Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Chronotopes of Nationalism in the novels of Ateşten Gömlek, Sodom ve Gomore and Üç İstanbul
Kurmaca metinlerin önemli unsurlarından olan zaman ve uzam çok uzun bir süre metin incelemelerinde ayrı ayrı ele alınmış ve incelenmiştir. Rus eleştirmen Mihail Mihailoviç Bahtin ise zaman ve mekânın birlikte incelenmesi gerektiği iddiasına dayanan kronotop adlı bir kavram ileri sürmüştür. Söz konusu kavram, Albert Einstein'ın "İzafiyet Teorisi"nden hareketle oluşturulmuştur. Bahtin kronotopların ideoloji ile ilişkisi üzerinde durarak, metnin ideolojisinin kronotoplar aracılığı ile açığa çıkabileceğini belirtmiştir. Bahtin birçok roman incelemiş ve bunlardan yola çıkarak yol-karşılaşma, taşra kasabası, şato, misafir odası-salon ve eşik gibi kronotop türleri hakkında bilgi vermiştir. Dahası kronotop türlerinin bunlarla sınırlı olmadığını birçok farklı kronotopun bulunduğunu da belirtmiştir. Bu tezde, Mihail Mihailoviç Bahtin'in kronotop kavramından hareketle Millî Edebiyat döneminden seçilmiş üç roman incelenmiştir. Söz konusu üç roman Halide Edip Adıvar tarafından kaleme alınan Ateşten Gömlek, Yakup Kari Karaosmanoğlu'nun Sodom ve Gomore adlı eseri ve Mithat Cemal Kuntay'ın Üç İstanbul romanıdır. Çalışmada tek bir dönem ya da yazara odaklanılmaktan kaçınılmasının nedeni elde edilen sonucun genellenebilir olmasını sağlamaktır. Tezde her metin bir başlık altında kronotop türleri açısından incelenmiş ve kronotopların hangi ideolojiyi açığa çıkarmış olabileceği tartışılmıştır. Taşra kasabası kronotopu için söz konusu metinlerde uygun örnekler bulunmadığından bu kronotopun hangi ideolojiyi açık ettiği çalışmada ele alınamamıştır. Her üç metinde de yol kronotopu dolaylı ya da doğrudan milletin evlatlarının "aynı yolda, ideolojide" olması gerektiği imler. Konaklar ise metinlerde bazı Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık gibi ideolojileri açık eder ancak metnin bütününde bu ideolojilerin artık işe yaramayacağı kurtuluşun Türk Milliyetçiliği ideolojisinde olduğu fikrini açığa çıkarır. Salonlar farklı ideolojiye sahip grupları bir araya getirerek onların fikirlerini beyan etmesine olanak sağlar. Böylece ideolojiler açık edilmiş olur. Metinlerde salonlar ya doğrudan Türk milliyetçilerinin haklılığını gözler önüne serer ya da "öteki"nin haksızlığına, olumsuz tutumlarına vurgu yaparak söz konusunu ideolojinin gerekliliğine dikkat çeker. Eşik ve eşiğe bağlı kronotoplar ise metinlerde hem bireysel hem de toplumsal eşikler olarak kendini gösterir. Romanlarda bu eşiktelik hâli daha çok milletin bir parçası olmakla ötekinin bir parçası olmak ya da kimliksiz kalmak şeklinde ortaya çıkar.For a long time, time and space, which are important elements of fictional texts, have been handled and analyzed separately in textual studies. Russian critic Mikhail Mikhailovich Bahtin, on the other hand, put forward a concept called chronotope based on the claim that time and space should be analyzed together. This concept was based on Albert Einstein's "Theory of Relativity". Bahtin emphasized the relationship between chronotopes and ideology and stated that the ideology of the text can be revealed through chronotopes. Bahtin analyzed many novels and based on these he gave information about chronotope types such as road-encounter, provincial town, castle, guest room-lounge and threshold. Moreover, he stated that chronotope types are not limited to these, but there are many different chronotopes. In this thesis, three novels selected from the National Literature period are analyzed based on Mihail Mihailovich Bahtin's concept of chronotope. These three novels are Ateşten Gömlek by Halide Edip Adıvar, Sodom and Gomore by Yakup Kari Karaosmanoğlu and Üç İstanbul by Mithat Cemal Kuntay. The reason for avoiding focusing on a single period or author in the study is to ensure that the results obtained are generalizable. In the thesis, each text is analyzed under a heading in terms of chronotope types and the ideology that chronotopes may have revealed is discussed. In all three texts, the chronotope of the road indirectly or directly implies that the sons of the nation should be "on the same path, ideology". Mansions, on the other hand, reveals some ideologies such as Ottomanism, Islamism, Westernism in the texts, but in the whole text, it reveals the idea that these ideologies will no longer work and that the salvation lies in the ideology of Turkish Nationalism. Halls bring together groups with different ideologies and allow them to express their ideas. Thus, ideologies are revealed. In the texts, the halls either directly reveal the righteousness of Turkish nationalists or draw attention to the necessity of the ideology in question by emphasizing the injustice and negative attitudes of the "other". Threshold and threshold-related chronotopes manifest themselves as both individual and social thresholds in the texts. In the novels, this state of being on the threshold is mostly manifested in the form of being a part of the nation and being a part of the other or remaining without identity
The General National Leader of Azerbaijan Heydar Aliyev and the Arab World
10 Mayıs 1923 tarihinde Nahçıvan’da dünyaya gelen eğitimini tamamladıktan sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin istihbarat teşkilatında değişik alanlarda görevler yaparak general rütbesine kadar yükselen, 1991 yılında Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ni terk ederek hayatını Azerbaycan halkına adayan ve 12 Aralık 2003 tarihinde hakkın rahmetine kavuşan Azerbaycan’ın Umum Millî Lideri Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in yüzüncü doğum yılı münasebetiyle bu çalışma kaleme alınmıştır. Bilindiği üzere Azerbaycan’ın Araplarla ilk teması Azerbaycan fethiyle gerçekleşmiştir. Azerbaycan, Ömer b. el-Hattâb (ö. 23/644) döneminde Nuaym b. Mukkarin tarafından 22/642 yılında fethedilmiştir.
Çalışma; “Azerbaycan’ın Araplarla İlk Teması”, “Azerbaycan’ın Umum Millî Lideri Haydar Aliyev”, “Azerbaycan ve Arap Dünyası”, “Suudi Arabistan ve Azerbaycan”, “Mısır ve Azerbaycan”, “Ürdün ve Azerbaycan”, “Suriye ve Azerbaycan”, “Filistin ve Azerbaycan”, “Lübnan ve Azerbaycan” gibi başlıklarla ele alınmıştır. Ayrıca Arap dünyasında Haydar Aliyev ve Azerbaycan hakkında yazılan bazı makalelere de dikkat çekilerek gerekli bilgiler aktarılmıştır. Haydar Aliyev’in gerek SSCB bünyesinde gerekse Azerbaycan Devlet Başkanı olarak Arap dünyası ve bazı Arap liderleriyle yaşadığı bazı temaslara işaret edilmiştir. Ayrıca Arap medyasında konuyla ilgili tespit edilen sınırlı sayıda birkaç habere de yer verilmiştir. Bu veriler ışığında Aliyev ve Azerbaycan’ın Arap dünyası ile yaşadıkları bu temaslar irdelenmek üzere her iki taraftan ilgililerin dikkatlerine sunulması hedeflenmiştir. Böylece elde edilen bulgular çerçevesinde yapılacak durum tespitini, ilgililerin dikkatine sunularak gereken adımların atılması hususunda yol gösterici bir rapor olması amaçlanmıştır
Âşıknamelerin Âşık Edebiyatı Araştırmaları Açısından Önemi Ve Âşık Ali Çatak’ın Âşıkname Türündeki Bir Destanı
Âşıknamelerde bazı âşıklarla ilgi çeşitli bilgilere rastlamak mümkündür. Bu bilgiler arasında âşığın adı ve/ veya –varsa- soyadı, soyu / sülâlesi / ailesi, memleketi, sosyokültürel çevresi, fiziki yapısı, karakter özellikleri, eğitimi, mesleği, gezip gördüğü yerler, âşık sanatı içindeki yeri (mahlası, saz çalıp çalmadığı, doğmaca söyleyip söylemediği, atışma yapıp yapmadığı, hikâye anlatıp anlatmadığı, âşıklıkta ustası / ustaları olup olmadığı, yetiştirdiği çırakları olup olmadığı, rüyada bade içip içmediği, vb.), mensup olduğu âşık kolu, mensup olduğu dinî ve tasavvufi zümre, vd. sayılabilir. Bu türdeki bazı destanlarda geçen ipuçlarından hareketle bazı âşıkların yaşadığı yüzyıl hakkında bile çıkarımda bulunmak mümkün olabilmektedir. Bu bilgiler, özellikle hakkında fazla bilgi bulunmayan âşıklarla ilgili yapılacak araştırmalar açısından büyük önem taşımaktadır. Âşık veya âşıkların başka âşıklar üzerindeki etkisini, yaşadığı dönemde veya ölümünden sonraki dönemlerde başka âşıkların gözüyle nasıl değerlendirildiğini göstermesi bakımından da âşıknamelerin değeri büyüktür. Bu bilgiler arasında âşık edebiyatı tarihine ışık tutacak yeni bilgiler de yer alabilir. Bununla birlikte âşıkname söyleyen / yazan âşığın âşıknamede / şairnamede yer verdiği âşıklarla ilgili değerlendirmelerini mutlak doğru kabul etmek de yanlış olacaktır. Âşıkların başka âşıklardan bahsederken şahsi duygu ve düşüncelerini katarak bazı âşıkları aşırı övme, bazılarını ise taşlama yoluna gidebilecekleri de araştırmacılar tarafından göz ardı edilmemelidir
Derviş edebiyatı araştırmaları: Sorgunlu Sıdkı Baba Dîvânı (İnceleme- Metinler)
“Derviş Tarzı Türk Edebiyatı ve Sıdkı Baba Dîvânı” adlı bu çalışma, “Ön Söz”, “Giriş”,
üç bölüm, “Kaynaklar”, “Şiirlerin Dizini” ve “Ekler”den oluşmaktadır.
“Giriş”te yer alan “Sıdkı Mahlaslı Şairler”le ilgili araştırma sonucu, Sıdkı/Sıtkı
mahlasını kullanan 40 civarında şair tespit edilmekte ve her biri hakkında ana hatlarıyla
bilgi verilmektedir. Beslendikleri benzer ve farklı kültür kaynaklarını belirleyebilmek için bu şairlerin doğduğu ve/veya yaşadığı bölge, mensup olduğu tekke/tarikat çevresi, beslendiği ve seslendiği sözlü ve/veya yazılı çevre gibi hususlarda bilgiler de ana hatlarıyla
aktarılmaktadır. Sorgunlu Sıdkı Baba ile mahlasdaş şairlerden tespit edilebilenler şöyle
sıralanmaktadır: 1. Astarabatlı Sıdkı, 2. Vardar Yeniceli Sıdkî, 3. İstanbullu (Yeniçeri) Sıdkî, 4. Ispartalı Sıdkı, 5. Tosyalı Sıdkı, 6. Alanyalı (Mehmet Sâdık) Sıdkı, 7. Konyalı Sıdkı
Dede, 8. Edirneli (Şeyh İbrahim) Sıdkı, 9. İstanbullu Sıdkî (Emetullah Hanım), 10. Kütahyalı? (Süleyman) Sıdkı, 11. İstanbullu (Abdullah) Sıdkî, 12. İstanbullu (Mustafa) Kâtib Sıdkı, 13. Hüsrevpaşalı Sıdkı, 14. Erzurumlu Sıdkı, 15. Eğinli Sıdkı, 16. ? (Mehmed) Sıdkî, 17. Ardanuçlu Sıdkı, 18. Antakyalı Sıdkı, 19. Diyarbakırlı Sıdkî, 20. Hekimhanlı Sıdkı, 21. Sütlüceli Sıdkı, 22. Sivaslı Sıdkı, 23. Konyalı (Abdurrahman) Sıdkı, 24. Divriğili Sıdkı, 25. Kesriyeli Sıdkı, 26. Bünyanlı Sıdkı, 27. Filibeli Sıdkı, 28. Alanyalı Sıtkı, 29. Zileli Sıdkı, 30. Posoflu/Türkgözülü Sıdkı, 31. Posoflu/Yolağzılı Sıdkı, 32. Tarsuslu Sıdkı Pervane, 33. İskeçeli Sıdkı, 34. Mardinli Sıdkı, 35. Akdağmadenli/Bozhöyüklü Sıdkı?
“Sorgunlu Sıdkı Baba’nın Hayatı ve Şairliği” başlıklı ilk bölüm iki ana kısımdan
meydana gelmektedir. “I. Sorgunlu Sıdkı Baba ve Çevresi”, “II. Sorgunlu Sıdkı Baba’nın
Şairliği”. “Sorgunlu Sıdkı Baba ve Çevresi” başlıklı birinci kısımda şairin doğum yeri, doğum tarihi, adı ve soyadı, soyu/ailesi, öğrenimi, askerliği, mesleği, tarikatı, vefat tarihi ve mezarı hakkında etraflı bilgiler verildi. “II. Sorgunlu Sıdkı Baba’nın Şairliği”nde, onun bade
içmesi, saz ve ezgi ile ilgisi, mahlasları, atışmaları, şiirlerinin yer aldığı kaynaklar ele alındı.
Şairden bahseden başka çalışmalarda verilen yanlış bilgiler “Birinci Bölüm”de düzeltildi. Bu bilgiler, şairin köyüne gidilerek -başta oğlu Hüseyin Cahit Gök olmak üzere sözlü kaynaklarla görüşmelerin yanında, Sorgun Nüfus Müdürlüğü’nde yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarıldı.
“Şiirlerin Şekil, Tür ve Üslûp Yönünden İncelenmesi” başlıklı ikinci bölüm beş ana
kısımdan meydana gelmektedir. “Vezin” başlıklı kısımda, şairin şiirlerinde hece ölçüsünü kullandığı tespit edilmekte ve beş, yedi, sekiz, on bir, on dört, on altı heceli şiirlerine
örnekler verilmektedir. “Kafiye ve Ayak” kısmında şairin şiirlerinde kullandığı kafiye çeşitleri, kafiye örgüsü ve şiirlerin ayak yapısı ile ilgili tespit edilen örneklerden hareketle
bir tasnif sunulmaktadır. “Nazım Şekilleri” kısmında “1. Sözlü Edebiyat Kaynaklı Nazım
Şekilleri” ve “2. Yazılı Edebiyat Kaynaklı Nazım Şekilleri” ana başlıkları altında konuyla
ilgili tespit ve değerlendirmelere yer verilmektedir.
Sıdkı Baba’nın şiirlerinde görülen nazım türleri beş ana başlık altında tasnif edilmektedir: Allah hakkında oluşturulan türler, Peygamber hakkında oluşturulan türler,
din ve tasavvuf büyükleri hakkında oluşturulan türler, dinî-tasavvufî düşüncelerle oluşturulan türler ve âşık edebiyatı nazım türleri.
“Dil ve Üslûp Özellikleri” de “1. Mahallî Söyleyişler ve Arkaik Kelimeler”, “2. Anlatım Şekilleri”, “3. Diğer Üslûp Özellikleri” başlıkları altında örnekler verilerek değerlendirilmektedir.
“Şiirlerde İşlenen Konular” başlıklı üçüncü bölüm iki ana başlık ve bu başlıklara
bağlı alt başlıklarda incelenmektedir. “Sistematik Tahlil Yöntemi” adı verilen metin merkezli inceleme sonucu, Sıdkı Baba Dîvânı’nda yer alan şiirlerin tamamına yakınının din
ve tasavvuf konulu olduğu ortaya çıkarılmaktadır. Din ve tasavvuf konuları da şu başlıklar altında toplanmaktadır: 1. Allah, 2. Melekler, 3. Kitaplar, 4. Peygamberler, 5. İman,
6. İbadet, 7. Dünyanın Geçiciliği ve Ölüm, 8. Cennet ve Cehennem, 9. Din ve Tarikat Büyükleri. Ayrıca; 1. Millî Konular, 2. Aşk ve Sevgi, 3. Gurbet ve Hasret, 4. İnsan ve Toplum, 5. Tabiat gibi az sayıda tespit edilen diğer konulardaki şiirlerin de yine dinî ve tasavvufî unsurlarla iç içe olduğu görülmektedir.
“Sıdkı Baba Dîvânı (Metinler)” başlıklı üçüncü bölümde, şairin tespit edilen şiirleri
“I. Beş Heceliler”, “II. Yedi Heceliler”, “III. Sekiz Heceliler”, “IV. On bir Heceliler”, “V. On
dört Heceliler” ve “VI. On altı Heceliler” başlıkları altında, ayakların alfabetik sıralamaları esas alınarak verilmektedi
Social network sites for book readers: The example of 1000Kitap, a Turkish social network
1000Kitap is Turkey's largest social network for book readers. This network is a social network that mediates readers to realize reading as a social activity with other readers. The first purpose of this research is to reveal how the readers who use this social network start using the network and what they aim by using the network. The second aim is to reveal whether this network has brought about a change in their reading habits and preferences according to the readers who use this network. Finally this research aims to reveal the positive/negative aspects of this network based on the users experiences. For this purpose, phenomenological design was used in this study. The participants are 54 users who are actively using the 1000Kitap. The results indicate that introducing such social networks to the readers and teaching them how to use these social networks correctly can be beneficial in terms of enabling them to reach the right books and motivating them to read. However, the results also indicate that such social reader networks may serve different purposes and lead to negative results if they are not used in accordance with their purpose or in case of excessive use
Multiculturalism and Ethiopian society: Exploring the roots of social intolerance and fear of societal disintegration
Bu çalışmada çokkültürlülük temelinde, Etiyopya'nın başkenti olan Addis Ababa'da sosyal hoşgörüsüzlüğün ve toplumsal çözülmenin korkusunun köklerini incelenmesini amaçlanmıştır. Araştırma sorularına cevap aramak için nitel araştırma metodolojisi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak Addis Ababa'da yerleşen 15 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle bulgulanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmada, toplumun sosyal hoşgörüsünü ve barış içinde bir arada yaşamasını etkileyen en belirleyici faktörlerin etnisite, dindarlık, etnik federalizm ve sosyal medya olduğunu tespit edilmiştir. Bu çalışma aynı zamanda toplulukların çeşitlilik ve çokkültürlülük hakkındaki görüşlerini onlarla olan deneyimleri aracılığıyla incelenmiştir. Katılımcıların çoğunluğu başlangıçta çeşitliliğe karşı olumlu bir tutuma sahip olmalarına karşın, çokkültürlülüğe dair görüşleri ülkede devam eden mevcut sosyal hoşgörüsüzlük sorununun bir sonucu olarak zaman içinde değişmektedir. Sosyal hoşgörüsüzlük barış içinde bir arada yaşamayı etkileyerek toplumların sosyal ve siyasal yaşamları üzerinde ciddi sonuçlar yaratabilmektedir. Sosyal hoşgörüsüzlük sosyal ilişkiyi etkilemekte, sosyal bağları kopmaktadır. İnsanlar etnik temelli gruplar oluşturmakta ve bununla birlikte etnisite aile/evlilik kurumunu da etkilemektedir. Sosyal hoşgörüsüzlük sosyal dokuyu kargaşaya getirerek büyük insan ve mal kayıplarına neden olmuş ve ülke iç savaşa sürüklemiştir. Bu nedenle, toplum içerisinde toplumsal çözülme konusunda büyük bir korku hakimdir. Son olarak, bu çalışmada, aşırı etnosantrizmden kaçınılması ve paydaşlar, hükümetler, politika yapıcılar, dini liderler gibi ilgili organların farkındalık yaratması ve toplumun bundan ne kadar kötü ve yıkıcı bir şekilde etkilendiğini göstermesi gerektiği önerilmektedir.On the basis of multiculturalism, this study aims to examine the roots of social intolerance and the fear of societal disintegration in Addis Ababa, the capital city of Ethiopia. Qualitative research methodology was used to find answers to the research questions. 15 residents of Addis Ababa were interviewed using the semi-structured interview technique. The data obtained from the interviews were analyzed and interpreted using the thematic analysis method. The findings of the study show that the most determining factors affecting social tolerance and peaceful coexistence in a society are ethnicity, religiosity, ethnic federalism, and social media. This study also examined communities' prevailing views and opinions on diversity and multiculturalism through their experiences with them. Although the majority of the interviewee initially had a positive attitude towards diversity, their views on multiculturalism have changed over time as a result of the ongoing problem of social intolerance in the country. Social intolerance has serious consequences in the social and political lives of societies by affecting peaceful coexistence. Social intolerance affects social interactions; social ties are broken. People form ethnic-based groups, and ethnicity also affects the institution of family/marriage. Social intolerance has caused great human and property losses by dragging the social fabric into turmoil, and sparked conflicts. The fear of societal disintegration is therefore quite prevalent throughout society. Finally, in this study, it is recommended that extreme ethnocentrism should be avoided and concerned bodies, such as stakeholder, governments, policymakers, religious leaders, should raise awareness and show how badly and destructively society is affected by it
Protection of bank investors in Turkish and Palestinian laws
Bankalar, çalışmaları sırasında birçok zorlukla karşı karşıya kalırlar. Bunların en önemlisi, ekonomik ve kalkınma hedeflerine yön veren bankacılık istikrarını bozacak faktörlerdir. Çünkü bankacılık istikrarı ekonomik büyüme, rekabet ve artan bankacılık verimliliği ve etkinliği ile sonuçlanır. Banka mevduatlarının bunları yatıran tasarruf sahiplerine (mudilere) geri ödenmesi gerektiği bilinmektedir. Genel olarak para sisteminin bütünlüğü, para ve mevduatın temsil ettiği araçların güvenliğine dayandığından; mevduatı tehdit eden bir tehlikenin ortaya çıkması, bankacılık sistemi için de doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, mevduat sahiplerinin mevduatlarını güvence altına almak için çalışan ve bankacılık sisteminin bütünlüğünü ve istikrarını sağlayan bir kurum veya kuruluşun varlığına ihtiyaç duyulmuştur. Türk ve Filistin hukuklarında banka yatırımcılarının korunması ve kamuyu aydınlatma düzenlemeleri her iki ülkenin yasalarına ve düzenlemelerine göre farklılık gösterebilir. Bu bağlamda çalışmamızın konusu, mudilerin parasını ve haklarını koruyan ve sadece mevduat sahiplerinin değil, her türlü banka yatırımcısının bankaların iflas ve buna benzer mali durumlarını bozan süreçler karşısındaki haklarını koruyan sistemleri ele almaktır. Bu tezde Türkiye ve Filistin Hukuklarındaki yasal düzenlemeler ve kanunların eşliğinde yatırımcıları korumakla yükümlü olan kurum ve kuruluşların etkinlikleri karşılaştırmalı şekilde incelenecek olup bu ülkelerin yatımcı bağlamında eksik yönlerinin tespitinin sağlanması ile bu konudaki öneriler sunulacaktır. Ayrıca konuya ilişkin her türlü sistematik eser, monografi, rapor, dergi, gazete, röportaj, makale, tez vb. birinci el kaynakların taranması sağlanıp bunun vesilesi ile literatüre kazandırılması hedeflenmektedir. Araştırmada toplanan tüm bilgiler zihinsel bir süzgeçten geçirilerek sınıflandırılacak, teorik çerçeveye göre yorumlanacak ve değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Türk ve Filistin Hukuklarında banka yatırımcısı, banka menkul kıymet yatırımcısı, banka yatırımcısının korunmasıBanks face various challenges during their operations. The most significant among these are the factors that could disrupt banking stability, which guides economic and development goals. This is because banking stability leads to economic growth, competition, and increased banking efficiency and effectiveness. It is widely known that bank deposits must be repaid to the depositors, who are the savers. Generally, the integrity of the monetary system relies on the security of the instruments represented by money and deposits. Therefore, the emergence of a threat to deposits poses a direct threat to the banking system. Consequently, the existence of an institution or organization that works to secure depositors' funds and ensures the integrity and stability of the banking system has been deemed necessary. The protection of bank investors and regulations regarding public disclosure may differ according to the laws and regulations of Turkey and Palestine. In this context, the subject of our study is to examine the systems that protect depositors' funds and rights, as well as the rights of all types of bank investors, against processes that disrupt banks' financial conditions. This thesis will comparatively analyze the legal regulations and laws in Turkish and Palestinian jurisdictions that are responsible for protecting investors, and will assess the effectiveness of the institutions and organizations entrusted with this duty. Additionally, the study aims to identify the shortcomings in these countries' investor-related contexts and provide recommendations. Furthermore, all types of primary sources such as systematic works, monographs, reports, journals, newspapers, interviews, articles, theses, etc., will be reviewed and added to the literature through this research. All gathered information in the research will be filtered through a mental process, classified, interpreted according to the theoretical framework, and evaluated. Keywords: Bank investor in Turkish and Palestinian Laws, bank securities investor, protection of bank investo
Verb in Uzbek Turkish: Example of Uçqun Nazarov's novels
Dünyada varlık ve hareket olmak üzere iki unsur bulunmaktadır. Varlık ve kavramlar isimler ile karşılanırken hareketlerin dildeki karşılıkları fiillerdir. Varlıkların yapmış olduğu işi, oluşu ya da hareketi, birbirinden farklı ekler alarak zamana ve şahsa bağlı şekilde anlatan kelimeler olan fiiller, cümle kuruluşunun ana ögesi olsa da cümle içerisindeki diğer kelimeler ile bir anlam bütünlüğü oluşturmaya, onlarla anlam ilişkisi kurmaya mecburdur. Fiilin cümle içerisinde kurduğu ilişkileri belirleyen birden fazla etken olup bunlar fiilin yapısal özelliği, cümledeki konumuna göre almak durumunda olduğu kip, zaman ve kişi ekleri olarak sıralanabilir. Türk literatüründe fiilin dilin sistematik işleyişindeki konumunun belirlenmesi adına pek çok değerli çalışma yapılmıştır. Çalışılan metinlerin Türk dilinin farklı lehçelerinden alınan metinler üzerine olması, yapılan çalışmaların değerini daha da önemli kılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Özbek yazar Uçkun Nazarov'un Chayon Yili ve Paymona adlı romanları üzerine yapılan bu tez çalışmasında adı geçen romanlardaki fiiller, yapı ve işlevleri bakımından incelenirken aynı zamanda Türk lehçeleri arasında oluşturulan köprüye küçük de olsa bir taş koyabilmek böylece Türk dünyasının birlik ve bütünlüğüne ufak bir katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışma, Giriş, İnceleme ve Sonuç olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Özbek Türklerinin tarihi, Özbek Türkçesi ve edebiyatının tarihî gelişimi ve incelenen romanların yazarı Uçkun Nazarov hakkında bilgi verilmiş, İnceleme bölümünde romanlardan tespit edilen fiiller, yapıları ve fiil çekiminde aldıkları kip, zaman ve şahıs ekleri bakımından ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. İnceleme esnasında detaylı literatür taraması sonucunda ulaşılan pek çok önemli araştırmacının fiil hakkında yapmış olduğu çalışmalardan yararlanılmıştır.There are two elements in the world: being and movement. While entities and concepts are met with nouns, the equivalents of movements in language are verbs. Although verbs, which are words that describe the work, occurrence or movement of beings depending on time and person by taking different suffixes from each other, are the main element of sentence construction, they are obliged to form a semantic integrity with other words in the sentence and to establish a semantic relationship with them. There are more than one factor that determines the relationships that the verb establishes in the sentence, and these can be listed as the structural feature of the verb, the mood it has to take according to its position in the sentence, the tense and the person suffixes. In the Turkish literature, many valuable studies have been carried out in order to determine the position of the verb in the systematic functioning of the language. The fact that the studied texts are based on texts taken from different dialects of the Turkish language makes the value of the studies even more important. For this purpose, in this thesis on the novels Chayon Yili and Paymona by the Uzbek writer Uçkun Nazarov, while the verbs in the mentioned novels are examined in terms of their structure and functions, at the same time, being able to put a small stone on the bridge formed between Turkish dialects, thus contributing to the unity and integrity of the Turkish world. intended to make a contribution. The study consists of three parts: Introduction, Review and Conclusion. In the introduction part, information is given about the history of Uzbek Turks, the historical development of Uzbek Turkish and literature and the author of the novels, Uçkun Nazarov. During the examination, the studies of many important researchers about the verb, which were reached as a result of detailed literature review, were used
An example of 'Arâisü'l-Kur'ân' in the exegesis of Quranic narratives
Vânî Mehmed Efendi 17. Yüzyılda yaşamış Osmanlı ulemasının önemli şahsiyetlerindendir. Tam künyesi Şeyh es-Seyyid Muhammed b. Bistam b. Halil el-Hüseynî'dir. Vanlı olmasına nispetle el-Vânî, doğduğu kasabaya nispetle de el-Hûşâbî olarak anılagelmiştir. Hangi tarihte dünyaya geldiği bilinmese de Van'ın Hoşab köyünde dünyaya geldiğini ve seyyid olduğunu eserlerinde zikretmiştir. Henüz çok küçük yaşlarda iken yetim ve öksüz kalmıştır. Rüştüne erinceye dek ninesinin gözetiminde kalmış, onun yönlendirmesi ile Van'da bir medreseye yazılmıştır. Medrese eğitimini görmekte iken müşfika ninesini de kaybetmiş, artık Van'da durmayıp ilim yolculuğuna niyet ederek Tebriz, Karabağ ve Gence'ye gitmiştir. Vânî Efendi Karabağ'da on yıl kadar kalmış, Karabâğî Nurettin Efendi'den dersler almıştır. Tefsir ve fıkıh başta olmak üzere muhtelif ilimlerde önemli eserler kaleme almış çok yönlü bir Osmanlı alimidir. Karabağ'da eğitimini tamamladıktan sonra Erzurum'a gelmiş burada ilmi şahsiyeti ve kişiliğiyle Sadrazam Fâzıl Ahmed Paşa'yı kendine hayran bırakmış böylece aralarında güzel bir dostluk ilişkisi kurulmuştur. Sadrazam Fâzıl Ahmed Paşa ile tanışmasından sonra sade ve sakin geçen hayatı değişmiş, saraya kadar uzanan şöhreti ile adından söz ettiren hayat yolculuğu başlamıştır. Bu şöhret yıllarını yaptırdığı eserlerle süslemiş, vaaz ve nasihatleriyle hem devlet erkanını hem de halkı irşat ederek bir ömür geçirmiştir. Her ne kadar bu şöhreti, kendisinin tanınmasına ve hizmetlerine çok fayda sağlamış olsa da yaşadığı dönemin problemlerinin ve çekişmelerinin göbeğinde bulunmasını da kaçınılmaz kılmıştır. II. Viyana seferine padişahı ikna etmede rol aldığı için Kestel'e sürgün edilmiş burada vefat etmiştir. Ardından birçok kıymetli eser ve hayrat bırakan Vânî Efendi, Bursa Kestel'de kendi yaptırdığı caminin haziresine defnedilmiştir. İşte biz de bu çalışmamızla Vânî Efendi'nin hayatını anlatacak, yaşadığı dönemi ana hatları ile ele alacağız. Ardından yaşadığı dönemin olaylarının, fikir ve düşünce hayatına etkilerini anlamaya çalışacağız. "Kur'ân Kıssalarının Tefsirinde Arâisü'l-Kur'ân Örneği" isimli bu çalışmamızla Vânî Efendi'nin Kur'ân kıssalarının tefsiri olarak kaleme aldığı Arâisü'l-Kur'ân ve Nefâisü'l-Furkan ve Ferâdîsü'l-Cinân adlı, alanında yeni bir yöntem ortaya koyan eserini her yönüyle tanıtmak araştırmanın ana gayesidir. Kur'ân kıssalarına dair ayetlerin kronolojik bir esasla derlenip tefsir edildiği ve bu anlamda alanında çok önemli bir başvuru kitabı olabilecek bu eser, onlarca yazma eser nüshaları ile kütüphane raflarında beklemektedir. Bu çalışmamız, Vânî Efendi'nin hayatına, ilmi şahsiyetine, eserlerine özellikle de Arâisü'l-Kur'ân'a dair okuyucuya doyurucu bilgiler sunmaktadır. Çalışmamızın, Vânî Efendi'nin her yönüyle incelenmeyi hak eden hayatını ve eserlerini anlatmaya katkı sunacağını düşünüyoruz.Vânî Mehmed Efendi is a significant figure among Ottoman scholars who lived in the 17th century. His full name is Sheikh es-Seyyid Muhammed b. Bistam b. Halil al-Hüseynî. Due to his origin from Van, he is known as el-Vânî, and due to his birthplace, he is also referred to as el-Hûşâbî. Although the exact date of his birth is unknown, he mentions in his works that he was born in the village of Hoşab in Van and that he is a seyyid. He became an orphan at a very young age. Until he reached maturity, he remained under the care of his grandmother and was enrolled in a medrese (religious school) in Van under her guidance. During his medrese education, he lost his grandmother as well and decided to embark on a journey of knowledge, leaving Van for Tebriz, Karabağ, and Gence. Vâni Efendi spent about ten years in Karabağ, where he studied under Karabâğî Nurettin Efendi. He was a versatile Ottoman scholar, renowned for his works in various fields such as Tafsir (Quranic exegesis) and Fiqh (Islamic jurisprudence). After completing his education in Karabağ, he moved to Erzurum, where his scholarly personality and character impressed Grand Vizier Fâzıl Ahmed Paşa, leading to a strong friendship. Following his acquaintance with Grand Vizier Fâzıl Ahmed Paşa, his simple life transformed, and his journey to fame began, reaching even the palace. He adorned these years of fame with his authored works, guiding both the state officials and the public with his sermons and advice throughout his life. While this fame benefited him in many ways, it also placed him at the center of the problems and conflicts of his era. Due to his involvement in convincing the sultan for the Second Vienna Campaign, he was exiled to Kestel, where he passed away. Vânî Efendi, who left behind numerous valuable works and charitable contributions, was buried in the courtyard of the mosque he built in Bursa Kestel. With this study, we aim to narrate Vânî Efendi's life, outline the era in which he lived, and subsequently understand the impact of the events, thoughts, and intellectual life of his time. Our primary goal is to introduce Vânî Efendi's work 'Arâisü'l-Kur'ân and Nefâisü'l-Furkan' and 'Ferâdîsü'l-Cinân,' and to comprehensively analyze these works. This work compiles and interprets the Quranic narratives in a chronological manner, potentially serving as an important reference book in the field. Stored on library shelves in numerous manuscript copies, this work waits to be explored. Our study provides a comprehensive insight into Vânî Efendi's life, scholarly persona, and especially 'Arâisü'l-Kur'ân.' We believe that our work will contribute to the thorough exploration of Vânî Efendi's multifaceted life and works
Concept of woman in the Qur'an and criticism of feminism
Kadın, üzerinde en fazla konuşulan, güncelliğini yitirmeyen, tartışılan, hakkında araştırma yapılan konulardan birisidir. Bu konuda yapılan her araştırma, inceleme, akademik çalışma kadına yönelik farklı bakış açıları sunar. Kadına tarihin bir ögesi olarak ilk zamanlardan itibaren yaşadığı çevrenin de etkisiyle belirli roller yüklenmiştir. Bu roller her devir ve zamanda farklılık göstermiştir. Tarih boyunca vahyin güzel şekilde anlaşılıp uygulandığı dönemler kadınların en rahat oldukları dönemlerdir. İslâmiyet ile kadının konumunda gözle görülür şekilde bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimle birlikte kadına yeni haklar verilmiş, ikinci sınıf muameleden kurtulmuştur. Kadın konusu değişen toplumsal koşullarla birlikte ele alınan konulardan biri haline gelmiştir. Günümüzde, kadının sosyal hayatta yer edinmesiyle birlikte kadın erkek eşitliği, kadın hakları, kadının sosyal statüsü, kadının iş ve aile yaşamı gibi konular gündeme taşınmıştır. Bu gelişmelerle birlikte İslâm'da kadın algısı da önemli bir konuma gelmiştir. Bununla birlikte her geçen gün duymaya başladığımız feminizmin kadın haklarını savunduğu savı, İslâmî kesimde de kendisini duyurmuş, hak adı altında birçok öneri sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Günümüzde bazı Müslümanlar, kadın haklarını İslâmî ilkelerde değil yabancı kültürlerde aramaktadır. Bu da İslâm dinine uygun olmayan hakların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ancak bunlar her ne kadar hak olarak belirtilse de kadını daha zor durumlara sürüklemiştir. Araştırmamızın konusu da Batı'da başlayıp tüm dünyada destekçi bulan feminizm ideolojisini ve kuramlarını ana hatlarıyla ele almak ve Kur'ân ekseninde feminizme karşı farkındalık oluşturmaktır. Amacımız Kur'ân bağlamında kadının konumu ve feminizmin kadını konumlandırdığı yerin ne olduğu, hangi konuların hak, hangilerinin sorumluluk olduğu, fıtrat farklılığı, aile kurumu, özgürlük anlayışı kavramlarının Kur'ân ve feminizm açısından açıklamaktır. Öncelikle feminizm kavramı ve kuramlarına değinilecek daha sonrasında belirli kavramlar bağlamında Kur'ân ekseninde mukayesesi yapılacaktır.Women are one of the most talked about, outdated, debated and researched subjects. Every research, examination, academic study on this subject offers different perspectives on women. As an element of history, women have been assigned certain roles with the influence of the environment in which they lived from the earliest times. With the advent of Islam, there has been a noticeable change in the position of women. With this change, new rights were given to women and they were freed from second-class treatment. The issue of women has become one of the most discussed issues with the changing social conditions. Today, with women taking more place in social life, issues such as gender equality, women's rights, women's social status, women's work and family life have been brought to the agenda. With these developments, the perception of women in Islam has become even more important. However, the argument that feminism, which we are hearing more and more every day, defends women's rights, has also made itself known in the islâmî c section, has offered and continues to offer many suggestions under the name of right. However, although these are stated as rights, they dragged women into more difficult situations. The subject of our research is to deal with the ideology and theories of feminism, which started in the West and found supporters all over the world, and to evaluate feminism from an islâmî c point of view by revealing which aspects of women are discussed in the axis of the Qur'an. It is to reveal how the Qur'an and Feminism deal with the position of women in the context of the Qur'an and the place where feminism positions women, which issues are rights and which are responsibilities, the difference in nature, the institution of family, and the understanding of freedom