Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Heterodoks faiz politikasının döviz kuru, enflasyon, cari denge ve cds üzerindeki etkilerinin Pareto yaklaşımı ile analizi
Beklenmedik bir şokla dünyada neredeyse tüm alanları etkisi altına alan Covid-19 küresel pandemi süreci, ekonomi politikalarını da derinden etkilemiştir. Sürecin başında, talep yetersizliği ve
durgunluk endişeleri ile helikopter para politikaları olarak ifade edilen genişletici para ve maliye
politikalarına çok hızlı bir geçiş olmuştur. Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları sonucunda yüksek
olasılıkla enflasyon doğuracak politikaları tahmin etse de bunun ılımlı ve kontrollü olacağı beklentisitaşımaktaydı. Fakat 2022 yılına gelindiğinde özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyon verileri tarihi
rekorlar kırmıştır. Bu sorunlara eş zamanlı olarak eklemlenen Rusya-Ukrayna Savaşı, aksayan Çin
aramalı üretimi, petrol ve gıda fiyatlarındaki artışlar nedeniyle rijit dezenflasyonist faiz politikalarına çekimser yaklaşılmış, politika faizlerinde daha itidalli yükselişler olmuştur. Olası küresel resesyon ve stagflasyon endişeleriyle yumuşak geçişler öngörülürken enflasyonist baskı halen devam etmektedir. Son olarak ABD‘de SVB Bankasının batması, Lehman Brothers tecrübesi nedeniyle kaygıları artırmış olsa da, FED ve gelişmiş ülke merkez bankaları gelişmeler doğrultusunda
Ortodoks ekonomi politikalarına devam etmektedir.
Özellikle son üç yıldaki gelişmeler Türkiye açısından ele alındığında, her dönemde TCMB politikalarının diğer merkez bankalarından negatif yönde ayrıştığı görülmektedir. Pandemi başlangıcında
çok yüksek bir faiz artırımına gidilirken, pandemi sonuna doğru ise neredeyse dünyanın en yüksek enflasyona rağmen politika faizinde indirime gidilmiştir. Türk lirasının önemli değer kaybıyla
yaşanan kur şokunun kısa sürede enflasyona yansıdığı görülmüş fakat faiz politikasından vazgeçilmeyerek, heterodoks politikalar uygulanacağı ilan edilmiştir. Nitekim fiyat ve ücret sabitlemeleriyle de gelirler politikası da heterodoks politikalara evrilmiştir. Yeni ekonomi modeli olarak
deklare edilen bu modelin reel efektif döviz kuru kanalı ile cari denge üzerinde, KKM uygulamalarıyla ise bütçe dengesi üzerindeki negatif baskı oluşturduğu net olarak gözlenmektedir. Nihayetinde genişletici negatif reel faiz politikasının, Türkiye’nin kronik sorunu haline gelen üçüz açıklar
üzerinde daha fazla derinleşmeye neden olduğu düşünülmektedir.
Çalışmada, reel politika faizlerinin ve reel efektif döviz kurunun ve Akçayır (2022) çalışmasında
önerilen derecelendirilmiş üçüz açık endeksi üzerindeki etkisi 1998-2022 yıllarına ait çeyreklik
verileriyle ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Birim kök analizleri hem Christopoulos- LeónLedesma (2010) Fourier-ADF, hem standart ADF testleri ve KPSS testi ile yapılmış, sınır testi ve
ARDL prosedürü uygulanmıştır. Seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Toda- Yamamoto ve Dolado- Lütkepohl (1996) testleri ile araştırılmış ve nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Uzun dönemde, reel politika faizindeki 100 baz puanlık artışın üçüz açık endeks değerini 0. 20 oranında artırdığı, reel efektif döviz kurundaki %1‘lik azalışın ise üçüz açığı yaklaşık 3 birim azalttığı sonucuna
ulaşılmıştı
Syntactic and semantic view of dative case suffix in chaghatai Turkish
Dünyayı algılayış biçimimiz, zihnin süzgecinden geçtikten sonra dil
ile somut hâle gelir. Duygu ve düşüncelerin ifadesi, dili oluşturan birimlerin
söz dizimi kurallarına göre bir araya gelerek birbirleriyle etkileşimleri
sonucu gerçekleşir. Ancak sınırlı sayıdaki dil birimlerinin sınırsız sayıdaki
duygu ve düşünceleri ifade edebilmesinin imkânsızlığı, dil birimlerine
birden fazla işlev yükleme zorunluluğunu ortaya çıkarır. Dilin çok işlevli
birimlerinden biri de eklerdir. Ekler, kelimeler arasında kurdukları söz
dizimsel ve anlam bilimsel ilişkilerle kelime grubu ve cümle biçiminde
söz dizimsel yapıların oluşmasını sağlayan dil birimleridir.
Türkçenin işlevsel dil birimlerinden olan hâl ekleri, isimlerle diğer
kelimeler arasında bağlantı kurarak zaten tek başlarına bir anlam alanına
sahip olan isimlerin aynı zamanda söz diziminin de bir parçası olmalarını
sağlar. Hâl eklerinden biri olan yönelme hâli eki de temel işlevi olan yönelme,
yaklaşma, yön bildirme işlevinin yanı sıra zaman, sebep, amaç, istek
vb. anlam ilgileriyle sonuna geldiği kelimelerin cümlede söz dizimsel
görevler üstlenmesini yani cümlenin yönetici ögesine bağlı bir tamlayıcı
ögesi olmasını sağlar.
Bu doğrultuda yönelme hâli ekinin Çağatay Türkçesindeki söz dizimsel
ve anlam bilimsel işlevlerini tespit etmek amacıyla hazırlanan bu
çalışmada, ekin anlam bilimsel işlevleri, kurduğu söz dizimsel yapılar
doğrultusunda incelenmeye çalışılmıştır. Çağatay Türkçesiyle yazılmış eserlerde yönelme hâli ekinin başlıca görevi; isimleri, isim, fiil ve edat
türünden kelimelere bağlayarak söz dizimsel görevler üstlenmesini yani
cümlenin veya kelime grubunun zorunlu veya seçimlik bir ögesi olmasını
sağlamaktır. Yönelme hâli eki, bu dönem eserlerinde yer, yön, yönelme
bildiren, yaklaşma ifade eden temel işlevinin yanı sıra kelimeler arasında
amaç, sebep, durum, zaman, içinlik, mahsusluk, mensupluk, görelik, değer,
bedel, karşılık, üstünlük, karşılaştırma, vasıta, zamanda ve mekânda
sınırlama, bulunma, çıkma gibi türlü anlam ilgileri oluşturmuştur. Ek, bu
işlevlerini kimi zaman bağlandığı köre, ḳarşu, tėgrü, dėgin, dėginçe, tėgi
vb. edatlarla birlikte yerine getirmiştir
Dynamic modality category in Sakha (Yakut) Turkic
Orhun Türkçesinde u- fiili ile sağlanan yeterlilik anlamı çağdaş lehçelere kadar devam eden süreçte bol-, bil-ve al- fiilleriyle de ifade edilir olmuştur. Çağdaş lehçelerde bu fiillerin kullanımı devam etmiş ancak Özbek, Hakas ve Çuvaş Türkçelerinde aynı anlam ve işlevde farklı fiiller de kullanılmaya başlanmıştır. Saha Türkçesinde ise bu farklılaşma had safhaya varmıştır. Bu çalışmada yapılan inceleme neticesinde yeterlilik ifadesi taşıyan toplam üç fiil (sataa-, kıay-, tabılın-) ve iki sıfat (söp ve kıaxtaax) tespit edilmiştir. Her biri yeterliliğin ifade ettiği “iktidar/güç, ihtimal, imkân/mümkün ve izin/yasak” anlamlarından birini/birkaçını ihtiva etmekte olup yapı olarak kullanım şekillerinde de farklılık söz konusudur. Fiillerden sataa- ve kıay- ana fiilden önce gelmekte ve zarf fiil ekini almaktadır. Bu durum alışılmış birleşik fiil kullanımdan farklılık göstermesi bakımından dikkat çekmektedir. Bir başka dikkat çeken husus ise fiiller daha çok olumsuz anlam içerisinde kullanılırken sıfatlar olumlu anlamları ifade etmek için kullanılmaktadır. Ayrıca yeterlilik yapısının teşkilinde sıfat kullanılması Saha Türkçesine has karakteristik bir özellik olarak göze çarpmaktadır.
Saha Türkçesi gramer kitaplarında yeterlilik kategorisi adı altında bir başlık olmaması dolayısıyla bu çalışmada yeterlilik ifade eden unsurlar çeşitli gramer kitapları, sözlükler, edebî eserler ve daha önce tarafımızdan yapılan çalışmalardaki verilerden hareketle tespit edilmiştir. Tespit edilen fiil ve sıfatlar ayrı ayrı ele alınarak taranan eserlerde ifade ettiği anlamlar tespit edilmiş ve her biri ile ilgili örnek cümleler verilmiştir. Bu fiil ve sıfatların kendisinden önceki veya sonraki fiil ile hangi ekleri aldığına göre kendi içerisinde gramatikal bir tasnife tabi tutulmuştur. Bulgular sonuç kısmında değerlendirilmiştir
Toledo çevirmenler okulu ve Avrupa üzerine etkisi
Tercüme faaliyetleri, geçmişten günümüze kültürlerarası bir etkileşim yolu olup, medeniyetlerin
birbirleriyle olan münasebetlerini ve etkileşimlerini sürdürmelerine ön ayak olmuştur. Bu etkileşim
sayesinde bilimsel faaliyetlerin ve nihai olarak da toplumların gelişimi hedeflenmiştir. Değerlendirdiğimiz
Toledo Çevirmenler Okulu da Endülüs medeniyetinin bilgi birikiminin Avrupa’ya taşınmasında çok önemli
bir yere sahip olmuştur. Nitekim burada gerçekleşen Arapçadan muhtelif dillere çeviri faaliyetleri sayesinde
Batı’nın Rönesans’ı gerçekleşmiş ve yıllardır kilise tahakkümü altında ezilen bilim adamları derin bir nefes
almıştır. Batı medeniyetinin oluşumunda İslam’ın yadsınamaz etkisi, günümüzde de birçok araştırmacı
tarafından bilinen bir husustur. Pekâlâ, bunda garipsenecek bir durum yoktur. Zira medeniyetler, farklı
kültürlerin birbirleriyle etkileşiminden meydana gelir. Toledo Çevirmenler Okulu da bunun yansımalarından
yalnızca biridir.Translation activities have been a way of intercultural interaction from past to present, and have paved the
way for civilizations to maintain their relations and interactions with each other. Through this interaction, the
development of scientific activities and ultimately the development of societies is aimed. The Toledo School
of Translators, which we are evaluating, also played a very important role in the transfer of the knowledge of
the Andalusian civilization to Europe. As a matter of fact, thanks to the translation activities that took place
here from Arabic into various languages, the renaissance of the West took place and the scientists, who had
been oppressed under the domination of the church for years, took a deep breath. The undeniable influence
of Islam in the formation of Western civilization is a fact known by many researchers today. Well, there is
nothing strange about this. Civilizations are formed from the interaction of different cultures. The Toledo
School of Translators is just one of the reflections of this
Millî mücadele’de güney cephesi kahramanlarından Yörük Selim Bey ve faaliyetleri
Eserin yayın ve telif hakları (TÜBA) Türkiye Bilimler Akademisi'ne aittir
ELT students’ reflections on reading and writing course at preparatory class
The study aimed to analyze ELT students’ reflections on reading and writing course at preparatory class. Case study design, one of the qualitative research methods, and convenient sampling technique were used in the study. 15 ELT students at preparatory class participated in the study voluntarily. The data were analyzed using content analysis. After the analyses, the students’ opinions were grouped into four categories as (a) objectives and outcomes, (b) content and materials, (c) learning experiences and (d) evaluation process. For objectives, the students stated that that wanted to learn different reading and writing techniques. In terms of outcomes, the students expressed that they had read different kinds of passages and books and learned how to write a paragraph and an essay. For content and materials, although the majority of the students were satisfied with the content, some of them were not satisfied with the course book. In addition, all of students pointed out that the extra materials provided by the lecturer improved their learning. All the students had unique learning experiences. Some of them admitted that they still struggled with grammar problems in writing, or they could not find anything to write in their writing assignments. All the students expressed their satisfaction with the classroom atmosphere. All the students declared that they were satisfied with the evaluation process as formative assessment was applied at preparatory class. The findings of the study showed that the outcomes of the instruction in preparatory class mostly met the students’ expectations and reached the objectives of the course. Despite the fact that the study’s subject was reading and writing course, a significant conclusion was that the students’ reflections tended to focus more on writing than reading. Based on the results of the study, reading and writing course is recommended to include more teaching writing
Examination of professional development self-efficiencies of religious culture and ethics teachers
Bu çalışmanın amacı Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin (DKAB) mesleki gelişim öz yeterliklerini incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ve Şanlıurfa illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 203 DKAB öğretmeni oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Yenen ve Kılınç (2021) taraflarından geliştirilen ''Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Öz Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin faktör yük değerleri .46 ile .85 arasında değişirken, madde test korelasyon değerleri .44 ile .77 arasında değişmektedir. Faktörler; "öğretimsel gelişim", "kurumsal gelişim", "kişisel gelişim" ve "alansal gelişim" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmanın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,833 ve Cronbach Alpha değeri α =,803 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 1809,192 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki deneyim, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda DKAB öğretmenlerinin mesleki gelişim öz yeterlilik algılarının orta düzeyde yer aldığı görülmüştür. DKAB öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında erkek ve kadın öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin görev yaptığı okul türüne göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında devlet okulu ve özel okullar arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılığın özel okullarda görev yapan öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin yaşlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21-30 yaş grubundaki DKAB öğretmenleri ile 41-50 yaş grubu öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu bununda 21-30 yaş grubu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin öğrenim durumlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında doktora mezunu öğretmenler ile lisans ve yüksek lisans mezunu öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık olduğu yine Yüksek lisans mezunu öğretmenler ile lisans mezunu öğretmenler arasında da anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılıkların doktora mezunu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin mesleki deneyimlerine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip DKAB öğretmenleri ile 11-15 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler, 5-10 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler ve 1-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu ve bu farklılığın 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir.The aim of this study is to examine the professional development self-efficacy of Religious Culture and Ethics Teachers (DKAB). The population of the research consists of 203 DKAB teachers working in schools affiliated to the Ministry of National Education in the provinces of Nevşehir and Şanlıurfa in the 2022-2023 academic year. In the research, descriptive survey model, which is one of the quantitative research methods, was used. "Teachers' Professional Development Self-Efficacy Scale" developed by Yenen and Kılınç (2021) was used as a data collection tool. While the factor load values of the developed scale ranged from .46 to .85, the item-test correlation values ranged from .44 to .77. factors; It has been named as "instructional development", "institutional development", "personal development" and "areal development". The scale was prepared in the form of "I strongly disagree, I do not agree, I partially agree, I agree and I completely agree" in a 5-point Likert type. The Kaiser-Meyer-Olkin and Bartlett tests of the research were performed and the KMO value was 0.833 and the Cronbach Alpha value was α =.803. The Bartlett result was found to be χ2= 1809,192. The quantitative data obtained were analyzed by using the IBM SPSS Statics 26 package program and calculating the frequency (f) and percent (%) values. In addition, it was investigated whether the data obtained from the scale differed significantly according to age, gender, educational status, professional experience, and the type of school he worked in. As a result of the research, it was seen that the professional development self-efficacy perceptions of DKAB teachers were at a moderate level. Considering the self-efficacy of DKAB teachers for their professional development according to the gender variable, it is seen that there is no significant difference between male and female teachers. When we look at the self-efficacy of DKAB teachers regarding their professional development according to the type of school they work in, it is seen that there is a significant difference between public and private schools and this difference is in favor of teachers working in private schools. DKAB teachers for their professional development according to their age, it is seen that there is a significant difference between DKAB teachers in the 21-30 age group and the teachers in the 41-50 age group, which is in favor of the 21-30 age group teachers. When the self-efficacy of DKAB teachers regarding their professional development is examined according to their educational status, it is seen that there is a significant difference between doctoral graduate teachers and undergraduate and graduate teachers. DKAB teachers for their professional development according to their professional experience, there is a significant difference between DKAB teachers with 21 years and more professional experience, teachers with 11-15 years of professional experience, teachers with 5-10 years of professional experience and teachers with 1-5 years of professional experience. It is seen that there is a difference and this difference is in favor of teachers with 21 years and more professional experience
An examination of university students' motivations for E-sports participation
Araştırmanın amacı, e-spor (Elektronik Spor) ile ilgilenen üniversite öğrencilerinin E-spora katılım motivasyonlarının belirlenmesi ve farklı değişkenlere göre karşılaştırılmasıdır. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada amaçlı örneklem kullanılmış ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle hareket edilmiştir. Nevşehir, Kayseri, Osmaniye, Adana, Niğde, Balıkesir, Hatay ve Yozgat illerinde yaşayan ve üniversitelerin farklı fakültelerinde (Eğitim, Spor Bilimleri, İlahiyat, Fen Edebiyat, Mühendislik ve Mimarlık, İktisadi ve İdari Bilimler, Güzel Sanatlar, Sağlık Bilimleri, Yabancı Diller) öğrenim gören ve e-spor yapan 100 (38 kadın, 62 erkek) üniversite öğrencisi araştırmaya katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde, Öz ve Üstün (2019) tarafından geliştirilen "E-spor Katılım Motivasyonu Ölçeği (EKMÖ)" kullanılmıştır. Araştırma verileri etik kurul onayı alındıktan sonra Google form aracılığıyla sosyal medya üzerinden toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere ilişkin hesaplanan Cronbach Alpha değerleri toplam ölçek için α=0.962, alt ölçekler için ise α=0.780 ile α=0.944 aralığında bulunmuştur. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, üniversite öğrencilerinin ölçek toplam puanları ortalamaları 3.95 ± .86‘dır. Cinsiyet ve gelir düzeyi açısından yapılan karşılaştırmada, öğrencilerin e-spor katılım motivasyonu ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>.05). E-spor deneyim yılı açısından yapılan karşılaştırmada, "taksonomik" alt ölçeğinde 1-2 yıllık deneyimi olanlar ile daha fazla yıllık deneyimi olanlar arasında anlamlı fark olduğu (p0.05). However, in the comparison made in terms of years of e-sports experience, it was revealed that there was a significant difference (p<0.05) between those with 1-2 years of experience and those with more years of experience in the "taxonomic" subscale, and that this difference was due to the fact that those with 1-2 years of experience had a lower mean. As a result, it can be said that university students have high motivation to participate in e-sports, their motivation to participate does not vary according to gender and income level, but beginners have lower motivation to define cognitive, affective, and psychomotor characteristics
Investigation of selected psychological parameters of super league youth players
Araştırma, Süper Lig Altyapı 15-17 yaş grubu çocukların sahip oldukları bazı psikolojik parametrelerin düzeylerini belirlemek ve futbolcuların spor yaşına göre karşılaştırmalarının yapılmasıdır. Altyapı oyuncularının zihinsel dayanıklılık, başarı algısı ve sporda saldırganlık parametrelerini inceleyerek, bu parametrelerin oyuncu performansını nasıl etkilediğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Kayserispor(37), Fatih Karagümrük(17), Kasımpaşa(14), Hatayspor(12) futbolcuları ile toplam 80 futbolcu örneklem olarak belirlenmiştir. Seçili parametrelerin ölçülmesinde: Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, Sporda Saldırganlık Ölçeği ve Sporda Başarı Hedef Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiki analiz boyutunda, futbolcuların sahip oldukları psikolojik becerilerin düzeylerinin belirlenmesi ve spor yaşlarına göre farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Sonuç olarak elde edilen toplam puanlara göre futbolcuların zihinsel dayanıklılık ve başarı algısı değişkenlerinde spor yaşına göre anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Fakat saldırganlık değişkeninde spor yaşına göre anlamlı farklılık saptanmamıştır. Seçili değişkenlerin alt boyutları düzeyinde yapılan istatistiki incelemelerde zihinsel dayanıklılığın ve başarı algısının tüm alt boyutlarında anlamlı farklılıklara ulaşılırken, saldırganlık alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Elde edilen sonuçlar 15-17 yaş grubu futbolcuların zihinsel dayanıklılık ve başarı algısı psikolojik parametrelerinin spor yaşı açısından farklılık gösterdiğini vurgulamaktadır.The research aims to determine the levels of specific psychological parameters possessed by Super League Under-15 to Under-17 age group players and to compare these levels based on their sports age. The study examines the parameters of mental toughness, achievement perception, and aggression in sports among youth academy players to understand how these parameters affect player performance. In pursuit of this goal, a sample of 80 players from Kayserispor (37), Fatih Karagümrük (17), Kasımpaşa (14), and Hatayspor (12) was selected. For the measurement of selected parameters, the Mental Toughness Inventory, Sport Aggression Scale, and Sport Achievement Goal Orientation Scale were employed. In terms of statistical analysis, one-way analysis of variance (ANOVA) technique was used to determine the levels of psychological skills possessed by players and whether there were differences based on their sports age. As a result, significant differences were found in the levels of mental toughness and achievement perception variables among players based on their sports age, according to the obtained total scores. However, no significant difference was observed in the aggression variable based on sports age. When examining the subdimensions of the selected variables, significant differences were found in all subdimensions of mental toughness and achievement perception, while no significant differences were observed in the subdimensions of aggression. The results emphasize that the psychological parameters of mental toughness and achievement perception of players in the 15-17 age group differ based on their sports age