Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Some mathematical modeling of fractional order differential equations
Bu tez altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, temel kavramlar ve bununla birlikte, kesir mertebeden diferansiyel denklemler verilmiştir. İkinci bölümde ise üstel fonksiyon yöntemi yardımıyla uyumlu kesir türevli modifiye edilmiş kötü ve iyi Boussinesq denklemlerinin yeni tam çözümleri elde edilmiştir. Üçüncü bölümde yeni bir kesirsel SIQRV modeli oluşturularak nümerik uygulamaları ve kararlılık analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde kesirsel PSQp sigara bağımlılık modeli ve kesirsel SAQ alkol bağımlılık modeli oluşturularak nümerik uygulamaları ve kararlılık analizleri yapılmıştır. Beşinci bölümde kesirsel psikolojik hastalık modeli ile kesirsel köpek popülasyonu oluşturularak nümerik uygulamaları ve kararlılık analizleri yapılmıştır. Ayrıca kesirsel glikoz-insülin modelinin yeni bir nümerik uygulaması yapılmıştır. Son olarak da altıncı bölümde tez çalışmasının genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.This thesis consists of six chapters. In the first chapter, basic concepts and fractional order differential equations are given. In the second chapter, new exact solutions of the modified bad and good Boussinesq equations with Conformable fractional derivatives are obtained using the exponential function method. In the third chapter, a new fractional SIQRV model was developed, numerical applications and stability analysis were performed. In the fourth chapter, the fractional PSQp smoking model and the fractional SAQ alcohol model were created. In addition, numerical applications and stability analysis of the models were performed. In the fifth chapter, the fractional psychological disease model and the fractional dog population model were created by numerical applications and stability analysis were performed. In addition, a new numerical application of the fractional glucose-insulin model was made. Finally, in the sixth chapter, an overall evaluation of the thesis is made
Investigation of the effect of task-based language teaching approach on 4th grade English listening skills
Dinleme becerisi, derslerde ve İngilizce dil öğretiminde göz ardı edilen bir alan olmuştur. İletişim kurmanın ilk adımı ve en kolay yollarından biri olan dinleme alanı yabancı dil öğrenenler açısından da en temelde geliştirilmesi gereken dil beceri alanlarının başında gelmektedir. Birçok dilbilimci ve İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce dil öğretiminde görev temelli dil öğretimi yaklaşımının yabancı dil öğreniminde olumlu katkılarının olduğu savunulmuştur. Bu doğrultuda, çalışmada dinleme becerisinin gelişimi görev ve iletişim bazında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı görev temelli dil öğretim yaklaşımının İngilizce dinleme becerilerine yönelik etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Yozgat'a bağlı Sorgun ilçesindeki bir ilkokulun 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrenciler 16'sı kız ve 14'ü erkek olmak üzere 30 kişiden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplu yarı deneysel olarak tasarlanan çalışmada dinleme becerilerine yönelik bir başarı testi hazırlanmıştır. Başarı testi deneysel işlem öncesi her iki gruba da uygulanmıştır. Ön test sonuçlarında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmacı tarafından deney grubunda görev temelli dil öğretimi yaklaşımına yönelik uygulamalar yapılırken, kontrol grubunda geleneksel tarzda dersler işlenmiştir. Deneysel işlem sonrası yapılan son test sonuçlarında deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Son test sonuçları görev temelli dil öğretiminin deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerini anlamlı derecede geliştirdiğini göstermiştir. Aynı zamanda öğrencilerin ders esnasında ve sonrasında daha aktif, daha motive oldukları ve iletişim becerilerini geliştirdikleri gözlenmiştir. Bu sonuca göre görev temelli öğretim yaklaşımının deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerine olumlu bir etkisinin olduğu söylenebilir.Listening skill has been an overlooked area in lessons and English language teaching. Listening, which is the first step and one of the easiest ways to communicate, is at the forefront of the language skill area that needs to be developed in terms of foreign language learners. It has been argued by many linguists and English teachers that the task-based language teaching approach in English language teaching has positive contributions to foreign language learning. In this direction, the development of listening skills is discussed in the study on the basis of task and communication. The aim of the study is to examine whether the task-based language teaching approach has an effect on English listening skills. The study group of the research consists of 4th grade students of a primary school in Sorgun district of Yozgat in the 2022-2023 academic year. The students consist of 30 students, 16 of whom are girls and 14 are boys. An achievement test for listening skills was prepared in the study, which was designed as a quasi-experimental study with experimental and control groups. The achievement test was applied to both groups before the experimental procedure. It was determined that there was no statistically significant difference between the two groups in the pre-test results. While the researcher applied the task-based language teaching approach in the experimental group, traditional lessons were taught in the control group. In the post-test results after the experimental procedure, it was determined that there was a significant difference between the experimental and control groups in favor of the experimental group. The post-test results showed that task-based language teaching significantly improved the English listening skills of the students in the experimental group. At the same time, it was observed that students were more active, more motivated and improved their communication skills during and after the lesson. According to this result, it can be said that the task-based teaching approach has a positive effect on the English listening skills of the students in the experimental group
Scientific research of human and space perception in the social life of Karacakurt Turkmen villager: "Ethnographic method"
Bu araştırma Anadolu'yu yurt edilen onlarca Türkmen aşiretinden biri olan Karacakurt Türkmen köylüsünün yaşam biçimini ve kültürel anlayışını ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde önemli rol alan Karacakurt Türkmen Köylülerinin geçmişten günümüze insan ve mekân algılama biçimleri ile tarihi geçmişini, günümüzle bağlantısını tespit etmek amaçlanmıştır. Karacakurt Türkmen köylerini temsilen seçilen 3(üç) köy (Hasanlar, Karaovalar ve Sadık) ile bu köylerde yaşayan dokuz kişi bu araştırmanın çalışma grubudur. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden etnografik desen kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak doküman taraması, gözlem ve görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, dokümanlardan ve gözlemlerden elde edilen verilerle karşılaştırılmış, elde edilen tüm bulgu ve sonuçlar betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Karacakurt Türkmen köylüsü geçen uzun yıllar sürecinde insan ve mekân algısının birbiriyle bağlantılı şekilde ana kaynağa bağlı kalarak sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır. Konar-göçer Türkmen köylerinin genelinde olduğu gibi Karacakurt Türkmen köylüsü de kalıcı olarak yerleştikleri, yurt edindikleri yerleşim yerlerine ana yurt Orta Asya'da var olan coğrafi kavramları taşıdıklarını görülmüştür. Karacakurt Türkmen aşiretine komşu ve akraba olan Herikli, Yabanlı gibi diğer Türkmen aşiretlerinin insan ve mekân algılama becerilerini inceleyen başkaca bilimsel çalışmalar yapılmalı ve kültürel faaliyetler artırılmalıdır.This research was carried out to reveal the lifestyle and cultural understanding of Karacakurt Turkmen villagers, one of the tens of Turkmen tribes who settled in Anatolia. It is aimed to reveal the human and place perception styles of Karacakurt Turkmen Villagers, who played an important role in the process of Turkification of Anatolia, and their historical past and connection with the present. 3 (three) villages (Hasanlar, Karaovalar and Sadık) elected to represent Karacakurt Turkmen villages and nine people living in these villages are the study group of this research. In this study, ethnographic design, one of the qualitative research methods, was used. Document scanning, observation and interview forms were used as data collection tools. The data obtained from the interviews were compared with the data obtained from the documents and observations, and all the findings and results were analyzed descriptively. According to the results of the research, it has been concluded that Karacakurt Turkmen villagers have been in a constant change and development by adhering to the main source in connection with the perception of human and space over the past many years. It has been seen that Karacakurt Turkmen villagers settled permanently, as is the case in the general nomadic Turkmen villages, and they carried the geographical concepts that existed in their homeland, Central Asia, to their settlements. Other scientific studies examining the human and space perception skills of other Turkmen tribes such as Herikli and Yabanlı, which are neighbors and relatives of the Karacakurt Turkmen tribe, should be carried out and cultural activities should be increased
Salafist background of Wahhabism
Yüce Kur'an, insanları ortak paydada buluşmaya davet etmekle birlikte parçalanıp bölünmemeyi emretmektedir. İnsana bahşedilen aklın kullanılmasını öğütlemektedir. Birtakım dinî gruplar bilgiyi yeterince fonksiyonel bir hale getirememekte, geçmişte kalan olguları kutsallaştırmakta, derin kimlik krizleri yaşamaktadır. Çalışmamızda incelemeye çalıştığımız Selefilik, dönemsel olarak farklı tanımlamalar ile açıklanmıştır. Genel olarak, sahâbe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn neslinin dinî anlayışını ifade eden bu kavram ideolojik olarak farklı boyutlar edinmiştir. Bazı selefîler, bu ilk üç nesli kutsallaştırmıştır. Aynı zamanda gelenekçi bakış açısıyla bu ilk üç nesil ile birlikte dinin tamamlandığını iddia etmiş ve dinî anlamda yeniliklere karşı çıkmıştır. Selefilik, mezhep olmamakla birlikte dinî zihniyeti ve akımı ifade eden bir kavramdır. Dinî metinleri anlama ve yorumlama çabaları içerisinde olan literalist okumayı savunan Selefîlik, tutucu ve muhafazakâr bir anlayış ile akılcı düşünceyi öteleyip kendine özgü sistem meydana getirmiştir. Selefilik, ilk üç neslin dinî anlayışnı ve metodunu benimseyen İbn Teymiyye (öl. 728/1328) ve talebesi İbn Kayyım el-Cevziyye (öl. 751/1350) ile düşünce sistemi haline gelmiştir. Daha sonra gelen ve modern asırda çokça tartışılan dinî gruplar, kendi kaynaklarında sürekli ilk üç nesle atıf yapmış ve bu nesillerde olmayan uygulamalara karşı çıkılmıştır. Dinî alan kısıtlanarak radikal düşünce tarzları ön plana çıkmıştır. Çeşitli Müslüman coğrafyalarda ortaya çıkan şiddet, savaş ve geri kalmışlık gibi durumlar vardır. Bundan dolayı bu coğrafyalardaki dinî grupların karakteristik özellikleri ve dinî anlayışları incelenmesi gereken önemli bir olgudur. 18. yy'da Muhammed b. Abdulvehhâb (öl. 1206/1792) liderliğinde Necd bölgesinde İslam'ı tekrar diriltme gayesiyle ortaya çıkan Vehhâbîlik, 1744 yılında yapılan Dir'iye antlaşması ile siyâsî bir evreye girmiştir. Vehhâbîliğin yayılma sürecinde emr'i bi'l ma'ruf ve'n-nehyi'l ani'l-münker, bid'at, şirki ortadan kaldırma, tevhidi yayma gibi ilkeler önemli yapı taşları olmuştur.While the Holy Qur'an invites people to meet on a common ground, it orders not to be divided or divided. It advises the use of the mind bestowed on man. Some religious groupsi do not make the information functional enough, sanctify the facts of the past, and experience deep identity crises. Salafism, which we tried to examine in our thesis, has been explained periodically with different definitions. Generally, this concept, which expresses the religious understanding of the Sahabah, tabieen and atba al-tabieen generation, has acquired ideologically different dimensions. Some Salafists, sanctified these first three generations, and with a traditionalist point of view, they objected to religious innovations that religion was completed with these first three generations. Although Salafism is not a sect, it is considered as a concept that expresses the mentality. Salafism, which defends the literalist reading, which is in these efforts to understand and interpret, has developed a conservative and conservative understanding and created its own unique system by postponing rational thought. Salafism, became a system of thought with Ibn Taymiyya (d.728/1328) and his student Ibn Qayyim al-Jawziyya (d.751/1350), who adopted the religious understanding and method of the first three generations. The religious groupsi that came later and have been widely discussed in the modern century have always referred to the first three generations in their own sources, practices that did not exist in these generations have been opposed, the religious field has been restricted and radical ways of thinking have come to the fore. There are situations such as violence, war and backwardness in various Muslim geographies. The characteristic features and religious understanding of religious groups in these geographies is an important phenomenon that needs to be examined. In the 18th century, Wahhabism, which emerged with the aim of reviving Islam in the Najd region under the leadership of Muhammed b. Abd al-Wahhab, entered a political phase with the Dir'iyye agreement was made in 1744. Al-amr bi-l-ma'ruf wa-l nahy an al-munker, bid'ah, eliminating shirk and spreading tawheed have been important building blocks
The Iberian and Western Mediterranean policy of King James I of Aragon
Aragon Krallığı ilk olarak kontluk şeklinde ortaya çıkmış bir krallıktır. Bilindiği üzere Endülüs'te 711 yılından itibaren İslam orduları ile Vizigotlar arasında bir mücadele başladı. Bu mücadele sonrasında İslam orduları ülkenin güneyinden en kuzeyine kadar olan birçok yeri oldukça kolay ve hızlı bir şekilde ele geçirmeyi başardı. Ancak bazı yerler fetih dışında kaldı. Bu noktada fethedilemeyen yerlerde tampon bölgeler oluştu. Karolenjlerin de desteği ile tampon bölgelerde Aragon Kontluğu'nun temelleri atıldı. Aragon Kontluğu'nun Navarra Krallığı'na bağlanması ile artık Aragon Krallığı'nın oluşum süreci başlamış oldu. Zira Navarra Kralı III. Sancho Garces el Mayor'un ölmeden önce krallığını çocukları arasında paylaştırması ile oğlu I. Ramiro'nun önderliğinde Aragon toprakları artık krallık statüsüne geçmiş oldu. Bu çalışma, Aragon Krallığı'nın en önemli krallarından birisi olan Kral I. Jaime'nin İberya Yarımadası ve Batı Akdeniz politikalarını incelemeyi amaçlamaktadır. İberya ve Batı Akdeniz coğrafyasında stratejik bir konuma sahip olan Aragon Krallığı, I. Jaime döneminde önemli siyasi, ekonomik ve askeri değişimler yaşamıştır. İncelenen dönemde, I. Jaime'nin fetih politikaları, ittifaklar ve ticaret ilişkileri gibi konular ele alındı. Bu kapsamda tez, çeşitli tarihî kaynaklar ve belgelerin analizine dayanarak, I. Jaime'nin yönetim döneminin siyasi ve stratejik açıdan nasıl şekillendiğini ve Aragon Krallığı'nın İberya ve Batı Akdeniz politikasının temel unsurlarını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak bu çalışma, I. Jaime döneminde Aragon Krallığı'nın İberya ve Batı Akdeniz politikalarını kapsamlı bir şekilde araştırmakta ve nihayetinde bu politikaların bölgedeki etkisini anlamak için önemli bir katkı sağlamaktadır.The Kingdom of Aragon initially emerged as county before becoming a kingdom. As known, a struggle between the Islamic armies and the Visigoths began in 711 in the region of Al-Andalus. Following this struggle, the Islamic armies easily and rapidly managed to conquer many regions from the south to the north of the country. However, there were some areas that remained unconquered, leading to the formation of buffer zones. With the support of the Carolingians, the foundations of the Aragon County were laid in these buffer zones. The process of the Aragon Kingdom's formation began with the annexation of the Aragon County to the Kingdom of Navarre. After the Navarre King Sancho Garces III, before his death, divided his kingdom among his children, under the leadership of his son Ramiro I, the Aragon territories gained the status of a kingdom. This study aims to examine the Iberian Peninsula and Western Mediterranean policies of King James I, one of the most important kings of the Kingdom of Aragon. The Kingdom of Aragon, which had a strategic location in the Iberian Peninsula and the Western Mediterranean geography, underwent significant political, economic, and military changes during the reign of James I. The study focuses on James I's conquest policies, alliances, and trade relations during the examined period. In this context, relying on the analysis of various historical sources and documents, the thesis aims to reveal how the reign of James I was shaped politically and strategically, and to identify the key elements of the Aragon Kingdom's Iberian Peninsula and Western Mediterranean policy. In conclusion, this study extensively investigates the Iberian Peninsula and Western Mediterranean policies of the Kingdom of Aragon during the reign of James I, making a significant contribution to understanding the impact of these policies in the region
The relationship of psychometric test results to be applied to public administrators and employee motivation: A review in public institutions in Nevşehir
Yönetici ve çalışan arası ilişkiler; örgütlerin amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi, çalışanın verimi ve performansı veya motivasyonu gibi vb. açılardan yönetim bilimlerinde önemli inceleme konuları arasındadır. Kamu Yönetimi literatüründe, yönetici ve lider tutumlarının çalışanların üzerine etkilerini farklı bağlamlarda inceleyen pek çok araştırma bulunmaktadır. Yönetim faaliyetlerinin istenilen şekilde devam edebilmesi için çalışanın örgüte uyumunun, performansının, verimliliğinin ve motivasyonunun idare tarafından dikkate alınması gerekmektedir. Çalışanı tanıyan, istek ve arzularını bilen yöneticinin çalışanı örgüt amaçlarına yönlendirebilmesi ve motivasyonunu yüksek tutarak verim alabilmesi bununla birlikte üretilen işin kalitesi ve başarısı, yöneticinin yönetsel yeterlilik, iletişimsel ve sosyal becerilerinden olan empati becerisiyle yakından ilişkilidir. Çalışanı tanıyan, istek ve ihtiyaçlarını doğru anlayabilen yönetici, çalışanı motive edebilmenin yolunu da kolayca bulabilir. Bu nedenle çalışmanın gerekçesi, kamu kurumlarında anlaşılan, anlaşıldığını hisseden bir çalışanın motivasyonunu artırabilmek için yöneticinin sahip olması gereken empati düzeyi ile çalışan motivasyonu arasındaki ilişkinin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulması olarak ifade edilebilir. Bu çalışma, kamu sektöründe yönetici ve çalışan arasındaki ilişkiyi empati ve motivasyon kavramları merkezinde ele almakta; çalışan motivasyonunun artırılması ile yöneticinin empati seviyesinin bağlantılı olduğunu düşünmekte ve bu kavramlar arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Dolayısıyla kamuya yönetici atama ön süreçlerinde aday yöneticilere, alım kriterleri itibariyle psikometrik testler yapılmasının gerekliliğini de vurgulamaktadır. Çalışmada kamuya atanacak aday yöneticilerin empati testi gibi psikometrik testlere tâbi tutulmasının önü bilimsel temelleriyle atılmakta ve yasal bir kıstas olarak belirlenebilir hale getirilmesinin önü açılmaktadır. Diğer yandan bu çalışma, yöneticilere diğer psikometrik ölçümlerin yapılması suretiyle yönetici çalışan ilişkisinin psikososyal beceri boyutuyla ortaya konulmasına dair yapılacak diğer çalışmalara ışık tutmaktadır. Bu anlamda yöneticinin veya çalışanın temel dürtü düzeyi, kişilerarası iletişim beceri düzeyi, paranoya düzeyi, depresyon düzeyi, takıntı (obsesif kompulsif) düzeyi, kaygı durumu, stres düzeyi ve kişilik tipi gibi ölçülebilir psikolojik durum ve niteliklerinin sağlıklı ve istendik yönetime etkisi ve çalışan motivasyonu, performansı, örgütsel bağlılığı, aidiyet hissi gibi birçok değişken üzerine etkisini inceleyen araştırmalara temel olması ve fikir vermesi beklenmektedir. Nevşehir Valiliği' ne bağılı bakanlık düzeyinde merkez teşkilatı bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında yürütülen bu araştırmanın hipotezleri verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 25.0 paket programında yapılan istatistiki analizler (korelasyon analizi ve regresyon analizi) neticesinde kabul edilmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Lawrance ve arkadaşları (2004) tarafından geliştirilerek Kaya ve Çolakoğlu (2015) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği" ve Topaçlı (2022), Kuvaas (2006) ile Yücel Batmaz ve Gürer (2016) tarafından geliştirilen ve uyarlanan "Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yönetici empati düzeyi ile çalışan motivasyonu arasında güçlü, anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilerek yönetici empati düzeyinin çalışan motivasyonunun önemli bir tahmincisi ve yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir.Relationship between manager and employee; organizations to achieve their goals and objectives, such as employee productivity and performance or motivation, etc. It is among the important research topics in management sciences. In the Public Administration literature, there are many studies examining the effects of manager and leader attitudes on employees in different contexts. In order for the management activities to continue as desired, the employee's compliance with the organization, performance, productivity and motivation should be taken into account by the administration. The ability of the manager, who knows the employee, knows his wishes and desires, to direct the employee to the goals of the organization and to get efficiency by keeping his motivation high, together with the quality and success of the work produced, is closely related to the manager's managerial competence, empathy skill, which is one of his communicative and social skills. The manager, who knows the employee and understands his wishes and needs correctly, can easily find a way to motivate the employee. For this reason, the reason for the study can be expressed as the need to reveal the relationship between the level of empathy that the manager should have and the motivation of the employee in order to increase the motivation of an employee who is understood and feels understood in public institutions. This study deals with the relationship between the manager and the employee in the public sector in the center of the concepts of empathy and motivation; thinks that increasing employee motivation is related to the level of empathy of the manager and examines the relationship between these concepts. Therefore, it also emphasizes the necessity of conducting psychometric tests on candidate managers in terms of recruitment criteria during the pre-appointment of managers to the public. In the study, the scientific basis of the candidate managers to be appointed to the public is subjected to psychometric tests such as the empathy test, and the way is cleared to be determined as a legal criterion. On the other hand, this study sheds light on other studies to reveal the manager-employee relationship in terms of psychosocial skills by making other psychometric measurements to managers. In this sense, the effect of measurable psychological states and qualities of the manager or employee such as basic drive level, interpersonal communication skill level, paranoia level, depression level, obsessive-compulsive level, anxiety state, stress level and personality type on healthy and desired management and employee motivation, It is expected to be the basis of researches examining the effects on many variables such as performance, organizational commitment, and sense of belonging. The hypotheses of this research, which is carried out in public institutions and organizations with a central organization at the ministry level under Nevşehir Governorship, are accepted as a result of statistical analyzes (correlation analysis and regression analysis) made in the SPSS 25.0 package program in accordance with the distribution of data. The "Empathy Level Determination Scale" developed by Lawrence et al. (2004) and adapted to Turkish by Kaya and Çolakoğlu (2015) and developed by Topaçlı (2022), Kuvaas (2006) and Yücel Batmaz and Gürer (2016) were used as data collection tools in the research. and the adapted "Motivation Scale" was used. As a result of the research, a strong, significant and positive relationship was determined between the level of manager empathy and employee motivation, and it was determined that the level of manager empathy was an important predictor and predictor of employee motivation
Ecotourism practices in Turkey and their contributions to the economy
Bu araştırmanın amacı son dönemlerde tüketim kültürüyle birlikte açığa çıkan kaynak sıkıntısını önlemek amacıyla oluşan sürdürülebilir turizmi ele alarak sürdürülebilir turizm kapsamında açığa çıkan ekoturizmin, Türkiye'deki uygulamaları ve Türkiye ekonomisine katkılarını incelemektir. Araştırmanın konusu olarak turizm kapsamında sürdürülebilir turizm alanında en son trend olarak ekoturizmin açığa çıkması ve günümüzde devamlılığı sürdürmesi üzerine ekoturizm kavramı ele alınmıştır. Ekoturizmin Türkiye'de farklı bölgelerde ve birçok çeşitlilikte var olması, bulunduğumuz çevre koşullarını daha iyi ele alabilmek ve daha fazla kaynağa ulaşabilmek amacıyla ekoturizmin Türkiye bölgesindeki yansımaları incelenmiştir. Araştırma kapsamında turizm kavramı, ekoturizm kavramı, ekoturizmin özellikleri, önemi ve faaliyetleri, ekoturizmin Türkiye'de ve dünyadaki gelişimi, Türkiye'de ekoturizmin doğal çevre, sosyal çevre ve ekonomik çevre üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Son olarak araştırmada ekoturizmin Türkiye ekonomisine katkısı bakış açısıyla ayrı olarak incelenmiştir. Araştırmada literatür taraması gerçekleştirerek basılı ve elektronik dergi, makale kitap vb. birçok yerli ve yabancı kaynak incelenerek araştırmanın teorik bölümleri oluşturulmuştur. Sürdürülebilir turizm alanında açığa çıkan ekoturizmin araştırmada incelenmesi literatüre katkı açısında önem arz etmektedir. Ekoturizm dünya çapında etki gösteren ve birçok ülke tarafından uygulanan sürdürülebilir bir turizmdir. Bu bağlamda ülkemizde de etki göstermesi ve araştırmada ele alınması ekoturizm alanında Türkiye'de kaynak oluşturmaktadır. Ekoturizm sürecinin hala devam etmesi araştırmanın hem günümüze hem de geleceğe kaynak olması açısından önemlidir. Ekoturizmin Türkiye ile ele alınması ve ekonomik boyutunun incelenmesi literatüre katkı açısından önemlidir. Araştırmanın en sonunda Türkiye'nin farklı ekoturizm bölgelerinde yapılan akademik çalışmalar ve raporlar incelenmiştir. Bu sayede Türkiye'deki ekoturizmin durumuna bütüncül bir şekilde yaklaşmak hedeflenmiştir. 10 farklı bölgede yapılan çalışmaları inceleyerek Türkiye'deki ekoturizm bölgelerinin ve faaliyetlerinin ortak noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır.The aim of this research is to examine the practices in Turkey and its contributions to the Turkish economy of ecotourism, which has emerged within the scope of sustainable tourism, by addressing the sustainable tourism that has emerged in order to prevent the resource shortage that has recently emerged with the consumption culture. As the subject of the research, the concept of ecotourism has been discussed on the emergence of ecotourism as the latest trend in the field of sustainable tourism and its continuity today. The reflections of ecotourism in the Turkish region have been examined in order to have ecotourism in different regions and in many varieties in Turkey, to better handle the environmental conditions we are in and to reach more resources. Within the scope of the research, the concept of tourism, the concept of ecotourism, the characteristics, importance and activities of ecotourism, the development of ecotourism in Turkey and in the world, the effects of ecotourism on the natural environment, social environment and economic environment in Turkey are discussed. Finally, in the research, the contribution of ecotourism to the Turkish economy has been examined separately from the point of view. By performing a literature review in the research, printed and electronic journals, articles, books, etc. The theoretical parts of the research were formed by examining many domestic and foreign sources. The study of ecotourism emerging in the field of sustainable tourism is important in terms of contributing to the literature. Ecotourism is a sustainable tourism that has a worldwide impact and is practiced by many countries. In this context, having an impact in our country and handling it in the research constitutes a resource in the field of ecotourism in Turkey. The continuation of the ecotourism process is important in terms of being a resource for the research both for the present and the future. Considering ecotourism with Turkey and examining its economic dimension are important in terms of contributing to the literature. At the end of the research, academic studies and reports made in different ecotourism regions of Turkey were examined. In this way, it is aimed to approach the situation of ecotourism in Turkey in a holistic way. By examining the studies carried out in 10 different regions, the common points of ecotourism regions and activities in Turkey were tried to be determined
The pipes found in The Güray Museum Collection
Bu tez çalışmasında, Güray Müze Koleksiyonunda yer alan ve Osmanlı dönemine tarihlenen tütün lüleleri incelenmektedir. Bir tütün içim aleti olan lüle, tütünün Osmanlı topraklarında kullanılmaya başlandığı 17. yüzyıldan, sigara kullanım alışkanlığının yaygınlaştığı 20. yüzyılın ikinci çeyreğine kadar varlığını sürdürmüştür. Her sosyal sınıftan kullanıcısı bulunan ve yoğun şekilde kullanılan tütün ve onun içim aleti olan lüle, başta kahvehaneler olmak üzere sosyal hayatın her alanında kendisini göstermektedir. Genellikle kilden üretilen lüleler Osmanlı'da seramik üretiminin yapıldığı bütün şehirlerde karşımıza çıkmaktadır. Balkanlardan Arap yarımadasına uzanan geniş bir coğrafyada birçok halk ustası tarafından üretilen lüleler oldukça zengin tipolojiye ve süsleme programına sahiptir. Güray Müze koleksiyonunda yer alan 30 lüle ve tespit edilen 7 halk sanatçısı ile birlikte kaybolmuş bir halk sanatı olan lülecilik sanatının tanıtılması çalışmamızın ana hedefidir.This thesis examines the tobacco pipes, known as "lüle" in Turkish, found in the Güray Museum Collection and dating back to the Ottoman period. Lüle, a smoking device for tobacco, has been in use from the 17th century when tobacco started to be used in Ottoman territories until the second quarter of the 20th century when cigarette smoking became widespread. Used by users from every social class and extensively utilized, tobacco and its smoking device, the lüle, made their presence felt in all areas of social life, particularly in coffeehouses. Lüles, mostly made of clay, can be found in all cities where ceramic production existed in the Ottoman Empire. Lüles, produced by numerous folk artisans in a wide geographical area ranging from the Balkans to the Arabian Peninsula, exhibit a rich typology and decorative program. The main objective of our study is to introduce the art of lüle making, which is a lost folk art, through the examination of 30 lüles in the Güray Museum collection and the identification of 7 folk artisans involved in the craft
Effective outlier detection for wind turbine power curves
Enerji, toplumların refah düzeyinin artmasında önemli bir faktördür. Enerji üretiminde yaygın olarak kullanılan fosil yakıtlar her geçen gün azalmaktadır. Bu durum, gelecekte fosil yakıt rezervlerinin tükeneceğini göstermekte olup, yenilenebilir enerji kullanımının artmasına yol açmaktadır. Rüzgâr enerjisi, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Orta ve uzun vadeli kullanım istikrarı ve düşük çevresel etkisi nedeniyle çoğu coğrafi alanda öne çıkmaktadır. Rüzgâr türbini güç eğrileri, rüzgâr enerji değerlendirmesi, şebeke planlaması ve sorun giderme için oldukça önemlidir. Bununla birlikte, güç eğrilerinde bulunan anormal verilerin, güç çıkışını doğru bir şekilde modellemek için temizlenmesi gerekir. Bu tez çalışmasında, öncelikle, bulanık c-ortalamalar algoritması kullanılarak hem ham güç eğrileri birden fazla kümeye bölümlenmiş hem de mevcut veri noktalarının birden fazla kümeye ait olma durumları değerlendirilmiştir. Bu sayede, anormal veriler daha kapsamlı analiz edilmiştir. Sonrasında, kümelenmiş ham güç eğrileri için Mahalanobis uzaklıkları hesaplanarak hem anormal veriler çok değişkenli olarak değerlendirilmiş hem de mevcut veri noktaları anormallik düzeyine göre renklendirilmiştir. Bu sayede, anormal veriler daha etkin temizlenmiştir. Ayrıca, 12 ay süresince 10 dakika aralıklarla toplanan ve mevsimsel etkileri içeren veri setlerinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak, uygulanan anormal veri tespit yaklaşımı, rüzgâr türbini güç eğrileri için güvenilir ve verimli sonuçlar sağlamıştır.Energy is an important factor in increasing the welfare level of societies. Fossil fuels, which are widely used in energy production, are decreasing day by day. This condition indicates that fossil fuel reserves will be depleted in the future, and leads to an increase in the use of renewable energy. Wind energy is a renewable energy source. It stands out in most geographical areas due to its medium- and long-term usage stability and low environmental impact. Wind turbine power curves are crucial for wind energy assessment, grid planning and troubleshooting. However, abnormal data found in the power curves needs to be cleaned in order to accurately model the power output. In this thesis, first of all, by using fuzzy c-means algorithm, both the raw power curves were partitioned into more than one cluster and the status of belonging to more than one cluster of existing data points were evaluated. Thus, abnormal data were analyzed more comprehensively. Afterwards, by computing the Mahalanobis distances for the clustered raw power curves, both abnormal data were evaluated as multivariate and available data points were colorized according to the level of abnormality. Thus, abnormal data were cleaned more effectively. In addition, the datasets, which were collected at 10-min intervals for 12 months and included seasonal effects, were used. As a result, the applied abnormal data detection approach provided reliable and efficient results for wind turbine power curves
3D rockfall hazard assessment in Bozca village (Avanos-Nevsehir)
Kapadokya bölgesinde doğal ve kültürel mirasın yanı sıra bölgede birçok yerleşim alanı da kaya düşmelerinden ciddi anlamada etkilenmektedir. Nevşehir ili, Avanos ilçesine bağlı Bozca köyü, kaya düşmelerinin tehdidi altında olup, kuzeyinde kayadan oyma yapıların bulunduğu bölge daha önce, kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmiştir. Bozca köyünün kuzey batısında yer alan Uzaktepe'de ignimbiritlerden oluşan kaynak alanda ayrışma ve süreksizlik kontrollü duraysızlıklar meydana gelmektedir. Bunun sonucu ana kütleden ayrılan bloklar, yamaç boyunca hareket ederek daha alt kotlarda bulunan konut, yol vb. yapıları tehdit etmektedir. Söz konusu kaya düşmelerini değerlendirmek üzere insansız hava aracı (İHA) ile elde edilen yüksek çözünürlüklü ortofotodan sayısal yüzey modeli (SYM) üretilmiş ve RocPro3D kullanılarak 3-boyutlu olasılıksal kaya düşme analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde maksimum blok boyutu 4 m3 olarak kabul edilerek, kaynak alandan 10000 adet kaya blok düşürülmüştür. Yapılan 3-boyutlu olasılıksal analiz sonuçlarına göre düşen bloklar hareketleri sırasında toplam kinetik enerji değerleri maksimum 10000 kJ, sıçrama yükseklikleri 5 m olarak belirlenmiştir. Düşen blokların ulaşabildikleri en uzak mesafe 87 metre olup, blokların önemli bir bölümü son yıllarda ağaçlandırma çalışmaları sırasında oluşturulan yolda durmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları kapsamda açılan yol ve oluşturulan teraslar blokların enerjisini sönümleyen ve blokların hareketini sınırlandıran bir koruma yapısı gibi davranmakta ve blok hareketini sınırlandırmaktadır.As in the natural and cultural heritage in the Cappadocia region, many residential areas are seriously affected by rockfalls. Bozca village of Nevşehir province is under the threat of rockfalls, and some part of the village has been defined a disaster area due to rockfalls. Weathering and discontinuity-controlled rock mass instabilities occur in the source area consisting of ignimbrites in Uzaktepe, where is located in the northwest of Bozca village. As a result, the blocks leave from the source area move along the slope and threaten structures such as houses and roads located at lower levels. To assess the rockfall event, a digital surface model (DEM) was produced from the high resolution orthophoto obtained by an unmanned aerial vehicle (UAV) and 3-dimensional probabilistic rockfall analyzes were performed by using the RocPro3D software. In the analysis, the maximum block size was accepted as 4 m3, and 10000 rock blocks were dropped from the source zone. According to the results, the kinetic energy values during the movements of the blocks falling from the source zone were determined as maximum 10000 kJ and bounce height was determined as 5 m. The runout distance 87 meters, and a significant part of the falling blocks stop on the road created during the afforestation works in recent years. The road and terraces created within the scope of afforestation works have changed the topography and they act as a protection structure that absorbs the energy of the blocks and restricts the movement of the blocks