Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
Not a member yet
    8560 research outputs found

    The effect of multitasking and career adaptability on cooking skills: A study on culinary students

    Get PDF
    Aşçılık eğitimi alan ön lisans ve lisans öğrencilerinin temel mutfak beceri ve yetilerini ifade eden pişirme yetkinliklerine çoklu görev ve kariyer uyum yeteneklerinin etkisinin araştırılması bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda ilgili literatürde daha önce yapılmış olan çalışmalarda güvenirliliği ve geçerliliği test edilmiş ölçekler derlenerek anket formu oluşturulmuştur. Oluşturulan anket formu basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak mevcut eğitim-öğretim yılında aktif olarak yükseköğretim kurumlarında aşçılık eğitimi alan 482 ön lisans ve lisans öğrencisine online olarak uygulanmıştır. Hipotezler, Kısmi En Küçük Kareler-Yapısal Eşitlik Modellemesi (KEKK YEM) ile test edilmiştir. Hem ölçüm (dış) model hem de yapısal (iç) model kullanılarak veriler iki aşamada incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, çoklu görevin ve kariyer uyum yeteneği olarak kaygının pişirme yetkinlikleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Kariyer uyum yetenekleri olarak kontrol, merak ve güven düzeylerinin öğrencilerin pişirme yetkinlikleri üzerinde etkisi saptanamamıştır.The main purpose of this study is to investigate the effects of multi-tasking and career adaptability on the cooking competencies of associate and undergraduate students who will form the workforce of the sector in the coming years. In this direction, the scales whose reliability and validity were tested in previous studies in the relevant literature were compiled in accordance with the purpose and a questionnaire form was created. The created questionnaire was applied online to 482 associate degree and undergraduate students’ actively studying culinary education in higher education institutions in the current academic year using simple random sampling method. The hypotheses were tested with Partial Least Squares Structural Equatıon Modeling (PLS-SEM). Data were analyzed in two stages, using both the measurement (external) model and the structural (internal) model. According to the findings obtained as a result of the analyzes carried out, it was determined that multitasking and concern as career adaptability had a positive and significant effect on cooking skills. As career adaptability abilities, the effects of control, curiosity and confidence levels on students' cooking skills were not determined

    The relationship between faith motivation and tourism

    No full text
    Belief is a natural impulse that forms the basis for self-actualization and devotion in the human journey of existence. There are motives arising from various wishes and needs under the direction of a person, whose behavior is quite complex, to a meaningful and specific action. Regardless of the individual’s belief orientation, he/she has needed holy places existentially. Since the existence of mankind, she/he has revealed concrete elements that are called cultural heritage today such as temples, mosques, tombs, statues, idols, altar vessels, which represent religion in line with the beliefs...

    The effect of work value perceptions and person organization fit on job satisfaction of X and Y generation employees in hospitality businesses

    No full text
    Turizm emek-yoğun bir sektör olması münasebetiyle makinelerden ziyade insan gücüyle varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle turizm sektöründe ağırlanan konuklar kadar işgörenlerin de tatmin edilmesi oldukça önemlidir. İşgörenlerin tatmin edilmesinde ücret, terfi imkânı, çalışma koşulları ve yönetim tarzı gibi faktörler etkili olmakla birlikte; işgörenlerin çalışma değer algıları ile birey-örgüt arasındaki uyum iş tatminini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları ile birey-örgüt uyumlarının iş tatmini üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda literatür ışığında araştırma hipotezleri geliştirilmiş ve kuramsal bir model oluşturulmuştur. Araştırmanın teorik kısmında detaylandırılan kuşaklar, çalışma değer algısı, birey-örgüt uyumu ve iş tatminine ilişkin önermelerin ampirik bazda çözülmesi amacıyla, alan araştırması yapılmış ve veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çerçevede Mersin ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmelerinden 17 Temmuz 2022 tarihi ile 30 Eylül 2022 tarihleri arasında 471 personele ulaşılarak veri toplanmıştır. Anket formunda katılımcıların demografik özelliklerine (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem), çalışma değer algılarına, birey-örgüt uyumlarına ve iş tatminine ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, uygun analiz programları kullanılarak güvenilirlik ve geçerlilik testleri yapıldıktan sonra frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır. Konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatminine ilişkin keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, daha sonra çalışma değer algıları ile birey örgüt uyumu arasındaki ilişkiyi ve etkiyi tespit etmek için de kısmi korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgulara göre, X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları, birey-örgüt uyumları ve iş tatmini düzeylerinin 0,05 anlamlılık düzeyinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca konaklama işletmelerinde X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algısı ile birey-örgüt uyumu arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu, yine birey-örgüt uyumunun iş tatmini üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak X ve Y kuşağı çalışanlarının çalışma değer algıları iş tatminini kısmen etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.Due to the fact that tourism is a labor-intensive sector, the tourism industry strives to survive with human power rather than machinery. For this reason, it is very crucial to meet the needs of the employees as well as the guests hosted in the tourism sector. While factors such as wages, promotion opportunities, working conditions and management style are effective in the satisfaction of the employees, the employees' perceptions of work value and the person-organization fit affects job satisfaction significantly. In this context, the aim of the research is to reveal the effect of X and Y generation employees' work value perceptions and person-organization fit on their job satisfaction in hospitality businesses. For this purpose, research hypotheses were developed in the light of the literature and a theoretical model was created. In order to empirically resolve the propositions regarding generations, work value perception, person-organization fit and job satisfaction were detailed in the theoretical part of the research, and then a field study was conducted and data were collected using questionnaire technique. Convenience sampling method, one of the non-probability sampling methods, was actualized in the research. The population of the research consists of hospitality businesses operating in Mersin. In this framework, 471 personnel were reached and data were collected from the hospitality businesses operating in Mersin between 17 July 2022 and 30 September 2022. In the questionnaire form, there are expressions related to the demographic characteristics of the participants (age, gender, education level, seniority), perceptions of work value, person-organization fit and job satisfaction. Frequency, arithmetic mean and percentage distributions were calculated after the reliability and validity tests of the data obtained as a result of the survey study were carried out using appropriate analysis programs. Exploratory and confirmatory factor analyzes were conducted regarding the work value perceptions, person-organization fit and job satisfaction of X and Y generation employees in hospitality businesses. Next, partial correlation analysis and multiple regression analyzes were performed to determine the relationship and effect between the perceptions of work value and person-organization fit. According to the findings, it has been determined that the work value perceptions, person-organization fit and job satisfaction levels of the X and Y generation employees differ at a significance level of 0.05. In addition, there is a positive and significant relationship between X and Y generation employees' perception of work value and person-organization fit in hospitality businesses. Again, it has been found out that person-organization fit has a positive and significant effect on job satisfaction. Finally, it was concluded that the work value perceptions of the X and Y generation employees partially affect the job satisfaction

    Ukrainians' problems, arising from Ukrainian-Turkish language differences in the process of learning Turkish

    No full text
    İçinde bulunduğumuz çağın hızla gelişen bilim ve teknolojilerine ayak uydurabilmek; günümüz dünyasının çağdaş bireylerden talep ettiği özelliklere uyabilmek; gerek iş gerekse eğitimde daha iyi imkânlara sahip olabilmek için ana dilinden başka ikinci ve hatta üçüncü dile hâkimiyet kazanmak neredeyse şart hâline gelmiştir. Türkçe de, konuşulduğu ülkenin istikrarlı gelişimi, birçok alanda sahip olduğu başarılar ve uluslararası arenada yıllardan beri merkezi konuma sahip olması sayesinde yabancılar tarafından yoğun olarak tercih edilen bir dil olmuştur. Yüzyıllardan beri süregelen Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, özellikle son on yıllarda daha da önem kazanmıştır. Ukrayna'nın da Türkçenin çok talep gördüğü ülkelerden biri olduğu; Türkçeyi farklı nedenlerden ötürü öğrenmek isteyen Ukraynalıların sayısının giderek artış gösterdiği bir gerçektir. Ancak Ukrayna ve Türk dillerinin, kökenleri ve yapıları itibarıyla birbirinden, dil öğrenimini büyük ölçüde zorlaştırabilecek ve birçok hataya neden olabilecek farklı düzeylerde pek çok sayıda farklılığı bulunmaktadır. Ana dili Ukraynaca olup Türkçe öğrenecek ya da öğrenmekte olanların bu dil farklılıklarını bilmelerinin verimli dil öğreniminin sağlanması açısından çok önemli olduğuna inanılmaktadır. Çalışmada, Ukrayna'nın çeşitli üniversitelerinde Türkçe öğretmenliği yapmış ya da hâlihazırda yapmakta olan eğitmenlerin Ukraynalıların Türkçe öğrenme sürecinde Ukraynaca-Türkçe dil farklılıklarından kaynaklanan sorunlarına ilişkin görüşleri derlenip elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile incelenip Ukraynalılara Türkçe öğreniminde yardımcı olabilecek önerilerin şekillendirilmesi amaçlanmaktadır. Elde edilen bulgular ve önerilerin Türkçeye başlayacak ya da devam etmekte olan Ukraynalılar ve ayrıca ana dili Türkçe olup Ukraynaca öğrenmek isteyenler için faydalı olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde konu ile ilgili, Türkçe ya da Ukraynaca öğrenenler yahut alana ilgi duyanlar için faydalı olacağı düşünülen bazı teorik bilgilere yer verilmiştir. Bunların arasında Ukraynaca ve Türkçenin Tarihi, Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi ve Tarihçesi, Ukraynaca ve Türkçe Dil Bilgilerinin İncelenmesi gibi konular yer almaktadır. Çalışmanın son iki bölümünde, Ukrayna üniversitelerinde Türkçe eğitimi veren öğretmenler ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde elde edilen bulgular; Ukraynalıların Türkçe öğrenme sürecinde sıklıkla yaşadıkları zorluklara ilişkin görüşler ve çözüm önerileri; Ukraynaca ile Türkçenin arasındaki ciddi farklılıkları olan ve dolayısı ile çokça zorlanılan konular ve kısa açıklamaları bulunmaktadır.In order to keep up with the rapidly developing sciences and technologies of the age we live in, to comply with the characteristics that today's world demands from modern individuals, and to have better opportunities both in business and education, it has become almost obligatory to master a second and even a third language other than one's mother tongue. Turkish has also become a language that is highly preferred by foreigners thanks to the steady development of the country where it is spoken, its' achievements in many fields, and its' central position in the international arena for many years. The teaching of Turkish as a foreign language, which has been continuing for centuries, has gained more importance, especially in recent decades. It is a fact that Ukraine is one of the countries where Turkish is in high demand and the number of Ukrainians who want to learn Turkish for different reasons is rapidly increasing. However, Ukrainian and Turkish languages have many differences in their origins and structures at different levels, which can greatly complicate language learning and cause many mistakes. It is believed that it is very important for native speakers of Ukrainian who are going to learn or are learning Turkish to know these language differences in order to ensure efficient language learning. In this study, it is aimed to compile the opinions of instructors who have taught or are currently teaching Turkish at various universities in Ukraine on the problems of Ukrainians arising from Ukrainian-Turkish language differences in the process of learning Turkish, to examine the data obtained by descriptive analysis method and to formulate suggestions that can help Ukrainians in learning Turkish. It is thought that the findings and suggestions obtained will be useful for Ukrainians who are starting or continuing to learn Turkish and also for those whose mother tongue is Turkish and who want to learn Ukrainian. In the second part of the study, some theoretical information on the subject, which is thought to be useful for those who learn Turkish or Ukrainian or who are interested in the field, is given. Among these are subjects such as the history of Ukrainian and Turkish, teaching Turkish as a foreign language and its history, and analyzing Ukrainian and Turkish grammar. In the last two chapters of the study, the findings obtained as a result of interviews with teachers teaching Turkish at Ukrainian universities, their opinions on the difficulties that Ukrainians often experience in the process of learning Turkish, and suggestions for their solutions, topics that have serious differences between Ukrainian and Turkish and therefore have a lot of difficulties, along with their short explanations were given place

    İ‘râb olgusunu öğretme tekniği

    No full text
    Diğer dillerde olduğu gibi Arap dilinin de temel birimi sözcüklerdir. İsim, fiil ve harflerden oluşan bu sözcükleri, anlamları açısından ele alan bilim dalı sözlüktür. Sözcükler, yapıları bakımından sarfın, cümle içerisinde dizilim ve konumları yönünden ise nahiv ilminin konusu olurlar. İstenen mesajı, estetik bir şekilde ortama uygun olarak karşı tarafa iletebilme yeteneği bakımından belâgat ilminin kapsamı alanına girerler. Duygu ve düşünceleri farklı üsluplarla dile getirebilme bakımından da sözcükler, beyân ilminin konusunu teşkil ederler. Cümle içerisinde yapılan takdim-tehir, hazif, icâz-itnâb vb. tasarım yönünden me‘ânî ilminin muhtevası olurlar. Şekilsel ve estetik güzellikler gibi yönlerini ortaya çıkartma açısından bedî‘ ilminin müştemilatı olurlar. Arapçanın da mensup olduğu Sâmî dil ailesine ait alfabelerde sesli harflerin büyük bir kısmı ve yardımcı fiiller bulunmazlar. Bu nedenle Arap dilinde metinlerin doğru okunabilmesi meşakkat haline dönüşmüştür. Bundan dolayı sözcüklerin cümle içerisinde bulundukları konumları gereğince son harflerinde oluşan değişim ve dönüşümü inceleyen i‘râb disiplinin geliştirilmesine gereksinim duyulmuştur. Nahiv ilminin eğitimi ve öğretimi boyunca ayrılmaz ikizi haline gelen i‘râb, Arap dilinde adeta yetenek ve uzmanlaşmanın göstergesi haline gelmiştir. Bu minvalde i‘râb, kullanım alanları genişleyerek tefsir, hadis, şiir ve düz yazıların anlaşılması için vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Özellikle Kur’ân’ın iyi anlaşılması için başından sonunda kadar i‘râbını irdeleyen İ‘râbu’l-Kur’ân türünden müstakil tefsirler kaleme alınmıştır. Bunların en bilineni ise Zeccâc’ın (öl. 311/923), Me‘âni’l-Kur’ân ve i‘râbuh isimli eseri olmuştur. Böylece ehemmiyet arz ettiği görünen i‘râb ilminin, doğru bir yöntemle öğretilmesi de son derece önemli olduğu görülmüştür. Bu kapsamda ülkemizde de günümüz öğrencilerin dikkatlerini çekerek kolay ve anlaşılır bir üslupla irap ilminin anlatılmasına ihtiyaç hasıl olduğu düşünülmüştür. Bu münasebetle günümüz hedef kitlesinin anlayış dünyasına münasip bir dil ve teknikle i‘râb olgusunun anlatılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda i‘râb, binâ, mu‘rab ve mebni konuları kısaca aktarıldıktan sonra, sözcükler sayı açısından ele alınmıştır. Konunun anlaşılması için sırasıyla Arap dilinde Sözcükler, Sözcük Türleri, Sayı Açısından Sözcükler, Merfu, Mansûb, Mecrûr ve Meczûmlar anlatılmıştır. İ‘râbın göstergeleri hakkında gerekli bilgiler verildikten sonra, ana hatlarıyla i‘râb olgusunu öğretme tekniği hakkında önemli husus ve yöntemlere yer verilerek çalışma bitirilmiştir

    Effect of aviation industry on economic performance

    No full text
    Havacılık sektörü çağımızın ve geleceğimizin en önemli yapı taşlarından birisidir. Aynı zamanda ülkeler, iktisadi olarak büyüme ve ekonomik performans kriterlerini sürekli olarak iyileştirmeye çabalamaktadır. Bu araştırmada havacılık sektörü ve ekonomik performans kriterleri ilişkisi araştırılmaktadır. Çalışmada gözlem grubu olarak G-7 ekonomileri ve dönem olarak ise 1997-2020 incelenmiştir. PVAR ekonometrik metodolojisinin ve Granger nedensellik tahmininin kullanıldığı ampirik analizde iki farklı model oluşturulmuştur. Model 1 ilk grup ekonomik performans kriterleri olarak kişi başı gelir, ticaret ve istihdam değişkenlerinden oluşmaktadır. İkinci grup ekonomik performans kriterleri olarak ise Model 2 oluşturulmuştur. Model 2'de döviz kuru, doğrudan yabancı yatırımlar ve ödemeler dengesi kullanılmıştır. Her iki modelde de hava taşımacılığı bağımlı değişken olarak CO2 ise kontrol değişkeni olarak yer almaktadır. Katsayı ve nedensellik tahminlerine göre Model 1 için; havacılık sektörü ve büyüme arasında iki yönlü ve istatistiki olarak anlamlı pozitif ilişki belirlenmiştir. Diğer taraftan havacılık sektörü ile ticaret ve CO2 arasında pozitif, istihdam ile negatif ilişki belirlenmiştir. Model 2 tahminlerine göre ise döviz kuru havacılık sektörünü negatif etkilemektedir. Ancak havacılık sektörü doğrudan yabancı yatırımları ve ödemeler dengesine pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkide bulunmaktadır. Aynı zamanda havacılık sektörü CO2 emisyonunu da pozitif yönde etkilemektedir. Ampirik sonuçlara göre G-7 ekonomilerinde havacılık sektörü ekonomik performans kriterleri üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir ve büyümenin dinamikleri arasında yer almaktadır. Bu sebeple gözlem ülkelerinde havacılık sektörüne yapılan yatırımların arttırılması ve öncelikli alan olarak belirlenmesi oldukça önemlidir.The aviation industry is one of the most important building blocks of our age and future. At the same time, it strives to continuously improve the economic growth and economic performance criteria of countries. In this research, the relationship between the aviation industry and economic performance criteria is investigated. In the study, G-7 economies as the observation group and 1997-2020 as the period were examined. Two different models were created in the empirical analysis using PVAR econometric methodology and Granger causality estimation. Model 1 consists of per capita income, trade and unemployment variables as the first group of economic performance criteria. Model 2 was formed as the second group of economic performance criteria. Exchange rate, foreign direct investment and balance of payments are used in Model 2. In both models, air transport is the dependent variable and CO2 is the control variable. According to the coefficient and causality estimates for Model 1; A two-way and statistically significant positive relationship was determined between the aviation sector and growth. On the other hand, a positive relationship was determined between the aviation sector, trade and CO2, and a negative relationship with unemployment. According to Model 2 estimations, exchange rate affects the aviation industry negatively. However, the aviation sector has a positive and statistically significant effect on foreign direct investments and the balance of payments. At the same time, the aviation industry has a positive impact on CO2 emissions. According to the empirical results, the aviation sector has an improving effect on the economic performance criteria in the G-7 economies and is among the dynamics of growth. For this reason, it is very important to increase the investments made in the aviation sector in the observation countries and to determine it as a priority area

    Xi Jinping Döneminde Tek Çin Politikası ve Tayvan

    No full text
    ABD ile her alanda küresel güç rekabetini yürüten Çin, kendi siyasi sorunlarını iç işleri olarak nitelendirmiş ve diğer ülkelerin söylem ve eylemleriyle bu konulara dahil olmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Bu noktada özellikle ön plana çıkan ve küresel politikada sıklıkla gündem olan Tayvan sorunu, Çin dış politikasında önemli bir “test” olmayı sürdürmüştür. ABD-Çin arasındaki gerginliği tırmandırabilme potansiyeline sahip olan Tayvan, Çin açısından Tek Çin politikası çerçevesinde uzun yıllardır gündemde kalmaya devam etmiştir. Çin’in Tayvan konusunda bazen Tek Çin amacı doğrultusunda sert güce veya askeri seçeneklere başvuracağını açıklaması sorunun ciddiyetini de göstermektedir. Çin’in kuruluşundan beri devam eden Tayvan sorunu, Xi Jinping döneminde de benzer şekilde sıklıkla gündeme gelmiştir. Çin’in en önemli liderlerinden biri olarak Xi’nin, Tayvan sorununu tamamen çözmesine yönelik önemli bir beklenti vardır. Xi’nin Tayvan politikasında Çin’in askeri gücünü, ABD ile rekabetini, Tayvan’ın ekonomik ağırlığını ve Çin’in küresel imajını dikkate alarak hareket ettiği görülmüştür. Çalışmada ilk olarak Tek Çin politikasının tarihsel süreci ve Çinli liderlerin politika hakkında söylemleri sonraki bölümde ise Xi dönemine odaklanılarak bu dönemdeki gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmada, Tek Çin politikasının Çin’e siyasi olarak katkı sağlamaktan ziyade, Çin dış politikasında çözülemeyen krizlere neden olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda, Çin’in özellikle Xi gibi güçlü bir lidere sahip olduğu bu dönemde Tayvan gibi uzun yıllara dayanan sorunlarını çözmedikçe yani Tek Çin söylemini eyleme dönüştürmedikçe sorunlarının devam edeceği ifade edilmiştir

    Exploring host-guest interaction on Airbnb

    Get PDF
    This study aims to examine the reviews of guests who had Airbnb experience in Mexico City, Athens, and Tokyo in terms of host-guest interaction. In this way, we intend to interpret guest's experience, satisfaction, recommend and revisit intention phenomenon in terms of depth and breadth of host's sincerity.We adopt an interpretive approach and a mixed method. That is, the study combines topic extracting technic by employing online secondary big data and explicating emerging themes and patterns. The paper highlights firstly sincerity of communication in sentences with host name emphasized. On the other hand, the host's responsive and communicative nature improves friendliness over time, which affects experience, satisfaction, recommend and revisit. Finally, Airbnb hosts are intermediator of local culture.In our research, a lexicon specific to our research topic (guest-host communication) was created by using topic extraction, Tf*Idf and named entity extraction techniques. The created lexicon can be used in other studies in this field. Furthermore, we conclude that using hosts’ name in reviews by guest an important attribute of interaction.Findings from this study provides important managerial implications for hospitality industry and Airbnb hosts who attempt to interact with guest accurately. Thence the study suggests a communication should enclose diverse and accurate information, host should pay attention to be friendly and communicative, respond as quickly as possibl

    Afet sosyal bilim araştırmalarında bir ‘Epistemik Cemaat’: Latin Amerika’da LA RED

    Get PDF
    LA RED (Latin Amerika'da Afetlerin Önlenmesine İlişkin Sosyal Araştırmalar Ağı) sosyal bilim alanlarında afet araştırmalarını teşvik etmeye ve yaygınlaştırmaya adanmış bir bilim insanları topluluğudur. Toplumsal kırılganlığı kavramsal başlangıç noktası alan öncü bir araştırma ve eylem ağı olarak LA RED’in afet ve risk araştırmaları dünyasında önemli bir yeri vardır. Bu topluluğun aşağıdaki katkıları, getirdiği kavramsal yenilikler ve ufuk açıcı görüşleri afetlerin sosyal boyutlarını, afet riskini ve bunların yönetimini düşünmenin ve anlamanın alternatif bir yönteminin yolunu açmıştır: (1) afetlerin sosyal inşası; (2) afet riski, kalkınma ve çevre arasındaki içkin bağ; (3) küçük ve orta ölçekli afetlerin ve kapsamlı ve yoğun risklerin önemi; (4) yerel düzeyde afet risk yönetimi ve (5) bütünleşik afet risk araştırması ve afetlerin adli incelemeleri. Bu perspektiflerin birleşmesi sonucunda, entelektüel bir afet araştırmacıları topluluğu ortaya çıkmıştır. Ağ, afet risklerinin toplumsal yorumlarının yaygınlaştırılmasında ve doğal tehlikelerden sosyal savunmasızlığa paradigma kaymasında kilit bir rol oynamıştır. İkincil literatüre dayanan bu araştırma bir epistemik cemaat olarak LA RED’in afet sosyal bilim araştırmaları içindeki yerini, ağın yapısını, araştırma gündemini, ufuk açıcı görüşlerini, kıtada ve dünyada afet çalışmalarına önemli katkılarını, 1992’de başlayan tarihsel ve düşünsel serüvenini incelemektedirLA RED (Network of Social Studies in the Prevention of Disasters in Latin America) is a community of scientists dedicated to promoting and disseminating disaster research in the fields of social science. As a pioneering research and action network that takes social vulnerability as a conceptual starting point, LA RED has an important place in the disasters and risks research world. This community's following contributions, conceptual innovations and seminal views have paved the way for an alternative method of thinking and understanding about social dimensions of disasters, disaster risk, and disaster management: (1) the social construction of disasters; (2) the inherent connection between environment, development and disaster risk; (3) small and medium-sized disasters and comprehensive and intensive risks; (4) local disaster risk management and (5) integrated disaster risk research and forensic inspections of disasters. The combination of these perspectives has resulted in an intellectual community of disaster researchers.The network has played a foundational role in mainstreaming social interpretations of disaster risks and in the paradigm shift from natural hazards to social vulnerability. This article, based on secondary literature, investigates the distinct contributions of LA RED to disaster social science research as an epistemic community, its place, structure, research agenda, seminal notions, and the historical and intellectual expedition that began in 1992

    Perinatal dönemdeki kadınlara yönelik afetlerde psikolojik ilk yardım

    No full text
    Giriş ve Amaç: Perinatal dönemdeki kadınlar afet veya pandemi gibi toplumsal felaketlerden etkilenen en savunmasız gruplar arasındadır. Afetler yoğun ve ani sıkıntı yaratma kapasitesine sahiptir ve potansiyel olarak kadının başa çıkma yeteneğini alt üst edebilir. Perinatal dönemdeki kadınların sağlıklı başa çıkma ve stres yönetimini teşvik edecek şekilde desteklenmesi için psikolojik ilk yardım çok önemlidir. Afette psikolojik ilk yardım travmatik olayların neden olduğu ilk sıkıntıyı azaltmak ve kısa ve uzun vadeli uyarlanabilir işlevselliği ve başa çıkmayı teşvik etmek için tasarlanmış kanıta dayalı müdahaleleri içermektedir. Bu derlemede perinatal dönemdeki kadınlarda afetlerde psikolojik ilk yardımın önemi ve ilkelerinin tartışılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma literatürün bütünleştirici bir derlemesidir. Bulgular: Bu derlemede toplum barınaklarında, sahra hastanelerinde ve akut bakım ortamlarında perinatal dönemdeki kadınlara ve ailelerine hizmet sunan hemşirelerin psikolojik ilk yardım ilkeleri (i) İletişim ve Katılım, (ii) Güvenlik ve Kontrol, (iii) Stabilizasyon, (iv) Bilgi Toplama: Güncel İhtiyaçlar ve Endişeler, (v) Pratik Yardım, (vi) Sosyal Destekler ile Bağlantı, (vii) Başa Çıkma Hakkında Bilgi, (viii) Ortak Hizmetlerle Bağlantı Kurma başlıkları altında incelenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Afetlerde perinatal hizmetlerin sunumunda psikolojik ilk yardım ilkelerinin hemşirelik müdahalelerinde kullanılması empatik ve pragmatik bir yaklaşım ile kadınların ve ailelerinin başa çıkma becerilerini yeniden kazanmalarını ve iyileşmeye başlamalarını sağlamak için gereklidir. Hemşirelerin afette psikolojik ilk yardım konusunda eğitimi, hemşireleri afete hazırlığını güçlendirmek ve en iyi uygulamaları perinatal popülasyonların benzersiz ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde uyarlamak için önerilmektedir

    2,905

    full texts

    8,560

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇