Nevşehir Hacı Bektaş Veli University

Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
Not a member yet
    8560 research outputs found

    Analytical and numerical solutions of high-dimensional fractional partial differential equations

    No full text
    Kısmi diferansiyel denklemler genellikle bilim ve mühendisliğin birçok alanında ortaya çıkar. Günümüze kadar yaygın olarak kullanılan bazı analitik metotlar incelendiğinde bu metotlarda modelleme eksiklikleri ve çözüm süreçlerinin zorluğu gibi bazı eksiklikler tespit edilmiştir. Bu noktaya kadar yaygın olarak kullanılan birkaç analitik teknikle birlikte, çözümlerin nümerik değerlerini elde etmek için sayısal yaklaşımlardan yararlanılmıştır. Bu tezde, (3+1)-boyutlu Camassa-Holm-Kadomtsev-Petviashvili (CHKP) denklemi için Alt-Denklem, Genelleştirilmiş (G'/G)-Açılım ve Modifiye Edilmiş Kudryashov metotları kullanılarak yeni analitik çözümler elde edilmiştir. Daha sonra (2+1)-boyutlu Kadomtsev–Petviashvili (KP) denklemi için Modifiye Edilmiş Kudryashov metodu kullanılarak yeni analitik çözümler elde edilmiştir. Ayrıca Rezidual Kuvvet Serisi Metodu (RKSM) kullanılarak da yeni nümerik çözümler elde edilmiştir. Bu sonuçların dinamik doğasını incelemek için elde edilen bazı çözümlerin 3D, kontur ve 2D grafik çizimleri dahil edilmiştir. Ek olarak, belirli parametreler için mevcut denklemin nümerik çözümlerinin analitik çözümlerle karşılaştırma tablosu sunulmuştur.Partial differential equations often occur in many areas of science and engineering. When some analytical methods that have been widely used to date are examined, some deficiencies such as modeling deficiencies and difficulty in solution processes have been identified in these methods. Numerical approaches have been used to obtain approximate values of the solutions, along with several analytical techniques that have been widely used up to this point. In this thesis, new exact solutions are obtained for the (3+1)-dimensional Camassa-Holm-Kadomtsev-Petviashvili (CHKP) equation using Sub-Equation, Generalized (G'/G)-Expansion and Modified Kudryashov methods. Then, new exact solutions were obtained for the (2+1)-dimensional Kadomtsev–Petviashvili (KP) equation using the modified Kudryashov method. Additionally, new approximate solutions were obtained using the Residual Power Series Method (RPSM). 3D, contour and 2D graphical drawings of some of the obtained solutions are included to examine the dynamic nature of these results. In addition, a table of comparison of approximate solutions of the current equation with exact solutions for certain parameters is presented

    Reflectıons of the COVID-19 epıdemıc on the workıng habıts of professıonal accountants: the case of Kayseri provınce

    No full text
    Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve 11 Mart 2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 salgınının küresel ekonomi üzerinde büyük ölçüde etkisi bulunmaktadır. Salgın döneminde yapılan bir takım mevzuat düzenlemelerinden muhasebe meslek mensupları büyük ölçüde etkilenmiştir. Zira yapılan düzenlemeler meslek mensuplarının iş yüklerini artırmakta olup, çalışma alışkanlıklarında belirli değişikliklere sebep olmuştur. Bu kapsamda çalışmada, Covid-19 salgınının Kayseri ilinde faaliyette bulunan muhasebe meslek mensuplarının iş yükleri ve çalışma alışkanlıklarına olan yansımalarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na kayıtlı olan 318 muhasebe meslek mensubuna anket yapılmış ve elde edilen veriler SPSS 26 paket programında analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre; Kayseri’deki meslek mensuplarının pandemi sürecinde genellikle tam mesai biçiminde çalıştıkları, mükelle昀氀eri ile iletişim noktasında yüz yüze görüşmeden ziyade telefon ile görüştükleri, işlerini yürütmeleri için gerekli evrakları teslim almada çoğunlukla kapıdan alma yöntemini uyguladıkları, pandemi sürecinde vergi dairesi ile ilgili işlemlerini interaktif vergi dairesi uygulamaları ile gerçekleştirdikleri ve dijital teknolojiyi daha çok benimsedikleri belirlenmiştir.The Covid-19 epidemic, which emerged in Wuhan, China and was declared a pandemic by the World Health Organization (WHO) as of March 11, 2020, has a major impact on the global economy. Accounting professionals have been greatly affected by a number of legislative arrangements made during the epidemic period. Because the regulations made increase the workload of the members of the profession and have caused certain changes in their working habits. In this context, it is aimed to determine the re昀氀ections of the Covid-19 epidemic on the workloads and working habits of professional accountants operating in Kayseri. In this context, a survey was conducted with 318 professional accountants registered in Kayseri Chamber of Certi昀椀ed Public Accountants and the data obtained were analyzed in SPSS 26 package program. According to the data obtained; Professionals in Kayseri generally work full-time during the pandemic process, they talk to their taxpayers by phone rather than face-to-face at the point of communication, they mostly use the door-to-door method to receive the necessary documents to carry out their business and they use the interactive tax of昀椀ce applications during the pandemic process. It has been determined that they have realized and adopted digital technology more

    Mapping religious tourism routes through geographic information system: The case of Cappadocia

    No full text
    Bu çalışma eşsiz doğal manzaraları ve kültürel mirasıyla Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından birisi olan Kapadokya bölgesinde inanç turizmi rotaları oluşturmayı amaçlamaktadır. Bölgede inanç turizmi rotalarının oluşturulmasında literatür taraması, odak grup görüşmesi, mülakatlar ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) araçlarından faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında oluşturulması planlanan rotalarda bileşen olarak değerlendirilen 86 Hıristiyanlık dini yapısının yer aldığı bir envanter oluşturulmuştur. Ardından ziyaret yerlerinin özelliklerinin ortaya çıkarılması ve sınıflandırılması için bir ölçüm aracı geliştirilerek dini yapıların özellikleri hakkında veri toplanılmıştır. Ölçüm aracında dini yapıların manevi değeri, kültürel değeri, doğal çevre içerisinde bulunması, ziyaret yoğunluğu (bilinirlik) ve kutsallık özelliklerini ortaya koyan 5 farklı kritere yer verilmiştir. Bu kriterlerin belirlenmesinde odak grup görüşmesi ve literatürde yer verilen rota planlama rehberlerinden faydalanılmıştır. Kapadokya bölgesindeki Hıristiyanlık dini yapıları üzerine uzman 21 kişi, hazırlanan envanterde yer verilen dini yapıları 5 farklı kritere göre puan vererek değerlendirmiştir. Analiz sonuçlarına göre çalışma kapsamında değerlendirilen dini yapıların büyük bir kısmının doğal çevre içinde yer alan, kültürel ve manevi değer açısından üstün özellikler sergileyen az bilinen yapılar olduğu anlaşılmıştır. Dini yapılar tespit edilen özelliklerine göre kategorilere ayrılmış ardından coğrafi konumları CBS programlarına aktarılarak mekânsal analizler yapılmıştır. Dini yapıların konum bilgileri ve diğer coğrafi verilerden faydalanılarak ArcGIS yazılımında mekânsal istatistik analizleri, ağ analizleri (network) ve mesafe analizleri (distance) yapılmıştır. Analizler sonucunda dini yapıların bölgedeki mekânsal dağılımı, yürüyüş için uygun alanlar, yürüyüş süreleri ve mesafeleriyle ilgili bulgular elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 3 farklı rota önerisi geliştirilmiş ve çok sayıda alternatif rota oluşturmak için araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler getirilmiştir. Çalışma, Kapadokya bölgesinin zengin dini mirasının farklı temalarla deneyimlenmesi için ortaya koyduğu rotalar ve bu rotaların oluşturulmasında bileşenlerin değerlendirilmesi için geliştirdiği yöntemle literatüre ve turizm sektörüne önemli katkılar sağlamaktadır. Ortaya konulan envanter ve rotalar Kapadokya'daki inanç turizmine yönelik altyapının gelişmesine, Hıristiyanlık dini mirasının korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacaktır. Sonraki çalışmalar için sonuçlara dayalı olarak turizm sektörüne ve araştırmacılara önemli öneriler sunulmuştur.This study aims to create religious tourism routes in the Cappadocia region, one of the most important tourism destinations in Turkey with its unique natural landscapes and cultural heritage. Literature review, focus group interviews, interviews, and Geographic Information Systems (GIS) tools were employed to create religious tourism routes in the region. An inventory was created of 86 Christian religious structures that were considered as components in the planned routes. Subsequently, a measurement tool was developed to collect data on the characteristics of these religious sites, including their spiritual value, cultural significance, presence in the natural environment, visitor density-familiarity, and sacredness. The criteria were determined based on focus group discussions and route planning guides published in the literature. 21 experts on Christian religious structures in the Cappadocia region evaluated the religious structures listed in the prepared inventory according to 5 different criteria. The analysis revealed that many of the evaluated religious structures are lesser-known buildings with outstanding features in terms of natural environment, cultural value, and spirituality. After categorizing the religious structures based on their identified features, their geographical locations were transferred to GIS programs for spatial analysis. Spatial statistical analyses, network analyses, and distance analyses were conducted using ArcGIS software, providing insights into the spatial distribution of religious structures in the region, suitable areas for walking, walking durations, and distances. Within the scope of the study, 3 distinct route proposals were developed, and suggestions were made to researchers and practitioners to create a large number of alternative routes. Overall, this study significantly contributes to the literature and the tourism industry by presenting routes that allow diverse experiences of Cappadocia's rich religious heritage. Additionally, the method it has developed for evaluating the components in creating these routes is valuable. The inventory and routes will contribute to the development of infrastructure for religious tourism in Cappadocia, the preservation of Christian religious heritage, and its transmission to future generations. Based on the results, important recommendations have been offered to the tourism sector and researchers for future studies

    Comparison of parametric modeling approaches for wind turbine power curves

    No full text
    Sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağı olan rüzgâr enerjisinin dünya çapında geniş bir uygulama alanı bulunmaktadır. Ancak, rüzgâr dinamikleri, rüzgâr enerjisinin stokastik doğası ve rüzgâr türbinlerinin operasyonel özelliklerinden dolayı elektrik güç sistemlerinin kararlı olarak çalışmasında birçok zorlukla karşılaşılmaktadır. Bu zorlukların üstesinden gelmenin önemli yollarından biri de rüzgâr türbini güç eğrisinin doğru olarak modellenmesidir. Bu tez çalışmasında, öncelikle, metasezgisel optimizasyon tabanlı parametrik metotlar kullanılarak rüzgar türbini güç eğrisi modelleri oluşturulmuş ve uyum iyiliği istatistikleri açısından detaylı olarak karşılaştırılmıştır. Bu aşamada, Afrika akbabaları, balçık küfü, deniz yırtıcıları, Fick yasası ve geometrik ortalama optimizasyon algoritmaları tarafından 3, 4 ve 5 parametreli lojistik, 5., 6. ve 7. dereceden polinom ve modifiye hiperbolik tanjant fonksiyonlarının tasarım katsayıları bulunmuştur. Geliştirilen güç eğrisi modelleri arasında, deniz yırtıcıları optimizasyon algoritması tabanlı modifiye hiperbolik tanjant modeli uyum iyiliği istatistikleri açısından en etkin performansı göstermiştir. Sonrasında, bu hibrit güç eğrisi modeline k-ortalamalar kümeleme algoritması entegre edilerek daha düşük karesel hataların toplamı ve karekök ortalama hata sonuçları elde edilmiş ve bu sayede, daha kararlı güç eğrisi modeli üretilmiştir.As a sustainable and clean energy source, wind energy has a wide range of applications around the world. However, due to wind dynamics, the stochastic nature of wind energy and the operational characteristics of wind turbines, many difficulties are encountered in the stable operation of electrical power systems. One of the important ways to overcome these difficulties is to accurately model the wind turbine power curve. In this thesis, initially, wind turbine power curve models were created using metaheuristic optimization-based parametric methods, and compared in detail in terms of the goodness-of-fit statistics. At this stage, the design coefficients of 3-, 4- and 5- parameter logistic, 5th-, 6th- and 7th-degree polynomial and modified hyperbolic tangent functions were found by African vultures, slime mould, marine predators, Fick's law and geometric mean optimization algorithms. Among the power curve models developed, marine predators optimization algorithm-based modified hyperbolic tangent model showed the most effective performance in terms of the goodness-of-fit statistics. Afterwards, k-means clustering algorithm was integrated into this hybrid power curve model to obtain lower sum of squared errors and root mean squared error results, thus producing a more stable power curve model

    Afetler, göçmenlik, mültecilik sorunları

    No full text
    Afetlerin bireyler üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğu bilinmektedir. Afetten etkilenen bireyler, bu olumsuz etkileri ve riskleri azaltmak için afet sonrasında zorunlu göç yaşayabilmektedir. Bu nedenle, afet yönetimi planları sadece afet bölgesini kapsayacak şekilde değil; afetin büyüklüğüne göre afet çevresindeki bölgeleri/ülkeleri de kapsayacak şekilde oluşturulmalıdır. Yani afet yönetimi ile eş zamanlı olarak göç yönetiminin de planlanması gerekmektedir. Bu çalışma, afet sonrasında oluşabilecek göç dalgalarına yönelik planlamalarda nelere dikkat edilmesi gerektiği, koruma riskini azaltmaya yönelik çalışmalar ile afetten ve göçten etkilenen insanların iyilik halini arttırmaya yönelik sosyal hizmet müdahalelerini kapsamaktadır. Kitabın bu bölümünde; ilk olarak göçmen ve mülteci kavramları ile ilgili uluslararası politikalardaki statüler ve bu statülerin doğurduğu haklar incelenmiş olup; yakın tarihte Türkiye’ye yönelik gerçekleşen kitlesel göçlerin değerlendirmesi yapılmıştır. Ardından afet temelli göçler dünyadan örneklerle açıklanmıştır. Son olarak ise mülteci krizinde afet yönetimine dair değerlendirmeler ve sosyal hizmet uygulamalarına yer verilmiştir

    Malatya Assassination, trial and its reflections on politicts and the press (1952-1954)

    No full text
    Türkiye'de yaklaşık bir asır süren demokrasi tartışmalarının ardından, çok partili hayata geçiş çabaları sonucu 1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelmiştir. Demokrat Parti'nin iktidarının ilk yıllarında halkın din ve vicdan hürriyeti konusundaki memnuniyetsizliklerini gidermek amacıyla attığı adımlar, bazı kesimler tarafından yanlış anlaşılıp suistimal edilmiştir. 1952 yılında Malatya'da Vatan Gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman'a düzenlenen suikast, dönemin Türkiye gündemini belirleyen ana konulardan biri olmuştur. Suikastın hemen ardından Demokrat Parti tarafından ortaya atılan "İrtica ile Mücadele" söylemi, iktidar ve muhalefet arasındaki gergin ortamın hafiflemesine veya siyasal kargaşaya bir süreliğine de olsa ara verilmesinde etkili olmuştur. Nitekim bu durum hem iktidar hem de muhalefet partisi tarafından ortak mesele olarak görülmeye başlanmış ve bu durum, Türk siyasal hayatında eşine ender rastlanan bir kampanyaya dönüşmüştür. Demokrat Parti, Malatya Suikastı sonrasında gerek basın gerekse muhalefet ile yakın ilişkiler kurma kararı almıştır. Demokrat Parti'nin "birliktelik" söylemi yakın bir zaman zarfında taraftar bulmuştur. Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere muhalefet tarafından da bu söylem desteklenmiştir. Bu süreçte siyasal partilerin konsolide oldukları gözlemlenmektedir. 1953 yılına kadar devam eden iktidar ve muhalefet arasındaki ılımlı ilişkiler, aynı yıl Millet Partisi'nin kapatılması ile son bulmuştur. 1953'ün sonuna kadar süren ve "bahar havası" olarak da lanse edilen bu dönemin şekillenmesinde Ahmet Emin Yalman'a yönelik suikastın etkisi olmuştur. Dolayısıyla bu olayın öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmelerin incelenmesi, dönemin siyasi atmosferini anlamak açısından önem taşımakta ve demokrasi tarihimizdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır.After nearly a century of democracy debates in Turkey, the Democratic Party came to power in 1950 as a result of efforts to transition to multi-party life. The steps taken by the Democratic Party in the first years of its rule to resolve the public's dissatisfaction with freedom of religion and conscience were misunderstood and abused by some groups. The assassination of Vatan Newspaper editor-in-chief Ahmet Emin Yalman in Malatya in 1952 was one of the main issues that determined the Turkish agenda of the period. The "Fight Against Reactionary" discourse put forward by the Democratic Party immediately after the assassination was effective in alleviating the tense atmosphere between the government and the opposition or in pausing the political turmoil for a while. As a matter of fact, this situation began to be seen as a common issue by both the ruling and opposition parties, and this situation turned into a rare campaign in Turkish political life. The Democratic Party decided to establish close relations with both the press and the opposition after the Malatya Assassination. The Democratic Party's "togetherness" discourse has recently found supporters. This discourse was also supported by the opposition, especially the Republican People's Party. It is observed that political parties consolidated in this process. The moderate relations between the government and the opposition, which continued until 1953, ended with the closure of the Nation Party in the same year. The assassination of Ahmet Emin Yalman had an impact on the shaping of this period, which lasted until the end of 1953 and was also introduced as "spring weather". Therefore, examining the developments before and after this event is important in understanding the political atmosphere of the period and fills an important gap in our history of democracy

    The dynamic relationship between airline transportation and economic growth: the sample of BRICS-T countries

    Full text link
    Bu çalışma, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ve Türkiye'nin bulunduğu seçilmiş altı gelişmekte olan BRICS-T ülkesinin havayolu taşımacılığının ekonomik büyüme üzerindeki olası etkilerini incelemektedir. Havayolu taşımacılığı için havayolu yolcu ve havayolu yük taşımacılığı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışma 1993’ten 2021’e kadar olan panel verilerin yıllık dönemlerini kapsamaktadır. Ampirik çıkarımlar yapmak için genelleştirilmiş en küçük kareler yöntemi testi uygulanmıştır. Uygulama sonucunda değişen varyans, otokorelasyon ve yatay kesit bağımlılık testleri yapılarak modelin uygunluğu test edilmiştir. Kurulan ilk sabit etkili modelde Wald test sonuçlarına göre modelde değişen varyans sorunun olduğu, Wooldridge (2002) testi sonuçlarına göre otokorelasyon sorunun olmadığı ve Breusch Pagan testi sonuçlarına göre ise yatay kesit bağımlılık sorununun olduğu söylenebilir. Bundan dolayı modelin standart hatalarına yönelik Driscoll-Kraay düzeltmesi yapılarak model yeniden tahmin edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları, BRICS-T ülkelerinde havayolu ile taşınan yük miktarının ekonomik büyüme üzerinde pozitif, havayolu ile taşınan yolcu sayısının ise ekonomik büyüme üzerinde negatif etkili olduğunu göstermektedir. İyi kurgulanmış ve gelişmiş bir ulaştırma altyapısı, yolcu ve yük taşıma maliyetlerini azalmasına, transit ve aktarmalı havayolu taşımacılığının diğer ülkelerden bu ülkelere kaymasına sebep olabilir bu durum da ticaret ile turizm amaçlı ziyaretlerin genişlemesine yardımcı olarak ekonomik büyümeyi destekleyecektir.This study examines the possible effects of airline transportation on the economic growth of six selected developing BRICS-T countries, including Brazil, Russia, India, China, South Africa and Turkey. For airline transportation, airline passenger and airline cargo transportation variables were discussed. The study covers the annual periods of panel data from 1993 to 2021. Generalized least squares method test was applied to make empirical inferences. As a result of the application, the suitability of the model was tested by performing heteroskedasticity, autocorrelation and cross-sectional dependency tests. In the first fixed effect model established, it can be said that there is a heteroscedasticity problem in the model according to the Wald test results, that there is no autocorrelation problem according to the Wooldridge (2002) test results, and that there is a cross-sectional dependency problem according to the Breusch Pagan test results. Therefore, the model was re-estimated by making Driscoll-Kraay correction for the standard errors of the model. The findings of this study show that the amount of cargo transported by airline has a positive effect on economic growth in BRICS-T countries, and the number of passengers carried by airline has a negative effect on economic growth. A wellconstructed and developed transportation infrastructure can reduce passenger and cargo transportation costs and cause transit and connecting airline transportation to shift from other countries to these countries, which will support economic growth by helping to expand visits for trade and tourism purposes

    Effects of green synthesized copper oxide nanoparticle additive on diesel engine performance and emission characteristics

    No full text
    The use of copper oxide nanoparticles (CuONPs) as an additive for diesel engines shows much promise in reducing emissions. Because copper is a transition metal, it helps reduce emissions by transferring heat from the engine to the exhaust. In this study, experimental research was carried out to find out the impact of copper oxide (CuO) made from Cherry laurel leaves (Prunus laurocerasus) extract on a diesel engine using a new green synthetic strategy. The existence of synthesized CuO was examined by UV, XRD, SEM, EDS, and FTIR. According to the green synthesis results, a CuO peak was obtained at 330 nm in the UV analysis. In addition, according to XRD, EDS, and SEM analyses, it was seen that CuO had a crystal and circular structure and consisted of 100% CuO. In engine experiments, CuONPs were mixed with diesel at different rates such as 10 ppm and 15 ppm. In the results, the D100 + 15 ppm CuO mix shows a notable decrease in carbon monoxide (CO) and hydrocarbon (HC) emissions 45.9% and 19.57%, compared to pure diesel at 2000W. Moreover, it was revealed that the brake specific fuel consumption (BSFC) of the D100 + 15 ppm CuO mixture at 3000 W decreased by 1.80% compared to diesel. However, both smoke and NOx increased with nanoparticles as compared to diesel

    Turizm paydaşları perspektifinden destinasyon rekabetçiliği analizi

    No full text
    Destinasyonlar çeşitli nedenlerle insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Sahip olduğu çeşitli çekim unsurları benzerlikleri, destinasyonlar arasında rekabeti ortaya koymaktadır. Van kenti de bulunduğu konum, geçmişten getirdiği kültürel ve doğal miras, gastronomik zenginliği, yöreye has bitkileri ve hayvanları gibi çeşitli çekicilik unsurları ile öne çıkan bir turizm destinasyonudur. Van’ın destinasyon rekabetçiliği ile ilgili ana unsurlarının tüm paydaş grupları tarafından etkili bir biçimde değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışma bu yönüyle bir ilk özelliğini taşımaktadır. Çalışma kapsamında 407 katılımcı ile anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara göre doğal güzellikler, yerel halkın cana yakınlığı ve işletmelerin kalitesi gibi özellikler Van’ın daha güçlü olduğu unsurlardır. Destinasyona uçuş sayıları, sınırdaki uygulamaların kalite yeterliliği ise zayıf özellikler olarak öne çıkmaktadır. Turistler Van’da destinasyon rekabetçiliği boyutları içerisinde destinasyon yönetimi ve politikası boyutunun diğer iki boyuttan daha ileri seviyede olduğunu, yerel paydaşlar ise çekicilik faktörlerinin ise diğer alt boyutlardan daha iyi olduğunu belirtmektedir. Tesisler ve hizmetler boyutu ise tüm paydaş gruplarında orta boyut olarak değerlendirilmektedir. Araştırma bulgularından hareketle, Van’da destinasyon rekabetçiliğinin sağlanması ve bu durumun sürdürülmesi için çeşitli öneriler sunulmuştur

    From Chinggisid to Modern State: Geopolitics and Sovereignty in Central Eurasia during the 17th and 18th Centuries

    Full text link
    The decline of the Mongol Empire and its successor states led to anarchy in Central Eurasia from the 16th to the 18th centuries. This era saw the fall of the Timurids and the Ming Dynasty and the rise of new regional powers, including the Kazakhs and Zunggars in Central Asia. Externally, the Manchus, and Russia began influencing Central Asian geopolitics. Meanwhile, significant political, cultural, and scientific developments were taking place in Europe, alongside the rise of colonialism. Although these trends in Europe began to affect Central Asia, the regional powers of the time focused more on European technological innovations than on ideas of sovereignty and statehood. With the acceleration of political and culturalinteractions between the East and the West, mapping and related innovations reached Central Asia and soon became symbols of political hegemony. This strategy, adopted by China’s Ming and Manchu Qing dynasties and Russia, was efficiently utilized in the struggle for dominance in Central Asia. This article examines the last attempts of the regional Kazakh and Zunggar polities as independent states to become the hegemon power in the region within the framework of the role of mapping in Russian and Manchu colonial advances, which has not been sufficiently studied yet. Adopting an interdisciplinary approach, this study employs historical methodologies, as well as international relations terminologies and theoretical frameworks.TÜBİTA

    2,905

    full texts

    8,560

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇