumlayış tarzının aydınlatılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ekler bölümünde ise Farsça tahmislerin Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail bölümü 488 numarada kayıtlı nüshadan alınan yazma metinlerine yer verilmiştir

    2,905

    full texts

    8,560

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇