Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Osmanlı manzum tarihçiliğinin öncülerinden Hadîdî: hayatı, eseri ve etkisi
ÖZET
Osmanlı tarih yazıcılığı, klasik dönem boyunca ağırlıklı olarak nesir formunda kaleme alınan kronikler ve vakayinamelerle şekillenmiştir. Ancak XV. ve XVI. yüzyıllarda, şiirsel formda yazılan tarihî eserler de dikkate değer bir yer tutmaktadır. Bu manzum tarih geleneği, edebî estetik ile tarihî gerçekliği birleştiren özgün bir sentez oluşturmuştur. Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osmân adlı eseri, 6646 beyitten oluşan ve Hezec bahrinde yazılmış kapsamlı bir manzum tarih çalışmasıdır. Eser, Osmanlı hanedanının kökenlerinden başlayarak 1523 yılına kadar uzanan süreci şiirsel bir dille aktarmaktadır. Hadîdî'nin eserinin en dikkat çekici yönlerinden biri, Osmanlı hanedanının meşruiyetini sağlamadaki rolüdür. Eser, sadece tarihî olayları aktarmakla kalmamış, aynı zamanda hanedanın iktidar iddialarını güçlendiren ideolojik bir araç işlevi görmüştür. Özellikle Kanûnî Sultan Süleyman dönemine dair methiyeler içeren bölümler, bu siyasi işlevin açık göstergeleridir. Bu çalışmada özellikle Hadîdî'nin tarihî olayları edebî bir anlatımla sunma biçimi analiz edilmiş, onun olayları sadece nakletmekle yetinmeyip aynı zamanda estetik bir forma dönüştürme becerisi üzerinde durulmuştur. Bu makalede ayrıca Hadîdî'nin kaynak kullanımı, dil ve üslup özellikleri ile sonraki dönem tarihçiler üzerindeki etkisi de ele alınmıştır. Eserin günümüze ulaşan yedi nüshasının mukayeseli analizi, metnin farklı dönemlerde nasıl algılandığına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Hadîdî'nin tarih yazımına getirdiği bu özgün yaklaşım, Osmanlı entelektüel geleneğinin çok yönlülüğünü anlamamız açısından büyük önem taşımaktadır
Öğretmen adaylarının yanal, ıraksak, bilgi işlemsel ve metabilişsel düşünme düzeylerinin bilişsel esneklik düzeylerini yordama gücü
The aim of this study is to determine the effect of pre-service teachers’ lateral, divergent, computational, and metacognitive thinking levels on their cognitive flexibility, as well as the predictive power of these thinking skills on their cognitive flexibility. This research is a quantitative study conducted in a correlational survey model. The participants of the study consisted of 330 pre-service teachers studying at a state university in Türkiye. “Lateral Thinking Disposition Scale”, “Divergent Thinking Self-Assessment Scale”, “Computational Thinking Scales”, “Metacognitive Strategies Scale” and “Cognitive Flexibility Inventory” were used as data collection tools. AMOS 24 was utilized to examine Confirmatory Factor Analysis of each scale, and SPSS 24 was used for correlation and multiple linear regression analyses. The findings indicated moderate and low statistically significant relationships between variables. It was also revealed that divergent, computational, lateral and metacognitive thinking all predicted cognitive flexibility significantly and all the predictors together explained 33% of cognitive flexibility. The research findings were deliberated in relation to the literature and suggestions were made for teacher educators, curriculum developers and researchers studying on cognitive flexibility and higher-order thinking skills
The effect of personnel empowerment on organisational commitment: A case of Somali commercial banks
Personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık, örgütsel
etkinliğin artırılmasında kritik öneme sahip bir
yönetim stratejisi olarak büyük ilgi görmüştür. Bu
çalışma, Somali ticari bankaları örneğinde personel
güçlendirmenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini
incelemeyi amaçlamaktadır. Tanımlanan araştırma
hedefleri doğrultusunda, nicel bir yaklaşım
kullanılarak anket yoluyla toplanan veri kesitsel bir
araştırma tasarımı tercih edilmiştir. Çalışma,
Somali’deki 13 ticari bankada yönetici
pozisyonundaki bireylere odaklanmış ve bankaların
hem genel merkezinde hem de şubelerinde çalışan
264 yöneticiden veri toplanmıştır. Araştırma
değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemek için
doğrusal ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır.
Çalışma, personel güçlendirmenin örgütsel bağlılık
üzerinde anlamlı, pozitif etkileri olduğunu ortaya
koymuştur. Bu bağlamda çalışma elde edilen
bulgulardan yola çıkarak, personel güçlendirme
boyutlarından anlamlılık, özerklik ve etki boyutlarının
duygusal bağlılık üzerinde anlamlı pozitif etkiye sahip
olduğunu ve tersine yeterlilik boyutunun negatif bir
etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Benzer şekilde;
anlamlılık ve özerklik, devam bağlılığı ile istatistiksel
olarak anlamlı pozitif bir ilişki göstermektedir.
Ancak, yeterlilik ve etki boyutu, istatistiksel olarak
anlamlı olmayan pozitif bir etki göstermektedir.
Çalışmada, personel güçlendirmenin hiçbir
boyutunun normatif bağlılık üzerinde anlamlı bir etki
göstermediği ortaya konulmaktadır.Personnel empowerment and organizational commitment
have received significant attention as a management
strategy critical to improving organizational effectiveness.
This study aims to reveal the effects of personnel
empowerment on organizational commitment in the case
of Somali commercial banks. In line with the established
research objectives, a cross-sectional research design was
used to collect data through a survey using a quantitative
approach. The study targeted employees in managerial
positions at 13 commercial banks in Somalia and collected
data from 264 managers working at both headquarters and
branches of the selected banks. Following the reliability
analysis, the research employed linear and multiple
regression analyses to examine the relationships among
the research variables. The study found that personnel
empowerment has significant positive effects on
organizational commitment. Based on the result of
personnel empowerment dimensions the findings reveal
that meaning, autonomy and impact dimension has
significant positive on affective commitment, and
conversely the competence dimension shows a negative
effect. Likewise, meaning and autonomy demonstrate a
statistically significant positive relationship with
continuance commitment. However, competence and
impact dimension show a positive effect that is not
statistically significant. The study found that none of the
dimensions of personnel empowerment showed
significant effects on normative commitment
A semiological study on the presentation of omnichannel strategy in retail in advertising: The Flo example
İnternet teknolojisinin hızla gelişmesi ve
yaşamımızda önemli bir rol oynaması geleneksel
pazarlamadan dijital pazarlamaya geçişi
beraberinde getirmiştir. Tüketiciler istediklerini
sadece fiziksel deneyimlerle değil, dijital olarak
elde etmeye başlamış, sanal ve arttırılmış
gerçeklik uygulamalarıyla ürünlerle etkileşime
geçebilme imkânı oluşmuştur. Web 3.0 tabanlı
teknolojilerin gelişmesi ile işletmeler fiziki
mağazalarla pazarlamanın ve dijital
pazarlamanın yanında, bu iki yapının
birleşiminden oluşan fijital uygulamalara
yönelmiştir. Perakendeci işletmeler birden fazla
kanalı birleştirerek tüketici deneyimini
zenginleştirmeyi, daha fazla tüketiciye ulaşmayı,
markaları için farkındalığı, bilinirliği arttırmayı
amaçlamıştır. Bütüncül kanal stratejisi,
müşterilerin perakendeci ile etkileşim içinde
olduğu tüm temas noktalarının birbiri ile
bağlantılı olmasıdır. Bu çalışmada nitel araştırma
yöntemi kullanılarak FLO Asist ile Yeni Alışveriş
Deneyimi konulu reklam filmi göstergebilimsel
yöntem ile analiz edilmiştir. Reklam filminde,
firmanın bütüncül kanal stratejisine dayalı olarak
tasarladığı yeni müşteri deneyiminin kolay
erişilebilir, rahat, konforlu, fırsatlarla dolu,
büyüleyici, yenilikçi, güvenli, memnuniyet ve
mutluluk vaat eden şekilde sunulduğu
bulgularına ulaşılmıştır.The rapid development of internet technology and
the fact that it plays an important role in our lives
has brought about the transition from traditional
marketing to digital marketing. Consumershave
begun to obtain what they want not only through
physical experiences but also digitally, and have
become able to interact with products through
virtual and augmented reality applications. With
the development of Web 3.0-based technologies,
businesses have turned to phygital applications,
which are a combination of these two structures,
in addition to marketing with physical stores and
digital marketing. Retail businesses aimed to enrich
the consumer experience by combining multiple
channels, reach more consumers, and increase
awareness and recognition for their brands.
Omnichannel strategy is the interconnection of all
touch points where customers interact with the
retailer. In this study, using the qualitative research
method, the commercial film titled New Shopping
Experience with FLO Asist was analyzed with the
semiotic method. In the commercial, it was found
that the new customer experience designed by the
company based on its omnichannel strategy was
presented in a way that was easily accessible,
convenient, comfortable, full of opportunities,
fascinating, innovative, safe, and promising
satisfaction and happiness
Evaluation of OECD countries in terms of ease of doing business
Teknolojik gelişmeler hızlı bir şekilde
ilerledikçe ülkeler hem kendi ülkeleri için
koşulları araştırmaya ve geliştirmeye çalışmakta
hem de daha uygun koşullarda yatırım
yapabilecekleri, daha kolay iş yapabilecekleri
ülkelerin ve ortamların uygunluğunu
araştırmaktadırlar. Bundan hareketle farklı
kurumlar tarafından çeşitli endeksler
geliştirilmiştir. Çalışmada bu endekslerden biri
olan İş Yapma Kolaylığı Endeksi ele alınarak
OECD ülkelerinde iş yapma kolaylığı
değerlendirilmek istenmiştir. Bu amaçla OECD
ülkelerine ait 2021 yılı İş Yapma Kolaylığı
Endeksi verileri kullanılarak kümeleme analizi
ve diskriminant analizi uygulanmıştır.
Kümeleme analizinde hem hiyerarşik hem de
hiyerarşik olmayan kümeleme analizi
kullanılmıştır. Hiyerarşik kümeleme analizi
sonucunda bahsi geçen ülkelerin 3 kümeye
ayrıldığı, hiyerarşik olmayan kümeleme analizi
ile de bu kümelerde yer alan ülkeler tespit
edilmiştir. Ardından yapılan diskriminant
analizi ile kümeleme analizi sonucunda elde
edilen kümeler ve küme üyeliklerinin hangi
oranda doğru sınıflandırıldığı araştırılmıştır.
Yapılan analiz sonucunda elde edilen 3 kümede
yer alan ülkelerin %100 oranla doğru bir şekilde
bu kümelere yerleştiği sonucuna ulaşılmıştır.As technological developments progress rapidly,
countries are trying to research and improve the
conditions for their own countries, as well as
researching the suitability of countries and
environments where they can invest under more
favorable conditions and do business more easily.
Based on this, various indices have been developed
by different institutions. The study aimed to
evaluate the ease of doing business in OECD
countries by considering the Ease of Doing
Business Index, one of these indices. For this
purpose, cluster analysis and discriminant analysis
were applied using the 2021 Ease of Doing
Business Index data of OECD countries. Both
hierarchical and non-hierarchical cluster analysis
were used in cluster analysis. As a result of the
hierarchical clustering analysis, the countries
mentioned were divided into 3 clusters, and the
countries in these clusters were determined by the
non-hierarchical clustering analysis. Then, with the
discriminant analysis, the clusters obtained as a
result of the clustering analysis and the extent to
which the cluster memberships were classified
correctly were investigated. As a result of the
analysis, it was concluded that the countries in the
3 clusters were correctly placed in these clusters
with a rate of 100%
Investigation of natural disasters literacy levels of primary education and social studies teacher candidates
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenliği ve sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının doğal afetler okuryazarlık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada, betimsel tarama modeli ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 102 öğretmen adayı gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veriler, “Doğal Afetler Okuryazarlığı Anketi” kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının coğrafi sorgulamaları “yüksek” düzeyde iken, kişisel koruma tedbirleri, fiziksel ve fikirsel yaklaşımları ve davranışsal olarak genel doğal afetler okuryazarlıkları “orta” düzeydedir. Öğretmen adaylarının doğal afetlere karşı duyarlılıkları ve bilinçlilikleri “yüksek” düzeyde iken, doğal afetlere karşı bireysel ve toplumsal hazırlık düzeyleri “düşük”tür. Buna rağmen, duyuşsal olarak okuryazarlıklarının “yüksek” düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının doğal afetler konusunda “orta” düzeyde bilgili oldukları sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda, cinsiyet, bölüm, sınıf düzeyi, doğal afetlere yönelik etkinliklere katılma ve doğal afet yaşama değişkenlerinin öğretmen adaylarının doğal afetler okuryazarlığı düzeylerinde anlamlı bir farklılığa neden olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular ışığında, eğitim fakültelerinde öğretmenlik programlarına öğretmen adaylarının bilişsel ve davranışsal doğal afetler okuryazarlık düzeylerini arttırıcı seçmeli dersler eklenebilir veya
ders dışı etkinlikler düzenlenebilir. Topluma hizmet uygulamaları derslerinin kapsamında,
öğretmen adaylarının doğal afetler yaşamış bireylere yönelik proje ve uygulamalar yürütmeleri teşvik edilebilir
Japon Âlimi Toshihiko Izutsu’nun “Kur’ân’da allah ve insan” isimli eserindeki Kur’ânî temel kavramlar üzerine bir inceleme
Japonya’nın İslâm araştırmalarının öncülerinden Toshihiko Izutsu, dil bilimleri alanında eğitim almış ve 30’dan fazla dili akıcı olarak konuşabilecek yeteneğe sahip bir dilbilimci olmuştur. İslâm, Kur’ân, kelâm, felsefe ve tasavvuf gibi İslâmî ilimler alanlarında geniş bir bilgi birikimine sahip olmayı başarmış ve Kur’ân’ın anahtar kavramları üzerine özgün ve kapsamlı araştırmalar yapabilmiştir. Kur’ân’ın anahtar kelimelerini dil ve anlam açısından değerlendirmiştir. O, farklı bir bakış açısıyla Kur’ân semantiği konusunda araştırmalar yapmış ve sözcüklerin yapısını, kavramlaşmış anlamlarını geleneksel, Kur’ânî ve modern semantik yaklaşımlarla analiz etmiştir. Bu açıdan çalışmaları benzersiz bir hüviyet kazanmıştır. Bu sebeple çalışmada; Japonya’da İslâm Araştırmaları, Izutsu’nun Hayatı, Türk Dünyası ile Münasebetleri incelendikten sonra Izutsu’nun Kur’ân ve İslâm ekseninde kaleme aldığı eserlerine değinilecektir. Allah ve’l-insân fi’l-Kur’ân isimli eseri bağlamında Gerçek Anlam ve Bağlantılı Anlam, Gerçek Anlam ve Bağlantılı Anlam, Gerçek ve Bağlantılı Anlam Bakımından “Allah” ve “Vahiy” Kavramları ve Felsefi Kavramlar gibi bazı kavramlar örnek olarak sunulacaktır. Bu şekilde ilgili konuların analiz ve değerlendirilmeleri yapılarak çalışma tamamlanacaktır
The effect of job crafing and job meaningfulness on job commitment: A research on tourist guides
Çalışma kapsamında, iş becerikliliği, işin anlamlılığı ve işe bağlılık
değişkenleri profesyonel turist rehberliği mesleği temel alınarak
incelenmiştir. Turist rehberleri, turistler ve destinasyonlar arasındaki
en önemli aracılar olarak kabul edilmektedir (Cohen, 1985; Weiler ve
Walker, 2014; Aslan ve Çokal, 2016). Turist rehberleri, turistlere
kaliteli hizmet sunarak turistlerin destinasyonları tekrar ziyaret etme
niyetlerini teşvik edip turizmin gelişmesinde önemli bir rol
oynamaktadır (Abiew vd., 2020). Turist rehberleri, kariyer
gelişimlerinde birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Mesleğin
doğası gereği mevsimsel olma özelliği, uzun süren çalışma saatleri,farklı kültürel ve kişisel özelliklere sahip insanların ihtiyaç ve
isteklerini karşılamaya çalışma, düşük ücret ve sınırlı terfi imkanları
gibi problemlerin yanı sıra ülkenin politik ve ekonomik durumu, salgın
hastalık, doğal afet, kriz gibi küresel çapta etki uyandıran birçok olay
(Batman, 2003; Güzel vd., 2014; İlhan ve Soybalı, 2018; Wong ve
Wang, 2009; Pelit ve Katırcıoğlu, 2018) turist rehberlerinin işe olan
bağlılıklarını etkilemektedir.
İş becerikliliği, çalışanların işlerini istek ve tercihleriyle uyumlu hale
getirmek için işlerinde yaptıkları küçük değişiklikleri ifade etmektedir
(Wrzesniewski ve Dutton, 2001). Genel ofis işleriyle
karşılaştırıldığında turist rehberleri daha yüksek iş özerkliğine sahiptir
ve farklı ülkelerden gelen turistlerin isteklerini karşılama ihtiyacı
duyarlar (Tsaur vd., 2011). Buna dayanarak iş becerikliliği, turist
rehberlerinin çalışma koşullarını değiştirmeleri, iş özelliklerini yeniden
şekillendirmeleri ve işe bağlılıklarını artırmaları için etkili bir yol haline
gelmiştir.Turist rehberlerinin iş becerikliliğinin işe olan bağlılıkları üzerindeki
rolü konusunda yabancı alanyazında yapılan çalışmalar olsa da
(Yasmeen, 2021; Azizah ve Setyawati, 2021) yerli alanyazında bir
araştırma boşluğu bulunmaktadır. Araştırmanın diğer bir değişkeni
olan işin anlamlılığı ise işe bağlılığın önemli bir öncülüdür
(Geldenhuys vd., 2014; Saleem vd., 2021). İşin anlamlılığı çok sayıda
kişisel psikolojik durum, iş tutumu ve örgütsel sonuçlarla bağlantılıdır.
Çalışanların işe bağlılıklarını destekleyen önemli bir psikolojik
kaynaktır (Woods ve Sofat, 2013; Hager, 2018). Ancak çok az sayıda
araştırma, turist rehberlerini konu alan çalışmalarında işin anlamlılığı,
iş becerikliliği ve işe bağlılık değişkenlerine birlikte değinmiştir (Guo
ve Hou, 2022).
Turist rehberlerinin işlerini profesyonel bir şekilde ve severek
yapabilmeleri için işe bağlılık düzeylerinin yüksek olması
gerekmektedir. İşe bağlılığı artırabilecek etkenlerden biri iş
becerikliliği bir diğeri ise işin anlamlılığı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı, profesyonel turist rehberlerinin
iş becerikliliği ve işin anlamlılığı düzeylerinin işe bağlılık düzeylerine
olan etkisini tespit etmektir. Bu araştırma kapsamında 242 turist
rehberi araştırmaya katılmıştır. Araştırmada olasılığa dayalı olmayan
örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır.
Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların iş becerikliliği düzeylerinin
ortalamanın üzerinde olduğu gözlemlenirken; işe bağlılık ve işin
anlamlılığı düzeylerinin oldukça yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.
Korelasyon analizi sonucunda değişkenler arasında orta düzey ve
pozitif yönlü ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, iş
becerikliliği ve işin anlamlılığının işe bağlılık üzerinde etkisinin olduğu
gözlemlenmiştir. Son olarak, iş becerikliliğinin işe bağlılık üzerindeki
etkisinde işin anlamlılığının kısmi aracı etkisi bulunmuştur
Effects of sodium hypochlorite and chlorine dioxide on human rootCcanal dentine An ATR-FTIR Spectroscopy Study
Background: It is very important to assess the effects of NaOCl and ClO2 on dentine deproteination because these solutions are in contact with dentine during endodontic treatment and may affect the physical and chemical structure of dentine.
Objective: This study aimed to analyze the effects of sodium-hypochlorite (NaOCl) and chlorine-- dioxide (ClO2) on the chemical structure of human dentine by Attenuated Total Reflection Fourier Transform Infrared (ATR-FTIR) spectroscopy.
Method: Fifteen human maxillary incisor roots were cut longitudinally into two parallel dentin discs being approximately 4x4x2 mm in size. 30 samples were randomly allocated to 6 groups treated with 5.25% NaOCl or 0.014% ClO2 (1, 5, or 10 minutes); self-control was used. The effect of solutions on the organic and inorganic components of the radicular dentine surface was analyzed using the amide:phosphate ratio and carbonate:phosphate ratio. The intragroup differences (paired t-test) and intergroup differences (one-way analysis of variance and Tukey’s posthoc test) were analyzed.
Result: The intragroup comparisons showed the amide:phosphate ratio to be higher at all times at ClO2. NaOCl caused a decrease in the amide:phosphate ratio at 10 minutes (p<0.05). The intergroup comparison showed that NaOCl caused a greater decrease in amide:phosphate at all times compared to ClO2 (p<0.05). All comparisons demonstrated no significant difference in the carbonate: phosphate ratio (p˃0.05).
Conclusion: Considering the results of this study, it is recommended to avoid prolonged exposure to minimize NaOCl-induced dentine deproteination. It should also be taken into account that ClO2 increases the amide:phosphate ratio in radicular dentine, and this effect is advantageous in clinical use for collagen structure, contrary to the negative impact of NaOCl
Dede Korkut kitabındaki boylarda geçen eş anlamlı sözcükler
Türk kültür coğrafyasındaki sözlü kültür ortamlarında anlatılan gelenekli Türk anlatıları içinde Dede Korkut / Korkut Ata adına bağlanan anlatılar önemli bir yer tutar. Bu anlatılar içinde mit, efsane, masal, hikâye ve destan özelliği taşıyanlar da bulunmaktadır. Dede Korkut boylarını oluşturan bazı anlatı çekirdeklerinden türeyen başka destanların / hikâyelerin varlığı da bilinmektedir. Kökeni mitolojik dönemlere kadar uzanan
Dede Korkut anlatılarının bir kısmı destan / hikâye boylarına dönüşmüş, bu boylardan bir kısmı daha sonra
(15.-16. yüzyıl) yazıya geçirilerek Dede Korkut Kitabı oluşturulmuştur. Bu boylar arasında hikâyemsi destan,
destansı hikâye, masalsı hikâye özelliği taşıyanlar da bulunmaktadır. Destandan hikâyeye geçiş döneminde***
yazıldığı kabul edilen Dede Korkut Kitabı’nda yer alan boylar ne tam hikâye ne de tam destan sayılabilecek
özelliktedir.
Dede Korkut adına bağlanan bazı boyların yazıya aktarılmasıyla oluşan Dede Korkut Kitabı, önemli
bir kültür ve edebiyat ürünüdür. Bunun yanında, Oğuz Türklerinin tarih içindeki yayılma alanları, teşkilat
yapısı, aile ve toplum ilişkileri, sosyokültürel hayatı, vd. gibi konularda en önemli bilgi kaynaklarından biridir. Sözgelimi Oğuz Türklerinin atasözü, deyim, alkış, kargış, soylama (şiir) gibi edebiyat ürünlerinden örnekler taşıyan Dede Korkut Kitabı; töre, gelenek, görenek, inanış ve uygulamalar başta olmak üzere halk bilimi kapsamına giren pek çok konu hakkında zengin örnekler barındırır