Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
The mediating role of presenteeism in the effect of mental workload on emotional exhaustion and depersonalisation: a study of professional accountants
Tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşma, işyerinde ve örgütsel psikolojide kötü ruh sağlığının önemli bir göstergesidir. Bu makalede, duygusal tükenmeye ve duyarsızlaşmaya yol açan öncüllerden zihinsel iş yükü ve presenteeisme odaklanılmaktadır. Araştırmada zihinsel iş yükünün duygusal tükenmeye ve duyarsızlaşmaya etki edeceği ve bu etkide presenteeismin aracılık rolü üstleneceği
varsayılmıştır. Bu araştırmanın amacı muhasebe meslek mensuplarının yaşadığı zihinsel iş yükünün,
presenteeismi, duygusal tükenmeyi ve duyarsızlaşmayı nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı 318 muhasebe meslek mensubuna anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 ve IBM AMOS 24 programları ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sunucunda muhasebe meslek mensuplarının maruz kaldığı zihinsel iş yükünün nispeten yüksek olduğu ve zihinsel iş yükünün presenteeismi, duygusal tükenmeyi ve duyarsızlaşmayı artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca presenteeismin, hem zihinsel iş yükü ile duygusal tükenme arasındaki ilişkiye
hem de zihinsel iş yükü ile duyarsızlaşma arasındaki ilişkiye aracılık ettiği görülmüştür.Emotional exhaustion and depersonalisation are sub-dimensions of burnout and important indicators of poor mental health in workplace and organisational psychology. This article focuses on mental workload and presenteeism as antecedents of emotional exhaustion and depersonalisation. The hypothesis is that mental workload affects emotional exhaustion and depersonalisation, and presenteeism plays a mediating role in this
effect. The aim of this study is to investigate the impact of mental workload on presenteeism, emotional
exhaustion, and depersonalisation among accounting professionals. A questionnaire was administered to 318 accounting professionals registered with the Kayseri Chamber of Certified Public Accountants for this purpose. The data collected were analysed using SPSS 24 and IBM AMOS 24 software. The study found that accounting professionals experience a relatively high mental workload, which leads to increased presenteeism, emotional exhaustion, and depersonalisation. Presenteeism was also found to mediate the relationship between mental workload and both emotional exhaustion and depersonalisation
Türk Dünyası Halkbilimi, Cilt:1
Olayları ve nesneleri yorumlama, bunlara çeşitli anlamlar yükleme eğilimlerinin sonucu olarak ortaya çıkan sembolik anlatımlar içinde sayı simgeciliği özel bir yere sahiptir. Sayılara yüklenen olumlu ve
olumsuz anlamlar sebebiyle bazı sayılar uğurlu, bazıları ise uğursuz
kabul edilir. Sayıların uğurlu ve uğursuz sayılmasında, toplumun tarih
boyunca edindiği kültür birikimleri ile mensup olduğu inanç sistemlerinin ve medeniyetlerin etkisi belirgindir. Sayılara yüklenen anlamlar araştırıldığında, sayı simgeciliğinin kökenlerinin mitolojik dönemlere kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Mitolojik dönemden günümüze kadar çeşitli anlamlar kazanarak kalıplaşan, etrafında çeşitli kabul ve uygulamalar oluşan sayılardan biri de “üç”tür
Nevşehir’de Bir Gönül Eri Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Hacı Bektaş Veli 13. asırda Nişabur’da doğmuş, Ahmet Yesevi ocağında
eğitim almıştır. Küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim, Hadis, fıkıh, tasavvuf ve
bâtın ilmi konularında derin bilgi sahibi olmuştur. Daha sonra Hristiyanlı-
ğın önemli merkezlerinden olan Kapadokya bölgesinde yer alan Sulucakarahöyük (Hacıbektaş)’a yerleşen ve hayatının geri kalan kısmını burada ge-
çiren Hünkâr, burada vefat etmiş ve burada metfun bulunmaktadır.
İlmi, irfanı ve örnek kişiliği ile Sulucakarahöyük’te insanların teveccü-
hünü kazanan Hacı Bektaş Veli sevgisi yetiştirdiği öğrenciler ve yazdığı
eserler ile dalga dalga yayılarak Anadolu’nun farklı yerlerine ve Balkanlar’a
uzanmıştır.
Besmele Tefsiri, Fatiha Tefsiri ve Makâlât başta olmak üzere daha başka
eserleri de olan Hacı Bektaş Veli, Besmele Tefsirinde İslam dininde çok
önemli yeri olan ve her işe besmele ile başlanan Bismillahirrahmanirrahim’i
Kur’an-ı Kerimden 22 ayet ile destekleyerek açıklamaktadır. Fatiha Tefsirinde beş vakit namazın her rekatında okunan ve Kur’an-ı Kerim’in özü olarak kabul edilen Fatiha suresini ele almaktadır. En kapsamlı eseri olan
Makâlât’da ise insanın yaratılışından ve diğer özelliklerinden bahsetmektedir. Makâlât’da dünya ve ahiret saadetine ermek için 4 kapı 40 makam belirlemiş, dünya ve ahiret saadetine ermek için bunlardan başarı ile geçilmesi
gereğini ortaya koymuştur.
Bu çalışmada Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında olduğu gibi
Nevşehir’in dünya çapında tanınmasına da vesile olan Hünkâr Hacı Bektaş
Velinin hayatı ve eserleri ele alınacaktır. Toplumsal barışa katkıları üzerinde
durulacaktır
The role of architecture documentaries in the adoption of contemporary design approaches in mosque architecture: A research on architecture students
In the historical process, mosques have exhibited different architectural features depending on various factors such as culture, geography and construction techniques, and have generally been defined by elements such as domes and minarets. Although mosque architecture has maintained its characteristic features for many years, new design approaches emerged with the Republican Era. In mosque architecture, which has been reinterpreted from a contemporary perspective, elements such as domes and minarets have undergone formal changes and interior elements have been reconsidered. However, the traditional image of the mosque in the minds of the public has created a resistance to contemporary design approaches and modern mosque designs have become a current topic of discussion. This study was carried out to understand the role of architectural documentaries in the perceptual change regarding the adoption of contemporary approaches by determining the tendencies of individuals regarding mosque architecture. In the research conducted on architecture students, the documentary 'Sancaklar Mosque' broadcasted in TRT2's Eşik program was used. Following an experimental method, user perception was evaluated with questionnaires applied before and after screening the documentary.The results were analyzed with "Dependent Groups t-test" in SPSS and the statistical significance of the change in user perception was discussed. The findings of the study showed that architecture documentaries significantly changed architecture students' acceptance of contemporary mosque designsIn addition, after screening the documentary, it was determined that the perception that architectural elements such as dome and minaret can be included in mosque architecture in different forms was strengthened.The results obtained show that mass media can be used not only as a tool in architectural education, but also as a method for informing the society and adopting contemporary design approaches to mosques
The center of science in Africa: Timbuctoo
Bugün Mali Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Timbuktu, Mali'nin orta kesimlerinde, Nijer Nehri’nin kıvrıldığı bir noktada kurulmuştur. Şehrin tarihi XI. yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. Timbuktu adını, Nijer Nehri kıyısında yaşamış Buktu adındaki yaşlı bir kadından almıştır. Timbuktu'nun eski adı Tumbukt’tur. Ayrıca, “Harika Şehir”, “Efsanevi Şehir,” “Çölün İncisi,” “Kültürel Işığın Şehri,” “Altın Şehir” ve “333 Velinin Şehri” gibi isimlerle anılmıştır. Afrika'nın ilim merkezi hâline gelen Timbuktu, özellikle III. yüzyıldan itibaren Batı Afrika'nın en ünlü şehirlerinden biri olmuştur. İslam dünyasının önemli başkentlerinden biri olarak kabul edilen Timbuktu’nun nüfusu tamamen Müslümanlardan oluşur. Timbuktu, Kuzey Afrika ile Batı Afrika arasında bir köprü vazifesi görmüş, pek çok alimi yetiştirmiş ve kültürel hareketliliğin önemli bir merkezi olmuştur. Sankore Üniversitesi gibi kurumlar aracılığıyla Timbuktu, İslam, bilim ve edebiyatın merkezi hâline gelmiş ve önemli âlimler yetiştirmiştir. Bu bağlamda, Timbuktu, Afrika’nın önemli bir ilim merkezi olarak Türk akademik dünyasına sunulmak amacıyla incelenecektir. Bu çerçevede çalışma, “Giriş”, “Timbuktu”, “Sankore Medresesi” ve “Timbuktu Âlimleri” başlıklarından oluşmaktadır. Sonuç kısmında gerekli analizler yapılacak ve önerilerde bulunularak çalışma bitirilecektir
A treatise belonging to Koçu Baba Ocağı (Transcription text-analysis-facsimile)
Anadolu'da yer alan Alevi-Bektaşi Ocaklarından olan Koçu Baba Ocağı'na XIX. yüzyılda hediye edilmiş bir el yazması, çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde Araştırmanın amaç, kapsam ve yöntemini açıkladıktan sonra Alevilik, Bektaşilik ve Kızılbaşlık hakkında verdiğimiz bir ön bilgiyle Alevilikte Ocaklar ve Koçu Baba Ocağı hakkındaki bilgileri de aktarmaktayız. Koçu Baba hakkında sözlü gelenekte ve tarihsel süreçte birçok tanımlama bulunmasının yanı sıra türbesinin önünde yer alan kitabesindeki bilgilerden Seyit Hasan Gazi olarak Hacı Bektaş Veli'nin amcasının oğlu olduğu ayrıca Abdal Musa'nın ve Mehemmed Abdal'ın babası olduğu şeklinde kayıtlar da mevcuttur. Hacı Bektaş Veli Dergâhına bağlı bir ocak olarak geçmişten bugüne Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde Koçu Baba soyundan gelen dedelerin talipleriyle cem ibadeti yaptığı bilinmektedir. Bu açıdan Koçu Baba Ocağı, bir ocak olarak veli kültü özelliği göstermesi, postnişinlerinin seyit olması ve taliplerinin yer alması bakımından Alevi-Bektaşi Ocak araştırmalarında da bilinen özelliklere sahip bulunmaktadır. Bu ocağa hatıra olarak emanet edilmiş eserin yazarı olan Muhammed Hamdullah Çelebi, Hacı Bektaş Veli Çelebilerindendir. Bu sebepten dolayı eserin yazarı olan Hamdullah Çelebi'nin tarihî kişiliği hakkında da araştırmamızda bilgiler sunmaya çalıştık. Araştırmalarımız esnasında tarihsel verilerin ve arşiv belgelerinin karşılıklı incelenmesi de tarihsel gerçekliğe ışık tutacağı için son derece önemlidir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan el yazmasının Latin alfabesiyle yazımı ve günümüz Türkçesine aktarımını yapmış bulunmaktayız. 1814 yılında yazılmış olan eser, Hacı Bektaş Veli Dergâhının 1824 tarihinde Postnişini olduğu bilinen Şeyh Feyzullah Efendi'nin oğlu Muhammed Hamdullah Çelebi imzasını taşımaktadır. Söz konusu risalede erkânnâme ve tasavvufî konularına yer verilmektedir. Eserin son kısımlarında Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşündüğümüz şiirler yer almaktadır. Eserin bazı sayfalarının eksik olduğunu sayfaların sonundaki belirleyici kelimelerin bir sonraki sayfanın başında yer almaması ve metin bağlamındaki kopukluklardan anlamaktayız. Üç farklı sayfada yer alan mühürlerdeki "Abdühü's-Seyyid Muhammed Hamdullah" ifadesinden dolayı mühürlerin Muhammed Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim üslubundan da anlaşılacağı üzere tarihsel manada yol gösterici olduğunu düşündüğümüz bir eseri çevirmiş bulunmaktayız. Yöntem olarak metinlerde geçen Arapça ifadelerin harf ve işaretlerini metne bağlılık esasına dayanarak olduğu haliyle yazmış bulunmaktayız. Bunun yanında Aleviliğin yol bilgisi olarak önemsediğimiz bazı konuların açıklayıcı bir şekilde sunulmasına özen gösterilmiştir.Koçu Baba Ocağı, one of the Alevi-Bektashi Ocaks in Anatolia, dates back to the 19th century. A manuscript given as a gift in the 19th century constitutes the main subject of our study. In the first part of the thesis, after explaining the purpose, scope and method of the research, we provide preliminary information about Alevism, Bektashism and Qizilbashism, and also provide information about Alevi ocaks and Koçu Baba Ocağı. In addition to the many descriptions about Koçu Baba in the oral tradition and historical process, there are also records from the information in the inscription in front of his tomb that he is the son of Haci Bektas Veli's uncle as Seyit Hasan Gazi and that he is the father of Abdal Musa and Mehemmed Abdal. As an ocak affiliated with the Haci Bektas Veli Dervish Lodge, it is known that the grandfathers from the Koçu Baba lineage have performed cem worship with their disciples in various regions of Anatolia from past to present. In this respect, Koçu Baba Ocağı has characteristics that are also known in Alevi-Bektashi Ocaks research in terms of its saint cult characteristics as an ocak, its postnishins being seyyids and its suitors. Muhammed Hamdullah Celebi, the author of the work entrusted to this ocak as a souvenir, is one of the Haci Bektas Veli Celebis. For this reason, we tried to provide information in our research about the historical personality of Hamdullah Celebi, the author of the work. During our research, mutual examination of historical data and archive documents is extremely important as it will shed light on historical reality. In the second part of the thesis, we transcribed the manuscript written in Ottoman Turkish with the Latin alphabet and translated it into modern Turkish. The work, written in 1814, bears the signature of Muhammed Hamdullah Celebi, the son of Sheikh Feyzullah Efendi, who is known to have been the Postnishin of Haci Bektas Veli Dervish Lodge in 1824. In the treatise in question, the subjects of virtues and Sufism are included. The last parts of the work include Hamdullah Celebi's poems. We understand that some pages of the work are missing from the fact that the defining words at the end of the pages do not appear at the beginning of the next page and from the breaks in the context of the text. We think that the seals belong to Muhammed Hamdullah Celebi due to the phrase "Abdühü's-Seyyid Muhammed Hamdullah" on the seals on three different pages. As a matter of fact, as can be understood from its style, we have translated a work that we think is historically guiding. As a method, we have written the letters and signs of the Arabic expressions in the texts as they are, based on the principle of adherence to the text. In addition, care has been taken to present some issues that we consider important as the path information of Alevism in an explanatory manner
The poems featuring nature and love motifs by imru’ al-qays, who departing from the world as a political figure
Arapların Kâhtânî soyundan gelen İmruu’l-Kays (öl. 540 dolayları), Arap yarımadasının ortasında kurulan Kinde’nin son hükümdarı olan Hucr’ün oğludur. Gerçek adı Hunduc, Adî veya Müleyke olarak tarihe geçmişse de “İmruu’l-Kays” lakabıyla meşhur olmuştur. Âsî bir karaktere sahip olması ve aile geleneklerine aykırı bulunan davranışları sebebiyle babası tarafından sürgün edilmiştir. Esedoğulları tarafından öldürülen babasının intikamı alma görevi kendisine düşmüş ve Memleketine dönerek bazı faaliyetlerde bulunduktan sonra İstanbul’a gitmiş ve dönüş yolunda Ankara’da vefat etmiştir.
Döneminde söylenen şiirleri ezberleyerek şairlerle mücadele etmeye başlamış ve küçük yaşlardayken şiirleriyle öne çıkmıştır. Hakkında detaylı bilgi sahibi olunan en eski Arap şairi özelliğine sahip olan İmruu’l-Kays, iç dünyası ile dış dünyayla bağ kurabilen şair sıfatını taşıyabilmiştir. Bu şekilde hem çağdaşları hem de kendisinden sonra gelen şairler tarafından övülmeye mazhar olmuştur. Arap şiiri yüksek bir kaliteye taşıyan İmruu’l-Kays bu alanda adeta ilk ve son şair olma hüviyetini kimseye kaptırmamıştır. Böylece Câhiliyye şairleri arasında da bir numara olarak tarihe geçmiştir.
Zarif bir dil kullanma, akraba ilişkileri, sözcükleri bağlamında kullanabilme, kadınları ceylanlara benzetme gibi sanatsal üslupları Arap şiir literatürüne kazandıran ilk şair olarak kayıtlara geçmiştir. Gece, at ve av gibi motifleri hakkıyla işleyebilen, çöl yaşamını şiir dünyasına betimleyici bir şekilde yansıtabilmiştir. Böylece güçlü bir hayal dünyasına sahip bir şahsiyet olarak Arap şiir literatüründe adını altın harflerle yazdırabilmiştir.
Şiirlerinde aşk, hasret ve doğa gibi temaları betimleyici bir usulle işlemiştir. Açık anlaşılır ve dikkat çekici sözcükler seçerek etkileyici bir dil ve akıcı bir üslup kullanmıştır. Tasvirlerle süslenmiş şiirleri, hatırlanması kolay, hayal gücü derin olmuştur. Tarih boyunca Arap dili ve Edebiyatı üzerinde şiirlerinin parmak uçları eksik olmamıştır. Yapmış olduğu yolculuklar, atlattığı badireler ve yaşadığı deneyimler, onu daha da güçlendirmiştir. Bu çerçevede şiirlerine yeni anlamlar kazandırmış, modern düşünceler benimseyerek dönemin Arap şirine yaratıcı bir kisve giydirebilmiştir.
İmruu’l-Kays’ın şiirleri, Câhiliyye döneminde olduğu gibi İslamiyet’in gelişiyle de önemini kurumuş ve Arap dili ve Edebiyatında adeta bir ölçü mesabesi görevini görmüştür. Siyasi bir figür olması hasebiyle de siyasi bir görev icra ederken Ankara’da vefat etmiş ve burada defnedilmiştir. Şair gerek şahsiyet gerekse de şiirleri açısından Arap dünyası için önem arz ettiği kadar Ankara’da metfun olması hasebiyle ülkemizde Arap dili ve Edebiyatı veya Siyasetle ilgilenen taraflar açısından da bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmada şairin şahsiyetiyle beraber doğa ve aşk tasviri açısından bazı şiirleri ele alınarak çalışma konusu yapılmıştır. Böylece gerek Arap ve Türk dünyasında başta olmak üzere şair ve şiirleri, siyasi ve edebî muhtevasıyla yeni bir perspektif dâhinde akademi camianın dikkat ve ilgilerine sunulmuştur
İslâmi düşünce ekseninde meseleler-ı ifrât ve tefrît arasında i’tidâl arayışları uluslararası sempozyum
IN THE CONTEXT OF THE EXAGGERATION AND
UNDERSTATEMENT IN DETECTING FABRICATED HADITHS,
NARRATIONS THAT AL-SAYOUTI (d.1505) RETRIEVED FROM
IBN AL-JAWZİ’S (d.1201) el-MEVZUÂT: ‘THE EXAMPLE OF
KITABU’L-ILIM
Cognate words family derived from verb in Turkish
Türkçe, yapı bakımından eklemeli diller grubu içerisinde yer alır. Bu özellik dolayısıyla yapım ve çekim işlemleri, isim ve fiil köklerine çeşitli ekler eklenerek yapılır. Birden fazla sözcük türetme sistemine sahip olan Türkçede en çok kullanılan yol, yapım ekleri ile türetmedir. Yapım ekleri ile sözcük türetme, isim veya fiil niteliği taşıyan köklere yapımlık bağımlı biçimbirimlerin (yapım ekleri) getirilmesi ile gerçekleşir. Böylece ilgili kökten onunla anlam ilişkisine sahip olan yeni bir isim veya fiil türetilmiş olur. Türkçenin bu sözcük türetme olanağı, sınırlı sayıda kökten çok fazla sayıda yeni sözcük türetilmesini sağlar. Aynı kökten türetilmiş sözcükler de "kökteş sözcük aileleri"ni oluşturur. Bu sözcük grupları, Türkçenin sözcük türetme sisteminin işlekliğini ve gücünü göstermesi açısından ilgi çekicidir. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesinde tek heceli kök fiillerden (261 adet), fiilden isim ile fiilden fiil yapım ekleri ile türetilmiş kökteş sözcükler ve bu sözcüklerden oluşmuş aileler belirlenmiştir. Türkçe Sözlük (TDK, 2019) ve Derleme Sözlüğü (1993) başta olmak üzere, ağız çalışmaları ve sözlükleri, terim sözlükleri, ilgili makaleler ve tezler, Türkçe Ulusal Derlemi ve internet taranarak söz konusu tek heceli kök fiillerden yapım ekleri ile türetilmiş sözcükler belirlenerek fişlenmiş ve sistemli bir biçimde tablolaştırılmıştır. Bu sözcükler içerisinde sadece sözlüklerde (genel, ağız ve terim) olanlar değil, sözlüklerde madde başı yapılmamış olmasına rağmen ilgili kökten türetilen ve yazı veya konuşma dilinde kullanıldığı belirlenen sözcükler de bulunmaktadır. Böylece ilgili kökten türetilerek kullanılan tüm sözcükleri belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan çalışmayla, Türkçenin en önemli yapı özelliği olan yapım ekleri ile sözcük türetme sisteminin Türkiye Türkçesindeki işlekliği ve gücü örneklerle gösterilmeye ve Türkiye Türkçesinin söz varlığının sınırları hakkında bir fikir edinilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.Turkish is in the group of agglutinative languages in terms of structure. Due to this feature, construction and conjugation processes are carried out by adding various suffixes to noun and verb roots. The most commonly used way in Turkish, which has more than one word derivation system, is derivation with construction suffixes. Word derivation with construction suffixes is realized by adding constructional dependent morphemes (construction suffixes) to noun or verb roots. Thus, a new noun or verb is derived from the relevant root that has a meaning relation with it. This word derivation capability of Turkish enables the derivation of a large number of new words from a limited number of roots. Words derived from the same root form "root word families". These word groups are interesting in terms of showing the functionality and power of Turkish word derivation system. In this study, root compound words derived from monosyllabic root verbs (261) in Turkish with verb-noun and verb-verb construction suffixes and families formed from these words were identified. Turkish Dictionary (TDK, 2019) and Derleme Sözlüğü (1993), dialect studies and dictionaries, term dictionaries, related articles and theses, Turkish National Corpus and the internet were scanned and the words derived from these monosyllabic root verbs with construction suffixes were identified and tabulated systematically. Among these words, there are not only those that are found in dictionaries (general, dialectal and term), but also words that are derived from the related root and are determined to be used in written or spoken language, although they are not included in dictionaries. Thus, it was aimed to identify all words derived from the related root. With this study, it was tried to show the functionality and power of the system of word derivation with construction affixes, which is the most important structural feature of Turkish, in Turkish and to provide an idea about the limits of the vocabulary of Turkish
USING THE RETINEX METHOD FOR IMPROVING LOW LIGHT PHOTOS TAKEN INSIDE CAVES
Mağaralar çoğunlukla doğal yapıları gereği ya tamamen karanlık ya da çok az doğal ışık alabilen kapalı alanlardır. Mağaracılar, mağara içerisinde çok zor koşullarda ve dar alanlarda çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durumun bir sonucu olarak yapılan çalışmaların belgelenmesi sırasında çekilen fotoğraflar büyük oranda düşük ışıklı fotoğraflar olmaktadır. Mağaracılar çalışma sonrasında çektikleri fotoğrafları Photoshop ve ACDSee benzeri programlar yardımı ile ışık koşulları açısından iyileştirmektedirler. Ancak bu programlar ışık koşullarını iyileştirme konusunda uzmanlaşmış yazılımlar değillerdir ve kullanıcı deneyimine bağlı olarak çok farklı sonuçlar üretebilmektedirler. Retineks algoritması ilk defa 1971 yılında önerilmiş ve bugün hala özellikle düşük ışıklı görselleri iyileştirmede kullanılan en başarılı algoritmalardan birisidir. Retineks algoritmasının mağara içinde çekilmiş düşük ışıklı görsellerdeki başarımı bazı çalışmalarda kısmen ele alınmış olsa da bu konuyu başlı başına ele alan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada mağara içinde çekilmiş düşük ışıklı fotoğraflara Retineks uygulanmıştır ve ışık iyileştirme açısından başarılı sonuçlar ele edilmiştir.Caves are mostly closed spaces that, due to their natural structure, can either be completely dark or receive very little natural light. Scientists have to work under very difficult conditions and in narrow spaces inside the cave. As a result of this situation, the photographs taken during the documentation of the studies are largely low-light photographs. Scientists enhance the photographs they take after work in terms of light conditions with the help of programs such as Photoshop and ACDSee. However, these programs are not specialized in enhancing light conditions and can produce very different results depending on the user experience. The Retinex algorithm was first proposed in 1971 and is still one of the most successful algorithms used today, especially in enhancing low-light images. Although the performance of the Retinex algorithm in low-light images taken inside caves has been partially addressed in some studies, there is no study that addresses this issue in itself. In this study, Retinex was applied to lowlight photographs taken inside the cave and successful results in terms of light enhancement were achieved