Eğitim ve Bilim / Education and Science (E-Journal)
Not a member yet
    2474 research outputs found

    Öğretmenlerin meslekten ayrılması: neden mesleği bırakıyorlar?

    No full text
    Although the teaching profession is generally regarded as being a respected, even “sacred”, career in many societies, there is no doubt that it is also highly demanding and challenging. The difficulties involved in teaching are causing a significant number of teachers worldwide to either leave, or consider leaving, the profession. Teachers resigning before reaching retirement, but after having taught for at least one year, is called ‘teacher attrition’. These high numbers of resigning teachers is having profound implications, including financial costs, human resource challenges, and disruptions to learning and instruction, making a comprehensive examination of the phenomenon essential. The aim of this study is to contribute to this examination by exploring how teachers who have left and in-service teachers perceive the reasons of teacher attrition. The study also investigates when teacher attrition occurs and leavers’ career trajectories after leaving teaching. By employing a phenomenological research design, the study considers 27 leavers and 15 in-service teachers, selected through snowball and maximum variation sampling methods. Data was collected via semi-structured interviews developed by the researchers. Content analysis revealed three primary themes within the reasons of teacher attrition: (a) pre-service education, (b) work-life experiences, and (c) career dissatisfaction and alternative opportunities. Key triggers of attrition included the quality of pre-service education, the lack of mentorship, relationships with administrators and colleagues, excessive workload, the status of the teaching profession, low salaries with insufficient compensation, and alternative job opportunities. The results also indicated that attrition is most prominent in the first three years of teaching, but gradually declines as teachers approach retirement. Furthermore, the results showed that many leavers transition to other careers, both within and outside the education sector, while others exit the workforce entirely.Öğretmenlik mesleği birçok toplumda saygın, hatta “kutsal” bir meslek olarak görülse de, son derece talepkâr ve zorlayıcı olduğu da inkâr edilemez. Öğretmenlik mesleğinin getirdiği zorluklar, dünya genelinde önemli sayıda öğretmenin ya meslekten ayrılmasına ya da ayrılmayı düşünmesine neden olmaktadır. Öğretmenlerin meslekten ayrılması, emeklilik yaşına ulaşmadan, ancak en az bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra meslekten ayrılmalarını ifade eder. Bu olgunun finansal maliyetler, insan kaynaklarıyla ilgili zorluklar ve öğrenme-öğretim süreçlerinde aksaklıklar gibi derin etkileri olduğu göz önüne alındığında, bu olgunun kapsamlı bir şekilde incelenmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, meslekten ayrılan öğretmenler ile hâlen görevde olan öğretmenlerin, meslekten ayrılma nedenlerine ilişkin algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin meslekten ayrılma zamanlaması ve meslekten ayrılanların kariyer yolculukları da araştırılmıştır. Olgubilim araştırma deseni ile tasarlanan çalışmada, kartopu ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri kullanılarak seçilen 27 meslekten ayrılmış öğretmen ve 15 hâlen görev yapmakta olan öğretmen yer almıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla toplanmıştır. İçerik analizi sonucunda öğretmenlerin meslekten ayrılma nedenlerine ilişkin üç ana tema belirlenmiştir: (a) hizmet öncesi eğitim, (b) meslek hayatı deneyimleri ve (c) mesleki tatminsizlik ve alternatif fırsatlar. Meslekten ayrılmanın başlıca tetikleyicileri arasında hizmet öncesi eğitimin kalitesi, rehberlik eksikliği, yöneticiler ve meslektaşlarla ilişkiler, aşırı iş yükü, öğretmenlik mesleğinin toplumdaki statüsü, düşük maaşlar ve emeğinin karşılığını alamama ile alternatif iş fırsatları yer almaktadır. Bulgular ayrıca, meslekten ayrılmanın en çok öğretmenliğin ilk üç yılında görüldüğünü ve emekliliğe yaklaştıkça giderek azaldığını göstermektedir. Bununla birlikte, meslekten ayrılan öğretmenlerin çoğunlukla eğitim sektörü içinde veya dışında farklı kariyerlere yöneldiği, bazılarının ise tamamen iş gücünden çekildiği belirlenmiştir

    Ev-okul arası kitaplarla kurulan köprü: eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık üzerine bir yolculuk

    No full text
    The aim of this study is to examine the development of critical thinking, problem-solving, and creativity skills among 7th-grade students from low socioeconomic backgrounds, and to analyze this developmental process using children\u27s books within the framework of the flipped learning model. In this context, action research, one of the qualitative research methods, was employed. The study was conducted over a period of 12 weeks during the fall semester of the 2022–2023 academic year at a secondary school with a low socioeconomic profile, located in a central district of a major city in the western part of the Eastern Anatolia region. The participants consisted of twenty 7th-grade students who exhibited deficiencies in critical thinking, problem-solving, and creative thinking skills, selected through criterion sampling. Different data collection tools were utilized at various stages of the research. While the Cornell Critical Thinking Test and the Torrance Tests of Creative Thinking were used to gather quantitative data, qualitative data were collected through observation notes, the researcher\u27s diary, audio and video recordings, and interviews with teachers, students, and families, as well as student projects created based on the activities related to the books. Quantitative data were analyzed using correlation analysis and the Kendall’s W test to determine inter-rater agreement. Qualitative data were analyzed using the thematic analysis method. As a result of the analyses, it was concluded that the students showed improvement in their critical thinking and problem-solving skills. Although there was also an improvement in their creative thinking skills, it was not as pronounced as the other two skill areas.Bu çalışmanın amacı ters yüz öğrenme modeline dayalı okutulan çocuk kitaplarının sosyoekonomik düzeyi düşük ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık becerilerinin geliştirilmesi ve bu gelişim sürecinin incelenmesidir. Bu bağlamda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırma 2022-2023 öğretim yılı güz döneminde Doğu Anadolu bölgesinin batısında bulunan bir büyük şehrin merkez ilçelerinden birinde bulunan düşük sosyoekonomik düzeyli bir ortaokulda toplam 12 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerinde sorun yaşayan yirmi yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın farklı aşamalarında farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak için Cornell Eleştirel Düşünme Testi ve Torrance Yaratıcı Düşünme Testi kullanılırken; nitel verileri toplamak için gözlem notları, araştırmacı günlüğü, ses kayıtları, video kayıtları, öğretmen, öğrenci ve aile görüşme formları, öğrencilerin kitaplara yönelik hazırlanan etkinlikler kanalıyla hazırladıkları projeler kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi korelasyon analizi ve puanlayıcılar arası uyuşumu gösteren Kendall W Testi ile yapılmıştır. Nitel veriler ise tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerileri noktasında sorun yaşayan ortaokul öğrencilerinin eleştirel düşünme ve problem çözme becerileri bağlamında gelişme gösterdikleri, yaratıcı düşünme becerilerinin de gelişmekle birlikte bu gelişimin diğer beceriler kadar gelişme göstermediği sonucuna ulaşılmıştır

    Göçmen çocukların güncel eğitimi raporu: bir analiz çalışması

    No full text
    This study analyzes academic studies published between May 2013 and June 2023 that mainly examined the education of migrant children. The study group consists of 97 different types of academic studies. Using content analysis, general trends in academic publications regarding the education of migrant children were examined. The results show that the most focused subject in current studies is about examining the educational, social, and health-related issues faced by migrant children (31.96%). 75.26% of the academic studies had been configured as qualitative, whereas the least minority of them had been written by choosing mixed research approaches (7.22%). 45.36% of the academic studies used mixed groups as study participants, and 26.8% of them gathered data from different types of documents. In contrast, migrant families (6.19%), children of migrant workers (1.03%), and various people in different societies (1.03%) were some of the least examined study participants. The most preferred data collection methods were document reviews (26.8%) and interviews (11.34%). Most academic studies analyzed their data through qualitative document analysis (21.65%), and qualitative thematic analysis (18.56%). This study recommends that academic publications regarding the education of migrant children should provide a variety in the topics examined. Besides, future studies should consider providing diversity in study groups through college students, migrant communities, and children of migrant families from different socio-economic backgrounds.Bu çalışma, Mayıs 2013 ve Haziran 2023 tarihleri arasında yayımlanmış esas olarak göçmen çocukların eğitimini inceleyen akademik çalışmaları analiz etmektedir. Çalışma grubu, farklı türdeki 97 akademik çalışmadan oluşmaktadır. İçerik analizi yöntemi kullanılarak göçmen çocukların eğitimi ile ilgili akademik yayınlardaki genel eğilimler incelenmiştir. Sonuçlar, güncel çalışmalarda en çok odaklanılan konunun göçmen çocukların karşılaştığı eğitim, sosyal ve sağlık kaynaklı sorunları incelemek (%31.96) üzerine olduğunu göstermektedir. Akademik çalışmaların %75.26’sı nitel olarak yapılandırılırken azınlığı ise karma araştırma yaklaşımları seçilerek yazılan çalışmalar oluşturmuştur (%7.22). Akademik çalışmaların %45.36’sı araştırma katılımcıları olarak karma grupları kullanmış, %26.8’i verileri farklı türlerdeki dokümanlar üzerinden toplamıştır. Buna karşın göçmen aileler (%6.19), göçmen işçilerin çocukları (%1.03), farklı toplumlardaki çeşitli insanlar (%1.03) en az incelenen araştırma katılımcılarından bazılarıdır. En çok tercih edilen veri toplama yöntemleri doküman incelemeleri (%26.8) ve görüşmeler (%11.34) olmuştur. Akademik çalışmaların çoğu verilerini nitel doküman analizi (%21.65) ve nitel tematik analiz (%18.56) yoluyla analiz etmiştir. Bu çalışma, göçmen çocukların eğitimiyle ilgili akademik yayınların incelenen konularda çeşitlilik sağlamasını önermektedir. Ayrıca gelecekteki çalışmalar; üniversite öğrencileri, göçmen topluluklar ve farklı sosyoekonomik geçmişe sahip göçmen ailelerin çocukları aracılığıyla çalışma gruplarında çeşitlilik sağlamayı göz önünde bulundurmalıdır

    İngilizce öğretmenleri mesleki gelişim toplulukları eğitici eğitimi kursu mesleki gelişim programının değerlendirilmesi

    No full text
    The primary objective of this study is to evaluate the professional development program designed for English teachers as part of the ‘English Together’ project, with a particular focus on the ‘English Teachers Professional Development Communities (PDCs). This study, using the Eisner Educational Connoisseurship and Criticism Model is designed as a case study. The Eisner’s Educational Connoisseurship and Criticism Model offers a qualitative approach to program evaluation, emphasizing expert judgment and interpretive critique, much like the evaluation of art. The model, commonly applied in art and education, involves four interconnected dimensions: description, interpretation, evaluation, and thematic analysis -to deepen understanding of educational settings and guide educational improvement. The data were collected through interviews, observations, and document analysis and were analyzed by using the MAXQDA 2022 program. Through a content analysis, 17 themes were identified. As a result, the English Together project is considered well-structured and efficient, despite administrative issues such as the lack of project information, compulsary participant assignments, regional consistency challenges within the Ministry, insufficient financial support for project facilitators, and a lack of ministry-provided incentives or rewards.Bu çalışmanın temel amacı, ‘Birlikte İngilizce’ projesi kapsamında İngilizce öğretmenlerine yönelik tasarlanan mesleki gelişim programını, özellikle ‘İngilizce Öğretmenleri Mesleki Gelişim Toplulukları (PDCs)’ boyutunda değerlendirmektir. Çalışma, Eisner’in Eğitsel Uzmanlık ve Eleştiri Modeli kullanılarak durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Eisner’in Eğitsel Uzmanlık ve Eleştiri Modeli, sanat değerlendirmesine benzer şekilde uzman yargısını ve yoruma dayalı eleştiriyi ön plana çıkaran nitel bir program değerlendirme yaklaşımı sunmaktadır. Genellikle sanat ve eğitim alanlarında uygulanan bu model, eğitim ortamlarını daha derinlemesine anlamayı ve eğitimde iyileştirmeyi amaçlayan birbiriyle ilişkili betimleme, yorumlama, değerlendirme ve tematik analiz (temalaştırma) olmak üzere dört boyuttan oluşur. Veriler; görüşme, gözlem ve doküman analizi yoluyla toplanmış ve MAXQDA 2022 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi sonucunda 17 tema belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, ‘Birlikte İngilizce’ projesi, bazı yönetimsel sorunlara rağmen -proje hakkında bilgi eksikliği, katılımcıların zorunlu olarak görevlendirilmesi, Bakanlık içi bölgesel tutarsızlıklar, projenin yürütücü öğretmenlerine yönelik yetersiz mali destek ve Bakanlık tarafından sunulan teşvik veya ödüllerin bulunmaması gibi- iyi yapılandırılmış ve verimli bir proje olarak değerlendirilmektedir

    Isı ve sıcaklık kavramları ile ilgili sohbet robotu tarafından oluşturulan yanıtların incelenmesi: kavram yanılgıları, tutarlılık ve kavramsal değişim

    No full text
    This study examined whether responses generated by chatbots (ChatGPT-3.5, ChatGPT-4, and Bard) about heat and temperature match misconceptions identified in the literature and how these responses compare to those of learners. The study also addressed the effect of Conceptual Change Texts (CCTs) on chatbot-generated responses about heat and temperature, focusing on their relevance to prompt engineering. Heat and Temperature Four-tier Misconception Test (HTMCT) and CCTs were utilized from a previous study that investigated the effectiveness of CCTs in remedying misconceptions about heat and temperature held by pre-service physics teachers. The HTMCT, consisting of 20 items, was designed to diagnose misconceptions about heat and temperature held by pre-service physics teachers as identified in the literature, with each misconception being assessed using multiple items. In this study, the HTMCT was used to diagnose the chatbots’ responses of the heat and temperature concepts before and after the implementation of CCTs. In addition, in-depth interviews with the chatbots were conducted to elaborate on their responses. Pre-service physics teachers in the prior study exhibited misconceptions about heat and temperature, which were effectively remediated by CCTs, leading to significant overall improvements. Similarly, this study found that chatbot-generated responses, except those from Bard, were prone to misconceptions. ChatGPT-4 consistently generated responses that aligned with the scientific paradigm, unlike the other two chatbots. However, pre- and post-test data revealed that ChatGPT-4-generated responses were prone to a misconception, specifically that equal amounts of heat supplied to different substances will result in the same final temperature, and these responses consistently reflected this misconception. Both ChatGPT-3.5 and Bard showed improved performance between the pre- and post-test data, despite providing inconsistent responses. While chatbots could generate responses that accurately expressed concept definitions, they struggled with drawing conclusions based on multiple scientific concepts, applying concepts to real-world scenarios, and engaging in complex reasoning. In this study, while the algorithms underlying the chatbots remain undisclosed, the post-test responses for all chatbots showed a notable decrease in incorrect responses and improved alignment with scientific knowledge, suggesting a positive influence of CCTs, akin to findings from the prior study.Bu çalışmada, sohbet robotları (ChatGPT-3.5, ChatGPT-4 ve Bard) tarafından ısı ve sıcaklık kavramları ile ilgili oluşturulan yanıtların alanyazında tanımlanan kavram yanılgılarıyla örtüşüp örtüşmediği ve bu yanıtların öğrenicilerin yanıtlarıyla nasıl benzerlik gösterdiği incelenmiştir. Çalışmada ayrıca Kavramsal Değişim Metinlerinin (KDM\u27lerin) ısı ve sıcaklık hakkında sohbet robotu tarafından oluşturulan yanıtlar üzerindeki etkisi ele alınmış ve bu etkinin istem mühendisliği ile ilişkisine odaklanılmıştır. Isı ve Sıcaklık Dört Aşamalı Kavram Yanılgısı Testi (ISKYT) ve KDM\u27ler, fizik öğretmen adaylarının ısı ve sıcaklıkla ilgili kavram yanılgılarını iyileştirmede KDM’lerin etkisini inceleyen önceki bir çalışmadan alınarak kullanılmıştır. Yirmi maddeden oluşan ISKYT, fizik öğretmen adaylarının ısı ve sıcaklıkla ilgili alanyazında tanımlanan kavram yanılgılarını tespit etmek üzere hazırlanmış ve ISKYT’de her bir kavram yanılgısı birden fazla test maddesi ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ISKYT, KDM\u27lerin uygulanmasından önce ve sonra, sohbet robotlarının ısı ve sıcaklık kavramlarına ilişkin oluşturdukları yanıtları belirlemek için kullanılmıştır. Ayrıca, sohbet robotlarının yanıtlarını detaylandırmak için onlarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Önceki çalışmada fizik öğretmen adayları ısı ve sıcaklık hakkında kavram yanılgıları sergilemiş ve bu yanılgılar KDM\u27ler tarafından etkili bir şekilde iyileştirilmiştir. Bu çalışmada da benzer şekilde, Bard\u27dan gelenler hariç, sohbet robotu tarafından oluşturulan yanıtların kavram yanılgılarını içerdiği bulunmuştur. ChatGPT-4, diğer iki sohbet robotunun aksine, tutarlı olarak bilimsel paradigmaya uygun yanıtlar oluşturmuştur. Bununla birlikte bu çalışma, ön ve son test uygulamalarında ChatGPT-4 tarafından oluşturulan yanıtların, özellikle “farklı maddelere eşit miktarda ısı verildiğinde, son sıcaklıkları aynı olur” kavram yanılgısını içerdiğini ve bu yanıtların tutarlı olarak bu kavram yanılgısını yansıttığını ortaya koymuştur. Hem ChatGPT-3.5 hem de Bard, tutarsız yanıtlar oluşturmalarına rağmen ön ve son test verileri arasında performanslarında iyileşme gözlenmiştir. Sohbet robotları kavram tanımlarını doğru bir şekilde ifade eden yanıtlar oluşturabilirken, birden fazla bilimsel kavrama dayalı sonuç çıkarma, kavramları gerçek dünya senaryolarına uygulama ve karmaşık akıl yürütmede zorlanmıştır. Bu çalışma, sohbet robotlarının altında yatan algoritmalar açıklanmamış olsa da, tüm sohbet robotları için son test yanıtları, yanlış yanıtlarda kayda değer bir azalma ve bilimsel bilgi ile daha iyi uyum göstererek, önceki çalışmadaki sonuçlara benzer şekilde KDM\u27lerin olumlu etkisini ortaya koymuştur

    İlkokulda iklim değişikliği eğitimi

    No full text
    This study aimed to evaluate an eight-week Understanding by Design-based climate change program implemented in 153 elementary schools across Türkiye (65 cities) with a total of 1350 teachers and 35000 students. 402 teachers from 77 schools in 35 cities filled out the teacher opinion form to evaluate the program. Additionally, three focus group interviews with a total number of 26 teachers were conducted in the three biggest cities in Türkiye. In focus group interviews and teacher opinion forms, teachers were asked to evaluate the curriculum in terms of context, input, process, and product. The transcriptions obtained from the focus group interviews and teacher opinion forms were analyzed with content analysis. According to the findings of the study, the curriculum effectively addressed the teachers\u27 needs for climate change education, and the activities helped students to understand and transfer knowledge to their daily lives. However, due to physical limitations and a lack of time, sometimes the activities could not be completed as desired. As a result, this research found that climate change education developed using Understanding by Design is effective for students to comprehend and apply knowledge in their daily lives, which are the ultimate goals of climate change education.Bu çalışmada, Türkiye genelindeki 153 ilkokulda (65 il) toplam 1350 öğretmen ve 35.000 öğrenci ile uygulanan 8 haftalık Anlamaya Dayalı Tasarım temelli iklim değişikliği programının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 35 ildeki 77 okuldan 402 öğretmen, programı değerlendirmek için öğretmen görüş formunu doldurmuştur. Ayrıca Türkiye\u27nin üç büyük ilinde toplam 26 öğretmenin katıldığı üç odak grup görüşmesi yapılmıştır. Odak grup görüşmeleri ve öğretmen görüş formlarında öğretmenlerden öğretim programını bağlam, girdi, süreç ve ürün açısından değerlendirmeleri istenmiştir. Odak grup görüşmeleri ve öğretmen görüş formlarından elde edilen transkriptler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, öğretim programı öğretmenlerin iklim değişikliği eğitimine yönelik ihtiyaçlarını etkili bir şekilde karşılamış, etkinlikler öğrencilerin bilgiyi anlamalarına ve günlük yaşamlarına aktarmalarına yardımcı olmuştur. Ancak fiziksel kısıtlamalar ve zaman yetersizliği nedeniyle bazen etkinlikler istenilen şekilde tamamlanamamıştır. Sonuç olarak bu araştırma, Anlamaya Dayalı Tasarım ile geliştirilen iklim değişikliği eğitiminin, öğrencilerin iklim değişikliği eğitiminin nihai hedefleri olan bilgiyi günlük yaşamlarında kavramaları ve uygulamaları açısından etkili olduğunu bulmuştur

    48-72 aylık çocukların baba katılımı ile etkileşimli akran oyun davranışlarının incelenmesi

    No full text
    The aim of this study was to examine the impact of fathers’ involvement levels and certain demographic characteristics on the interactive peer play behaviors of children aged 48-72 months. The study included 328 children from Türkiye and their fathers. The Father Involvement Scale and the Penn Interactive Peer Play Scale - Parent Form were used as data collection tools. According to the findings, fathers’ involvement levels did not differ based on the gender of the child. However, when the children’s interactive peer play behaviors were examined, girls had significantly higher scores in the play interaction dimension, whereas boys scored higher in the play disruption and play disconnection dimensions. Regarding the leisure activity scores of the fathers, it was found that children with one sibling experienced more father involvement compared to those with three or more siblings. Similarly, children with two siblings experienced more father involvement than those with three or more siblings. Despite these differences, however, interactive peer play behaviors did not significantly vary according to the number of siblings. It was also found that children whose mothers had higher levels of education had higher scores in both the leisure and primary caregiving dimensions of father involvement, as well as in the play interaction dimension of peer play behavior. Furthermore, children whose fathers had higher education levels also had higher father involvement in leisure activities. Fathers who spent more time daily playing with their children had higher scores for leisure involvement, primary caregiving, interest, and closeness. However, no significant difference was found between the duration of daily father-child play and the child’s interactive peer play behaviors. A moderate positive correlation was found between the dimensions of father involvement (leisure engagement, attention and closeness, primary caregiving) and the play interaction dimension. A low-level negative correlation was identified between attention and closeness and the play disconnection dimension.Bu çalışmanın amacı, 48–72 aylık çocukların etkileşimli akran oyun davranışları üzerinde babaların katılım düzeylerinin ve bazı demografik özelliklerin etkisini incelemektir. Araştırmaya Türkiye’den 328 çocuk ve onların babaları katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Baba Katılım Ölçeği ile Penn Etkileşimli Akran Oyunu Ölçeği – Ebeveyn Formu kullanılmıştır. Bulgulara göre, babaların katılım düzeyleri çocuğun cinsiyetine göre farklılık göstermemiştir. Ancak çocukların etkileşimli akran oyun davranışları incelendiğinde, kız çocuklarının oyun etkileşimi boyutunda anlamlı düzeyde daha yüksek puanlara sahip olduğu, erkek çocukların ise oyunun bozulması ve oyundan kopma boyutlarında daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Baba katılımı keyfi meşguliyet puanları açısından bakıldığında, bir kardeşi olan çocukların, üç veya daha fazla kardeşi olanlara kıyasla babalarıyla daha fazla etkileşim yaşadığı bulunmuştur. Benzer şekilde, iki kardeşi olan çocuklar da üç veya daha fazla kardeşi olanlara göre daha fazla tespit edilmiştir. Bu farklılıklara rağmen, çocukların etkileşimli akran oyun davranışları kardeş sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Annenin öğrenim düzeyinin yüksek olması durumunda ise, çocukların babalarının hem keyfi meşguliyetleri hem de temel bakım boyutlarında daha yüksek katılım gösterdiği ve çocukların oyun etkileşimi puanlarının da daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, babaların öğrenim düzeyinin yüksek olması da keyfi meşguliyet boyutunda daha yüksek baba katılımı ile ilişkilendirilmiştir. Günlük olarak çocuklarıyla daha fazla zaman geçiren babalar, keyfi meşguliyet, temel bakım, ilgi ve yakınlık boyutlarında daha yüksek puanlara sahip olmuştur. Günlük baba-çocuk oyun süresi ile çocukların etkileşimli akran oyun davranışları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Baba katılımının boyutları (keyfi meşguliyet, ilgi ve yakınlık, temel bakım) ile oyun etkileşimi boyutu arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. İlgi ve yakınlık boyutu ile oyundan kopma boyutu arasında ise düşük düzeyde negatif bir ilişki saptanmıştır

    Evaluation of the Mathematics Questions on the Secondary Education Transition Examination (LGS) According to Process Standards

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, Ortaöğretime Geçiş Sistemi kapsamında uygulanan merkezi sınav matematik sorularını Ulusal Matematik Öğretmenleri Konseyi tarafından yayımlanan süreç standartlarına göre değerlendirmektir. Bu bağlamda 2020 ve 2021 yıllarında uygulanan toplam 40 matematik sorusu araştırmanın verilerini oluşturmuş olup, bu soruların olası çözümleri süreç standartlarının kullanımına göre ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sorular süreç standartları açısından incelendiğinde, olası çözümlerinde standartların tamamına yakınının kullanıldığı görülmüştür. 2020 yılı soru çözümlerinde kavramlar ve alt kavramlar arasında ilişki kurma ön planda iken, 2021 yılında kavramları ilişkilendirme gereksinimi daha fazla olmuştur. Her iki yılda da iletişim biçiminde biçimsel dilin kullanımı daha yaygın olmuş ve nicel temsil baskın temsil biçimi olarak belirlenmiştir. Her iki yıla ait sorular değerlendirildiğinde, becerileri öngörmek ve bu becerileri ölçmek için iyi örnek teşkil etmek üzere iyi tasarlanmış oldukları gözlenmiştir.The purpose of this study is to evaluate the central examination mathematics items applied within the scope of the Transition to the Secondary Education System by the process standards published by the National Council of Teachers of Mathematics. In this context, 40 mathematics items administered in 2020 and 2021 constituted the data for the research, and the possible solutions to these items were examined in detail according to the use of the process standards. When the items were analyzed regarding process standards, it was observed that nearly all of the standards were utilized in their possible solutions. In the solutions to the items from 2020, there was a predominant need for establishing connections between concepts and sub-concepts, while in 2021, a greater need was identified for associating concepts. In both years, formal language was more prevalent in communication, and quantitative representation was recognized as the predominant form of representation. When evaluating the items from both years, it was observed that they were well-designed to serve as good examples for predicting and measuring skills

    Contextual, Formal and Correlational Examination of Article Titles Published in International Indexed Journals in the Field of Educational Sciences

    Full text link
    Bir makalenin yayımlanması ve atıf alması açısından doğru başlık yazımı önemli bir değişkendir. Bu bağlamda bu araştırmada eğitim bilimleri alanında yayımlanan uluslararası indeksli makalelerin başlıkları içerik ve biçim açısından incelenmiştir. Doküman analizi, Web of Science veri tabanında yer alan 800 makale ve başlığın araştırmacılar tarafından literatüre dayalı olarak belirlenen kriterlere göre incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. İçerik-başlık uyumu konusunda elde edilen verilere SPSS 27.0 programından faydalanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular, makalelerin cümle yapılarının yayımlandıkları dergilerin menşei ülkelerine göre farklılaştığını göstermiştir. Ayrıca, etki faktörü yüksek olan dergilerin başlıklarının metodolojik eğilimlerini daha net verdiği tespit edilmiştir. Etki faktörünün, potansiyel başlık standartlarına ulaşma ve kelime sayısı ile doğrusal ve orta düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Dergilerin Q değerlerine göre yapılan analizde, potansiyel içerik standartlarının Q1 dergilerin lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Dergiler için yapılan fark analizine göre başlık potansiyel standartları açısından dört dergi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Ortalamalara göre Review of Educational Research (Q1), Eğitim ve Bilim (Q4), Educational Researcher (Q1) ve Pedagogy (Q4) şeklinde bir sıralama ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar kapsamında araştırmacılara bilimsel çalışmalar için başlık oluşturmada yol gösterecek bazı önerilerde bulunulmuştur.Since appropriate title writing is an important variable in terms of publishing and citing an article, this research examines the titles of internationally indexed articles published in the field of educational sciences in terms of content and format. Document analysis was conducted by reviewing 800 articles and titles in the Web of Science database according to the criteria determined by the researchers based on the literature. Statistical analyses were made using the SPSS 27.0 program on the content and title compatibility data. The finding showed that the sentence structure of the articles differed according to the countries of origin of the journals in which they were published. In addition, it was found that the titles of the journals with high impact factor gave their methodological tendencies more clearly. It was found that the impact factor is linearly and medium related to reaching potential title standards and word count. Analysis by quartile factors of journals showed that potential content standards differed significantly in favor of Q1 journals. According to the results of the difference analysis for the journals, there is a statistically significant difference between the four journals in terms of title potential standards and a ranking as Review of Educational Research (Q1), Education and Science (Q4), Educational Researcher (Q1) and Pedagogy (Q4) has emerged according to the averages. Within the scope of the results obtained, some suggestions were made to guide researchers in creating titles for their scientific studies

    Özel gereksinimli bireylerin sosyal beceri gelişimleri: yaratıcı dramanın etkisi

    Full text link
    Social skills that are acquired are an important criterion for the individual to establish healthy relationships and be accepted in society. In this sense, this study aimed to examine the effects of creative drama activities on the social skill acquisition of individuals with special needs. The study was carried out with 2 special education teachers and 8 students, 4 females and 4 males, with moderate intellectual disability, in Karaman Special Education Practice School in Karaman. This is a qualitative study with a case study design. In the study, criterion sampling, which is one of the purposive sampling methods, was used. All data were collected through observations, interviews, researcher notes, pre- and post-tests, and the creative drama technique. The data were analysed with inductive data analysis, content analysis, and descriptive analysis methods. As a result, both significant and non-significant results were obtained within the scope of the themes determined as a result of the applied creative drama activities. In the scope of the study, though it was determined that the students with moderate intellectual disabilities had a low level of social skills before starting the creative drama activities, it was determined that the creative drama technique contributed positively to the development of the social skills of the students with moderate intellectual disabilities.Edinilen sosyal beceriler bireyin toplum içinde sağlık ilişkiler kurmasında ve kabul görmesinde önemli bir ölçüttür. Bu bağlamda araştırmada, yaratıcı drama etkinliklerinin özel gereksinimli bireylerin sosyal beceri kazanımlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma Karaman ili Karaman Özel Eğitim Uygulama Okulundaki 2 özel eğitim öğretmeni ve 4’ü kadın 4’ü erkek olmak üzere 8 orta düzey zihinsel engelli öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma nitel bir çalışmadır ve durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Tüm veriler; gözlem, görüşme, araştırmacı notları, ön test- son test ve yaratıcı drama tekniğinin uygulanması ile elde edilmiştir. Veriler tümevarımcı veri analizi, içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak, uygulanan yaratıcı drama etkinlikleri neticesinde belirlenen temalar kapsamında hem anlamlı hem de anlamsız sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında; orta düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin yaratıcı drama etkinliklerine başlamadan önceki sosyal beceri düzeylerinin düşük seviyede olduğu belirlenmiş olmasına karşın, yaratıcı drama tekniğinin orta düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin sosyal becerilerinin gelişimine olumlu katkı sağladığı tespit edilmiştir

    2,300

    full texts

    2,474

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Eğitim ve Bilim / Education and Science (E-Journal)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇