5916 research outputs found
Sort by
MCIM : alan verimli çoklu darbeli tamsayı çarpıcıları.
Fast multipliers with large bit widths can occupy significant silicon area, which, in turn, can be minimized by employing multi-cycle multipliers. This thesis introduces multiple architectures and parameterized Verilog circuit generators for Multi-Cycle Integer Multiplier (MCIM) designs. When implementing an algorithm in hardware or designing a low-end processor, it is possible that less than 1 multiplication is performed per clock cycle on the average. It is also possible that the multiplications per cycle is a fractional number, e.g., 3.5. In such case, we can surely use 4 multipliers, each with a throughput of 1 result per cycle. However, we can instead use 3 such multipliers plus a multiplier with throughput of 1/2. Resource sharing allows a multiplier with a lower throughput to be smaller, hence area savings. Our MCIM designs offer customization in regards to the throughput, latency, and clock frequency. Three MCIM architectures are proposed in this thesis, each with several variations. The architectures are optimized for different speeds and multiplication sizes, maximizing the area reductions that can be achieved for a given application. While the MCIM idea is for a throughput of 1/n, where n is an integer and n ≥ 2, the designs, their variations, and the results in this thesis are for n=2 and n=3. Furthermore, combinations of our MCIM designs can offer throughputs of 2/3 and 5/6. All proposed designs were automatically synthesized and tested for various bit widths. MCIM designs offer up to 21%, 42%, 32%, 42%, and 63% of area savings for bit widths 8, 16, 32, 64, and 128, with respect to synthesizing the "*'' operator with a throughput of 1. Additionally, the proposed designs can also offer power savings under certain conditions.Büyük bit genişliklerine sahip hızlı çarpıcılar, önemli miktarda silikon alanı kaplayabilir. Bu alanı çoklu saat darbeli (kısaca darbe) çarpıcılar kullanarak en aza indirebiliriz. Bu tezde, yenilikçi ve verimli Çoklu-Darbeli Tamsayı Çarpıcıları (MCIM) çalışılmakta olup, ilgili tasarımların mimarileri ve parametrize Verilog devre üreteçleri tarif edilmektedir. Donanımda bir algoritmayı gerçekleştirirken veya basit bir işlemci tasarlarken, ortalamada darbe başına 1'den daha az çarpma olması olasıdır. Ayrıca darbe başına çarpmaların mesela 3.5 gibi kesirli bir sayı olması da yaygındır. Böyle bir durumda, her biri darbe başına 1 sonuç veren (akış hızı = 1) 4 adet çarpıcı kullanabiliriz. Bunun yerine, bir önceki çarpıcılardan 3 adet ve ek olarak 1/2 akış hızına sahip 1 adet çarpıcı kullanabiliriz. Kaynak paylaşımı, daha düşük akış hızına sahip bir çarpıcının daha küçük olmasına, dolayısıyla alan tasarrufuna olanak tanır. Bizim MCIM tasarımlarımız, akış hızı, gecikme ve saat frekansı açısından özelleştirme sunar. Bu çalışmada, kendi içinde (gerçekleme açısından) türevleri olan 3 mimari önerilmiştir. Bu mimariler, farklı hızlar ve çarpma boyutları için optimize edilmiş olup, belirli bir uygulama için elde edilebilecek alan küçültmelerini en üst düzeye çıkarırlar. Her ne kadar MCIM fikri 1/n'lik bir akış hızına yönelik de olsa (n tamsayı ve n ≥ 2), bu tezdeki tasarımlarımız, türevleri ve sonuçlar n=2 ve n=3 içindir. Ayrıca, MCIM tasarımlarımızın kombinasyonları, 2/3 ve 5/6 gibi akış hızları da sunabilir. Önerilen tüm tasarımlar, çeşitli bit genişlikleri için otomatik olarak sentezlenmiş ve test edilmiştir. MCIM çarpıcıları, "*" operatörünün 1 akış hızı için sentezlenmesine göre, 8, 16, 32, 64 ve 128 bit genişlikleri için %21, %42, %32, %42 ve %63'e kadar alan tasarrufu sunar. Ek olarak, önerilen tasarımlar belirli koşullar altında güç tasarrufu da sağlayabilmektedir
Çiftlerde depresyon, anksiyete ve stres seviyelerinin iletişim örüntüleriyle ilişkisi.
The present study examined the relationship between the demand/ withdraw pattern and levels of depression, anxiety, and stress in newlywed couples. The sample consisted of 107 Turkish heterosexual couples that were part of another project at Ozyegin University. Scale data were collected online and the observational data in the laboratory. Participants were asked to complete the Depression, Anxiety, and Stress Scale (Lovibond & Lovibond, 1995) and Demographic Information Form. Couple Interaction Rating System (CIRS) developed by Heavey, Gill, and Christensen (1998) was used to measure the demand/ withdraw pattern during two discussion sessions and each session included an important topic for each partner. Actor Partner Interdependence Model (APIM) was conducted in the data analysis. For both the husbands’ and wives’ topics, the results indicated a negative significant relationship between husband demand/ wife withdraw pattern and men’s depression levels (actor effect). Again for both the husbands’s and wives’ topics, the results for the partner effects showed a positive significant relationship between the wife demand/ husband withdraw pattern and men’s level of anxiety, and a significant negative relationship with men’s level of stress. Findings are discussed regarding the literature and possible implications in both research and clinical areas. Finally, the contributions of the current study, its limitations and possible directions for future research were discussed.Bu çalışma, Türkiye'deki yeni evli çiftlerde talep etme/geri çekilme deseni ile eşlerin depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Örneklem, Özyeğin Üniversitesi'nde başka bir projenin bir parçası olan 107 heteroseksüel çiftten oluşmaktadır. Veriler hem çevrimiçi hem de laboratuvar ortamında toplanmıştır. Katılımcılardan Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (Lovibond ve Lovibond, 1995) ile Demografik Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Çift Etkileşim Değerlendirme Sistemi (CIRS), Heavey, Gill ve Christensen (1998) tarafından geliştirilmiş ve her eş için önemli bir konuyu içeren iki tartışma oturumunda talep etme/geri çekilme desenini ölçmek için kullanılmıştır. Veri analizinde APIM kullanılmıştır. Sonuçlar, her iki konu için de erkek eşin talep etmesi/ kadın eşin geri çekilmesi deseni ile erkeklerin depresyon düzeyleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, kimin konusunun tartışıldığı fark etmeksizin, kadın eşin talep etmesi/ erkek eşin geri çekilmesi deseni ile erkeklerin anksiyete düzeyi arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Yine kimin konusu olduğundan bağımsız olarak sonuçlar kadın eşin talep etmesi/ erkek eşin geri çekilmesi deseni ile erkeklerin stres düzeyi arasında anlamlı negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bulgular, literatür ile ilişkilendirilmiş ve hem araştırma hem de klinik alanlarda olası sonuçlar bağlamında tartışılmıştır. Son olarak, bu çalışmanın katkıları, sınırlılıkları ve gelecekteki araştırmalar için olası yönelimler tartışılmıştır
The politics of the welfare state in Turkey: How social movements and elitecompetition created a welfare state
N/
Farklı dizayn parametrelerinin dolgulu nervür tipi döşemeli betonarme binaların deprem performansına etkisi.
Filler-joist floor systems have been widely used in recent years for the typical reinforced concrete residential buildings in Turkey. Compared to traditional beam-slab flooring systems, ribbed flooring systems may be insufficient in transferring shear forces to the shear walls and columns due to insufficient floor thicknesses, and as a result, they can cause severe damage under earthquake loads. For this reason, the current seismic design code of Turkey only allows for the use of this system with limited restrictions. The aim of this study is to evaluate the seismic performance of this type of structural systems under different design parameters including reinforced concrete slab thickness, filler block depth, number of stories and existence of shear walls. In this respect, a generic study building is investigated for different combinations of considered design parameters and three-dimensional analytical models of each study building are subjected to linear and nonlinear static analyses. The outcomes of this research proved that RC buildings with this floor system is more susceptible to seismic damage with thinner slabs and without shear walls.Dişli döşeme sistemleri son yıllarda Türkiye'deki tipik betonarme konut binalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Geleneksel kiriş-döşeme tipi döşeme sistemleri ile karşılaştırıldığında, dişli döşeme sistemleri döşeme kalınlıklarının yetersizliği nedeniyle perdelere ve kolonlara kesme kuvvetlerinin aktarılmasında yetersiz kalabilir ve sonuç olarak deprem yükleri altında ağır hasarlara neden olabilmektedir. Bu nedenle, Türkiye'nin mevcut sismik tasarım yönetmeliği bu sistemin kullanımına sadece bazı kısıtlamalarla izin vermektedir. Bu çalışmanın amacı, betonarme döşeme kalınlığı, dolgu blok derinliği, kat sayısı ve perde duvar varlığı gibi farklı tasarım parametreleri altında bu tip taşıyıcı sistemlerin sismik performansını değerlendirmektir. Bu bağlamda, genel bir çalışma binası, dikkate alınan tasarım parametrelerinin farklı kombinasyonları için incelenmiş ve her bir çalışma binasının üç boyutlu analitik modelleri doğrusal ve doğrusal olmayan statik analizlere tabi tutulmuştur. Bu araştırmanın sonuçları, dişli döşeme sistemine sahip betonarme binaların, yeterli kalınlıkta döşemeler ve perde duvarlar olmadan sismik hasara karşı daha hassas olduğunu kanıtlamıştır
Z kuşağı için çamaşır eğitimi: sürdürülebilir giyim bakımı eğitiminde artırılmış gerçekliğin rolünün araştırılması.
The purpose of this study is to explore the use of Augmented Reality (AR) as a mediator for training sustainable garment care (washing, drying, and ironing) to Generation Z. There are around 60 distinct laundry indications that explain how items should be laundered. This thesis deals with a prevalent issue as the tendency of individuals to be rely on personal habits and routines due to the variety of instructions and lack of proper training. Unsustainable Personal habits significantly impacts environmental issues like high level of energy and water consumption, considerable amount of greenhouse gasses emission, and low clothes durability. To tackle this issue, marker-based Augmented Reality (AR) experiences are designed for endangered species that are affected directly or indirectly by the fashion industry. In this study, 24 individuals participated, and the data collection and analysis method employed was ethnographic research with a thematic content analysis approach. Findings revealed a generally positive perception towards the use of AR technology. Participants exhibited higher awareness, engagement, and agreed on its effectiveness, eliciting strong positive emotions. Despite some initial unfamiliarity with AR at the pre-experiment stage, most respondents acknowledged the beneficial role of AR in training for sustainable garment care.Bu tezin temel amacı, Z kuşağının sürdürülebilir giysi bakımı (yıkama, kurutma ve ütüleme) eğitimini sağlamak için Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisinin nasıl bir aracı olarak kullanılabileceğini araştırmaktadır. Giyim bakım için kullanılan yaklaşık 60 farklı simge ve çamaşır yıkama talimatı mevcuttur. Bu çeşit fazlalığı ve eğitim eksikliği nedeniyle, birçok kişi yıkama yöntemini kendi rutinlerine göre belirler. Bu alışkanlık, ev içi enerji ve su tüketiminin artması, sera gazlarının salınımı ve giysi dayanıklılığının azalması gibi çevresel sorunları önemli ölçüde etkilemektedir. Bu sorunun üstesinden gelmek için, moda endüstrisinden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen nesli tükenmekte olan türler için işaret tabanlı Artırılmış Gerçeklik (AR) deneyimleri tasarlanmıştır. 24 kişinin katıldığı bu çalışma, veri toplama ve analiz yöntemlerinin kullanıldığı vetematik içerik analizi yaklaşımının uygulandığı etnografik bir araştırmadır. Bulgular, katılımcıların AR kullanımına yönelik olarak genel anlamda olumlu olduklarına dair bir algı sunmaktadır. Katılımcılar, farkındalıklarının arttığını, daha fazla katılım sağladıklarını ve bu yöntemin etkinliğini kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Tüm bu faktörler katılımcılardaki güçlü olumlu duyguları tetiklemiştir. Deney öncesi aşamada AR'ye ilk başta aşina olmamalarına rağmen, yanıt verenlerin çoğu AR'nin sürdürülebilir giysi bakımı eğitimindeki olumlu rolünü kabul etmiştir
Solving a new application of asymmetric TSP by modified migrating birds optimization algorithm
In this study, we first introduce a new application of the asymmetric traveling salesman problem which is about a small restaurant with one cook and a single stove. Once a meal has started cooking on the stove, the cook prepares the next meal on the table where the preparation time is dependent on the previous meal prepared. For the solution of this problem, besides several simple construction algorithms and a new version of the simulated annealing (SA) algorithm, we focus on enhanced versions of the recently introduced migrating birds optimization (MBO) algorithm. The original MBO algorithm might suffer from early convergence. Here we introduce several different ways of handling this problem. The extensive numerical experimentation conducted shows the superiority of the enhanced MBO over the original MBO (about 2.62 per cent) and over the SA algorithm (about 1.05 per cent)
Çevrimiçi platformlara özgü üretilen program formatlarının internet ortamında korunması
Bu tez çalışması medya ve eğlence sektörlerinde ticari ve kreatif açıdan önemli bir yer tutan program formatlarının tartışmalı hukuki niteliklerinin ve bu formatlara sağlanabilecek hukuki korumanın incelenmesi maksadıyla kaleme alınmıştır. Programlar ve program formatları birbirlerine karıştırılmaması gereken farklı yapıtlar olup formatlar, görsel işitsel bir eser olan programların yapıtaşı olan yazılı ürünlerdir. Gelişen teknoloji sayesinde eser ve içeriklere ulaşma yöntemleri çeşitlenmiş, fikri mülkiyet hukuku internet ve dijitalleşmeden önemli ölçüde etkilenmiştir. Çalışmamızda program formatlarının hukuki nitelikleri ve fikri mülkiyet hukuku kapsamında eser olarak korunup korunamayacakları, hukuk doktrinindeki farklı görüşler ve Yargıtay ve yabancı ülkelerin yüksek mahkemelerine ait kararlar çerçevesinde değerlendirilmiş, devamında eser sahibinin mali hakları; internet ortamında gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine, önemli çevrimiçi ortam aktörlerine ve temel bilişim hukuku esaslarına değinilerek incelenmiştir. Program formatlarına sağlanabilecek özel hukuk koruması irdelenerek çalışma noktalanmıştır.This thesis has been prepared to study the controversial legal characteristics of and the legal protection that may be provided to the program formats, which have a great importance in the media and entertainment industries in terms of commerce and creativity. Programs and program formats are different intellectual creations that shall not be confused with each other, and as a matter of fact, formats are literary works that form the basis blueprints of forenamed audiovisual programs. Through developing technology, the methods of accessing to the intellectual work and content have been diversified, and intellectual property law has been affected by the internet and digitalization. In this thesis, the legal characteristics of the program formats and whether they are eligible to the protection provided by the copyright as an intellectual work have been evaluated within the scope of different opinions in the legal doctrine and The Supreme Court decisions including The Court of Cassation of Republic of Türkiye’s rulings. Subsequently, the author’s economic rights have been discussed by referring to the copyright infringements that may occur on the internet, major online actors and basic principles of the information technology law. The study has been concluded with the examination of the private law protection that is applicable to the program formats
Kapalı ofis ortamında farklı hava difüzörleri ile termal konforun sayısal olarak incelenmesi.
People spend most of their time in indoor environments, which highlights the significance of heating, ventilation, and air conditioning (HVAC) systems in these spaces. While ensuring the comfort of occupants in indoor spaces, it is also essential to maintain the efficient operation of these systems. Studies related to this topic are ongoing in the present day. HVAC should not only be seen as individual devices within it, but rather as a whole system. By doing so, the efficiency of each component can be enhanced. HVAC systems consist of various components, including heating and cooling units, ventilation units, dampers, air terminals, louvers, ducts, and pipes, among others. One of the most crucial elements that interact with the indoor environment is the air terminal. In this thesis, the interaction of air terminals with occupants in indoor spaces was observed and visualized using Computational Fluid Dynamics (CFD). Three types of diffusers were used in the study: square diffuser, four-way swirl diffuser, and a hexagonal diffuser designed by Cem Keskin. The interaction of these diffusers with the air inside the room, their airflow characteristics, and their impact on thermal comfort were investigated. The Fanger method's six variables were discussed in this context. Based on the findings, it was observed that the airflow characteristics of the hexagonal diffuser varied based on the openings, while the four-way swirl diffuser was found unsuitable for providing thermal comfort in an office environment. Additionally, when aiming for even air distribution, there is no energy difference among the diffusers. However, if only a specific area require conditioning, it's noticeable that the hexagonal diffuser consumes less energy compared to the other types of diffusers.İnsanlar çoğu zamanını kapalı ortamlarda geçirdiğinden dolayı bu alanların ısıtma, soğutma ve havalandırması (HVAC) büyük önem arz etmektedir. Kapalı alanda bulunun sakinlerin konforu sağlanırken aynı zamanda bu sistemlerin verimli çalışabilmesi sağlanmalıdır. Bu konuyla ilgili çalışmalar günümüzde devam etmektedir. HVAC sadece içerisindeki ana cihazlarla alınmamalı aksine bir bütün olarak gözler önüne serilmelidir. Böylelikle, içerisindeki her bir yapı taşının verimi arttırılabilir. HVAC sistemleri birçok komponentten oluşmaktadır. Bunlar içerisinde ısıtma soğutma üniteleri, havalandırma üniteleri, damperler, hava terminalleri, panjurlar, kanallar, borular gibi birçok element sıralanabilir. Kapalı alan içerisinde onunla etkileşime geçen en önemli unsur ise hava terminalleridir. Bu tez çalışmasında hava terminallerinin kapalı alandaki sakinler ile nasıl bir etkileşim içerisinde oldukları Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD) kullanılarak gözlemlenip görselleştirilmiştir. Tezde kara difüzör, dört yön üflemeli swirl difüzör ve Cem Keskin tarafından tasarımı yapılan altıgen bir difüzör kullanılmıştır. Bu difüzörlerin oda içerisindeki hava ile etkileşimi, hava karakteristikleri ve ısıl konfora etkisi gözlemlenmiştir. Fanger tarafından bulunan methodun 6 değişkeni hakkında bahsedilmiştir. Bunlar ışığında, altıgen difüzörün hava karakteristiği açıklıklarına göre değiştiği sonucuna varılmış, dört yön üflemeli swirl difüzörün ise ofis ortamında ısıl konforu sağlamak için uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca eşit hava dağılımı hedeflendiğinde difüzörler arasında enerji farkı oluşmamamıştır. Ancak yalnızca belirli bir alanın şartlandırılması gerekiyorsa, altıgen difüzörün diğer difüzör türlerine göre daha az enerji tükettiği fark edilmiştir
Knowledge transfer to aid social coding: The case of Stack Overflow
Focused online question and answer (Q&A) communities aid social coding. Despite the growing importance of social coding, knowledge transfer in this context remains under-researched. Our primary objective is to understand the knowledge transfer process in this context. We conceptualize knowledge transfer as a process that is impacted by the prior knowledge transfer interactions (network) among participants and is augmented by gamification. We argue that social capital resulting from prior knowledge transfer network interactions impact answer quality. Moreover, we also argue that the relationship between social capital and answer quality is moderated by the complexity of the knowledge transferred. Hence, our models draw from multiple related research streams: online communities, knowledge transfer, social capital, and gamification. These models are empirically tested using data from Stack Overflow (SO), a popular online Q&A community that aids social coding. Our results help to understand knowledge transfer in Q&A communities that aid social coding. Moreover, our results have implications for research on other types of Q&A communities and can inform development of platforms to support online communities.Belk College of Business ; UNC-Charlotte ; U.S. Department of Commerc
Lojistik ve üretim planlamada gürbüz optimizasyon uygulamaları.
We analyze three applications of the robust optimization approach in this thesis. The initial part is dedicated to planning a dairy production and distribution problem considering uncertain demand. The second part presents an adjustable robust optimization approach for relief distribution in a post-disaster scenario where travel times are uncertain. Lastly, in the third part, we tackle the electric bus scheduling problem that incorporates uncertainty in both travel times and energy consumption. The first part of this thesis investigates a robust dairy production and distribution planning problem that considers the complexities of dairy production, including perishability, sequence dependence, and demand uncertainty. To tackle this uncertainty, we introduce an adjustable robust optimization approach that generates a robust and Pareto-efficient production and distribution management plan. This approach provides decision-making flexibility by allowing for adjustments based on the actual demand observed over a multi-period planning horizon. The effectiveness of the proposed method is evaluated through extensive Monte Carlo simulation experiments. Additionally, we conduct a case study to demonstrate how the adjustable approach outperforms the static robust approach in terms of the objective function value and solution performance. In the second part, we present an adjustable robust optimization approach for relief supply distribution in the aftermath of a disaster. The approach generates routes for relief logistics teams and determines the service times for visited sites to distribute supplies, taking into account the uncertainty of travel times. The model allows for adjustments to service decisions based on real-time information, resulting in robust solutions for the worst-case scenario of travel times but also more flexible and less conservative than those of static robust optimization. Due to the computational complexity of solving resulting models, we propose heuristic algorithms as an alternative solution approach. Using 2011 earthquake data from the Van province of Turkey, we have also demonstrated the effectiveness of our approach. In the last part, we investigate a scheduling problem for electric fleets faced with uncertain travel times and energy consumption. We propose a mixed-integer linear programming model to optimize electric fleet purchasing and charging operation costs, utilizing robust optimization to address uncertainty. A new uncertainty set is introduced to control the robustness of the solution. The model determines the required number of buses to cover all trips, schedules the trips, and designs charging plans for the buses. We evaluate the effectiveness of the model through extensive Monte Carlo simulations. Additionally, we present a case study on the off-campus transport network at Binghamton University to demonstrate the real-world applicability of the model and solution approach.Bu tezde gürbüz optimizasyon yaklaşımının üç uygulamasını analiz ediyoruz. İlk bölüm, belirsiz talep ortamında süt üretimi ve dağıtımının planlanmasına ayrılmıştır. İkinci bölüm, seyahat sürelerinin belirsiz olduğu bir afet sonrası senaryoda yardım dağıtımı için ayarlanabilir gürbüz bir optimizasyon yaklaşımı sunar. Son olarak, üçüncü bölümde, hem seyahat süreleri hem de enerji tüketimindeki belirsizliği içeren elektrikli otobüs çizelgeleme problemini ele alıyoruz. Bu tezin ilk kısmı, bozulabilirlik, sıra bağımlılığı ve talep belirsizliği dahil olmak üzere süt üretiminin karmaşıklıklarını dikkate alan gürbüz bir süt ürünleri üretimi ve dağıtım planlama problemini araştırmaktadır. Bu belirsizliğin üstesinden gelmek için, gürbüz ve Pareto açısından verimli bir üretim ve dağıtım yönetim planı oluşturan, ayarlanabilir gürbüz bir optimizasyon yaklaşımı sunuyoruz. Bu yaklaşım, çok dönemli bir planlama ufkunda gözlemlenen gerçek talebe dayalı ayarlamalara izin vererek karar verme esnekliği sağlar. Önerilen yöntemin etkinliği, kapsamlı Monte Carlo simülasyon deneyleri ile değerlendirilmiştir. Ek olarak, ayarlanabilir yaklaşımın, amaç fonksiyonu değeri ve çözüm performansı açısından statik gürbüz yaklaşımdan nasıl daha iyi performans gösterdiğini göstermek için bir vaka çalışması yürütüyoruz. İkinci bölümde, bir afet sonrasında yardım malzemesi dağıtımı için ayarlanabilir gürbüz bir optimizasyon yaklaşımı sunuyoruz. Yaklaşım, yardım lojistiği ekipleri için rotalar oluşturur ve seyahat sürelerinin belirsizliğini hesaba katarak malzemeleri dağıtmak için ziyaret edilen sitelerin hizmet sürelerini belirler. Model, gerçek zamanlı bilgilere dayalı hizmet kararlarında ayarlamalara izin vererek, seyahat sürelerinin en kötü senaryosu için gürbüz çözümler sağlar, ancak aynı zamanda statik gürbüz optimizasyondan daha esnek ve daha az ihtiyatlıdır. Ortaya çıkan modelleri çözmenin hesaplama karmaşıklığı nedeniyle, alternatif bir çözüm olarak sezgisel algoritmalar öneriyoruz. Türkiye'nin Van ilinden 2011 deprem verilerini kullanarak, yaklaşımımızın etkinliğini de gösterdik. Son bölümde, belirsiz seyahat süreleri ve enerji tüketimi ile karşı karşıya kalan elektrik filoları için bir çizelgeleme problemi inceliyoruz. Belirsizliği ele almak için gürbüz optimizasyondan yararlanarak, elektrik filosu satın alma ve şarj işletme maliyetlerini optimize etmek için yeni bir karma tamsayılı doğrusal programlama modeli öneriyoruz. Çözümün gürbüz lığını kontrol etmek için yeni bir belirsizlik seti tanıtıldı. Model, tüm yolculukları kapsayacak şekilde gerekli otobüs sayısını belirler, yolculukları planlar ve otobüsler için ücretlendirme planları tasarlar. Kapsamlı Monte Carlo simülasyonları aracılığıyla modelin etkinliğini değerlendiriyoruz. Ek olarak, model ve çözüm yaklaşımının gerçek dünyada uygulanabilirliğini göstermek için Binghamton Üniversitesi'ndeki kampüs dışı üniversite ulaşım ağına ilişkin bir vaka çalışması sunuyoruz