Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Nevsehir Haci Bektas Veli University Institutional Repository (DSpace@NEVU)Not a member yet
8560 research outputs found
Sort by
Determining the relationships between consumers' level of openness to experience, perception of food neophobia and food choice: Mersin province example
Her bir tüketicinin yiyecek tercihi birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılığın birden fazla nedeni olduğu gibi bireyin kişiliğiyle ve korkularıyla da ilgilidir. Bu çalışmada tüketicilerin deneyime açıklık kişilik özelliği düzeyleri, gıdada yenilik korkusu algıları ve yiyecek seçimleri arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma verileri 15 Mayıs 2022 ile 15 Ekim 2022 tarihleri arasında Mersin ilindeki tüketicilerden anket aracılığı ile elde edilmiştir. Belirlenen örneklemde yer alan tüketicilere erişebilmek amacıyla kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 420 anket elde edilmiştir. Hatalı ve eksik verilerin çıkarılmasının ardından 404 anket formu üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler neticesinde verilere ait potansiyel aykırı değerler tespit edilmiş olup 7 anket veri setinden çıkarılmış ve sonuç olarak 397 anket değerlendirilmeye alınmıştır. Yapılan analizler ve testler sonucunda, tüketicilerin yenilikçi olma durumları, entelektüel olma durumları ve geleneksel olmama durumları arttıkça gıda yenilik korkularının azaldığı ortaya konmuştur. Ayrıca tüketicilerin aşina olma durumları ve etik kaygı durumları arttıkça gıda yenilik korkularının arttığı sonucuna varılmıştır. Yine devamında tüketicilerin yenilikçi olma durumu ve entelektüel olma durumu arttıkça yiyecek seçiminin arttığı ancak geleneksel olmama durumu arttıkça yiyecek seçiminin azaldığı sonucu da elde edilmiştir.Each consumer's food preferences may differ from each other. There are multiple reasons for this difference, and it is also related to the individual's personality and fears. This study examines the relationship between consumers' levels of openness to experience personality trait, their perceptions of fear of novelty in food and their food choices. Research data were obtained from consumers in Mersin province between May 15, 2022 and October 15, 2022 through a questionnaire. Convenience sampling method was used in order to reach the consumers in the determined sample. Within the scope of the study, 420 questionnaires were obtained. After removing erroneous and missing data, 404 questionnaire forms were analyzed. As a result of the analysis, potential outliers were identified and 7 questionnaires were excluded from the data set and as a result, 397 questionnaires were evaluated. As a result of the analyzes and tests, it was revealed that as consumers' innovative status, intellectual status and non-traditional status increase, their fear of food innovation decreases. It was also concluded that consumers' fear of food novelty increased as their familiarity and ethical concerns increased. It was also found that food choice increased as consumers' innovativeness and intellectuality increased, but food choice decreased as non-traditionalism increased
E-learning in mathematics education: A bibliometric analysis (2012-2022)
This study aims to create a comprehensive bibliometric map of published scientific articles on e-learning in mathematics education (ME). We used Web of Science (WoS) database to analyzed 341 articles published by 1018 authors representing 79 countries between 2012 and 2022. In this context, we examined scientific articles in terms of scientific production, network analysis, trend topics, thematic change, and conceptual
structure. Bibliometric analysis was performed in the study. According to findings, the number of published
articles differ according to the years, but the number of citations is constantly increasing. Albano, and Dello
Iacono are the most prolific authors. The most productive institutions are Salerno and Black Sea Technical
Universities. China, USA, and Russia lead the countries of the corresponding authors. According to the
network analysis, the journals of Computers & Education and Computers in Human Behavior form strong
links. The most used keywords are students, technology, and mathematics. The pandemic, covid, reality, and process are trend topic titles. It determined that the best size reduction obtained in the conceptual analysis constituted approximately 31% of the total variability. We presented some suggestions based on the findings obtained at the end of the research
Kahramanmaraş mutfağı
Birinci bölüm: Kahramanmaraş’ta geçiş dönemlerinde mutfak kültürü, ikinci bölüm: Kahramanmaraş’ta özel günlerde, kutsal aylarda, bayramlarda mutfak kültürü üçüncü bölüm: mutfak kültürü etrafında gelişen inanış ve uygulamalar dördüncü bölüm: halk edebiyatı ürünlerinde mutfak kültürü beşinci bölüm: Kahramanmaraş yiyecek, içecekleri ve Kahramanmaraş mutfağında kullanılan araç ve gereçler sonuç kaynakç
The potential of green patents to solving the climate change problem: results from country experiences
Academics' cloud computing journey: A research in the light of Technology Acceptance Model
Bulut Bilişim, kullanıcıların dünya genelinde
herhangi bir yerden uygulamalara erişmelerine
olanak tanıyan bir hizmettir. Kullanıcılar, hizmetin
nerede barındırıldığına veya nasıl teslim edildiğine
bakılmaksızın içeriğe altyapıdan bağımsız olarak
buluttan erişebilirler. Bu hizmet, içerik sağlayıcılar
tarafından 7/24 izlenen ve bakımı yapılan veri
merkezlerinden oluşan bir altyapı kullanır. Bulut
Bilişim, bir bilgi işlem paradigması değişimi olarak
görülebilir ve bilgisayar alanı dahil olmak kaydıyla
mühendisliğinin birçok alanında büyük
değişiklikler gerektiren yıkıcı bir bilgi işlem
paradigmasıdır. Bu çalışmada, Konya Necmettin
Erbakan Üniversitesinde görev yapan
akademisyenlerle yapılan eğitimler sonrası
Teknoloji Kabul Modeli perspektifi kullanılarak
akademisyenlerin bulut bilişim uygulamalarının
kullanımı değerlendirilmiştir. Akademisyenlerin
bulut bilişim teknolojilerini kabul düzeyleri
deneysel bir tasarım ile araştırılmıştır. Araştırma,
123 akademisyenden veri toplanarak
yürütülmüştür. Toplanan veriler Wilcoxon İşaretli
Sıralar ve Kruskal Wallis testleri ile analiz
edilmiştir. Sonuçlar, akademisyenlerin bulut
bilişim uygulamalarına yönelik tutumlarında bir
artış olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Teknoloji
Kabul Modeli'nin tüm boyutlarının,
akademisyenlerin bulut bilişim uygulamalarını
kullanma niyetlerine etkili olduğu görülmüştür.Cloud Computing is a service that allows users to
access applications from anywhere around the world.
Users can access content from the cloud regardless of
infrastructure, regardless of where the service is
hosted or how it is delivered. This service uses an
infrastructure of data centers that are monitored and
maintained 24/7 by content providers. Cloud
Computing can be seen as a computing paradigm shift
and is a disruptive computing paradigm that requires
major changes in many areas of engineering, including
computing. In this study, the use of cloud computing
applications by academicians was evaluated using the
Technology Acceptance Model perspective after the
trainings with academicians working at Konya
Necmettin Erbakan University. Academics'
acceptance levels of cloud computing technologies
were investigated with an experimental design. The
research was conducted by collecting data from 123
academicians. The collected data were analyzed with
Wilcoxon Signed Ranks and Kruskal Wallis tests. The
results show that there is an increase in academics'
attitudes towards cloud computing applications. In
addition, all dimensions of the Technology
Acceptance Model were found to be effective on
academics' intention to use cloud computing
applications
İngiltere dış politikası ve Türkiye için Amerikan mandası tasarısı (1918-1919)
Bu makale, Birinci Dünya Savaşı sonrasında düzenlenen Paris Barış Görüşmeleri sürecinde İngiliz Hükümeti’nin İstanbul, Boğazlar ve Doğu Anadolu’yu birlikte ya da ayrı ayrı birer manda yönetimi idaresine dönüştürme ve bu yeni idarenin sorumluluğunu Amerika Birleşik Devletleri’ne yükleme planını incelemektedir. İngiliz diplomatların birbirleri arasında, Londra ile, Paris’te bulunan İngiliz delegeler ile ve Washington’da görüştükleri Amerikalı yetkililer ile yaptıkları yazışma kayıtlarını inceleyen makale Osmanlı Devleti’nin geleceğine dair tartışmaların başladığı görüşmelerin ilk dönemine odaklanmaktadır. Henüz Anadolu’da Millî Mücadele’nin başlamadığı, İstanbul’da resmi olarak İngiliz Ordusu tarafından yönetimin ele geçirilmediği, Yunan Donanması’nın İngiltere desteğiyle İzmir’i işgale başlamadığı, Osmanlı topraklarının geleceğinin belirsiz olduğu bu dönemde diplomatların üzerinde anlaşamadıkları birçok tasarı mevcuttur. Bölgede kurulacak bir Amerikan Mandası önerisi üzerine de geniş çaplı bir tartışma yürütülmüş ve bunun sonuçları ile ilgili bir uzlaşma sağlanmamıştır. Üzerinde mutabakat oluşan tek sonuç, Amerikalıların bölge ile ilgili konularda yeterince tecrübe ve bilgi sahibi olmamasıdır. Ne var ki Amerikalıların bakış açısından durum oldukça farklıdır. Amerikalı diplomatlar, İngiltere’nin bölgede alışkın oldukları sömürge düzenini tesis etmeye ve burada kuracakları hakimiyet yoluyla Hindistan ve yeni ele geçirdikleri Afganistan yolunu açık tutmaya çalıştıklarını iddia etmektedirler. Bu makalenin hedefleri (i) Birinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikalıların dış politikada İngiltere’nin rehberliğine artık ihtiyaç duymadığını (ii) Amerikalıların bir süredir yardım kuruluşları, misyonerler, ticari acenteler yoluyla bölgenin en önemli liman kentlerinde nüfuz alanı yaratmış olduğunu ve bunun siyaseten desteklendiğini, (iii) İngiliz diplomatların düşüncesinin aksine Amerikalıların özellikle kıyı kentleri, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da etkin bir şebeke kurduğunu ve bölgede artan İngiliz karşıtlığından faydalanmaya çalıştığını ortaya koymaktır. Bu çerçeve etrafında makale, İngiltere’nin savaşın hemen sonrasında Duyun-ı Umumiye’yi tekrar kurmak için harekete geçmesi ile Amerikalıların Karadeniz kentlerinde ticari temsilcilikler oluşturması arasındaki ayrıma dikkat çekmeyi hedeflemektedir. Genel olarak makale, Britanya İmparatorluğu’nun yerini iktisadi ve siyasi olarak ABD’nin almaya başladığı iki dünya savaşı arasındaki döneme ait bir örnek vaka olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz Hükümeti tarafından Anadolu’da kurulması planlanan bir Amerikan Mandası ve sonrasında İngiltere ve ABD arasında yaşanan ayrışma sürecini incelemektedir
Guest experience and unique accommodation features in Göreme, Cappadocia: An Airbnb review analysis
This study investigates the influence of unique accommodation features on guest experiences in the Göreme town of Cappadocia, focusing on Airbnb reviews. By analyzing 5,677 reviews from 122 Airbnb listings, the research identifies key features such as cave dwellings, panoramic views, and hot air balloon experiences, which significantly contribute to guest satisfaction. A mixed-method approach has been used, combining frequency analysis and sentiment analysis, to evaluate how these unique elements shape guests' perceptions and overall satisfaction. The findings highlight the critical role of both aesthetic qualities and service standards, emphasizing the need for hosts to balance unique architectural features with essential hospitality services like cleanliness and maintenance. This research provides insights for Airbnb hosts and destination marketers to enhance the appeal of Cappadocia as a premier destination for immersive, authentic tourism experiences. The study also offers strategic recommendations for improving marketing efforts and destination management by leveraging Cappadocia's cultural and natural heritage to create memorable guest experiences. As a suggestion for future research, it may be useful to extend the findings of this study to a wider geographical area and examine different tourist profiles
‘Yoksulların çevreciliği’ne bir örnek: Kenya yeşil kuşak hareketi
Dünyadaki çevreciliğin türleri sorunlar, sebepler, talepler, yöntemler ve aktörler açısından baskın özellikleriyle farklılaşır ve farklı kavramlarla ifade edilir: Gelişmiş ülkelerdeki doğa korumacılık ve eko-verimlilik akımlarından oluşan “zenginlerin çevreciliği” ile az gelişmiş ülkelerdeki “yoksulların çevreciliği”. Küresel Kuzey’deki zengin toplumların çevre korumaya daha çok önem verdiği, Güney’deki yoksulluğun ise çevreyi tahrip eden temel sebeplerden biri olduğu ileri sürülür. Kuzey’de hâkim doğa korumacılık vahşi doğanın korunması, el değmemiş ekosistemlerin savunulması ve geleneksel sakinlerin topraklarından ve doğal kaynak yönetiminden dışlanmasıyla; eko-verimlilik ekosistemlerin ve hizmetlerinin parasal değerlemesi, ekolojik modernizasyon, sürdürülebilir kalkınma ve akıllı büyüme ile karakterize edilir. Yoksulların çevreciliği ise çevresel mal ve hizmetlere adil erişim, geçim kaynaklarına, yerel kültürel değerlere erişim hakkı, üretim, tüketim ve bölüşüm tarzına, doğanın değerleme, kullanım biçimine itirazla nitelenir. Politik ekoloji yaklaşımını temel alan bu çalışmada mevcut literatür üzerinden yoksulların çevreciliğine bir örnek olarak Kenya Yeşil Kuşak Hareketi incelenmiştir. Bir vaka incelemesi olan araştırmanın kaynaklarını önemli ölçüde hareketin kurucusunun yayınladığı kitaplar, hareketin yayınladığı belgeler ve yıllık raporlar oluşturmaktadır. Ayrıca ek kaynaklar olarak ikincil literatürden faydalanılmıştır