Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
The role of female entrepreneurs within the scope of sustainable gastronomy: the case of Akcakoca upper neighborhood market
Yöresel pazarlar, gastronomi turizminde, büyük önem kazanmış durumdadır.
Yöresel pazarlarda çalışmakta olan kadın girişimciler, bu yörelere ziyaretçi çekerek
des?nasyonda yeni pazarların oluşmasına katkı sağlamaktadırlar. Des?nasyona
gelen turistlere yöresel ürünler tanı`larak, des?nasyon bilinirliğine katkıda
bulunulmaktadırlar. Bu sayede yöresel gastronomik ürünlerin sa`şı
gerçekleş?rilerek des?nasyonda ekonomik hareketlilik sağlanmaktadır. Bu
hareketliliğin sağlanması için, yörede yaşamakta olan kadınlar, üre?m ve sa`ş
sürecinde faaliyet göstermektedirler. Araş`rma evrenini, Akçakoca ilçesi
oluşturmaktadır. Örneklemi ise, işletmelerdeki 10 kadın girişimci oluşturmaktadır.
Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile mülakat gerçekleş?rilmiş?r. Bu
çalışmanın amacı, Akçakoca des?nasyonunda yer alan kadın girişimcilerin yöresel
pazarlarda sundukları ürünler ile sürdürülebilir gastronomi üzerindeki rolünü
ortaya koymak ve des?nasyonu ziyaret eden turistlere yönelik etkisini
belirlemek?r. Çalışma verilerine, nitel araş`rma yöntemlerinden biri olan
görüşme tekniği ile ulaşılmış`r. Bu bağlamda Akçakoca Yukarı Mahalle pazarında
bulunan yöresel yiyecek içecek üre?mi ve yöresel ürün sa`şı ile ilgili olan kadın
girişimciler ile görüşmeler yapılmış`r. Toplanan veriler be?msel analiz yöntemiyle
analiz edilmiş?r. Çalışma sonucunda pazarda faaliyet gösteren kadın girişimcilerin
bu?k işletmeler işlecği, işletmelerinde yöresel ve doğal ürün kullandığı tespit
edilmiş?r. Oluşturulan pazar sayesinde sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya
büyük katkı sağladığı bildirilmektedir. Rehber rotalarına dâhil olmaları
durumunda, bölgeye daha fazla turist gelebileceği düşünülmektedir
International submarine telegraphic communication from the eastern mediterranean to the indian ocean during the 19th century: According to the british archival documents
The telegraph is a good example of the concretization of scientific and technical developments, which has
been increasing since the beginning of the 19th century, and its transformation into technological devices. Thanks
to the invention of the telegraph, communication over long distances became possible for short periods. Telegraph
lines, which previously ran across the continents via copper cables laid on poles erected on the ground, provided
the opportunity for communication on land and submarine, with the addition of submarine telegraph lines to these
lines in a short time, in parallel with technological transitions. However, the development and regular maintenance
of the lines were vital to the global communication network. By the 1850s, a strong communication network
consisting of telegraph lines and hundreds of telegraph stations had been established in many European countries
such as England, France, Spain, Italy, Switzerland, and Germany, with telegraph lines of over 4000 km. This
infrastructure, used effectively in both world wars, starting from the Crimean War, also formed the basis of military
communication. Industrialized countries such as Great Britain have dramatically increased their global influence
by using these technological developments, thus gaining a great military, political, and economic advantage by
directing the logistical support provided by communication to the real political field. The brilliant ideas developed
on telegraphy during this time would be significant for today's digital communication infrastructure.
This study, employing the document analysis method, distinguishes itself from previous research on land
and submarine telegraph lines that primarily rely on Ottoman archive documents. It focuses on the subject of
submarine telegraph lines, especially in the Eastern Mediterranean, based on British archive documents.
In this context, in our study, using British archival documents, we tried to reveal, in parallel with the
technological development of telegraphy, scientific studies carried out to lay submarine telegraph lines, established
submarine telegraph companies, and their activities, the process of laying submarine telegraph lines in the areas
from the Eastern Mediterranean basin to the Indian Ocean and Australia especially during the second half of the
19th century and finally how this communication network infrastructure contributed to the construction of the
contemporary today's world
Ecological deficit and convergence analysis of Turkiye in the perspective of sustainable environment: Fourier kss unit root test
Yerkürenin ürettiği biyokapasitenin oldukça üzerinde tüketilen rezervlerin kendisini yenilemesine imkan vermeksizin ortaya çıkan ekolojik açık giderek artmakta ve gelecek nesillerin refahları hızla yok olmaktadır. Sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için bir takım çabalar ortaya konulsa da, ekolojik açığın sürdürülebilirliği merak konusudur. Literatürde çok sayıda çalışmada, çevresel sürdürülebilirlik ve uzun dönem tahmini için yakınsama analizlerini uygulamış, ülke grupları arasında yakınsamanın varlığı araştırılmıştır. Çalışmada, 1961-2022 yılları arasında Türkiye’nin de dâhil olduğu 6 ülke, 4 kıta, 13 bölge ve dünya ortalamasına ait kişi başına düşen ekolojik açık verileri, Christopoulos ve León-Ledesma (2010) tarafından ortaya atılan Fourier tabanlı F-KSS birim kök testleri ile analiz edilmiştir. Uzun dönemde dünya ortalamasının ve birçok ülke ya da bölgenin ekolojik ayak izlerinin biyokapasitenin üzerinde olduğu ve düzelme seyri göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye‘nin, açıkların sürdürülemez olduğu bulgusuyla diğer 23 seriye yakınsayıp yakınsamadığı analiz edilmiştir. Türkiye’nin uzun vadede Çin, Doğu Asya, Afrika ve dünya ortalamasına yakındığı sonucuna ulaşılmıştır. Avrupa’nın “karbon nötr kıta” vizyonu ile ortaya koyduğu, son dönemlerde yapmış olduğu hukuki düzenlemeler ve yaptırımlardan sonuç almaya başladığı çıkarımıyla, Türkiye’nin bu çevresel düzenlemelere çok hızlı entegrasyonun gerektiği düşünülmektedir
Nevşehir’i ziyaret eden yerli turistlerin şarap turizmi deneyimleri, duyusal izlenimleri ve davranışsal niyetleri arasındaki ilişkileri belirlemeye yönelik bir araştırma
Bu araştırmada, Nevşehir’i ziyaret eden yerli turistlerin şarap turizmi deneyimleri, duyusal izlenimleri ve davranışsal niyetleri ele alınmış ve bu faktörler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gastronomi ve şarap, yerel kültürün ve mirasın önemli temsilcileri olup, beslenmenin ötesinde kültürel ve sosyal anlamlar taşımaktadır (Montanari, 2007; Harvey, 2009). Bu unsurlar, gelenekleri ve kolektif kimlikleri korurken turizmde de yeni roller üstlenmektedir (Scarpato, 2002; Richards, 2012). Gastronomi ve şaraba dayalı turistik ürünler, destinasyonlar için stratejik bir seçenek haline gelmiş ve geniş turist kitlelerine hitap etmektedir (Rand ve Heath, 2006; Bertella, 2011). Şarap turizmi, marka imajını güçlendirmek ve müşteri bağlılığını artırmak için önemli bir alan olarak gelişmektedir (Byrd vd., 2016). Araştırmalar, şarap turizmini destinasyon stratejileri, sektördeki aktörler ve turist davranışları açısından ele almaktadır (Hojman ve Hunter-Jones, 2012; Dawson vd., 2011; Carlsen ve Boksberger, 2015).
Günümüzde araştırmacılar, şarap turizminin deneyimsel yönüne yoğunlaşmaktadır (Akdağ, 2015; Carmichael, 2005; Çulha, 2020; Kasaroğlu vd., 2021; Santos vd., 2019; Quadri-Felitti ve Fiore, 2012; Yılmaz ve Yılmaz, 2023; Quadri-Felitti ve Fiore, 2013). Turizm pazarlama çalışmalarında, deneyimsel boyut, turizm tüketiminin merkezine konumlandırılmaktadır. Turizm deneyimi, hem sektör profesyonelleri hem de akademisyenler açısından temel bir kavram haline gelmiştir (Bosangit vd., 2015). Çalışmalar, turizm deneyiminin özellikleri, bileşenleri ve işlevleri üzerine odaklanmaktadır (Thanh ve Kirova, 2018). Boş zaman etkinlikleri, turistlere günlük yaşamlarının dışında yeni ve farklı deneyimler sunmaktadır. Deneyimsel yaklaşım, turizm uzmanları ve turistlerin rollerini yeniden tanımlayarak, turistleri kendi deneyimlerini oluşturan aktif katılımcılar olarak görmektedir. Şarap turizmi, duyulara, duygulara ve doğal ortamların keyfine vurgu yaparak, henüz gelişmekte olan müşteri deneyimi literatürüyle güçlü bir ilişki kurmaktadır (Quadri-Felitti ve Fiore, 2012).
Şarap turistleri, sıradışı içeriklerle birlikte kapsamlı bir deneyim aramakta, bu nedenle şarap deneyiminin farklı turist deneyimlerini içerecek şekilde tasarlanıp tanıtılması gerekmektedir (Tassiopoulos ve Haydam, 2006). Şarap turistlerinin yalnızca şarap tüketmeye odaklandığı fikri, daha geniş bir şarap ve turizm deneyimi talep ettiklerini öne süren çalışmalarla geride bırakılmıştır (Byrd vd., 2016). Burada temel soru, nasıl cazip bir destinasyon olunabileceği ve turistlerin nasıl çekilebileceğidir; bu, birçok çalışmanın çözmeye çalıştığı bir konudur (Boatto vd., 2013).
Bu araştırmanın amacı, Nevşehir’i ziyaret eden yerli turistlerin şarap turizmi deneyimleri, duyusal izlenimleri ve davranışsal niyetleri arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu araştırmada 179 turist birey katılımcı olmuştur. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde katılımcılardan elde edilen veri setinin güvenilirliğinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, duyusal izlenimlerin alt boyutları ve genel düzeyi, davranışsal niyet ölçeğinin alt boyutları olan tavsiye ve tekrar ziyaret/bağlılık ile pozitif yönlü anlamlı ilişkiler göstermiştir. Duyusal izlenimlerin artması, turistlerin başkalarına öneride bulunma, destinasyona tekrar ziyaret etme ve bağlılık düzeylerini olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca, duyusal izlenimlerin genel davranışsal niyet üzerinde de olumlu etkiler yarattığı belirlenmiştir. Analizler, şarap turizmi deneyimi alt boyutlarının (duyusal, duygusal, bilişsel, fiziksel ve sosyal kimlik deneyimleri) duyusal izlenimlerin alt boyutları (görme, duyma, tatma, koklama ve dokunma) ve genel düzeyi ile pozitif yönlü anlamlı ilişkiler içinde olduğunu göstermiştir. Duyusal izlenimler arttıkça şarap turizmi deneyimi genel düzeyinin ve alt boyutlarının da arttığı belirlenmiştir
Axel Olric’in epik kuralları bağlamında ‘Lala ve Nergis’ masalı
Sözlü edebiyat ürünleri, zengin malzemeler taşıması yönüyle uzun yıllardır çeşitli metotlarla incelenen ve farklılık ile ortaklıkların tespit edilebilmesine imkân sunan anlatılar olarak kabul edilir. Folklor çalışmalarında ilk metotlardan biri olan Tarihi-Coğrafi Fin Yöntemi’ni uygulayan bilim insanları, metin merkezli çalışmalarında temel kaynak olarak ele aldığı anlatı türlerinin aslında tek örneğe dayandığını, tüm anlatıların iç yapısında ortaklıkların ve benzerliklerin görüldüğünü geliştirmiş oldukları yöntemlerle ortaya koymuşlardır. Bu konuda Danimarkalı folklorist Axel Olrik, birbirinden farklı milletlere ait anlatıların belirli kurallar etrafında türetildiğini, ilkel insanın ortak zihin yapısına sahip olmasından kaynaklı olarak tüm anlatıların birbiriyle benzerlik gösterdiğini düşünerek Tarihi-Coğrafi Fin Ekolü’nün çalışmalarına önemli katkı sağlayan ve gelişiminde rol oynayan “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” adlı on beş maddeden oluşan çalışmasını hazırlamıştır ve tespit ettiği kuralların Avrupa ve daha uzak coğrafyalarda yayılım gösteren halkların edebiyat ürünlerine de uygulanabilirliğini savunmuştur. Olrik’in epik kuralları ışığında dünya genelinde anlatı türleri üzerinde çeşitli incelemeler yapılmış ve her inceleme, Olrik’in yasalarının geçerliliğini kanıtlaması ve halk anlatılarının içyapısal çözümlemesi adına önem taşımaktadır. Bu çalışmada Azerbaycan masallarından seçilen “Lala ve Nergiz” örneğinden hareketle epik yasaların Türk Dünyası metinlerine uygunluk durumunu değerlendirilmiştir. İnceleme neticesinde masalın 15 maddenin tamamına bağlı kalınarak oluşturulduğu, içeriği millî motiflerle bezeli metnin, temelde tüm anlatılar için ortaya konan evrensel kurallara bağlı olarak kurgulandığı görülmüştür
Relations between Japan and the ottoman empire in western press on the eve of the first world war
Suspended by Abdulhamid II in 1878, the Ottoman Parliament finally reconvened on December 17, 1908, following the Young Turk Revolution. On this momentous occasion, messages of congratulations were sent by all nations, including every European power and Russia, the archenemy of the Ottoman Empire— except for Japan. The absence of a congratulatory message from Japan was surprising to the Ottomans, especially considering Japan's rapid modernization, which had transformed it from a feudal state into a progressive power, serving as an inspiration to both Abdulhamid II and the Young Turks. This admiration peaked with Japan's victory over Russia in 1905, symbolizing an Eastern and non-Christian army's triumph over a European rival. Despite this, the Japanese government maintained a distant stance towards the Ottomans. Japan aligned itself with Britain and Russia during the First World War and only sent an envoy to the Ottoman capital after the war to protect its interests during the occupation of Istanbul. Why did Japan fail to send a message in 1908? Why did the Japanese government refrain from establishing diplomatic ties with the Ottomans? This article aims to explore how conflicting interests and political cultures prevented an alignment between Japan and the Ottoman Empire on the eve of the First World War
Edebiyat kaynaklar bağlamında Türkçe yazan Afrika kökenli veya Afrika bağlantılı şairler"Libya örneği"
İslam medeniyeti sahasında önemli bir bölge olan Afrika, tarihte de önemli bir yere sahiptir. İslam
Tarihinin en önemli dönemlerinden olan Osmanlı İmparatorluğunun Afrika’daki egemenliği Mısır ve
Kuzey Afrika bağlantılı olarak gerçekleşmiştir. Osmanlı İmparatorluğu XVI. yy’dan itibaren kıyı
şeridinden başlayarak Akdeniz’in güneyinden Atlas okyanusu kıyıları boyunca ilerleme kat ederek
bölgenin tamamına egemenliği,XVI. yy’da Barbaros Hayrettin Paşa’nın Osmanlı İmparatorluğunun
egemenliğini kabul etmesiyle beraber başlamıştır. Söz konusu bu egemenlik, 20. yy’ın başında Uşi
antlaşmasıyla sona ermiştir.
İslam Medeniyeti sahasında siyasi ve stratejik boyutuyla önemli bir yere sahip olan Afrika, aynı zamanda
kültürel değer ve kazanımları bakımında da fazlasıyla önemli bir yerdir. Bunun farkında olan devletin
yöneticileri, tarihin bütün dönemlerinde olduğu gibi XVI. yy’dan itibaren Afrika’nın sahip olduğu bu
değer ve kazanımlarını bir sonraki döneme aktarmayı önemli bir görev olarak kabul etmişlerdir.
Yöneticiler söz konusu bu değer ve esaslar bağlamında önemli eserler ortaya kültürel sahanın zengin
olması hususunda da önemli adımlar atmışlardır.
Bu çalışmamızda, Divan şiiri ve şairi hakkında mühim bilgiler ihtiva eden temel kaynaklarından hareketle
biri olan “şuarâ tezkirelerinden” hareketle ilk dönemden itibaren bu bölgedeki Türk-İslam edebiyatı
dönemine ait şairler tespit edilerek tanıtılacak ve eserlerinden kimi örneklere yer verilecektir. Bu
çalışmanın neticesinde Afrika’da İslam kültürünün Türkçe dili ile üretilen eserler, belli bir kompozisyon
dâhilinde ortaya konulacaktır
Investigation of the relationship between cultural distance perceptions and motivastional barriers of those learning Turkish as a foreign language
Kültürün bir unsuru olan dil, sürekli gelişen/değişen canlı bir varlıktır. Dil, toplumun bireyleri arasında ortak duygu ve düşünceler meydana getirir. Bir toplumun kültürü sonraki nesillere en çok dil aracılığıyla aktarılır; yani dil, bir kültür taşıyıcısıdır. Kültüre dinamizm veren ve etkileşimde önemli bir işleve sahip olan dildir ve işlevi açısından etkileşimin önemli bir aracıdır. Bir dili öğrenirken o dilin kültürü hakkında bilgiler ediniriz ve o kültürde yaşamaya başlarız. Kültürle yaşamaya devam ederken çeşitli motivasyon engelleri ile karşılaşabiliriz. Farklı kültüre sahip kişilerin yabancı dil öğreniminde yaşadıkları motivasyon engellerinin başında şüphesiz kültürel farklılaşmanın etkisi olacaktır. Bu farklılaşma, farklı kültüre sahip kişilerin yabancı dili öğrenmesi üzerinde etkili olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin kültürel uzaklık algıları ile motivasyon engelleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu çerçevede Türkiye'de çeşitli kurumlarda yabancı dil olarak Türkçe eğitimi alan 475 öğrenciye ulaşılmıştır. Öğrencilerin Türkçe seviyeleri en az B1 ve üzeri seviyelerdir. Bektaş (2004) tarafından geliştirilen, 12 maddeden oluşan Kültürel Uzaklık Ölçeği ve Altunkaya ve Boylu (2019) tarafından geliştirilen Motivasyon Engelleri Ölçeği katılımcılara uygulanmıştır. Araştırma verileri toplandıktan sonra önce betimsel analiz yapılmıştır ardından ilişkisel ve regresyon analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin kültürel uzaklık algısı ile motivasyon engellileri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgulara göre araştırmaya katılım gösteren öğrencilerin kültürel uzaklık algısı artış gösterdiği durumlarda motivasyon engellerinin de artış gösterdiğini belirtmektedir. Sonuç olarak araştırmada elde edilen verilerin analiz sonuçlarına dayanarak kültürel uzaklık algılarının yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin motivasyon engellileri üzerinde etkili olduğu söylenebilir.Language, an element of culture, is a living entity that constantly develops/changes. Language creates common feelings and thoughts among the members of the society. The culture of a society is transmitted to subsequent generations mostly through language; In other words, language is a carrier of culture. Language is the language that gives dynamism to culture and has an important function in interaction, and it is an important tool of interaction in terms of its function. While learning a language, we gain information about the culture of that language and we begin to live in that culture. As we continue to live with the culture, we may encounter various motivational obstacles. The main motivational obstacle experienced by people from different cultures in learning a foreign language will undoubtedly be the effect of cultural differentiation. This differentiation can have an impact on people from different cultures learning a foreign language. The purpose of this research is to determine the relationship between cultural distance perceptions and motivational barriers of students learning Turkish as a foreign language. In this context, 475 students studying Turkish as a foreign language in various institutions in Turkey were reached. Students' Turkish level is at least B1 and above. The Cultural Distance Scale, consisting of 12 items, developed by Bektaş (2004) and the Motivational Barriers Scale, developed by Altunkaya and Boylu (2019), were applied to the participants. After collecting the research data, first a descriptive analysis was made, then relational and regression analyzes were made and the results were interpreted. According to the results obtained; It was determined that there was a positive and significant relationship between the perception of cultural distance of those learning Turkish as a foreign language and those with motivational disabilities. These findings indicate that when the perception of cultural distance of the students participating in the research increases, motivational barriers also increase. As a result, based on the analysis results of the data obtained in the research, it can be said that cultural distance perceptions have an impact on the motivationally disabled students who learn Turkish as a foreign language